onedio
Kahraman Babadan Kanserli Çocuğuna Örümcek Adam Sürprizi
Kanser hastası 5 yaşındaki Jayden Örümcek Adam'ı çok seviyor. Zor günler geçiren Jayden için babası  onun sevdiği çizgi film karakterinin kostümlerini giyip güzel bir sürpriz yapmış ve bunu GoPro kamerası ile kayda almış. İşte karşısında Örümcek Adam'ı gören Jayden...Jayden için açılan Facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
Bir Öpücükle '80 Milyon Bakteri Bulaşıyor'
Bilim insanları, 10 saniyelik bir öpüşmede yaklaşık 80 milyon bakterinin bulaşabildiğini iddia etti.21 çift üzerinde araştırma sürdüren Hollandalı bilim insanları, günde en az dokuz defa öpüşen çiftlerin tükürüklerindeki bakterileri birbirlerine bulaştırdığı sonucuna vardı.Araştırmanın sonuçları 'Microbiome' adlı bilim dergisinde yayımlandı.Hollanda Uygulamalı Bilimler Araştırma Merkezi'nden bir ekibin yürüttüğü çalışmada, 21 çifte ne kadar sıklıkla öpüştükleri, en son öpüştükleri tarih ve öpüşme şekilleri soruldu.Daha sonra çiftler 10 saniye süreyle öpüştürüldü.Çiftlerin öpüşmeden önce ve sonra, ağzından ve tükürüklerinden bakteri örnekleri alınarak birbiriyle karşılaştırıldı.Ardından çiftlerden bir tarafa, içinde çok sayıda bakteri bulunan probiyotik bir içecek içirildi.İkinci öpüşmenin ardından yapılan testlerde, 10 saniyelik bir öpüşmede ortalama 80 milyon bakterinin partnerlerine bulaştığı gözlemlendi.Tükürükteki bakterilerin hızla partnere bulaştığı ancak dildeki bakterilerin bulaşmadığı belirtildi.Daha önce yapılan çalışmalarda da, ağızda en az 700 farklı tür bakteri bulunduğu, ancak bu bakterilerin bazılarının, diğerlerine göre daha kolay bulaştığı öne sürülmüştü.Araştırmayı yürüten ekibin başındaki Profesör Remco Kort, 'Fransız öpücüğü, kısa sürede ne kadar çok sayıda bakteri bulaşabildiğine dair mükemmel bir örnek. İleriki araştırmalarda bakterilerin özelliklerine ve dilin bakterileri bulaştırma evresindeki rolüne eğilmeliyiz. Bu tür araştırmalar sayesinde ileride bakteri terapileri gibi tedavi yolları da mümkün kılınabilir' dedi.Araştırmayı yürüten ekibin Hollanda'nın Amsterdam kentindeki 'Micropia' adlı dünyanın ilk mikrop müzesiyle işbirliği yaptığı belirtildi.Müzede açılan son sergide, çiftler benzer bir deneye katılabiliyor. Buna göre müzede öpüşen çiftlere hızlı bir test yapılarak hangi bakterileri bulaştırdıkları ortaya konuyor.BBC Türkçe
Deniz Seki Nasıl Yakalandı?
Hapis cezasına çarptırılan şarkıcı Deniz Seki, aylarca aranmasının ardından geçtiğimiz günlerde yakalandı. Deniz Seki nerede, nasıl yakalandı?Önceki gün yakalanan şarkıcı Deniz Seki, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne gönderildi. Avukatı, ünlü şarkıcının teslim olmamasını sağlık problemlerine bağlarken, “Kanser riski vardır ve hayati risk oluşturmaktadır” dedi.Uyuşturucu madde bulundurma ve başkalarına temin etme suçlarından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Deniz Seki, kararın Yargıtay tarafından onanmasının ardından kayıplara karışmıştı. Bir dönem tekneyle yurtdışına çıktığı da konuşulan Seki’yi önceki gün nişanlısının Büyükçekmece Alkant 2000 Sitesi’ndeki villasında narkotik polisi buldu. Şarkıcı, kaçmaya çalışsa da gözaltına alınmaktan kurtulamadı. Geceyi Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde geçiren Deniz Seki, dün saat 09.00’da elleri kelepçeli olarak emniyetten çıkarıldı. İlk olarak Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık raporu alınan Seki, daha sonra İstanbul Adalet Sarayı’na götürüldü.‘Ülkemde adalet varsa...’Özge Eğrikar’ın Hürriyet’teki haberine göre, elleri önden kelepçeli olarak polis aracından indirilen Deniz Seki, gazetecilere “Arkadaşlar bu ülkede, benim ülkemde zerre kadar adalet varsa, ki ben olduğuna inanıyorum, benim suçsuzluğum er ya da geç anlaşılacak” dedi. “İkinci kez cezaevine gideceksiniz, ne hissediyorsunuz?” sorusuna ellerindeki kelepçeyi göstererek “Böyle ne hissedebilirim? Ahh ahh! Anlatabiliyor muyum” yanıtını veren Seki, o sırada polislerin arasından uzanarak adliye önünde kendisini bekleyen kardeşi Serkan Seki’nin elini tuttu.Cezası yüzüne okunduSeki adliye içindeki polis karakolunda bir süre bekletildikten sonra infaz savcılığına çıkarıldı. İnfaz savcısı, cezasını Seki’nin yüzüne okudu. Şarkıcı, adliyeden çıkarılırken gözyaşlarına hakim olamadı. Hiç konuşmadan polis aracına bindi, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne götürüldü.Hastalığı ilerlediDeniz Seki’nin avukatı Naim Karakaya, ünlü şarkıcının bugüne kadar teslim olmamasının iki nedeni olduğunu söyledi. Karakaya, şöyle konuştu:“Birincisi, suçsuz olduğunu düşündüğü ve bunun bir gün yargı kararıyla test edileceğine inandığı için beklemiştir. İkinci gerekçesi ise kanser riski vardır ve hayati tehlike oluşturmaktadır. Buna ilişkin raporlarımızı savcılığa sunduk. Ancak Adli Tıp Kurumu bu konuda olumsuz bir yanıt verdi. Bu hastalık ilerlemiştir. Bu süreçte kendisi daha iyi koşullarda sağlık engelini aşmak istemiş, bir anlamda ameliyat olmak istemiştir. Ama bu konudaki başvurumuz reddedildiği için ve yakalamalı konumu gereğiyle sağlanamamıştır.”Sürekli adres değiştirmişPolisin tespitine göre Deniz Seki aranmaya başlandığı ilk günlerde Sarıyer’de gizlendi. Ardından Faruk Salman’la Tekirdağ’a geçti. Sonra yeni adres Beylikdüzü’nde bir ev oldu. Salman daha sonra Bahçelievler’de bir ev tuttu ve Seki’yi buraya getirdi. Son olarak da 1.5 ay önce Alkent 2000 Sitesi’nden villa kiralandı.Sabaha kadar ağladıDeniz Seki, önceki gün Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirildiğinde yorgun ve bitkindi. İlk olarak ifade işlemlerine geçildi. Şarkıcı, sık sık ağlama krizine girerek yarıda bıraktığı ifadesinde polislere şunları söyledi:“Ben bu cezayı hak etmedim. Ben uyuşturucu satmadım, kimseye temin etmedim. Sadece kullandım. Bundan da bin pişmanım. Ben 2 yıl cezaevinde, demir parmaklıklar