onedio
Ömrünü Kendisiyle Aynı Rahatsızlığa Sahip Çocukları Hayata Bağlamaya Adayan Mükemmel İnsan
Londralı, Jono Lancaster; 50 binde 1 kişide görülen, Treacher Collins sendromu (TCS) denilen nadir bir rahatsızlığa sahip. Bu; uterodaki kemik ve doku gelişimlerini etkileyen ve bu nedenle yüzde şekil bozukluklarına sebep olan bir rahatsızlık. Bu rahatsızlığın üstesinden gelmek için var olan tıbbi zorlukların yanı sıra,  fiziksel görünüşten kaynaklanan güvensizlik gibi duygusal ve psikolojik zorluklar da var. Jono da kendi yüzünü sevebilmesinin onun 20 yılını aldığını kabul ediyor ve şimdi diğer TCS hastalarına kendilerini nasıl sevebileceklerini öğretmeye çalışıyor.
Vejeteryanlar İçin 9 Önemli Protein Kaynağı
Vejeteryanlar ve veganlar hayatları boyunca 'Peki proteini nasıl alıyorsun?' sorusuyla karşılaşırlar.  Buyrun cevapları;(Yumurta ve süt ürünleri dışında, veganların da yiyebileceği besinler)
Bebeğin Strese Tepkisi Ağlamak
Ağlamak, bebeğin ilk iletişim kurma yolu. Uzmanlara göre bebeklerin ağlamak dışında sıkıntılarını anlatacakları bir lisanları bulunmuyor.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk, bebeklerin ağlayarak çoğu zaman sorununu çevresindekilere anlatmaya çalıştığını belirterek 'Ağlayan bebekler yaramaz ve disiplinsiz olduklarından değil iletişim kurma çabası içinde olduklarından bu eylemi gerçekleştirmektedir. Öncelikle bebeğin ağlamasına neden olan bir sağlık sorunu olup olmadığı belirlenmeli. Bazen kolik ağrısı bazen de erken diş çıkarma bebeklerde inatçı ağlamaya neden olabiliyor' dedi.Yapılan araştırmalarda bebeklerin çevrelerindeki strese ağlayarak tepki gösterdiklerini ortaya konulduğunu anlatan Dr. Öztürk, şunları kaydetti: 'Durum ne kadar stres verici olursa, ağlama da o denli uzun ve yoğun oluyor. Dolayısıyla, eğer bebeğin anne ve babası kötü bir gün geçirmiş ise bu durum bebeğe yansıyabiliyor. Evdeki ortam sakin olduğu zamanlar bebeğin huysuzluğu da, durumdan etkilenme oranına bağlı olarak azalıyor. Anne babalar ilk bebeklerinde daha tecrübesiz olduklarından ilk bebeklerin ağlama nöbetleri daha uzun süreli olabiliyor. Bazı günler bebeklerin ağlaması, bir iki ıkınma ya da birkaç dakika ağlama şeklinde olurken bazı günlerde durdurması pek mümkün olmayan, saatlerce süren ve kıpkırmızı oluncaya kadar devam eden ağlama nöbetleri görülebiliyor.'BEBEKLER NEDEN AĞLIYOR?Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk, bebeklerin başlıca ağlama sebeplerini ise şöyle sıraladı: 'Ortamın çok sıcak ya da soğuk olması ya da bebeğin altının pis olması gibi nedenlerden kaynaklanan rahatsızlık hissi. Çok fazla ve sık ziyaretçi gibi durumların neden olabileceği yorgunluk. Hastalık ya da ağrı, bu gibi durumlarda bebeğin ağlaması değişkenlik gösterebilir. Bebeğin aç olması, annenin yediklerinin, aldığı ilaçların, kafein ya da sigara gibi maddelerin sütün kalitesini olumsuz etkilemesi. Memede süt fazlalığı, fazla ilgi gereksinimi olması. Bebeklerin dişleri 5-11 ay arasında görünür olarak çıksa da, aslında gebeliğin 14. haftasında dişler oluşmaya başlıyor ve 2. aydan itibaren dişler kabarıyor ve yukarı doğru hareketleniyor. Bu da ağlamaya neden olabiliyor.'YAPILMASI GEREKENLERBazı durumlarda bebeğin ortada bir neden yokken de ağlayabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, ağlayan bebeğin susması için yapılması gerekenleri şöyle özetledi: 'Bebeğinizin aç olduğunu düşünmüyorsanız bile onu emzirme pozisyonunda tutun. Bu duruş kendini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır. Bebeğinizin bezini değiştirin ya da kucağınıza alarak gazını çıkarmaya çalışın. Eğer gaz problemi geçmiyorsa termometrenin ucunu hafifçe makatına sokabilirsiniz ancak bebeğinizi incitmediğinizden emin olun. Bebekler, anne babalarının kucağındayken onların kalp atışlarını duymaktan mutlu olabiliyor. Bebeğinizi rahatlatmak için göğsünüze yakın yatırabilirsiniz.Bazı bebekler sallanmaktan, şarkı ya da ninni söylenmesinden, saç kurutma makinesinin sesinden ya da arabada dolaşmaktan hoşlanıyor ve susabiliyor. Bu durumda bebeğinizin hangi seslerle sakinleştiğini tespit edin. Karnı ağrıyan çoğu bebek, karınları üzerine yatırıldıklarında rahatlama gösteriyor.'KUCAĞA ALMAKTAN ÇEKİNMEYİNBebeği kucağınızda karnı üstü tutulmasını tavsiye eden Bülent Öztürk, 'Bazı bebeklerde hafif ısıtılmış bir şişe suyu ya da bezi karnı üzerine yerleştirmek de karın ağrısını geçirmek için yardımcı olabiliyor.
