onedio
Yıpranmış Saçlara Bal Maskesi
Bal özellikle yıpranmış ve kuru saçlar için birbirinden etkileyici sonuçlar vermektedir. Bal ile yapacağınız saç maskesi ile saçlarınızı daha canlı,parlak ve sağlıklı bir hale getirebilirsiniz.Saçlarınızı daha parlak hale getirecek bir maske için: 1 çay kaşığı balı, 4 bardak sıcak suda eritiniz.Saçlarınızı şampuanladıktan sonra hazırlamış olduğunuz suyu saçlarınızın dibine çok fazla değdirmeden uçlarına doğru uygulayınız.Daha sonra durulama yapmadan saçlarınızı kurutun. Bu uygulamadan sonra etkili parlaklığı görünce şaşıracaksınız.Bal ile saç bakım kremi yapmak için;1/2 fincan balı 1/4 fincan saf zeytinyağı ile karıştırınız. Saçlarınız normal kuruluktaysa yalnızca 1 yemek kaşığı yağ katınız. Karışımı saçlarınıza sürdükten sonra başınıza bir bone takıp yarım saat bekleyiniz. Saçlarınız şampuanla yıkadıktan sonra durulayınız. Kuru saçlarınızın ne kadar canlı parladığını göreceksiniz.
İnce Bel Sahip Olmak İçin 5 Öneri!
İnce bel her kadının hayali. Sahip olmak ise asla imkansız değil.İnce bir bele sahip olmak için sadece yapmanız gereken sağlıklı beslenmek. İşte ince bir bele giden yolun adımları…Yemeklerden önce bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin. Suyun verdiği tokluk hissi sayesinde porsiyonlarınızda azalmalar meydana gelecektir.Beyaz ekmeği hayatınızdan çıkarın! Tam tahıllı ekmek tüketmek hem daha sağlıklı hem de kilo almanızı önleyici bir etken. Lifli gıdalar sindirim sistemini hızlandırdığı için tükettiğiniz besinleri sindirmek daha kolay olacaktır.İnce bir bele sahip olmanın yolu düzenli spordan geçiyor. Haftanın 3 günü sporu alışkanlık haline getirin. Özellikle pilates belinizi inceltmek isteyenler için oldukça etkili.Sırf gözünüzü doyurmak için tepelediğiniz tabaklarla vedalaşın! Daha az ve daha küçük porsiyonlar tercih edin.Açlık hissini son noktada hissedecek kadar aç kalmayın. Ne kadar çok aç hissederseniz o kadar çok yemek yersiniz. Sık sık ve az yemek tüketin.
Göbek Bölgesindeki Yağlar Nasıl Erir?
İnsan vücudunda yağ dokusu genelde göbek bölgesinde ve kalçada “gluteal bölge” dediğimiz yerlerde toplanır. Göbek bölgesindeki yağlar obezitenin teşhisinde önemli rol oynar. Kadın ve erkekte ideal bel ölçüsü formülü kullanılır. İDEAL SINIRLAR Obezite sınırı, global değerlere göre, kadınlar için 80 cm, erkekler için 94 cm olarak tespit edilmiştir. Ama Türk kadınlarında bel ölçüsü 84 cm olarak kabul edilir. Göbeğinizin çevresi bunun üzerinde ise obezite sınırını geçmişsiniz demektir. Göbek veya kalça bölgesindeki yağlanmanın temeli fazla kilo almaktır. Bu yağların eritilmesi için yapılacak şey de ideal kiloya düşmek için çabalamaktır. Yeterli ve dengeli bir beslenme programının takip edilmesi gerekir. Göbek bölgesine yönelik bir diyet ya da fiziksel aktiviteden ziyade, vücudun bütününe yönelik yapılması gereken diyet ve aktiviteler önerilir. GÖBEĞE YÖNELİK HAREKETLERGöbek eritici diyet gibi bir şey zaten olmaz. 10 kilo fazlası olan birini düşünün. Ona istediğiniz kadar göbek eritici hareket verin işe yaramaz, çünkü yağı eritmek için mutlaka diyet yapılmalıdır. Bu kişi 10 kilo verdiğinde eğer hala göbeği kalıyorsa o zaman bu bölgeye yönelik birtakım hareketler önerilir. Kişi 10 kilo fazlalığı verdikten sonra sağında ve solunda kalan yağlar için, spor aletleri, G5 denilen masaj aletleri, manyetik rezonans gibi yardımcı aletler önerilebilir.
