onedio
En İyi 10 Fitness Modası
Sağlıklı yaşam ve egzersiz alanında çeşitli akademik ve güncel bilgiler servis eden, eğitimler veren Life Fitness Akademi, dünya çapında yükselişe geçen fitness trendlerini yorumladı. ASCM’in (American College of Sports Medicine) Dünya çapında fitness’a olan eğilimi ortaya çıkarmak amacıyla 3815 sağlık ve fitness uzmanları ile yaptıkları anketi ve 2014’ün popüler egzersizlerini değerlendiren Life Fitness Akademi Uzmanlarından Özgür Güngör ; bu yılın gözde egzersizinin Yüksek Şiddetli İnterval Antrenman (HIIT) olduğunu belirtti. 2. Sırayı ise pilates gibi yıldızı birden parlayan pratik ve çok amaçlı egzersiz sistemi TRX var. 3. Sırada ise hedefine çabuk ulaşmak isteyenlerin her dönem tercihi olan Personel Training desteği yer alıyor. High-Intensity Interval Training (HIIT) High intensity maximum yoğunluk ile çalışmak demektir. Temel prensip insanın kendisini maximum hırpalamasıdır, kapasitenin limitlerini zorlamadır. Kaslara ekstrem bir yüklenme ve ardından dinlenme periyodlarından oluşur. Genellikle 30 dakikadan az uygulanması tercih edilir. Dünya’da fitness trendlerine girmeyi başaran ilk markadır. TRX Suspension Training, egzersizi minimal ekipmanla en uygun hale getirir. Bu egzersiz kullanıcıyı belirli hareketler ile sınırlamaz, fonksiyonel kullanımı sayesinde her türlü vücut hareketini başlangıç seviyesinden ileri seviyeye kadar uygulamanızı sağlar. Eğitimli ve Deneyimli Fitness Profesyonelleri / Personel Training Eğitimli ve Deneyimli Fitness Profesyonelleri ile Çalışma. Söz konusu profesyonel eğitmenlerin geçerli sertifikalara sahip olmasının önemi. Güç Antrenmanları, yaşa, cinsiyete ve performans seviyesine göre kişiye özel hazırlanır ve temel çalışmaları içermektedir. Kilo vermek amaçlı egzersizler Beslenme programının düzenli bir şekilde planlanması kilo verme konusunda oldukça önemli bir yer tutar. Fakat egzersiz planı kişinin hem daha çabuk sonuç almasına hem de deri sarkmalarına karşı vücudunun sıkılaşmasına yardımcı olur. Bu sayede kişi kilo verirken, hem sıkılaşırsınız hem de fit bir görünüm elde etmiş olur. Kişiye Özel Antrenman Programlaması Bu hizmeti veren eğitmenlerin, kinesyoloji, anatomi ve antrenman programlaması konularında uzman kişiler olması sayesinde, bu hizmeti alan kişilerin sakatlıklardan uzak, amaçlarına uygun ve hızlı bir şekilde ulaşması sağlanmaktadır. Eğitmen kişinin programını bire bir takip eder ve antrenman süresince kişinin yanında olur. Bu sayede kişinin en verimli şekilde çalışmasına yardımcı olur. İleri Yaş Kişiler için Fitness Programı İleri yaş kişilerin yaşam standartlarının daha iyi bir hale getirilebilmesi için onların sağlıkları ve fiziksel aktivite düzeyleri göz önüne alınarak planlanacak fitness programlarını içerir. Bu egzersiz planları kişilerin günlük hayatlarını kolaylaştıracak ve daha iyi bir fiziksel aktivite düzeyine gelmelerine yardımcı olacak hareket serilerini oluşturur. Güç, dayanıklılık, esneklik ve denge unsurlarının geliştirilmesi ile kişinin gün içerisinde daha az yorulmasını ve daha verimli olmasını sağlamaktadır. Gruplara Özel Antrenman Programlanması Personel Training hizmetine göre daha ekonomik olan bu program, bire bir çalışmalara bütçesi yeterli olmayan kişiler için tasarlanmaktadır. Fakat kişilerin verimli bir şekilde çalışabilmesi için bu grupların 2 veya 3 kişiden oluşması oldukça önemlidir. Duruş pozisyonunun düzeltilmesi, rahatlama, zihinsel gelişim gibi unsurları bünyesinde bulunduran Yoga’nın farklı uygulama şekilleri bulunmaktadır. Bunlar; Power Yoga, Yogalates, Bikram, Ashtanga, Vinyasa, Kripalu, Anurara, Kundalini, Sivinanda adında çalışma teknikleridir.
Şehirlerin Kendine Özgü Yöresel Ürünleri
Her bölgenin kendine has yöresel ürünleri vardır. Bu durum çoğunlukla o bölge de yetişen doğal ürünler olmakta.. Yöresel ürünler doğal yetişme ortamları ile kendini özdeşleştirerek o bölgeye ait bir değer haline dönüşüyor. Her bölgenin hatta her şehrin kendine özgü lezzetleri bulunuyor. Hatta bu lezzetler insanların kafasına öyle kazınıyor ki yetiştirildiği bölge ile bütünleşiyor. Yöresel lezzetler herkesin kafasında o bölgeye ait doğal ürünler olarak yer ediniyor. Adanalıların acı sevmesi veya Egelilerin çoğunlukla zeytinyağlı yemekler tercih etmesi gibi… Bölgede yetişen doğal ürünler sayesinde her bölgede farklı damak tatları ortaya çıkıyor. Peki bölge veya şehirle kendini özdeşleştirmiş bazı yöresel ürünler nelerdir?