Tokluk Hissi Yaratan Yeni Bir Madde Keşfedildi
Bilim insanları, gıdalara eklendiğinde tokluk hissi yaratacak bir kimyevi madde keşfetti.İlk deneyler yağ asidi propiyonatın midede lifleri bölerek insanların daha az yemelerini sağladığını, tokluk hissi verdiğini ve kilo alımını yavaşlattığını gösterdi.Londra Imperial College ve Glasgov Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, maddenin etkin olabilmesi için düzenli olarak alınması gerektiğini söylüyor.Madde, çözülebilir pudra şeklinde tüketiliyor. Fakat tadının çok kötü olduğunu ifade eden araştırmacılar maddeyi ekmeğe ve meyve suyu karışımlarına katmaya çalışıyor.Çalışmanın en zorlu kısmı, iştahı kontrol edecek hormon salgılaması için propiyonatı kalın bağırsağa sokmak olmuş.İnce bağırsaklarda hemen emileceği için, maddeyi tüketilen gıdaya eklemenin işe yaramayacağı anlaşılmış.Bunun üzerine araştırma ekibi çözümü, propiyonatı 'inülin' olarak bilinen ve bitkilerde görülen doğal karbonhidrata bağlamakta bulmuş.Propriyonate bağlandıktan sonra, kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından inülinden de koparılmadan sindirim sistemine güvenli bir şekilde ulaşabildi.İlk deneylerde 20 gönüllüye inülin veya tek başına IPE olarak bilinen yeni madde verildi ve gönüllülerden açık büfe yemeklerden istedikleri kadar yemeleri istendi.IPE maddesi verilenler diğerlerinden yaklaşık yüzde 14 oranında daha az yemek yedi.Araştırmanın diğer aşamasında, aşırı kilolu 49 gönüllüye IPE veya pudra halinde inülin verildi ve her gün bu maddeden yemeklerine yaklaşık bir kaşığa denk gelen 10 gram kadar koymaları istendi.Yirmi dört hafta sonra, inülin verilen 24 gönüllüden 6'sı vücut ağırlıklarının yüzde 3'ünden fazla kilo alırken, IPE maddesi verilen 25 gönüllüden yalnızca biri kilo aldı.Londra Imperial College Üniversitesi'nde görevli araştırmacı Profesör Gary Frost, 'Yetişkinlerin ağırlıklarının yılda ortalama 0.3 kg ila 0.8 kg arasında arttığını biliyoruz. Bunun önlenmesi için yeni stratejilere ihtiyaç var' dedi ve ekledi:'Propiyonate gibi moleküller, iştahi kontrol eden mide hormonlarının salınımını kamçılıyor. Ama bu kadar güçlü bir etki yaratılabilmesi için çok yüksek miktarlarda lifler tüketmeniz gerekir.'BBC Türkçe
Bir Çocuk Hastalığı: Kawasaki
Bu hastalik, 1967’de bir Japon çocuk hastaliklari uzmani olan Tomisaku Kawasaki tarafindan tanimlanmistir. Ilk olarak, ates, deri döküntüleri, konjüktivit (gözlerde kanlanma), enantem (bogaz ve agiz mukozasinda kizariklik), ellerde ve ayaklarda sisme, büyümüs lenf nodlariyla gelen bir çocukta ‘mükokutenöz lenf nodu sendromu’ olarak taninmistir. Birkaç yil sonra koroner arter anerizmasi (kalp damarlarinin genislemesi ) gibi komplikasyonlari bildirilmistir.Nedir? Kawasaki, genellikle koroner arterleri (kalbi besleyen atardamarlari) tutan anevrizmalara yol açabilen, damar duvarlarinin iltihaplanmasina neden olabilen akut sistemik bir damar hastaligidir. Hastalarin hepsi anevrizma gelistirmeyebilir. Büyük çogunlugu, komplikasyonlar olmaksizin akut belirtilerle seyreder.Ne kadar sıktır?Kawasaki hastaligi nadir bir hastalik oldugu halde, Henoch-Schönlein purpurasiyla birlikte, en sik görülen çocukluk çagi vaskülitlerinden biridir. Hemen hemen her zaman, küçük çocuklarin hastaligidir. Hastalarin %80’i 5 yasin altindadir. Genellikle erkeklerde kiz çocuklara göre daha siktir. Kawasaki olgularina yilin herhangi bir döneminde rastlanabilse de, bazi mevsimsel farkliliklar olabilir; kis sonu ve ilkbaharda daha fazla görülebilir. Japon çocuklarda çok daha sik olmakla birlikte dünyanin bir çok bölgesinden olgular tanimlanmistir.Hastalığın nedenleri nelerdir?Kawasaki hastaliginin nedenleri açiklanamamistir, ancak enfeksiyöz kökenli olmasindan kuskulanilmaktadir. Belirli genetik yatkinligi olan bireylerde asiri duyarlilik ya da büyük olasilikla mikrobik bir ajan tarafindan (virüs ya da bakteri) tetiklenen bozulmus immün yanit, kan damarlarinin iltihaplanmasina ve hasarina yol açan bir süreci baslatabilir.Kalıtımsal mı? Neden benim çocuğum hastalandı? Önlenebilir mi? Bulasici mi?Kawasaki kalitsal bir hastalik degildir, fakat genetik bir yatkinlik olabilecegi düsünülmektedir. Bu hastaligin ailede birden çok kiside görülmesi çok nadirdir. Ayrica, bulasici da degildir ve önlenemez. Hastaligin ikinci bir atak yapmasi mümkün olmakla birlikte nadir bir durumdur.Esas belirtileri nelerdir?En az 5 gün süren nedeni açiklanamayan yüksek atesle baslar. Çocuk genellikle çok huysuzdur. Atesi takiben ya da atesle birlikte gözlerde kizariklik (konjunktivit) görülebilir ama irin veya akinti yoktur. Hasta çocukta, kizamik, kizil, ürtiker (kurdesen), papül ve benzeri tipte degisik döküntüler ortaya çikabilir. Deri döküntüsü, esas olarak gövde ile kol ve bacaklari, siklikla da kasik bölgesini tutar. Agiz degisiklikleri, parlak kirmizi çatlamis dudaklar, genellikle “çilek dili” olarak adlandirilan kirmizi dil ve bogazda kizariklik bulgularini içerir. Eller ve ayaklarda, özellikle el ayalari ve ayak tabanlarinda sislik ve kizariklik bulgulari görülür. Bu bulgulari 2-3. haftalar civarinda, parmak uçlarindan baslayan karakteristik bir deri soyulmasi izler. Hastalarin yaridan fazlasinda boyun bölgesi lenf dügümlerinde büyüme görülebilir. Siklikla 1.5 cm’ den büyük tek bir lenf dügümü de ele gelebilir.Bazen, eklemlerde agri ve/veya sislik, karin agrisi, ishal, huysuzluk, bas agrisi gibi baska belirtiler de görülebilir. Kalp tutulumu uzun dönemde yol açtigi komplikasyonlar dolaysiyla, Kawasaki hastaliginin en ciddi bulgusudur. Kalpte üfürümler , aritmiler ve ultrason anormallikleri saptanabilir. Kalbin bütün degisik katmanlarinda belli derecelerde iltihaplanma görülebilir, öyle ki; perikardit (kalbi saran kilifin iltihabi), miyokardit (kalp kasinin iltihabi) ve ayrica endokardit (kalp kapaklarin tutulumu) görülebilir. Ne var ki, bu hastaligin baslica özelligi koroner anevrizmalarin gelismesidir.Hastalık her çocukta aynı mıdır?Hastaligin siddeti çocuktan çocuga degisir. Her hastada bütün klinik tablolar görülmeyecegi gibi, hastalarin çogunda kalp tutulumu gözlenmez. Kawasaki hastaligi için tedavi gören 100 çocuktan yalniz ikisinde anevrizmalara rastlanir. Çok küçük çocuklarda (1 yasin alti) siklikla hastaligin tam olmayan formu ortaya çikar. Böyle durumlarda bütün karakteristik klinik bulgulari tasimadiklari için tani konmasi daha zordur. Bu çocuklarin bazilarinda anevrizma gelisebilir.