arkasında nasıl kalacağım? Cezaevinde kalmayı kendime yediremiyorum. Bu kadar ceza bana çok fazla. Orada kalmak kolay mı? Çok büyük haksızlığa maruz kaldım. Ben bunu hak etmedim. Ben polisten kaçmadım, cezaevine girmekten kaçtım. Bu kadar ceza alacak ne yaptım? Ben sadece kullandım. Bunun karşılığı bu kadar ceza olmamalıydı.”Cezaevine girmesine katlanamazdımDeniz Seki’nin kaçmasına yardımcı olan sevgilisi Faruk Salman da geceyi nezarette geçirdi. Şüpheli olarak ifadesi alınan Salman, polislere, “Ben bu kadar ceza almasına ve cezaevine girecek olmasına çok üzüldüm. Deniz Seki’yi seviyorum, ona aşığım. Sevdiğim kadının cezaevine girecek olmasını istemedim. Buna katlanmam mümkün değildi. Üzüntüden hastanede tansiyonum fırladı. Rahatsızlandım” dedi. Salman, ifadesinin ardından emniyetten serbest bırakıldı.Battaniyenin üzerinde uyuduİfade işleminin ardından nezarethaneye alınan Deniz Seki’ye polisler battaniye verdi. İfadesinde olduğu gibi zaman zaman ağlama krizine giren Seki, polislerden peçete istedi.Bir polis, sabaha kadar Seki’nin kaldığı nezarethanenin girişinde nöbet tuttu. Şarkıcı, akşam yemeğinde polislerin karavanasından yedi. Tuvalete de bir kadın polisin nezaretinde gitti. Deniz Seki zaman zaman oturdu, zaman zaman da küçük adımlarla nezarethanenin içinde volta attı. Sabaha karşı battaniyenin üzerinde uyuyakaldı. Seki’ye sabah kahvaltısında zeytin, peynir, yumurta, reçel, bal ve çaydan oluşan mönü ikram edildi. Nezarethaneden çıkarılırken polislerin ellerine kelepçe takmasına itiraz etmedi. Geldiği gibi üzgün ve bitkin olarak emniyetten çıkarıldı.Kardeşi isyan etti: Yetmez taşlanarak öldürünDeniz Seki’nin kardeşi Serkan Seki, ses getirecek açıklamalarda bulundu:“Karar verdim, artık susmayacağım. Çünkü vatandaş anlamıyor. Anlayacakları şekilde açıklayacağım artık. Türkiye’nin en büyük baronları firarda, Deniz Seki içerde. Aşağı yukarı aynı ithamlarla, neredeyse aynı davalarla yargılanan ünlüler dışarıda, ablam içeride. Ablamın şu an dışarıda gezen ünlülerden hiçbir farkı yok. Hatta diğerlerinin fazlası bile var. Bazıları çete üyeliği ile itham ediliyor. Ablam, şüpheli olduğu zamanları bile tutuklu olarak geçirdi. Çünkü günah keçisi ilan edildi. Bu konuda biraz hakkaniyet ve hassasiyet olmalı. Kız içeri girmiş, 8 senedir her türlü iftira hakarete maruz kalmış. Diğerlerine bakıyoruz, ödül törenlerinde boy gösterip ödüller alıyor. Her şeye eyvallah. Ama bundan sonra bari rahat bırakılsın ablam. Lütfen. Artık kız içeride. Lütfen. Biz adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Ülkenin büyük bir sorunu çözüldü tebrik ediyorum. Yetmez gerçi, taşlanarak öldürülmesi lazım.” ‘Ben ihbar etmedim’Serkan Seki, ablası Deniz Seki’nin yerini polise ihbar ettiği iddiasına tepki gösterdi. “Kendisinden bihaberken, nerede olduğunu bilmezken onu nasıl ihbar edebilirim ki?” diyen Seki, ablasının yakalanma süreciyle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi.‘Benim çektiklerimi çekseler ne içeceklerdi?’Arnavutköy’de görüntülenen Bülent Ersoy, Deniz Seki için üzüldüğünü belirterek “Starlığı taşımak çok zordur. Benim çektiklerimi çekseler acaba ne içeceklerdi, merak ediyorum. Hayatımda böyle şeylere tenezzül etmedim” dedi.‘Satıcılara ceza şart’Gani Müjde, tartışmaya Twitter’da katıldı:“Uyuşturucu yasaları yanlış kurgulanmış. Kullanıcı olanın zararı kendine ama arkadaşına ‘al iç’ diyeni de satıcı olarak değerlendirmek doğru mu bilemiyorum. Bunun yaptırımı olmalı ama şikayete bağlı olmalı. Satıcılara ceza şart. Okul önünde bonzai satanlara en ağır cezalar verilmeli. Devletin odaklanması gereken konu bu.”T24
Edirne'de Mers, Muğla'da Ebola Paniği
Edirne'de 54 yaşındaki Asım Acar, şiddetli bel ağrısı şikayetiyle gittiği Devlet Hastanesi'nde ağız ve burun kanamasıyla hayatını kaybetmesi çalışanlar arasında ‘Mers virüsü korkusu’na neden oldu. Şüpheli görülen ölüm üzerine hastanede bulaşıcı hastalıklar şüphesiyle güvenlik tedbirleri alınırken, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin Acar’ın cenazesinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini ifade ederek Mers virüsü yada Ebola virüsü gibi bir hastalığın söz konusu olmadığını söyledi.Abdurrahman Mahallesi’nde oturan 54 yaşındaki Asım Acar, öğle saatlerinde geçirdiği şiddetli bel ağrısı üzerine ambulansla Selimiye Devlet Hastanesi’ne getirildi. Buradaki ilk müdahalesinin ardından bel fıtığı ve kas ağrısı teşhisiyle müşade altına alındı. Ancak bir süre sonra durumunun kötüleşmesi üzerine Edirne Devlet Hastanesi acil servisine sevk edildi. Acar’ın tedavisi sürerken, saat 12.10 sıralarında solunum durdu. Ağız, burun ve kulaklarında kanama olduğu görülen Acar, doktorların yaklaşık yarım saat süren çabalarına rağmen hayatını kaybetti. Acil serviste etrafa saçılan kanlar nedeniyle hastalar ve çalışanlar arasında ‘Mers virüsü’ söylentisi yayıldı.PERSONEL MASKE KULLANDIAsım Acar’ın şüpheli görülen ölümü üzerine hastane yönetimi tarafından bulaşıcı hastalıklar için kullanılan tedbirler uygulamaya konulunca çalışanlarda tedirgin oldu. Mers virüsü şüphesi olduğu ve hastanenin karantina altına alındığı dedikodusu da kısa sürede yayıldı. Özel kıyafetler giyen çalışanlar acil serviste Acar’a müdahale edilen odalarda, koridor ve servislerde temizlik ile dezenfekte çalışması yaptı. Personelin birçoğu korucuyu maske kullanırken, bir süre dışarı çıkmalarına izin verilmedi. Acar’ın cesedi ise önce Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne daha sonra ise şüpheli görülerek İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Hastane yönetimi ve Edirne Sağlık Müdürlüğü yetkileri de hastaneye gelerek Asım Acar’ın ölümüyle ilgili bilgi aldı.VALİ ŞAHİN: MERS SÖZ KONUSU DEĞİLEdirne Valisi Dursun Ali Şahin, Asım Acar’ın şiddetli bel ağrısı şikayetiyle geldiği, ölümünün şüpheli görülmesi üzerine İstanbul’a sevk edildiğini