onedio
Kansere Yakalanmasına Rağmen Aşkından Vazgeçmeyen Kadının Düğününden 36 Muhteşem Fotoğraf
Bugüne kadar onlarca gelin görmüşsünüzdür herhalde ama hiçbiri bu gelin kadar güzel ve ilham verici değildir sanırım. Bu kadının bizlere hatırlattığı çok önemli bir şey var: Bir düğünün güzelliğinin altında yatan aslında iki insanın birbirine olan sevgisi ve bağlılığıdır. Şık elbiseler, pahalı gelinlikler, ayakkabılar, şık bir makyaj ve saç modeli.... Bunlar güzel şeyler elbette ama bir gelini ve düğünü güzel yapan şeyler değil kesinlikle.
Jonas Gutierrez Kanseri Yendi
Newcastle United'ın Arjantinli yıldızı Jonas Gutierrez kanserle yaptığı mücadeleyi başarıyla atlattıPremier Lig takımlarından Newcastle United'ın yıldız futbolcusu Jonas Gutierrez, bir süredir mücadele verdiği kanser hastalığını yenmeyi başardı.Arjantinli futbolcu sezon başında yakalandığı testis kanseri ile savaşında galip geldi. Bir süredir tedavi gören Gutierrez, yoğun kemoterapi evresinden sonra yeniden sağlığına kavuştu.TAKIMA GERİ DÖNÜYORTwitter hesabından mutlu haberi paylaşan Gutierrez'in Aralık ayında kulübü Newcaslte United ile yeniden antrenmanlara başlamayı hedeflediği öğrenildi. Arjantin'de bir televizyon kanalı da geçtiğimiz günlerde Jonas'ın ara transfer döneminde yeniden takıma katılacağı belirtildi.Haber Türk
Dikkat! Ev Yapımı Konservelerde Ölüm Riski
Prof. Dr. Pazır: 'Özellikle kırsal kesimden şehre göç etmiş birçok aile, tasarruf amacıyla sebze konservesi yapıyor. Açık kazanlarda saatlerce kaynatılıyor. Taze fasulye, börülce, patlıcan gibi sebzelerde çok risk var' - 'Oldukça riskli olan, sporları yüksek ısıya dayanıklı, besin zehirlenmelerine yol açan 'clostridium botulinum', evlerde yapılan konservelerde öldürücü etki yapabiliyor'Taze fasulye, börülce, patlıcan gibi sebzelerle evlerde yapılan konservelerin sağlık açısından risk taşıdığı, içinde çoğalan ve zehirlenmelerine yol açan 'clostridium botulinum' adlı mikroorganizmanın, öldürücü etki yapabildiği bildirildi.Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Meyve-Sebze İşleme ve Teknolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fikret Pazır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı kıyı kesimlerde az da olsa konserve yapımlarının sürdüğünü belirterek, ülkenin genelinde ise havaların soğumasıyla yaz aylarında kurulan ev konservelerinin açılmaya ve tüketilmeye başlandığını söyledi.Konserve yapımında hastalık yapıcı organizmaların mutlaka yok edilmesi gerektiğini ifade eden Pazır, bunun saklandığı koşullarda gıdanın bozulmaması ve kalitesinin korunması açısından da önem taşıdığını anlattı.Pazır, bunun için ürünün 100 derecenin üzerinde bir sıcaklıkta işleme tabi tutmak gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti:'Konservelerde ayrıca ürünün asitlik durumu da var. Eğer ürün sebzeyse bunun Ph değeri 4,5 üzerindedir. Yani asitliği düşüktür. Bu durumda konservenin özel basınçlı sistemlerde sterilize edilmesi lazım. Ama görüyoruz ki, özellikle kırsal kesimden şehre göç etmiş birçok aile, tasarruf amacıyla sebze konservesi yapıyor. Açık kazanlarda saatlerce kaynatılıyor. Taze fasulye, börülce, patlıcan gibi sebzelerde çok risk var. Oldukça riskli olan, sporları yüksek ısıya dayanıklı, besin zehirlenmelerine yol açan clostridium botulinum, evlerde yapılan konservelerde öldürücü etki yapabiliyor.'Açık kazanda suyun kaynama sıcaklığının en fazla 100 dereceye ulaştığını vurgulayan Pazır, bu sıcaklıkta zehirlenmelere yol açan 'Clostridium botulinum'un istenilen ölçüde yok edilemeyeceğine dikkati çekti.Zehirlenmelerin bütün ev yapımı konservelerinde olabileceğini, bu riskin her zaman göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Pazır, 'Zaman zaman gazetelerde şu kadar kişi yedikleri ev yapımı konserveden öldü, bir aile yok oldu