onedio
Grip ile Baş Etmenin 5 Basit Yolu
Çevrenizde grip illetinden şikayetçi onlarca insan varsa sakın şaşırmayın çünkü grip sezonu çoktan başladı. Eğer siz de bu hastalıkla mücadele ediyorsanız, bilmenizde büyük fayda olan 5 basit ipucu işte burada;
Fotoğraflarıyla Bile Sizi Dumurlara Sürükleyecek 5 Mutant İnsan
Yıllar boyunca tıp dünyasını hayrete düşüren ve gerçekten araştırma konusu olmuş hastalıklar ya da vakalar olmuştur ki bu tarz durumlar herkesin ilgisini çeker. 1800'lerin sonlarında ve 1900'lerin başında yaşamış bu 5 insan da aynı şekilde insanların dikkatini çekmiştir. Bazı insanlar onları ucube olarak görüyordu belki ama onlar kendilerini öyle görmüyordu. Onlar sadece normal insanların yaşadıkları hayatı onlara göre daha farklı yaşıyordu.
Gebelikte Mide Bulantısı…
Hamileliğin ilk aylarından itibaren başlayan mide bulantısı hamilelik döneminin en zor ve en fazla şikâyet edilen sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır.. Mide bulantısının asıl nedeni hamilelik döneminde hormonların artışından kaynaklanmaktadır. İkiz gebelik lerde tek bebek gebelik lerine oranla daha fazla mide bulantısı yaşanmaktadır. Mide bulantısı ikiz bebeklerde iki hatta üç katına çıkabilmektedir. Gebeliğin beşinci altıncı haftasında başlayan mide bulantıları, 3.ayın bitiminden sonra tamamen bitmektedir yada azalmaya başlamaktadır.Kişiye bağlı olarak değişiklik gösteren gebelik dönemindeki mide bulantıları bazen doğum a kadar bile devam etmektedir. Bazı gebeliklerde mide bulantısı şikayeti hiç görülmemektedir.
Kilo Vermek İçin Uzak Durmanız Gereken 7 Beyaz
Kilo vermek istiyorsanız listenizden çıkarmanız gereken şeyler var.İşte uzak durmanız gereken besinler…Beyaz çikolataBeyaz çikolata, kakao yağı, şeker ve yağ gibi karışımlardan oluşur. İnanılmaz derecede yüksek kaloriye sahip olan bu çikolata çeşidinin yağ oranı da çok yüksektir. Doğal kakaoiçermediği için herhangi bir antioksidan değeri de yoktur. Antioksidan yönünden zengin olan çikolata çeşidi %70 oranında kakao içeren bitter çikolatadır ve en az yeşil çay kadar sağlığa faydalıdır.Beyaz şarapBir kadeh şarabın kalorisi markaya ve çeşidine göre yaklaşık olarak 70 ile 270 kalori arasında değişir. Şarap içmek istediğinizde tercihinizi daha düşük kalorili olan beyaz kuru üzüm şaraplarından yana kullanın.Beyaz unBeyaz unlar, daha beyaz ve parlak olmaları için pek çok kimyasal işlemden geçerler. Sağlığımıza faydası olmayan beyaz unlar, basit karbonhidrat içerirler ve çabuk acıkmanın yanı sıra hızlı kilo alımını kolaylaştırırlar.Beyaz şekerŞekerin vücuda kattığı hiçbir besin değeri yoktur. 3 gram şekerde yaklaşık olarak 12 kaloribulunur. Şeker, vücudumuzda çok çabuk işlenir ve hızlı kilo almamıza neden olur. Canınız şeker tüketmek istediğinde, taze meyveler ve tam tahıllı gıdalar gibi doğal şeker içeren besinlere yönelebilirsiniz.Beyaz patatesPatates, glisemik indeksi yüksek bir besindir ve tüketildiğinde kan şekerini hızlıca yükseltir. Kan şekerinizi dengede tutuğunuzda, metabolizmanız ve yağ yakımınız hızlanır, kilo vermeniz kolaylaşır.TuzGünlük beslenme programı dahilinde bir miktar tuz tüketilir. Ancak tuzla ilgili problem, içeriğinde sodyum bulunan besinlere ekstra tuz eklemekle başlıyor. Sodyum, vücutta yüksek oranda su tutar ve ödem oluşmasına neden olur.Beyaz ekmekBeyaz undan yapılmış ekmekler, yüksek oranda karbonhidrat ve sodyum içerir. Bir dilim beyaz ekmekte yaklaşık olarak 58 kalori bulunur ve içeriğinde sağlıklı besinler bulunmaz. Öğünlerinizde beyaz ekmek yerine, bir porsiyon haşlanmış tatlı patates tüketebilir ve sağlıklı besinlerin vücudunuza girmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Freddie Mercury'e hayran olmak için 5 sebep.....
