onedio
Bacak Sıkılaştırmak İçin 5 Pratik Egzersiz!
Siz sıkılmadan bacaklarınız sıkılaşsın! İşte bacak sıkılaştırmak her an her yerde yapabileceğiniz 5 kolay egzersiz… Havalar güzelleşmeye başladı ve tüm o mini şortlar, kısa etekler vitrinlerde bir hayli çekici görünüyor. Bacakları şekillendiren bu temel 5 egzersizi yaptıktan sonra bu minileri üzerine geçirmeniz için hiç bir engel kalmayacak. Hatta skinny jeanleriniz bile size teşekkür edecek! İşte bacak sıkılaştırmak için her an her yerde yapabileceğiniz 5 egzersiz… Geniş çömelme Bacaklarınızı omuz hizasından biraz daha geniş açın. Ayaklarınız saat 10 ve 2 yönlerini göstersin. İkiye kadar sayarak çömelin. 1 saniye çömelme pozisyonunda kalın. Sonra yine ikiye kadar sayarak kalkın. Balerin duruşu Bacaklarınızı birleştirin ve topuklarınız yapışık kalmak üzere ayaklarınızı hafifçe aralayın. Dengede durmakta zorlanırsanız bir duvara tutunarak parmak ucunuzda yükselin. İkiye kadar sayarak yarım çömelme pozisyonu alın ve daha sonra yine ikiye kadar sayarak topuklarınız birleşik bir şekilde kalkın. Topla çömelme Bacaklarınızı omuz genişliğinde aralayın. Bacak aranıza orta büyüklükte bir lastik top ya da yuvarlanmış havlu yerleştirin. Topu bacaklarınızla sıkıp ikiye kadar sayarak çömelin. Bu pozisyonda 1 saniye kalın ve yine ikiye kadar sayarak kalkın. Geniş çömelmede kol savurma Bacaklarınızı omuz hizasından biraz daha geniş şekilde ayarlayın. Ayaklarınız saat 2 ve 10 yönünde aralayın. Küçük boy bir dambılı iki elinizle karnınızın hizasında dikey olarak tutun. Kollarınızı kırmadan dambılı omuz hizasına kadar kaldırın. Sonra ikiye kadar sayarak çömelebildiğiniz kadar çömelin. 1 saniye bu pozisyonda kalın ve kalkarken dambılı yavaşça indirin. İç basenlere baskı Matın üzerine uzanın ve dizlerinizi kırın. Ayaklarınız yere tam basın. Orta boy bir plastik topu ya da rulo haline getirilmiş havluyu dizlerinizin arasına yerleştirin. 30 saniye boyunca sıkın ve 10 saniye boyunca gevşetin. Bu hareketi arka arkaya 4 set halinde yapın.
İşte Baharatlar ve Faydaları
Baharatlar her ne kadar yiyeceklerin lezzetini artırmak veya yiyecekler üzerinde mikrop oluşumunu önlemek için kullanılsa da son yıllarda bazı araştırmalarla da sağlığa olumlu etkileri olduğu gösterildi. İşte Baharatların faydaları • Hiç kalorileri yoktur, kilo kontrolünde güvenle kullanılabilirler • Metabolizmayı hızlandırırlar • İştahı keserler • Tatlı ihtiyacını azaltırlar • Barsak çalışmalarını hızlandırırlar • Kan yağlarını azaltırlar • Sindirim istemini düzenler Türk Mutfagının Olmazsa Olmazları Ülkemizde en çok kullanılan baharatlar kırmızıbiber, karabiber, kekik, tarçın, hardal, karanfil ve kimyondur. Kırmızı Biber Kırmızı biberin içindeki kapsaisin isimli maddenin, metabolizmayı hızlandıracağı ve kilo vermeyi kolaylaştıracağı biliniyor. Ayrıca kırmızı biberin boşaltım sistemine iyi geldiği ve bağırsak hareketlerini de artırarak kabızlığa karşı iyi bir çözüm olabileceği düşünülüyor, ancak aktif hemoroid sorunu olanların dikkatli olmasında fayda var. Karabiber Uzun yıllardır ülkemizde çok tüketilen baharatların başında gelir. Karabiberin grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklarda vücut direncini artırdığı biliniyor. Özellikle çorbaların içine bolca eklendiğinde vücutta rahatlama yapıyor. Boğaz ağrısında nane ile birlikte çay olarak içildiğinde boğazdaki lokal mikroplara tesir ediyor ve boğaz ağrısına gargara etkisi yapıyor. Kekik Çok güzel kokusu olan, et yemeklerinin vazgeçilmezi kekik için pek çok şey söylenebilir. Mideyi rahatlatır, gaz oluşumunu önler. Bununla birlikte özellikle kan kolesterolünü düşürücü etkisi vardır. Ege bölgesinde kekik suyu olarak daha çok üretilen kekiğin, yemeklerde sonra bir kahve fincanı olarak tüketildiğinde sindirimi kolaylaştırdığı biliniyor. Zencefil Zencefilin faydaları saymakla bitmez; soğuk algınlığına iyi gelir, balgam söktürür, bulantı giderir, bağışıklık sistemini güçlendirir, romatizma ağrılarına iyi gelir ve eklem ağrılarını azaltır. Zencefilin sert ve şekerli tadını tamamlamak için onu taze meyve dilimleri üzerine serperek veya soğuk yoğurt, dondurma gibi yiyeceklerle karıştırarak kullanabilirsiniz. Sağlıkta en fazla verimi almak için zencefili bal ile karıştırarak; buharda pişirilmiş havuç veya ızgara somon filelere ekleyebilirsiniz. Baharatları azar azar satın alın Baharatları satın alırken ambalajlı ve az satın almak en doğrusudur. Açıkta ve nemli ortamda tutulan baharatlar küflenebilir ve tazeliğini kaybeder. Satın alınan baharatlar ya cam bir saklama kabında ya da nem geçirmez buzdolabı naylon poşetlerinde saklanabilir. Mutfağın en serin yerinde karanlıkta ve ocaktan uzakta tutmakta fayda var. Mümkünse buzdolabı kapağında saklamak en doğrusudur.
