Google'ın Akıllı Lensi Şeker Ölçümü Yapacak
Geçtiğimiz hafta ABD Patent ve Marka Ofisi, Google'ın akıllı lensinin yeni yönlerini ortaya çıkartan bir patent başvurusu yayınladı. Patentte 'Kontakt lens kullanılarak gözyaşı örneği toplama ve testi' geçiyor. Entegre glikoz testi yani şeker testi ile Google'ın zamanlaması daha iyi olamazdı. Kısa bir süre önce Google'ın akıllı lens teknolojisi lisansı için Alcon'la bir anlaşma yaptığı haberleri çıkmıştı. Apple ve Google şu anda ev ve sağlık pazarında büyük bir savaş içinde. Google önemli adımlar attı. Apple'ın bazı şirketlerle yakından ilgilendiği belirtiliyor. Google'ın son patenti aslında oldukça önemli. Dünyada birçok diyabet hastası var ve şeker ölçümü açısından akıllı lens önemli bir yardımcı olabilir. Lens şu anda halen geliştirme aşamasında ve ne zaman son tüketici için çıkacağı ise belirsiz.Teknokulis
Bilim İnsanları Ölme İhtimalini Tahmin Eden Kan Testi Keşfetti
Finlandiya merkezli Moleküler Tıp Enstitüsü uzmanlarından Bilimadamı Dr.Johannes Kettunen ve ekibi, kişinin 5 yıl içinde ölme ihtimalini tahmin eden bir kan testi keşfetti.Sağlıklı bir kişinin önümüzdeki 5 yıl içinde ölme ihtimali nedir ? Bilim insanları, basit bir kan testiyle artık bu soruyak yanıt verebilecekleri görüşünde. Finlandiya merkezli Moleküler Tıp Enstitüsü uzmanlarından Bilimadamı Dr.Johannes Kettunen ve ekibi, kişinin 5 yıl içinde ölme ihtimalini tahmin eden bir kan testi keşfetti. Araştırmacılar, kandaki 4 değerin belirleyici olduğunu söylüyor. Araştırmada, sağlık sorunu olmayan 17 bin kişinin kanlarındaki yüz farklı biyomoleküle bakıldı. Kişilerin sağlık durumları 5 yıl boyunca takip edildi. Takip süresince bu kişilerden yaklaşık 700′ükalp ve kanser de dahil çeşitli hastalıklar nedeniyle öldü. Ölenlerin hepsinde dört değerin benzer seviyede olduğu saptandı. Dört değere bakarak ölüp ölmeyeceği anlaşılabiliyor. Bu göstergeler albumin, alfa-1 asit glikoprotein, sitrat ve düşük yoğunluklu lipoprotein. Bilim insanları, bu dört değere bakarak insanların 5 yıl içinde ölüp ölmeyeceğinin anlaşılabileceğini söylüyor. Sağlıklı insanların 5 yıl içinde kanser, kalp gibi hastalıklara yakalanıp ölme riskini belirleyen ve bu nedenle de “ölüm testi”olarak tanımlanan kan testi, bilim dünyasını da ikiye böldü. Bazı bilimadamları Dr.Kettunen gibi sağlıklı bireylerin kendilerini öldürme riski yüksek olan hastalığa karşı tedbir alması için bir fırsat olarak değerlendirirken, bazı bilimadamları bilim dünyasının artık ölüm değil ölümsüzlük üzerinde çalıştığını bu nedenle de ölüm testinin beynin sınırlarını zorlayan bir çalışma olmadığı kanaatini taşıyor. Bu konuda Erzurum Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Bölüm Başkanı Doç.Dr.Hasan TÜRKEZ ise şunları söylüyor; Şu andaki testlerle ilerleyen yıllarda hangi hastalıklara yakalanacağınız zaten saptanıyor. Hatta doğuştan DNA testleriyle kişinin ilerleyen yaşlarında hangi hastalıklara yakalanacağı da saptanabilir. Tıpta bu etik olarak tartışılan bir konudur. Bireye, ’30 yaşında ölüm riskin var’ demenin bireye ne faydası olacaktır? Bilim dünyası şu anda insanların ne zaman öleceği değil ölümsüzlüğün keşfi üzerinde çalışıyor. Mesela “C-elegans” isimli solucanda, ölümsüzlük büyük ölçüde gerçekleşti. İnsan gibi komleks bir organizmada bu hala teori aşamasında. Bireye ne zaman öleceğinin söylenebiliyor olması beyin sınırlarını zorlayan bir test olmadığı gibi etik de değil. Zaten ölüm vakalarının başında birinci sırada kalp, ikinci sırada kanser hastalıkları geliyor. Bunların da zaten belirteçleri var. Doktorlar da bu belirteçlere bakıp, ‘Senin 6 ay ömrün kalmış’ diyebiliyor. Bu bilgiler ile birlikte tartışmalar “ölümü engelleyecek bir şey yapılamayacaksa, öleceğini daha önceden bilen bir kişinin bu bilgi ile hiçbir şey yapamayacak olması” konusunda düğümlenmekte.Teknoloji Oku