Çocuklardaki hastalık erişkinlerden farklı mıdır? Bu bir çocukluk hastaligidir. Yetiskinlerde benzer vaskülit çesitleri gözlenebilir fakat, degisik bir klinik tablo vardir.Nasıl tanı konur?Eger açiklanamayan ve en az 5 gün süren yüksek ates, ve asagidaki bulgularin 5’inden 4’ü varsa kesin tani konulabilir: 1) Benzer bulgulari açiklayan baska bir hastalik olmaksizin çift tarafli konjunktivit, 2) Büyümüs lenf nodlari, 3) Deri döküntüsü, agiz ve dil tutulumu ve 4) Kol ve bacaklarda görülen degisiklikler. Eger kesin tani mümkün degilse hastaligin tam olmayan (inkomplet) formu oldugu düsünülebilir.Testlerin önemi nedir?Laboratuar bulgulari hastaliga özgü degildir fakat iltihabin derecesini yansitirlar. Iltihabin göstergeleri, artmis ESR (benzer hastaliklardan daha yüksek) , lökositoz (beyaz kan hücrelerinin sayisinda artma), ve anemidir (kirmizi kan hücrelerinde azalma). Hastaligin ilk haftalarinda trombositlerin (kan pihtilasma hücreleri) sayisi genellikle normaldir fakat, ikinci haftada yükselmeye baslar ve çok yüksek düzeylere ulasir. Hastalar normale dönünceye kadar kontrol muayenelerine gitmeli ve kan tahlilleriyle degerlendirilmelidir. Öncelikli olarak elektrokardiyogram (EKG) ve ekokardiyogram yapilmalidir. Ekokardiyogramla koroner arterlerin sekil ve büyüklügü degerlendirilerek anevrizmalar saptanabilir. Koroner anormalligi olan çocuklarda ayrintili çalisma ve incelemeler gereklidir.Tedavi edilebilir mi? Kawasaki hastasi olan çocuklarin çogu iyilestirilebilir ne var ki, bazi hastalar uygun tedaviye ragmen kalp komplikasyonlari gelistirebilir. Hastaliktan korunmak mümkün degildir. Hastalik gelismisse, koroner komplikasyonalari azaltmanin en iyi yolu erken tani koyup tedaviye bir an önce baslamaktir.Tedavi yöntemleri nelerdir?Kesin ya da süpheli Kawasaki düsünülen çocuk, olasi kalp tutulumu açisindan gözlenmesi ve monitorize edilmesi için hastaneye sevk edilmelidir. Kalp komplikasyonlarinin azaltilmasi için tani konulur konulmaz tedaviye baslanmalidir. Tedavi, yüksek dozda aspirin ve damar içi gama globülin verilmesini içerir. Her iki tedavide sistemik iltihabi azaltarak akut belirtilerin kaybolmasini saglayacaktir. Hastalarin büyük çogunlugunda koroner anormalliklerin ortaya çikisini önleyebildigi için, yüksek doz damar içi globülin tedavinin vazgeçilmez unsurudur. Nadir de olsa kortikosteroidler de kullanilabilir.İlaç tedavisinin yan etkileri nelerdir? Gama globülin tedavisi genellikle iyi tolere edilir. Bilindigi üzere, aspirin tedavisi mide rahatsizliklarina ve ayni zamanda karaciger enzimlerinde geçici yükselmeye neden olabilir.Tedavi ne kadar sürmelidir?Hastalarin çogunda yüksek doz gama globülin bir kez verilir fakat bazilarinda ikinci doz gerekebilir. Yüksek doz aspirin baslanir ve ates devam ettigi müddetçe verilir, daha sonra azaltilir. Trombositler üzerindeki pihtilasmayi engelleyici etkisinden dolayi düsük doz aspirine devam edilir. Böylece trombositler birbirine yapismaz. Düsük doz aspirin kullanimi, Kawasakinin en tehlikeli komplikasyonu olan kalp enfarktüsüne yol açabilen, anevrizma içindeki trombüs (kan pihtisi) olusumuna engel olmasi açisindan yararlidir.Koroner anormalligi olmayan çocuklar birkaç hafta aspirin tedavisi görürler fakat anevrizmasi olan çocuklarda çok daha uzun sürelerle kullanilmalidir.Alternatif / tamamlayıcı tedavinin yeri nedir? Bu hastalik için alternatif tedavilerin yeri yoktur.Ne çeşit kontrol muayeneleri gereklidir?Kawasaki hastalari normale dönünceye kadar periyodik olarak kan sayimlari ve ESR tetkikleri yapilmalidir. Koroner anevrizmalarin varligini saptamak ve gelisimlerin takip etmek için düzenli ekokardiyogramlar yapilmalidir; sikligi anevrizmalarin varligina ve büyüklügüne bagli olarak degisir. Pek çok anevrizma iyilesebilir. Pediatrist, pediatrik kardiyolog ve pediatrik romatolog bu çocuklarin takibini üstlenmelidir. Pediatrik romatologun olmadigi yerlerde, özellikle kalp tutulumu olan hastalarin takibini pediatrist ve kardiyolog birlikte yapmalidir.Hastalık ne kadar sürer? Kawasaki üç evresi olan bir hastaliktir: 1) Ilk 2 haftayi içeren, atesin ve diger belirtilerin görüldügü akut evre, 2) Ikinci haftadan dördüncü haftaya kadar olan, trombosit sayisinin artip anevrizmalarin olusmaya basladigi subakut evre, 3) Birinci aydan üçüncü aya kadar olan, bütün laboratuar testlerinin normale dönmeye basladigi ve bazi koroner arter anevrizmalarinin küçülmeye basladigi iyilesme evresi.Hastalığın uzun dönem sonuçları nelerdir? Hastalarin büyük çogunlugu için sonucu mükemmeldir; normal hayatlarina dönüp normal büyüme ve gelismelerini sürdürürler. Kalici koroner arter anormalligi olan hastalar için hastaligin gidisati damar daralmasi ve tikanikliklarinin gelisimine baglidir.Günlük hayat için bazı öneriler - Sporun yeri? Aşı yapilabilir mi?Hastalik ve gama globülin tedavisi bagisiklik sistemini etkiledigi ve bu etki 6 ay sürebildigi için bu hastalarin 3-6 ay boyunca asilanmamalari önerilir. Kalp tutulumu gelistirmeyen çocuklarin spor ya da baska bir günlük aktivite açisindan kisitlanmalarina gerek yoktur. Ne var ki, koroner anevrizmasi olan çocuklarin ergenlik çagi boyunca, yarismali aktivitelere katilabilmeleri için bir pediatrik kardiyologa danisilmalidir.
