onedio
Nisa Bebek Ölüme Terkedildi
Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nde 4 aydır yoğun bakımda tedavi gören ve 10 binde bir görülen doğuştan kalpteki kirli kanı akciğere taşıyan damarın olmaması hastalığı bulunan 7 aylık Nisa Özçelik bebeğin, yurtdışında yapılabileceği belirtilen ameliyatına izin verilmedi. Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nde 4 aydır yoğun bakımda tedavi gören ve 10 binde bir görülen doğuştan kalpteki kirli kanı akciğere taşıyan damarın olmaması hastalığı bulunan 7 aylık Nisa Özçelik bebeğin, yurtdışında yapılabileceği belirtilen ameliyatına izin verilmedi. Anne Nefise Özçelik ve baba İsmail Özçelik, İsviçre'deki bir doktorun bu ameliyat için yüzde 80 yaşama şansı verdiğini belirterek, yetkililerden yardımcı olmalarını istedi. Manisa'nın Soma İlçesi'nde yaşayan 4 yıllık evli İsmail Özçelik (33) ve Nefise Özçelik (27) çiftinin 7 ay önce dünyaya gelen ve Nisa ismini verdikleri kızları, henüz 9 günlükken rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan tetkiklerde, Nisa bebeğin, 10 binde bir görülen doğuştan kalpten kirli kanı temizlemek için akciğere götüren damarının bulunmadığı, 'trunkus arteriozus tip 4' hastası olduğu anlaşıldı. Özçelik çifti, bebeklerini sevemeden, çare bulmak için hastane hastane dolaştı. Türk Telekom'da çalışan İsmail Özçelik ve ev hanımı olan eşi Nefise Özçelik'in bebekleri Nisa, 3 aylıkken Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Nisa Bebek 4 aydır yaşam destek ünitesine bağlı bir şekilde hayatını sürdürürken, anne ve babası hastalığın tedavi yöntemlerini araştırdı. Özçelik çifti, ameliyatın Türkiye'de yapılmadığını, bu operasyonun İsviçre'nin Cenevre kentinde yapıldığını öğrendi. Cenevre'de ameliyatı yapan doktorla temasa geçen baba İsmail Özçelik, ameliyatın 1 milyon lirayı bulabileceğini öğrenirken, gerekli izinleri almak için başvurularda bulundu. Ege Üniversitesi Hastanesi tarafından ameliyatın burada yapılamayacağı belirtildi. Daha sonra gerekli bütün izinler için son aşama olarak Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'ne başvuruldu. Ancak ameliyatın Türkiye'de yapılabileceği belirtilerek yurtdışı için izin verilmedi. Baba İsmail Özçelik kızının 4 aydır yoğun bakımda olduğunu belirterek, 'Türkiye'de doktor doktor gezdim, fakat ameliyat edecek bir doktor bulamadım. İsviçre'de bir doktorla görüştük, ameliyatı yapabileceğini ve yüzde 80 yaşama şansı olduğunu söyledi. Ben milyonda bir yaşama oranına razıyken, doktorun böyle söylemesinden sonra gerekli işlemlere başladım. Pasaport ve tercümana kadar her şey ayarlandı. Yurtdışında tedavi için tüm işlemleri yaptırdık. Ancak Ankara'daki hastane 'Türkiye'de bu ameliyat yapılabilir' dedi. Ancak bana bu ameliyatı yapacak doktorun bulunmadığı belirtildi, yeni bir çocuk yapmam önerildi, benim çocuğumun tedavisinde kullanılacak para ile 500 tane çocuğun tedavi ettirilebileceği söylendi. Bana ameliyat edilebilir diye rapor veriyorlar ama ameliyatı yapacak doktor gösteremiyorlar. Ben yasal prosedürlerin ortadan kalkmasını istiyorum. Çocuğumu devlet izni olmadan hastaneden çıkartamıyorum. Başbakanlıktan ve Sağlık Bakanlığı'ndan yardım bekliyorum. Türkiye'de ameliyat edilecekse bir an önce doktor bulunsun, ya da yurtdışında tedavi için gerekli prosedürleri gerçekleştirsinler. Çocuğum can çekişiyor, ben zamanla yarışıyorum ve çocuğumun sağlığı için çabalıyorum. Baba olarak evladım için her şeyi yapmaya hazırım. İsviçre'ye gitmemiz için Sağlık Bakanlığı'nın onayı gerekiyor. Onay verdiği takdirde tedavi masrafını ödemek zorunda kalmıyoruz' dedi. 'ÇOCUĞUMU KUCAĞIMA ALMAK İSİTİYORUM' Çocuğunu koklayamadan her gün cam bölmenin ardından bebeğine bakan anne Nefise Özçelik, 'Benim tek dileğim çocuğumun iyi olması. Bazı engellerin aşılmasını istiyorum. Bunun için herkesten, başbakanlıktan, cumhurbaşkanından yardım bekliyoruz. Uzun zamandır yoğun bakımdayız, çocuğumu kucağıma almak istiyorum' diye konuştu.Haberler