gibi haberler okuyoruz. Sanayide, fabrikalarda üretilen konservelerden bahsetmiyorum. Bu konservelerde risk yok denecek kadar az. Evde yapılan konserveler gerçekten ciddi risk taşıyor. Konserve yapacağız diye böyle bir risk almanın mantıklı olduğunu düşünmüyorum' dedi.Ev yapımı konservenin ekonomik değerinin çok olduğunu düşünmediğini dile getiren Pazır, düşük çaplı tasarruf için büyük risk alınmamasını istedi.Ailelere tasarruf için sebzeleri yaz aylarında kurutmalarını öneren Pazır, 'Karadeniz bölgesinde olduğu gibi bu sebzelerin turşusu yapılır, kış aylarında kavrulup tüketilebilir. Taze fasulye, patlıcan, bamya gibi sebzeler kurutulup tüketilirse sağlık açısından hiçbir risk taşımadığı gibi konserveye göre daha faydalı diye düşünüyorum. Çünkü ev konservesi yapımında kaynatma nedeniyle sebzelerde vitamin ve mineral kayıpları fazla oluyor' diye konuştu.Pazır, meyve konservelerinin asitliğinin yüksek olması nedeniyle aynı riskin oluşmayacağını vurgulayarak, kış aylarında ev yapımı sebze konservelerinin tüketilmemesini istedi.Milliyet
Reklam
Biz Yoğun Siyasete Maruz Kalırken Dünya Biliminde Yaşanan 23 Mühim Gelişme
etiket
Malumunuz, uzun zamandır, dünya gündeminde Türkiye'nin bahsinin geçmesini sağlayan tek özellik, Ortadoğu'da yer alan bir ülke olması.. Birçok alanda olduğu gibi bilimdeki gelişmeleri de dışarıdan takip eden bizler,  'zorunlu kimya tartışılmıyor' sözlerini tartışırken, birkaç ay içerisinde, bilim alanında hangi önemli gelişmeler yaşandı bir göz atalım..
Hindistan Cevizi Yağı Faydaları
Kışın soğuk günlerinde Hindistan cevizi yağını içerek sizi grip ve nezle gibi rahatsızlıklardan korur ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir.Hastalıklardan tahriş olan boğazınızı yumuşatmaya yarar. Direk içmek zor geliyorsa içeceklerinizin içine de katıp öyle tüketebilirsiniz.Kışın oldukça sık başımıza gelen bir rahatsızlık da nefes tıkanıklığı. Hindistan cevizi yağını, çay ağacı yağı ve biberiye yağıyla karıştırıp, göğsünüze sürün faydasını göreceksiniz.Diyet yapan kişilerin yağ yakmasına yardımcı olduğu için zayıflamada da kullanabilirsiniz. Hindistancevizi yağını az bir miktarda yemeklerinize eklerseniz sindirimi kolaylaştırır.Eğer sürekli tekrarlayan bir uçuğunuz varsa uçuk çıkan yere Hindistan cevizi yağı sürün. İyileştiğini göreceksiniz.Hindistan cevizi yağıyla bitlerden kurtulabileceğinizi biliyor muydunuz? Saçlarınızı yıkadıktan sonra Hindistan cevizi yağını sürün ve bir gün boyunca bekletin. Daha sonra durulayın.Hindistan cevizi yağının kulak temizlemede de kullanabilirsiniz. Kulak çöpünün ucunu yağa batırın ve fazla bastırmadan kulaklarınızı temizleyin.Hindistan cevizi yağının bir diğer faydası da burun kanamalarına iyi gelmesi. Eğer burnunuz çabuk kuruyorsa bundan dolayı kanıyor olması muhtemel. Parmağınızın ucuyla aldığınız Hindistan cevizi yağını burnunuzun içinde sürün. Böylelikle kuru olan burun içi yumuşayacaktır ve kanamalar da azalacaktır.Hindistancevizi yağı, kemiklerinizin ve dişlerinizin güçlenmesini sağlar. dişlerinizi Hindistan cevizi yağıyla günde 10 dakika çalkalayarak daha sağlıklı dişler elde edebilirsiniz. Eğer mide rahatsızlıklarınız varsa hindistancevizi yağı oldukça faydalı. Bir yemek kaşığı hindistancevizi yağı midenizdeki yanma hissini azaltacaktır.Son olarak da yeni doğum yapan annelere bir tavsiyemiz var. Bebeğinizi emzirirken göğüs uçlarınıza biraz hindistancevizi yağı sürerseniz acı çekmezsiniz.Yazar: Zehra Yurtsever
Reklam
Etkileyici 5 Film Müziği | Dram
Filmcilik artık endüstriyelleşip sektör haline geldiğinden bu yana filmler müzikleri ile bir bütün halinde kabul edilir. Ve bu konuda öyle soundtrackler var ki, çalındığı sahneyi izleyicinin gözlerinde canlandırır.Dram kategorisinde etkileyici 5 film müziği
Zayıflamak İsterken Kilo Almayın!
