onedio
Sivrisineklerden Kurtulmanın Doğal Yolları
Yaz geldiğinde huzurumuzun düşmanı olan sivrisinekler evlerimizin baş köşesinde yerlerini alırlar. Yazın bunaltıcı havası, sivrisineklerin sesi ve taşıdığı çeşitli hastalıklar birçoğumuzun kabusuna dönüşüyor.Uzmanlara göre, yaz mevsiminde sineklerin ve diğer böceklerin neden olduğu hastalıklar arasında sıtma, lyme ve kaşıntılı alerjiye daha çok rastlanır. Kaşıntılı alerji çocuklarda uzun süre tedavi gerektiren hastalık haline de gelebilir. Bu alerjik bölgelere mikrop düşmesi çeşitli deri enfeksiyonlarının oluşmasına neden oluyor. Sivrisinek sokması çocukların uyku kalitesinin de bozulmasına yol açıyor. Bu nedenle insanlar uzun süredir sinek ve böceklerden korunmak için doğal yollar aramışlardır. Çocukları sivrisineklerden korumanın en zararsız yolu çocuğun üzerine koruyucu cibinlik kurmaktır. Bu tarz araçlar çocuklar uyurken vücuduna dolanmayacak kadar büyük ve yüksek olmalıdır. Önceleri sineklerden korunmak için sarımsak kullanıyorlardı. Şimdi ise zeytinyağı ile hazırlanmış sabunla yıkanmanın faydalı olduğunu bildiriyorlar. Mağazalarda ve eczanelerde cildin üzerine sürülen çeşitli doğal yağlar ve kremler satılıyor. Kimyasal maddelerden DEET ve permetrin, doğal yağlardan ise Hint yasemini ve Limon otu yağı önerilir. Uzmanlara göre, herhangi bir yağı veya kremi kullanmadan önce kullanım kuralları ile yakından tanışmak gerekir. Tüm bunların yanı sıra, yakılan ilaçlar, spreyler, elektrikli spreyler de kullanılır. Bu spreyleri çocukların ulaşamayacağı bir yerde tutmak uygun olacaktır. Çocuklara bu ürünler çok az bir miktarda uygulanmalıdır.
Tuz ile Güzelleşme Zamanı
Dünyada bulunan en eski minerallerden biri olan tuzun şifaları ile tanışmaya hazır mısınız? Stresten ve sivilcelerden arınmanızı sağlayan ve tuzdan gelen şifalı güzellik sırlarını mutlaka deneyin. Tuz İle Stressiz, Sağlıklı Ayaklar Tüm gün sizi üzerinde taşıyan ayaklarınız için günde 15- 20 dakikanızı ayırarak hem tüm bedeninizi dinlendirin hem de bahar aylarında ayaklarınızı yazın giyeceğiniz açık ayakkabılarınıza hazırlayın; - 1 litre ılık suyun içerisine 20-30 gr. tuz koyun ve ayaklarınızı 10–15 dakika bekletin. - Ayaklarınızdaki ölü hücreleri temizlemek amacıyla ovun ve peeling uygulayın. - Ayaklarınızı kurulayın. - Ayak bakım losyonu kullanarak masaj yapın. Plastik poşetlere ayaklarınızı sarın ve 15 dakika boyunca bekletin. Her Baharda Kendini Yenileyen Doğadan İlham Alanlara: Tuz Banyosu Banyo yaparken, dolu bir küvetin içinde vücut ısısındaki tuzlu suda oturmak bedeninize güven verir. Özellikle kuru ciltler daha parlak olur, tıpkı bir bebek teni pürüzsüzlüğüne kavuşur. Şimdi sıra formülde: 500-1000 gr. iri tuzu bir küvet dolusu çok sıcak olmayan suya atın. Ortalama 37 derece ısıya getireceğiniz su dolu küvette su soğuyana kadar zaman geçirin. Tuz Maskesi İle Aknelere Veda Tuz deriye uygulandığında hipertonik (aşırı yoğun) bir ortam yaratır. Bu ortam difüzyon ile ciltteki sıvının dışarı çekilmesine ve gözeneklerin kurumasına sebep olur. (Ozmoz etkisi). Gözeneklerde kalan bakteriler su ve besleyici yağla dolu ortamlarını kaybettikleri için hayatlarını fazla sürdüremezler. Bu antibakteriyel etki sebebi ile tuz sadece sivilcelerde değil, yaralarda da kullanılan, başarılı bir dezenfektandır. Aynı zamanda tuzlu su, gerginleştirici etkisi ile ölü deri hücrelerinin, yağ ve bakterilerin daha hızlı atılmasını sağlar, gözenekleri temizler. Neden Tuz Maskesi? Haftada bir veya en fazla iki kez uygulayacağınız bu maske ile tertemiz bir cilde sahip olabilirsiniz. Uygulanması kolaydır, maliyeti düşüktür. Özellikle kistleşmiş ve iltihaplı nodül halindeki sivilceleri kurutmada etkilidir. Cilde gerginlik kazandırır. Diğer maskelere göre etkisi daha hızlı görülür. Bazen bir hafta geçmeden gözle görülür düzelme sağlayabilir. Kuru ciltler için önerilmemektedir. Tuz Maskesi Tarifi Bir su bardağı ılık suya 3 yemek kaşığı tuz ekleyerek iyice karıştırın. Hazırladığınız tuzlu suyu doğrudan elinizle ya da bir havlu veya bez yardımı ile yüzünüze sürün. Tüm cildinize yayılmasını sağlayın. Yüzünüze sürerken yumuşak ve nazik olun, dairesel hareketlerle yavaş uygulayın. Bu şekilde cildinizi tahriş etmesini engellemiş olursunuz. Özellikle iltihaplı sivilcelerin olduğu bölgelere daha yoğun bir tuz katmanı oluşturmak bakterileri azaltarak sivilceyi söndürmeye yardımcı olacaktır. 10-15 dakika sonra yüzünüzü bol su ile yıkayın. Bu süreyi aşmamaya dikkat edin. Tuzu özellikle gözlerinizden, ağız ve burnun iç kısmından, dudaklarınızdan uzak tutun. Tuz maskesi hassas ciltlerde yanma yapabilir. Yanma rahatsız edici olursa maskeyi hemen temizleyin. Cildinizde yaralar ve tahriş olmuş bölgeler varsa bu maskeyi kullanmaktan kaçının. Kusursuz Bir Vücut İçin Evde Sauna Sırt ve dekolte bölgeleri için 1 lt. suda çözeceğiniz 20 gr. tuzun içine pamuklu bir beyaz gömleği bastırıp sıkın. Nemli bir şekilde giyinerek kurumasını bekleyin. Kuruduktan sonra duru suyla bir duş yapın. Sauna etkisi yaratan bu uygulama ile böcek ya da sinek ısırıkları gibi yazlık sıkıntıların da üstesinden gelebileceğinizi eklemekte fayda var. Peeling Etkisi Yağ ve iri taneli tuz ile peeling yaparak daha sihirli bir bakım elde edersiniz. Ölü hücrelerin kovulduğu, daha pürüzsüz bir cilt ve daha pembe bir ton için öncelikle çok sıcak olmayan bir duş yapın. Böylece gözeneklerin açılmasını sağlayın. Yağ ve tuz karışımını bir havluya ya da küvete dökerek uygulayın. Ayağınızdan boynunuza kadar eşit biçimde yayılmasını sağlayın. Yarım saat kadar bekledikten sonra ılık suyla vücudunuzu temizleyin. 50 gr. iri taneli tuz ve 45 gr. fındık yağını karıştırarak elde edeceğiniz bu sihirli karışım, doğal güzelliğin de anahtarı olacak. Kaynak:MutluMikrop
Uyku Apne Sendromu Nedir?