Arkadaşlığın Sırrı Genlerde
Amerikada gerçekleştirilen bilimsel çalışma, biyolojik bağı olmayan arkadaşların genetik açıdan birbirlerine benzediğini gösterdi. Framingham Heart Study isimli bilimsel çalışmaya ait veri bankasında bulunan aşağı yukarı 1,5 milyon genetik varyasyon işaretleyicisine dayalı yapılan araştırma, kişilerin akraba olmadıkları arkadaşları ile diğerlerine oranla daha çok ortak DNA’ya sahip olduğunu ortaya çıkardı. Bilimsel çalışmanın arkadaşlar arasındaki genetik benzerliklerin, 4ncü göbekten kuzenlerde veya 3′üncü kuşaktan aynı büyükanne ve büyükbabayı paylaşan kişilerdeki kadar yakın olduğunu ortaya koyduğuna işaret eden araştırmacılar, bunun arkadaşlar arasında olan genlerin yaklaşık % birinin benzerlik gösterdiği anlamı taşıdığını kaydetti. Konunun uzmanı olmayan kişiler için çok küçükmüş gibi görünen bu oranın, genetik bilimciler açısından çok belirgin genetik benzerliğe işaret ettiğini belirten baş tahlilci Christakis, “İnsanların çoğu 4′üncü göbekten kuzenlerini tanımaz. Fakat sayısız olasılıklar arasından, akrabalarımıza en çok benzeyen kişileri arkadaş olarak seçiyor olmamız ne kadar dikkat çekici” dedi.
'Bebeğiniz Kaç Aylık' Sorusuna Kızdı 48 Kilo Verdi
Adana'da İbrahim ve Mesude çiftinin ilk çocukları, küçük yaşlardan itibaren kilo almaya başladı. Düzensiz beslenen ve kilo almaya devam eden Tomas, 25 yaşına geldiğinde 110 kiloya ulaştı. Aşırı kilosu nedeniyle zor günler geçiren ve sosyal hayata uyum sağlamakta zorlanan Tomas, ayakkabısının ipini dahi bağlayamaz duruma geldi. Durumuna çok üzülen, sağlık sorunları yaşayan ve zayıflama çabaları sonuçsuz kalan Tomas, bir mağazada kendisini hamile sanan bir görevlinin ''Bebeğiniz kaç aylık?'' sorusundan etkilenerek Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne başvurdu. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen Prof. Dr. Cem Kaan Parsak gözetiminde tedavisini başlanılan Tomas, tüp mide ameliyatıyla fazla kilolarından kurtularak, sağlığına kavuştu. Fehime Tomas, yaptığı açıklamada, aşırı kilosu nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını, bunun da günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Zor günler yaşadığını, bedenine göre kıyafet bulamadığını anlatan Tomas, ''Kıyafet almak için gittiğim bazı mağazalarda 'burada size uygun beden yok' denilerek geri çevriliyordum. Bir başka mağazada ise bir görevli beni hamile sanarak 'Bebeğiniz kaç aylık?' dedi. Halbuki hamile falan değildim. Görevlinin bu sözünden çok etkilendim ve zayıflamaya karar verdim, şuanki kilomdan çok mutluyum'' diye konuştu. 62 KİLOYA DÜŞTÜ Tomas, ameliyat olmadan önce 110 kilo olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: 'Yaklaşık 8 ayda 48 kilo vererek 62 kiloya düştüm. Ameliyat olmadan önce kendime güvenim hiç yoktu. Hiçbir yere gitmek istemiyordum. Ancak şuan öyle bir sorunum kalmadı. Özel bir günde istediğim kıyafeti alıp giyebiliyorum. En azından otobüste yanımdakini rahatsız etmiyorum. Ayakkabı ipimi artık rahatlıkla bağlayabiliyor, merdiveni rahatlıkla çıkabiliyorum. Beni görüp ameliyat olan 4 arkadaşım var. Onlar da durumlarından çok mutlular.' Ameliyata ailesinin karşı çıktığını hatta annesinin 'seni evlatlıktan reddederim' dediğini belirten Tomas, 