onedio
Beslenme Programı İçin Atmanız Gereken Adımlar Neler?
Tüm besin gruplarına yer verilen 'ideal' beslenme planı, sağlığı ve formu korumak için birebir... Zayıflamak istiyorsanız günde 500 kaloriyi kesmeniz yeterli!Uzun süre besinlerine dikkat etmeyenler 2 ay sıkı rejim uygulayarak gençlik dönemlerindeki vücutlarına sahip olacaklarını düşünüyorlarsa yanılıyor. 'Nasılsa kilom yok, ne istersem yerim' diyorsanız yine yanılgı içindesiniz. Ne yeme isteğini her dakika kafanıza kazıyan kısa süreli işkence diyetler ne de her istediğinizi yeme özgürlüğü sizi sağlıklı biri yapar. Peki doğru bir beslenme programı için atmamız gereken adımlar neler? Prof. Dr. Metin Özata yanıtlıyor...İdeal beslenme planı var mı?Beslenmenin hastalıklara karşı koruyacak, şişmanlatmayacak, yaşlanmayı geciktirecek bir niteliğe sahip olması gerekiyor. Eğer diyabet, kolesterol, gut, kalp gibi herhangi bir rahatsızlığınız yoksa beslenme programınız tüm besin gruplarını içermeli. Asla tek tip besinlerden oluşan bir plan olmamalı.Artık sağlıklı beslenmek isteyen biri işe nereden başlamalı?Açlık kan şekeri, insülin, kolesterol, trigliserid, hemoglobin, tiroid hormonu gibi tahliller yapıldıktan sonra buna uygun bir program yapılmalı. Diyelim şekeriniz düşük, tiroidiniz az çalışıyor ve demir eksikliğiniz var. Bu durumda beslenme uzmanı ve hekimlerin birlikte bir ekip çalışmasına girmesi gerekiyor.Herhangi bir sorun yoksa?İlk adım, boy ve ağırlığımıza uygun bir beslenmeyi alışkanlık haline getirmek. Bunun için ideal kilonuzu bilmek zorundasınız. Eğer kilonuz fazlaysa zayıflamak durumundasınız. Zayıflamak için de kaloriyi azaltmak gerekiyor.Kilo vermek için kaç kalorilik beslenme uygun?Genellikle kadınlar için 1000-1200, erkekler için de 1200-1600 kalorilik beslenme uygundur. Günlük kalori hiçbir zaman 800 kalorinin altına düşürülmemeli. Çünkü bu şekilde beslenerek kaybedilen kilolar hızla geri alınır. Bir kilo vermek için 7 bin kalori yakmaya ihtiyacınız var. Diyet yapmaya, mevcut kalori miktarını 500-1000 kalori kadar düşürerek başlamak gerekir. Bu düzeyde bir kısıtlama haftada yarım-bir kilo verdirir.Zayıflama diyetinde bulunması gereken gıdalar neler?Mutlaka, et, süt, meyve-sebze, tahıl-ekmek grubundan yiyecekler bulundurmalı. Zayıflamak için düşük karbonhidratlı beslenme şart. Bu nedenle şekerli, unlu, tatlı besinler ve beyaz ekmeği kısıtlamak gerekir. Yine patates, muz gibi şeker yükü fazla olan besinleri azalatmak da zayıflamaya büyük katkıda bulunur. Diyete posalı yiyecekler mutlaka konulmalı. Çünkü diyet yapmaya başlayanların en büyük sorunu kabızlıktır. Posalı ve lifli yiyecekler de bunu önler. Posalı yiyecek alımını artırmak için kepekli ekmek, kabuklarıyla meyve yemek ve öğünlere sebze eklemek çok önemli. Mideyi tok tutan proteinli yiyecekler için ızgara veya haşlama beyaz et yemeğini ihmal etmemek gerekir. Et yemeklerinin yanına patates püresi yerine bezelye, kuru fasulye, bol salata ilave etmek çok önemli.Nelerden uzak durmalıyız?Bir diyet, 'Mucize diyet', '10 günde zayıflatan diyet', şeklinde sunuluyorsa zararlıdır. Çünkü çok hızlı kilo verdiren diyetlerle kalıcı kilo kaybı elde etmeniz mümkün değil. Kaybettiğiniz şey yağlarınız değil, su ve yağların yakımını sağlayan kaslarınız olur. Kısa süre sonra da vücudunuz kaybettiği su ve kası hemen geri alır. İşin kötüsü daha çok kilo almaya başlarsınız.Yine greyfurt diyeti, karpuz diyeti, soda diyeti gibi bir gıdanın yenmesine dayalıysa bunlardan kesinlikle uzak durulmalı.Diyet yaparken nelere dikkat etmeliyiz?Her gün kahvaltı edilmeli. Kalsiyum alımı için yağsız süt, yoğurt ve peynir tercih edilmeli. Öğle yemekleri kuvvetli, akşam yemekleri hafif olmalı. Alkol alımı azaltılmalı, egzersiz ihmal edilmemeli. Çay ve kahve yerine her gün 8-10 bardak su içilmeli.Peki kilo problemi olmayanların ideal besin programları nasıl olmalı?Öncelikle yedikleri besinler kaç kalori, bunu bilmeliler. Sebze ve meyve ağırlıklı, et tercihleri tavuk, balık gibi beyaz etten yana bir beslenme planlanmalılar. Ama demir eksikliğine karşı haftada en az iki kez yağsız kırmızı et tüketimi ihmal etmesinler. Bunun dışında günü üç ana ve üç ara öğüne bölmek de çok önemli. Ara öğünler, gerçek öğüne aç kurt gibi girmemeyi, dolayısıyla aşırı yemeyi önler. Ara öğünlerde abur cubur değil, meyve, meyveli yoğurt, ceviz, kepekli bisküvi, süt gibi besinler tercih edilmeli.