Adet Öncesi Sendromunu (PMS) Hafifletmek
Adet görmenin başlamasından iki-on gün öncesinde milyonlarca kadın; şişme, depresyon, uykusuzluk, şiddetli ağrılar, kontrol edilemeyen öfkeler, ağlatıcı nöbetler ve hatta intihara yol açıcı depresyona kadar geniş çeşitlilikteki fiziksel huzursuzluklar ve ruhsal rahatsızlıklardan etkilenir. Bu durum PMS-adet öncesi sendromu- olarak bilinir. Kaçınılması Gereken Gıdalar ve İçecekler Tuz ve tuzlu gıdalar Meyan kökü (licorice) (sodyum ve su kaybına neden olan aldosteron üretimini harekete geçirir) Soğuk gıdalar ve içecekler (bunlar karındaki dolaşımı ters olarak etkiler ve krampları kötüleştirir) Kafein. Kafein şekere olan arzuyu artırır, B vitaminini israf eder, potas­yum ve çinkoyu yıkayarak çıkartır. Alkol (kan şekerini ters olarak etkiler, magnezyum se­viyelerini tüketir ve karaciğerin normal fonksiyonuyla çatışarak PMS’yi şiddetlendirir) Ispanak, pancar ve diğer oksalat içeren sebzeler (oksa­latlar mineralleri emilemez hale getirir ve uygun ola­rak emilmeleri güçleşir) Artırılması Gereken Yiyecek ve İçecekler Çilek, karpuz (çekirdeklerini yiyin), enginar, kuşkon­maz, maydanoz ve su teresi. Çiğ ayçiçeği çekirdeği, hurma, incir, şeftali, muz, pa­tates ve domates. Dişi ginseng olarak bilinen ve dolaşımı artıran, karaci­ğer işlevini düzenleyen ve sistemden aşırı suyu atan dong quai otunu (Çin melekotu) ve karayılan otunu (black cohosh) deneyin. haber kaynağı: 724saglik.org/kadın sağlığı
Sağlıklı Cilt İçin Vitamin Önerileri
Dışardan nasıl gözüktüğünüz kendiniz için içeride ne yaptı­ğınıza bağlıdır. Söz konusu olan şey cildiniz olduğunda vi­taminler ve uygun beslenme temeldir. En iyi şekilde görünenebilmek için günde sekiz bardak su içmeye ve süt ve yoğurt tüketiminizi yağsız çeşitlerinden seç­meye dikkat etmelisiniz. Çikolata, kuruyemiş, kurutulmuş meyve, kızarmış gıdalar, kolalı içecekler, kahve, alkol, si­gara ve aşırı tuzdan uzak dumalısınız. Ayrıca şeker de kul­lanmamalısınız. Az miktarlarda bal iyi bir şekilde tatlandıracaktır. Günde iki kez, sabah ve akşam, tamamen doğal, yük­sek kuvvette multivitamin ve amino asit-şelatlı mine­ral (A vitamini, beta-karoten ya da karotenoid, Bl, B2, B3, B5, B6, B12 vitaminleri, biotin, kolin, folik asit, inositol, C vitamini, D vitamini, E vitamini, kalsiyum, krom, bakır, magnezyum, manganez, selenyum, vanadyum ve çinko içeren) kompleks Cilt formu ve sinir sağlığı için temeldir. Günde iki kez, sabah ve akşam, geniş spektrumlu bir antioksidan fomıülü (alfa- ve beta-karoten, lutein, li­kopen, C vitamini, E vitamini, selenyum, ginkgo bilo­ba, koenzim-Q10, yabanmersini, L-glütasyon, soya izoflavonlar [genistein ve daidzein], üzüm çekirdeği ekstresi ve yeşil çay ekstresi) Cildi koruyan, onu sağlıklı tutan ve genç görünme­sini sağlayan antioksidanların yerine konmasına yar­dımcı olur.• Beta-karoten, 10.000 IU. Cildi serbest radikallerin hasarından korumaya yardımcı olur. • Bioflavonoidleıie C vitamini, 500 mg. Kılcal damarların çatlamasını önlemeye yardım eder; yaraların, çürüklerin ve çizilmiş dokuların iyileşmesini destekler. • E vitamini, 400-800 IU Minik yüz kılcal damarlarının dolaşımını geliştirir. Cildin dış tabakasındaki hücrelerin yenilenmesine yardım eder. • Pantotenik asit ile B kompleks vitamini, 50 mg. Hücre yapılanmasına yardımcı olur ve yara iyileşmesine yardım eder. • MSM (metilsülfonilmetan), 1.000 mg. Yeni derinin üretilmesine yardımcı olan kolajenlerin oluşumunu destekler. • Esansiyel yağ asitleri, 1.000 mg. Ketentohumu yağı, omega-3 yağ asitlerini yeniden dolduran iyi bir nem kaynağıdır. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Şekeri Hayatımızdan Nasıl Çıkaracağız?