söyledi. Mers virüsü şüphesi olmadığını ifade eden Vali Şahin, zehirlenmiş olabileceğini belirterek şunları söyledi:“Belki zehirlenme olabilir düşüncesiyle ölümünün ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne daha sonra ise İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Bu konunun Mers ile bir ilgisi yok. Kişi, Edirne’den hiç ayrılmamış, başka yerden gelen biriyle de temas etmediği yapılan incelemede tespit edilmiştir. Mers hastalığı ile hiçbir ilgisi yoktur. Bütün hastanelerde mutlaka tedbir vardır. Her zaman yapılan bir şeydir. Ne olursa olsun, herkes tedavi olmak için gelmiştir. Mikroplu yada virüslü de gelebilir. Tedbir maksatlı kıyafetlerinde değişiklik olabilir.'Asım Acar’ın şüpheli görülen ölümü, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun yapacağı ayrıntılı otopsinin ardından netlik kazanacak.KONGOLU KADIN KAÇAK EBOLA ŞÜPHESİYLE KARANTİNAYA ALINDIOsman URAS/BODRUM (Muğla), (DHA) - MUĞLA'nın Bodrum İlçesi'nde, polis tarafından yakalanan Kongolu 16 kaçak arasında bulunan ve yüksek ateş nedeniyle devlet hastanesine kaldırılan 32 yaşındaki V.K.ebola virüsü şüphesiyle karantinaya alındı. Servisteki diğer hastalar başka hastanelere sevk edildi.Bodrum'da, önceki gün (Cuma) saat 03.30 sıralarında, devriye görevi yapan polis ekipleri, Dört Yol Kavşağı'nda önlerindeki camları siyah 34 RRT 36 plakalı VIP minibüsün sürücüsünün tedirgin davranışlarından şüphelenip, durdurdu. Bu sırada minibüsün sağ ön koltuğundaki bir kişi inip, koşarak kaçmaya başladı. Polis, kaçan kişiyi kovalamaca sonucu yakaladı. VIP minibüsü takip ettiği belirlenen arkadan gelen 34 HA 4095 plakalı hafif ticari otomobilde polis tarafından durduruldu, Polis, sürücüleri Tük olan ve kiralık olduğu tespit edilen her iki araçta yaptığı aramada, kendilerini turist olarak tanıtmaya çalışan Kongolu kaçaklar olduğunu belirledi. 1'i çocuk, 6'sı kadın toplam 16 kaçak ile 2 Türk sürücü gözaltına alınıp, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Kaçakları taşıyan minibüs ve otomobilde emniyet müdürlüğünün otoparkına çekildi. Polisteki işlemlerinin ardından Yabancılar Büro Amirliği ekiplerine teslim edilen kaçaklardan 32 yaşındaki V.K., akşam saatlerinden rahatsızlandı. Ambulansla Bodrum Devlet Hastanesi'ne kaldırılan kadın kaçakta yüksek ateş tespit edip, ebola virüsü olabileceği şüphesiyle karantinaya alındı. Maske ve eldiven takan görevliler hastanenin acil servisini boşalttı.Hastane acil servis doktoru Hakan Çamlıca '112 ekipleri bir kaçağı yüksek ateş şikayetiyle getirdi. Afrikalı olduğu için ebola şüphesi olabilir diye uzmanımız tahlil sonuçları istedi. Tahlil sonuçları gelene kadar acil servise başka hasta kabul edemiyoruz. Durumu 112'yede bildirdik. Hastaları diğer hastanelere nakledecekler. Burada ise gerekli önlemlerimizi aldık. Yüksek ateş şikayetiyle gelen hasta izole edildi' dedi.EBOLA ŞÜPHESİNDE KORKULAN OLMADIMuğla'nın Bodrum İlçesi'nde, ebola virüsü şüphesiyle karantinaya alınan Kongolu kadın göçmen V.K.'de aşırı üşütmeye bağlı meteorizm (gaz) rahatsızlığı çıktı. Laboratuvar sonuçları çıktıktan sonra virüs şüphesi ortadan kalktığı belirtilirken, hastanenin acil servisinde yeniden hasta kabulüne başlanıldı. Yapılan araştırmada V.K.'nin yaklaşık 1 yıldır Türkiye'de olduğu ortaya çıktı. V.K. rahatsızlığıyla ilgili yapılan müdahalenin ardından taburcu edilerek polis nezaretinde yabancılar bürosuna götürüldü.DHA
Alzheimer Belirtileri Nelerdir
Alzheimer dünyada insanlar üzerinde sıkça görülen ve ülkemizde de artmaya devam eden, daha çok yaş ilerledikçe unutkanlık belirtisiyle ortaya çıkan, hafıza, konuşmada yetersizlik yaşanan, günlük ihtiyaçları karşılayamama gibi problemlere yol açan ciddi bir hastalıktır.Unutkanlık hepimizin yaşadığı bir sorundur fakat unuttuğumuz şeyleri hatırlamamız çok da uzun sürmez. Çoğu yoğun bir iş ortamı ve stres faktöründen yola çıkan basit bir rahatsızlıktır. Hayatımızı etkileyen bir problem değildir. Fakat Alzheimer tam aksine beyin fonksiyonlarının bozukluğundan kaynaklı ilerleyen ve geri dönüşümü olmayan, hasta olan kişinin düşünmesinde de sorun oluşturan belirtiler ortaya çıktıktan yaklaşık 7-8 yıl sonra kişinin ölümüne yol açabilecek ciddiyettedir.Hem erkekte ve hem de kadında belirtileri ortaya çıkan bu hastalık yapılan araştırmalar sonucunda 65 yaş üstü kişilerin, ortalama her 15 kişiden en az birinde bu hastalığın görüldü saptanmıştır. Ayrıca bu hastalık 65 yaşla kalmayıp 50 ila 55 yaş arasında görüldüğü de saptanmıştır fakat diğer yaşlara oranla daha az rastlanmaktadır. Alzheimer kişide yavaş ilerleyen ve sinsi bir hastalıktır, ilk olarak kısa süreli unutkanlıklar olarak kişinin hayatında yer alır. Daha sonra yavaş yavaş hastanın yaşamında büyük bir yer kaplar. Rutin işlerini yapamaz hale gelir. Yakınlarını tanıyamama, söylediği şeyi unutma gibi problemler hat safhada olur. Bu da hastanın psikolojisinin bozulmasında önemli bir yer alır. Bu zihinsel bozukluk yavaş yavaş fiziksel bozukluklara da dönüşür.Alzheimer hastalığının nedenleri olarak beyinde protein birikimi, sinirsel yapının bozukluğu, beyin hücrelerinin ölümü ve zehirli maddeleri göz önüne alabiliriz. Yaş ilerledikçe hastalığın görülme ihtimali de artmaktadır fakat tam olarak kesin nedeni bilinmemektedir.Alzheimer Belirtileri Nelerdir diye sorulacak olursa;Kişinin günlük yaşamını etkileyecek bir problemde unutkan olma(İsimleri, yaşananları hatırlamama vb.)Her zaman ki günlük işlerini yapamamaKonuşurken kelimeleri anımsamada zorluk çekmeTarihlerde, kişinin bildiğine emin olduğu şeyleri hatırlayamamaDüşünürken sürekli çelişkide kalmaDavranışlarda ve ruhsal bozuklukKişilik özelliklerinin tuhaf bir hal almasıGibi belirtileri mevcuttur. Doktorlar tarafından çekilen beyin filmi, kan tahlilleri ve laboratuvar tetkikleri ile teşhis edilir. Hastalığın kesin olarak tedavisi mevcut değildir.