Hemoroid Tedavisinin Yöntemleri
Hemoroid rahatsızlığına evrelerine göre çözümler getirilebilmektedir. Ve bir çok tedavisi mevcuttur. Tedavide öncelikle kişinin bireysel olarak üstüne düşen görevler vardır. Beslenme düzenini değiştirmek, enfeksiyonlardan korunmak ve kabızlığa sebep olacak besinlerden uzak durmaktır. Hemoroid Sebepleri ile ilgili yazımızs göz attığında buradaki sebepler size bireysel olarak neler yapmamanız gerektiği ve nelere karşı dikkatli olmanız gerektiği hakkında yol gösterici olacak ve fikir verecektir.Birinci derece hemoroid tedavisinde yukarıda bahsedilen bireysel tedaviler yapılmalıdır. Bir doktor tavsiyesi ile ilaç tedavisi yöntemine de başvurulabilir.İkinci derece hemoroid tedavisinde de ilaç tedavisi yöntemine başvurulabilir. Lastik band uygulaması da ameliyat seviyesine gelmemiş hemoroid için uygun bir tedavidir. Ortalama 10 dakika kadar süren bu işlem sonrasında normal hayatınıza geri dönebilirsiniz. Fakat bu işlem bireysel olarak yapılmamalı hekim kontrolünde gerçekleştirilmelidir.Üçüncü derece hemoroid tedavilerinde ameliyat yöntemine başvurmak durumunda kalınabilir. Lastik uygulaması da duruma göre değerlendirilebilir. Fakat; en iyi olanı daha bu evrelere gelmeden doktora görünmektir. Çünkü genellikle kişiler, hemoroid konusunda doktora gitmekte oldukç geç davranırlar. Evreleri geçirmeden ve belirtiler keşfedildiğinde çözüme gitmek daha sancısız bir dönem atlatmanızı sağlayacaktır.Dördüncü evre artık son aşamadır. Kişinin ameliyat olması gereklidir. Ameliyat tedavisinde hastalığı oluşturan etkenler alındığından hastalık geçmektedir. Etkili bir yöntemdir. Tekrarlanması düşüktür.Basur tedavisi için gene evrelerine göre bir takım başka tedavi töntemleri de mevcuttur. Bunlar lazer yöntemi, spor yaparak hemoroidi önleme ve evde uygulanabilecek hemoroid (basur) tedavisidir.
Sigara Ruh Sağlığını Etkiliyor
Günümüzde zararları herkes tarafından bilinen sigaranın, dünya sağlık örgütü verilerine göre her üç yetişkinden biri tarafından tercih edildiği görülüyor. Araştırmalardan alınan verilere göre başlaması ilkokul seviyelerine kadar düşen sigara, gelecek nesillerin sağlık problemi olmaya da devam ediyor. Devlet organizasyonlarıyla veya sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilen sigarayla savaşta genelde sigaranın fiziksel ve biyolojik etkilerinden bahsedilir. Fakat sigaranın vücudumuza verdiği zararların yanı sıra psikolojik etkileri de ciddi boyutlara ulaşıyor. Sigara bağımlılığından kurtulmak için tek bir ilaç veya kısa vadeli bir tedavi yöntemi yok. Bu yüzden uzmanlar sigara bağımlılığını uzun süreli bir hastalığa benzetiyorlar. Genellikle tek denemede istikrarlı olunamayan siraga bırakma, uzun vadeli ve zor bir süreç. Üzerine tezler yazılan, araştırmalar yapılan ve neden tercih sebebi olduğu anlaşılmaya çalışılan sigara bağımlılığı, çeşitli ruhsal problemlerle ilişkilendirilebilir. Yapılan araştırmalarda sigara bağımlılığının yaygın olarak, panik atak, sosyal fobi, travmaya bağlı stres, anksiyete bozukluğu ve psikotik bozukluklar gibi durumlarda görüldüğü saptanmıştır. Örneğin, en önemli psikiyatrik bozukluklardan birisi olan şizofrenide hastaların %70’i aynı zamanda sigara bağımlısıdır. Bunun nedeni ise sigaranın kullanılan ilaçların yan etkilerini azaltması olarak açıklanabilir....
Kozmetik ve Dermokozmetik Kremler
Kozmetik Ürünler Cildin vazgeçilmez ihtiyaçlarından birisi de kozmetik ürünlerdir. Bazı kozmetik markaların yıllar öncesine dayanan bilimsel çalışmaları göstermektedir ki; aynı yaşta ve genetikte olup da krem kullanan ve kullanmayan ciltlerin arasında ciddi bir fark olduğudur. Bildiğimiz gibi cildimiz dış faktörlerden özellikle ultraviyoleye ve sanayileşmeye karşı, iç faktörlerden de uykusuzluk, beslenme dengesizlikleri ve strese bağlı olarak yaşlanmaktadır. Kremler sayesinde özellikle fiziksel olan dış etkenlerle (ultraviyole ve hava şartları)mücadele etmede başarı elde edildiği görülmüştür. Kozmetik ürünlerden beklenen, cildi nemlendirilmesi, korunması ve onarılmasıdır. Dermokozmetik ürünler gibi kozmetik ürünlerin de Sağlık ve Tarım Bakanlığı tarafından kontrolleri yapılmakta olup, farklı olarak kozmetik mağazalarında da satılabilmektedir. Bir doktor tavsiyesine ihtiyaç duyulmayan bu ürünlerin içerikleri daha çok doğal veya bitkisel kaynaklıdır. Bir doktor rehberliğinde kullanılması gerekmediği için bu kremlerin, güvenilirliğini kanıtlamış olan (ucuz veya pahalı), kişiye ulaşma ve iletişim açısından servis hizmeti de iyi olan markalardan olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca bazı dermatologlar, içerik bilgilerine hakim olduğu kozmetik ürünleri dermakozmetik ürünlerle birlikte önerebilmektedir. Şayet kişi kendi cildini iyi tanıdığını düşünüyorsa, kozmetik ürün seçerken cildine ve bütçesine uygun ürünleri tercih edebilir. Bu ürünler arasında günlük yaşamda en çok kullanılanlar, kendi cilt tipine ve cilt yaşına uygun bir yüz nemlendiricisi, göz kremi, güneş koruyucu ve uygun bir onarıcı gece kremi olabilir. Ayrıca ihtiyaca göre haftada bir uygulayabileceği bir granüllü ya da enzim peeling seçebilir veya bir maske kullanabilir. Dermokozmetik Ürünler Dermokozmetik ürünler farmakolojik etkinliği fazla olan kozmetik ürünlerdir. Farmaceutical (ilaç-kozmetik) ürünler ile kozmetik ürünlerin arasında veya bu iki yapının bir araya getirilmiş halidir. Bu ürünlerin içerikleri kozmetik ürünlere göre daha aktif, daha yüksek konsantrasyonlardadır. Bu nedenle konusunda uzman hekimler tarafından önerilmektedir. Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı tarafından denetimleri yapılan dermokozmetik ürünler eczanelerde satılmaktadır. Ancak eczanelerde sadece dermokozmetik değil kozmetik ürünler de satılmaktadır (bknz. Kozmetik ürünler). Doktor tarafından tavsiye edilen bu ürünlerin cilt tedavisi ile ilgili bir hedefleri vardır. Örneğin akne tedavisi veya leke tedavisi ya da rozacea (bknz. Kırmızı yüz) tedavisi gibi. Bu nedenle belirli miktarlarda ve belirli aralarla kullanılmaktadır. Dermokozmetik veya ilaç-kozmetik olan ürünlerin daha fazla aktif madde içermeleri yüzünden kozmetik ürünlere kıyasla raf ömürleri daha kısa olabilmektedir.