'Operasyondan sonra annem 'acaba bende mi ameliyat olsam' diyor. Ameliyatım doğum günüme denk geldi. Şuan yeni hayatıma başlamış gibi hissediyorum' dedi. '' MORBİT OBEZİTE GÜNÜMÜZDE ÇOK YAYGIN '' Prof. Dr. Cem Kaan Parsak ise Fehime Tomas'ın, obeziteye bağlı sosyal ve psikolojik sorunları bulunan bir hasta olduğunu aktararak, ameliyatla başarıya ulaştıklarını söyledi. Hastasının hem yandaş hastalıklarından kurtulduğunu hem de sosyal ve fiziksel hayatta kendini daha iyi hissettirecek, mutlu olmasını sağlayacak bir görünüme kavuştuğunu bildiren Parsak, şöyle devam etti: ''Morbid obezite dediğimiz durum; vücudun belirli bir kitle endeksinin üzerinde olması, yani şişmanlık hastalığı denilebilir. Bence çağın en önemli sorunlarından biri. Morbid obezite günümüzde çok yaygın. Çeşitli şişmanlık ameliyatları yapılıyor ama her hastanın ameliyatının başarılı olacağı, yüzde 100'ünün aynı görüntüye kavuşacağı anlamına gelmiyor. Bu çok faktörlü bir durumdur. Çünkü kilolu olmak genetik yatkınlıktan tutun, beslenme alışkanlığına, çevresel faktörlere kadar metabolizma ile çok faktörlüdür. Ameliyatların da doğru seçilmesi, her hastaya uygun ameliyat tekniğinin seçilmesi bu hekime düşen önemli bir görevdir. Ama hastaların da ameliyattan sonra diyetine, sporuna dikkat etmesi çok önemli.'' modahaber
Vajinismus Hastası Kadına Boşanma Tazminatı Yok
Mahkeme, ''vajinusmus rahatsızlığı'' nedeniyle eşinden boşanan kadının nafaka talebini, cinsel birlikteliğin kadının fiziksel ve psikolojik durumu nedeniyle gerçekleşmediği ve fiili bir evliliğin de tam olmadığı gerekçesiyle reddetti. Ankara 7. Aile Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, çiftin mahkemeye sundukları dilekçelere yer verildi. Koca A.T. eşi V.T. ile 24 Haziran 2012'de evlendiklerini, eşinin istememesi üzerine cinsel ilişkiye giremediklerini ileri sürdü. Eşine doktora gitmeyi önerdiğini belirten A.T. eşinin bu öneriyi kabul etmediğini kaydetti. Cinsel sorunlar nedeniyle eşinin asabileştiğini anlatan A.T, V.T.'nin tam kusurlu olduğunu iddia ederek, toplam 110 bin lira tazminat istedi. A.T. ayrıca, kadının istediği nafaka ve tazminat taleplerinin de reddini istedi. V.T. de eşiyle cinsel ilişkiye girememesi üzerine tedavi gördüğünü, ancak eşi A.T'nin bu tedavi sürecine katılmadığını ileri sürdü. Kadın, şiddetli geçimsizlik yaşadığını ileri sürdüğü kocasından 35 bin 200 lira tazminat ve nafaka talebinde bulundu. Mahkeme, yaptığı incelemede, çiftin cinsel birliktelik yaşayamadığını tespit ederek, evlilik birliğinin sosyal amacının yanında cinsel arzuları tatmin etmesi gayesinin de bulunduğunu dikkate alarak, evlilik birliğinin devamında taraflar açısından bir yarar bulunmadığına hükmetti. Çiftin birbirinden istediği tazminat taleplerini reddeden mahkeme, cinsel birlikteliğin kadının fiziksel ve psikolojik durumu nedeniyle gerçekleşmediğini de belirterek, kadının nafaka isteğini evliliğin tam olarak gerçekleşmemesi nedeniyle geri çevirdi.AA
Sizi İşten Kurtarabilecek 10 Hastalık Yalanı
Yaşınız kaç olursa olsun sizi kurtaracak en baba hastalık bahanelerinden biridir 20'lik diş! Öyle ki zat-ı muhterem 20'lik diş, 15 yaş itibariyle başlamak suretiyle 30 küsürlü yaşlarınıza dek başınıza bela açabilir. Ve '20'lik dişim çokfena, konuşamıyorum bile..' dediğinizde buna herkes inanacaktır, çünküçoğu insanın ya başına gelmiştir ya da çevresinden biliyordur bu illet ağrıyı.Ekstra önemli not: 20'lik diş ağrısı ve bu ağrıya verilen ilaçları iyi araştırın birertesi gün işe gittiğinizde uzun uzun bu muhabbete maruz kalacaksınız.