Reklam
Romatizma Neden Kötü Havalarda Nükseder
Romatizma hastalığına sahip olan kişilerde; vücutlarının daha kısıtlı hareket etmesine neden olan kas ve iskelet sisteminde şişlik, ağrı gibi rahatsızlıklar görülür. Dolayısıyla buradan romatizmanın iç organlarımızda çeşitli rahatsızlıklara sebebiyet verdiği anlaşılır. Romatizmanın 200 ve üzeri çeşitleri olduğu bilinmektedir.Romatizmanın sebepleri arasında kalıtsal(genetik) faktörler, yaş, cinsiyet(kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir), romatizmaya sebep olan bazı ilaçların kullanımı, kazara eklemlerde oluşan zedelenmeler gösterilebilir. Her romatizma farklı yaş gruplarında görülür. Kişinin aşırı stres altında olması, yaşadığı travmalar romatizmanın ortaya çıkmasında rol oynar.Bu rahatsızlığa sahip kişiler kötü havalar da daha fazla ağrıyı hissederler. Romatizma neden kötü havalar da nükseder sorusuna: romatizma, hastaların eklem basınç alıcılarının düzgün çalışmasına zarar verdiği için kişi çok ufak bir hava basıncını dahi fazlasıyla hissediyor ve bu da eklemlerinin ağrımasına sebep oluyor. Daha çok yağışlı havalarda ağrılarını belirgin bir şekilde hissederler. Soğuk hava romatizma hastalığına neden olmaz sadece ağrının daha fazla hissedilmesini sağlar. Hava şartlarının sürekli kötü olduğu yerlerde yaşayan kişilerin hastalığı ilerlemez.Eklemlerimizin içerisinde rahat hareket etmemizi sağlayan kayganlaştırıcı bir sıvı bulunur. Kötü havalarda bu sıvının akışkanlık derecesi ve o bölgedeki dağılım oranı değiştiği için kişinin eklemlerinde ağrının oluşması doğaldır. Bu sebeple halk arasında yağmur habercisi olarak da bilinir bu hastalık.Havanın soğuk ve nemli olması yüksek basınca sebep olur ve hastaların şikâyetlerini arttırır. Bu hastalığa sahip kişiler bazen günler öncesinden havanın kötüye gideceğini anlayabilirler.Kötü hava sebebiyle ağrısı artan kişi sıcak bir yere geçmelidir. Dışarı çıkmaları gereken durumlarda ise eklemlerini ve boyunlarını iyice sarmaları böylece eklemlerini soğuktan korumaları gerekmektedir.Romatizma hastalığına iyi gelen kesin bir uygulama bilinmemektedir. Kişiler zaman içerisinde kendi deneyimleriyle bu sıkıntılarına iyi gelen yöntemleri keşfederler. Kimisine ovmak iyi gelirken kimisine hareketsiz kalmak iyi gelebilir. Kimisine sıcak uygulamak faydalı oluyorken kimisine de soğuk buz uygulamak faydalı olur.
Reklam
7 Günde Hafifleyin
Detoks diyetinde vücuttaki toksinler atılır. Bunu gerçekleştirmek içinde detox diyeti boyunca kırmızı et, balık, süt, süt ürünleri, ekmek ve tahıl ürünleri gibi gıdalar tüketilmez. Bunların yerine sadece taze sebze ve meyveler alınır.
Takıntı Deyip Geçmeyin
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Yelda Uçtu Öge, kişinin mikrop bulaşır endişesiyle ellerini sık sık yıkaması, otomobilinin kapısını kilitlediğinden, ütüyü fişten çektiğinden emin olamaması veya sehpa örtülerini sık sık düzeltme hali gibi takıntıların Obsesif Kompulsif Bozukluk belirtisi olduğunu belirterek takıntı ve saplantılar ile ilgili açıklamalarda bulundu.OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) NEDİR?Obsesif Kompulsif Bozukluğu tanımlayan Öge, Obsesyon adı verilen takıntılı düşünce ve dürtülerle, kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir kaygı bozukluğu türü olduğunu belirtti. Obsesyonların kişinin zihninden bir türlü uzaklaştıramadığı, düşünceler olduğunu aktaran Uzman Psikolog Yelda Uçtu Öge, “Kişi bu dürtü ve düşüncelerin mantıksız olduğunun farkında olmasına rağmen kendisini bir türlü bu düşüncelerden uzaklaştıramaz. Bu durum kişide huzursuzluk ve kaygı oluşturur. Kompulsiyonların ise, obsesyonların sebep olduğu rahatsızlık verici durumla başa çıkabilmek için yapılan davranış ve zihinsel eylemlerdir. Birçok kişinin günlük yaşamı içinde birtakım kaygıları, takıntıları ve evhamları olabilir. Fakat günlük yaşam içinde bu durumlarla başa çıkabilmekte güçlük çekiyorsa, yaşam kalitesini ve aktivitelerini kısıtlıyorsa obsesif-kompulsif bozukluk tanısı düşünülmelidir” ifadelerini kullandı.YAYGIN OLARAK GÖRÜLÜYORSon yıllarda obsesif-kompulsif bozuklukla ilgili yapılan araştırmalarda, bunun toplum içinde oldukça yaygın olduğunun tespit edildiğini anlatan Öge, “Toplumda 100 kişiden 2 ya da 3 kişide OKB tanısı konduğu saptanmıştır. OKB genellikle ergenlik dönemlerinde başlamakta ve en çok 20-30 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte çocukluk döneminde de görülmektedir” şeklinde konuştu.NEDENLERİ NE?Uzman Psikolog Yelda Uçtu Öge Obsesif Kompulsif bozukluk nedenlerini ise şöyle açıkladı: “Kişinin ailesinde ya da herhangi bir akrabasında OKB öyküsünün bulunması; genetik nedenler, beyin işlevlerinde ve seratonindeki bozulmalar, çocukluk çağı travmaları, istismar, ihmal, şiddet gibi, ciddi stres yaratan beklenmedik şekilde gelen olumsuz yaşam olayları, beklenmedik ölüm, yas ve kayıplar, kişilik yapısı olarak kuralcı, titiz ve mükemmeliyetçi olmak.”NASIL TEDAVİ EDİLİYORÖge, Obsesif Kompulsif Bozukluğun tedavisi ile ilgili de, “OKB, kendi kendine tedavi olmadan geçebilecek birhastalık değildir. Bireyler genellikle zor durumlarla başa çıkabilmek için kaçınma davranışları içine girebilirler. Düşüncelerden ve davranışlardan kaçınmak sıkıntının daha fazla artmasına sebep olur. OKB ‘nin en iyi tedavi şekli bilişsel-davranışçı terapiler ve ilaçlardır. Tedavi süresi genellikle uzun sürelidir ve düzenli devamlılık gerektirmektedir” diye belirtti.