Çocuklarda Öpücük Hastalığı
Çocuğunuzdaki halsizlik, boğaz ağrısı, bademcik büyümesi ve ateşin nedeni kimi zaman yetişkinler tarafından sık sık öpülmesinden kaynaklanıyor olabilir. Çocukları günlerce yatağa düşürebilen bu rahatsızlık bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak pek çok ciddi hastalığa da davetiye çıkarabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak, öpücük hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Halk arasında öpücük hastalığı olarak bilinen enfeksiyon EBV (Epstein-Barr virus) adlı virüse bağlı olarak gelişmektedir. İnsandan insana tükürük yolu ile bulaşma olduğu için öpücük hastalığı olarak bilinmektedir. Tıbbi adı “İnfeksiyöz mononükleoz” dur. Öpücük hastalığının kuluçka dönemi yaklaşık 40 gündür ama küçük çocuklarda bu süre 15-20 güne kadar kısalabilmektedir. Bu virüs bulaşan kişilerde hastalık tablosunun oluşması o kişinin bağışıklık sistemi ile ilgilidir. Bazı kişilerde virüs bulaşmış olsa bile bağışıklık sistemi iyi çalışıyorsa hastalığın klinik bulguları gözlenmemektedir. Hastalık küçük çocuklarda (2 yaş altında) hiç belirti vermeden de geçirilebilmektedir. Sıradan bir üst solunum yolu enfeksiyonu ile karışabilir Öpücük hastalığı bulaşan kişilerin ağız ve boğaz salgılarında çoğalan virüs diğer insanlara öpüşme yoluyla geçmektedir. Kan ve kan ürünleri yoluyla da bulaşmalar olabilir. Nadiren hasta kişilerin tükürüğü ile bulaşmış bardak, çatal, kaşık gibi şeylerden de bulaşmalar olabilir. Virüs bulaşan kişilerin ilk 2 hafta şikayetleri olmaz. Bu virüs tükürük bezleri ve ağız içi lenf dokusunda çoğalır. Daha sonra kana karışan virüs ile birlikte şikayetler başlar. İlk belirtiler sıradan bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibidir. Halsizlik, boğaz ağrısı, ateş ve boyun lenf bezlerinde büyümeler gözlenir. Bademcikler büyür, boğaz kızarır. Hastaların %30′unda bademcik üzerinde yaygın beyaz renkte iltihap gözle görülebilir. %50 hastada dalak büyümesi, %20 hastada karaciğer büyümesi muayene ile saptanabilir. Yüz ve dudaklarda ödem görülebilir. Antibiyotik tedavisi işe yaramıyor Bazı hastalarda tüm vücutta döküntü de gelişir. Ateş çok yüksek olur ve sıradan bir boğaz enfeksiyonuna göre uzun sürer. 7-8 gün yüksek ateş devam (39-39,5) edebilir. Hastalık etkeni bir virüs olduğu için antibiyotik tedavisi burada etkisizdir ve kişi antibiyotik kullansa bile ateşin düşmemesi ve boğaz bulguları öpücük hastalığını akla getirir. Bu hastalığın klinik bulguları “Beta” mikrobuna bağlı boğaz enfeksiyonu ile karışabilir. Bu nedenle ayırt etmek için boğaz kültürü alınmalı beta enfeksiyonu bulunamazsa öpücük hastalığı incelemeleri yapılmalıdır. Nadir de olsa böbrek ve kalp yetmezliği, sarılık, artrit ( eklem iltihabı), kansızlık, hepatit, menenjit ve dalak yırtılması gibi çok ciddi klinik tablolar oluşabilmektedir. Hastalık ile ilişkili halsizlik durumu aylarca sürebilir. Vakit kaybetmeden doktora başvurulmalı Hastalığın tanısı tipik klinik bulgular ile konulur. Laboratuvar testlerinde lökosit artışı gözlenir. Bu lökositlerin bir kısmı öpücük hastalığına özgü özel lenfositlerdir (atipik lenfositler). Kesin tanı için kan tahlillerinde bu virüse karşı oluşan antikorlar ölçülebilir. Bu antikor testleri hastalığın daha önceden geçirilmiş olduğunu veya o anda geçirilmekte olduğunu kesin olarak saptayabilir. Ateşli dönemde ateş düşürücü ilaçlar kullanılır. Yatak istirahati şarttır. Özellikle dalak büyümesi olan hastalarda dalağın yırtılma riski olması nedeniyle yatak istirahati çok önemlidir. Dalak hassasiyet kazandığı için spor faaliyetleri esnasında kolayca yırtılabilir. Anti viral ilaçların öpücük hastalığında etkinliği kesin olarak saptanamamıştır. Öpücük hastalığı bulaşıcı bir hastalık olduğu için bu tanı konan çocuklar okuldan en az 15 gün uzak tutulmalıdır. Şüpheli vakalar bardak, çatal bıçak gibi yemek malzemelerini başkaları ile paylaşmamalıdır. Takibinde dalak büyümesi olanlar dalak normale küçülene kadar spor faaliyetlerinden uzak kalmalıdır.