Horlamaya eşlik eden nefes durmaları varsa Obstructive Sleep Apnea (OSA)[Obstrüktif Uyku Apne (OUA)] denilen rahatsızlık olabilir. Üst solunum yolu çöker uyurken geçici olarak nefes durur, nefes durduğunda apne olarak değerlendirilmesi için en az on saniye sürmesi gerekir bu olaylar bir gecede birkaç yüz kere yaşanabilir. Bu olay kan basıncında yükseltme ve uyku kalitenizi azaltma yaparak hayat kalitenizi etkiler. Gece içinde tekrarlanan apneler oksijen seviyesini azaltır bu azalma beyinde alarm durumu yaratır ve beyin vücudu uyarır bu zaman zaman hissetiğiniz ama çoğunlukla hissetmediğiniz uyanıklara sebep olur. Gece uyanmalarınızı hatırlamadığınız için sabah kendinizi yorgun hissedersiniz. Çoğu zaman bu uyanmalar tuvalete gitme ihtiyacı, yemek yeme ihtiyacı ve/veya sigara içme ihtiyacı gibi hisler uyandırır, vücudumuzun yapısı gereği uyurken bu ihtiyaçlar doğmaz size yıllardır aynı şeyleri yapmanız normal gibi gelebilir ama bu normal bir olay değildir örneğin tuvalete kalkmanız mesane genişleyebilen bir organdır ve sabaha kadar tuvalete kalma ihtiyaçı duymazsınız tabi prostat ve başka nedenlerden dolayı artı bir rahatsızlığınız yoksa. OUAS’lu sahipseniz, Tip 2 diyabet hastalığına sahip olma şansınız artmıştır. Gün geçtikçe hastalıklarla ilişkili komplikasyonlar araştırmalarda ortaya çıkmakta bu riskleri azaltmak için OUAS tedavi edilmelidir. Her üç kişiden birinde Obstrüktif Uyku Apne Sendromuna (OUAS) bağlı yüksek tansiyon vardır. Halkın %80 OUAS’a bağlı ilaca dirençli yüksek tansiyona sahiptir. Konjestif Kalp Yetmezliği(KKY) olan hastaların %50′si OUAS’lu. Yaşlandıkça Konjestif Kalp Yetmezliği riski daha sıktır. 40-59 yaş  % 2 60-69 yaş  % 5 70 ve  üzerine % 10  OUAS’lu kişi trafik kazası yapma riski 7 kat daha fazladır.
Final Yapmış En İyi 20 Yabancı Dizi
Ekonomik bunalımın bütün dünyayı huzursuz ettiği 1930'lu yıllarda bu olağandışı topluluğun ve ucubelerinin dengeler üzerindeki oyununu konu ediyor. Seyir halinde olan karnavalın son üyesi Ben Hawkins, California'da yaşayan Rahip Justin Crowe'la aynı gizemli ve şifreli rüyaları paylaşıyor. Sihrin bu son çağında, kaderleri birleşen bu iki insan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak iyilik ve kötülük arasındaki büyük çarpışmaya doğru sürüklenirler...
Negatif Düşüncelerden Kurtulmanın 5 Yolu
Sizi bir şeyler rahatsız ediyorsa, düşüncelerinizi o konudan uzak tutmak çok zor gelebilir. Hatta araştırmalara göre bir şeyi düşünmemeniz istendiğinde o şeyi akıllardan çıkarmak daha da zorlaşıyor. Ancak aklınızdaki negatif düşünceleri tekrar tekrar susturmak hem zor hem de ters etki yaratabilir. Hatta bazı durumlarda kronik depresyona kadar uzanabilir. Bilim insanları buna “zihinsel geviş getirme” ismini vermişler. Psikolog Guy Winch buna hendekteki iğne benzetmesi yapıyor. Hendek derinleştikçe iğnenin dışarıya çıkması zorlaşıyor. Zihinsel geviş getirmenin bir etkisi de konuyu aklınızda iyice büyüterek sizi orijinal halinden çok daha fazla kızgın ve üzgün bir ruh haline getirmesi. İşte aşağıda geviş getirmemizi engelleyecek beş metot var, biraz irade ve aklınızı başka şeylerle meşgul ederek pozitif şeylere yeniden odaklayabilirsiniz: Zihninizde alışverişe çıkın Kendinizi bildiğiniz bir markette düşünün ve gözünüzün önüne bir raf sırasını getirin. Konsantre olup oradaki bütün ürünleri sırasıyla hatırlamaya çalışın. Eğer alışveriş sevmiyorsanız, herhangi bir listeyi hatırlamaya çalışabilirsiniz. Belki kütüphanenizdeki kitapların sırası, ya da MP3 çalarınızdaki şarkı listelerinin sırası.. Sadece 30-60sn yeterli olacaktır. Her defasında negatif düşünce geri geldiğinde bunu tekrarlayın. Önemli olan disiplinli davranmak ve negatif düşünceye takılmadan derhal bir listedekileri saymak. Bunu bir saatte 20 defa bile tekrarlayabilirsiniz. Guy Winch diyor ki: “Bu size geçici bir çözüm olarak gelse de, bu şablonları yeterince güçlendirirseniz hem ruh halinizi düzeltebilir, hem de karar verme yeteneğinizi sağlamlaştırırsınız. Beyninizi bu tarz düşünceler geldiğinde bir başka yöne gitmesi için eğitebilirsiniz.” Olumlu insanlarla bir arada olun Eğer dertli duygu ve düşüncelerden kendinizi uzak tutamıyorsanız bu içinde bulunduğunuz sosyal ortamdan dolayı olabilir. 2013 de araştırmacılar aynı yurtta kalan öğrenciler üzerinde yaptıkları araştırmalarda öğrencilerin birbirinden zihinsel geviş getirme alışkanlıklarını ve negatif düşünme şablonlarını kopyaladıkların gösterdi. Negatif düşünceler genelde endişe ve yüksek sesle düşünmeyi içerdiği için diğer kişiler tarafından çok kolay yansıtılıp kopya edilen bir davranış şekli. Yapabildiğiniz kadar negatif insanların etrafında olmaktan kaçının. Bunu yapamıyorsanız size bir salgın gibi geçebilecek karamsarlık ve endişe içeren şablonlara karşı uyanık olun. Endişelerinizi çöpe atın Size delilik gibi gelebilir ama ruhunuzu didikleyen bu düşünceleri yazıp çöpe atmak ya da yakmak son derece etkili bir yöntem. 2012 de Ohio Üniversitesi araştırmacıları vücutları ile ilgili negatif düşüncelerini yazdırıp attırdıkları kişilerin birkaç dakika sonra yapılan testlerde bile kendine güvenlerinin yükseldiğini ve yazdıkları kağıtları atmayan kişilerin ise aynı karamsar ruh halinde kaldıklarını kanıtlamışlar. Profesör Richard Perry diyor ki “Düşüncelerinizi nasıl etiketlerseniz – yani çöp ya da bir kenarda durması gereken – bu o düşünceleri nasıl kullandığınız konusunda büyük bir fark yaratıyor.” Elinizin altında kağıt yoksa aynı şeyi bilgisayarınızda yapabilirsiniz. Sıcak bir fincan çay ya da kahve için Negatif düşüncelerin pek çok sebebi olabilir. Ancak siz yalnız hissetmeye odaklanmışsanız, kendinizi fiziksel olarak ısıtarak rahatlayabilirsiniz. 2012 de Yale Üniversitesi araştırmacıları ellerinde ısıtıcı paket tutan kişilerin geçmişte kalmış yalnız anılarla ilgili daha az negatif duygu taşıdıklarını buldu. Bu arada yalnız insanların diğerlerinden daha uzun ve sıcak duş aldıklarını da buldular. Yalnızlıkla ilgili olumsuz düşünceler taşıdığınızda vücudunuzu lezzetli bir çay ya da kahveyle ısıtın. Ama lütfen bunun gerçek insan teması yerine geçemeyeceğini de hatırlayın. Durumunuzu yeniden değerlendirin “Eğer zihinsel geviş getirme arzu ve alışkanlığınız çok güçlüyse, aklınızı dağıtmak çok kolay olmayacaktır” diyor Winch. Onun için aklınızı başka bir şeye vermeyi denemeden önce durumu yeniden yapılandırıp, çerçevelemeniz ve yeniden değerlendirmeniz gerekebilir. Örneğin, bir yerde saatlerce bir beklemek zorundaysanız; neleri kaçırdığınızı veya beklemek yerine neler yapabileceğinizi düşünmek yerine sizi seven kişileri arayıp konuşun ya da oturduğunuz yerde halledebileceğiniz bir iş üzerinde uğraşın. Bu sıkıcı durumu bir fırsat olarak gördüğünüzde geviş getirmeyi bırakıp başka düşüncelere doğru yol almak çok daha kolay olacaktır.