Engellilere Müjde
Peugeot, engelliler için geliştirilen özel aparatları yetkili servislerinde araçların garantisini bozmadan monte ediyor... Ülkemizde engellilerin otomobil sahibi olmasını kolaylaştırmak için ÖTV indirimi gibi önemli bir avantaj sunuluyor. Ancak aracı satın aldıktan sonra ortaya daha büyük sorunlar çıkıyor. Engelli sürücüler araç kullanması için hazırlanan özel aparatlar araç üzerine sonradan monte ediliyor. Farklı yerlerde, çoğu kez aracın modeline göre tam uyumlu olmadığı için takılan aparatlar sorun çıkartıyor. Peugeot bu sorunu çözmek için “Peugeot ile Engelsiz Yaşam” projesi kapsamında Peugeot “Engelsiz Ürün Gamı”nı pazara sunuyor. Program kapsamında araç satın almak isteyen engelli müşterilere Peugeot Fransa onaylı özel sürüş aparatları tavsiye ediliyor. Ayrıca tekerlekli sandalye taşımak üzere dönüştürülmüş Partner Tepee araçlar, 62 bin TL'den başlayan fiyatlarla sunuluyor. Müşteriler, “Engelliler ile Doğru İletişim” eğitimi almış olan personel tarafından karşılanıp, ÖTV indirimleri ve doğru araç aparat seçimi hakkında bilgilendirme yapılıyor. Hangi aparatlar takılıyor? Elektronik Sol Gaz Pedalı, Direksiyon topuz aparatı, Twist Grip (Her iki bacağını da kullanamayan engelli sürücüler için sunuluyor). Radyal Gaz Kolu: (Bacaklarını kullanamayan engelli sürücüler için özel olarak geliştirilen sistem, kontrollere izin veriyor). Manuel Fren Kolu: Bacaklarını kullanmayan engelli sürücüler için direksiyonun sağına veya soluna yerleştiriliyor) .
Tüm Cilt Tiplerine Özel Maske Tarifleri
Her cildin farklı özellikleri vardır.Bizde sizler için cilt problemlerinize karşı etkili maske tarifleri ni paylaşıyoruz. Normal ve kuru ciltler Avakado Maskesi 1 adet püre avokado, 1 çorba kaşığı ısıtılmış bal, 1 çay kaşığı limon suyu. Hepsi karıştırılarak yüze uygulanır ve 15 dakika bekletilir. Cildinizi çok kuru hissediyorsanız limon suyu yerine hindistan cevizi yağı da kullanabilirsiniz. Bal Maskesi 1 çorba kaşığı ısıtılmış bal, yarım çay kaşığı toz tarçın, 1 çay kaşığı limon suyu. Hepsi karıştırılarak yüze uygulanır ve 15 dakika bekletilir. Bu maskelere ilave olarak rahatlatmak amacıyla 2 adet yeşil çay poşeti gözlere uygulanabilir. Bal: Nemlendirici, antibakteriyel, yatıştırıcı, doğal laktik asit ve zengin aminoasit kaynağı. Avokado: Vitamin E, yağ asitleri ve doğal lipid kaynağı. Yaşlanmaya ve strese bağlı hücresel yıpranmaları onaran bileşenler içerir. Akne, egzema ve kızarık ciltler Yulaf Maskesi 3 çorba kaşığı yulaf unu, yarım su bardağı sıcak su, 1 çorba kaşığı bal, 2 çorba kaşığı yoğurt. Sıcak su ve yulaf unu karıştırılarak 5 dakika unun yumuşaması sağlanır. Diğer malzemelerde ilave edilerek blenderdan geçirilerek homojen bir karışım elde edilir. Yüze uygulanan bu karışım 15 dakika bekletilir ve ılık su ile yıkanır. Not: Bu karışım pat şeklinde yüzde veya vücuttaki egzemalar üzerine de uygulanabilir. Tedavi için 25 dakika bekletilmesi uygun olur. Genç ve parlak bir cilt için Antioksidan Maske 1 adet şeftali, 1 çay kaşığı bal, 1 çay kaşığı limonsuyu. Hepsi blenderdan geçirilerek püre haline getirilir ve gözlere gelmeyecek şekilde yüze uygulanır. 15 dakika sonra yüz ılık su ile yıkanır. Aynada parlak, canlı ve genç bir ciltle karşılaşacaksınız. Detoks Maskesi 2 çorba kaşığı yeni hazırlanmış kahve, 2 çorba kaşığı kakao tozu, 1 çorba kaşığı bal, 3 çorba kaşığı yoğurt. Blenderdan geçirilen homojen maske yüze uygulanır ve 10 dakika bekletildikten sonra ılık su ile yıkanır. Yıkama sırasında güneşten hasar görmüş derinin uzaklaştırılabilmesi için yüze hafif hafif masaj yapılmalıdır. Fazla hazırlanmış maskeyi biraz sulandırarak dirseklere veya vücudunuzda ihtiyaç duyduğunuz yerlere uygulayabilirsiniz. Yağlı ve Problemli Ciltler Çilek ve Limon Maskesi 10 adet orta boy çilek, 2 çorba kaşığı limon suyu, 1 çorba kaşığı yoğurt, 1 çorba kaşığı bal. Tüm ürünler ezilerek sürülmesi kolay hale getirilir. Kesinlikle blender ile püre haline getirilmemelidir. Karışım yüze uygulanır ve 10 dakika bekletilir. Sıcak havlu yüze örtülerek 3 dakika beklenir ve soğuk su ile ile yüz temizlenir. Çilek: Salisilik asit içerir ve akne oluşumu ve gözeneklerdeki genişlemeye engel olur. Hassas Ciltler Salatalık Maskesi 1 kabuğu soyulmamış iri doğranmış salatalık, 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 çorba kaşığı maya, 1 çorba kaşığı yulaf, 1 çay kaşığı bal. Salatalık ve yoğurt blenderdan geçirilir. Diğer malzemeler ilave edilerek karıştırılır. Temiz yüze uygulanarak 20 dakika ;
Reklam
Egzama İçin Doğal Tedavi Yöntemi
Yaygın bir cilt hastalığı olan egzama için şifalı beyaz dut kurusu kürünün tarifi; Beyaz Dut Kurusu Kürü Yarım litre klorsuz su 1 avuç beyaz dut kurusu Hazırlanışı ; Önce suyu kaynatıp içerisine 1 avuç dolusu beyaz dut kurusu ilave ediyoruz. 6 dakika boyunca kısık ateşte kaynatılıp 6 dakika sonunda ılıktan biraz daha sıcak olacak şekilde egzama olan ellerinizi kabın içine sokun. Bu kür en fazla 10 dakika etki ettirilmelidir. 10 dakika sonunda ellerinizi çıkarıp 1 saat dinlendirildikten sonra suyla durulayın. Hafta da 3 kez uygulayarak egzama tedavisinden kurtulabilirsiniz. Ancak bu tedavi boyunca her hazırladığınız kür taze olmalıdır. Elleri yakmamak şartı ile ;
Reklam
0-6 Ay Arası Bebekleri Güneşten Uzak Tutun!