Şekeri hayatmıızdan nasıl çıkaracağız? haberi, Fazla tüketilen şeker yağların vücuttan atılmasını engelliyor. İşte detaylar... Yağın vücuttan doğru bir şekilde atılmamasının suçlusunun yemekteki fazla şeker olduğunu söyleyen Beslenme Danışmanı Dr.Gönül Ateşsaçan, “Yapmanız gereken tek şey, şekeri hayatınızdan çıkarmak” dedi. Beslenme Danışmanı Dr.Gönül Ateşsaçan konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti; 'Tüm şekerli tatlılar, çikolata, beyaz un ile yapılmış tüm hamur işlerinde, kek, çörek, börek, pirinç pilavı, muz, mısır, patates, havuç, çok şekerli meyveler (incir, üzüm, kavun gibi... Burada sözünü ettiğimiz şeker, bilmediğimiz şekerleri de içeriyor. Tatlı yersek, kan şekeri yükselir ve vücut insülin üretir.Kan şekeri ne kadar yükselirse, o kadar insülin üretilmiş olur ve bir o kadar da karbonhidratlar yağa dönüşür.' Şeker yerine tüketilebilecek alternatifler Dr. Ateşsaçan şekere alternatif olabilecek gıdaları sıraladı: -Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı -Makarna yerine kepekli makarna veya tam integral makarna -Şeker yerine 2 kuru kayısı veya 1 adet hurma -Fındık yerine leblebi -Beyaz ekmek yerine çavdar, yulaf veya tam bugday ekmeği -Beyaz un yerine tam bugday unu -Çok tatlı bir incir yerine şeftali veya nektari -Bir bardak portakal suyunun yerine bir adet greyfurt -Kırmızı elma yerine yeşil elma tercih etmeliyiz.
Kalbinizi Güçlendirecek Egzersizler
Life Fitness Akademi Uzmanlarından Özgür Güngör; koroner rahatsızlıkların tüm dünyada ölümle sonuçlanan rahatsızlıkların başında geldiğini, kalp-damar sağlığını destekleyecek egzersizlerin ömrü uzatmanın anahtarı olacağına dikkat çekiyor. Haftada yapılacak 2,5 saatlik egzersiz; kalp damar hastalıkları riskini azaltacak önlemlerin başında geliyor. Kalbinizi güçlendirmek ve egzersiz esnasında aşırı yormamak için öneriler • Isınma ve esneme hareketleri yapmadan egzersize başlamayın. Egzersiz yemeğin üzerinden 2, kalp damar rahatsızlığı bulunanlarda ise 3 saat geçtikten sonra yapılmalıdır. • Egzersiz sırasında kalp atışlarınızı izleyin, egzersiz kalp hızınız 90 ile 126 atım/dakika olmalıdır. Egzersiz esnasında nefesinizi tutmayın. • Haftada 150 dakika (2.5 saat) orta tempoda veya 75 dakika ağır tempoda egzersiz yapabilirsiniz. Her yaşta yapılabilecek en uygun egzersiz yürüyüştür. Kalp sağlığı için herkesin haftada en az üç gün yarım saat hızlı tempoda yürümesi gerekir. • Özellikle egzersiz yapacağınız günlerde bol su tüketin. Suyu susamadan önce tüketmelisiniz. • Egzersizi molalarla destekleyin. Özellikle tansiyon rahatsızlığı bulunanlar hafif egzersizlere yönelmeliler. Bir egzersizin şiddetini ölçmek için konuşma testi kullanabilirsiniz. Egzersiz yaparken rahatça şarkı söyleyebilmek hafif, rahatça cümle kurmak orta, sadece birkaç kelime kullanabiliyorsanız ağır tempoda çalışıyorsunuz demektir. Kalp-damar rahatsızlığı riski barındıranlar ve tansiyon hastaları doktor ve fizyoterapist denetiminde ve hafif egzersizler yapmalıdır. • Egzersizin hızını yavaşça azaltarak programınızı tamamlayın. Egzersizden sonra aşırı sıcak ve soğuk duşlardan, ortamlardan kaçının. • Herhangi bir kalp damar rahatsızlığı bulunmayanlar aerobik, kardiyo gibi çalışmaları yani hafif tempolu egzersizleri ağırlık egzersizleriyle desteklemeliler. Ağırlık egzersizlerinde kas ve eklemler; kendilerine karşı koyan bir güce karşı çalışırlar ve güçlenirler. • Egzersizi dengeli beslenme ile destekleyin ve sigarayı terk edin. Geçtiğimiz yıl Ünlü İngiliz Tıp dergisi British Medical Jurnal'de yayımlanan araştırma, kalp hastaları için egzersizin, dengeli beslenmenin ve sigarayı bırakmanın bazı ilaçlar kadar, felçli hastalarda ise ilaçlardan daha etkin olduğunu ortaya koydu. 340 bin kalp hastasının katıldığı araştırmada İngiliz ve ABD'li uzmanlar; egzersiz ve ilaçların etkilerini inceledi. Araştırma sonucu; dengeli beslenme, sigara içmeme ve egzersiz bir arada olduğunda kalp krizi riski % 27'lere varan oranda azalıyor.