Eda Taşpınar'dan Sıkı Bir Vücut İçin Tavsiyeler
Uzun yıllardır yaptığım spor egzersizleri bana artık yetersiz kalınca “ military bootcamp ” ile tanıştım. Bu egzersiz kendi tasarladığım bikiniyi sıkılaşmış bir vücuda giymemi de sağlıyor ve ister istemez özgüven de sağlıyor. Bu sporu yapmak istiyorsanız öncelikle sabırlı olacaksınız. “ Eda’nın yaptığı antremandan yapayım ” diye bir şey yok. Bu spor için önce beyniniz sonra kalbiniz de hazır olmalı… ıkı bir vücut için uzun zamandır egzersiz çalışmaları yapıyorum ama son bir yıldır yaptığım military boot camp istediğim gibi bir vücut yakalamamı sağladı. Bootcamp vücut ağırlığı ve sistematik askeri egzersizleri kullanılarak, tempolu bir şekilde metabolizmayı hızlandırıp, maksimum yağ yakımını ve dayanıklılığı arttırıyor. Bu egzersizi 3′er setler ile yapıyorum. Egzersizi yaptığım zamanlar kalp atışım ve nabızım çok yukarılara çıkıyor. Bu sayede de vücutta yağ yakımı oluyor ve kalp güçleniyor. En önemlisi ise vücudum sıkılaşıyor ve daha fit bir görüntü kazanıyorum. Bu aşamaya ulaşmak için belirli aşamalardan geçtim. Son bir yıldır military bootcamp yapıyorum ve bunca yıldır yaptığım hiçbir sporda bu kadar yüksek seviyeye gelmemiştim. Tatilde olmama rağmen hâlâ ufak egzersizler ile devam ediyor. Tatil yaptığım yere kendi aletlerimi de getirdim. Bu sporda sağlıklı beslenmek çok önemli. Çünkü spor yüzde 40, yüzde 60′i ise tamamen yemek. “ Ağır spor yapıyorum sonra oturup deli gibi yemek yiyorum ” dersen, sporun faydası oluyor ama sıkılaşmıyorsun. Beyaz bikinimi kendim tasarladım. Seneye çok özel bir koleksiyonla satışa çıkacak… Tramplende zıplıyorum. Aralarda merdiven basamaklarını kurbağa gibi zıplayarak inip çıkıyorum. Kolay gibi gözüküyor değil mi, tahmin ettiğinizden çok daha zor. Nabız 180′e çıkıyor ve aniden 80′e iniyor. Daha sonra da bir diğer set başlıyor. Mesela 3 hareketli set var, her birinde ayrı ayrı 3 hareket var. Yani toplam 54 ayrı hareket yapıyorum. Bu antrenmanlar sırasında bol bol su içilmelisiniz… Bu zorlu setlerden sonra halim kalırsa üstüne 30 dakika da koşuyorum. Yaz olduğu için koşmak yerine günde 40 dakika yüzüyorum. Bir de akşam üzeri günde 2 saat sörf yapıyorum. Sörf bütün kasları çalıştırıyor aynen yüzme gibi. Herkesin metabolizması farklı çalışır ama ben bu tarz bir spor için yediğim içtiğime büyük önem veriyorum. Sabahları 2 büyük dilim kahverengi ekmek, peynir, yağsız hindi füme, domates, çay, yumurta yiyorum. Ağır spor yapıyorsanız mutlaka protein almanız gerekiyor. Çünkü ağır antrenman yapınca vücutta kaslar yırtılıyor, bu yırtılmayı vücut onarmak için kalpten kan pompalıyor ve onarıyor. Ufak karın kasları için gerekli şeyler… Onarım sırasında vücudun bellirli bir proteine ihtiyacı var. “ Oh rahatlıkla protein alabilirim ” demeyin çünkü fazlasını vücut yağa çeviriyor. Her şeyi kıvamında yapmalı. Öğlenleri ızgara tavuk göğsü, domates, salatalık ve iki dilim ekmek yiyorum. Akşamları ise mutlaka sebze yiyorum bazen de balık. Eti akşam değil de öğlen yemeyi tercih ediyorum. Mümkün oldukça az karbonhidrat almalı, hiç almamak egzersiz yapan bünye için büyük yanlış. Şekerden uzak durmalı. Maalesef çikolatayı çok yiyorum. Ondan uzak duruyorum. Şekerin en kötü yaptığı şey deriyi yaşlandırmak. O yüzden kararında yemeli. Military bootcamp yapıyorsanız öncelikle sabırlı olmalısınız. “ Eda’nın yaptığı antremandan yaptım, sıkılaşmadım ” diye bir şey yok. Senelerdir spor yapıyorum. Bunun için kalbimin de, beynimin de hazır olmasını bekledim. Çok insan biliyorum heves edip, spora yazılıp gitmiyor. Vücudumun sıkılığı için haftanın beş günü spordaydım. Bunu rutine sokmalısınız ve yaşam kuralınız olmalı. Kendinize bakmalısınız. Kendine bakan kadın ile bakmayan arasında büyük fark oluyor. “ Spor yapmıyorum ” demeyi asla kabul etmiyorum. Military bootcamp yapacaksanız kendinizi doktora kontrol ettirmelisiniz. Spor yaptıkça aşama kaydediyorsunuz ve güçleniyorsunuz. Yaptığım hareketler bir süre sonra yetmiyor… Anlattığım spor bir anda yapılacak bir şey değil. Ufak ufak adımlarla bu seviyeye yükseliyorsunuz.
Reklam
İştah Kesen Yiyecekler
Diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum? Açlığımı bastıramıyorum? Bunun gibi sorunlarınız varsa size bir kaç önerim olacak. Açlığımı nasıl bastırırım diyorsanız ilk yapmanız gereken sizi tok tutan besinler tüketmeniz olacaktır. Bu tür besinler hem sizi uzun süre tok tutacak hem de açlığınızı bastırmanıza yardımcı olacaktır.