Penelope'nin Ornish Diyeti
TIP hekimi Dean Ornish tarafından geliştirilen Ornish Diyeti, vejetaryendir çünkü kolesterol içeren etler içermez. Dr. Ornish diyetinin temeli neredeyse tamamen yağdan vazgeçmekten ibarettir. Diyet, kırmızı et ve yağdan uzak tuttuğu için kısa vadede kalp rahatsızlarından da korunma sağlar. Ancak diyetin çok uzun süre uygulanması doktor kontrolüne bağlıdır. YAĞLARDAN UZAK DURUNSINIRSIZ OLARAK YENİLEN:Baklagiller: Bakla, mercimek, nohut, fasulye, soya Tahıllar: Pirinç, yulaf, buğday, darı, arpa, karabuğday Sebzeler: Patates, salatalık, domates, kabak, havuç, brokoli, tatlı biber, yeşillik Meyveler: Elma, portakal, şeftali, kavun, karpuz, ananas, vişne, ahududu, yabanmersini Çok olmayan miktarlarda yenilen: Yağsız süt ürünleri Şekersiz mısır gevreği Kraker Yumurta beyazları Yasak besinler Tüm et ve balık çeşitleri Tüm yağlar, margarin, mayonez Peynir Yağlı süt ürünleri Ceviz ve çekirdek Yumurta sarıları Avokado, zeytin Örnek diyet listesi :KAHVALTI: Peynirli taze meyve meyve suyu bir dilim kızarmış ekmek çay veya kahve (kafeinsiz).ÖĞLE YEMEĞİ: Yeşillikler ve salatalıkla süslenmis kuskus salatası közlenmiş patlıcan taze meyve. AKŞAM YEMEĞİ: Pilav (kahverengi pirinçten olacak) kabak salatası yeşillikler taze meyve.
Elektronik Sigaraya Yaş Sınırı
AMERİKAN Gıda ve İlaç Dairesi FDA, elektronik sigaraların satış ve kullanımına önemli kısıtlamalar getirecek yeni bir yasa tasarısı hazırladı. 75 günlük tartışma evresinin peşinden Amerika’da yürürlüğe girmesi planlanan yeni kanun dahilinde elektronik sigaraların 18 yaşından küçüklere satışının yasaklanacağı ve elektronik sigara paketlerinin üzerine nikotin bağımlılığına yol açabileceğini vurgulayan sağlık uyarılarının basılacağı duyuruldu.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık haberleri
Reklam
Ayahuasca Çayının Sırrı
Amazon yerlilerinin İnka öncesi dönemlerden beri, yüzyıllardır iyileştirici kutsal bir bitki olarak kullandıkları Ayahuasca iksiri, Ayahuasca sarmaşığının yaprağı çeşitli bitkilerle harmanlanarak uzun süre kaynatılarak elde ediliyor. Ayahuasca ayinleri gece karanlıkta ve çok sessiz bir ortamda yapılıyor. Yalnızca doğarken anne ve bebekte ve ölürken salgılanan DMT’nin vücutta salgılanmasını tetiklediği için ‘Ölüm İksiri’ de denen ve dişi bir ruha sahip olduğuna inanılan Ayahuasca bitkisinin şarabı; mutlaka bir şaman eşliğinde içildikten yaklaşık yarım saat 1 saat sonra kusma ve mide bulantısı gibi yan etkilerle etkisini gösteriyor ve sonrasında kişiye has, başka boyutlara geçilen tecrübeler yaşatıyor. Hem ruhsal hem fiziksel bir arınma sağlayan Ayahuasca ağır hastalıkların ve bağımlılıkların tedavisinde ve ruhsal rahatlama için kullanılabiliyor. Öncesinde sıkı bir diyet uygulanan seremoni sonrası kusma ve ishal sonucu vücut toksinlerden arınırken zihin de alegorik olarak ön yargılardan, toplum, aile, okul, din kalıplarından arınıp hayatla ilgili sorular daha net yanıtlanabiliyor.
9 SORUDA HEMSBALL BRANŞI
Oyunun amacı, Hemsball topunu yerde bulunan Hemsball hedef tahtası üzerindeki Hemsball çemberinin içine, çembere çarptırtmadan göndererek rakip oyuncunun alanında yere değmesini sağlamak ve rakip oyuncunun aynı amaca ulaşmasını önlemektir.