Reklam
Gençlik Aşısı Kendi Hücrelerinizde
TOBB ETÜ Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Afşin Uysal, küçük bir dokuyla güzelliğe, canlı bir görüntüye kavuşturan 'Fibrocell tedavisi'ni anlattı.Doku mühendisliği sayesinde artık yüzün biyolojik saatine müdahale edilebildiğini belirten TOBB ETÜ Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Afşin Uysal, 'Fibrocell tedavisi ile güvenli, güzel, kalıcı ve şaşırtıcı sonuçlar almak mümkün' dedi.Kan tahlilleri sonrası tedavi sürecinin başladığını ifade eden Doç. Dr. Afşin Uysal, fazlaca ilgi gören uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi; 'Tahlillerin ardından steril şartlar sağlanarak, lokal anestezi ile kulak arkasından alınan küçük bir deri parçası, özel nakil şartlarında, laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda, kişiden alınan deri parçasındaki bağ dokusu hücreleri yani fibroblastlar 3-4 hafta süren işlemlerle, yaklaşık 60 milyon hücre içeren sıvı bir madde haline getirilir. Elde edilen sıvı, hiçbir ek materyal içermeyen, kişinin kendisine ait dokulardan oluşan, enfeksiyon ya da başka hastalığa yol açmayacak bir canlı dolgu maddesidir. Toksik, karsinojenik, teratojenik, alerjik olmaması nedenleriyle en ideal biyolojik materyaldir.'Fibrocell tedavisini 'gençlik aşısı' olarak niteleyen Doç. Dr. Uysal, 'Fibrocell ile kırışıklar azalır, yara, yanık, çatlak ve akne izleri silinir, cildiniz daha parlak, dolgun ve gergin hale gelir' diye konuştu. Tedavinin yan etkisi bulunmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Uysal, işlemin sonuçlarının 4-5 yıl süre ile kalıcı olduğunu sözlerine ekledi.Uluslararası standartlarda korumaUygulama yapılan kişinin doku örneklerinin güvenlik ve ileride aynı uygulamanın daha kolay yapılabilmesi için özel doku bankasında saklandığını vurgulayan Doç. Dr. Uysal, 'Doku mühendisliği ile gerçekleştirilen hücresel tedavilerde en öncelikli basamak güvenliktir' dedi. Doç. Dr. Uysal, olası güvenlik endişeleri için de şu bilgileri paylaştı; 'TOBB ETÜ Hastanesi'nin çözüm ortağı olan Atigen-cell Hücre ve Gen Merkezi, rejeneratif tıp ve hücresel tedavi alanında uluslararası standartlarda ürün ve hizmet sunmayı amaçlayan, Avrupa İyi Üretim Uygulamaları (GMP) kalite standardına sahip ve Sağlık Bakanlığı tarafından faaliyetleri kapsamında ruhsatlandırılmış ülkemizin ilk biyoteknoloji şirketidir.'
6 Adımda Kusursuz Güzellik
Her kadının hayali güzel bir görünüme sahip olmaktır. Siz de genç ve güzel görünmek istiyorsanız bu altı ipucunu dikkate almalısınız. İşte 6 adımda kusursuz güzellik sahibi olmak için yapmanız gereken 6 şey... Parlak saçlar için yapılması gerekenler Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler: Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın. Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın. Cildinizi salatalık sürerek canlandırın Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün 1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz. Cildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgâra karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar. Kırışıklıklara karşı meyve tüketin Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.Dudaklar balla parlasın Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı: 1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın. Yağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
Reklam
Akıllı Telefonlar Unutkanlığı Artırıyor
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, unutkanlık hastalığının giderek arttığını belirterek, kullanımı giderek artan akıllı telefonların bu artışa neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, “Akılı telefonlar bizim algıda seçici olmamıza, daha az bilgi kaydetmemize neden oldu. Bilgiyi kendileştirme sürecimize bir darbe vurdu” dedi. Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, son yıllarda kullanımı giderek artan akıllı telefonlar nedeniyle bazı bilgilerin hafızalara kaydedilmediğini ve öğrenmek için çaba harcanmadığını söyledi. Beynin öğrenmediği bilgileri kaydetmeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Bilgiyi tekrarladıkça öğreniyoruz. Akıllı telefonlarda ise bir şeyleri hatırlamaya çalışmıyoruz. Akıllı telefonların bazı fonksiyonları ile erken unutuyoruz. Sık kullandıklarımızı ihmal ediyoruz, unutuyoruz, kaydetmiyoruz. Bilgiyi depolamazsak ve öğrenmek için çaba sarf etmezsek beyin giderek köreliyor. Akılı telefonlar bizim algıda seçici olmamıza, daha az bilgi kaydetmemize neden oldu. Bilgiyi kendileştirme sürecimize bir darbe vurdu” diye konuştu. Bunamanın yüzde 60’ını Alzheimer hastalığının oluşturduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, beyin hücrelerinin yıkımıyla başlayan ikinci demansların tedavi edilebildiğini söyledi. Alzheimer hastalığının tamamen tedavi