Reklam
Bol Sıvı Almak Kışın Cildi Koruyor
Kış aylarında deride oluşan kuruma ve kaşıntının önüne geçebilmek için bol sıvı tüketilmesi önerildi.Deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Doç. Dr. Yavuz Yeşilova, derinin insanları dış ortamdan korumanın yanında birçok işlevi olduğunu söyledi. Isı değişikliklerinden özellikle cildin etkilendiğini vurgulayan Yeşilova, yazın olduğu gibi kış aylarında da insanların güneş kremi kullanmaya devam etmesini tavsiye etti.HAVALAR SOĞUYUNCA KAN DOLAŞIMI AZALIYORSoğuk havalarda vücuttaki kan dolaşımının azaldığını vurgulayan Yeşilova, şöyle konuştu:'Havaların soğumasıyla derideki kan dolaşımının azalması, beraberinde ter ve yağ salgılanmasının azalmasına neden oluyor. Bu da deride kuruma ve kaşıntı oluşturmaktadır. Derideki kuruma ve kaşıntıyı vücudu sıcak tutmak için giyilen özellikle yünlü giysiler de artırmaktadır. Böyle durumlarda alınacak basit tedbirlerle derimizi soğuk havalardan koruyabiliriz. Fazla sıvı tüketimi sağlıklı bir cilt için önemlidir. Bu nedenle susamamış olsak bile mümkün olduğunca sıvı gıdalar tüketmeye gayret etmeliyiz. Ayrıca A, C, E ve F vitaminleri açısından zengin meyve ve sebzeler tüketmeye çalışılmalıdır.''SICAK SUYLA BANYO YAPMAYIN'Yeşilova, kışın insanların sıcak suyla banyo yapmayı tercih ettiğini, bunun da cilde zarar verdiğini ifade etti.Cilt sağlığı için kirli havanın bulunduğu ya da rüzgarlı yerlerde fazla bulunulmaması gerektiğini vurgulayan Yeşilova, 'Ayrıca nem düzeyinin düşük olduğu ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması gerekir. Bunun yanında ılık su ile banyo yapmalı ve aşırı keseden kaçınılmalı. Hem banyodan sonra hem de günlük mutlaka bitkisel kaynaklı nemlendirici sürülmesi sağlıklı cilt açısından oldukça önemlidir' dedi.Güneş ışınlarının, özellikle vücutta depolanan D vitamininin öncülerinin sentezlenmesinde ve kemiklerin gelişiminde önemli rol oynadığını dile getiren Yeşilova, kışın güneşli havalarda dışarıda vakit geçirilmesini tavsiye etti.
Alzheimer Belirtileri Nelerdir?
Unutkanlık orta yaşla birlikte ortaya çıkan kimi zaman güldüren kimi zaman da düşündüren bir sorun.Aslında unutkanlık pek çok insanın sorunu. Kimi sık sık yaşıyor kimi nadiren ancak öyle belirtiler var ki onlar görüldüğünde akla Alzheimer geliyor.Peki Alzheimer Belirtileri Nelerdir?• Kişinin yakın geçmişte yaptıklarını unutması ve bu durumun süreklilik göstermesi• Randevularını sık sık unutması• Sürekli gittiği yerleri bulmakta güçlük çekmesi• Kısa süre önce konuşulan bir şeyi bir numarayı örneğin hatırlayamaması• Kendi söylediğini unutması• Yer ve yön bulmada unutkanlık yaşaması• Basit hesapları yapamamasıAlzheimmer erken teşhis edildiğinde tedavisi de kolaylaşıyor. Erken teşhis insanın hayat kalitesini artırıcı bir takım önlemler almak adına da oldukça önem arz ediyor.Peki Unutkanlıkla Baş Edebilmek İçin Ne Yapılmalıdır?• Gazeteleri takip edip bulmacalarını çözmek• Yabancı dil öğrenmeye çalışmak• Kitap okumak• Kaliteli uyku uyumak• İyi ve dengeli beslenmek
Reklam
TBMM'de Bütçe Görüşmelerinde Neler Yaşandı?
etiket
TBMM'deki bütçe konuşması sırasında CHP'yi darbecilikle suçlayan Başbakan Davutoğlu'na muhalefet sıralarından sert tepkiler yükseldi. Konuşmasına ara vermek zorunda kalan Davutoğlu, 'Mısır'daki darbecilerle el sıkıştığınız için bu sözü söyledim' diye açıklama yaptı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin eleştirilerine cevap vermek için kürsüye çıktı. Davutoğlu konuşması sırasında CHP'ye yönelik 'darbeci' sözleri Genel Kurul'da gerilimi artırdı.Davutoğlu Mısır'daki darbeden bahsettiği sırada sarf ettiği, 'Darbecilerle problemimiz var. Sizlerle olduğu gibi. Sizler de darbecisiniz' sözleri CHP sıralarında büyük tepki yarattı. CHP'liler sıra kapaklarına vurup protesto Davutoğlu'nu protesto ederken bazı muhalefet milletvekilleri de ayağa kalkarak sert sözlerle tepki gösterdi. Bazı AK Partililer de ayağa kalkarak alkışladı.Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek konuşmasına 5 dakika kadar ara vermek zorunda kalan Davutoğlu'dan CHP'lilerin talebi üzerine sözlerine açıklık getirmesini istedi.Davutoğlu, 'Darbe yapılan Mısır’a heyet gönderdiğini için size darbeci dedim. Gidip darbecilerin elini sıktığınız için darbeci dedim' diyerek açıklama yaptı.