Bakanlıklar Bonzai'ye Karşı Birleşti
Son dönemde yaygınlaşan sentetik uyuşturucu Bonzai'yle mücadele için 5 bakan 3 saat süren bir toplantı yaptı. Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde Uyuşturucu ile Mücadale Üst Kurulu oluşturuldu. Sağlık Bakanlığı'ndaki toplantıda İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç Bonzai ile mücadele için bir araya geldi. Toplantı yaklaşık üç saat sürdü. Toplantının ardından Sağlık Bakanlığı bir açıklama yaptı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde Uyuşturucuyla Mücadele Üst Kurulu oluşturulduğu duyuruldu. Toplantıda 'Son günlerde kamuoyu gündeminde geniş yer işgal eden uyuşturucuya karşı alınacak tedbirler ve izlenecek yol haritası ele alındığını' belirtildi. Uyuşturucu ile mücadelenin adli, idari, hukuki, psikolojik, narkotik ve sosyolojik boyutları da Üst Kurul’daki Bakanlıkların eş güdümüyle takip edilecek. Erdoğan açıklama yapmıştı Başbakan Tayyip Erdoğan geçtiğimiz haftalarda Yeşilay toplantısında yaptığı konuşmada Bonzai ile kararlılıkla mücadele edeceklerini açıklamıştı: 'Konu sadece sigara değil, aynı zamanda alkol, bunu bir kenara koyamazsınız. Şimdi bir de bonzai denilen bir şey daha çıktı. Daha ucuz ve çok daha yaygın. Bir neslin Allah muhafaza gidişi söz konusu, yok oluşu söz konusu. Bütün bunlara karşı bir mücadelenin bizim milli bir meselemiz olduğuna inanıyorum. Manevi bir meselemiz olduğuna inanıyorum. Kimsenin tereddüdü olmasın. Tüm zararlı maddelerle olduğu gibi uyuşturucuyla da etkin mücadelemizi sürdüreceğiz.' Uyuşturucu tedavisine gelenlerin çoğu bonzai kullanıyor İlk kez 2002’de Almanya ve İspanya’nın ardından Avustralya’da görülen bonzai, Türkiye’de ilk defa 2011’de fark edilerek yasa kapsamına alındı. İstatistiklere göre dünya genelinde en çok bonzai yakalayan ülke Türkiye. Çocuk ve Ergen Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi'nin verilerine göre (ÇEMATEM) 2011 yılında uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle tedaviye gelenlerin yüzde 15, 2012’de yüzde 40, 2013’te yüzde 75'i bonzai kullanıyor. Kalp krizine sebep oluyor Bonzai içildikten sonra iki, üç saat içinde etkisini gösteriyor. Nane, kekik kokusu veriyor. Genç yaşta kalp krizlerini tetikliyor. Ayrıca kalp ritmi bozukluğu, kan basıncının artması ve böbrek yetmezliği gibi semptomlara yol açıyor. Bonzai kullanıcılarında ağız kuruluğu, çok sıvı tüketimi, aşırı şekerli madde tüketimi, kilo kaybı, paranoya, halisünasyon, endişe, kaygı çok fazla görülen belirtiler arasında. Al Jazeera ve Anadolu Ajansı
Su Tüketiminizi Kolaylaştıracak Öneriler
Spor yapmayan herhangi bir kişinin günlük tüketmesi gereken su miktarı 1,5- 2lt ‘dir. Spor yapan kişilerde bu miktar 2,5 ve üstüne çıkıyor. Fakat bu tüketimi gerçekleştirmeniz gerektiği halde gene de günlük ihtiyacımı tam olarak karşılayamıyorum ve bu miktarı tamamlayamıyorum diyorsanız size bir kaç önerimiz var: Günde 6 öğün tüketmemiz gerekiyor. Her öğün öncesi 1 bardak su tüketmeyi alışkanlık haline getirdiğinizde 6 bardak su tüketiminizi hiç bir çabaya gerek kalmadan tüketmiş oluyorsunuz. Günde muhakak bir veya bir kaç bardak çay kahve tüketilebiliyor. Gidilen bir kafe- restaurantta ya da evde bir şekilde su harici tükettiğiniz içecekler elbetteki oluyordur. Çay veya kahve hangisini tüketiyorsanız, tükettiğiniz kadar su içmelisiniz. Çay ve kahve vücuttaki su oranını azaltacağından siz bir yandan su tüketmeye özen gösterdiğinizde bir diğer yandan...
Yaz Sıcaklarında, Rahat Uyumak İçin...