Beslenme uzmanları her fırsatta sağlıklı bir yaşam ve kilo vermek için ‘ara öğünlerin’ asla atlanmaması gerektiğine dikkat çekiyorlar! Ara öğünlerde amaç kan şekerini dengede tutmak ve gerektiği kadar insülin salgılanmasını sağlamak. Ancak ara öğünlerde ‘doğru’ besinleri tüketmek çok önemli. Çünkü yanlış ara öğünler kilo verdirmek yerine tıpkı ana öğünlerde olduğu gibi aksine daha çok şişmanlatıyor. Örneğin karbonhidratlı yapılan ara öğünler fazla insülin salgılanmasına, bunun sonucunda hemen acıkmaya, dolayısıyla ana öğünlere fazlaca yüklenmeye neden oluyor. Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve DiyetUzmanı Oya Yüksek böylece kilo kaybı sağlamak yerine kilo sabitlenmesi veya artışı oluştuğuna dikkat çekerek. “Hem sağlıklı beslenmek, hem ideal kiloya ulaşmak, yani zayıflamak için kişinin yaşam şekli ile sağlık durumuna göre gerekli sayıda ve doğru ara öğün besinleriyle beslenmesi çok önemli.” diyor.Ara öğünün 4 amacı varBeslenme ve diyet uzmanı Oya Yüksek ara öğünün 4 amacı olduğunu belirterek bunları şöyle sıralıyor:1- Kişinin alması gereken kalori hesabını tamamlamak2- Kan şekeri ve insülin dengesini sağlamak3- Psikolojik olarak oluşan atıştırma hissini doğru seçimlerle baskılamak4- Ana öğünlere yüklenmeyi önlemekGenellikle 2 ara öğün yeterli geliyorGünde kaç öğün yenilmesi gerektiğinin tamamen bireyin kendisine özeldir. Kişinin gerçekte hangi saatte acıktığını belirlemesi veya bunun beslenme uzmanı tarafından iyi bir değerlendirmeyle tespit edilmesi gerekiyor.  Çünkü her bünye kendine özeldir. Genel olarak sağlık problemi bulunmayan kişilerin günde 2 kez ara öğün tüketmeleri yeterli geliyor. Ancak diyabet, hipoglisemi (düşük kan şekeri), hamilelik ve hamilelik diyabeti ile enerji (kalori) ihtiyacının çok olduğu durumlarda 3 ara öğün almak gerekiyor.Kim, hangi ara öğünü atlamamalı?Kahvaltıyı geç yapacaklar için: Gece ara öğünü önemliÖğlen yemeğini geç yiyecekler için: Kuşluk önemliAkşam yemeğini geç yiyecekler için: ikindi önemliGece ara öğünü önemli, çünkü…Hipoglisemi, bir başka deyişle kan şekeri düşüklüğü sorunu yaşayan kişilerde gece ara öğün çok önemlidir. Hipoglisemi hastalarının bazen uyku sırasında veya sabah uyandıklarında kan şekerleri çok düşük çıkabiliyor. Bunun sonucunda baş ağrısı, halsizlik,
Reklam
'Sigara İçmek, IQ Seviyesini Düşürüyor'
İsrail’de Tel Hashomer’de bulunan Sheba Sağlık Merkezi’nde yaklaşık 20.000 asker üzerinde yapılan araştırmada sigara içenlerin IQ’larının sigara içmeyenlere oranla daha düşük olduğunu ortaya koydu.Araştırma verilerine göre, sigara içmeyenlerin IQ ortalaması 101, sigara içenlerin IQ ortalaması 94, günde 1-5 sigara içenlerin IQ ortalaması 98, sigaraya 18’inden sonra başlayanların IQ ortalaması 97, günde 1 paket ya da daha fazla sigara içenlerin IQ ortalaması 90 olduğu ortaya çıktı.Radikal'de yer alan habere göre, kişi ne kadar çok sigara içerse IQ’su da o kadar düşük oluyor. Günde bir paket içen gençlerin IQ’larının sigara içmeyenlerden ortalama 7.5 puan daha az olduğu belirtilirken zihinsel ve davranışsal sorunları olan kişilerin sigaraya sarılmasının önemli bir neden olduğunun da altı çizildi. 18 yaşındaki 20.211 kişiyi inceleyen Dr. Mark Weiser ’a göre bu kişiler sigaranın zararlarının anlatıldığı kampanyalarda ana hedef kitlesi olarak alınması gerekiyor.T24