edilemediğini dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, “B12 vitamini eksiklikleri, böbrek yetmezliği, beslenme bozuklukları, ilaçların uzun süre kullanılması, beyin tümörleri gibi faktörler unutkanlığa neden oluyor. Tedavi edilebilen bunama hastalıklarına daha çok yoğunlaştık. Çünkü Alzheimer hastalığında yitirilen becerileri geri getiremiyoruz. Ancak ikincil demans hastalıklarında unutkanlığa neden olan nedenleri tedavi edersek hastayı iyileştirebiliyoruz. Ayrıca unutkanlık yakınması ile bize başvuran bazı hastalarda beyin tümörüne rastlıyoruz” dedi. KADINLAR UNUTKANLIĞA DAHA YATKIN Yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kullanılmasında sorun olmasının tehlikeli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, bu tarz yakınması olan hastalarda müdahale edilmesi gereken bir durumla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Kadınların unutkanlık hastalığına daha yatkın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, şeker hastalığı, obezite, stres, depresyon, alkol kullanımı, kalp hastalıklarının bunama riskini arttırdığını kaydetti. Bazı gıdaların unutkanlığa yatkınlığı azalttığını dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, zeytinyağı, ceviz, yer fıstığı, domates, beyaz et, bol sebze ve bol meyve ile bu hastalıktan uzak durulabileceğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz ayrıca, inançlı olmanın Alzheimer ve demans semptomlarında faydalı olduğunu belirterek, “Dua etmenin ve Uzak Doğu felsefesine ait gevşeme tekniklerinin bu hastalara iyi geldiğini biliyoruz” diye konuştu. DEPRESYON UNUTKANLIK YAPIYOR Depresyonun unutkanlığa büyük bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, mutluluk hormonu serotoninin yaşlı insanlarda azaldığını söyledi. Mutlu yaşayan ve depresyondan uzak duran insanların unutkanlık hastalığına yakalanma oranının azaldığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, “Yaşlılarda serotonin denilen madde azalıyor. Yaşlı insanlarda depresyona eğilim çok daha fazla. Depresyon algının azalmasıyla birlikte unutkanlık yapıyor. Depresyonda algı düşüyor. Depresyon tedavi edilmez ise var olan bunama yatkınlığı daha da artar. Depresyonun tanısı ve zamanında etkin tedavisi yapılmalı. Ama gördüğümüz kadarıyla mutlu yaşayan insanlar unutkanlık hastalığına yakalanmıyor” dedi. evrensel
Antik Mineral Magnezyum Yağı
Son zamanlarda teknolojinin gelişmesi, hayat stresinin artması ve katkılı gıdaların çoğalmasıyla birlikte insan sağlığı da tüm bunlardan olumsuz etkilenmiştir. Bu durum sağlık açısından doğaya ve doğal olana yönelmeyi de beraberinde getirmiştir. Bitkilerden ve doğada saf halde bulunan minerallerden elde edilen doğal yağlar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Hastalıkların yanı sıra insan sağlığına da birçok faydası vardır yağların. Son dönemlerde ise bu yağlardan en çok dikkat çekeni Antik mineral magnezyum yağıdır. Kuzey Avrupa’da, Permiyan döneminde oluşan Eski Zechstein Denizyatağı bulunmaktadır. Yer kabuğunun 2000 metre altında yaklaşık olarak 250 milyon yıllık gerçek magnezyumlar bulunmaktadır. Bu bölgedeki magnezyum dünyada bulunan en doğal magnezyumdur. Bu magnezyumlardan özel ortamlarda üretilen Magnezyum yağı insan sağlığı için mucizevi diyebileceğimiz bir yağdır. Antik Mineral Yağı Faydaları Antik mineral magnezyum yağının faydaları saymakla bitmez. Daha çok kas ve eklem ağrıları için kullanılsa da cilt güzelliğinden sinirsel bozukluklara hatta migrene bile oldukça iyi gelir. Başlıca antik mineral yağının faydaları: Bel ve boyun fıtığı Bağ ağrısı ve migren Kramplar ve burkulmalar Eklem ağrıları Doku zedelenmesi ve burkulma Yorgunluk ve halsizlik Regl sancıları Kireçlenme Siyatik ağrıları Romatizmal ağrılar Menüsküs Ortopedinin her türlü hastalığına çare olan bu mucizevi yağı bu saydıklarımızla sınırlandırmak da oldukça yanlış olacaktır. Bunlara ek olarak bu yağ; cildi güzelleştirir, sinüzit gibi tıbbın çare bulamadığı kronik hastalıkları yok eder. Ayrıca felç gibi sinirsel bozukluklara da şaşırtıcı şekilde iyi geldiği görülmüştür. Birçok bilim adamı ve doğa bilimcileri bu mineral ve mineralden elde edilen yağ hakkında bilimsel araştırma yapmaktadır.                Antik Mineral Yağı Kullanımı Bu yağı kullanmadan önce problemi ve problemin kaynağını tam olarak tespit etmelisiniz. Daha sonra kronik rahatsızlıklarda 2-4 ay arası sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez kullanabilirsiniz. Burkulma, tutulma veya doku zedelenmesi gibi çok önemli olmayan durumlarda ise 1 hafta gibi bir süre ile tedavi edebilirsiniz. Yağı kullanmış olduğunuz bölgeye masaj yaparak daha iyi sonuçlar elde etmeniz mümkün olacaktır. Eğer hassas bir cilde sahipseniz su ile seyrelterek de kullanabilirsiniz
Diyet Kola Kilonuz İçin İyi, Peki Yaşam Süreniz İçin?