Beatles grubundan sonra müziğiyle insanlara en çok ilham veren grup olarak kabul edilen Queen grubunun frontmanı olan Mercury'nin müzik dünyasına kattıkları, yeteneği ve müzik aşkı hakkında ufak bilgiler...
Reklam
Çin'de Hava Kirliliğinden Yılda 670 Bin Ölüm
Çin'de hava kirliliğinin 2012'de 670 bin kişinin ölümüne yol açtığı ortaya çıktı. Kömür tüketimini azaltılmazsa, bu sayı daha da artacak.Tsinghua Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, Çin ekonomisinin çarklarını döndüren kömürün her yıl en az 670 bin insanın hayatına mal olduğunu gösterdi. Araştırmada, Pekin'in kömüre uygulanan vergiyi 10 kat artırması gerektiği savunuldu.Profesör Teng Fei'nin başını çektiği araştırmada, Çin'in geride kalan 20 yılda gösterdiği büyük ekonomik gelişimin karanlık yüzü mercek altına yatırıldı. Araştırma, 1.4 milyarlık Çin nüfusunun yüzde 70'inden fazlasının hava kirliliğine maruz kaldığını belirtirken, nüfusun yüzde 10'unun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen tehlike seviyesinin 10 katı kirlilik altında yaşadığı ifade edildi.Araştırma, Batı dünyasının iklim değişikliğine karşı uzun dönemde alması gereken önlemlere karşı, Çin'in hava kirliliğiyle mücadelede en kısa zamanda adım atması gerektiğini gözler önüne serdi. Çib hükümeti, ülkenin daha gelişmiş olan doğu eyaletlerinde kömür tüketimini azaltsa da, ABD'li yetkililerin tahminlerine göre 2040 yılına kadar ülkenin en büyük enerji kaynağının yüzde 50'si kömür olacak.Küçük parçacıklar hastalıklara neden oluyorSouth China Morning Post'ta detayları verilen araştırmaya göre, Feng kömür kullanımına karşı en kısa zamanda adım atılması gerektiğini belirterek vergilerin 10 kar artırılmasını önerdi. Feng, PM2.5 olarak da bilinen, 2.5 mikrogramdan küçük parçacıkların, 2012'de kalp ve kanser dahil olmak üzere birçok hastalıktan 670 bin kişinin ölümüne yol açtığını belirtti.Araştırma, neredeyse halkın tümünün maskeyle dolaştığı Shenyang gibi büyük kentlerde, PM2.5 kirliliğine maruz kalan nüfusun yüzde 70'in üzerinde olduğunu gösterdi. Dahası, Çin'de metreküp başına 35 mikrogram hava kirliliği içeren bölgelerde 157 milyon kişinin yaşadığına dikkat çekildi.Kaynak: Al Jazeera
Zihinsel Hastalık Yaşayan İnsanların Çift Yönlü Hayatlarını Gösteren 8 Çalışma
Liz Obert, yaşamı boyunca sabahları uyandı, giyindi, işe gitti ve hayatındaki her şey yolundaymış gibi davrandı. Bir gün eve döndüğünde, kendini yere attı ve depresyonda olduğunu hissetti. 20'li yaşlarında depresyon teşhisi konuldu Liz'e ve o, terapiden meditasyona, birçok çözüm yolunu denedi. Hayatında hiçbir şey düzelmiyordu, ta ki beş yıl öncesine kadar. Beş yıl önce, bir psikiyatrist ona 'bipolar II' teşhisi koydu ve üzerinde duygudurum dengeleyiciler uygulandı.O günden bugüne, duygu durumunda birkaç kez uçlara kaydıysa da -ki bipolar hastaları için bu durum yaşam boyu kaçınılmazdır- Liz'in söylediğine göre, hayatı artık yoluna girmişti. Akıl hastalığı olan insanların yaşadığı çift yönlü hayatı sonuna kadar deneyimlediğini ve bu tarz bir hayat yaşarken, dış