Reklam
Yanlış Ayakkabı Seçiminin Yol Açtığı Hastalıklar
Ayakkabı seçerken genellikle ayağın anatomisine uygun olanları değil, daha güzel görünen yüksek topuklu, sivri burunlu ve sert olanları tercih ediyoruz. Ancak şık görünmek isterken, ayak sağlığınızdan olabilirsiniz. Çünkü bu tür ayakkabılar ayak bileği burkulmasından ayakta kronik ağrıya neden olan topuk dikenine, kemiklerde şekil bozukluklarından, sinir sıkışmaları ve eklemlerde kireçlenmeye kadar birçok önemli sorunlara yol açabiliyor! Yaz mevsiminde birbirinden çekici ayakkabılar vitrinlerde sergilenmeye devam ediyor. Ancak kadınlarda şık görünmek ilk planda olduğu için ayakkabılarda rahatlık genellikle geri plana atılıyor. Oysa iskelet sistemi ve kaslarımızdan oluşan vücudumuzun tüm yükünü, ayaklarımız çekiyor. Bu yükün yüzde 50'si de başparmaklar üzerine yük oluşturuyor. Özellikle yüksek topuklu ve sivri burunlu gibi ayakkabılar tercih edildiğinde ayaklara daha da artan bir yük biniyor ve ayak sağlığını ciddi boyutlarda tehdit ediyor! Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, yüksek topuklu ve sivri burunlu ayakkabıların neden olduğu 5 hastalığı ve bu sorunlarla karşılaşmamak için ayakkabı seçerken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. HATALI AYAKKABI SEÇİMİNİN YOL AÇTIĞI 5 HASTALIK 1.Başparmakta şekil bozukluğu (Hallus Valgus) Halluks valgus ayaktaki birinci parmağının ikinci parmağa doğru yer değiştirmesi nedeniyle birinci parmakla birinci tarak kemiği arasındaki kemikteki çıkıntıya bağlı oluşan şekil bozukluğudur. Bu hastalığın oluşumundaki en önemli neden ise ayak başparmağını sıkan özelliğe sahip sivri ve dar burunlu ayakkabıların uzun süre giyilmesi. Hallus Valgus estetik sorun oluşturmasının yanı sıra ayağın ön tarafında şiddetli ağrılara da neden oluyor. 2.Ayak parmakları arasındaki sinirde sıkışma (Morton nöroması) Morton nöroması ayakta sıklıkla 3.ve 4. tarak kemikleri arasındaki sinirin sıkışmasına bağlı olarak kalınlaşmasıdır. Tarak kemiklerini sıkıştıran dar ayakkabılar giyilmesi ve bu bölgede tekrarlayan travmalar, bu tabloya neden olabiliyor. Hastalar genellikle ayağın ön tarafında oluşan ağrı, yanma ve uyuşmadan şikayetçi oluyor. 3.Başparmakta kireçlenme (Halluks rigidus) Başparmakta parmak ile tarak kemiği arasındaki eklemde oluşan kireçlenmedir. Bu eklemde tekrarlayan zorlanma ve aşırı yüklenmeye yol açan ayakkabılar, sık çömelmek veya parmak ucunda durmak, bu tablonun oluşumunu kolaylaştırabiliyor. Başparmakta ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açıyor. 4.Çekiç parmak Ayak parmağının ilk ekleminden aşağı doğru bükülmesidir. Genellikle 2.,3.,4. ve 5. parmaklarda görülüyor. Genetik faktörler, travma ve parmakların sıkışmasına yol açan önü dar ayakkabıların kullanılması çekiç parmak oluşmasına neden olabiliyor. Şekil bozukluğu önceleri esnek oluyor, hastalık ilerledikçe eklemde kireçlenmeyle birlikte sertleşiyor. Ağrı, parmak üst tarafında nasır ve hareket kısıtlılığı gibi yakınmalara sebep oluyor. 5.Topuk dikeni Ayağın ön tarafından topuğa kadar uzanan ve plantar fasya olarak adlandırılan bant şeklinde bir fibroz yapı mevcut. Bu yapı vücudun tüm yükünü dengeliyor. Ancak yanlış ayakkabı seçildiğinde, uzun süreli yürüyüşlerle bu fasyada küçük enflamasyon oluşabiliyor. Bu duruma plantar fasiitis ismi veriliyor. Bu hastalığın en tipik belirtisi ise sabahları yürümeye başlandığında gelişen ağrı. Yürümeye devam edildikçe ağrı azalıyor ancak uzun süre ayakta kalındığında akşam saatlerinde tekrar şiddetleniyor. Topuk dikeni ise plantar fasyanın topuğu yapıştığı bölgede diken şeklinde kemik çıkıntının oluşmasıdır. Bu diken topuk ağrısına yol açıyor. Ayaklarındaki sorun nedeniyle polikliniğe başvuran her 10 kadından 1’inde topuk dikeni tespit ediliyor. İDEAL BİR AYAKKABI NASIL OLMALI? Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, ideal bir ayakkabının nasıl olması gerektiğini şöyle sıralıyor: •Topuğu 2-3 santim yüksekliğinde olmalı: Yüksek topuklar ayağın ön bölümüne binen yükü artırıyor. 2-3 cm topuk yüksekliği 3 katına çıkarıldığında (8-9 cm) ayağın ön tarafına binen yük 7 kat artıyor. Ayağın ön tarafındaki yükün artması buradaki kemiklerde ve onları çevreleyen sinirlerde enflamasyon ve ağrıya yol açabiliyor. Ayrıca kronik yük stres kırıkları ile sonuçlanabiliyor. •Topuk kalın olmalı: İnce topuk vücudun bütün yükünü bir noktaya topluyor ve ayak bileği burkulmalarına yol açabiliyor. Kalın topuklar ise vücut ağırlığını daha dengeli dağıtıyor. •Ayağın şekline uygun olmalı ve tam oturmalı: Daha küçük ayakkabı giymek ayaklarda su toplanması, nasırlar, kemiklerde şekil bozuklukları ve eklemlerde artritle sonuçlanabiliyor. Yeni ayakkabı alırken ayakların uzunluğu, genişliği ayakta ve mümkünse gün sonunda ölçülmeli. •Ön tarafı geniş ve ayağın şeklini alabilecek yumuşaklıktaki bir malzemeden yapılmış olmalı: Ucu sivri ayakkabılar ayağın ön tarafını sıkıştırıyor. Zamanla ayakta halluks valgus veya çekiç parmak gibi şekil bozuklukları, sinir sıkışması gelişebiliyor. •Tabanı çok sert olmamalı: Sert taban ayağın hareketini sınırlayarak normal yürüme şeklini bozuyor. •Doğru noktalarda esneyen, dış tabanı ve ayağı destekleyen iç tabanı olmalı: Düz tabanlı ayakkabılar ayağın iç arkını desteklemiyor. Ayak tabanındaki bant şeklinde yumuşak dokunun (plantar fasya) aşırı gerilmesi, yırtılması ve enflamasyonu sonrası topuk dikeni oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. •Deriden yapılmış olmalı: Nefes alıp terletmediği ve ayağın şekline daha kolay uyum sağladığı için deri ayakkabıları tercih edin. Çünkü sert materyaller kemiklerde şekil bozuklukları oluşmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca su toplanması ve ağrıya neden olabiliyor.modahaber
Reklam
Murat Göğebakan Hayatını Kaybetti