Prof. Dr. Sıdıka Kurul: “Özellikle 0-6 ay arası bebekler güneşten uzak tutulmalıdır, bebeklikte güneşe maruz kalma cilt kanseri riskini 2 kat artırmaktadır”T.C. Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanlığı; Türk Onkoloji Vakfı; Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği; Türk Onkoloji Grubu Derneği; Kanserle Dans Derneği işbirliği ve Bristol-Myers Squibb ilaç firmasının koşulsuz desteği ile bir deri kanseri türü olan “Melanom” konusunda bir Sosyal Sorumluluk Projesi başlatıldı. Pilot bölge olarak seçilen Sarıyer ilçesinde “Çocuğunuzu Melanom’dan Koruyun” isimli proje kapsamında,hazırlanan görsel materyaller aracılığı ile ”Melanom” hakkındaki bilgiler aileler ve çocuklarla paylaşıldı. Türk Onkoloji Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sıdıka Kurul önderliğinde ilk kez Sarıyer ilçesinde başlatılan proje kapsamında, melanom ile ilgili bilgilendirici el broşürleri ve posterler 145 eczane, 43 kreş, 38 muhtarlık, 15 spor tesisi, 6 büyük market ve 1 özel Hastane ve yaklaşık 1800 haneye ulaştırıldı. Melanom’da güneş ışınlarının etkisi ve sağlıklı güneşlenme konusunda hazırlanan poster ve el broşürleri ile, güneşe çıkılmaması gereken saatler, arabada, evde ve güneş etkisi yaratan solaryum da dahil olmak üzere güneş hasarı ve korunma yolları ile, anne ve babalar için önemli bilgiler bölge halkı ve özellikle çocuk sahibi olan aile bireylerinde farkındalık oluşturmayı hedefliyor. “BEBEKLERDE RİSK DAHA FAZLA” Türk Onkoloji Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sıdıka Kurul, 0-6 ay arası bebeklerin güneşten uzak tutulması gerektiğine dikkat çekti. 0-6 ay arası bebekler güneşin doğrudan etkisinden uzak tutulmasını, ciltlerinin güneşe karşı çok hassas olduğunu belirten Prof. Dr. Kurul, “Önlem olarak; araba camları ultraviyole ışınlara karşı yüzde yüz koruma sağlayan UV filmleri ile kaplatılabilir. Bebekler saat 10:00’dan önce ve 16:00’dan sonra güneş koruması olan bir pusetle dolaştırılabilir. Bebeklerin kol ve bacaklarını örten ince giysiler giydirilebilir ve boynunu da örten şapkalar kullanılabilir. Ancak bu saatler haricinde, güneş kremi kullanmadan günde 10-15 dakika güneşe çıkarmak da D vitamini gelişimi açısından önemlidir. 6-12 ay arası bebekler ise bu belirtilen önlemlere ek olarak, belli kurallar çerçevesinde güneşe çıkartılabilir. Özellikle dışarı çıkmadan yarım saat önce, en az 15 faktörlü bir güneş kremi sürülmeli ve bu krem her 2 saatte bir ve yüzmeden sonra tekrar uygulanmalıdır. Bebeklikte güneşe maruz kalma, cilt kanseri riskini iki kat artırmaktadır” dedi. “HASTA SAYISINI AZALTMAYI HEDEFLİYORUZ” Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, Türkiye'de yılda yaklaşık 735 erkeğe ve 560 kadına melanom teşhisi konulduğunu belirtti. Doç. Dr. Gültekin, Projenin Türkiye'de melanom hasta sayısının azaltılması amacıyla hayata geçirildiğini anlatarak şöyle devam etti: 'Şu anda ülkemizde az da olsa melanom görülme oranının artışını bekliyoruz. Bu konuda mutlaka bir takım eğitim, önleme ve erken teşhis tarama faaliyetleri yapmamız gerekiyor. Vücudumuzun D vitaminine de ihtiyacı var, bunu unutmamak gerekir. Güneş ışınlarının fazlasından kendimizi ve gelecek nesilleri korumamız gerekiyor. Genç yaşlarda solaryumun da malign melanom riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu projeyle hazırlanan tüm broşürleri hekimler aracılığıyla halkımıza ulaştıracağız. Kendi kendine cilt muayenesini yaygınlaştırmayı da hedefliyoruz.' dedi. Türkiye'nin kanser istatistiklerini sürekli takip ettiklerini ifade eden Doç. Dr. Gültekin, 'Ülkemizde yılda yaklaşık olarak 735 erkeğe ve 560 kadına melanom teşhisi koyuyoruz' diye konuştu. “GÜNEŞ KREMİNİN KORUMA FAKTÖRÜ 30'UN ÜZERİNDE OLMALI” İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir ise, melanomda diğer deri kanserlerine kıyasla ölüm riskinin daha fazla olduğunu kaydetti. Deri kanserine yakalanma riskinin ilk 10 yaşta alınan ultraviyole dozuna bağlı olduğunu anlatan Prof. Dr. Aydemir, güneşin yanık yapacak kadar yüksek dozda alınmasının, kişiyi bir basamak daha melanoma yaklaştırdığını söyledi. Hastalığın sürekli güneşte çalışanlarda