Dev Şirketlerin Doğal Gıda Yalanları
Satın Aldığınız Gıdalarda %100 Doğal Yazıyorsa 2 Kez DüşününGıda Endüstrisinin 6 Büyük YalanıBugünlerde marketten satın alacağınız %100 doğal! ürünlerin gerçekten de doğal olup olmadığını anlamanız için pazarlama, gıda, kimya konularında bilgilerinizi sürekli taze tutmanız gerekebilir.Ürünlerin üzerine yazılan bir sürü terim veya yapıştırılan bir çok etiket aslında o ürünü daha sağlıklıymış gibi göstermekten başka bir şey olmayabilir. Gıda Endüstrisindeki terminoloji ne yazık ki bir çok belirsiz ve anlaşılmaz ifadeler barındırıyor ve bunların çok azı sizi zararlı içeriğe sahip bir ürün satın almaktan koruyabilir. Büyük şirketlerin tek amacı ürünleri satmak. Ekonomik sistemin bir sonucu olarak etik, kârlılıktan ne yazık ki sonra geliyor.1- Tamamen Doğal“Tamamen doğal” etiketi kelimelerin anlattığı kadar doğal olmayabilir. Amerika’daki Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), “doğal” terimini henüz tam olarak tanımlayabilmiş değil ve kullanılan bu terim oldukça yoruma açık görünüyor. Üzerinde “doğal” yazan bir yiyecek, içerisinde koruyucu madde bulundurabilir veya mısır şurubu içeriyor olabilir. “Doğal” terimi ile bu gıdalarda anlatılmak istenen şey aslında, yiyecek içerisinde renklendirici, tatlandırıcı veya bunlar gibi sentetik bir katkı maddesi olmadığıdır. Etiketlerinde veya ambalajlarında “tamamen doğal” ibaresi gördüğünüz gıdalar aslında o kadar da doğal değiller.2- Zenginleştirilmiş İçerikÇok popüler ifadelerden biri de “mineral ve vitamin açısından zenginleştirilmiş”tir. Bir çok atıştırmalık üründe bu ifadeye rastlamanız mümkün. Bu ifade gerçekten de bir çok kişinin bu gıdaların daha sağlıklı olduğuna inanmasını sağlıyor. Ancak gerçek olan, zenginleştirme denen sürecin hala sorgulanan bir işlem olması. Zenginleştirme esnasında kullanılan mineral ve vitaminler belli koşullarda sentetik olarak üretiliyor ve muhteviyatlarında doğal olmayan ve sağlığımıza tehdit olabilecek katkılar bulunduruyorlar. Örneğin bu süreçte en çok kullanılan katkı maddelerinden biri amonyaktır.3- Çiftlik BalığıÇiftlikte yetişmiş balık tabiri iyi bir seçim gibi gözükebilir. Böyle bir seçim yarak çevreye saygılı bir tüketici olduğunuzu bile hissedebilirsiniz. Ancak bu şekilde büyütülen balıklar büyük havuzlarda antibiyotikler alarak beslenmiş ve zor koşullarda hayatta kalabilmeleri için böcek ilaçlarına maruz kalmışlardır. Bu balıkları alıp yemeniz, onların tükettiği her şeyi de bünyenize almanız anlamına gelmektedir.4- Özgürce Dolaşan TavukBazı tavuk veya yumurta gibi tavuk ürünlerinde yeni yeni popüler olan ifadelerden biri de bahsi geçen tavuğun veya bahsi geçen yumurtayı üreten tavuğun doğal ortamda özgürce dolaştığı ve yemlendiği ifadesidir. Bugün herhangi bir markete girip bu tarz ifadelere sahip yumurta görmemeniz neredeyse olanaksızdır. Bunlar genellikle organik yumurta adı altında satılırlar. Ancak bu ifadenin daha açıkça detaylandırılmış halini yazan bir ürün bulamazsınız. Yani bu