Sanatçı Murat Göğebakan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gören sanatçı Murat Göğebakan tedavi gördüğü yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti. Başbakan evinde ziyaret etmişti Başbakan Erdoğan kendisi için 'Uzun Adam' şarkısını yazan sanatçı Göğebakan'ı evinde ziyaret etmiş, katıldığı mitinglerde Murat Göğebakan için dua istemişti. Murat Göğebakan kimdir? Murat Göğebakan 9 Ekim 1968 tarihinde Adana'da dünyaya geldi. Anne ve babası Almanya'da çalıştığından dolayı Almanya-Türkiye arasında bir çocuukluk geçirmek zorunda kalan Murat Göğebakan ilk, orta ve lise öğrenimini Adana'da tamamladı. Daha sonra 1986 yılında Hacettepe Ankara Devlet konservaturarı'na giren Murat Göğebakan eğitimini tamamlamasının ardından Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Murat Göğebakan bu yıllarda dergah eğitimi aldı, gitar dersleri verdi ve bar çalışmaları yaptı. 1995 yılına kadar Adana'da yaşayan Murat Göğebakan ilk evliliğini genç yaşlarda yaptı ve bu evlilikten Bülent isminde bir çocuğu oldu. CNN Türk
Reklam
Isınma Hareketlerinin Önemi
Her egzersizden once isinma hareketleri yapmak faydalidir.Hatta yapmazsaniz vucudunuza cesitli yonlerden zarar verebilirsiniz.Spor salonlarinda yada herhangi bir egzersize isinmadan basliyorsaniz cok dikkatli olmalisiniz.Cunku isinmadan yaptiginiz egzersizlerde sakatlanma ihtimaliniz daha yuksektir. Isinma hareketleri esnekliginizi arttirir.Eklemlerinizin cevresindeki kaslari dengeler ve egzersiz suresince ve sonrasinda sakatlanmalari azaltir. Esnetme ve germe hareketleri sakatlik riskini azaltir.Kaslarinizi isindirmadan yaptiginiz her turlu kasilma ve gevseme hareketi kaslariniza zarr verebilir.Bu yuzden her kas gurubunuzu 20 ile 60 saniye arasi isindirmalisiniz. Kısacası esneme ve germe hareketleri vücudunuz için bir kurtarıcıdır. Her sporda bedeninizi o egzersize alıştırmak için ısınma aktivitesi için bir kaç dakikanızı ayırmalısınız.
Damacana Su İçin Yeni Düzenleme Yolda
Sağlık Bakanlığı, damacana suların üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar her aşamada kontrolü için A'dan Z'ye her konuda düzenleme getirmeye hazırlanıyor Bakanlığın firmalara görüş için gönderdiği taslağa göre, damacana suyun yaşam döngüsündeki tüm süreçler 'online' denetim altına alınarak yıkama suyu sıcaklığı ve dolum sayısı tespit edilebilecek, 75 seferden fazla kullanılması önlenecek damacanın azami 3 yıllık, içindeki suyun ise 3 aylık ömrü takip altında olacak. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) ile Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında yürütülen çalışmalar sonucu Damacana Takip Sistemi (DTS) ve su üretim tesisleri online takip sistemiyle ilgili dokümanlar oluşturuldu. Firmaların görüşüne sunulan dokümanlara geri bildirimler doğrultusunda son şekli verilecek. MEVCUT SORUNLAR Bakanlığın hazırladığı taslağa göre, yürütülen çalışmayla damacana suyun yaşam döngüsündeki tüm süreçlerin belirli teknolojilerle denetim altında tutulması ve damacana suların takip edilmesi hedefleniyor. Böylece piyasada sahte su satışının önüne geçilerek hem halk sağlığının hem de üreticilerin korunması amaçlanıyor. Taslakta damacana sularla ilgili mevcut sorunlar şöyle sıralandı: *Damacanaların ne kadar süre ve kaç defa kullanıldığı anlaşılamıyor. *Su kalitesiyle ilgili kaynaklarının debi, iletkenlik ve pH bilgileri online elde edilmiyor, kaynak suyu ile dolum suyu belirli değerler açısından online karşılaştırılamıyor. *Damacana yıkamasının hangi sıcaklık aralığında yapıldığı online tespit edilemiyor. *Damacana dolum tarihi ve zamanlarında usulsüzlük yapılabiliyor. *Damacana dolum zamanı doğru bir şekilde tespit edilemiyor. *Damacana dolum sayısı tespit edilemiyor. *Damacana suyunun üretimden tüketime kadarki süreç takip edilemiyor. *Damacananın yaşam döngüsü süresi takip edilemiyor. Piyasada sahte ürünler üretilip satılabiliyor. *Vatandaş, kullandığı su ve damacanayla ilgili güvenilir bilgi elde edemiyor. *Ülkedeki damacana suların üretim ve satışı anlık izlenemiyor. YENİ SİSTEM NE GETİRİYOR? Taslağa göre, bu problemler alınacak önlemlerin online takibiyle en aza indirgenebilecek. Buna göre damacanayla ilgili alınacak online önlemler şöyle: *Damacana üretim tarihi, üretim yeri, su üreticisi, su satış bayisi/ofisi ve su üretiminden satış bayisine kadar ki taşıma bilgileri kayıt altına alınacak. *Damacana yıkama suyu sıcaklığı tespit edilecek *Damacana dolum sayısı tespit edilecek ve 75 seferden fazla kullanılması önlenecek. *Damacana ömründe 3 yıllık azami süre takip edilecek. Taslağa göre su kalitesiyle ilgili ise şu önlemler alınacak: *Suya ait debi, iletkenlik, pH özellikleri belirli noktalarda ölçülecek. *Su dolum zamanı ve tarihi tespit edilecek *Üreticiyle ilgili bilgi sahibi olunacak *Su dağıtım ağı takip edilecek. *Su ömründe 3 aylık azami süre izlenecek. Taslağa göre vatandaş, kullanacağı damacana suyla ilgili Kurum tarafından belirlenen detaylı bilgilere anlık erişebilecek, tıpkı ilaçlarda olduğu gibi, analiz sonuçlarına göre toplatılması gereken damacana suların tespit edilmesiyle en kısa sürede toplatma yapılabilecek, elde edilen verilerle kaçak üretim anlaşılacak ve gerekli önlemler alınacak. DAMACANA TAKİP SİSTEMİ Geliştirilecek Damacana Takip Sistemi (DTS) şu süreçlerden oluşacak: *Damacana kimliklendirme süreci *Damacana kimliğini gömme süreci *Su kalitesi ölçme süreci *Damacana yıkama süreci *Damacana dolum süreci *Damacanalı su dağıtım süreci *Damacanalı su satış süreci *Tüketici kontrol süreci *İdari saha denetleme süreci *DTS Merkezi denetleme süreci *Her damacanaya kimlik Takip ve denetim için her damacana 'D-Kimlik' olarak adlandırılacak bir kimliğe sahip olacak. Bu amaçla uygun teknoloji seçilerek her damacana tekil olarak kimliklendirilecek, bu sayede damacanalı su, yaşam döngüsü içerisinde takip edilecek. Bu süreç, 'D-Kimlik'in damacanaya gömülmesini/yazılmasını içerecek. 