değil, tatile çıkanlarda daha sık görüldüğünü ifade eden Aydemir, güneş ışınlarının en dik geldiği vaktin 2 saat öncesi ve sonrasında dışarı çıkılmamasını istedi. Güneşten en iyi korunma şeklinin doğru giyinme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aydemir, şu önerilerde bulundu: 'Giysili alanınıza güneş etki etmiyor. Kuru, sık dokulu ve koyu renk giyinmeli. Bize hep sıcak havada açık renk giyinmek öğretilirdi. Isıdan, güneşten korunmak için sık dokulu ve koyu renk giyinmek gerekir. Hep gölgeden yararlanmak isteriz fakat gölge, çevreden, sudan, betondan yansı yapar. Gölgede ancak yüzde 50 korunabiliriz. Şapka da kısmen korur. Bunların dışında güneş kremi kullanabiliriz. Koruma faktörünün 30'un üzerinde olması gerekir.' Prof. Dr. Aydemir, açık tenli, fazla beni olanların melanom hastalığına yakalanma riskinin daha çok olduğunu belirterek, benlerin 2-3 ayda renk, şekil, boyut değiştirmesi durumunda mutlaka bir dermatoloğa gidilmesi gerektiğini anlattı. “HİÇBİR BEN BIÇAK DEĞDİĞİ İÇİN KÖTÜ OLMAZ” Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Başkanı İsmail Kuran, melanomun tedavisinde erken tanının önemli olduğunu, bu nedenle de kişinin bedenini sürekli kontrol etmesi gerektiğini kaydetti. Benlerin alınmasının çok basit bir cerrahi işlem olduğunu ve iz kalmadığını anlatan Kuran, alınan benin tahlil edilmesinin önemine işaret etti. Kuran, 'Halk arasında 'Bene bıçak değerse kötü olur' kalıbı nasıl yerleşmiş bilmiyorum ama hiçbir ben bıçak değdiği için kötü olmaz' dedi. Ultraviyole ışınlarının tetiklediği düşünülen melanomun, güneş ışığına maruziyetin yüksek olduğu bölgelerde daha sık görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Kuran, “Melanositlerin tümör hücrelerine dönüşümü hem genetik olarak normal kişilerde, hem de riskli ve yatkın olan kişilerde görülmektedir. Erken evrede melanom yalnızca derinin yüzeyel tabakasını tutarken, ilerleyen evrede daha alt tabakalara uzanan mikroinvazyonlar (mikrouzanımlar) ve daha ileri evrede en alt tabakalarda invazyon ve metastazlar (uzak yayılımlar) görülmektedir” şeklinde konuştu. “MELANOM’DA ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ” Melanomdan korunmak için erken tanının çok önemli olduğunu ifade eden İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji ABD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir şunları kaydetti: ”Bu kapsamda kişilerin kendini muayene etmesi ve şüpheli durumlarda dermatologlara gitmesi önerilmektedir. Melanomun asıl tedavisi cerrahi tedavidir. Hastaların önemli bir bölümü ameliyatla tedavi edilmektedir ve bu aşamada iyi kalitede cerrahi müdahale çok önemlidir. Ancak, hastalık sistemik hale geldiğinde yani uzak metastazlar başladığında medikal tedavi gerekli olmaktadır. Bu evredeki hastalar için de günümüzde oldukça iyi sonuçlar veren tedavi seçenekleri geliştirilmiş ve geliştirilmeye devam edilmektedir. Melanom konusunda farkındalık yaratılması amacıyla yazılı ve görsel basında bu konuya daha çok yer verilmesi son derece önemlidir.” “YENİ TEDAVİLER YAŞAM SÜRESİNİ UZATIYOR” Türk Onkoloji Grubu Derneği, Melanom ve Deri Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Alper Sevinç de, yapılan bir çalışmada melanom hastalığında lezyonun ilk kez fark edilmesinden tedaviye kadar geçen sürenin, hastaların yüzde 25’inde 1 yıldan fazla olduğu belirlendiğini kaydetti. Prof. Dr. Sevinç, “Bu gecikme nedeniyle hastaların çoğu son evrelerde teşhis edilebilmektedir. Bu durum hastalığın hayatta kalım süresini olumsuz etkilemektedir ve mevcut, klasik tedavi yöntemlerinden yararlanmayı neredeyse imkânsız kılmaktadır. Üzerinde uzun yıllardır araştırma yapılan ve bağışıklık sistemini güçlendiren İmmüno Onkolojik tedaviler ve ilaçlar bugün melanom tedavisinde yeni bir çığır açmış, ileri evrelerde dahi yaşam süresini 2-3 kat uzatmıştır. İmmüno Onkolojik tedavi yaklaşımı sayesinde melanomun yanı sıra akciğer kanseri, böbrek kanseri gibi pek çok kanser türünde, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde tümörlerle savaşta, tıbbın çok güçlü ve yeni silahları olacaktır” dedi.
Diyet Hataları Yüzünden Yerinizde Saymayın!