Isınan havalarla birlikte rahat ve sağlıklı uykunun kalitesinin de düştüğünü belirten uzmanlar, bu sıcak yaz gecelerinde serin bir uyku için yapılması gerekenleri anlatıyor. Gece yatarken, ertesi gün yapılacak işleri düşünmeyin. Sorunlarınız olsa bile bunları gece fazla kurcalamayın. Spor yapın (ama yatmadan iki saat önce değil). Dengeli beslenin. Sigarayı bırakın. Çay ve kahveyi azaltın. Yatağa yattığınızda boynunuzu da destekleyen bir yastık kullanın. Mümkünse elinizin ve kolunuzun üzerine yatarak uyumayın. Yüzüstü baş yana dönmüş uyumaktan da kaçının. Eğer gün içinde çok kafeinli içecek aldıysanız, ekmek ya da kraker gibi karbonhidratlı besinler alarak kafeinin etkilerini azaltın. Sokak gürültüsünü engellemek, sesli cihazları yatak odasından çıkarmak, çare olabilir. Uyku saatlerimizi ve süresini bilmek ve bunlara uygun saatlerde yatıp kalkmak, sağlıklı bir uykunun ilk şartıdır. Yatmadan hepsini kapatın, perdeleri çekin. Işık uykuya mani olur. Elektronik cihazlar, hatta gece lambası dahi sıcaklığı arttırır. Uzmanlara göre yatak en az 180×240 cm boyutlarında olmalı. Bazılarımızın yatakta yemek yeme, televizyon seyretme gibi alışkanlıkları vardır. Ancak, yatak sadece uyumak için kullanılmalıdır. Yatmadan önce zihni yormayan kitaplar okunabilir. Yatmaya yakın alkollü içkiden kaçının. Isı yalıtımlı mekânlar kışın sıcak, yazınsa serin olur. Yalıtımla soğutma cihazlarının harcadığı enerji de yüzde 50 azalıyor. Uygun büyüklük ve güçte klima satın alın. Klimayı dış ortamdaki sıcaklığın en fazla 5-6 derece altına göre ayarlayın. Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre yatak odasında cep telefonu çalması, kaliteli uykudan ortalama 50 dakika çalıyor. Aşırı yağlı ve şekerli yiyecekler uyutmaz. Sıcak havada hafif yiyecekler yiyin ve yemek ile uyku arasına en az üç saat koyun. Ayrıca fasulye, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası gibi gaz yapan sebzelerden ve mide yanması yapabilecek baharatlardan da akşamları kesinlikle uzak durulması gerekiyor. Serotonin, tripofan ve melatonin yönünden zengin bazı besinler uyumanıza yardımcı olur; ılık süt bunların başında gelir. Ayrıca ton ve kalkan balığı, enginar, badem, yumurta, şeftali, ceviz, kayısı, kuşkonmaz, keten tohumu, yulaf, patates ve muz da uyku getiren diğer besinlerdir. Terleme, su ve elektrolit kaybına yol açar. Sıcakta serinlemek için bol su için. Günlük ihtiyaç 1.5 litre. Yatmadan önce (en fazla 37 derecede) alınacak ılık bir duş uyumaya yardım eder. Duştan sonra saçınızı ıslak bırakmak da faydalı olacatır. Gündüzleri uyumayınız. Ve ne kadar uyursanız uyuyun sabahları belirli bir saatte kalkma alışkanlığı edinin. Uykunuz gelmeden asla yatağa gitmeyiniz. Uyuyamadıkça insan hepten çileden çıkar.
15 Dakikada Sımsıkı Kalça ve İnce Bacaklar
etiket
Vücudunun alt kısmını inceltmenin en hızlı yolu burada. Sıkı Kalçalar ve İnce Bacaklar için sadece 15 dakikanı ayırman yeterli.Hiçbir şey, mini etekleri muhteşem görünen bir çift bacak gibi tamamlayamaz. Ve böyle bacaklara sahip olmak, düşündüğünden daha kolay olabilir. New York’taki Club H Fitness’dan Kişisel Eğitmen Marcela Ceselka’nın tasarladığı bu egzersiz, alt gövdenin her karışını hedef alıyor: Kalça, üst bacak, arka bacak, iç bacak ve baldır. Alt gövdenin sıkılaşıp incelmesini sağlayan bu hareketler, karın gücünü ve dengeni arttırmakla kalmayacak, metabolizmanı da hızlandıracak. Haftada üç defa, iki, üç set olarak uygula. Egzersiz aralarında 60 saniye mola ver. Zorlaştırmak için mola süresini kısaltabilir ya da tamamını hiç mola vermeden yapabilirsin.
Reklam
Sivilce İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Sivilce tedavisi konusunda doğru zannedilen bilgilerin çoğu yanlıştır ve bu, tedaviyi güçleştiren en önemli sıkıntılardan biridir. Sivilce tedavisi konusunda doğru zannedilen bilgilerin çoğu yanlıştır ve bu, tedaviyi güçleştiren en önemli sıkıntılardan biridir. Memorial Antalya Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzman Doktor Lütfiye Çoban, akne tedavisinde tıbbi doğruları anlattı. Akne, bir kıl keseciği ve yağ bezleri hastalığıdır. Çeşitli nedenlerle, yağ bezlerinin deriye açılan ağzının tıkanması, akne gelişiminin ilk basamağını oluşturur. Sıklıkla ergenlik döneminde artmış seks hormonlarının etkisiyle başladığından, ergenlik dönemi problemi olarak bilinir. Ancak özellikle kadınlarda yetişkinlik döneminde de görülebilir. Kozmetik ürünler, cildi temizleyip nemlendirerek akne tedavi sine destek olur ancak tedavi etmez. Tedavi için bir dermatoloji uzmanından yardım alınmalıdır. Akne tedavisinin başarısını değerlendirebilmek için çoğunlukla altı ile sekiz hafta arası zaman gerekir. Çoğunlukla da kontrol altına alındıktan sonra bazı topikal (dıştan sürülen) ilaçlar kullanılmaya devam edilir. Cildini gereğinden sık ve sert temizleyicilerle, sert sürtme hareketleriyle temizlersen akne probleminin şiddetlenmesine yol açabilirsin. Günde iki kez, yumuşak bir temizleyici ile temizlemen yeterli. Ayrıca yoğun yağlı kremler, kapatıcılar, sıkıştırılmış pudralar sivilce oluşumunu arttırdığı için bu tür ürünler kullanmamaya dikkat et.