Reklam
Saçlarınızı Kurutmadan Evde Bile Dolaşmayın
Gece banyodan sonra saçları kurutmadan uyumak da ıslak saçla sokağa çıkmak kadar tehlikeli. Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, “ Islak saçla dışarı çıkmanın zararları ve dikkat edilmesi gerekenler” hakkında bilgi verdi.Islak saç migreni tetikliyor!Islak saç migrenin tetikleyicisi olabilir. Migren ağrıları, neredeyse 4 kadından birinde görülen, ataklar halinde ortaya çıkan, başın bir bölümünü etkileyen, zonklama ve bulantı yapabilen ağrılardır. Hastalar ataklar sırasında ışıktan, gürültüden ve kokulardan rahatsızlık duyabilirler. Her migren atağının -hasta farkında olmasa da- bir tetikleyicisi, başlatıcısı vardır. Saçı kurulamamak, ıslak saçla dolaşmak, nadir de olsa migren ağrılarını başlatabilir. Böyle bir durumu tespit eden hastalar, banyodan sonra saçlarını iyice kurutmalı, banyo sonrası nemli saçlarla gezmemelidir. Ayrıca banyo yapmakla ilgili, diğer bir ağrı türü vardır ki, bunların bir kısmı hemen tıbbi inceleme ve tedavi gerektirir (Bath related headache-BRH).Yüz felcine dikkat!Islak saçlarla, soğuk ve rüzgarlı havalarda gezmek, uykuya dalmak, klima karşısında bulunmak veya hava akımının olduğu yerlerde oturmak, yüz felci gibi ciddi sayılabilecek bir durumla da sonuçlanabilir. Yüz siniri, yüzün iki tarafında da bulunur ve yüzün mimik kaslarına kumanda eder. Yani yüz felci olan bir hasta, kaşını kaldıramaz, gözünü sıkamaz ve ağzını büzemez. Bu durum genellikle iyileşen bir süreç olsa da, ilaç tedavisi gerektirir ve iyileşme zaman alır. Yüzle ilgili fonksiyonların kaybının yanı sıra estetik bir bozulma da yaratır. Korunmak için, saçların mutlaka iyi bir şekilde kurutulması gerekir.Sinüzit ve gribe de neden oluyor!Islak saçın getireceği diğer önemli bir sağlık problemi de, gribal enfeksiyonlar ve sinüzitlerdir. Bunlar yine tedavi gerektiren, iş gücü kaybına neden olan hastalıklardır.Saçlarınızı kurutmaya özen gösterin!Saçlarınızı kurutmadan dışarı çıkmayın.Banyodan sonra saçlarınızı kurutma makinesi ile kurutun ve diplerinin nemli kalmasını önleyin.Saçlarınızı banyodan sonra evde olsanız bile mutlaka kurulayın.Saçlarınız ıslak olarak acil sokağa çıkmanız gerekiyorsa baş, ense ve kulaklarınızı mutlaka bir bere ve atkı ile kapatın.Açık alanlarda ve hava akımının yoğun olduğu yerlerde bulunmaktan kaçının.
İşte Mutfağınızdaki Sağlık Sırları
Sağlımızla ilgili bir problemle karşılaştığımızda mutfağımızdaki gıdalara bir göz atmakta fayda var. Çok severek tükettiğimiz besinlerin belki de vücut üzerindeki etkilerini bilmiyoruz. Prof. Dr. Dilek Demir Erol, hemen herkesin tükettiği gıdaların faydalarını ve hangi sağlık sorununa karşı koruyucu olduğu konusunda bilgilerini paylaştı.TANSİYONU DENGELİYORTon balığında bulunan yağ asitleri kan basıncını düşürücü, migrene bağlı baş ağrılarını baskılayıcı, egzamayı önleyici ve kuru cilde nem desteği sağlayıcı özelliğe sahip bulunuyor.TÜMÖR DÜŞMANI PORTAKALKanseri önleyici birleşimi olan portakal, kişinin günlük C vitamini gereksinimini karşılıyor ve bakterilere karşı direnci artırıyor. Portakal, sağlığa zararlı olan ve tümör hücrelerinin gelişimine yardım eden serbest radikaller ile hızla savaşıyor.2 YUMURTA 3 BARDAK SÜRE EŞDEĞERA vitaminince zengin olan havuç, saça ve cilde iyi geliyor. Ceviz ise beynin gıdası. 453 gr ceviz yaklaşık 2 yumurtaya veya 3 bardak süte eşdeğer. Cevizde bulunan proteinler arasında lysine maddesi bulunur. Bu madde beyin için faydalıdır ve gözaltı torbalanmalarına da iyi gelir.MADEN SUYU, ÇİLEK, DOMATESCilde iyi gelen maden suyu, sindirime ve toksinlerin atılmasına da yardımcı oluyor. Çilek suyu lezzetli olduğu kadar, sağlık açısından da faydalı özellikleri bulunuyor. Cilt dokusunu düzgünleştiren çilek, ishale iyi gelir, karaciğer ve idrar atılım sistem rahatsızlıklarında faydalıdır. Ayrıca dişeti rahatsızlıklarına iyi gelir; nefesi tazeler ve boğazı yumuşatır. Kansere karşı savaşta etkili olan domates iştah açıcı, enerji verici ve cilt tonu açıcı özelliklere de sahip bulunuyor.KABUKLU DENİZ ÜRÜNLERİB12 vitamini içeren kabuklu deniz ürünlerinin cilt sağlığı, esnekliği ve parlaklığı için faydaları çok.HAFIZA DOSTUYumurta hafızayı güçlendirmenin yanında, H vitamini (Biotin) alımına ve sentezine yardım ediyor.GÖZALTI MORLUKLARINA PATETESMenopozdaki sıcak basmalarına, kabızlığa iyi gelen patates gözaltı morluklarını da azaltıyor. Sindirimi kolaylaştıran yoğurt, bağırsak enfeksiyonunu önlüyor ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Sütle karşılaştırıldığında; düşük yağ ve yüksek kalsiyum oranı nedeniyle yoğurt tercih edilmeli. B2 vitaminince zengin olan yoğurdun vücuda çok faydası bulunuyor.MANTARDAKİ MUCİZEBesleyici, bağışıklık sistemini güçlendirici, kilo vermeye yardımcı özellikleri bulunan mantar kalori değeri de düşük olduğu için çok yense bile kilo aldırmaz. Bol miktarda bitki selülozu bulunan mantar; kabızlığı önlüyor, kandaki kolesterol miktarını azaltıyor, ortalama bir meyveden daha fazla C vitamini içeren mantar, bu nedenle metabolizmayı da çalıştırıyor.GÖĞÜS KANSERİNE KARŞI TOFUÖstrojen bakımından zengin olan soya fasulyesi kadın sağlığı için son derece önemli bir besin. Soya fasulyesinden elde edilen bir tür peynir olan ve iyi bir protein kaynağı olan tofunun, içeriğinde bulunan isoflavin adlı maddeler östrojeni azaltabiliyor. Göğüs kanserinden endişelenenlerin tofu yemesi öneriliyor.UÇUĞUN İLACI ELMASelüloz, C vitamini ve şeker içeren elma; uçuk oluşmasını önlüyor, cildin parlaklığını korumasına yardımcı oluyor.