TIME Yılın Kişisini Açıkladı: Ebola Savaşçıları
Amerikan TIME dergisi, tarihin en büyük Ebola salgını ile mücadele eden doktor ve hemşireleri 'Yılın Kişisi' olarak seçti. 'Ebola Savaşçıları' arasında Ebola'dan kurtulmayı başaran ABD'li Doktor Kent Brantly de bulunuyor.Dergi editörlerinden Nancy Gibbs ise Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü için çalışan bir hemşire asistanı olan Salome Karwah'a dikkat çekti. Gibbs, Sarway için bir hafta içerisinde anne ve babasını kaybetmesine ve aynı zamanda kendisi de Ebola ile mücadele etmekte olmasına rağmen hastaların yanı başından ayrılmadığını söyledi.Yılın Kişisi adayları listesinde 'Ebola Savaşçıları'nın ardında sırasıyla, Ferguson protestocuları, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çinli girişimci Jack Ma ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani yer aldı.Okuyucu anketindeyse Hindistan başbakanı Narendra Modi birinci olmuştu. Oylamada 6'ıncı sırada Rus lider Vladimir Putin yer alırken, 9'uncu sırada Papa Francisco, 11'inci sırada ABD Başkanı Barack Obama, 26. sırada Beşar Esed ve 29. sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yer almıştı.CİHAN
Adet Düzensizliği Hamileliği Zorlaştırıyor
Kadınların adet düzensizliği sorununun çocukluk, ergenlik, doğurganlık, menopoz öncesi ve menopoz olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.Adet düzensizliğini tanımlamadan önce normal adet düzenini tanımlamak gerekir. Adet düzensizlikleri genellikle organik sebeplerden ve hormonal sebeplerden kaynaklanır.Organik sebep denildiğinde kadın üreme organlarının anatomik yapısındaki değişikler akla gelmelidir. Bunların başında rahimden kaynaklan ve iyi huylu tümör olarak kabul edilen miyomlar gelir. Rahim duvarının kalınlaşmasına sebep olan adenomyozis, rahim zarından kaynaklanan polip ya da doğum kontrol amacıyla uygulanmış spiraller diğer sık sebeplerdir. Organik sebepler adet düzensizliklerinin yüzde 25'ini oluştururken 40 yaşın üzerine çıkıldığında bu oran artar. Yumurtalıklardan salgılanan hormonlardaki bozukluk, doğum kontrol hapları gibi hormon içeren preperatlar ve tabii ki gebelik ise hormonal kaynaklı adet düzensizliklerinin önemli sebebini oluşturur. Tiroid bezindeki hormon bozuklukları da sıklıkla adet gecikmelerine neden olabilir dedi.Tedaviyi ihmal etmeyinProblemin kaynağını ortaya koymak için sırasıyla jinekolojik muayene, ultrasonografik muayene ve aynı anda yumurtalıktan ve vücudun diğer bölgelerinden salgılanan hormonların ölçümü gerekir. Hormonal ölçüm yaparken adet döngüsünün belirli dönemlerinin tercih edildiği unutulmamalıdır. Sorun ortaya konulmadan sadece adet düzenleyeci ilaçların kullanılması doğru değildir. Bu tür preperatları kullanarak 80 yaşındaki bir kadına dahi adet gördürtebiliriz, ancak gerçekte asıl hastalığın üstünü örtmüş oluruz.Detaylı bir incelemeden sonra eğer sorun bir anaotomik problem ise tercih edilecek tedavi biçimi cerrahi yaklaşımdır. Bu tür problemlerin hemen hepsinde kapalı yöntem olarak adlandırılan laparoskopik yöntem tercih edilmelidir. Açık cerrahi, sebep olduğu yan ve ters etkilerden dolayı modern tıp da terk edilmeye başlanmıştır. Sorun spiral ise 3 ay bekleme dönemi önerilmeli, gerekli ek tedaviler düzenlenmeli başarısızlık durumunda çıkarılmalıdır. Doğum kontrol haplarının kullanımı sırasında ilk 1-2 ay ara kanamaların olabileceği akılda tutulmalı, sabırlı olunmalı, bu süreyi aşan kanamalarda preperat değişikliği önerilmelidir. Her türlü vajinal kanamada gebelik ve onun getirebileceği problemler hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalıdır diye konuştu.Adet düzensizliği hamileliği zorlaştırıyorAdet düzensizliğinin yumurtlama bozukluğunun göstergesi olabileceğinden bu sorunu yaşayan kadınlarda hamile kalmada güçlükleri olmasının çok normaldir.Adet düzensizliği olan bir kadın özellikle çocuk sahibi olmayı istiyorsa mutlaka bir üreme sağlığı merkezine başvurmalıdır. Burada düzensizliğin nedeni saptandıktan sonra bu nedene yönelik tedavi uygulanması gereklidir. Bazen çok basit tedaviler ile gebelik sağlanabilirken bazı durumlarda ileri üreme teknikleri olarak adlandırılan tüp bebek yöntemine başvurulması zorunlu olabilir. Stres ve sıkıntının yanı sıra iklim değişiklikleri de zaman zaman adet düzensizliğine neden olabilmektedir. Eğer düzensizliğin altında yatan tek neden bu ise zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Öncelikle her kadına tavsiyem, ergenlik çağından itibaren adet takvimini düzenli olarak tutmalarıdır.Adet düzensizlikleri görülmeye başlandığında adet düzensizliklerinin çeşitliliklerine dikkat edilmelidir.Bu düzensizlikler birkaç ay boyunca tekrarlayıp artıyorsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor.