Slow-carb (yavaş karbonhidrat) diyeti
Bugün Tim Ferris’in geliştirdiği alternatif bir diyet yaklaşımından bahsedeceğim. Ama ondan önce Tim Ferris’ten biraz bahsetmeliyim galiba.Tim Ferris, 1977 doğumlu genç bir Amerikalı yazar, girişimci, konuşmacı ve yatırımcı. İsminin önünde diyetisyen, beslenme uzmanı, fitness antrenörü gibi profesyonel unvanların hiçbiri yok; bununla birlikte Slow-Carb diyetini anlattığı 4-Hour-Body kitabı New York Times Bestseller listesinde 1 numara oldu. Her gün bir yenisi geliştirilen diyet trendlerini, vaatlerini ve etkilerini yakından takip ettiğim için bu popüler yaklaşımı da araştırdım, bizzat denedim ve değerlendirdim.Öncelikle diyetin yapısından ve temel birkaç kuralından söz edeyim. Tim Ferris’in 5 kuralı şöyle:Kural 1: Beyaz (ya da beyaz olabilecek) bütün karbonhidratlardan uzak durun. Un, pirinç, şeker ve bunları içeren tüm ürünler; esmer pirinç, kepekli makarna, tam buğday ekmeği, kahvaltılık gevrek, patates vs. bunların hiçbiri yok. Kural 2: Yaşam tarzınıza uygun, hızlı ve pratik bir şekilde hazırlanabilecek birkaç öğün belirleyin ve tekrar tekrar aynı yemekleri yiyin. Bunu uygulayan kişilerin diyetlerinde daha başarılı olduğu görülmüş. Yemekler alttaki 3 besin grubunun her birinden bir içerik seçilerek hazırlanıyor.Devamı: http://www.uplifers.com/slow-carb-yavas-karbonhidrat-diyeti/#ixzz37j4STGOX
Sadece Motoru Bozanların Anlayabileceği 12 Şey
Motoru bozmak... İnsanoğlunun bir türlü kesin çözüm bulamadığı bir illet. Çıplak ayakla fayansa basmak, soğuk su içmek, bozuk yemek yemek... Say say bitmez sebepleri. Klimasıdır, havuzudur yaz aylarında tebelleş olduğumuz meretlerle de iyiden iyiye hırpalanan sindirim sistemlerimizin çektiğini bir biz biliriz bir de bizim gibiler... Sağlıklı günler dileklerimizle;
Sıla 1 Ayda 12 Kilo Verdi
Kısa zamanda verdiği kilolarla görenleri şaşırtan Sıla, diyet sırlarını açıkladı. Uzman bir diyetisyene giden Sıla, çok iştahlı biri olmamasına rağmen aşırı yediği için değil yanlış beslendiği için kilo aldığını öğrendi.Diyetisyeninin kendisi için hazırladığı sıkı programın dışına bir kez bile çıkmayan ünlü şarkıcı, kısa zamanda çabasının karşılığını aldı. Sıla, diyeti boyunca protein ve meyve ağırlıklı beslendi.Öğünlerini azaltan Sıla proteinin yanı sıra kiraz ve badem yiyerek 12 kilo vermeyi başardı.