dünyada hayata tutunabilmek için 'semptomların maskelenmesi' gerektiğini söylüyor Liz. Dış dünyadaki insanları bu durum hakkında bilinçlendirmek adına, 2013 yılında bir karar aldı: Bir fotoğraf serisi oluşturmayı ve depresyon ile farklı şekilde mücadele eden insanların hayatlarına dair gerçeklikleri ortaya çıkarmayı planladı. Bunun için, her insanın iki farklı fotoğrafını çekmesi gerekti: Birinci fotoğrafta, kişinin diğer insanlara nasıl göründüğü (yani taktıkları maske); ikinci fotoğrafta ise, kişinin kapalı kapılar ardındaki depresif dünyasında nasıl yaşadığı ve neler hissettiği fotoğraflandı. Bu fotoğraf serisinin adı 'Dualities.' İşte o sekiz akıl hastası insanın gerçek iç dünyaları:
Reklam
İlham Veren 10 Futbol Hikayesi
Şili'nin kırsal kesiminde büyüyen Alexis Sanchez, henüz 6 yaşındayken ailesi tarafından çalışmaya zorlandı. Club Arauco’nun alt yapısından gelen teklifle beraber ise arkasına bile bakmadan hayatında yeni bir sayfa açtı.Geçtiğimiz aylarda doğduğu bölgeye geri dönen Şilili yıldız, yaklaşık 160,000 avro civarında spor teçhizatı satın alarak futbol sevdalısı küçük çocuklara yardımda bulundu.
14 Adımda Şair Ceketli Çocuk 'Kazım Koyuncu'
Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy (Pançol)'de, 7 Kasım 1971 tarihinde doğmuşsa da nüfusa geç kaydedildiğinden dolayı resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir.[1] Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başlamış, çocukluğu, 'üstadım' dediği, 'Kemençeci Yaşar' lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçmiştir
Reklam
Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar
Yeni bir araştırma, kadın ve erkekler arasındaki farkların ilk defa, sahip oldukları ‘değişik beyin yapıları ve beyindeki sinir bağlantılarıyla’ açıklanabileceğini ortaya koydu.Independent gazetesinin baş sayfasına taşıdığı araştırma, tipik bir erkek beynindeki sinir bağlantılarının, beynin aynı lobundaki ön ve arka tarafları arasında kurulduğunu, tipik bir kadın beyninde ise, sinir bağlantılarının daha ziyade sağ ve sol loblar arasında, bir taraftan diğer tarafa doğru dizildiğini gösteriyor.Araştırmaya göre, beyindeki sinirlerin bağlarındaki fiziksel farklar, erkeklerde yüzde çıkan tüyler, kadınlar da ise göğüslerin büyümesi olarak görülen ikincil cinsiyet karakteristiklerin oluştuğu ergenlik döneminde ortaya çıkıyor.
Selülitten Kurtulmak İçin Bunları Yiyin!
Çok fazla şeker ve tuzdan kaçınınSağlıklı beslenerek selülit görünümünü azaltabilirsiniz.İlk olarak çok fazla şekerden kaçının çünkü şeker yağ hücrelerinde depolanır ve onların genişlemesine neden olur.İkinci olarak ise tuz tüketimini sınırlayın. Sodyum vücutta sıvı tutulmasına neden olur ve böylelikle selülit görünümü daha da kötüleşir. Günde 6 çay kaşığından fazla şeker tüketmeyin ve 200 gramdan fazla sodyum içeren yiyeceklerden uzak durun.Kahvaltınıza keten tohumu ekleyinKeten tohumu östrojen seviyelerini destekler ve kollajen gelişmesini artırır. Kolajen bağ dokusunun ana bileşenidir; cildi güçlendirerek... !!yazının devamı!!