İçtikçe Zayıflayacağınız 5 İçecek
Kilo vermek hayatınızı değiştirebilir.Özgüveniniz artar,sağlığınız açısından bir çok faydası vardır.Kilo vermek için spor ve diyet yapmak kadar sıvı tüketmek de çok önemlidir.
Reklam
Uykusuzluk Problemine Melatonin Desteği
Melatonin uyku sırasında beynin kozalaksı kısmı tarafından üretilir ve vücudun normal biyoritmini sürdürmesine yardım eder. Vücut saatimizi kontrol etmesi nedeniyle (uyuma-kalkma devri) uykusuzluk ve zaman farkından doğan uyku düzensizliğinin tedavisinde faydalıdır. Yaşlandıkça melatonin seviyelerimiz azalır. Besin destekleri bu yaşlanma sürecini yavaşlatırlar, özellikle Alzheimer hastalığı dahil birçok hastalığa neden olan beyin hücrelerinin oksitlenme hasarını önlemeye yardımcı olur, latoninin ayrıca baş ağrısı vakalarını azalttığı ve kanserle mücadele eden hücreleri aktive ederek bağışıklık işlevini sağladığı ve habis hücrelerin yayılmasını önlemeye yardımcı olduğu bulunmuştur. Gıda ve Besin Desteği Tavsiyesi Melatonin; bir hormon olmasına rağmen bir besin desteği olarak satılır. Zaman farkından doğan uyku düzensizliği için tavsiye edilen varış yerinde uyuyacağınız zamandan yarım saat önce dil altında eriyen mg.dir (dil altı biçimi). Uykusuzluk için uyku zamanı öncesi 1-5 mg. tavsiye edilir. (1 mg. ile başlayın ve eğer ihtiyaç duyarsanız artırın. 5 ‘i aşmayın.) Genel bir yaşlanma önleyici destek olarak yatma zamanı öncesi 0.5-1 mg. (dil altı biçimi) tavsiye edilir. Eğer gece yarısı atıştırma alışkanlığınız varsa melatonin üretimini de artırabilecek muz iyi bir seçimdir....haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Glisin Nedir?
Kimi zaman amino asitlerin en basiti olarak söz edilmesine rağmen, glisin (glycine) dikkate değer faydalar göstermiştir. Düşük hipofiz işlevinin tedavisine yardımcı olduğu bulun­muştur ve ayrıca vücuda tamamlayıcı kreatin tedarik etti­ğinden (kas işlevi için temel) ilerleyen adale erimesinin te­davisinde etkili olduğu bulunmuştur. Şaşırtıcı bir şekilde bu amino asitten fazla miktarda almak bitkinliğe yol açar, uy­gun miktarlarda alım ise daha fazla enerji üretir. Glisin merkezi sinir sisteminin işlevi için gereklidir, manik depresyon ve hiperaktivitenin tedavisinde kullanılır ve sara nöbetlerini önlemeye yardımcı olabilir. Besinler üzerinde uzman olan birçok doktor hipoglise­minin tedavisinde şu anda glisin kullanmaktadır. (Glisin; glikojeni-daha sonra kana glükoz olarak salman-hareke­te geçiren glukagonun saliminim stimüle eder.) Ek olarak midevi hiperasitliğin (birçok ınidevi asit önle­yici ilaca dahil edilmiştir) tedavisinde etkindir. ...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Aşırı Stres Beyin Kanamasına Yol Açabilir
Beyin damarlarının yırtılması dolayısıyla beynin içinde veya dışına yakın bir yerde ani kan toplanmasıdır. Beyin damarlarının geçirgenliğinin artması beyin kanamasına sebep olabilir. Bir darbe gelmesi sonucu orta büyüklükte beyin damarlarından birinin yırtılmasından da beyin kanaması meydana gelebilir. Kan, kafatası kemiği ile dış beyin zarı arasında toplanırsa da dıştan beyin ve beyin sapını sıkıştırır. Dış beyin kanamasının sonucunda şuur kaybı ve nabız yavaşlaması, ayrıca solunum felci görünmektedir. Kendimizi fazla yormamalı ve üzmemeliyiz, aşırı stres sebeplerinden biridir.