Reklam
Narkozsuz Ameliyat ile Bel Fıtığından Kurtulmak Mümkün
Mikrodiskektomi ameliyatı ile hayatınızı çekilmez hale getiren bel ağrılarından tamamen kurtulabilir hatta ameliyat sırasında telefonla konuşup, dergi okuyabilirsiniz. Op. Dr. Onur Kulaksızoğlu geliştirilen son tekniklerle yürüyemeyecek derecede bel fıtığı olan hastalar da dâhil tüm bel fıtığı hastalarının, mikro cerrahi tekniğinin kullanıldığı Mikrodiskektomi ameliyatı ile sağlıklarına kavuşabileceklerini belirtiyor.Ortalama bir ömür yaşayan her insan, hayatı boyunca omurgasına yaklaşık 5-6 milyon kez yüklenme yapar. Eğilme, kalkma ve çömelme gibi hareketlerin hepsi yüklenme anlamına gelir. Yatma dışındaki tüm hareketlerde omurgaya yükleniriz. Bu nedenle tüm dünyada bel fıtığı sorunu yaşayan insanların sayısı oldukça fazla. Başlangıçta dikkate alınmayan bel ağrısı karşısında genellikle ağrılarımız dayanılmaz oluncaya kadar doktora gitmez, kulaktan dolma tedavi yöntemleriyle hastalığımızı kendimiz tedavi etmeye çalışırız. Oysaki günümüzde teknolojinin de yardımıyla geliştirilen teknikler sayesinde, bel fıtığının en ilerlemiş halleri dahi çok basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.Tıbbi olarak iki omur arasında omurgaya binen yükü emen ve eşit dağılımını sağlayan disk yapısının omuriliğe ve/veya sinir köklerine doğru bombeleşmesi sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık olan bel fıtığı; bel ağrısı, bacaklara vuran ağrı, bacaklarda ve ayaklarda uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme, idrar yapamama ya da idrar kaçırma (bel ağrısı ile birlikte) gibi belirtiler gösterir.Bel fıtığının tedavi seçenekleri çeşitlidir. Yatak istirahati, ilaç kullanımı ve fizik tedavi çok ilerlememiş fıtıklarda genelde olumlu yanıt verir ancak durumu daha ilerlemiş olan fıtıklarda ileri tekniklerle cerrahi tedavi şarttır.Narkozsuz bel ameliyatı olun, yarım saatte ağrılarınızdan kurtulunMikro cerrahi tekniğin kullanıldığı mikrodiskektomi ameliyatında, hasta genel anestezi ile bayıltılmadan operasyon yapılıyor. Doktorsitesi.com üyelerinden Op. Dr. Onur Kulaksızoğlu’na göre bu yöntem sırf ameliyattan korktukları için yıllarca bu acıyı çeken hastaların ameliyat fobilerine, ameliyattan sonra uyanamama korkularına son veriyor.Ameliyatta epidural anestezi yalnızca bel bölgesine iğne ile uygulanıyor ve bu sayede hasta cerrahi müdahale esnasında konuşabilir ; doktoruna soru sorabilir; monitörden ameliyatını izleyebilir ve hatta yakınları ile telefonla dahi konuşabilir durumda oluyor.Operasyon sonrasında da yara miktarının az olması; kemik dokuda fazla hasar olmaması gibi etkenlerden dolayı hasta, ertesi gün normal yaşantısına dönebiliyor, birkaç hafta sonra da spor yapabilir hale geliyor. Mikrodiskektomi yönteminin temel amacı klasik bel fıtığı ameliyatı ile aynı ancak çok daha gelişmiş cerrahi tekniklerle yapılmakta.Op. Dr. Onur Kulaksızoğlu Mikrodiskektomi yönteminin avantajlarını şöyle sıralıyor:– Ameliyat tamamen mikroskop altında yapılır, mikroskobun büyütmesinden ve geniş görüş alanından yararlanıp çok daha küçük bir sahada çalışılır ve tüm ameliyat video kaydı altına alınır.– Cerrahi müdahale 12–14 milimetre içerisinde ve hastanın hissetmeyeceği şekilde gerçekleştirilir.-Müdahale çok daha küçük bir bölgeden gerçekleştiği için, hem iyileşme daha hızlıdır, hem de ameliyat sonrası cerrahi müdahaleye bağlı sıkıntılar bu yöntemle çok daha azdır ya da hiç olmamaktadır.-Cerrahi başarı oranı %97-98 civarındadır.
Hayalinizdeki Kaslı Vücuda Ameliyatla Kavuşun
Türk erkeği vücudunun en çok hangi kısmından hoşlanmıyor? Araştırmalar gösteriyor ki erkeklerimizin %81’i vücudundaki yağlamadan hoşlanmıyor. Yanlış okumadınız. Erkeğin hafif göbeklisi artık makbul değil. Çünkü kadınlar kaslı görünümlü ama izbandut gibi durmayan yani fit, geniş omuzlu, atletik yapılı erkeklerden hoşlanıyorlar ve böyle bir vücudu sporla geliştirmek hele ki bir de yirmili yaşlar geçildiyse pek mümkün değil. Liposuction yani yağ alma ameliyatıyla bu problem halledilebilir mi diye araştırdığımız zaman Estetik ve Plastik Cerrah Op. Dr. Naci Çelik’ten sizi hayalinizdeki kaslı vücuda kavuşturacak olan High Def operasyonu ile ilgili çok ilginç bilgiler aldık.Estetik ameliyatlar artık eskisi gibi belli bir grubun, cinsiyetin, azınlığın ameliyatı olmaktan çıktı ve hepimizin gündelik hayatına girdi. Estetik ameliyatlarla önce ünlülerin yaptırdığı yüz germe ameliyatları sayesinde tanıştık, ardından burun ve göğüs büyültme ameliyatları. Sonra öğrendik ki pek çok Türk erkeği kellikten mustaripmiş. Ancak Türk erkeklerinin genelinin asıl büyük sorunu yağlanma. Bütün erkekler gibi yağlanmadan kurtulup kaslı bir vücuda kavuşma hayalinizi liposuction yani yağ alma ameliyatı ile gerçekleştirmek ise maalesef mümkün değil. Liposuction ile fit, atletik görünümlü, baklava karın kaslı, geniş omuzlu, geniş göğüslü bir vücuda kavuşamazsınız. Bunu sağlayan bir ameliyat vardır ancak adı liposuction değil High Def’dir.High Def ameliyatında ses dalgaları ile yağlar eritilerek alınır ve deri iyice inceltilerek alttaki kaslar ortaya çıkartılır. Her ne kadar bu ameliyat bir tür yağ alımı olsa da aslında bildiğimiz klasik liposuction ameliyatından çok farklıdır. Bir defa vücudunuz üç boyutlu olarak şekillenir yani doktorunuz vücudunuzda aynen bir heykel üzerinde çalışır gibi gölge ve ışık ile çalışır. Ameliyat öncesinde yapılan çizimler sırasında göğüs kaslarınızın, kol kaslarınızın ya da omzunuzun yetersiz olduğu görülürse de ameliyat sırasında alınan yağlar bu bölgelere enjekte edilir (kasların içine)ve