1-Daha az yersem daha fazla kilo veririm diyerek öğün atlamak Sağlıklı bir zayıflama diyeti ortalama 5-6 öğünden oluşur. Sık sık beslenmek şekeri düzenlerken, metabolizmanın çalışmasını da sağlar ve açlığınızı kontrol etmenize yardımcı olur. Yemezsem daha çok kilo veririm diye atladığınız öğün tüm bu dengeleri bozduğu için kilo vermenizi sağlamaz. Tam tersine kilo vermenize engel olur ve şeker dengenizi bozar, bir sonraki öğüne aç başladığınız için de porsiyon kontrolünü yapmanıza engel olur.2-Öğünde belirtilen besinlerin eksik tüketilmesi Diyet yapan bireyler, zaman zaman yazılan programdaki besinleri eksik tüketir. En sık rastladığımız örnekleri; ekmeğimi yemezsem daha çok kilo veririm ya da şimdi kim uğraşacak salata yapmaya şeklindeki üşengeçliklerdir. Oysa öğünde yazılan her besinin bir amacı vardır. Salata yemek, yeme hızınızı düşürürken besinlerin mideden geçişini yavaşlatarak daha uzun süre tok kalmanızı sağlar. Ekmek ise kan şekerinizi dengede tutar. Öğündeki besinlerin hepsini yemediğiniz zaman hem besin öğeleri yetersiz bir beslenme planınız olur hem de kontrol edemediğiniz açlık sıkıntıları meydana gelir.3-Yeterli miktarda su içmemek Su yerine içilebilecek pek çok içecek varken su içmek bazılarına zor veya sevimsiz gelebilir. Su dışındaki pek çok içeceğin kalorisi yüksek veya kafein içeriği vardır. Enerjisi olan içecekler ise kalori alımınızı artırır. Kafein ise vücudumuza gerekli suyu sağlamaz hatta tam tersine gerekli suyun atılmasına neden olur. İster zayıflama diyetinde olun isterse kilonuzu koruma diyetinde vücudumuz sürekli su kaybeder, bu suyu yerine koymamız gerekir. Açlık hissi susama hissiyle sıklıkla karıştırılır. Su içmek bu nedenle de önemlidir.4-Düşük kalorili veya light besin diyerek yenilen miktarı abartmak Ürünün üzerinde düşük kalorili, az yağlı veya light yazıyor olması hiç kalori içermediği anlamına gelmez. Enerjisi düşürülmüş bir besindir ya da enerjisi daha azdır ama enerjisi yok değildir. Enerjisi diğer bisküvilere göre yüzde 30 azaltılmış 6-8 adet diyet bisküvi yediğinizde 3-4 adet diyet olmayan üründeki kaloriyi alırsınız.5-Değiştirilen ölçüler Diyette en sık yapılan hatalardan biri de miktarlar konusunda kendinizi kandırmaktır. Diyetisyeniniz 1 dilim karpuz dediğinde 3-4 parmak kalınlığında bir karpuzu anlatıyordur. 6-7 kaşık derken muhtemelen anlattığı çorba kaşığıdır, servis kaşığı değildir. Günde 1-2 tane kahve içebilirsin derken kremalı ve şuruplu kahvelerden bahsetmiyordur; bahsi geçen sade ve kremasız bir kahvedir. Miktarlar konusunda kendinizi aldatırsanız diyetinizin sonu hüsran olur.6-İkramlar konusunda hassas olun “Öğlen yemeğinden sonra iş yerinde doğumgünü kutlaması vardı incecik bir dilim pasta yedim, akşamda çocuğum dondurma yiyordu 1 kaşık ancak aldım, oturup kaseyle yemedim” demeyin. İkramların hepsini kabul etmeye başladığınızda gözünüze az gelen bu miktarların toplamı gün sonunda aldığınız kaloriyi artırır.7-“Bugün değil yarın, yarın değil öbür gün yürürüm” : Oturduğunuz yerden kilo vermek bir hayal ürünüdür. Hareket etmek, yaktığınız kaloriyi artırır ve zayıflama sırasında kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur. Aldığınız kaloriyi azaltmanın dışında mutlaka yaktığınız enerjiyi artırmanız gerekir. Bunun da tek yolu hareket etmektir. Üşenmeyin; yürüyün, dans edin, yüzün ve merdivenleri tercih edin ama mutlaka hareket edin.8-Bağırsaklarım fazla çalışırsa daha fazla kilo veriririm Bağırsaklarınızın düzenli çalışması elbette ki önemli ancak gereğinden fazla çalışması değil normal olarak çalışması gerekir. Sıvı kaybettiğiniz için bağırsaklarınızın fazla çalışması geçici kilo kaybına neden olur. Bağırsaklarınızı fazla çalıştırmak için kullandığınız çayların, laksatif ilaçların ve hatta lavmanın vücudunuza zarar vereceğini unutmayın.9-Diyet yaparken kulaklarınızı sadece doğru bilgiye açın Hepimizin başına gelmiştir, diyet yapıyorsanız illa çevrenizden müdahale olur. “Sen neden bu çayı içmiyorsun, diyette karpuz yenir mi onun enerjisi çok, sabah sabah ekmek mi yiyorsun hayatta kilo veremezsin”. Maalesef beslenmeyle ilgili olsun veya olmasın herkesin bu konuda söyleyecek bir lafı vardır. Ancak beslenme bir bilimdir ve kişiye özeldir. Beslenmeyle ilgili olarak doğru kaynaktan bilgi alın ve kulaklarınızı yanlış bilgiye kapatın.10-Öğün saatleri planlamanız yaşamınıza uygun olmalıdır Beslenmeniz size özeldir, saatleriniz sizin hayatınıza uygun olmalıdır. Saat 18’den sonra yemek yemeyip saat 21’de açlıkla başetmeye çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir. Akşam yemeği yatma saatinize göre düzenlenebilir. Geç yatıyorsanız geç bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.
'Türkiye Ebola Salgınına Hazır mı?'