hayvancıkların ne miktarda, ne kadar sürede ve hangi kalitede doğal ortama salındıklarına ait bir detay yoktur. Çünkü herhangi bir kuruluş tarafından, bu ifadeyi karşılayacak hiçbir kriter belirlenmemiştir. Günde sadece 5 dakika bu şekilde yemlenmelerini sağlamak, ifadeyi ambalajın üzerine yazmaya yeterlidir.5- Tazeliği Korunmuş GıdalarÇok popüler ifadelerden biri de hemen her paketlenmiş ya da konserve yiyecekte görebileceğiniz “tazeliği korunmuş” ifadesidir. Aslında bununla anlatılmak istenen, yiyeceğin ömrünü kısaltan küfü engellemek için farklı koruyucu maddelerin yiyeceğe eklenmiş olmasıdır. Bu şekilde ilave edilen doğal olmayan katkı maddeleri sayede yiyecek yine doğal olmayan uzun bir süre boyunca taze kalmaktadır. Bu koruyucu maddelerin insan hücrelerini bozup kansere yol açabileceği kanıtlanmıştır.
Reklam
Şeker Hastalığının Gizli Belirtileri
Şeker hastalarının önemli bir oranı hasta olduğunun farkında değil. Bu hastalığın bir çok erken belirtisi bulunuyor. Bu belirtilerle ilgili ipuçlarını bilirseniz hastalığa karşı tedbir almış da olursunuz.Doktorlar aniden susamak, acıkmak, sık sık tuvalete gitmek gibi belirtilerin şekerin erken dönem belirtilerinden olduğunu belirtiyorlar.Hastalığın ileri safhalara kadar farkedilmeyerek kontrolsüz ilerlediği durumlarda ise kalp, böbrek hastalığı, organ kesilmesi, körlük ve diğer ciddi komplikasyonlar açısından büyük risk oluşturuyor. Ailenizde şeker hastalığı varsa, aşırı kiloluysanız doktora gidip kan testiyle hasta olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. Ayrıca hastalığın erken dönem belirtilerine karşı da dikkatli olmalısınız.İşte o belirtiler:Sık tuvalete gitme: Şeker hastası olduğunuzda vücudunuz gıdaları parçalayıp şekere dönüştürmede etkisini kaybeder, böylece kan dolaşımınızda daha fazla şeker birikir. Vücudunuz bundan kurtulmak için bunu idrara gönderir. Bu nedenle sık sık idrara çıkarsınız. Özellikle geceleri 1-2 kez tuvalete gitmek normaldir, ancak uykunuzu kaçırıyorsa dikkat etmelisiniz.Normalden daha fazla susamak: Sık idrara çıkmak susuzluktan ağzınızın kurumasına neden olur. Doktorlar susayan hastaların meyve suyu, gazlı içecek ya da çikolatalı süt içince kan dolaşımının aşırı şekerle beslendiğini ve sorunun sürekli tekrarladığını belirtiyor.Kilo kaybı: Aşırı kilolu olmak şeker hastalığı için risk faktörüdür. Ancak kilo vermek de hastalığın belirtileri arasında yer alıyor. Kilo kaybının birincisi kaybettiğiniz sudan kaynaklanır, ikincisi ise idrarla birlikte biraz kalori kaybedersiniz ve kanınızdaki şekerden gelen kalorileri absorbe edemezsiniz.Titreme ve açlık hissi: Kan şekeriniz yükseldiğinde vücudunuz glukozu düzenlemekte zorlanır. Karbonhidratı yüksek gıdalar yerseniz kan şekeriniz hızla yükselir. Bu nedenle titreme hissedersiniz ve canınız karbonhidrat ile şeker çeker.Ayaklarda karıncalanma: Yüksek şeker seviyesi şeker hastası olduğunuzu anlamadan çeşitli komplikasyonlara yol açar. Bunlardan biri de ayaklarınızda hissizliğe yol açan sinir hasarıdır.Kesikleriniz ve sıyrıklarınız daha yavaş iyileşir: Bağışıklık sistemi ve vücudunuzun iyileşmesine yardımcı olan süreçler şeker seviyeniz yükseldiğinde çok etkili çalışmazlar.