'RFID' teknolojisiyle oluşturulan 'D-Kimlik', damacana kullanılmaz duruma gelmeden çıkarılamayacak şekilde monte edilecek. '2D' teknolojisiyle oluşturulacak kimlik ise elektronik ve insan gözüyle okuma dahil, damacananın izin verilen kullanım sayısı kadarki yaşam döngüsünde okuma performansının en az etkileneceği şekilde damacana yüzeyine yazılacak. D-Kimlikli damacana üretildikten sonra, kimlik bilgileri, üretim tarihi ve gerekli diğer bilgiler güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi Denetleme sürecine gönderilecek. SU KALİTESİ ÖLÇME SÜRECİ Su kalitesini ölçme sürecinde, kaynaktan su üretim tesisindeki dolum sürecine kadar belirli noktalarda suyun kalitesi ölçülecek ve bu değerler karşılaştırılacak. Bunun için pH, iletkenlik ve debi değerleri ölçülecek. Bu değerler sensörler aracılığıyla ölçüldükten sonra değiştirilemeyecek, zaman ve tarih bilgileri de eklenerek bilgi güvenliği teknikleri kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. DAMACANA YIKAMA SÜRECİ Su üretim tesisine gelen tüm damacanalar su doldurma işleminden önce belirli sıcaklık aralığında (55-70 santigrat derece) yıkanacak. Sensörler vasıtasıyla ölçülen yıkama suyunun sıcaklığına zaman ve tarih bilgileri de eklenerek güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. Bu değerler sensörler aracılığıyla ölçüldükten sonra değiştirilemeyecek, zaman ve tarih bilgileri de eklenerek bilgi güvenliği teknikleri kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecine iletilecek. DAMACANA DOLUM SÜRECİ Dolum sürecinde ise damacanaların dolum zamanı ve tarihi bilgisi belirlenecek, bu bilgi damacana D-Kimlik bilgisiyle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. DAMACANALI SU DAĞITIM SÜRECİ Dağıtım sürecinde, damacananın, dolu olarak üretim tesisi çıkışından tüketiciye teslim edilme anına, tüketiciden boş/dolu olarak alındıktan sonra üretim tesisine gelene kadar takip edilmesi amaçlanıyor. Tesisten sevkıyata başlandığında, yüklemesi yapılan dolu damacanalar ve yüklenen araçlarla hedef teslimat yerleri zaman ve tarih bilgisiyle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. Dağıtım ağında, son nokta olan su bayisi de dahil her teslim alma işleminde, teslim alınan damacana bilgileri, teslim noktası bilgileri, zaman ve tarih eklenerek güvenli bir iletim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine ulaştırılacak. SU SATIŞ SÜRECİ Bayiler, damacana suyu, D-kimlik kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecinden elde edilecek bilgilerin olduğu bir teslimat belgesiyle tüketiciye teslim edecek. Bu belge üzerinde damacana D-kimlik kodu, su firması, damacananın kullanım sayısı ve üretim tarihi, suyun dolum tarihi bilgileri yer alacak. Bayi tarafından dolu ya da boş iade alınacak damacana bilgileri, bayi bilgisi, zaman ve tarihle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. TÜKETİCİ KONTROL SÜRECİ Tüketici, su dolu damacana satın alırken, damacana ve içindeki suyun kalitesiyle ilgili şu bilgileri kontrol edebilecek: *Damacana kullanım sayısı *Su son kullanım tarihi DAMACANA SON KULLANIM TARİHİ Tüketici, teslimat belgesi bilgileri ya da doğrudan DTS Merkezi denetleme sürecinden sağlanacak bilgilerle kontrol yapabilecek. Çevrimdışı, yani teslimat belgesiyle kontrolde, öncelikle teslimat belgesinin teslim alınan damacanaya ait olduğunun kontrolü, damacana üzerindeki D-Kimlik numarasıyla karşılaştırılarak yapılacak, sonra belgedeki bilgilerin doğruluğu kontrol edilecek. Tüketici herhangi bir uyuşmazlık anında damacanayı teslim almama hakkına sahip olacak. Böyle bir durumda teslimat belgesindeki bilgiler, uyuşmazlık bilgisi, zaman ve tarih bilgileriyle DTS merkezi denetleme sürecine yollanacak. Çevrimiçi, yani internet üzerinden kontrolde, elektronik okutulacak damacana kimliği (D-Kimlik) bilgisiyle damacana DTS Merkezi denetleme sürecinden sorgulanacak. Uyuşmazlık olması durumunda, damacananın kayıt dışı olması halinde, damacana teslim alınmayacak. Tüketici, uyuşmazlık durumunda karşılaşılan problemi DTS Merkezine web üzerinden şikayet edebilecek ve su kalitesiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi görmek isterse web sitesi üzerinden bu bilgilere erişebilecek. DAMACANA SAHA DENETİM SÜRECİ Sağlık Bakanlığı THSK'ya bağlı denetim elemanları sahada rastgele denetim yapacak, damacana denetimi, damacana tüketici kontrol süreciyle benzer olacak. Denetlenen dağıtım noktası ise derlenen damacana bilgileri, denetlenen noktaya ait bilgiler, zaman-tarih bilgisiyle DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. MERKEZ DENETLEME SÜRECİ DTS Merkezi denetleme süreci, damacana ve damacana suların yaşam döngüsündeki gerekli tüm bilgilerin toplandığı, değerlendirildiği, raporlandığı süreç olacak. DTS Merkezi denetleme sürecinde, diğer tüm süreçlerin karşılığı olan birer alt süreç olacak. Bu süreç THSK tarafından yönetilecek. AA
Diyet Yapanlara Müjde: İştah Kesen Kokular
İştah merkezini sakinleştiren ve tokluk hissi yaratan kokuların başında yeşil elma, muz, nane ve zerdeçal geliyor. Bu kokular yemek yeme hissini minimuma indiriyor ve diyetinizi kolaylaştırıyor. Amerikalı nöroloji uzmanı Dr. Alan Hirsch “Dr. Hirsch’s Guide to Scentsational Weight Loss” isimli kitabında, kokular ile tok kalmanın mümkün olduğunu yazıyor. Bunun üzerine fazla kilolarından yakınan 3 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada, kişilere her öğün öncesinde yeşil elma, muz ve nane koklatıldı. Araştırmanın sonuna gelindiğinde bu kişilerin ortalama 5 kilo kaybettikleri belirlendi. Çünkü yeşil elma, muz ve nane kokuları kişilerin iştahını kapadığından bu kişiler normal yediklerinden birkaç yüz kalori daha az tüketerek zayıflamayı başardılar. Kokular, elektriksel bir iletişimle iştah merkezi üzerinde önemli etkiler yapıyor. Yani tat duyusunu doyurmak için, koku duyusunu da doyurmak gerekiyor. Almanya’da yapılan bir araştırmada da, bu kokuları sık koklayan kişilerin, koklamayan diğer gruba oranla daha hızlı kilo kaybı elde ettikleri saptanmış.