Batı Afrika'yı etkisi altına alan ebola salgını tüm hızıyla yayılırken, Türkiye bu salgına karşı önlemlerini almak konusunda ağır davranmaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi, tatil heyecanı derken hayati konuları ıskalayan Hükümet, Ebola şüphesi ile Atatürk Havalimanı'nda karantina (!) altına alınan yolcunun, karantina protokellerine aykırı biçimde sedyeyle hastaneye taşınması sırasında ne kadar hazırlıksız olduğunu gözler önüne serdi. Türkiye'nin sınır kapılarından Suriyeli ve diğer mültecilerin, kaçakçıların da ne kadar kolay ve kontrolsüz girdikleri göz önünde bulundurulunca Ebola'nın Türkiye için gerçek bir tehdit olma ihtimalinin yüksek olduğu gözler önüne serilmektedir. CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal; çok geç olmadan gerekli önlemlerin alınması adına Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na verdiği soru önergesinde şu soruları sordu;  1-      Batı Afrika'yı etkisi altına alan ebola salgını, tüm hızıyla yayılırken ebola virüsü hakkında gerekli araştırma yapılmış mıdır? 2-      Ebola virüsü ile ilgili olarak herhangi bir önlem alınmış mıdır? Önlem alınmadıysa bunun hukuki gerekçesi nedir? 3-      Ebola virüsü ve gündemde olan ebola salgını hakkında toplumun bilinçlendirilmesi ile ilgili bir çalışma yapıldı mı? Çalışma yapıldı ise, hastalığın nedenleri, bulaşma şekli, belirtileri ve yapılması gerekenler hakkında kapsamlı ve ayrıntılı bir çalışma ortaya konabilmiş midir? Toplumu bilinçlendirmek amacıyla herhangi bir çalışma yapılmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? Yeterli bir çalışma yapılmamış olması toplum sağlığını tehlikeye atmak değil midir? 4-      Ebola virüsünün sebepleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmış mıdır? Virüs ile ilgili herhangi bir araştırma ve çalışma yapıldı ise bulunan sonuçlar toplumla paylaşılmış mıdır? Virüsün kaynağı ve tedavi yöntemleri ileilgili herhangi bir araştırma yapılmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? Var olan bir tehlikeye karşı kayıtsız kalmak hükümetin sorumluluğunu yerine getirmemesi anlamına gelmemekte midir? 5-      Türkiye’de mevcut hastanelerde, ebola virüsü ile ilgili olası bir tehlikeye karşı gerekli ilaç ve ekipman sağlanmış mıdır? Virüs ile ilgili gerekli ilaç ve ekipman temini sağlanmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 6-      Türkiye’de mevcut hastanelerde çalışan sağlık personelleri, ebola virüsü hakkında bilgilendirilmiş midir? Sağlık personellerine virüse yakalanmış kişilere nasıl bir tedavi yöntemi uygulanacağı hakkında gerekli eğitimler verilmiş midir? 7-      Ebola salgınının ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerden Türkiye’ye gelen vatandaşlar ile ilgili herhangi bir sağlık sorgulaması yapılmakta mıdır? Böyle bir uygulama getirilmedi ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 8-      Türkiye’de Ebola virüsünü araştıran yetkililer Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile koordinasyon içinde midir? Koordine bir çalışma yapılmamakta ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 9-      Türkiye’de son zamanlarda artan mültecilerle birlikte Türkiye Ebola salgınına karşı savunmasız bir konuma düşmüş müdür? Türkiye’ye sığınan mültecilerle ilgili herhangi bir sağlık sorgusu yapılmış veya yapılmakta mıdır? 10-  Birçok ülkede ciddi boyutlara ulaşan Ebola virüsünün Türkiye’ye yansıması öngörülerek, bahse konu virüsle ilgili geliştirilmiş bir strateji planı yapılmış mıdır? Türkiye Ebola salgını tehlikesine karşı hazırlıklı mıdır? Sağlık Bakanlığı'nın bu sorulara ne yanıt vereceği merak konusu iken Tanal'ın uyarı maiyetinde sorduğu bu soruların Sağlık Bakanlığı'nı uykusundan uyandırması ve gerekli önlemlerin çok geç olmadan alınması gerekmektedir.
Reklam
Kozmetik Ürünler Meme Kanseri mi Yapıyor?
Meme kanseri görülme yaşı gittikçe küçülüyor. Bu yüzden uzmanlar klinik meme muayenelerinin başlangıç yaşının 30 olmasını öneriyor. Bazı araştırmaların, kozmetik ürünler de bulunan kimyasalların kanser gelişimini tetikleyebileceğine dikkat çektiğini söyleyen, Meme Cerrahı Prof. Dr. Levhi Akın “ Meme kanseri nde erken tanı ancak düzenli kontrol ile mümkün. Ayrıca dünyada ve ülkemizde milyonlarca kadın ın kullandığı bazı kozmetik ürünler in içinde yer alan kimyasallar, vücutta östrojen ve diğer hormonları engelleyerek ya da onları taklit ederek hormonal dengeyi bozabilir. Bu yüzden kozmetik ürünler le mesafeli bir ilişki kurmak çok önemli” diyor. Prof. Dr. Akın meme kanseri ile kozmetik arasındaki olası ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Araştırmalar bazı kimyasalların insanlarda kanser gelişimine katkıda bulunabileceğini düşündürüyor. Bu kimyasalların birçoğu vücuttaki östrojen ve diğer hormonları engelleyerek ya da onları taklit ederek vücudun hormonal dengesini bozabilir. Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri çeşitli bileşimlerden oluşmalarına rağmen, meme kanseri ile bağlantıları araştırılan kimyasallar; birçok kozmetik ürün de koruyucu olarak sıklıkla kullanılan parabenler ( makyaj , nemlendiriciler , saç bakım ürünleri ve tıraş kremleri/jelleri ) ve oje , saç spreyindeki renkleri tutmak ve kırılganlığı azaltmak için sıklıkla kullanılan, ayrıca birçok kişisel bakım ve temizlik ürünü kokularının içinde bulunan ftalatlar’dır.”