Reklam
Çocuklar için En Sağlıklı 10 Yiyecek
Çocuğunuzun gelişimi için oldukça önemli olan proteinden magnezyuma birbirinden faydalı minerallare ve vitaminlere sahip bu 10 besini öğünlerden eksik etmeyin! MEYVELER Çocuklarımız için ideal bir atıştırmalık olan meyveler beslenme tarzlarının önemli bir parçası. Ortadan ikiye kesilmiş bir elma akşam yemeği öncesinde faydalı olacaktır. Aynı zamanda unutmayın; ne kadar renkli, o kadar sağlıklı! Mavi ve mor meyveler ve sebzeler (patlıcan ve yaban mersini gibi) önemli bir antioksidan olan resvetarol içerir ve çocuklarınızın sağlığını koruma açısından etkili olacaktır. SEBZELER Çocuklarımıza sebze yedirmek pek de kolay değil! Dolayısıyla sebzeleri öğünlere katarken hep yaratıcı olmaya özen gösterin. Örneğin sebzeleri onlara taco`ların içinde verin. Aynı zamanda yeşil yapraklı sebzeleri çocuklarınızın beslenme planından eksik etmeyin. Örneğin ıspanak, pazı gibi yeşil sebzeler kandaki oksijeni artıran ve kanı temizleyen klorofil içerdiğinden çocuklarımızın sağlığı için önemli! FINDIKLAR Fındıklar çocuklarımızın sağlıklı bir şekilde yağ ihtiyacını karşılamaları ve enerji kazanmaları açısından oldukça önemli bir yer tutar. Siz de fındıklar, çekirdekler ve kuru meyvelerden güzel karışımlar yapın ve bu rengarenk faydalı atıştırmalıklar ile çocuklarınıza enerji depolayın. FISTIK EZMESİ Fıstık ezmesi mükemmel bir protein, vitamin, magnezyum ve demir kaynağı olduğu için çocuklarınızın sağlıklı beslenmesi için çok önemli! Kepekli ekmekle bir araya getirerek çocuğunuz için mükemmel bir sandviç hazırlayabilirsiniz.  BALIK Balık içeriğindeki faydalarla çocuğunuzun sağlığına önemli katkılarda bulunuyor. Çocuğunuzun hangi balığı sevdiğini bulmaya çalışana kadar her çeşit balığı deneyin. Unutmayın; özellikle ton balığı içerdiği protein ve omega3 asitleriyle balık çocuğunuzun gelişimi için fazlasıyla önemli! PEYNİR Çocuklarınızın yemeklerine mutlaka peynirler eklemelisiniz. Peynirleri çocuğunuza sunarken krakerler ve harika atıştırmalıklarla daha lezzetli ve çekici hale de getirebilirsiniz. Yağsız süzme peynir ve keçi peynirinin ideal protein kaynaklarını olduğunu unutmayın! TAM TAHILLAR Kepekli makarna ve tam tahıllı ekmekler, kahvaltılık gevrekler, esmer pirinç ve yulaf… Sağlığımız önemli ölçüde etkileyen bu beslenme detayları çocuklarımız için de çok önemli. Makarna, pilav gibi fazlasıyla tüketilen bu besinleri bu tercihlerle yapmanız ve çocuklarınızın beslenmesina bu şekilde döir ve protein katmanızı tavsiye ederiz. FASÜLYELER Çocuğunuzun fasülye seviyor mu? O zaman şanslısınız! Protein, karbonhidrat ve demir açısından oldukça zengin olan fasülyeleri çocuğunuzun menülerine salatalar ve ana yemeklerle katın! PATLAMIŞ MISIR Çocuğunuzun abur cubur keyfi için ideal bir seçenek! Sağlıksız onlarca seçenekten vazgeçin ve ona atıştırma keyfini patlamış mısırlarla yaşatın! SU VE MEYVE SULARI Sıra sıvıya gelince… Su her zamanki gibi başrolde. Tabii ki temel besin kaynaklarımızdan suya meyve suları ve süt ekleniyor. Bu içecekler çocuklarımızın öğünlerinin önemli bir yerini kaplıyor.
Göbek Yağlarından 10 Ara Öğün ile Kurtulun!
Diyet yapan veya dengeli beslenmek için uğraş verenlerin iradelerini en çok zorlayan, sonuç almayı engelleyen ve sağlıksız beslenmeye neden olan durum öğün aralarında veya gece geç saatlerde ansızın ortaya çıkan yeme-içme krizleri. Bu krizlerin önlenmesi ya da iyi yönetilebilmesi kilonun korunmasında büyük önem taşıyor. Yeme-içme krizlerini önlemenin sırrı ise uzmanlara göre doğru düzenlenmiş ara öğünler. Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Banu Çaycı yeme krizlerinin önlenmesinde ara öğün programının önemine dikkat çekerek midenin 2,5-3 saatlik süreçlerde boşaldığını ve bu noktaya gelindiğinde yiyeceklere karşı irademizin zorlandığını belirtti. Çaycı, mide tamamen boşalmadan yarım saat veya bir saat önce alınacak 100-200 kalorilik ara öğünlerin, iştahı bastırdığını, ani iniş çıkışlarla yiyeceklere karşı direnci düşüren kan şekerinin düzenlenmesine ve hipoglisemi ataklarının önlenmesine katkıda bulunduğunu söyledi. Düzenli ara öğün yiyen kişilerde metabolizma hızının arttığına dikkat çeken Çaycı, göbek bölgesinde yağlanmanın bu yolla önlenebileceğini vurguladı. Ara öğünlerde dikkat edilmesi gerekenin abur cuburdan kaçınarak sağlıklı atıştırmalıklara yönelmek olduğunu söyleyen Çaycı şöyle devam etti: “Light bisküviler, yağsız peynir, light yoğurt, ayran veya süt, tuzsuz leblebi, taze ve kuru meyveler, birkaç yağlı tohum örneğin 3-4 ceviz, 5-6 fındık, 7-8 badem gibi seçenekler, taze, haşlanmış, közlenmiş yağsız sebze parçaları mükemmel seçimlerdir. Şeker ve şekerli gıdalar, cips, kremalı bisküviler ve patates kızartması gibi yağ içeriği yüksek gıdaları, asitli ve şekerli içecekleri, tuz oranı yüksek yiyecekleri tüketmek ara öğünlerde tamamen yanlış seçimlerdir ve bu gıdalar kilo almanıza neden olur. Ara öğünler 150 kkal geçmemeli ve yeterince protein, karmaşık karbonhidrat ve lif içermelidir.” Prof. Dr. Banu Çaycı, sağlıklı atıştırmalıkların da doğru planlanırsa kişilerin damak tadına hitap edebilecek seçenekler sunduğuna dikkat çekti. Çaycı hemen herkesin işte veya evde kolaylıkla erişebileceği yiyeceklerden 100-200 kaloriyi geçmeyen sağlıklı alternatif ara öğünler önerdi. Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Banu Çaycı’dan ara öğün önerileri
Kinoa Mucizesi ile Diyete Başla!