Reklam
Emziren Anneler Kanserden Korunuyor
Memorial Diyarbakır Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ayhan Çeri, yapılan araştırmalarda emzirmenin, meme, yumurtalık ve rahim kanseri görülme oranını azalttığının kanıtlandığını söyledi.Dr. Çeri, anne sütünün anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri hakkında bilgi verdi. Anne sütünün, bebekte doyurucu etkisinin yanında onu birçok hastalığa karşı koruyucu özelliğe de sahip olduğunu belirten Dr. Çeri, anne sütüyle beslenen bebeklerin, anne sütü almayanlara göre antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıklara karşı daha dirençli olduğunu kaydetti. Dr. Çeri, bu bebeklerde, astım, egzama, gıda alerjisi gibi reaksiyonlar ile büyüdükten sonra gelişebilen diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara daha az rastlandığını ifade etti. Emziren annelerin, psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettiğini ve bebekleri ile aralarındaki bağın daha güçlü olduğunu dile getiren Dr. Çeri, “Emziren annelerde doğum sonrası kanama riski az görülür. Emzirmenin, meme, yumurtalık ve rahim kanseri görülme oranını azalttığı, yapılan araştırmalarda kanıtlanmıştır. Bu nedenle anne adaylarının doğumdan önce zihinsel olarak bebeğinizi emzirme konusunda kendilerini hazırlamaları çok önemlidir. Doğumdan sonra anne 30-60 dakika içinde bebeğiyle cilt teması kurmalı ve sütü gelmemiş olsa bile bebeğini emzirmeye çalışmalıdır. İyi bir emzirme için anne bol ve rahat giysiler giymeli, rahat ve göreceli olarak sessiz bir ortamda olmalı ve psikolojik olarak kaygılardan uzak durmalıdır. Emzirme sırasında bebeğin ağzı, çenesi ve göbeği, kafası ile orantılı pozisyonda olmalı, bebeğin yüzü, göğsü ve karnı anneye dönük bulunmalıdır. Başarılı bir emzirme esnasında bebeğin yutma sesleri duyulur. Emzirme süresince anne ve bebeğin sağlığı çok önemlidir. Bu nedenle annenin özellikle protein ve kalsiyum içeren besinler tüketmesi çok önemlidir. Gebelikte olduğu gibi emzirme döneminde de eğer ilaç kullanılması gerekiyorsa bunun mutlaka doktorun bilgisi dahilinde olması gerektiği unutulmamalıdır. Aksi halde kullanılan bazı ilaçlar süt aracılığıyla bebeğe geçebilir ve istenmeyen yan etkilere yol açabilir. Emzirme döneminde annenin fiziksel beslenmesinin yanı sıra psikolojik durumunun da emzirmeye uygun olması gerekir. Bu nedenle anneye bu açıdan destek olmak, ona bebeği ile yeterince ilgilenebilme zamanı verilmelidir. Emzirme sıklığı ve miktarı belirli kurallara bağlanmamalı, bebeğinin davranışları gözlenerek onun tercihine bırakılmalıdır. Çünkü emzirme sıklığı ve miktarı bebekten bebeğe farklılık göstermektedir” dedi.