Reklam
Diş Beyazlatma Yöntemleri
Dişlerinizi sarıya mahkûm etmeyin! Evde ve klinikte yapılan diş beyazlatma yöntemleri bembeyaz dişlere sahip olabilirsiniz. Dişinizin asıl rengini hatırlıyor musunuz? Muhtemelen hayır. Gün içinde tükettiğimiz çay, kahve ve sigara vücut sağlığınızı etkilediği gibi ağız ve diş sağlığımızı da etkiliyor. Dişin rengini kaybederek sararması da cabası… Çeşitli sebepler nedeniyle dişin asıl rengini kaybederek sarıya dönüştüğü durumlarda uzman gözetiminde yapılmalıdır. Uygulama sırasında herhangi bir ağrı, sancı hissedilmiyor ve 30 dakika kadar kısa bir sürede işlem tamamlanıyor. Bu noktada bir hatırlatma yapayım; diş beyazlatma aslında dişin kendi rengine kavuşmasını sağlamaktır. Dişi olmadığı kadar beyazlatan bir uygulama değil. Yapılan uygulamada başvurduğunuz diş hekiminin uzmanlığına göre 8-12 tona varan renk farkı elde edilir. Diş hekimi ya da diş koltuğu fobiniz varsa diş beyazlatma işlemini evinizde de yapabilirsiniz. Evde yapılanlara home bleaching,klinikte yapılanlara office bleaching denmektedir. Ama ne yazık ki Office bleaching uygulamasına göre home bleaching uygulamasında istenilen sonuçların anılamadığını söylemeliyim. Home bleaching uygulamasını evinizde bir aparey içine sıkılan jellerle her gün 15 dakika uygulayarak da yapabilirsiniz. Daha etkili ve kalıcı sorunlar istiyorsanız klinik içinde doktor gözetiminde yaptırabilirsiniz. Office bleaching sırasında ise kullanılan jellerin aktive edilmesi gerekiyor. Bu da LED denen özel dalga boyuna sahip ışınlarla yapılıyor. Office bleachingde başarı, kullanılan jellerin konsantasyonuna ve bu jelleri aktive eden ışık kaynağının aktivasyon gücüne bağlıdır. Uygulama sırasında herhangi bir ağrı, sızı ya da kanama yaşanmaz. Fakat beyazlatma işleminin ardından dişlerde iki gün gibi bir sürede hassasiyet yaşanabilir. Yaklaşık bir saat süren uygulama sonunda klinikten ilk günkü gibi beyaz dişlere sahip bir şekilde ayrılabilirsiniz.
Sarımsağın faydaları nelerdir?
İnsanların kokusundan dolayı tüketmekten kaçındığı yada tükettikten sonra kokudan dolayı vicdan azabı duyduğu sarımsağın faydaları‘nı sizin için sıraladık.Sarımsakla ilgili kötü düşüncelerden kesinlikle arınmalısınız çünkü onun kokusu onun bu kadar iyi olmasının başlıca sebeplerinden birisi.Eğer sarımsak tüketiniz ve kokusundan arınmanız gerekiyorsa doğa’nın bize sunduğu başka bir ürün Karanfil’i kullanabilirsiniz. Karanfil sarımsağın kokusunu almakta bire bir bir üründür.Kilolu olduğunuzdan şikayetçiyseniz çok yemek yediğinizi düşünüyorsanız sarımsak tüketmeniz sizin için çok iyidir. Çünkü sarımsak iştahı kapatıcı özelliğe sahiptir.Yemeklerinizin içine koyduğunuz bir tane sarımsak ve yemek sırasında tükettiğiniz 1 diş sarımsak beyne gönderdiği sinyallerle size tokluk hissi yaratacaktır.Metabolizma hızını artırmaya yardımcı olur.Yüksek kolesterol problemi olanlar için doğal ilaç olarak kullanılan yöntemlerin başında sarımsak tüketimi geliyor.Kolesterol’ü düşürdüğü gibi aynı zamanda kalp krizi riskini de azaltıyor.Sarımsak tüketimi saç sağlığı için çok önemlidir. Özellikle içerisinde sarımsak bulunan şampuanlar saç dökülmesini engeller.Antioksidanlarla dolu olan sarımsak kış günlerinizde size vücudunuz kadar iyi bakacaktır.Sedef hastalığı olan insanlar bilirler ki sedef hastalığı ile mücadele etmek oldukça zor ve zahmetlidir. Sedef hastalığı olan insanlar sedef olan yeri sarımsak ile ovarlarsa hastalığın iyileşmesinde rol oynar.Kan şekeri seviyesinin yükselmesini sağlar.