Benim geçen ay tanıştığım ve Karabuğday detoksu ( faciası) sonrası büyük bir önyargı ile yaklaştığım kinoa hakkında biraz araştırma yaptım.. Detoks gününde kivi ile karıştırarak hazırladığımız karışımı öğünlerde ve acıktığımızda -ki oldukça geç acıktık! yedik. Ertesi gün tartıda tam olarak 900gr eksilmiş olan kilomu gördüm!! Bunun adı cidden mucize.! İnanılmaz bir tokluk hissi ile oldukça dinç olduğunuz verimli bir gün sonunda neredeyse 1 kilo vermek hem moralinizi, hem vücut direncinizi olumlu yönden etkiliyor!Kinoa, Bulgur ve pirincin en büyük alternatifidir ve Güney Amerika’da yetişmektedir. Mazisi ise çok eski; İnkalar’a kadar uzanmaktadır. İnkalar kinoaya ‘tahıl ana’ diyormuş. Birleşmiş Milletler tarafından 2013 ‘Kinoa Yılı’ ilan edilmiştir. Tahıllara kıyasla kinoanın besin değeri oldukça iyidir. Lizin gibi temel amino asitler ve bol miktarda kalsiyum, demir ve fosfor içerir.[3] 100 gram kinoa 372 kalori, 5,8 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif içerir.Kinoanın en çok tercih edilme nedenleri başında, cildi yıpranmaya karşı koruyucu etkisinin geldiği düşünülebilinir. A, B, C, D ve E vitaminlerini içeren, yüksek lif oranıyla bağırsakları çalıştıran, demir içeriğiyle vejeteryanlar için de iyi bir seçenek olan, günlük kalsiyum ihtiyacını karşılayan kinoa, glüten içermediği için alerjisi olanlar için de önemli bir besin kaynağı.Türkiye’de yeni yeni keşfedilen kinoa, yüksek kalitede protein içeriğine sahip olmasının yanı sıra, vücudumuz için gerekli bütün temel aminoasitleri yapısında bulundurmasıyla farkını ortaya koyan süper bir besin… Kinoa, diğer tüm tahıl çeşitleri arasında zirveye yerleşmiş durumda. Özellikle kilo verme sürecinde,İçermiş olduğu yüksek protein sayesinde, kolesterol seviyenizi yükseltmeden tokluk hissinizi artırması ,Kalsiyumdan zengin besinlerin metabolizmayı hızlandırdığı bilindiğine göre, sütten daha fazla kalsiyum içermesi ve emilim gücünün daha yüksek oranda olması,Glüten içermemesi nedeniyle, tahıl grubuna karşı in tolerans gösteren kişilerin rahatlıkla tüketebilmesi ve dolayısıyla vücutta ödem oluşmasını engellemesi,İçermiş olduğu magnezyum sayesinde, diyetle birlikte yoğun spor yapıldığı dönemlerde kas ve kemik yapınızın korunması ve vücuda enerji vermesi,Kinoanın yararları arasında bulunuyor!Kinoa’yı nasıl ve ne kadar tüketmeliyiz?Kinoa, birkaç saat suda bekletip, içindeki enzimleri harekete geçirdikten sonra sadece on beş dakika gibi kısa bir sürede pişiyor. Suda bekletmek için vaktiniz yoksa da pişme süresi değişmiyor. Suda bekletmediğinizde, Islatarak pişirir, bolca yıkarsanız ve bu durumda sadece ekleyeceğiniz su miktarı değişiyor. Islatarak pişirildiğinde çok sevilmeyen kuru börülceye benzer kokusu oldukça hafifliyor.Bulgur ve pirincin en iyi alternatifi olan Kinoayı bir uzman eşliğinde beslenme programı alan kişiler, programlarındaki bulgur/pirinç ölçüsü kadar kullanabilirler ayrıca Kinoa’yı pirinç ve bulgurun kullanıldığı her yerde kullanabilirsiniz.Kabızlık problemi olanlar ara öğünlerinde probiyotik yoğurt ile karıştırark tüketebilirler.Özellikle zayıflama diyeti yapan bireyler pişen Kinoayı soğutup sebze ve ya meyve garnitürleriyle birlikte yumaklar halinde sabahları kahvaltıda müsli olarak tüketebilirlerKısacası ölçüsü ve ne şekilde tüketileceği kişiye, kişinin yaşam tarzına ve beslenme alışkanlıklarına göre değişebilir ancak umuyorum kısa sürede ülkemizde çok daha rahat ve kolay ulaşılabilir hale gelir ve bu harika besin günlük beslenme alışkanlıklarımızdan biri olur.İşte Kinoa Diyet Yemek Tarifleri!!KİNOA SALATASI ( BROKOLİLİ )Malzemeler :150 gr kinoaYarım avokado1 küçük boy brokoli1 küçük boy kırmızı biber1 yemek kaşığı sirke1 yemek kaşığı zeytinyağıLimonDoğal tuzYapılışı :Kinoayı önce sıcak suda ıslatınız ve ilk suyunu dökünüz.. Sonra 1 bardak kinoa için, 2 bardak suya az tuz ekleyerek 15 dk kadar pişiriniz.Buharda pişen brokoli ve diğer tüm malzemeleri haşlanmış kinoa ile karıştırınız.Arzu edilirse tüm yeşil ot çeşitleri ya da sebzelerle değişik tatlarda kinoa salatası yapabilirsiniz!Kinoa KöftesiYarım su bardağı kinoa1 havuç4 tane taze soğan2 diş sarımsakYarım bardak fasulye1/4 bardak galeta unu1 yumurta1 kaşık kimyonTuz, kırmızıbiber2 yemek kaşığı yağYarım demet maydanozAkşamdan ıslattığınız fasulyeleri pişirin, soğumaya bırakın.Blender’ın içine havuç, taze soğan, sarımsak ve maydanozu koyup çekin. Diğer tarafta kinoayı bir bardak sıcak suyla orta ateşte üzerini kapamadan pişirin. Eğer tane tane bulgur kıvamında olmasını istiyorsanız bir çay kaşığı tuz atın. Biraz soğuduktan sonra kinoayı blender’den geçirdiginiz karışımın içine ilave edin. Üstüne biraz blender’den geçirilmiş ya da elle ezilmiş fasulye, yumurta, yağ ve baharat ilave edip iyice karıştırın. Elinizle köfte şekli verip iyice ısınmış teflon tavada pişirin, biraz piştikten sonra tavanın içine bir kaşık yağ koyup iyice iki tarafını da kızartın. Yanına baharatlı elma patates yapıp birlikte servis yapın.
Reklam
Yeni Doğan Bebek Bakımı Nasıl Yapılmalı?