bölgedeki kasların büyümeleri sağlanır. Bu işlem kası doğal ve kalıcı bir biçimde büyütür, Protez koyulmuş gibi komik ve yapay görüntüler ortaya çıkmaz. Hastanın ameliyat sonrasında ortaya çıkan kasları kendi kaslarıdır. Bu ameliyat hastanın karnındaki yağlara kas şekli verilmesi gibi yanlış bir şekilde tanıtılmıştır ancak bu çok yanlıştır. Bu ameliyatta yağlara hiçbir şekil verilmez, tamamı alınır. Zaten kaslar hepimizde mevcuttur, eğer üstlerindeki deriyi yeterince inceltirsek ortaya çıkarlar ve bizi atletik bir görünüme kavuştururlar.Op. Dr. Naci ÇELİK ameliyatın çok yaşlı olmamak şartıyla her yaştan erkek hastaya uygulanabildiğini; ameliyat sonrasında ise genellikle bir hafta kadar istirahatin uygun olduğunu belirtiyor ve ekliyor: ‘Benim hastalarımdan istediğim; bu ameliyatı olduktan sonra ya sporla uğraşmaları ya da kilolarını korumaları. Çünkü yaptığımız işlem tamamen doğal yani kilo almadığınız sürece sorun yok ancak kilo alırsanız ameliyatın sonuçlarını kaybedersiniz. Eğer bir de üstüne spor yaparsanız vücudunuzun çok hızlı bir şekilde cevap verdiğini görürsünüz. Çok şişman hastalara High Def operasyonu uygulanamaz onlar için başka çözümlerimiz var. Aşırı kilo verip sarkmış hastalara da uygulanamaz. Ben bu ameliyatlara ilk başladığımda fitness çalıştırıcılarından çok tepki almıştım. Ne gerek var biraz spor yapsa zaten olur diye. Ama olmuyor. Antrenmanlara düzenli vakit ayırmak gerekli. Herkesin kas yapısı farklı ama maalesef verilen antrenmanlar çok benzer. Dolayısıyla aynı sonucu almak mümkün değil. Ayrıca işin bir de son derece karmaşık beslenme boyutu var. Diyelim ki uzun süre uğraştınız ve sonunda istediğiniz vücuda fitness ile kavuştunuz. Harika. Şimdi bir de bunu korumak için çalışmak zorundasınız. Hem de daha fazla. Ne kadar yorucu olduğunu yapanlar bilir. Başlangıçta karşı çıkan eğitmenler sonuçları gördükten sonra önce bu ameliyatı oldular ardından da çalıştırdıkları öğrencilere de High Def operasyonunu tavsiye etmeye başladılar. Neden biliyor musunuz? Sonuç o kadar güzel oluyor ki antrenman bu ameliyatı olanların hayatının bir rutini haline geliyor.
Unutkanlığı Önemseyin!
Modern çağın hastalığı olarak isimlendirilen unutkanlık, önemsenmediği için tedavisi ihmal edilen hastalıkların başında geliyor. Unutkanlığın fiziki ve psikolojik sebeplere bağlı olarak geliştiğini belirten Psikolog Efser Selamet Çelik, unutkanlık sebeplerini ortadan kaldırılmak için kişinin psikolojik ve tıbbi tedavi alması gerektiğini söyledi.Bilincimizdeki konuların bilinçaltına geçme süreci olarak tanımlanan unutkanlık, çağın en büyük sorunlarından. İleri unutkanlık, kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Unutkanlığın kimi zaman fiziksel kimi zaman da psikolojik nedenlerle ortaya çıktığını belirten Psikoloji Uzmanı Efser Selamet Çelik, bu rahatsızlığın toplum tarafından fazla önemsenmediğine dikkat çekti.Çelik, sebebi ne olursa olsun kişinin günlük, iş ve özel hayatını etkiler hale gelen unutkanlığın mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kişinin kendine olan güvenini kaybetmesi, stres, dalgınlık ve dikkatsizliğin psikolojik sebeplerin başında geldiğini ifade eden Çelik, 'Kişi dikkat kesilemediği için bilincini açık şekilde kullanamaz ve dolayısıyla bilinç, öğrendiği şeyleri doğrudan bilinçaltına yönlendirir. Bilinçte olmadığı için de bilgiyi geriden çağırmak çok daha zorlaşır. Kişi şayet çok agresifse konsantrasyon problemi yaşar ve bu da unutkanlık sebebi olabilir. Bu durumlarda kişi öncelikle psikolojini toparlamalı ve sinir sistemini güçlendirmeli.' diye konuştu.Kişinin kendisini 'ben unutkanım' diyerek etiketlemesinin de doğru olmadığını belirten Çelik, 'Olması gereken telkin 'hatırlıyorum', 'hatırlayacağım' ifadeleridir. Bilinçaltına hatırlama talimatını verdiğiniz takdirde o bilgi mutlaka hatırlanacaktır.' dedi.Efser Selamet Çelik, son zamanlarda sıklıkla görülen B12 eksikliği, kolesterol, tiroit hastalıkları ve kılcal damarlardaki tıkanıklıkların da unutkanlığın fiziksel sebepleri arasında sayıldığını ifade etti. Tedavi sürecinde mutlaka dahiliye ve nöroloji hekimlerinden destek alınması gerektiğini vurgulayan Çelik, 'İleri yaşa bağlı demans (bunama) rahatsızlığının daha erken yaşlara geldiğini görüyoruz. Kişi adresini bulamayacak kadar ileri safhada unutkansa nörolojik tetkiklere girmeli. Kılcal damarlar kontrol edilmeli. Ayrıca bir dahiliye ekibinden de destek alarak tiroit, kolesterol ve B12 düzeyi ölçülmeli.' uyarısında bulundu.Unutkanlığın önlenebilmesi için beslenme şekline dikkat edilmesi gerektiğini de belirten Çelik, 'Mesela ceviz, beyni destekleyen önemli gıdaların başında gelir. Havuç ve yeşil erik tüketmek hafızayı güçlendirecektir. Ayrıca B12 içeren gıdalar tercih edilmeli.' dedi.(CİHAN)
Reklam
Her Gün Temas Halinde Olduğumuz, En Pis Mikropları Barındıran 18 Yer
Öncelikle şu kesin yargıda anlaşalım. Mikroplar her yerde! Gün içerisinde, girdiğimiz hemen her ortamda sürüyle mikrobu bünyemize alıp, bir o kadarını da çevreye bulaştırıyoruz. Peki bu virüsler en çok nereden bulaşır ve basit çözümleri nelerdir, bölümler halinde bunlara bakacağız.
2014'e Damga Vurmuş, Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 18 Film
Chefhttp://www.imdb.com/title/tt2883512/Carl Casper şık bir restoranda çalışan bir baş aşçıdır. Kendi mutfağına ait yemekleri nefistir ama lokantanın menüsüne bağımlı çalıştıkça yaratıcılığı ve ona bağlı olarak da yemeklerinin lezzeti düşüşe geçer. Üstelik önemli bir gurmenin yemekleri hakkında yaptığı olumsuz eleştiriler Carl için bardağı taşıran son damla olur.