Kaybettiği 6 Haftalık Kızının Fotoğrafına Photoshop Yardımı İsteyen Baba İçin Yapılan 17 Dokunaklı Çalışma
Bu dokunaklı ve trajik hikaye dünyada hala iyi yürekli insanların çoğunlukta olduğunu hatırlatıyor adeta. Nathan Steffel'ın minik kızı Sophia doğumundan sadece 6 hafta sonra ''Karaciğer Hemanjiyomu'' sebebiyle hayatını kaybetti. Minik bebek 6 haftalık kısa hayatının tamamını hastanede geçirdiğinden dolayı ailenin fotoğraf çektirme şansı olmamış. Bu nedenle ellerindeki tek fotoğraf olan bu hastane fotoğrafından kabloların, boruların ve tüm tıbbi cihazların photoshopla kaybedilmesini istemişler. İşte bu isteğe sosyal medyadan gelen karşılık...
Bir Köpeğin Uyutulmadan Önceki "Mükemmel" Günü
Duke isimli bir köpeğin uyutulmadan önceki son çekilen fotoğrafları ve anları sosyal medyayı hüzne boğmakla beraber en çok paylaşılanları arasına girdi. Kanser olduğu için sahiplerinin uyutmak zorunda kaldığı Labrador cinsi köpeğin “Mükemmel Son Gün” isimli fotoğraf çalışması tüm hayvanseverleri etkiledi. Duke isimli köpeğin 2013 yılında bir bacağı tespit edilen saldırgan tümör nedeniyle kesilmişti fakat veteriner acı haberi haziran ayında verdi. Vücudunda bir tümör daha vardı; ameliyat veya kemoterapi işe yaramayacaktı. “Kimse köpeğinin acı çektiğini görmek istemez” diyen Jordan Roberts, o zor kararı verdi. Ama Duke mükemmel bir son gün yaşayacaktı… İşte, Roberts’ın fotoğrafçı arkadaşı Robyn Arouty’nun çektiği kareler ve Duke’un anlatımıyla, “Ben bugün öldüm” diye başlayan “son gün”ün hikayesi: FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLA
Mucize Meyve Çilek
Yaz aylarının sevilen meyvesi çilek, lezzetinin yanı sıra vücuda da birçok yarar sağlamakta.C, B ve K vitamini açısından da zengin olan çilek, vücuda kuvvet veriyor, kolesterolü düşürüyor ve damar tıkanıklığını önlüyor. Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Kansere karşı koruyucu özelliği bulunan, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayan çileğin faydaları şu şekilde sıralanıyor; Kilo kaybı ; Çileğin içindeki metobolizmayı hızlandırıcı fenolik antioksidanlar iştahın azalmasını sağlayıp, kan şekerini kontrol altına alarak kişinin zayıflamasını sağlıyor. Kronik hastalıklara karşı koruyucu ; Çilekte bulunan ellagic asit ve COX enzimleri yaraların ve iltihaplanmaların hızla iyileşmesinde önemli rol oynuyor, kronik hastalıklara karşı da koruyucu etki sağlıyor. Kalbi koruyor ; Çileğe kırmızı rengini veren madde kalp krizi riskini düşürüyor ve damarlardaki kan basıncını dengeliyor. Damarları koruyor. Akciğer kanserinin gelişimini önlüyor ; Çilek suyunda bulunan anti-tümör maddeleri, akciğer kanseri hücrelerinin gelişimini önlüyor. Deneyler çileğin beynin yaşlanmasını geciktirdiğini de ortaya koydu. Kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler taşımasının yanı sıra, bağışıklığı güçlendiren ve besin değeri yüksek olan çilek; çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etkiye de sahip. Çileğin diğer faydaları ; -Ciltteki sivilce ve akneler e iyi gelir. -İdrar söktürücü, romatizma ve gut hastalığı ağrılarını azaltıcı etkisi var. -Sinirleri kuvvetlendirip, bağırsak kurtlarını döker ve ateş düşürür. -Ancak çok güçlü bir besin olduğu için bazen alerjiye neden olabilir. -Kanı temizler. -Diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir. -Sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır. -Ateşi düşürür. -Romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. -Cildi nemlendirir, tazelik ve güzellik verir. Ayrıca çilekte diğer meyvelerde bulunmayan salisilik asit vardır. Bu romatizma ilacının esas maddesidir. Romatizma mafsal iltihabı (Artarit) eklemlerde ürat birikmesi (damla hastalığı),damar sertliği, böbrekte kum taş teşekkülü gibi rahatsızlıkları önler varsa zamanla bunların geçmesini sağlar. Çileğin hazmı zor olduğu için midesi hasta ve tembel olanların çileğin suyunu içmeleri önerilirken, cilt hastalığı olanlarda alerjiye;