Göz bakımıBebeğin gözünde akıntı ve ya çapaklanma varsa steril gazlı bezi kaynamış ılık suda ıslatıp gözü içten dışa doğru tek bir hareketle fazla bastırmadan silinebilir ve günde beşer onar kez olmak üzere göz pınarı denilen burun köküne yakın çıkıntılı kısma hafif dokunuşlarla masaj yapılabilir. Gözde kızarıklık yoğun çapaklanma ve şişlik varsa doktora başvurmak gerekebilir.Kulak bakımıBebeğin kulakları içine asla temizleme amaçlı yabancı cisim sokulmamalıdır. Sadece kulağın arkası ve dış kulak kepçesi silinmelidir.Burun bakımıYeni doğan bebeğin burnu serum fizyolojik içeren damlalar ile nemlendirilebilir. Dıştan görülen kurutlar yumuşak pamuklu bir mendil ile alınabilir, burun çok tıkanmış ise fazla basınç uygulamak koşuluyla nemlendirdikten sonra burun aspiratörleriyle temizlenebilir.Ağız bakımıDil ve ağız mukozası normal görünümde ise ağız bakımına ihtiyaç yoktur. Ağız bakımı yapılacak ise steril gazlı bez kaynamış ve ılımış suyla ısıtılarak ağız içi tek seferde silinebilir. Eğer ağzında pamukçuk oluştuysa, doktorun önereceği ilaçlarla ağız içi ve meme ucu bakımı yapılmalıdır.
Nilüfer'in Acı Günü
Nilüfer’in uzun zamandır alzheimer hastası olan annesi Zeynep Lütfiye Yumlu, 97 yaşında hayata gözlerini yumdu. SANATÇI DOSTLARI YALNIZ BIRAKMADI Anne Yumlu’nun cenazesi dün Çengelköy’deki Kerem Aydınlar Cami’nde öğle namazına müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenazeye Sezen Aksu, Reha Muhtar, Erol Evgin, Sezen Cumhur Önal, Kayahan kanser tedavisi gördüğü için cenazeye katılamadı onun yerine eşi İpek Acar katıldı. Karikatürist sevgilisi Latif Demirci ise Nilüfer’in bir an olsun yanından ayrılmadı. Kızı Ayşe Naz ise SBS sınavı yüzünden annanesinin cezanesine gelemedi. Uzun süredir bir araya gelmeyen Reha Muhtar ve Nilüfer yıllar sonra cenazede bi araya geldiler. 'ANNEMLE YALNIZ KALMAK İSTİYORUM' Nilüfer annesi için ise, ’Annem 97 yaşında vefat etti. Ama 197 yaşında olsa insanın annesi ölünce bir başka oluyor, çok üzgünüm mekanı cennet olsun’ diyerek duygularını ifade etti. Nilüfer, annesinin defnedildiği mezarlığa özellikle gazetecilerin gelmemesi için rica da bulundu. Sanatçı bu konuyla ilgili ise, ’Orada biraz annem ile yalnız kalmak ve onunla vedalaşmak istiyorum’ dedi.Vatan
Reklam
Rahim Kanseri Belirtileri
Kadınların yaşadığı bazı jinekolojik sorunlar kanserin ilk belirtileri olabiliyor. Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Petek Balkanlı Kaplan, menopoz sonrası kanamaların mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. Kaplan, yaptığı açıklamada rahim kanserinin, üreme organları kanserleri arasında en sık görüleni olduğunu söyledi. Rahim kanserinin genellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda menopozdan sonra görüldüğünü söyleyen Kaplan, şöyle devam etti: “Rahim kanserinin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, progesteron (yumurtalıklardan salgılanan cinsiyet hormonu) ile karşılanmamış östrojen (kadınlık hormonu) ana risk faktörüdür. Rahim hücreleri uzun süre yüksek dozda östrojene maruz kalırsa kontrolsüz olarak büyür. Önce rahim içi zarı kalınlaşması ve ardından kanser oluşur. Kanser oluş sıklığı hormonal değişikliklerle ilişkilendirilebildiğinden, hormon düzeyini yükselten her koşul kadınlar için risk artırıcı bir durum olabilir.” Kaplan, rahim kanserindeki diğer risk faktörlerini ise, yumurtalıklarla ilgili problemler, şeker hastalığı, hiç çocuk doğurmamış olmak, menopoza erken yaşta girmek, erken yaşta adet görmeye başlamak, kilo fazlalığı, yüksek tansiyon olarak sıraladı. Rahim kanseri belirtileri Rahim kanserinin erken evrede pek fazla bulgu vermediğini bildiren Kaplan, “Anormal vajinal kanama ve lekelenme, rahim kanserinin en önemli bulgularıdır. Kanamaların büyük bir kısmı menopoz sonrası kanamalardır. Hastalık ilerledikçe ağrı ortaya çıkabilir. Özellikle menopoz sonrası dönemde bütün kanamalar mutlaka araştırılmalıdır” dedi. Kaplan, rahim kanserine kesin tanının biyopsi ve patolojik incelemelerin ardından konulduğunu belirtti. Tedavi Rahim kanserinde tedavi şeklinin ameliyat olduğunu ifade eden Kaplan, şunları kaydetti: “Operasyonda rahim, yumurtalıklar ve karın içinden sıvı alınması, karnı örten yağlı gözenekli doku ve lenf nodlarının çıkarılması gerekir. İleri vakalarda ilave olarak karın zarı, bağırsaklara tutulmuş kısımları ve etkilenmiş organlar çıkarılabilir. Erken evrelerde teşhis edilen rahim kanserinin iyileşme şansı yüzde 95'tir. Hastaların büyük kısmı olay rahim dışına ulaşmadan yakalandığından rahmin ve yumurtalıkların çıkarılması, tedavi için yeterli olmaktadır. Daha ilerlemiş vakalarda kanserli dokuların tamamının çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu hastalarda ilave kemoterapi ve radyoterapi gerekmektedir.” Kaplan rahim kanserinden korunmak için normal kiloda olmanın, östrojen tedavisi sırasında progestron kullanmanın, anormal vajinal kanama olduğunda hemen doktora başvurmanın ve düzenli jinekolojik kontrolleri aksatmamanın önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Çatlayan Eller İçin Pratik Öneriler
Ellerinizin soğuktan ve bakımsızlıktan çatladığı günlerde acil olarak bakıma alınması gerekir. Çatlayan ellere gerekli bakım yapılmadığı takdirde el üstlerinde yarılma ve kanama görülür. Çatlayan ellere en iyi gelecek doğal madde limondur. Limon eldeki çatlakları yakarak iyileştirir. Limon ilk sürüldüğünde acı verse de zamanla ellerinizi yumuşacık yapar. Limonun içinde yer alan asit seviyesini azaltmak için içine bir miktarda zeytinyağı ilavesi yapabilirsiniz. Bu karışımla ellerinizi ovalayıp eldiven geçirin ve 1 saat bu şekilde bekletin. Göreceksiniz ki elleriniz büyük oranda düzelmiş olacaktır.