'Ne Kadar Organ Bağışlarsanız O Kadar Günahtan Düşüyor'
İskenderun'da bulunan Özel Yükseliş Koleji’nin kurucuları ve 43 öğretmenin organ bağışında bulunduğu, öğrencilerinin de organ bağışının önemine dikkat çektirildiği etkinlikte İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, 'Ne kadar organ bağışlarsanız o kadar günahtan düşüyor' dedi.Hatay Sağlık Müdürlüğü tarafından özel İskenderun Yükseliş Kolejinde, 'Doku ve Organ Bağışı' ile ilgili düzenlenen etkinliğe İskenderun ilçe Kaymakamı Hasan Özyiğit, Belediye Başkanı Seyfi Dingil, Hatay İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu, İTSO Başkanı Levent Hakkı Yılmaz, İlçe Emniyet Müdürü Cengiz Başar, İlçe Sağlık müdürü ile öğrenciler veliler katıldı. Öğrenciler tarafından yapılan sunumda organ bağışının insan hayatı için önemi anlatıldı. Bir gün herkesin organ ihtiyacının oluşabileceği gerçeğini her insanın düşünmesi ve buna göre hareket etmesinin önemini anlatan öğrenciler cana can katın diyerek herkesi bu konuda duyarlı olmaya çağırdılar.İlçe Sağlık Müdürü Yusuf Saydam, Hatay'da organ ve doku bağışı konusunda vatandaşların gün geçtikçe bilinçlendiğini belirterek, 'Hatay’da 2009 yılından bu yana 1062 kişi organlarını bağışladı. Bunların 408'i İskenderun'dan' dedi.Yükseliş koleji kurucu ortağı Nuri Üysen öğretmenlerin gösterdikleri duyarlılığa teşekkür ederek sayının 42 olduğunu öğrendiğinde çok mutlu olduğunu ve kendisinin de organlarını bağışladığını söyledi. Organ bağışında Türkiye’nin son sıralarda yer aldığını söyleyen Doktor Nermin Örnek organ bağışında insanların beyin ölümü ile bitkisel hayatın karıştırıldığını tam anlaşılmadığı için iyi anlatılması gerektiğine dikkat çekti.ÖBÜR TARAFTA GÜNAHTAN DÜŞÜYOROrgan Bağışının önemini ve muhteviyatının daha henüz kavranmış olmadığını söyleyen İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, 'İstatistiklerde görüldüğü gibi yüzde 3,5'larda kalmış kadavradan ve bağışlardan alınan organlar çok yetersiz. Tabiki burada büyük sorumluluk mMilli eğitime müftülüklere ve de diyanet işlerine düşüyor. Halkımız organ bağışlamanın günah olduğunu daha bu konuda aydınlanmadığını biliyoruz. Bu konulara değinmek lazım. Çünkü yarın hangimizin buna ihtiyacı olabileceğini bilemiyoruz. Bir de büyük sevap ne kadar organ verirsen öbür tarafta o kadar günahtan da düşüyor. Değil mi müftüm' diye konuştu.Hatay İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu kamuoyunda organ bağışıyla ilgili en önemli sıkıntının beyin ölümü ile bitkisel hayatın karıştırılması olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: 'Belli şartlarla din işleri yüksek kurulu organ bağışına müsade etmiş. Yolda, evde ölünce olmuyor. Hastanede olunca ve beyin ölümü gerçekleşince organ bağışı oluyor. Toplumu bilgilendirmemiz gereken bölüm burası. Ancak beyin ölümünün gerçek ölüm olmadığına inanıyor insanlar buna kendi meslektaşlarımda dahil. Bunun ispatlanması anlatılması tıp insanlarına düşüyor.'İskenderun Kaymakamı Hasan Özyiğit de organ bağışında toplumsal hayatın sosyal boyutunun çok önemli olduğunu vurgulayarak, 'Hakikaten organ nakli hem toplumsal hem hem sosyal hem kültürel aynı zamanda ekonomik boyutu var' diyerek konuşmasını tamamladı.Konuşmaların ardından 43 öğretmenin organ bağışında bulunduğu Yükseliş Koleji kurucusu Nuri Üysen’e ilçe sağlık müdürlüğü tarafından teşekkür plaketi verildi.DHA
Reklam
Üniversitelilere Af Müjdesi
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulmasına ilişkin tasarı, Meclis Genel Kurulu'nda eklenen yeni torba hükümlerle genişletildi.Tasarıya göre TÜSEB bünyesinde Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak. Tasarıya önergelerle eklenen maddelere göre, üniversitelerde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler 5 ay içinde geri dönebilecek. Öğrenciler ilişiklerinin kesildiği program üniversitede var ise bu yıl bahar döneminde, eğer yoksa üniversitelerin açıldığı ekim ayında öğrenim görmeye başlayacak. Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK'ün onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek ve eğitimlerine devam edecekler.YÖK ONAYIYLA ATMAKatkı payı ödememe veya kayıt yenilememe gerekçesiyle öğrencilerin üniversiteden ilişiğinin kesilemeyeceğini düzenleyen hüküm değiştirildi. Üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK'ün onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin üniversiteyle ilişiği kesilecek.NİTELİKLİ OPERASYON ZAMMIDevlet hastanelerinde organ nakli, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim ve beceri gerektiren operasyonlarla ilgili hekimlere yapılacak ek ödemeler bir kat artırıldı. sağlık bakanlığı'nca, özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, aday öğretmenlerin sınavlarını yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapabilecek. Veteriner hekimlikte de uzmanlık yapılabilecek. Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla, vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme 2 yılı geçemeyecek.TAM GÜN UYUMUHekim, diş hekimi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde veya özel hastanelerde görev yapanlara üniversite ödeneği ve ek ödeme verilmeyecek. Ancak bu hekimler, muayenehanelerini kapatır ve özel hastanelerden ayrılmak isterlerse 31 Aralık 2014'e kadar bu konudaki beyanlarını görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirmeleri gerekecek. Bu kişilerin en geç 31 Mayıs 2015'e kadar faaliyetleri sona ermiş sayılacak ve çalışma uygunluk belgesi veya izinleri iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek. Bu düzenleme GATA'da çalışan öğretim üyelerine de uygulanacak. Gerekçede, maddenin, Anayasa Mahkemesi'nin tam gün yasasına ilişkin verdiği kararlara uyum amacıyla düzenlendiği belirtildi. Tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanan tasarının son oylaması haftaya kaldı.Sondakika
Reklam
Üsküdar Açıklarında 800 Kg Ağırlığında Köpekbalığı!