Düşük Kalorili Obezite Diyeti
Obezite hastalığı tedavisi için, çok düşük kalorili diyetler yalnızca deneyimli uzmanlar tarafından gözlem altında olacak şekilde uygulanmalıdır. Günlük enerji içerme oranları 600 – 800 kcal arasında olan diyetlerdir. Diyetin ilk haftalarında çok düşük kalorili diyetler sayesinde çok ciddi ve gözle görülebilir miktarda kilolar kaybedilebilir. Kilo kayıpları haftalık ortamala 3-4 kg arasında olabilmektedir. Fakat ilk zamanlarda bu denli hızlı gerçekleşen kilo kayıpları ileri zamanlarda azalmaktadır. Çok düşük kalorili diyetler, bellirli besinlerin hiç alınmaması prensibine dayanır. Bu sebeple çok düşük kalorili diyetlerin uzun süre sürdürülebilmesi olanaklı değildir. Karbonhidratsız diyetler, ve yağ diyetleri gibi. Böyle durumlar uzman kontrülü olmadan uygulanır ise, vitamin ve mineral yetersizlikleri çok ciddi düzeylere ulaşabilir. Toz halinde hazırlanmış, çok düşük kalorili diyet konsantreleri piyasada mevcut şekilde bulunmaktadır.Bu konsantrelerin içinde vitaminler, mineraller, eser elementler, yağ asitleri ve proteinler vardır. Bu ürünlerde çoğunlukla karbonhidrat bulunmamaktadır. Bu sebeple özellikle Tip 2 Diyabet hastası olan obez ve morbid obez kişilerde kan şekerinin kontrolünde bazı olumlu etkiler gösterebilmektedir. Bu tip hazır diyetler ile; bu ciddi kilo kayıpları yağ dışı vücut kütlesinde azalma yaptığından dolayı, verilen kiloların tekrar alınması çok sık ve büyük oranda olmaktadır. Kiloları tekrar almak, daha çok kilo kaybı ile beraber olan enerji kullanımın azalması yüzündendir. Çok düşük kalorili diyetler ender hallerde kilo kaybının sürmesini sağlamak amaçlı uygulanabilir. Etkin kilo kaybı sağlamaya başlamış morbid obezite hastalarında, klasik diyet ve egzersiz ile daha fazla ileri gitme sağlanamayabilir. Bu hastalarda çok düşük kalorili diyetler sayesinde yeni bir hızlanma sağlanabilir. Fakat bunun da uzun süreli, etkin ve kalıcı olmadığı akılda tutulmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü, 1992′de konsensüs kararı olarak morbid obezite hastalığının en etkin ve en kalıcı tedavisinin obezite cerrahisi ile sağlanabildiğini bildirmiştir. Saç dökülmeleri olmak üzere çok düşük kalorili diyetlerde birçok risk bulunmaktadır. Bunların başında deride kuruma (dehidratasyon) ve incelmeler, bazal metabolizma hızının yavaşlaması, safra kesesi taşları oluşabilir. Kalıcı kio kaybı ve etkin bir kilo kaybını çok düşük kalorili diyetler uzun süreli sağlayamaz. Çocuklar ve gençlerde uygulanması fiziksel gelişim açısından uygun değildir, tavsiye edilmez. Çok düşük kalorili diyetler vücut kitle indeksi 50 – 60 kg/m2′den fazla olan süper obezite hastalarında uzman kontrolünde operasyon öncesinde uygulanabilir.
Reklam
Cem Yılmaz'dan, LÖSEV'e Reklam Desteği
Cem Yılmaz kolları sıvadı. Yılmaz, LÖSEV tarafından 'Sizin İçin Küsurat, Lösemili Kardeşlerimiz İçin Bir Hayat' sloganıyla başlattığı bağış kampanyasında kameraların karşısına geçti. Kampanyadan elde edilecek küsuratlar, lösemili çocuklar için inşa edilmesi planlanan tam donanımlı hastane için kullanılacak. Onedio
Çevik Bir Beyin İçin 20 Şifalı Menü Önerisi
1. Yoğun ve ağır bir kahvaltıdan kaçının. Fazla tüketilen ekmek, kek, poğaça, açma, börek gibi hamur işleri beyin damarlarımızı bloke eder.2. Gün içinde öğün ve öğün aralarında aşırı yememeye dikkat edin. Bu sizi yavaşlatır, yorgun düşürür ve cansızlaştırır.3. Aç hissediyorsanız ve yeteri kadar zamanınız yoksa fast-food tarzı yemekten ziyade yağsız protein içeren besinler tercih edin. Mesela kırıp kaynar suda pişirilen ya da rafadan yumurta, light peynir veya yoğurt… Boş mideye giren sade protein dopamin ve asetilkolin gibi beyin nörotransmitterlerinin üretimini hızlandırır.4. Gün içinde çiğ sebze ve meyvelerden ve bunların sularından oluşan öğünleri tercih edin. Bu, vücudunuza detoks uygular, yani bedenin arınmasını sağlar. Ayrıca beyni besleyerek sağladığı antioksidanlarla serbest radikallerden korur.5. Som balığı, ton balığı, kılıç balığı, uskumru, hamsi ve sardalya gibi balıkları bol bol yiyin. Balık yağı beyin ve hafıza gelişiminde önemli rol oynayan, öğrenme becerisini ve zihinsel kapasiteyi geliştiren omega 3, DHA ve EPA gibi temel yağ bileşimleri içerir.6. Keten tohumu harika bir omega 3 temel yağ asidi kaynağıdır. Salatanın ya da yoğurdun içine bir tatlı kaşığı keten tohumu atabilir veya alternatif kullanım