Sigara Paketleri Değişiyor
Sağlık Bakanlığı’nın 2014-2018 yıllarında uygulayacağı Tütünle Mücadele Strateji Belgesi’ne göre sigara paketlerinde radikal değişiklik yapılacak. Önümüzdeki 3 yıl içinde sigara paketleri markalar dikkat çekmeyecek biçimde yeniden dizayn edilecek ve “kara kutu” görünümünde olacak. Haberturk'ün haberine göre, markalar, özellikle çocukların göremeyeceği biçimde basılacak. Türkiye’de sigara içme oranının yüzde 27’ye düşmesinin ardından harekete geçen Sağlık Bakanlığı, “Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı (2014-2018)” hazırladı. Planda önemli değişikliklere yer verildi. Hedef, 2018 yılı sonuna kadar toplumun yüzde 95’inde, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımına karşı tutum oluşturmak.PAKET UYARILARLA KAPLANACAKBu çerçevede daha önce gündeme gelen “kara paket” uygulaması eylem planına girdi. Buna göre sigara paketleri kara paket haline getirilecek. Paketlerin üzerinde yer alan “Sigara içmek genç yaşta öldürür”, “Hamile iken sigara içmek bebeğe zarar verir” ve “Çocuklarınızı koruyun: Dumanınızı onlara solutmayın” gibi resimli uyarı cümleleri, paketin kapak kısmını tamamen kapsayacak. Kara paketli sigaralarda markalar özellikle çocukların dikkatini çekmeyecek şekilde küçük puntolu biçimde basılacak. Sigaralar raflarda numalandırılacak. Tiryakiler, sigara alırken marka söylemek yerine, “Ver oradan 1 numara” diyecek. Bu sayede çocukların markaları görerek özenmesi engellenecek.AVUSTRALYA'DA 2011'DEN BERİ KARA PAKETTEAvustralya Parlamentosu’nda 24 Ağustos 2011 tarihinde kabul edilen kararla, 1 Temmuz 2012’den geçerli olmak üzere ülkede satılan tüm sigaralarda kara paket uygulaması başlatıldı. Bu uygulama ile sigara paketlerinin üzerindeki yanlış mesajlarla tüketicinin aldatılması önlenirken, tütün ürünlerinin cazibenin azaltılması ve sigara içme oranlarının azaltılması hedefleniyor.
Reklam
Dondurmanın Bilinmeyen Faydaları
Yaz mevsiminin vazgeçilmezi olan dondurma, herkesin çok sevdiği sağlıklı ve diğer tatlılara nazaran düşük kalorili bir yiyecektir. Yerken mutluluk veren ve A vitamini bakımından zengin olan bu yiyeceğin insan sağlığı için de birçok faydası var…Hamileler için önemli bir besin kaynağı. Anne adayının gebelik boyunca protein ve kalsiyum açısından zengin besinleri tüketmesi gerekir. Anne adayı yeterli kalsiyum ve protein alamazsa doğum sonrasında kemik erimesi gibi sorunlarla karşılaşabilir. Bu süreçte hamileler günlük kalsiyum ihtiyaçlarını süt tüketimlerinin dışında dondurma ile de karşılayabilirler. Çocuklarn beslenmesinde önemlidir. Özellikle çocukların büyüme dönemlerinde kalsiyum, protein ve fosfor alımı, kemik ve kas gelişimi için gereklidir. Süt sevmeyen çocukların ihtiyacı olan bu besin maddelerini, dondurma yiyerek alması sağlanabilir. Kemoterapi alan kanser hastası olanlar yiyebilir. Kanser hastalarının kemoterapi tedavisi sonucunda oluşan iştahsızlık ve bulantı, hastaların beslenme sorunları ile karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Ancak dondurma bu tür hastalar tarafından rahatlıkla tüketilibiliyor. Dondurma, diğer yiyeceklerdeki gibi bulantılara da sebep olmuyor. Diyet yapanlar da tüketebilir Diyet yapıyor ve 1 dilim ekmeği ve 1 bardak sütten feragat ediyorsanız, diyetinizde rahatlıkla tüketebileceğiniz tatlıların başında dondurma gelebilir. Dondurmanızı her gün ara öğün olarak yiyebilirsiniz. Yaşlıların beslenmesinde de öneml i. Özellikle çiğneme ve yutma zorluğu yaşayan yaşlılar için de dondurma, günlük kalsiyum ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan bir yiyecektir. haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-diyet
Oruç Tutmanın Mendup Olduğu Günler
Oruç Tutmanın Mendup Olduğu Günler Şevval Orucu Kamerî/Ay takviminde Ramazan ayından sonraki ay, Şevval ayıdır. Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bu oruçların bayramın hemen arkasından peş peşe tutulması daha fazîletli olmakla birlikte ay içerisinde aralıklı olarak tutmak da mümkündür. Kazâ veya adak oruçlarının bugünlerde tutulmasıyla da aynı sevap elde edilir. Peygamberimiz’in Ramazanı oruçla geçirip buna Şevvalden altı gün ilâve eden kişinin bütün yılı oruçlu geçirmiş olacağı yönündeki ifâdesini (Müslim, Sıyâm 204), “Kim iyi bir amel işlerse, kendisine bunun on katı ecir vardır” (6/En’âm, 160) âyetiyle birlikte değerlendiren kimi âlimler, bire on hesabıyla, Ramazan orucunun on aya, altı gün Şevval orucunun da altmış güne karşılık olduğunu ve bu sûretle bütün yılın oruçlu geçirilmiş sayılacağını söylemişlerdir. Âşûrâ Orucu Muharrem ayının onuncu gününe “âşûrâ” denilir. Hz. Peygamber’in devamlı olarak bugünde oruç tuttuğu rivâyet edilmiştir. Fakat sadece o günde oruç tutulması doğru görülmemiş, bunun yanında bir önceki veya bir sonraki günün de oruçlu geçirilmesi tavsiye edilmiştir. Bir rivâyete göre Peygamberimiz Medine’ye geldiğinde yahûdilerin âşûrâ gününde oruç tuttuklarını görünce, bu orucun anlamını, yani ne için tutulduğunu sormuştu. Yahûdiler, bugünün büyük bir gün olduğunu; Allah’ın Mûsâ’yı ve İsrâiloğullarını düşmanlarından bugünde kurtardığını ve Mûsâ’nın bu sebeple bugünde oruç tuttuğunu, kendilerinin bugünde oruç tutmalarının da bundan kaynaklandığını söyleyince, Peygamberimiz “Ben Mûsâ’ya sizden daha yakınım” demiş ve bugünlerde oruç tutulmasını emretmiştir (İbn Mâce, Sıyâm 41). Âşûrâ orucunu câhiliyye döneminde Araplar’ın tuttuğu ve Hz. Peygamber’in de Ramazan orucunun farz kılınmasına kadar bu orucu tutmayı emrettiği rivâyetleri de vardır (Müslim, Sıyâm 116). Daha sonra Ramazan orucu farz kılınınca âşûrâ orucu bir yükümlülük olmaktan çıkarılmış, fakat âşûrâ günü oruç tutulması tavsiye edilmiş ve bugün oruç tutmak sünnet olarak devam etmiştir. Her Ay Üç Gün Oruç Her aydan üç gün oruç tutmak, bunu özellikle her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde yapmak müstehap kabul edilmiştir. Kamerî takvim (ay takvimi) hesabına göre bu günlere “eyyâm-ı bîd” denir. Peygamberimiz’in özellikle kamerî ayın 13, 14 ve 15. günlerinde olmak üzere her ay üç gün oruç tutmayı tavsiye ettiği rivâyeti (Müslim, Sıyâm 181-182) yanında, Hz. Âişe’nin, Peygamberimiz’in her ay üç gün oruç tuttuğuna dâir rivâyeti de bulunmaktadır. Her hafta pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak da teşvik edilmiş bir nâfiledir. Peygamberimiz’in pazartesi ve perşembe günleri oruç tuttuğu ve soruya cevâben de “İnsanların amelleri Allah Teâlâ’ya pazartesi ve perşembe günleri arzolunur; ben amelimin arzı sırasında oruçlu olmayı tercih ediyorum” (Ebû Dâvud, Savm 60; İbn Mâce, Sıyâm 42) dediği rivâyet edilmektedir. Zilhicce Orucu Zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Zilhicce ayının 10. günü Kurban bayramının ilk günüdür. Peygamberimiz’in Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmayı sürdürdüğü rivâyet edildiği için Zilhiccenin ilk dokuz gününün, yani Kurban bayramından önceki dokuz günün oruçlu geçirilmesi müstehaptır. Fakat sıkıntıya ve halsizliğe sebep olacağı gerekçesiyle, hacda olanların 9. günü (arefe günü) oruç tutması mekruh görülmüştür. Peygamberimiz arefe gününün fazîletine ilişkin olarak “Arefe gününden daha çok Allah’ın cehennem ateşinden insanları âzât ettiği bir gün yoktur” (Müslim, Sıyâm 196) buyurmuş, yine “Arefe günü tutulan orucun bundan önce ve sonra birer yıllık günahları örteceği Allah’tan umulur” (Müslim, Sıyâm 197) dediği nakledilmiştir. Haram Aylarda Oruç Haram aylar olarak anılan Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarında, perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutmak müstehaptır. Şâban Orucu Şâban ayında oruç tutmak müstehap sayılmıştır. Âişe vâlidemizin belirttiğine göre Peygamberimiz en çok orucu Şâban ayında tutmuş, Şâban ayının tamamını oruçla geçirdiği olmuştur. Fakat, pazartesi, perşembe veya her ay üç gün ve benzeri gibi tutulagelen mûtat oruç dışında Şâban ayının ikinci yarısında oruç tutmak, bâzı âlimlerce mekruh kabul edildiği gibi, Şâfiî mezhebine göre haram sayılmıştır. (Özellikle üç aylar denilen Receb, Şâban ve Ramazan ayının tüm günlerini peş peşe oruçlu geçirmek sünnette olmayan, sonradan uydurulmuş bir davranış biçimidir. Bazı insanların önemli bir sünnet gibi Receb ve Şâban ayının tümünü oruçla geçirerek oruç aylarını üçe çıkarmaları doğru değildir. Bunun yanında, Receb ve Şâban ayının bazı günlerinde oruç tutup bazı günlerini oruçsuz geçirmek çok daha fazîletlidir.) Dâvud Orucu Gün aşırı oruç tutmak, yani bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak, Peygamberimiz tarafından “savm-ı Dâvûd” olarak nitelenmiş ve bu şekilde oruç tutmanın fazîletli olduğu ifâde edilmiştir. Peygamberimiz bu şekildeki oruç hakkında “En fazîletli oruç, Dâvud’un tuttuğu oruçtur; o bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı” demiştir. Sahâbeden Abdullah bin Amr, “Ben daha fazlasını tutabilirim” deyince, Peygamberimiz bunun fazîletli bir şekil olduğunu ve daha fazlasını tutmaya çalışmamayı tavsiye etmiştir (Müslim, Sıyâm 187-192). Bu bakımdan gün aşırı oruç tutmak, en fazîletli nâfile oruç olarak değerlendirilmiştir. Yukarıda belirtilen günlerde oruç tutmanın fazîleti ve kişiye kazandıracağı sevaplar konusunda birçok hadis rivâyet edilmiştir. Oruç tutmanın tavsiye edildiği günler incelendiğinde bunların belirlenmesinin gelişigüzel olmayıp, belli bir periyoda göre düzenlendiği görülür. Bu bakımdan oruç tutmanın ruhî ve bedenî yararları göz önüne alındığında yılın belli zamanlarında oruç tutmak oldukça yararlı, tutulacak oruçları Peygamberimiz’in önerdiği günlerde tutmak ise oldukça sevaplıdır. Bununla birlikte, oruç tutulması haram ve mekruh olmayan günlerde kişi kendi durumuna ve tercihine göre istediği zaman nâfile oruç tutabilir.
Reklam
Yazın Vazgeçilmez Meyvesi Karpuzun Hiç Bilmediğiniz Yararları
Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvesi karpuzun iştah açan görüntüsü ve lezzetinin yanı sıra birçok faydası var. Günlük ihtiyacımız olan C vitaminin %20’sini, A vitamininin %17’sini karşılayan karpuzun bir tabağı sadece 46 kaloridir. Bunun yanında içerdiği potasyum, mineral, hazmettirici lifler ile kan şekerini stabil tutar.Bir porsiyon karpuzda, bir domatesten 1.5 kat daha çok likopen bulunur. Likopen vücut için antioksidan niteliği görür, hücrelerimizi yeniler ve bağışıklık sisteminin güçlendirir.Karpuzun kan şekerini düzenlemesinin sebebi içerisinde bulunan sitrulin. Vücut fonksiyonlarını geliştiren sitrulin, kan şekerini de düzene sokuyor. Rahatlayan damarlar sağlıklı bir bünye sonucu Viagra etkisi de yaratıyor.%91.5’i su olan karpuz, gün içerisinde vücudumuzun ihtiyaç duyduğu su ihtiyacını temin eder.haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-diyet
Reklam
Bebek Bakımı Hakkında Önemli Bilgiler
Bebek bakma işi her annenin en kutsal görevidir. Bebeğin beslenmesi, temizliği, uyuması, her biri ayrı bir fedakârlık gerektirir. Bebek bakma hususunda bilinmesi gerekenlere birkaç örnek vermek gerekirse, en önce beslenme gelir. İlk haftalarda emzirme düzensiz olur. Bebek her istediğinde emzirilmesi gerekir. Her iki göğüsten de emzirtmek çok önemlidir. İlk on dakikadan sonra gelen süt daha yağlıdır. Bu yağlı süt bebekte doygunluk hissi verir. Emzirilen bebeğe su verilmesi gerekmez. 6. Aydan sonra anne sütünün yanına ek besinler de eklenir. Meyve püresi, pirinç maması, sebze çorbaları ve sulu gıdalar beslenme listesine eklenir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin bağışıklık sistemleri kuvvetli olduğundan kolay kolay hastalanmazlar. Hazır mama ile beslenen bebeklerde kabızlık gibi sorunlara daha fazla rastlanmaktadır. Bir bebek günde 6-8 defa idrar yapıyorsa bebeğin beslenmesi yeterlidir. Bebek bakma işi tahmin edilenden daha fazla özen ister. Bebeğin altı sık değiştirilmeli, cildi ıslak pamuklu bezle temizlenmelidir. Uzun süre kirli bezle kalan bebeklerde pişikler görülür. Bu durumda pişik kremleri uygulanır.Bebeklerin göbek bağı 7-14 gün içerisinde düşebilir. Düştükten sonra kanama olması normaldir. Bebek, göbek bağı düştükten bir gün sonra banyo yaptırılabilir. Cildine zarar vermeyen saf bir sabunla yıkanmalı, iyice durulandıktan sonra pamuklu havlularla kurulanmalıdır. Bebeğin tırnaklarını çok uzamadan kesmek gerekir. Uzun tırnaklarla yüzünü ve hatta göz korneasını çizme tehlikesi vardır. Bebeğinizi sırt üstü yatırın. Son yıllarda yapılan araştırmalarda en güvenli yatış şeklinin sırt üstü olduğu anlaşılmıştır. Bebek bakma konusunda önemli olan bir konuda, bebeğin fazla ısıtılmaması gerektiğidir. Bebeğin elleri ve burnu soğuksa bulunduğu odanın ısısı yetersiz demektir. Oda sıcaklığının 21 derecede kalması uygun olur. Bebeğin rutin aşılarına dikkat edilmeli, doktor kontrolünde sağlıklı gelişimi takip edilmelidir. Uyku sorunları, aşırı ateş, hırıltı gibi normalin dışındaki durumlarda doktora gidilmelidir. Zamanı geldiğinde tuvalet eğitimi, okula hazırlık, öğrenme güçlüğü, dikkatsizlik, davranış bozukluğu, disiplin, cinsel ve sosyal gelişim gibi konularda uzmanlardan destek almak gereklidir. Bebek bakma çok zor bile olsa, verdiği mutluluğa paha biçilmesi mümkün değildir.