Üsküdar'da, balıkçıların ağına 800 kilogramlık köpek balığı takıldı. Balıkçı tezgahında sergilenen köpek balığı vatandaşların ilgi odağı oldu.Kız Kulesi açıklarında tekneyle balık avlayan Muzaffer Balcı ile arkadaşları, attıkları ağları topladıkları sırada dev bir köpek balığının ağlara takıldığını fark etti. Balcı ve arkadaşları, dev köpek balığını zorlukla tekneye çıkardı. 3.5 metre boyunda, 800 kilogram ağırlığındaki Pamuk cinsi köpek balığı Muzaffer Balcı'nın Bulgurlu'daki balıkçı dükkanında sergilenmeye başladı. Balıkçının önündeki dev köpek balığını gören vatandaşlar, şaşkınlıklarını gizleyemedi. Bazı vatandaşlar köpek balığıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.KANSER HASTALARINA DAĞITILACAKKöpek balığını yakalayan balıkçı Muzaffer Balcı, “ Gece saat 03.30 sıralarında Üsküdar Kız kulesi açıklarında ağlarımızı denize bıraktığımız zaman ağlarımız da bir ağırlık hissettik. Ağlarımızı çektik baktık köpek balığı. Arkadaşlar şaşırdı. Üsküdar'da ilk defa köpek balığı yakalanıyor bu kadar büyüğü. Bunu dükkanımızda 2-3 gün sergileyeceğiz daha sonra kanserli olan hastalara ücretsiz dağıtacağız herkese 1 kg. Kansere iyi geldiği söyleniyor. Çok faydalı bir balık cinsi pamuk cinsi köpek balığı yaklaşık 800 kilogram' dedi.Ramazan EĞRİ - İSTANBUL DHA
Zamanın Durduğunu Gören Adam
Zamanın durduğu hissini yaşayan insan sayısı hiç de az değil. Beynimizin oynadığı bu oyun, aslında hepimizin tanık olduğu bir olgunun sonucu mu?Simon Baker adlı 39 yaşındaki adam baş ağrısını gidermek için ılık duş almak istemiş. “Musluğu açıp duşa baktığımda su damlalarının havada asılı kaldığını gördüm,” diyor Baker. “Sanki bir film karesi ağır çekimle dondurulmuş gibi.”Baker ertesi gün baş ağrısı nedeniyle hastaneye gittiğinde doktorlar damar genişlemesi teşhisi koydu. Daha sonraki randevularından birinde su damlalarının havada asılı kaldığını, zamanın durduğunu gördüğünü söylediğinde Chicago’daki Northwestern Üniversitesi’nden nörolog Fred Ovsiew bu deneyimi oldukça ilginç buldu ve NeuroCase adlı dergi için kaleme aldı.Zamanın herkes için aynı hızla geçtiğini farz ederiz. Fakat Baker’in yaşadığı türden deneyimler, sürekli akış halindeki bilincimizin aslında beynimizin zekice yaptığı bir birleştirme çalışmasının ürünü olan oldukça hassas bir yanılsama olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Baker’in başına gelen türden olayları inceleyerek beynimizin, zaman algısında bu oyunları neden ve nasıl oynadığını anlamaya çalışıyor.Baker’ınki en uç örneklerden biri olsa da tıpta daha önce de benzeri olaylara tanık olunmuş. Zamanın hızlandırıldığı hissi veren “ zeitraffer ” olgusu ile bir anlık durduğu hissi veren “ akinetopsia ” olgusundan söz edenler olmuş. 61 yaşındaki bir kadın, bir yolculuğu sırasında, tren kapılarını ve diğer yolcuları ağır çekim halinde hareket ederken gördüğünü söylemiş. 58 yaşındaki bir adam ise insanlar konuşurken kötü seslendirilmiş bir film izler gibi ağız hareketleriyle konuşmalar arasında kopukluk olduğunu ifade etmiş. Uzmanlar, bu tür tecrübelerin çok daha fazla sayıda olabileceğini, fakat etkinin geçici olmasından dolayı insanların önemsememiş olabileceğini söylüyor.Beynin oyunuBu tür olaylar hemen hemen her zaman epilepsi ya da inme gibi başka sorunlarla bağlantılı ortaya çıkıyor. Baker’in, duştaki su damlalarını durmuş olarak görmesine, zayıflamış kan damarlarının ağır yük taşıma sonucu kanamaya başlaması sonucu ortaya çıktığına inanılıyor. Kanama sonucu beyninin sağ yarısındaki geniş bir alanda sinir hücreleri hasar görmüş.Peki, nasıl oldu da bu durum Baker’in zaman algısını etkiledi? Beynin arka tarafında bulunan ve V5 olarak adlandırılan görme bölgesinin ayrıca zaman algısından da sorumlu olabileceği düşünülüyor. Lozan Üniversitesi’nden Domenica Bueti ve ekibi manyetik bir alan oluşturarak bu bölgeyi devre dışı bıraktığında deneklerin iki şeyi yapmakta sorun yaşadığı görüldü: Ekranda noktaların hareketini takip etmek, ki bu sonuç bekleniyordu zaten, ve bazı noktaların ne kadar süreyle ekranda kaldığı tahmininde bulunmak.Bu ikili sorunun nedeni ise şu olabilir: Hareket algı sistemimizin kendi kronometresi var ve görme alanımızda nesnelerin ne kadar hızlı hareket ettiğini kaydediyor. Beyinde herhangi bir hasar oluştuğunda ise dünya durmuş görünüyor. Baker olayında, onun ılık duşa girmesi, durumu daha da ağırlaştırmış olabilir; yani sıcak su kanı beyinden uzaklaştırıp uzuvlara akmasına neden olduğu için beyin işlevlerinin daha da kesintiye uğramasına neden olmuş olabilir.Ama bu sadece ihtimallerden biri; zaman algısında çarpıtılma hissi yaşayan hastaların tümünde V5 bölgesinde hasar olmayabilir; başka etkenler bulunabilir.Fotoğraf kareleriBaşka bir açıklama da şu olabilir: Beynimiz algıladığı şeyleri, film makarasından “enstantaneler”, anlık görüntüler şeklinde aralıklı olarak kaydeder. Sağlıklı bir beyin bu tek tek fotoğrafları yapıştırıp