çeşitlerini deneyebilirsiniz. Omega 3 eksikliği ya da dengesizliği bazı beyin rahatsızlıklarının ve zihinsel yaşlanmanın kaynağı olarak biliniyor.7. Balık yağı kapsülü kullanın.8. İçkiden uzak durun; zira alkol, beyin hücrelerini hasara uğratır.9. Granül halinde satılan soya lesitin tüketin. Soya lesitin; optimum beyin fonksiyonları için gerekli kolin, inositol ve fosfor gibi maddelerce zengindir.10. Şeker tüketiminizi en aza indirin. Şekerlemelerden, hazır satılan şekerli meyve sularından, dışarıda satılan pasta, kek ve bisküvilerden uzak durun. Yani, abur cuburla aranız açık olsun biraz. Bunlar kan şekeri dengesini bozar ve insülin duyarsızlığına yol açar. (Pankreasın salgıladığı insülin etkisi ile kan şekeri kontrolü sağlanır, fakat bazen bu salgılanmış olan insüline karşı periferik dokular direnç gösterir ve insüline gerekli yanıt sağlanamaz, buna insülin duyarsızlığı denir.) İnsülin duyarsızlığı, beynin ihtiyaç duyduğu enerji miktarının yeterli ölçüde sağlanamamasının temel nedenidir.11. Optimum beyin fonksiyonu sağlamak için vücudunuzu multivitaminler ve antioksidanlarla destekleyin. B vitamini, beyindeki nörotransmitterlerin ve hormonların üretiminde katalizör görevi görür. Tek bir vitaminin eksikliği bile beyin fonksiyonlarını zayıflatır.12. Ginkgo biloba tüketin. Yapraklarından yapılan çay veya kapsül olarak kullanabilirsiniz. Konsantrasyon yeteneğinin gelişmesini ve hafızanın güçlenmesini sağlar. Ayrıca Alzheimer’ı önler.13. Ginseng bitkisi gün boyunca tonik etkisi görür ve zihinsel aktiviteyi güçlendirir. Günün sonunda alınması önerilir. Beyin üzerinde sakinleştirici etkisi vardır.14. Nişasta, patates, pirinç, makarna, buğday ve tahıldan yapılma ürünler kompleks karbonhidratlardır. Bunlar iyi hissetmemizi ve sakinleşmemizi sağlayan serotonin hormonunun salgılanmasını hızlandırırlar.15. Triptofan (proteinlerin çoğunda bulunan, organizma için gerekli aminoasit) açısından zengin besinler yiyin. Mesela yatmadan önce ballı ya da muzlu sıcak süt harika olacaktır. Triptofan, sağlıklı bir uyku döngüsü için gerekli serotonin ve melatonin hormonlarının salgılanması için son derece önemli bir yapı bloğu proteinidir. Melatonin beynimizi yaşlanmayla ilgili hastalıklardan korur, ayrıca antioksidon olarak işlev görür ve kansere karşı etkilidir.16. Yeterli ölçüde multi-mineral aldığınızdan emin olun. Kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller optimum zihinsel kapasite, istikrarlı bir ruh hali ve gerilimden kaynaklanan baş ağrısını önlemede hayati rol oynar. Mineraller beynimizi kurşun ve civa gibi toksik metallerden korur.17. Hidrojene yağlardan ve trans yağ asitlerinden uzak durun. Yani margarin, pasta, kek, kurabiye, bisküvi, çerezler, cipsler, salata sosları, kızartma yiyeceklere dur demelisiniz. Bunlar beyin fonksiyonlarının işleyişini bozarak beyne zarar verir.18. Yeşil çay, beyin gücünü artıran ve beyni serbest radikaller ile toksinlerden koruyan harika bir içecektir.19. Kahve dopamin hormonunun salgılanmasını sağlar. Kahvenin boş mideye, şekersiz ya da çok az şekerli olarak içilmesini öneririz. Abartmamak kaydıyla içilen kahve beyin fonksiyonlarını hızlandırır, ruhsal olarak da bizi yükseltir. Çikolatanın içerdiği kakaonun da beyni koruyan antioksidan içerdiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.20. Yaban mersiniyle sıkı fıkı dost olun. Çünkü bu meyve maksimum düzeyde antioksidan içeriyor, dolayısıyla en favori beyin besinlerinden biri olarak anılıyor.Genç Gelişim, Buğra Öner Kocukeli
Reklam
Aşırı Stres Altında Olduğunuzun 8 İşareti
Sürekli gerilim altında olmak vücudun fiziksel ve ruhsal durumunu etkiliyor. Hatta uzmanlar, hastalıkların yüzde 90′ının stresle bağlantılı olduğunu sıklıkla tekrarlıyor. Stresli olduğunuzu gösteren sekiz işaret şöyle: 1. Sürekli hastaysanız ve atlatamıyorsanız : Baskı altındayken vücut ‘kortizol’ adlı stres hormonunu salgılar. Bu hormon, bağışıklık sisteminin stresle başa çıkmasına kısa vadede yardımcı olur. Ancak sürekli baskı yaşandığında bu hormonlar tükeniyor ve vücut hastalıklara daha açık hale geliyor. Stres, yaraların iyileşme süresini bile uzatıyor. Vücudunuzu kulak vermeli ve biraz dinlenmelisiniz. 2. Konsantrasyon sorunu yaşıyorsanız Uzmanlar, kortizola uzun süre maruz kalmanın beynin hafıza bölümünde daralmaya neden olduğunu söylüyor. Uzun süreli stres, proteinlerin çoğalmasını tetikleyerek Alzheimer’a bile yol açabiliyor. Böyle durumlarda derin nefes alıp vermek baskıyı hafifletir. 