Reklam
Diyetinizi Seçin, Yaza Fit Girin
Kadın-erkek, genç-yaşlı; kışın hareketi unutup kendini yemeye kaptıran herkes için diyet dönemi bu aydan itibaren başlıyor. Sizin için üç farklı diyet programı hazırladık. Vazgeçemediğiniz besin grubundan zengin diyetinizi seçin, maratona başlayın. Mart ayı geldi, kilo verme telaşı başladı. Sağlıklı beslenmeye bu ay başlamakla en doğru kararı veriyorsunuz. Önünüzde ne kadar çok zaman olursa sağlıklı bir şekilde zayıflama şansınız o kadar yüksek. Peki hangi diyeti uygulayacaksınız? Siz bir etsever misiniz yoksa karbonhidratsız yapamayanlardan mı? Belki de son yıllarda meyvelerin daha dikkatli tüketilmesine dair bilgiler canınızı sıkıyor çünkü siz meyvesiz yapamayanlardansınız. Herkesi düşündük ve Medical Park Göztepe Hastanesi’nden Diyetisyen Gizem Keservuran’dan Formsanté okuyucuları için üç farklı beslenme planı hazırlamasını istedik. Listeleri inceleyin, size en uygununu belirleyin ve günlük hareket miktarınızı da artırarak yaza kadar tartıdaki ibrenin adım adım aşağılara inmesinin keyfini çıkarın. Popüler diyetlere dikkat Diyetisyen Gizem Keservuran, bahar ayları ile birlikte herkesin hızlı kilo verme hevesine düştüğünü belirterek özellikle protein ağırlıklı popüler diyetlere karşı uyarıyor: “Bu diyetler kısa sürede kilo kaybı sağlıyor olsa da uzun vadede böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında rahatsızlıklara neden olabiliyor. Bunun yanında özellikle kalp-damar, diyabet ve hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi) gibi şikayetleri olan kişiler yeterli ve dengeli karbonhidrat tüketmediklerinde kan şekerleri düşebiliyor.” Meyvenin fazlası yağ demek Sağlıklı ve doğal olduğu için sadece meyve yiyerek kilo vereceğinize inananlardansanız ne yazık ki yanılıyorsunuz. Dyt. Keservuran, “Unuttuğumuz nokta şu; orta boy bir elma/ portakal/ 2 adet kivi/ 2 adet mandalina/ küçük boy muz/orta boy şeftali/küçük kase nar/1/2 orta boy ayva gibi meyveler ortalama 15 g karbonhidrat içeriyor. Bir tabak meyve yediğinizde neredeyse 60 g karbonhidrat alıyorsunuz yani dört dilim ekmek yemiş oluyorsunuz. Bir de glisemik indeks değerlerine bakarsak bu noktada ise ekmek tüm meyvelere göre daha masum oluyor” diyor ve ekliyor: “Çayınıza attığınız şeker tek molekül, meyve şekeri ise iki molekülden oluşuyor. Yani meyvenin sindirim ve emilim basamakları çay şekeri kadar hızlı. Özellikle akşam yemeklerinin hemen ardından veya 1-2 saat sonra yenen meyveler maalesef fazla yağ olarak geri dönüyor.”
Saç Dökülmesini Engelleyen Yiyecekler
Saç Dökülmesini Engelleyen YiyeceklerSaç dökülmesine iyi gelen yiyecekleri bu yazımızda sizlere sıralamaya çalıştık.Yiyecekler kesinlikle doğal ve doğadan olmakla birlikte herhangi bir katkı maddesi veya hap, ilaç gibi maddeler içermiyor.Öncelikle bu yiyecekleri sıralayalım.ElmaPortakalKayısıMuzBöğürtlenKirazGreyfurtŞeftaliAnanasArmutErikÇilekMandalinaBrokoliHavuçMısırBezelyeDomatesKabakPatatesYukarıda sayılan yiyecekler saç dökülmesini önleyen ve durdurması kuvvetli besinlerdir bu ürünlerin tüketimi dozajını aşmadan normal bir şekilde tüketilmelidir.Özellikle brokoli hamilelik döneminde dökülen saçları engellemekte ve doğacak çocuğunda sağlıklı olmasını sağlamaktadır.
Sindirimi Yormayan Lifli Besin Alımı
Yüksek lifli beslenme, sağlık açısından çok faydalı olmakla birlikte bazı bireylerin sindirim sistemlerinde rahatsızlığa sebep olabilir. Şişkinlik, hazımsızlık veya gaz şikayeti ortaya çıkabilirLifli besin denince akla ilk olarak yeşil yapraklı sebzeler ve meyveler gelir. Lif yani posa,     vücudumuzun sindiremediği veya kana emilimini yapamadığı kompleks karbonhidratlara verilen isim.  Posalar çözünen ve çözünmeyenler olarak ikiye ayrılır. Çözünen posalar suda erir, çözünmeyen posalarsa erimez.1-Çözünmeyen posalar: Tam buğday unundan yapılmış ürünler, buğday ve mısır ekmeği, meyve kabukları, kök sebzeler dahil birçok sebze bu gruba girer. Çözünmeyen posaları, bağırsak kaslarını harekete geçiren ve sindirime yardımcı olan posalar olarak adlandırabiliriz. Her ne kadar çözünmeseler de atık maddelerin bağırsak içindeki hareketini sağlarlar. Bu nedenle     de ‘vücudun süpürgesi’ olarak bilinirler.2-Çözünen posalar: Kurubaklagiller, bezelye, yulaf, arpa, elma, portakal, havuç gibi birçok meyve ve sebze bu gruptan. ‘Psyllium’ tohumunun kabuğu da bu gruba dahil. Çözünen posalar, dışkıya yumuşaklık, jel kıvamı ve hacim kazandırarak bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve bu sayede kabızlığı önler. Bu gruptakiler, kandaki kötü kolesterolü de düşürür.  Lifli besinlerin faydaları* Araştırmalar, günde 12-33 gr. lifin kan basıncını düşürebileceğini, kan kolesterol seviyelerini daha iyi hale getireceğini ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilen inflamasyonu azaltabileceğini gösteriyor. Diyete eklenen her 10 gr. lif, kalp hastalığından ölme riskini yüzde 27 oranında azaltıyor.Lifler, diyabeti kontrol etmeye yardımcı olabilir. Yüksek lifli yiyecekler, daha yavaş sindirilir ve sonuç olarak yemek sonrası kan şekeri daha yavaş yükselir.Lifler, gastrointestinal yolun genel sağlığı için önemli. Meyve, sebze ve tam tahıllılarda bulunan bazı doğal lif çeşitleri, kalın bağırsakta mayalanır ve kalsiyum gibi önemli minerallerin emilmesine yardımcı olur.  