Reklam
Henüz Tanımlanma Aşamasındaki 16 Çocuk Psikolojisi Rahatsızlığı
Malum, çocukların her hareketinin psikolojide bir adı var ve buna karşılık gelen bir uyumsuzluk, rahatsızlık, sendrom, bozukluk, vs. mutlaka bulunuyor. Sizler için bilinenlerin dışında, sizin çocuğunuzda da olabilecek henüz tanımlanmamış psikolojik rahatsızlıkları derledik. Doktora gitmeden bir göz atın.
Bilim İnsanları HIV Virüsünü Yok Etmeyi Başardı
Bilim insanları, HIV virüsünü kontrol altına almayı veya zayıflatmayı amaçlayan tedavilerden farklı olarak, ilk kez insan hücrelerinden yok etmeyi başardı. ABD'de yürütülen araştırmanın başında yer alan Dr. KAmel Khalili, HIV virüsünün DNA'sını bularak onu yok edecek bir yöntem geliştirdi. Araştırmada, insan bağışıklık sisteminin HIV ile mücadele ettiği bir kısmı seçildi ve 20 nükleotid (RNA yapı taşları) içeren 'kılavuz RNA' zinciri üretildi. Mühendislik yolu ile geliştirilen dizinler daha sonra HIV'den etkilenen hücrelere enjekte edildi. Yapay RNA dizinleri, hücrelerin içine girdiği zaman HIV virüsünü hedef alarak virüsün genomunu oluşturan 9709 nükleotidi yerinden çıkardı. Kılavuz RNA dizini insan DNA'sına ait bir dizin içermediği için geride HIV'den temizlenmiş sağlıklı hücre kaldı. Bilim insanları, yapılan araştırmada laboratuvar ortamında üretilmiş hücreleri temizledi. Elde edilen başarı AIDS araştırmaları için büyük bir adım olarak kabul edilse de, insanlar üzerinde nasıl bir etki göstereceği henüz bilinmiyor. Dr. Khalili, 'ilk kez laboratuvar ortamı altında virüsün nasıl yok edilebileceğini gördüklerini' belirtti. Khalili, 'HIV'den etkilenen hücreleri temizleyebilmek çok önemli çünkü mevcut tedaviler bunu başaramıyor' ifadesini kullandı. Bilim insanları, geliştirdikleri yöntemi bir sonraki aşamada hayvanlar üzerinde denemeyi hedefliyor. Başarılı olunursa, insanlar üzerindeki deneme yapılacak. Al Jazeera
Reklam
Diş Ağrınızı Hafifletmek İçin 10 Öneri
Diş ağrısının kesin çözümünün diş hekimine gidip profesyonel yardım alıp tedavi olmayı gerektirdiğini söyleyen Dt Selçuk Özbölük, ''Ancak doktora gidinceye kadar ağrıyı hafifletmede bazı doğal çözümler uygulanabilir, bu çözümlerin geçici olduğu unutulmamalıdır. Oruçluysanız ve dişiniz ağrıyorsa ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. Ancak mutlaka bir diş hekimine görünmek gerektiğini ifade etti. Hospitadent Dental Group'tan Dt. Selçuk Özbölük ağrıyı hafifletmede uygulanabilecek doğal çözümleri şu şekilde sıraladı: 1- İlk olarak diş fırçalamayı deneyin. Fırçalama çürüğe sıkışmış ve ağrıya neden olan besinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Dişlerin dişipi ile temizlenmesi ve fırçalama ağrının azalmasına neden olur. 2- Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi bakterilerden temizler şişlikleri azaltır. Dişeti ve açık diş çürüklerine dezenfektan etkisi vardır. 3- Ağrı kesici ve antibiyotik kullanın. Ağrıyan diş ısırdığında daha fazla ağrıya neden olursa bu iltahaplanmanın göstergesidir ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. 4- Karanfil yağı veya kuru karanfil yüzyıllardır enfeksiyonu tedavi etmede kullanılır. Diş ağrısına iyi gelen karanfil yağı anestezik ve antiseptik özelliklere sahiptir. Eugenol denilen güçlü bir madde içerir. Bakteri öldürmeye yarayan bu madde diş macunlarında da vardır. Kuru karanfil ağrıyan bölgeye konup bekletilirse o bölgeyi uyuşturarak ağrı hissini azaltır. Ayrıca antibakteriyel özelliğinden dolayı çürük dişin çevresindeki zararlı bakterilere etki eder. 5- Buz uygulaması; Ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. 6- Sarımsak çürük diş üzerinde bekletilerek ağrıya neden olan bakterileri yok eder. 7- Çörek otu uyuşturma özelliği yoktur ancak düzenli kullanıldığında ağrıya neden olan etkenlerin ortadan kalkmasını sağlar. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. 8- Buğday çimi suyu; diş etleri ve dişlerdeki enfeksiyonlardan koruyan doğal bir antibiyotiktir. Ağızda bakterilerin artmasını engeller ve diş ağrısını azaltır. 9- Zerdeçal; antibakteriyel ve antiseptik özellikleri sayesinde ağrı giderme gücüne sahiptir. Su ile karıştırılıp hamur haline getirilir ve ağrıyan dişin üzerine uygulanır. 10- Karabiber; güçlü bir antibakteriyel ve antienflamatuar özellikleri olan doğal bir antibiyotiktir. Diş ağrısının azalmasında etkilidir.