İdrar yolu ve mantar enfeksiyonları sık görülür: Yüksek şeker seviyesi idrar yollarında enfeksiyonlara yol açan bakteriler ve mayalar için beslenme zemini oluşturur. Tekrarlayan enfeksiyonlar can sıkıcıdır. Sık sık idrar yolu enfeksiyonu yaşıyorsanız doktorunuz şeker testi yaptırmanızı önerecektir.Hırçın ve mutsuz olursunuz: Kan şekeriniz tavan yapınca kendinizi iyi hissetmezsiniz ve her şeye hemen parlarsınız. Gerçekte yüksek kan şekeri depresyon benzeri belirtiler gösterebilir. Kendinizi yorgun hissedersiniz, dışarı çıkmak istemez, sürekli uyumak istersiniz.
Sigaradaki Uyarı Türkiye'yi 'Örnek Ülke' Yaptı
Türkiye'nin, sigara paketlerinde bulunması gereken resimli uyarılarla ilgili Dünya Sağlık Örgütü kriterlerini karşılayan 12 ülkeden biri olduğu vurgulandı.Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni onaylayan ülkelerin temsilcilerinin katıldığı Moskova'daki toplantıda, nargile ve elektronik sigara üzerinde duruldu, sigara paketlerindeki uyarıların ve tütün kontrolü çalışmalarının, endüstrinin müdahalelerinden korunması gerektiği belirtildİ.Türkiye'nin, sigara paketlerinde bulunması gereken resimli uyarılarla ilgili Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerini karşılayan 12 ülkeden biri olduğuna dikkat çekildi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, DSÖ Genel Kurulunca 2003 yılında kabul edilen Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni onaylayan 179 ülkenin temsilcilerinin katıldığı 'Taraflar Toplantısı' (Conference of Parties-COP) Moskova'da yapıldı.Sağlık Bakanlığı Tütün Kontrolü Ulusal Komitesi Halkı Bilgilendirme, Bilinçlendirme ve Eğitim Çalışma Grubu Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Nazmi Bilir'in verdiği bilgiye göre, iki yılda bir değişik ülkelerde düzenlenen toplantıda, tütün kontrolünde dünyanın geldiği nokta tartışılıyor ve ileriye dönük yapılması gerekenler, atılması gereken adımlar ele alınıyor.Bu yıl 6'ncısı düzenlenen toplantıda, tütün ürünlerinin vergilendirilmesi ve fiyat konularının ön planda bulunduğunu belirten Bilir, vergi artırımı yoluyla fiyat düzenlemesine gidilmesinin, tütün kullanımının azaltılması ve özellikle gençlerin sigara kullanmaya başlamasının önlenmesi bakımından en etkili uygulama olduğuna işaret edildiğini bildirdi.Üye ülkelere bu yönde tavsiyede bulunulduğunu anlatan Bilir, Güney Afrika, Brezilya, Fransa, Filipinler ve İngiltere'nin tütün vergilerini artırmak suretiyle tütün kullanımını azaltmayı başardığı, diğer ülkelerin de bu yönde uygulama yapmasının uygun olacağının dile getirildiğini anlattı.Bilir'in verdiği bilgiye göre, toplantıda ayrıca nargile ve elektronik sigara üzerinde duruldu, sigara paketleri üzerindeki uyarıların ve tütün kontrolü çalışmalarının endüstrinin müdahalelerinden korunması gerektiği belirtildi.Türkiye'deki çalışmalarTürk delegasyonunun da çeşitli konularda görüş bildirdiği toplantıda Türkiye'deki uygulamalardan da söz edildiğini ifade eden Bilir, şunları kaydetti:'Bu tür uluslararası toplantılara katılınca Türkiye'nin bu alandaki başarısı daha iyi değerlendirilebiliyor. Örneğin Türkiye tütün ürünleri vergisinin