Lifler, kilo almaya karşı koruyucu etkinlik gösterebilir. Lif açısından zengin besinler yediğimiz zaman uzun süre tok kalırız.Aynı zamanda lifli yiyecekleri çok çiğnemek gerekir, yemeğinizi ne kadar çok çiğnerseniz o kadar kalori harcarsınız ve metabolizmaya yardım edersiniz. Üstelik lif açısından zengin yiyeceklerin kalorisi daha düşüktür.BAĞIRSAK GAZLARIYLA SAVAŞBağırsak gazı, yüksek oranda posalı beslenmenin normal yan etkisi ve genel bir şikayet.     Birçok karbonhidrat, sindirim sisteminde hassasiyet yaratarak şişkinlik ve gazla ilgili sıkıntı yaşamamıza sebep olabilir. Bunlardan bazıları şöyle: Kurubaklagiller, Tam tahıllı ürünler, ekmek, tahıl gevrekleri ve makarna, Kepekli gıdalar, Yulaf ve yulaf ezmesi, Brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar, kuşkonmaz gibi sebzeler, Armut, şeftali, elma ve erik gibi meyveler.Bu sağlıklı besinleri günlük beslenmeden tamamen çıkarmak yerine daha az sıklık ve miktarda tüketerek içeriğindeki vitaminle minerallerden faydalanabilirsiniz. Bazı yiyecekler diğerlerine oranla daha fazla sıkıntı yaratabilir. Önerim, hangi besinlerin gaz şikayetine neden olduğunu yazmanız. Yemek yerken, bir şeyler içerken veya sakız çiğnerken hava yutuyor olmanız da olası, bu nedenle iyi çiğneyerek daha yavaş yemeye özen gösterin.ETiKET DiLiAldığınız ürünün posa içeriğini etiketlerini okuyarak öğrenebilirsiniz. Porsiyonda 5 gr. veya daha fazlaysa yüksek posa, 2.5-4 gr.’sa iyi kaynak olarak nitelendirilir.NE KADAR İHTİYACIMIZ VAR?Ortalama kalitede bir beslenmeyle günde 10-11 gr. lif aldığımız düşünülüyor ancak bu yeterli bir rakam değil. Sağlığımız için yetişkin kadınlar 25 gr., erkeklerse 38 gr.’dan daha fazla posa tüketmeli.
Yaşlanma Karşıtı Cilt Bakımı İçin İpuçları
Cildinize zamanın elinin değmesini istemiyorsanız günlük hayatınızda yapacağınız değişiklik ve uygulamalarla yaşınıza göre daha genç bir cilde sahip olabilirsiniz… Yaşlanma karşıtı cilt bakımının püf noktalarını Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Ataman’dan öğrendik… Cilt bakımı için yaşlanmayı beklemeyin! Cildiniz de yaşlandığı için cilt bakımına 20’li yaşlarda başlamak gerekir. Genleriniz, günlük alışkanlıklarınız ve güneş cilt bakımına başlama yaşınızı belirler. Düzgün, yumuşak ve sorunsuz bir cilt istiyorsanız bir dermatoloğa başvurarak cildinizin özelliklerini öğrenmeniz ve ona uygun ürünler kullanmanızda fayda var. Yumuşak bir temizleyici kullanın. Kuru bir cildiniz varsa krem; yağlı cilde sahipseniz yağ içermeyen köpüklerle cildinizi temizleyin. Eğer hassas bir cildiniz varsa tahrişi önlemek için mutlaka dermatoloğa danışarak ürün kullanın. Yüzünüzü ılık veya soğuk suyla, çok ovmadan yıkayarak kurulayın. Sıcak su cildin doğal nemini bozabilir. Cildinize özel nemlendirici seçin. Nemlendirici cildinizi korur ve geliştirir. Cildiniz yağlı bile olsa her gün hafif, yağsız nemlendiriciler kullanabilirsiniz. Eğer kuru bir cilde sahipseniz, günde birkaç defa nemlendirici kullanmanız gerekebilir. Güneşten korunun. Kapalı alanda çalışsanız da gündüz saatlerinde her zaman güneşten korunmanız gerekir. Güneş ışınları bulutlar ve pencerelerden geçebilir. Birçok nemlendirici güneşten koruma özelliği de içerir. Ancak kullandığınız nemlendiricinin bu özelliği yoksa en az 30 koruma faktörlü güneş kremi kullanın. Dudaklarınızı da ihmal etmeyin. Günlük bakımınızı ihmal etmeyin. Güne cildinizi temizleyerek başlayın. Nemlendiricinizi ve güneş kreminizi ihmal etmeyin. Gece ise dermatoloğunuzun kullanmanızı önerdiği anti-aging ve nemlendiricinizi kullanın. Peeling yapın. Cildinizin parlamasını engelleyen lekelerden kurtulmak için yumuşak bir bez ya da fırça yardımıyla sürdüğünüz peelingi kuru bir cilt yapısına sahipseniz haftada bir; yağlı bir cildiniz varsa haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Eğer akne ya da hassas bir cildiniz varsa, hekiminizle konuşun. Cildinizin ihtiyacı olan besinleri tüketin, C ve E vitamini içeren krem ve serumlar cildinizi besleyerek güneş hasarına karşı korur. A veya B3 vitamini içerenler ise güneş hasarını düzeltmek için kullanılabilir. Ancak yine de protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminlerin tümünü içeren her gıda grubundan dengeli tüketmek gerekir. Ayrıca koyu renkli özellikle mor meyve ve sebzeleri, fındık ve ceviz başta olmak üzere kuruyemişleri softamızdan eksik etmemeliyiz. Cildinizin Sağlığını Korumak İstiyorsanız… • Sigaradan uzak durun. Çünkü sigara cildinizin kırışarak daha hızlı yaşlanmasına neden olur. • Sağlıklı bir cilt için meyve, sebze, yağsız protein ve kepekli tahılları bol bol tüketin. • Her gün egzersiz yapın. Egzersiz kan akışını artırarak cildinize yardımcı olur. • Stresten uzak durun; stres cildinizi daha duyarlı hale getirir. • Güneşten mümkün olduğunca korunun.
Reklam