Tatlı diyet kolalarda kalori bulunmuyor ancak yapılan araştırmalar bu içeceklerin yaşam süreniz için değil yalnızca kilonuz için iyi olduğunu ortaya koyuyor. American College of Cardiology'nin Pazar günü yayınladığı araştırmaya göre; günde iki ya da daha fazla diyet kola tüketen yaşlı kadınların yüzde 30'unun kalp ve damarlara ilişkin beklenmeyen bir sorun ile karlaşma oranı daha yüksek ve bu içecekleri çok az tüketen kadınlara kıyasla bu haslıklarla ilişkili ölüm ihtimali yüzde 50 daha fazla. Araştırmanın başında yer alan Iowa Üniversitesi'nde kardiyovasküler hastalıklar uzmanı Ankur Vyas, 'Bulgularımızı daha önceki çalışmalar ile paralellik gösteriyor ve daha detaylı.' dedi. Araştırmada dikkat edilmesi gereken konu sonuçlar diyet kola içmek ile kalp hastalıkları arasında bir korelasyonu ortaya koyuyor, birinin bir diğerinin neden olduğu yönünde kanıt ortaya koymuyor. Diyet kola tüketimi ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen şu ana kadarki en geniş araştırmada yaşları 50 ila 79 arasında değişen 59.614 analiz edildi. Vyas araştırmanın şu an aynı alanda uzman diğer araştırmacılar tarafından değerlendirildiğini söyledi. 340 gramın tek bir içim olarak değerlendirildiği araştırmada içecekler olarak da diyet kolalar ile diyet meyve suları incelendi. Araştırmada elde edilen veriler ile demografik niteliklere ve beden-kitle indeksi, sigara içmek, hormon tedavisi, fiziksel aktivite, enerji alımı, tuz kullanımı, diyabetler, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve tatlandırıcı içecek kullanımı gibi kalp ve damarlara ilişkili diğer risk faktörlerine açıklama getirilmeye çalışıldı. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 62,8 ve geçmişlerinde kalp ve damar hastalıkları olmayan kadınlar seçildi. Bu, benzer bulguları ortaya koyan ilk araştırma değil. 2012 yılında Fransız araştırmacıların The American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayınladıkları araştırmada diyet içecekler ve Tip 2 diyabet riski arasında güçlü bir korelasyon bulundu. Araştırma 'light' içecek tüketen kadınların tüketiminin normal şekerli içecek tüketen kadınların tüketiminden yüzde 43 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Dahası aynı miktarda bile içilse yapay olarak tatlandırılmış içecekler diyabetin gelişmesinde büyük risk ile ilişkili. İçecek sektörü ise sonuçların bir açıklamasının olduğunu belirtiyor: Amerikan İçecek Derneği sözcüsü Christopher Gindlesperger, kilo sorunu olan ve halihazırda kalp hastalığı riski taşıyanların kilolarını kontrol altında tutmak için daha fazla diyet kola içtiklerine dikkat çekiyor. The American Journal of Clinical Nutrition dergisine göre zayıflama planı kapsamında geleneksel kolalar yerine diyet kolaların (ya da suyun) tüketilmesi yüzde 2-2,5 oranında kilo kaybına neden oluyor. (İçecek devleri PepsiCo ve Coca-Cola ise açıklama isteklerimize yanıt vermediler.) Obezite oranı artmaya devam ediyor. Araştırma şirketi Gallup ve sağlık hizmetleri danışmanlık şirketi Healthways'in 2013 yılında yaptıkları 'Sağlık Endeksi' araştırmasına göre yetişkin Amerikalıların yüzde 27'si kendilerini obez olarak tanımlıyor. Washington merkezli kar gütmeyen Kamu Çıkarı Bilim Merkezi'nde beslenme politikası müdürü Margo G. Wootan yaptığı yorumda, insanlar kilolarını önemsememeye devam etse de gerçek obezite oranının nüfusun üçte birine yakın olduğunu söyledi. Diyet Coke ve diyet Pepsi gibi içeceklerde kullanılan yapay tatlandırıcı aspartame yani düşük kalorili tatlandırıcı uzun süredir sağlık savunucularını endişelendiriyor. MarketWatch'ın da haberinde yer verdiği gibi yayınlanmış araştırmaların büyük çoğunluğu farelerde kanser ve aspartame tüketimi arasında korelasyon ortaya koyuyor. Ancak Food and Chemical Toxicology dergisinde Temmuz 2013'te yayınlanan bir araştırma ise aspartame kullanımının kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına neden olmadığını kaydetti. Araştırma şirketi 2012'de Global Industry Analysts'e göre 2012'de 1,39 milyar dolar olan yapay tatlandırıcıların global pazarının 2018'e kadar 1,68 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yapay tatlandırıcıların popülaritesine karşın kısmen şişelenmiş su ve enerji içeceklerinden gelen rekabetin de etkisi ile diyet kolay satışları geriliyor. 15 Mart'ta sona eren yedi hafta içerisinde diyet kola satışları yüzde 7'nin üzerinde azalırken normal kola satışlarında hemen hemen bir değişim olmadı (%0,6 artış). Buna karşın aynı dönemde enerji içeceklerinin satışları yüzde 8'den fazla, maden suyu satışları yüzde 26 arttı. İçecek sektöründe son yıllarda diyet içeceklerin ağırlı oldukça fazla: Gindlesperger'a göre bugün satılan alkolsüz içeceklerin yüzde 45'i sıfır kalorili ve 1998-2010 arasında ortalama kalori ürün başına yüzde 23 düştü. WSJ Türkiye