Çil Tedavisi İçin Doğal Yöntemler
Genelde açık tenli insanların maruz kaldığı, yazın sayıları ve büyüklükleri güneş nedeniyle oldukça artan, renkleri koyulaşan çiller; özellikle yüz, dekolte ve sırt bölgesinde yoğunluk gösterir. En önemli etken maddesi güneş olduğu için hassas ciltlere sahip olanların yakıcı güneşten korunmaları gerekmektedir Çillerden kurtulmak için uzmanlar kimyasal peeling ve lazer tedavisi öneriyor. İki yöntemle de çillerinizin rengini açarak ebatlarını küçültebilirsiniz. Başarılı bir kimyasal peeling tedavisi, çillerin yoğunluğuna göre 5 ile 10 seans arası sürüyor. Lazer tedavisi ise daha erken sonuçlar elde etmenizde yardımcı olacaktır. Bunların haricinde çillerinizle evde savaşmak istiyorsanız limon suyu çillerinizin baş düşmanı olacaktır. Limon suyu çillerinizin yok olmasını sağlayacağı gibi aynı zamanda yağlı ciltler için de çok iyi bir cilt temizleyicisidir. Bir diğer yöntem ise; bir yemek kaşığı keten tohumunu kaynatın. Soğuduktan sonra çillerinizin üzerine bir pamuk yardımıyla sürün. 20 dakika cildinizde bekleyen formül çilleriniz için peeling etkisi yapacaktır. Son olarak bol su ile yüzünüzü durulayın.
Reklam
Tırnak Yemeyi Önlemenin Yolları
Tırnak yemek kimilerine göre bir alışkanlık, kimilerine göreyse psikolojik sorunlarla ilişkilendirilen bir sağlık problemi. Her ne olursa olsun elleri sürekli ağıza götürmek ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor. Ellerdeki ve tırnaklardaki çirkin görünüm de bir kadın için rahatsız edici olabiliyor. Sürekli tırnak yiyerek toplum içinde kendine güvenmeyen biri imajı çizmek de söz konusu... Tırnak yemeye son vermek istiyorsanız önerilerimize kulak verin. Takma tırnak kullanın Kozmetik mağazalarında rahatlıkla bulabileceğiniz takmak tırnaklar sizi bu dertten kurtarabilir. Takma tırnaklarla hem güzel görünen tırnaklara sahip olursunuz hem de onları yiyemediğiniz için tırnaklarınız uzamaya başlar. Daha etkili bir sonuç istiyorsanız protez tırnak yaptırabilirsiniz. Acı Oje sürün Tıpkı parlatıcı ojeye benzeyen acı oje, kötü tadıyla tırnaklarınızı yemek istediğinizde ellerinizi ağzınızdan çekmenizi sağlıyor. İki günde bir acı ojenizi tazelemeyi unutmayın. Daha caydırıcı olması için tırnaklarınıza güzel bir oje sürüp üzerine acı ojeyi sürebilirsiniz. Manikür yaptırın Kendinize bir söz verin ve tırnaklarınızı acı oje veya takmak tırnak yardımıyla uzatın. Tırnaklarınız uzadıktan sonra düzenli olarak manikür yaptırın. Güzel ojeler, tırnak süsleme vb. yemeye kıyamayacağınız tırnaklarınız olduğunda bu alışkanlığınızdan da kurtulmuş olacaksınız. Evde eldiven kullanın Evdeyken tırnak yemek daha kolaydır, bu yüzden eldiven giymek geçici de olsa caydırıcı bir yöntem olabilir. Tırnakların etrafına bant sarmak ve etrafa artık tırnak yemeyeceğinizi hatırlatacak notlar yapıştırmak etkili olabilir. Başka bir meşguliyet bulun Tırnak yemek yerine, sürekli tekrarlayan başka bir meşguliyet bulabilirsiniz. Stres topuyla oynamak yada tespih çekmek meşguliyetler tırnaklarınıza odaklanmanızı engeller.
Anne Sütünü Artırmanın Yolları
Bebekler için en kaliteli besinin anne sütü olduğu biliniyor. Anne sütü ile beslenen bebeklerin yaşam kalitesi artıyor ve hastalıklara daha az yakalanıyorlar. Eğer sütünüzün bebeğiniz için yeterli olmadığını düşünüyor ya da kalitesini artırmak istiyorsanız bir kaç yöntemle sütünüzü artırabilirsiniz. İşte anne sütünü ve anne sütünün kalitesini artıran yollar...Psikolojik olarak emzirmeye hazırlanınKendinizi doğum gerçekleşmeden önce psikolojik olarak emzirmeye hazırlamanız önemli... Bu konuda doktorunuzdan yardım alabilir, emzirme konusunda diğer annelerle konuşup bilgi alabilirsiniz. Doğumdan hemen sonraki bir saat içerisinde bebeğinizi emzirmeye çalışın. Bu isteğinizi doğumunuzu gerçekleştiren ekibe mutlaka iletin. Sezaryenle doğum yapmış olsanız bile bebeğinizi emzirmekten çekinmeyin.Yeşil renkli bitkileri tüketinKoyu yeşil yapraklı bitkiler anne sütünün artmasında önemlidir. Salatalarınızda bol bol maydanoz, roka, dereotu ve fesleğen gibi sebzeleri kullanın. Ispanak, pazı ve semizotu gibi sebzeleri de zeytinyağında biraz kavurarak tüketebilirsiniz.Bol su içinAnne sütü için su en önemli kaynaklardan biridir. Günde 3,5 litre su tüketmek sütünüz için gerekli miktarı sağlamaya yardımcı olur. Şekersiz ya da az şekerli kompostoları da tercih edebilirsiniz. Kompostolar sıvı haricinde lif ihtiyacınızı da karşılar.Arpa tüketinArpanın şaşırtıcı bir şekilde anne sütünü artırdığı son yıllarda fark edildi. Özellikle çimlenmiş arpa suyunun büyük bir etkisi olduğu biliniyor. Yiyeceklerinizi arpayla hazırlamak da bir başka yöntem olabilir.Rezeneden faydalanınRezene tohumu ve rezene çayının anne sütünü artırdığı biliniyor. Ancak rezeneyi çok fazla kullanmak anne sütünü de kesebilir. Rezeneyi çay olarak kullanabileceğiniz gibi, biraz yağda kavurarak da kullanabilirsiniz.Yulaf ezmesi tüketinHer ne kadar bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, yulaf ezmesinin anne sütünü artırdığı söylenmekte. Her gün biraz sütle tüketebileceğiniz bir kase yulaf anne sütünün artırmak da etkili olabilir.