Kış Mevsiminde Diyet Yapmanın Püf Noktaları
Yaklaşan kış mevsiminde diyet yapmanın püf noktalarını sizler için araşırdık.İşte o bilgiler ve açıklamalar.Taze cevizİyi bir bitkisel protein kaynağı olan ceviz omega-3 yağ asidi açsından da zengin bir sert kabuklu meyvedir. Omega yağ asidi içeriği sayesinde kan yağlarını düşürücü etki sağlar. Kalp hastalıklarını karşı koruyucu etki gösterir. Tok tutan ceviz ara öğünlerde sık sık tercih edilebilir. PazıA ve C vitamini ve folik asit yönünden zengin bir sebzedir. C vitamini içeriğinden faydalanmak ve vücut direncini artırmak için pişirme işlemi uygulanmadan çiğ olarak tüketilmesinde fayda vardır.BamyaBamya da pazı gibi folik asit, A ve C vitaminleri yönünden zengin bir sonbahar-kış sebzesidir. Posa içeriğinin yüksek olması ve düşük kalori içeriği nedeniyle beslenmenizde sık yer vermeniz gereken bir sebzedir. BiberiyeBahar alerjileri ve astıma karşı koruyucu bir bitkidir. Çay şeklinde ya da yemeklerinize lezzet vermesi için baharat şeklinde tüketebilirsiniz. Yemeklerden sonra biberiye çayı midenizi rahatlatıcı özellik de gösterecektir
Reklam
Zayıflamanızı Işık Hızına Taşıyacak 5 Yiyecek
Bazı yiyecekler var ki onlar kilo almamızın sorumlularıdır. Mesela Nutella!Fakat bazı yiyecekler bu ayıbı kapatmamıza yardımcı olabilir. Bu yiyeceklerden bazıları bizi daha uzun süre tok tutarken, kimisi de yağ yakımımızı hızlandırır. Bazıları ise tatlı isteğimiz tavan yaptığında, baklava yememizi engeller!İşte o yiyeceklerden 5 tanesi
Vardiyalı Çalışma Beyninizi Yaşlandırıyor
Bilim adamları uyarıyor: Vardiyalı çalışma düzeni zamanından önce beyni yaşlandırabilir ve zihinsel becerileri köreltebilir.Bilim adamları uyarıyor: Vardiyalı çalışma düzeni zamanından önce beyni yaşlandırabilir ve zihinsel becerileri köreltebilir.Bir iş sağlığı dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, on yıllık vardiyalı çalışma kişinin beynini en az altı yıl yaşlandırabiliyor.Araştırmada 'asosyal çalışma saatleri' olarak da adlandırılan vardiyalı çalışma düzeninin bunama, uyku bozukluğu ve başka birçok hastalığa sebep olduğu gibi beyin fonksiyonlarını da etkilediği vurgulanıyor.Peki vücut saatimiz ne istiyor?Biyolojik saatimiz aslında gün içinde aktif olmaya ve gece uykuya geçmeye programlı.Vücut saatinin bu döngüsüne karşı gelindiğinde ise meme kanserinden obeziteye kadar birçok rahatsızlığa davetiye çıkarıldığı biliniyor.Yeni bir araştırma, bu hastalıkların yanında, vardiyalı çalışmanın zihin ve hafıza üzerinde de etkilerinin olduğunu gösteriyor.Swansea Üniversitesi ve Toulouse Üniversitesi'nin yaptığı araştırma için Fransa'da üç bin kişi hafıza, hızlı düşünme ve genel bilişsel aktiviteleri inceleyen testlere tabi tutuldu.Beyin doğal olarak biz yaşlandıkça zayıflıyor; fakat araştırmacılar asosyal çalışma saatlerinin beyindeki bu yaşlanmayı ve zayıflamayı hızlandırdığını iddia ediyor.