0-2 Yaş Bebek Gelişimi Hakkında Bilgiler
Dünyalar güzeli, masum kokulu bebeğiniz dünyaya geldi. Gözlerini ilk açtığında sizleri gördü ve anne baba bildi. Sizin sevginize, ilginize, şefkatinize muhtaç olan bir bebek. Hayatınızı değiştirecek kadar güzellikte. Hatta gece sizleri uyutmayacak daima yanında isteyecek. Kimi zaman karnı tok olduğu halde, hasta olmadığı halde ağlayacak ve hiç susmayacak! Çünkü sevginize muhtaç, okşanmaya muhtaç, bir güler yüze muhtaç… Bebeğiniz 2 yaşına kadar hızla büyüyecek. Her geçen gün farklı hareketler ve farklı bakışlar sergileyecek. Sizlerin dışında kendisi hiç bir ihtiyacını karşılayamayacak. Size her anlamda muhtaç bir masum bebek. 0-2 yaş bebek gelişimi için çok önemlidir. Bu 2 yıl içerisinde kesinlikle anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü ile beslenen çocukların çok zeki olduğu kanıtlanmıştır. Anne sütü, gerekli tüm besinleri içermektedir. Bu neden ile gün geçtikçe emzirmekten canınız yansa da dişinizi sıkın. Evladınız için sıkmanız gerekir. Bu yıllarda bebeğiniz sizden düzenli bir uyku bekler. Temizlik ve beslenme ihtiyacının yeteri kadar karşılanmasını bekler. Dünyaya tutunabilmesi için sizin onlara tutunmanız lazım… Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında karşılanması annesine olan güvenini besler. Zira bu 2 yıl içerisinde bebeğin bağlanabileceği bir büyüğün olması çok önemlidir. Bu şekilde bebeğiniz kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayana kadar, size ihtiyaçlarını anlatabilmeyi öğrenir. Çünkü size güvenir. Bu dönemlerde bebeğiniz, her şeye merak sarar. Her gördüğünü ellemek, dokunmak ister. Çünkü dünyayı ve eşyaları tanımaya başlıyor. Bu hareketleri bebeğinizin normal düzeyde olduğunu gösterir. Ancak siz hareketlerini kısıtlarsanız, dokunmasına izin vermezseniz kendisine olan güvenini kaybeder ve el becerisini kazanamaz. Ve bu şekilde kendisini daima birilerine bağımlı hisseder. Bu yaşlarda ki çocuklar yerlerinde durmazlar, enerjileri yüksektir. Her şeyi kendi kendilerine yapmak isterler. Hatta yemeği bile kendileri yemeye çalışır. Bırakın çalışsın. Evet belki ortalık batacak ama ona göre halıya örtüler serin. Yeter ki çocuğunuz sağlıklı ve düzgün bir gelişim göstersin. Bu dönemde çocuklar, arkadaş çevresi edinemez ve onlarla oynayamazlar. Oyun desteğine ihtiyaç duyarlar. Oyun desteğini ancak anne ve babalar verebilir. Nasıl oynaması gerektiklerini siz öğreteceksiniz. Bu dönemde en çok hareketli oyuncaklara merak sararlar. **Devamı İçin: http://www.saglikhatti.info/0-2-yas-bebek-gelisimi-hakkinda-bilgiler/**
Cinsel Sağlığınız İçin 15 Önemli Adım
Alerji testi yaptırın Vajinal bölgenizde, sadece regl dönemi sırasında gelişen bir kaşıntınız mı var? Yanıtınız evet ise o zaman sizin sorununuz alerji olabilir. aklınızda bulunsun, kokulu pedler vajinanın duyarlı cildinde kaşıntıya sebep olabiliyor. Köpüklü banyo yapmak ve bu bölgeyi kokulu sabunla yıkamak da alerjiyi tetikleyebiliyor. siz iyisi mi kokulu ürünler kullanmayı bırakın. Belirtiler ortadan kalkarsa, suçluyu bulmuşsunuz demektir. Doktorunuz aksini öenermedikçe, vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini de kullanmayın. Çünkü bunlar vajinayı bakterilere karşı koruyan laktobasil asit ortamının zarar görmesine yol açabiliyor. Diyetinizi gözden geçirin Yapılan çalışmalar, haftada 4-6 kez tavuk yiyen kadınların sistite daha eğilimli olduğunu gösteriyor. Bu soruna tavukta bulunma ihtimali olan E koli bakterisinin neden olabileceği düşünülüyor. Teksas Üniversitesi Southwestern Medical Centerde yapılan bir araştırma; diyet içeceklerdeki maddelerin, mesanede tahrişe yol açabileceğini ve idrar tutamama sıkıntısını artırabileceğini ortaya koyuyor. New York Long Island Jewish Medical Center de yapılan çalışmada ise günde 2 dilimden fazla beyaz ekmek tüketmenin, içeriğindeki rafine karbonhidratın kan şekeri seviyesini yükseltmesi nedeniyle mantara daha uygun bir zemin hazırladığını ifade ediyorlar. Stresten uzak durun Uzmanlar stres altındaki kadınların regl dönemlerini, sakin mizaca sahip olan ve stressiz bir yaşam süren kadınlardan iki kat daha ağrılı geçirdiklerine dikkat çekiyor. Bunun muhtemel sebebi ise stres yüzünden yükselen prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli bir madde) üretiminin, ağrılı krampları tetiklemesi. Bu artış özellikle regl döneminin ilk yansında görülüyor. Dolayısıyla, siz de hiç olmazsa regl döneminde stresten uzak olmaya çalışın. Mantardır diye düşünmeyin Vajinal bölgedeki her kaşıntının mantar enfeksiyonundan kaynaklandığını zannedip, gelişigüzel ilaç alarak kendi kendinizi tedavi etmeye kalkmayın. Çünkü, aslında sorununuzun nedeni başka bir hastalık, örneğin, bakteriyel vajinit olabilir. Mantar enfeksiyonu peynir kesiği kıvamlı bir özellik sergilerken, bakteriyel vajinit akıntısı ise daha akıcı oluyor. Doktorunuz bakteriyel vajinit tanısı koyarsa, antibiyotik tedavisi uygulayacaktır. Smear testi yaptırın Uzmanlar, hiçbir yakınmanız olmasa bile Pap Smear testini düzenli olarak yaptırmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. Çünkü bu test İle jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri erken dönemde yakalanabiliyor. Hatta rahim ağzında kanser başlangıcı olabilecek herhangi bir hücresel değişiklik bile pap smear testi ile belirlenebiliyor. Bu nedenle aktif cinsel hayata başlayan her kadının, 20 yaşından itibaren yılda bir kez pap smear testi yaptırması çok önemli. Risk faktörü taşıyanlarda ise testin 6 ayda bir tekrarlanması gerekiyor. Klamidya enfeksiyonlarını önemseyin Her yıl düzenli olarak doktor kontrolünden geçin. Çünkü, genltal bölgeye kolaylıkla yerleşebilen ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri kabul edilen klamidya bakterisi enfeksiyonu günümüzde çeşitli testlerle ortaya çıkarılabiliyor ve başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Eğer tedavi edilmezse, bir yandan fallop tüplerinde tıkanma sonucu kısırlığa yol açabiliyor, öte yandan genltal siğil virüsü olan HPV’nin enfeksiyonunu kolaylaştırarak rahim ağzı kanseri riskini artırabiliyor. İdrara çıkışınızı takip edin Uzmanlara göre; günde 8 kez İdrara çıkmak normal. Eğer daha sık idrara çıkıyorsanız, muhtemelen çok