en yüksek olduğu, kapsamlı medya kampanyalarının uygulandığı ülkeler arasında yer alıyor. Tütün ürünleri paketleri üzerindeki yazılı ve resimli uyarı mesajlarının en üst düzeyde uygulandığı ülkelerden birisi de Türkiye. Dünyada 77 ülkede tütün ürünleri paketleri üzerinde resimli uyarılar bulunuyor ancak bu uyarılar konusunda DSÖ tarafından belirlenen kriterleri karşılayan sadece 12 ülke var. Bu ülkelerden birisi de Türkiye.'Prof. Dr. Bilir, DSÖ'nün, sigara paketleri üzerindeki sağlık uyarılarının sahip olması gereken kriterlerle ilgili bilgi verirken, paketlerin ön ve arka yüzlerindeki uyarıların kapladığı alanların ortalamasının en az yüzde 65 ayrıca yazılı ve resimli olması, yazılı uyarıların ülkenin ana dilinde yazılması, büyüklük, fon, zemin ve renk olarak da kolay okunabilmesi gerektiğini belirtti.AA
Reklam
Sırlarla Dolu "Beyin" Hakkında Bilinmesi Gereken 24 Şaşırtıcı Gerçek
etiket
Hepimizin en büyük isteği, sağlıklı olan ve aktif çalışan bir beyine sahip olmak. Zinde kalıp, mantıklı kararlar verebilmenin sırrı da bu aslında; 'düzgün çalışan bir beyin'. Peki günlük hayatımızda yaptığımız hareketler beynimizi nasıl etkiliyor, bu konu hakkında neler biliyoruz? İşte günlük hayatta karşılaştığımız, beyin fonksiyonlarımızı etkileyen dış etkenler ve beyin hakkında bilmediğimiz bazı gerçekler;
Hamilelikte Vücut Nasıl Değişir?
Sağlıklı geçen bir hamilelikte, anne bazı değişimler yaşar. Aşırıya kaçmadıkça bu değişimlerin hepsi normal tepkilerdir.Hamilelik sürecinde adet görülmemesinden kaynaklanan şişme, özellikle göğüste daha fazladır. Hatta ilk göze çarpan değişim bu olur. Meme uçlarından başlayan esmerleşme, zaman içerisinde vücudun belli bölgelerine de dağılır. Kalça ve karında oluşan çatlaklar çoğu anne adayının korkulu rüyası olsa da doktor tavsiyeli nemlendiriciler ve bol su tüketimi ile bu sorunun üstesinden gelinebilir.Bir hamilelik belirtisi olarak kusma ve bulantı hamilelik sürecinde de devam eder. Tamamen sonlanması mümkün olmasa da sık aralıklarla yemek, yağlı ve baharatlı gıdalardan kaçınmak, yemekten 1 ila 2 saat öncesinde sıvı tüketmek, sebze ve meyve yemek bu durumu kontrol altına alabilir. Yemekten sonra hemen yatmamak gerekir, bu gıdanın borudan mideye geçiş sürecini rahatlatır ve aşırı şişkinlik, hazımsızlık problemlerinin önüne geçer.Başlangıçtaki yorgunluk hissi normaldir ve bu süreçte annenin dinlenmesi, istirahat etmesi gerekir. Tansiyon, baş dönmesi ve bayılma durumlarına karşı koymak için bu gereklidir. Rahimde gerçekleşen büyüme sonucu, idrar kaçırma durumu ilk ve son 3 ayda kendini gösterir. Koyu kıvamlı ve kokusuz akıntılar meydana gelebilir, bunun için günlük ped kullanılabilir. Bu süreçte birtakım ağrılar oluşur. Bu ağrılar da pozisyon değiştirme ve sıcaklıkla dindirilebilir.Gerek bebeğin ağırlığı gerek yaşanan değişimlerle her anne hamilelikte kilo alır. Ancak aşırıya kaçılmaması için dikkatli olunması gerekir. Aksi takdirde, doğum önce ve sonrasında kiloya bağlı sorunlar baş gösterebilir. Bunun önüne geçmek adına, doktor kontrolünde hareket etmeli, yeme içme düzeni kaçırılmamalı ve alınan maksimum kilo 12.5 kg olmalıdır.Yazar: Esra Hurma
Reklam