Hamilelik Hakkında Bilgiler
Hamilelik dönemi her kadın için hayatının en özel zamanlarından biridir. En çok merak edilen ise doğacak bebeğin cinsiyeti ve doğuma kadarki sürecin nasıl takip edilmesi gerektiğidir. 14. haftadan sonra bebeğin cinsiyeti kesin olmamakla birlikte öğrenilebilir. 24. haftada bu bilgi netlik kazanacaktır. Hamilelikle birlikte birçok sorun yaşanabilir. Özellikle ileri yaşlarda tehlikeli boyutlara varan sağlık sorunları sık görülmektedir. Doktorların önerileri ise hamilelik döneminin erken yaşlarda olması gerektiğidir. 35 yaş üzeri hamileliklerde bebeklerin down sendromlu olma ihtimali artmaktadır. Hamilelik her yaştaki kadın için dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. Kimyasal içerikli her maddeden uzak durulmalı ya da olabildiğince az maruz kalınmalıdır. Bunlara örnek olarak temizlik malzemeleri ve saç boyalarını söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalar sonucunda hamilelik sürecinde uygulanan saç boyasının bebeğe hiç zararı olmadığı anlaşılsa da tedbir olarak bitki özlü saç boyaları kullanılması tavsiye edilebilir. Röntgen filmi çekimlerinde kullanılan X ışınları bebeğe kalıcı hasarlar verebilir. Bu hasarlardan korunmak için çok gerekmedikçe röntgen filmi çektirmemek doğru olacaktır.Hamile bir kadının ilaç kullanımı mutlaka hekim denetiminde olmalıdır. Doktorun izni olmadan aspirin dahi kullanılmamadır. Kafeinli ve asitli içecekleri mümkün olduğu kadar az tüketmek önerilir. Bitki çayları tüketirken de dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Özellikle bazı bitkilerin rahmi uyardığı ve rahim kasılmalarını başlattığı bilinmelidir. Bu bitkilere örnek olarak; alge vera, sarıçiğdem, fesleğen (reyhan) yıkan otu, karanfil yağı, eşekkulağı, karakafes, pamuk kökü, dong quai, koyungözü, kırlangıçotu, ardıç, ardıç yağı, ökseotu, yarpuz, kın, yalancı ginseng, sedefotu, kafuriye, solucanotu ve yabani yer elması sayılabilir. Kadınların hamilelik boyuncabu bitkilerden uzak durması faydalıdır.Hamilelikte dikkat edilmesi gereken bir konuda aşırı kilo alınmasıdır. Normal seyreden gebelikte ilk aylarda her ay birer kilo alınırken, ilerleyen aylarda iki kiloya kadar artabilir. Aşırı kilo alınması halinde, hamilelikte annenin başka rahatsızlıklarla karşılaşmasına sebep olurken, doğum sırasında da sorunlar yaşayabilir. Ayrıca doğum sonrasında bu kilolardan kurtulmak kolay olmayacaktır. Hamilelik devam ederken cinsel ilişkide bulunmanın bir sakıncası olmadığı doktorların ortak kanısıdır. Ancak son aya girildiğinde daha dikkatli davranmak gerekebilir. Elbette bazı riskli gebelikler için bu geçerli olmayabilir. İlk aydan doğuma kadar doktorun öngördüğü düzenli kontrollerden geçmek çok önemlidir.