Reklam
Kolay Kalori Yakmanızı Sağlayacak Egzersizler
Çember Hulahop dediğimiz, çocukken çevirdiğimiz çemberler gerçekte oldukça iyi bir yağ yakıcıdır. Hulohop çevirerek hem eğlenip hem de kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Çevireceğiniz yarım saatlik çember ile 300 kalori yakmanız mümkün. Koşu Koşu yapmak, vücudun bacak, kalça ve basen kaslarını çalıştrmaya yardım eder. Bu nedenden rutin bir şekilde koşanların ince uzun bacakları ve şekilli kalçaları vardır. Koşarken kollarınızla bacaklarınız beraber sallandığına dikkat edin ve omurganız dik şekilde olsun. 30 dakika koşmak sizi 374 kaloriden kurtaracaktır. Paten Kalori ve yağ yakmada oldukça etkili olan paten, vücudunuzu oldukça çalıştıran bir egzersizdir. Dengede durmak için vücudunuzun her bir kası sıkılı ve çalışır durumdadır. 30 dakika paten kaymanız size 425 kalori yaktıracaktır. İp Atlama Çoğu spor hocasının ilk sıralarda tercih ettiği ip atlama, sizin içinde oldukça faydalı bir egzersizdir. İp atlarken vücudunuzun dik olması önemlidir. İp atlama ile yarım saatte 340 kalori yakabilirsiniz. Yürüyüş Yürüyüş en rahat yapabileceğiniz egzersizlerden. Bir yere giderken otomobil kullanmak yerine spor ayakkabılarınızı giyin ve yürüyün. Yürüyüşünüzün tempolu olmasına dikkat edin. Daima aynı tempo ve hızda yürümeye çalışın. Adımlarınız çok büyük olmasın ve omurganız dik olsun. Tempolu bir yürüyüş ile 230 kalori yakabilirsiniz.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık-haberleri
Çileğin Hiç Bilmediğimiz 10 Faydası
Havaların ısınmasıyla mevsim meyveleri değişmeye başlıyor. Sıcak havaların en çok tüketilen meyvelerinden biri de afiyetle yediğimiz çilek. Peki bu lezzet dolusu meyvenin vücudumuza ne gibi faydalar sağladığından haberiniz var mı? İşte çileğin hiç bilmediğimiz 10 faydası...
Yüzmek Beyin İçin de Faydalı
Avustralyalı biliminsanları yüzmenin sadece kaslara değil beynimize de iyi geldiğini ortaya çıkaran bir araştırma yayınladı. Çalışmada görev alan Howard Carter, “30 derece ısıdaki suda 10 dakika geçiren deneklerin beynindeki kan akış hızının arttığını, bu durumun da insanın anlama kapasitesini yükselttiğini” belirtti. İlk incelemelere göre suya giren deneklerin beyninde diğerlerine göre % 14 daha fazla kan akışı oluşurken, önümüzdeki haftalarda daha fazla kişi üzerinde araştırma yapılacağı açıklandı. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık-haberleri
Reklam
Saçların Elektriklenmesini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?
Birkaç uygulama ile saçlarınızdaki elektriklenmeden kurtulabilirsiniz. Duşta saçınızı duruladıktan sonra, en son soğuk suyla yıkayın. Bu sayede nem saçınızın içine hapsolur, kabarma ve elektriklenme engellenir; saçınız daha parlak görünür. Saçınızı havluyla kurularken; havluyu saçının etrafına sarın ve saçın suyunu, havluyu sıkarak alın. Saçınızı havluyla ovalayarak kuruttuğunuz takdirde, saçta oluşacak sürtünme elektriklenmeyi arttıracaktır. Saçınızı daima nemlendirin. Mesela haftada bir doğal yağlardan, saçı nemlendirmek için hazırlanmış özel karışımlardan ya da nemlendirme niteliği olan saç kremlerinden faydalanabilirsiniz. Düzenli olarak saçlarınızın kırıklarını aldırmak da saçlardaki elektrikli görüntünün düzelmesine yardım eder. Sağlıksız saç tellerinin oluşturduğu elektriklenme görüntüsünü bu şekilde engelleyebilirsiniz. Saçlarınızı düzleştirici ile düzleştiriyorsanız; ısısının yüksek olmasına dikkat edin. İyi ısınmamış düzleştirici ile saçı düzleştirmeye çalışmak, saçın elektriklenmesine neden olur. Saçı yüksek ısıda bir kerede düzleştirmeye çalışın. Bunu yapmadan önce, saçınıza ısıya karşı koruyucu ürünlerden sürmeyi ihmal etmeyin.haber kaynağı: trendnotlari.com/estetik-güzellik
SGK'lı Hastalara Resmi Tatilde Poliklinik Hizmeti Yok