3. Sürekli baş ağrısı çekiyorsanız Eğer baş ağrınızı ‘ migren gibi’ , ‘ hayatımın en kötü başağrısı ‘, ‘ başım yüzünden uyuyamadım ‘ şeklinde tanımlıyorsanız, bunlar stresin belirtileridir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 4. Boynunuz ya da sırtınız sürekli ağrıyorsa Hayır, bu şikayetler sadece yanlış oturmaktan kaynaklanmaz. Stres ve tansiyon kasları sıkıştırır ve kas spazmlarına neden olur. Boyun ağrısı baş ağrısına da neden olur. Esneme hareketlerine dayanan yoga gibi sporlara başvurmak iyi bir çözüm olabilir. 5. İyi uyumakta sorun yaşıyorsanız : Uzun bir günün ardından yorgun hissetmenize karşın uykuya dalmakta sorun çekiyorsanız, bu stres kaynaklı bir yorgunluk yaşadığınızı göstergesidir. Kafein ve alkolü kesmeli, biraz egzersiz yapmaya başlamalısınız. 6. Saçınız her zamankinden fazla dökülüyorsa : Bu da bağışıklık sisteminin saç foliküllerine saldırmasıyla ilgili bir sorundur. Daha çok genç kadınlarda görülür. 7. İdrar yolu enfeksiyonları yaşıyorsanız Uzun saatler ara vermeden masa başında kalırsanız bu sorunu yaşamanız olası. 8. Cinsel hayatınız kötüye gidiyorsa Stresin yatak odalarını etkilediği bilinen bir gerçek. Erkeklerde ereksiyon bozukluğuna yol açan stres, doktorlara göre haplarla giderilecek bir şey değil. Öncelikle stresten kurtulmak gerekiyor.Kaynak: Diken
Diyete Yardımcı Besinler
Diyet yapıyor fakat bir türlü kilo veremiyorsanız,programınıza bazı gıdalar ekleyerek daha kolay yağ yakımı sağlayabilirsiniz. Yeşil Çay Yeşil çay, metabolizmayı hızlandıran özelliği ile kilokaybına yardımcı olur ve özellikle karın bölgesinde yağ yakımı sağlar. Günde birkaçfincan içebilirsiniz. Çiğ Sebzeler Gün içinde acıktığınızda abur cuburlar yerine doğranmışkereviz, havuç gibi sağlıklı sebzeler tercih ederek aldığınız kaloriyiazaltabilirsiniz. Kahve Fazladan kalori içermediği sürece kahve metabolizmanızı hızlandırarakkilo vermenize yardımcı olur. Salata Özellikle marul mide de yer kaplar ve bol su içeriği olanbir besindir. Bu sayede midenizde diğer ürünlere daha az yer ayırmış olursunuz.Salatanıza meyve, sebze ve peynir çeşitleri ekleyerek daha keyifli bir halegetirebilirsiniz. Ayrıca yağ yakıcı etkisi kanıtlanmış sirke size diyetprogramınızda yardımcı olacaktır. Yağsız Süt Yağlı sütlerde bulunan protein ve kalsiyum ihtiyacınızıkarşılar ve tokluk hissi sağlar. Bu sayede bel çevresi ve karın bölgesinde kilokaybına destek olur. Patlamış Mısır Yağ ve tuz eklemediğiniz patlamış mısırın kalori değeri çokdüşüktür bu yüzden gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz. Yumurta Yapılan araştırmalara göre sabahları alınan proteinin uzunsüre tok tutma etkisi görülmüştür. Simit ve poğaça gibi yüksek kalorili ürünleryerine 75 kalori değerindeki yumurta ile daha sağlıklı beslenerek kalorideğerini dengede tutabilirsiniz. Greyfurt  Lif içeriği ve uzunsürede sindirilen yapısı ile greyfurt siziz tok tutarak daha az kalori almanızısağlar. Yemek öncesinde yarım greyfurt yiyerek veya suyunu içerek yemeksırasında ne kadar az şey yemek istediğinizi fark edeceksiniz.
Taurin Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Vücutta sentezlenen bu temel olmayan amino asit, diğer amino asitlerin yapı bloğudur. Taurin (taurine) kalp dokula­rında, iskelet kaslarında ve merkezi sinir sisteminde bol miktarda bulunur. Yağların sindiriminde, yağda çözünen vi­taminlerin emilmesinde ve serum kolesterol seviyelerinin kontrolünde ihtiyaç duyulur. Ayrıca beyin üzerinde koruyu­cu bir etkisi vardır. Faydaları Kalp işlevini kuvvetlendirir. Görüşü desteklemeye ve kassal bozulmayı önlemeye yardımcı olur. Anksiyete (kaygı) ve epilepsinin tedavisine yardım eder. Doğal Kaynaklar Yumurta, balık, et, süt...haber kaynağı:724saglik.org/vitamin-ve-mineraller
Alzheimer'da Çığır Açacak Test
ABD’li araştırmacılar, Alzheimer’ı üç yıl önce belirleyen bir test geliştirdi. Araştırmacılar 70 yaş ve üzeri 500 kişiyi 5 yıl boyunca takip etti. Alzheimer’a yakalanan 53 kişinin kan değerleri, sağlıklı 53 kişi ile karşılaştırıldı. Kandaki 10 yağ seviyesinin iki grupta çeşitlilik gösterdiği tespit edildi. Bilim insanları, kandaki bu değerlere bakarak kişinin 36 ay içinde Alzheimer hastası olup olmayacağını tespit etmenin mümkün olduğunu belirtiyor. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık-haberleri
Reklam