Reklam
Mide Kanseri Hakkında Önemli Bilgiler
Mide kanseri, sindirim sistemi organlarından biri olan midenin herhangi bir parçasından gelişebilen bir kanser türüdür. Mortalite oranlarına göre erkeklerde 2. kadınlarda ise 3. kanser çeşididir. Midede oluşan kötü huylu tümörün neden olduğu mide kanseri genellikle midenin küçük bölümünde ortaya çıkmaktadır. Nedenleri arasında; beslenme alışkanlığının yanı sıra aşırı kilolu olmak ve hastalığın ailede görülmüş olması riski artıran sebepler arasındır. Mide kanseri belirtileri arasında; elle muayene sırasında hissedilen kitle, midede ağrı ve ağırlaşma hissi, iştahsızlık, mide şişliği, bulantı, kusma, kansızlık dahası mide ve bağırsaklarda kanamalar ki (gizli şekilde ilerleyebilir) sayılmaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi; erken tanı konması çok önemlidir. Sigara ve alkol kullananlar bu kötü alışkanlıklara son vermelidir. Sıcak ve soğuk içecekler, yapay yiyecekler mide kanserine yol açtığından dolayı bu tür beslenme yöntemleri terk edilmelidir. Hayvansal yağ kullanımı en aza indirilmelidir. Düzenli egzersiz yapılmalıdır. Şehir hayatının neden olduğu aşırı yorgunluk ve stresten olabildiğince uzak durulmalıdır. Yeterince dinlenmek ve sessiz ortamlarda bulunmak çok faydalı olacaktır. Mide kanseri gibi ciddi bir hastalıktan bile alınacak basit önlemlerle korunmak mümkündür. Hastalık şüphesi olan kişilerde mide kanseri olup olmadığının kesin tanısı endoskopidir. Bir borunun ucundaki kamerayla mideye girilerek gözlenmesine biyopsi uygulaması denir. Tanı koymak için çeşitli yollar olsa da biyopsi kesin sonucu verir. Evrelendirme TNM sınıflaması kullanılmaktadır. Bu işlemlerden sonra...Devamı İçin : http://www.saglikhatti.info/mide-kanseri-hakkinda-onemli-bilgiler/
Ufak Diyet Sırları
Ekmeksiz diyet yapmayın ; ekmeğin içerisindeki maya sinir sistemini rahatlatması nedeni ile daha rahat diyet yapmanızı sağlayacaktır. Günde 10000 adım atın ; Spor yapma şansınız yoksa Dünya Sağlık Örgütünün önerisi günde 10000 adım atmanızdır. Tarçın ile tatlı isteğinizi bastırın ; Kan şekerini dengeleyen tarçını çayın, yoğurdun veya salatanın içine ekleyebilirsiniz. Yemekten önce su için ; Yemeklerden önce su içmek mide hacmini doldurur ve öğünde daha az besin tüketmenizi sağlar. Öğün öncesi içilen 1-2 bardak su, yemek anında 100-150 kalori daha az almanızı sağlar. Aldığınız öğünlerde protein kaynağı bulundurun ; Özellikle ana öğünlerde herhangi bir protein kaynağının bulunması kilo verme hızınızı arttıracaktır. Sebze yemeklerinin yanında yoğurt, ayran veya cacık tüketilmelidir. Eğer ana öğünde sadece salata tüketeceksek içerisine peynir, tavuk veya balık eklenmelidir. Egzersizi yaşam biçimi haline getirin ; Sağlıklı beslenme gibi egzersizde belirli bir süreç olarak görülmemelidir. Hayatın her anında olması gereken egzersiz için ayırabilecek zamanınız yoksa en mantıklı seçim daha fazla yürümektir. Atıştırmalıkları unutmayın ; Zayıflamak için atıştırmalıklar şarttır. Önemli olan doğru zamanda doğru atıştırmalık seçimleridir. Şekerli besinler, kek, pasta, çikolata gibi besinler yerine kuruyemişler, kuru meyveler, ekmek, peynir, yoğurt, ayran ve meyveleri tercih edebilirsiniz. Sabah kahvaltısını atlamayın ; Kahvaltısız başlanılan günü kaybedilmiş bir gün olarak düşünebiliriz. Özellikle uyandıktan;
Zayıf Kalabilen Kadınların Sırları
Sürekli zayıf kalabilen kadınlar ın beslenirken nelere dikkat ettikleri neyi ne zaman tükettikleri her zaman kadınlar için merak konusu olmuştur. Ve şimdi bunu başarabilen kadınların sırlarına gelecek olursak şunları sıralayabiliriz; Yediğiniz yemeği bitirmek için acele etmeyin yavaş yavaş tadını çıkararak yiyin ve tıka basa hiç bir zaman midenizi şişirmeyin ne tam doyun ne de aç kalın..Ara ara dinlenerek yemek bunu başarabilmeniz için yeterlidir. Diyet kuralları na takılmayın istediğinizi istediğiniz zaman tüketin tabi ufak parçalarla bunu açıklamak gerekirse canınız pizza mı çekti bir dilimini yiyin.Canınız çikolatamı çekti ufak bir parça koparıp yiyin. Zayıf kalmayı başaran kadınların bir diğer sırrı da duygularının kurbanı olmamaları. Stres, üzüntü gibi duyguları çikolata, kurabiye veya dondurmayla bastırmaya çalışmaktan vazgeçmek gerekiyor. Kendinizi kontrol etmeyi öğrenin. İsterseniz sinirinizi spordan çıkarabilirsiniz. Sürekli kilonuzu kontrol edin tartıya çıkmaktan korkmayın. Kilolu kadınların kiloları almasındaki ana neden tabi ki hareketsizliktir.Her anınızı değerlendirin alışverişe yürüyerek;
Prandelli Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
Prandelli, futbolculuk kariyerinde 79-85 arası Juventus forması giydi ve üç Serie A şampiyonluğunun yanı sıra UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası ve Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğu da yaşadı.
Reklam