İçtiğimiz İçeceklerin Faydaları
Her gün içtiğimiz içeceklerin insan vücuduna ayrıca faydaları vardır. Kahvenin faydaları ; Kahve Şeker hastalığını düşürür. Antidepressan etkiye de sahiptir. Fakat içinde kafein olduğu için aşırı kahve yararlı olmaktan çıkar ve zararlı olmaya başlar sağlığı bozar. Meyve sularının faydaları ; Meyve suları İçeriğinde kalori ve şeker yüksek olduğuna göre gerekli miktarda içmek gerekiyor. Vücudu sağlıklı tutar ve tokluk hissi verir. Sebze Sularının faydaları ; Sebze suları Meyve sularına oranla sebze sularının içeriğinde şeker az oluyor. Suyu sıkılmış sebze suyu oldukça faydalı. Kansızlığı giderir. Sütün faydaları ; Süt Sütün içerdiği kalsiyum sadece kemiklere değil, sürekli olarak kilo alma riskinde de azalma yarattığı tespit edilmiştir. Çayın faydaları ; Çay, çayın her türü organizma için yararlıdır. Diş sağlığı ve kalbe iyi gelir. Yeşil çayın içeriğinde ise antioksidan daha fazladır. Çoklu siyah çay içmek ise demir eksikliğine neden olabilir. Suyun faydaları ; Suyun faydalarını saymakla bitmiyor. Tırnaktan tutun, saça, böbreğe, bağırsağa kadar önemlidir. Yetersiz su ise vücutta birçok hastalıklara ve erken yaşlanmaya neden olabilir. Çevremizdeki her besinini ne farklı özellikleri vardır. Allah bunları bizim yararlanmamız için yaratmıştır. Şu bana zarar veriyor gibisinden yapılan yanlış seçimler sizi ciddi hastalıklara sevk edebilir. Her besinden yeterli ölçüde almak gereklidir. Ne az almalıyız ;
Kabızlık Problemini Çözmek için Bunları Uygulayın
Kabızlığın hangi hastalıklara yol açabileceğini ve Ramazan’da kabızlıktan korunmak için neler yapılması gerektiğini Hisar Intercontinental Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlker Abcı’dan öğrendik.Kabızlığın, büyük tuvalette uzun süre kalma, acı baharatlı gıda tüketme ve diğer sebeplerle makatta normalde de bulunan toplardamar ağlarının sarkarak pake (meme) haline gelmesi ile hemoroide neden olduğunu belirten Op. Dr. Abcı; ‘Bu pakeler makattan sarkarak büyük tuvalet sonrasında kırmızı renkli kanama ve ağrı şikayetleriyle birlikte iç ya da dış hemoroid ismini alır. Özellikle ileri yaşlı hastalarda, kanama şikayetine kalın barsak kanserlerinin de sebep olabileceği akıldan çıkarılmamalı ve gerektiği zaman kolonoskopi ile kalın barsak incelemesi yapılmalıdır.Sindirim sistemi hastalıkları yaşamak istemiyorsanız…• Günlük en az 20 gram lif tüketmeye çalışın.• Bol sebze ve meyve yiyin.• Ekmek, makarna ve beyaz pirinç yerine tam tahıllı ürünleri tercih edin.• Bol su tüketin; fakat aşırı kahve ve çaydan kaçının.• Çözünmüş liflerden zengin olan kuru erik gibi doğal laksatifler içeren ve kolesterolün düşürülmesine de yardımcı olan besinler tüketin.• Egzersizi hayatınızın başköşesine oturtun. Egzersiz, bağırsak hareketlerinin düzenli olmasına yardımcı olur ve stresi azaltır. Gıdaları sindirmek için vücudunuza zaman verin ve yemek yedikten en az bir saat sonra egzersiz yapın.haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık haberleri