Reklam
'Termik Santraller Tarımın Azrail'i Oldu, Ceyhan Irmağı Kuruyor'
Elbistan Ziraat Odası Başkanı Memet Ali Bulut, Afşin-Elbistan A ve B Termik Santralleri'nde soğutma ve katma amaçlı olarak kullanılan ve Ceyhan Nehri’nden alınan suyla ilgili açıklama yaptı.Elbistan Ziraat Odası Başkanı Memet Ali Bulut, Afşin-Elbistan A ve B Termik Santralleri'nde soğutma ve katma amaçlı olarak kullanılan ve Ceyhan Nehri’nden alınan suyla ilgili açıklama yaptı. Bulut, 'Ceyhan Irmağı'ndan alınan su, hovardaca kullanılıyor ve ırmak kuruyor.' dedi.Kuraklık büyük bir coğrafyayı etkisi altına alırken, çiftçi kuraklığın sıkıntısını bu yıl çok daha derinden yaşadı. Elbistan Ovası’nda bu sıkıntıdan payına düşeni aldı ancak mevcut kaynakların iyi değerlendirilip, değerlendirilmediği tartışılmaya başlandı.Özellikle cennet ırmaklarından olan Ceyhan Nehri artık son demini yaşayan termik santrale soğutma amaçlı su alınması, bu günlerde daha fazla dikkat çekmeye başladı. Tarımla uğraşanlar, kurumaya yüz tutan Ceyhan ırmağının kaynağından su alınmasını eleştirmeye başladı.Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut, özellikle şu dönemde Ceyhan’dan saniyede binlerce litre su alınmasını eleştirdi. Başkan Bulut, santrallerin tarımın Azrail’i olduğunu ifade etti. Bulut, 'Santraller, bölgenin, tarımın Azrail’i, yıllar yılı biz bu Azrail ile boğuşuyoruz. En büyük kanser hastalığı bu bölgede. Benim billur suyumu alıyor, buradan 40 kilometre uzaklıktaki yere taşıyor. Orada kullanıyor. Hatta hovardaca kullanılıyor, biliyorum. Çok büyük oranda su gidiyor santrale. Eski bir santral olduğu için buharlamayı suyla yapıyor.' diye konuştu.Bulut şunları kaydetti: 'Yeni santrallerde yapılacakları duyuyoruz. 300 litre suyla çalışacağını. Buradan mevcut santrale 700-800 litre su gidiyor. Termik santrallerinin artık dünyada kaldırılmaya başlandığı dönemi yaşıyoruz. Bakın bu bölgede güneş enerjisinden üretim yapabilirsiniz, rüzgâr enerjisinden elektrik elde edilebilir. Artık bunlara yönelmek gerekiyor. Termik santrallere tarım sektörü en başından beri karşıdır. Hatta vatandaşlar karşı. Kışın dumandan dışarı çıkılamıyor. Başımıza büyük bir bela bu santraller. Avrupa termik santralleri bırakıyor. Yazık. Ceyhan, cennet ırmaklarından biri. Dünyada şehirden doğan iki ırmaktan biri durumunda. Böyle bir inciyi kurutup bu hale getirmek vicdanlara sığmaz. Halk olarak çok duyarsızız.'Kaynak: maraşhaberi.com
Uzun Yaşamanın 13 Formülü
Yaşamak elbette çok güzel ama nasıl? Tabi ki sağlıklı ve huzur dolu olursa. Biz mutlu olduğumuz zaman bu dünya bize cennet ve kendimizi zinde hissettiğimiz bir aşk serüveni.. Uzmanların bizim için önerdiği uzun yaşam kurallarını okuduktan sonra uygulamaya başlayanlardan güzel bir serüven bekliyoruz. Günlük tutmayı unutmayın.
Tüylerinizden Nane İle Kurtulun!
Kadınlarda östrojen hormonunun az ya da testosteron hormonunun gereğinden fazla salgılanması sonucu oluşan istenmeyen tüylere nane ile son verilebilir. Nane ile uygulanan bitkisel kürler sonucu kadınlarda hormonların dengelendiği araştırmalarla kanıtlanmış. İstenmeyen tüylerle başı dertte olan kadınlar, 1 ay boyunca yemeklerden 15 dakika önce bir tutam nane yiyerek kollarda, bacaklarda ya da dekolte bölgelerinde oluşan tüylenmeyi azaltabiliyorlar. Tüm bunların yanında sakinleştirici etkisi olan nane stresi azaltarak vücudun rahatlamasını sağlıyor. Migren ve çeşitli baş ağrılarının ilacı olarak da görülüyor. Kadınlardaki kansızlığı azaltan nane, şişkinliklere ve sindirim problemlerine de yardım oluyor. Nanenin erkekler için bilinen yararı da; iktidarsızlığın çözümünde kullanılması. Güneşin zararlı ışınlarından da, güneş kremimize döktüğümüz iki damla nane yağı ile korunmamız mümkün. Ancak nane tüketiminde, karaciğer sorunu olan, özellikle karaciğer enzimlerinde yükseklik görülen hastaların önce uzmana görünmesinde yarar var.kadinon
Reklam