fazla SM tüketiyorsunuz demektir. Yine de, çok ani olarak tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorsanız ya da tuvalete erişemeden İdrar kaçınyorsanız, bu, fazla çalışan bir mesaneden muzdarlp olduğunuz anlamına gelebilir. Tıpta aşırı Uzmanlar stres altındaki kadınların regl dönemlerini, sakin mizaca sahip olan ve stressiz bir yaşam süren kadınlardan iki kat daha ağrılı geçirdiklerine dikkat çekiyor. Bunun muhtemel sebebi ise stres yüzünden yükselen prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli bir madde) üretiminin, ağrılı krampları tetiklemesi. Bu artış özellikle regl döneminin ilk yansında görülüyor. Dolayısıyla, siz de hiç olmazsa regl döneminde stresten uzak olmaya çalışın.aktif mesane adı verilen bu durum ilaçla tedavi edilebiliyor. Jinekologunuzla görüşün Bazı kadınlar farklı idrar kanalına sahipler. “Nasıl” diyorsanız, hemen söyleyelim: Mesela idrar kanalı vajinaya yakın olabiliyor. Bunun sonucunda da bakterilerin içeri girmesi kolaylaşıyor. Böyle bir anatomiye sahipseniz, kişisel hijyeninize daha çok dikkat etmelisiniz. Örneğin tuvalet ihtiyacını karşıladıktan sonra arkaya doğru temizlememeniz ve ellerinizi her tuvalet sonrası yıkamanız gibi. Bisiklet selenizi değiştirin Doktorlar ince ve küçük sele kullanan kadın bisikletçilerin üriner bölge enfeksiyonlarına daha yatkın ve seksüel duyarlılıklarının da normalden daha az olduğunu belirtiyorlar. Çünkü, küçük bisiklet seleleri, perine kanalındaki sinirlere anormal bir baskı yaparak genital organları etkiliyor. İyisi mi siz büyük bir sele kullanın ve vücudunuzu ileri doğru uzatmaktan de kaçının. Vulvanızı kontrol edin! Uzmanlar her kadının vulva bölgesini üç ayda bir kendi kendilerine muayene etmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü bu sayede pek çok hastalık, erken dönemde, yani henüz tedavi edilebilir aşamadayken saptanabiliyor. Siz de vulvanızı düzenli olarak muayene edin ve bu bölgede siğil, kitle, şişlik ya da koyu lekeler fark ederseniz, hemen doktorunuzu arayın. Genital bölge kuru kalsın Mantar ile diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremeleri nedeniyle genital bölgenizin kuru kalması, sağlığınız açısından çok önemli. Reyonlarda sergilenen seksi iç çamaşırlar hemen hepimizin gözlerini kamaştırsalar da, siz yine de sağlığınızı korumak için naylon yerine pamuklu olanlarını tercih edin. Çamaşırınızın dar olmamasına da özen gösterin. Tabii aynı kural pantolonunuz ve çorabınız için de geçerli. Makas kullanın! Ağda ve jilet, genital tüylerin yok edilmesinde oldukça etkili yöntemler. Ancak her ikisi de kıl köklerinde enfeksiyon gelişmesini kolaylaştırıyor ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden oluyor. Genital bölgedeki tüyleri kısaltmak için makas kullanmanız, özellikle genital bölgeniz enfeksiyona ve tahrişe duyarlı ise sizin için daha iyi bir seçenek olabilir. Gereksiz yere ağrılar içinde kıvranmayın Dış genital bölgede ağrı mı duyuyorsunuz? Kadınların yüzde 15′inde görülen ve vulva ağrısı olarak adlandırılan bu sorun, eskiden doktorlar tarafından çaresiz olarak nitelenir, hatta “psikolojik” olarak adlandırılıp, ciddiye alınmazdı. Günümüzde ise kronik ağrılar arasında kabul edilen vulva ağnsı ilaçlar ve akupunkturla tedavi edilebiliyor. İlişkide yan pozisyonda durun Kadınların yüzde 18′inde geriye dönük rahim olarak adlandırılan bir rahim tipi
Murat Göğebakan Hakkında Önemli Açıklama
Hastanede tedavi gören Murat Göğebakan'ın kardeşi Ferhat Göğebakan ve oğlu Bülent Göğebakan A Haber'e konuştu: Kanser tedavisi görmüyor durumu da gayet iyi.. **İşte Ferhat Göğebakan'la Bülent Göğebakan'ın açıklamaları:FERHAT GÖĞEBAKAN Şu anda durumu gayet iyi, iyiye doğru gidiyor. Sabah yanına gittim. Çok güzel tepkiler veriyordu. Durumu gayet iyi. Dostlarımızın, milletimizin, halkımızın, sevenlerinin sanatçı dostlarının duaları hakikatten kabul olmaya başlıyor. Allah hepsinden razı olsun. Almış olduğu ilaçlar ağır ilaçlar. Acı çekmemesi için uyutmak zorunda kalıyorlar. Biz de bunu onaylıyoruz zaten. Kimse kimsenin acı çekmesini istemez. Bizim kullandığımız ağrı kesiciler gibi ilaçlar değil çünkü bunlar. Ama bilinci açık, bize tepki veriyor. Her iki saatte bir yanına gidiyoruz, uyanıyor. Biz buradayız, yanındayız diyoruz o da tepki veriyor. Hiçbir sıkıntı yok. Dün haberlerde, bazı internet sitelerinin haberlerinde 'yaşam destek kaynağına bağlandı' şeklinde çıkmış. Böyle şeylere inanmayın, böyle bir şey yok. Asıl haberi biz size buradan veriyoruz. Durumu gayet iyi. İnşallah Allah'ım onu bize bağışlayacak.BÜLENT GÖĞEBAKAN Bir insanı sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz de... Benim babamın şarkılarını sevmeyebilirsiniz, sesini beğenmeyebilirsiniz. Fakat bir insanın sağlıksız olmasını hiçbir zaman istemezsiniz. Biz düşmanımızı bile düşünen bir milletiz. Allah düşmanımıza bile vermesin diyen bir milletiz. Ben sadece herkesin dua etmesini istiyorum. Çünkü dünyanın her yerinden, adını ilk defa duyduğum ülkelerden arayıp bize dua ediyorlar. O dua ile inşallah o tepkimelerden dolayı bugün duaların kabul olduğunu düşünüyoruz. İnşallah dualarını kesmezlerse daha da iyi olacağını düşünüyorum.FERHAT GÖĞEBAKAN Şu anda kanser tedavisi, kemoterapi almıyor. Kanser tedavisi görmüyor. 2009 yılında yakalanmış olduğu bir lösemi tedavisi olup bittikten sonraki kemoterapinin vermiş olduğu zararlar temizleniyor. Böbreklerine, akciğerine zarar verdi. Şu an hekimlerimiz her şeyin üstesinden gelerek, kendi kardeşleriymiş gibi, kendi evlatlarıymış gibi, kendileriymiş gibi, kendin yakınlarıymış gibi, emin olun ki biz burada ne kadar ellerimizi açıp Allah'a dua ediyorsak, abime destek veriyorsak, onlar da orada onların desteğini hiçbir şekilde esirgemeden veriyorlar. Ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Bunu hiç merak etmesinler. Yeniden söyleyeyim; kanser tedavisi görmüyor. Kemoterapinin tahribatları düzeltiliyor, tamir ediliyor ve çıkıp hayatına devam edecek. Eğer bunlar yapıldıktan sonra kemoterapilik bir durum kalıyorsa, tabii ki yeniden devam edeceğiz. Yine biz buradayız. Ben kardeşimi buraya elinden tutup sapasağlam bir şekilde getirdim, buradan da alıp yeğenimle beraber evimize gideceğiz.
Reklam