SGK, özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. Yeni uygulama 1 Nisan 2014 tarihi itibariyle başladı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. SGK Başkanlığı'nın, yaklaşık 3 yıldır sürdürülen uygulamayı, tatil günlerinde çalışmak istemeyen hekimlerin şikayeti, Türk Tabipler Birliği (TTB) ve bazı tabip odalarının talebi üzerine kaldırdığı bildirildi. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, 5 Mayıs 2011 tarihinden itibaren medula-Hastane sistemi üzerinden sözleşmeli veya protokollü tüm özel sağlık hizmeti sunucularına resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara tüm branşlardan provizyon vermeye başladı. Bunun üzerine özel sağlık kuruluşları ulusal ve dini bayramlarla pazar günleri de poliklinik hizmetleri sunarken, SGK bir genelge ile uygulamayı kaldırdığını duyurdu. Tatil günleri o hizmet bitiyor SGK, kuruma yapılan başvurular sonrasında resmi tatil günlerinde tüm branşlardan provizyon verilmesi uygulamasının kaldırılması talebinin uygun bulunduğunu bildirdi. Böylece genelgeyle özel hastanelerin resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermelerine son verildi. 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren resmi tatil günlerinde acil branş, hemodiyaliz ve onkolojik tedavisi dışında özel sağlık kuruluşlarına provizyon verilmeyecek. SGK kimlerin başvurusuyla bu uygulamayı kaldırdığını açıklamazken, İzmir Tabip Odası'ndan, bu konuyla ilgili olarak TTB ve Ankara Tabip Odası'nın 8 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde SGK yetkilileriyle görüşme yaptıkları, aynı konuda İzmir ve daha birçok tabip odasının da kuruma başvuruda bulunduğu bilgisini verdi. İzmir Tabip Odası'nca yapılan açıklamada, 'SGK, resmi tatiller (23 Nisan, 19 Mayıs, Kurban Bayramı ve Pazar günleri gibi) ve pazar günleri özel sağlık kuruluşlarına bütün branşlar için provizyon verilmesi uygulamasını kaldırdı. SGK tarafından resmi tatiller ve pazar günleri için provizyon verilmesi, meslektaşlarımızın bugünlerde de çalışmaya zorlamasına neden olmaktaydı. 2011 yılından bu yana devam eden uygulama, çalışma ortamına ilişkin birçok sorunu beraberinde getirmektedir' denildi.T24
Reklam
Yüksek ve Düşük Tansiyon
Sadece ABD’de 80 milyondan fazla insan kalp krizi ve felçle bağlantılı olan yüksek tansiyona sahiptir. Böbrek ye­tersizliği, mental yetersizlik ve demans gibi rahatsızlıklarda payı olduğu düşünülmektedir. Tansiyonunuzu düşük tutma­nın önemi göz ardı edilemez ve buna yardımcı olabilecek pek çok doğal yol vardır. • Daha yavaş konuşun (hızlı konuşanlar genellikle düz­gün olarak nefes almazlar ve bu tansiyonun artmasına neden olabilir). • Eğer aşırı kiloluysanız kilo verin (kontrol edilebilir, hassas bir diyet aşırı kilolu insanlarda tansiyonu belir­gin bir şekilde düşürebilir). • Diyetinizde sodyumu düşürün ve potasyumu artırın. • Şeker alımınızı azaltın. • Alkol alımını sonlandırın ya da azaltın. Kadınlar için günde bir, erkekler için iki içeceğe kadar. • Kafeini yok edin. • Daha fazla soğan ve sarımsak yiyin. • Sigara içmeyi bırakın. • Stres ya da endişe verici durumları önleyin (ahenksiz gündelik gürültü, hatta yüksek sesli televizyon, strese neden olabilir ve tansiyonu yükseltebilir). • Düzenli olarak egzersiz yapın (hareketli yürüyüş) ve yeterli derecede dinlenin. • Günlük olarak 3-4 kereviz sapı yiyin (kereviz, doğal tansiyon düşürücü özelliklere sahiptir). haber kaynağı:724saglik.org/genel-sağlık
Keçi Sütü Sabunu ile Siyah Noktalardan Kurtulun
İçerdiği vitamin ve proteinlerle anne sütü kadar yararlı olan keçi sütünün sabunu da, en az kendi kadar faydalı. Keçi sütü sabunu, vücuttaki siyah noktaları temizlemeye yardım ediyor. Keçi sütü özlü doğal sabunlar düzenli kullanıldığında cildin derinlemesine temizlenmesine yardımcı oluyor. İçerdiği proteinler sayesinde akneye sebep olan bakterileri öldürüyor ve gözenekleri sıkılaştırıyor. Bu şekilde daha taze ve genç bir görüntü ortaya çıkıyor. Keçi sütü sabunu bunun yanısıra doğum ya da güneş ile oluşan lekeleri de önlemeye yardımcı. Keçi sütü sabunun aktarlardan ve organik bakım ürünleri satan mağazalardan temin edebilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/estetik-güzellik
Dikkat Eksikliği Bozukluğu İçin Besin Desteği Önerileri
Dikkat eksikliği bozukluğunda (DEB) kişi uygunsuz ve düşüncesiz hareketler sergileyebilir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEBH) ise DEB hastalığına hiperaktivitenin eklenmesi durumudur. Bu hastalıklar genellikle okula gitme çağındaki çocukları etkiler ancak bazen yetişkinlikte de de­vam edebilir. Belirtileri arasında huzursuzluk, aşırı konuş­ma, sonuçlara aldırmama ve odaklanamama bulunur. Kont­rol etmek için genellikle Ritalin (metilfenidat) ve Adderall (amfetamin) gibi psikostimülanlar kullanılır. Besinsel des­tekler de reçetesiz alternatifler olarak işe yarayabilirler. Kalsiyum, günde 500-1000 mg. Magnezyum, günde 250-500 mg. MSM, 1000 mg. günde 1-3 kez Bacopa ekstresi, günde 100 mg. Huperzine A (club moss bitkisinden elde edilen ekstre)50 mcg Günde 1-3 kez Ginkgo biloba, 60 mg. Günde 1-3 kez Üzüm çekirdeği/yeşil çay karışımı, haber kaynağı: 724saglik.org/Vitamin ve Mineraller
Reklam