Örneğin on yıldır vardiyalı çalışmış olan kişilerin test sonuçları, kendilerinden altı buçuk yaş büyük kişilerle aynı sonuçları gösteriyor.Yine de araştırmanın sonuçları o kadar karamsar değil. Kişi asosyal çalışma düzeninden çıktığında beynin normal haline dönmesi mümkün; ancak beynin iyileşmesi için yaklaşık beş yıl gerekiyor.Swansea Üniversitesi araştırma ekibinden Dr. Philip Tucker BBC'ye yaptığı açıklamada 'Beyin fonksiyonları açısından bu önemli bir gerileme; insanlar daha karmaşık bilişsel aktiviteler yapmaya çalıştıklarında daha çok hata yapabilirler. Belki yüz kişiden biri çok kötü sonuçlar doğurabilecek bir hata yapabilir. Fakat günlük hayatta bunun ne kadar büyük bir farklılık yaratabileceğini söylemek zor.' dedi.Tucker mümkün olsa gece vardiyasında asla çalışmayacağını fakat gece vardiyalarının modern toplumun olmazsa olmazlarından biri olarak görüldüğünü söyledi.Dr. Tucker, 'Vardiyalı çalışmanın etkilerini çalışma saatlerini yeniden planlayarak ve düzenli tıbbi kontrolleri yaparak hafifletmek mümkün... Tehlike işaretlerini görebilmek için bilişsel performans testleri de yapılmalı.' diye konuştu.İngiltere Tıp Araştırmaları Konseyi'nden Dr. Michael Hastings de BBC'ye yaptığı açıklamada 'Beynin normale dönebildiği bulgusu heyecan verici bir araştırma sonucu, çünkü daha önce kimse bunu göstermemişti. Kişinin durumu ne kadar tehlikeli olursa olsun bir iyileşme umudu olabilir. ' ifadelerini kullandı.Dr. Hastings bu raporun demans (bunama) için de önemli sonuçları olduğunu belirtti: 'Eğer uyku-uyanıklık düzenini sağlayabilirseniz nörodejenerasyonu tersine döndürme ihtimaliniz oldukça düşük olsa bile olumsuz sonuçları azaltabilirsiniz.''Bakımevlerinde yapılan bir şey de günlük rutini belirgin bir 24 saatlik aktivite düzenine göre ayarlamaktır. Yani gün içinde bol güneş ışığına maruz kalmak, gece dinlenmek ve yatmadan önce melatonin gibi gerekli ilaçları almak.'Surrey Uyku Merkezi'nden Prof. Derk-Jan Dijk de yıllar boyunca vardiyalı çalışmış ve emekliye ayrılmış kişiler için de uyarıda bulundu; bu kişilerin uyku kalitesinin hiç gece vardiyasında çalışmamış olanlara göre daha düşük olduğunu belirtti.Prof. Derk-Jan Dijk'e göre vardiyalı çalışmanın etkileri 'o kadar da hızlı bir şekilde düzelmeyebilir.'Prof. Dijk, 'Vardiyalı çalışmanın fiziksel sağlığınızı olumsuz etkileyebileceğini artık kabul ediyoruz zaten. Ancak bu çalışma vardiyalı çalışma sonucunda beyin fonksiyonlarınızın da etkilendiğini gösteriyor - ki bu bulgu birçok insanı şaşırtabilir.' dedi.BBC Türkçe
Ölünce Karalar Bağladığımız 16 Dizi Karakteri
Ailemizin bir üyesi haline gelen dizi karakterleri ölünce etkisinden kurtulamadığımız karalar bağladığımız doğrudur. 'Ulan bu da öldüüü be' dedirten dizi karakterleri karşınızda.DİKKAT: SPOILER İÇERİR
AIDS ile Mücadelede Dev Adım
Fransız bilim insanlarının araştırması; bir enzim sayesinde, HIV'in DNA'ya gömülebileceğini ortaya koydu.Koalaların 1920'den bu yana topluca ölümlerine neden olan HIV'e benzer bir virüse dirençli hale geldiğini, virüsün 'etkisiz bir biçimde' DNA'larında sindirildiğini belirten bilim adamlarının araştırması aynı mekanizmayla HIV taşıyanların iyileşebileceğini gösterdi.HIV taşıyan ancak hastalık belirtisi göstermeyen 2 kişinin gen haritasını inceleyen bilim insanları genlerde meydana gelen bazı değişiklikler sayesinde virüsün çoğalmadığını ve etkisiz hale geldiğini gördü. Virüsün DNA'nın içinde kaldığını ve hastaların iyileştiğini kaydeden bilim adamları bunun nedenini araştırdı.Bilim insanları, virüsle mücadele eden ancak HIV'in etkisiz hale getirdiği apobec adlı enzimin harekete geçirilmesi sayesinde koalalarda olduğu gibi 'virüsün genlere işleyerek' AIDS hastalarını iyileştirilebileceğini belirtti.Araştırmanın sonuçları 'Clinical Microbiology and Infection' dergisinde yayımlandı.AA
Reklam