birleştirerek görüntüyü canlandırır; fakat beyindeki bir hasar nedeniyle yapışkan ortadan kalkarsa ortaya çıkan görüntü, anlık enstantaneler olarak kalır.Normal görüntünün beynimizde çarpıtılması tecrübesini hepimiz zaman zaman yaşamışızdır. Örneğin, içinde bulunduğumuz aracı hızla geçen bir arabanın tekerlekleri durmuş gibi görünür. Bunun nedeni, beynimizin çektiği aralıklı enstantanelerin tekerleğin tüm çevrim anlarını yakalayamamasıdır. Eğer beynimiz her “kare”yi çekerken tekerlek çevrimini tamamlamışsa, bu kareler onu hep aynı pozisyonda yakaladığı için biz de onu duruyormuş gibi görürüz.LSD uyuşturucusunu kullananlar genellikle “görsel iz” olgusundan bahseder; yani örneğin Matrix filmindeki gibi kurşunun iz bırakarak hareket etmesi hali gibi. Uzmanlar, beynin bu kareleri yapıştırırken bir şekilde üst üste getirmesi durumunda bu görsel yanılsamanın oluşabileceğine inanıyor.Stres hormonlarıHayati tehlike içeren kazalarda da zamanın durduğu hissine dair ifadelere oldukça sık rastlanıyor. Bir araştırmada, ölümle yüzleşen insanların yüzde 70’inin yaşadıkları olayın ağır çekim halinde oluştuğunu belirttiği görüldü. Bazı uzmanlar, olay anında yoğun duyguların yaşanması nedeniyle daha fazla ayrıntı hatırlandığı ve olayın uzun sürdüğü fikrinin olay sonrasında oluştuğuna inanıyor. Fakat tarif edilen belirtiler nörolojik hastalarınkiyle ortak özelliklere sahip.Finlandiya’daki Turku Üniversitesi’nden Valtteri Arstila, ölümcül kazalardan kıl payı kurtulan insanların anormal bir şekilde hızlı düşündüğünü ifade ediyor. Arstilla bu durumu, ölüm kalım anında salgılanan stres hormonlarının tetiklediği bir otomatik mekanizmanın beynin işlem süresini hızlandırmasına bağlıyor. “Bu hızlanma nedeniyle de dış dünya yavaşlamış gibi algılanabiliyor,” diyor.Baker, zamanın durması hissinin, bilinçli deneyimlerimizin ne kadar hassas olduğuna dair ufkunu açtığını söylüyor: “Beyindeki bir bölgenin dünya algımızı nasıl tümüyle değiştirdiğine dair çok somut bir olaydı. Bir an için her şey normaldi, sonra bir anda farklı bir düzleme geçtim sanki.”Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.BBC
Ebola Salgınında Ölenlerin Sayısı 5 Bin'i Geçti
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Ebola salgınında ölenlerin sayısının 5160'a ulaştığını açıkladı.WHO'nun açıklamasında Gine ve Liberya'daki yeni vakalarda artık artış görülmediği ancak rakamların Sierra Leone'de yüksek olmaya devam ettiği belirtildi.Ebola salgınının 14 binden fazla kişiyi etkilediği düşünülüyor.Bu kişilerin hemen hemen tümü Batı Afrika'dan.BBC muhabiri Imogen Foulkes, WHO'nun raporunun Sierra Leone'de kontrol alınması için gerekli kaynakladırın bulunmadığını belirttiğini aktarıyor.WHO'ya göre Liberya'da 2830'dan fazla, Gine ve Sierra Leone'de 1100'den fazla insan salgın nedeniyle hayatını kaybetti.Ebola virüsüne yakalanan kişilerin yüzde 90'ı hayatını kaybediyor. Virüs bir kişiyi yaklaşık 3-4 gün içinde öldürebiliyor.Erken teşhis konan hastaların hayatta kalma şansının ise daha yüksek olduğu belirtiliyor.Virüs yakın temasla bulaşıyor ve iç kanamaya yol açıyor. Ebola'nın kesin bir tedavisi veya ilacı bulunmuyor.BBC Türkçe
Tonlarca Kaçak Et Piyasaya Dağıldı
Türkiye’ye sokulan kaçak etlerin başta “her şey dahil” lüks oteller, marketler ve gıda firmaları ile birçok kurum ve kuruluşa ihale yöntemiyle fason bir şirket üzerinden sahte faturalarla satıldığı iddia edildiMersin’de başlatılan kaçak et soruşturması, Türkiye’deki tüm Gıda İhtisas Gümrükleri’ne sıçradı. İlk soruşturma Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’ye gönderilen bir ihbarda, “et kaçakçılığı yapılacağı” bilgisi üzerine başladı. Hemen harekete geçen bakanlık, 9 Ekim 2014 günü tüm gümrük kapılarına bir yazı göndererek, Türkiye üzerinden transit olarak geçirilen etlerle ilgili çalışma yapılması talimatını verdi.PARAGUAY’DAN GETİRİLMİŞGümrük ve Ticaret Bakanlığı ekiplerinin Mersin’de et depolama işlemi yapılan 4 antrepoda gerçekleştirdiği aramalarda Türkiye’ye kaçak olarak bin 44 ton et sokulduğu belirlendi. Paraguay’dan gemiyle getirilerek Türkiye’ye Mersin Limanı’ndan sokulan kaçak kırmızı etlerin, resmi belgelerde transit geçişle Irak ve Suriye’ye gönderileceği gözüküyordu. Ancak etin tamamına yakınının Türkiye’de pazara sürüldüğü tespit edildi. Kalan çok az miktardaki kırmızı etin ise bin 44 tona tamamlanarak ilgili ülkelere gönderilebilmesi için tavuk ayağı, tavuk kıyması eklenerek depolarda stoklandığı ortaya çıktı. Yurda kaçak olarak sokulan etlerin yerine yurtdışına çıkarılması planlanan 907 ton tavuk kırpıntısı ve sakakat ele geçirildi. Ayrıca kaçakçılığı yapan firmanın 2014 yılı içerisinde toplam et ithalatının ise 2 bin 490 ton olduğu belirlendi. Firmanın bu etleri de yurtiçi piyasaya satıp satmadığı soruşturuluyor. Ayrıca bir araştırma konusu da iç piyasaya satılan etlerin İslami kurallara göre kesilip kesilmediği.
Reklam