Reklam
127 Firmanın Suyu Mikropluymuş...
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ülke genelinde damacana sulardan alınan 5 bin 178 numuneyi inceledi. 2014 yılının ilk 6 ayında 127 firmanın suyu mikroplu çıktı.Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) piyasadaki ambalajlı suları mercek altına aldı. Ülke genelindeki suları sağlık Bakanlığı'nca yetkilendirilmiş laboratuvarlarda inceledi.2014 yılı ilk 6 aylık periyotta ise Türkiye genelinde 2 bin 363 numune alınmışken, 127 firmaya ait 289 su numunesinde uygunsuzluk olduğu anlaşıldı.DİKKAT ÇEKİCİ BULGULARFiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelerine irdeledi. Toplam 1,5 yıl süren piyasa denetiminden dikkat çekici bulgulara ulaşıldı.SULARIN YÜZDE 18'İ SORUNLU2013'te Türkiye'de ambalajlı suların piyasa gözetim ve denetimleri neticesinde toplam 2 bin 815 numune alındı. Numunelerden 178 firmaya ait 501 su numunesinde yani yüzde 17,8'inde uygunsuzluk tespit edildi.Söz konusu 178 firmaların uygunsuz su numunesi dağılımı incelendiğinde 438'i mikrobiyolojik 35'i kimyasal, 15'i fiziksel, 12'si mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan uygun bulunmadığı anlaşıldı.MİKROP VE KİMYASAL ARTIKLAR2014 yılı ilk 6 aylık periyotta ise Türkiye genelinde 2 bin 363 numune alınmışken, 127 firmaya ait 289 su numunesinde uygunsuzluk olduğu anlaşıldı.Suların 199'u mikrobiyolojik, 61'i kimyasal, 8'i fiziksel, 18'i mikrobiyolojik ve kimyasal, 3 numunede ise mikrobiyolojik ve fiziksel uygunsuzluk taşıdığı belirlendi.UYGUNSUZLUK 2014'TE ARTTI2013 ve 2014 ilk 6 aylık bulgular kıyaslandığında uygunsuzluk oranı yüzde 17,8'den yüzde 12,2'ye düşmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.Aynı şekilde mikrobiyolojik uygunsuzluk oranında da 2014'te azalma görülürken, kimyasal uygunsuzluk oranı 2013'te yüzde 6,9 idi. Bu rakamların 2014'te yüzde 21,1'e yükselmiş olması dikkat çekti.OZONLAMA İŞLEMİAraştırma ekibi mikrobiyolojik uygunsuzluktan kaçınmak için ozonlama işleminin yapılmadığından kaynaklanabileceği ihtimali üzerinde durdu.Milliyet
Stres, Saçı Bir Gecede Beyazlatır mı?
Stres yüzünden saçın bir gecede beyazlayabildiği inancı oldukça yaygın. Claudia Hammond sorunun kökenine inmenin zorluklarını anlatıyor.Kaptan Pilot Eric Moody, 1982’de Kuala Lumpur’dan Perth’e uçuş sırasında uçağın dört motorunun birden durduğunu, Cakarta havalimanına acil iniş yapmak zorunda kalmış. Bütün bu süreç boyunca pek korku belirtisi göstermeyen Moody’nin altı ay sonra saçlarında bir tutam beyazlaşmış; bir yıl sonra ise bütün saçı ağarmış.Benzer şeyler başka tarihsel karakterlerin de başına gelmiş. Fransa kraliçesi Marie Antoinette 37 yaşında giyotine gitmeden bir gece önce saçlarının beyazlaştığı söylenir. İngiliz avukat Thomas More’un da 1535’te idamından hemen önce saçlarının ağardığı rivayet edilir.Peki, bu hikâyelerin doğruluk derecesi ne? Saçların bir gecede ağarması bilimsel olarak mümkün mü? Saçın bu kadar kısa sürede renk değiştirmesine neden olan fizyolojik bir süreç var mıdır?Saça rengini veren iki tür melanin pigmenti vardır: Saçın koyuluğunu belirleyen ‘eumelanin’ ile saçın kızıllık ve sarışınlık derecesini belirleyen ‘feomelanin’. Yaşımız ilerledikçe saç foliküllerindeki hücreler bu pigmentleri üretmez olur. Bunun sonucu ise saçın renksiz hale gelmesidir. Saçımızın bir kısmı eski renginde bir kısmı ise renksiz olunca, özellikle koyu renk saçlılarda ortaya gri bir görüntü çıkar.Bu süreç hakkında tam bilgiye sahip değiliz. Bir araştırmada, saçı suni yollardan ağartmada kullanılan kimyasalın doğal ağarmada da devreye girdiği görülmüştür. Fareler üzerinde yapılan araştırmalarda şu sonuca varılmıştır: Melanin üreten hücreler hidrojen peroksit de üretiyor ve normalde bu katalaz adı verilen bir enzim tarafından parçalanıyor. Fakat yaş ilerledikçe bu enzim miktarı azalıyor ve hidrojen peroksit birikmesi melanin üretimini engelliyor.Ani saç ağarmasına tıpta ‘canities subita’ deniyor. Aslında saçlar renk değiştirmiyor, renkli olan saçlar dökülüyor. ‘Alopesia arieta’ adı verilen hastalık ani saç dökülmesine ve kısmi kelliğe yol açıyor. Vücudun bağışıklık sisteminin tetiklediği bir reaksiyon olduğu sanılıyor; vücut kendisine karşı harekete geçiyor. Stres durumu daha da ağırlaştırıyor. Korkunç şeyler tecrübe eden insanlarda ani saç ağarması bununla bağlantılı olabilir. Bazı durumlarda beyaz saçlar bu süreçten etkilenmiyor.Yani şok durumunda saç dökülmesi meydana gelebilir. Dökülen saç da renkli saçlar olacağından beyaz saçlar kalacak, tüm saç beyazlamış gibi görünecektir. Belki de bağışıklık sisteminin karşı saldırıya geçtiği şey pigment üretme sistemidir. Pigment üretmeyen beyaz saç folikülleri bu nedenle etkilenmiyor olabilir.Bu yaklaşım Kaptan Moody’nin durumunu açıklayabilir. Moody’nin saçının tümüyle beyazlaşması bir yılı bulmuş. Fakat saçları henüz beyazlamamış ya da az beyazlamış gençlerle ilgili anlatılan bir gecede beyazlama hikâyeleri için ne denebilir?Bir başka vaka da İsviçre’de 54 yaşındaki bir kadının kafasında küçük bir bölgede görülen saç dökülmesi. Kortizon tedavisiyle saç dökülmesi durmuş, ama birkaç hafta içinde saçları tümüyle beyazlamıştı.Bu yıl kimya alanında Nobel ödülü alan Robert Lefkowitz’in önderliğindeki bir ekibin geçen yıl yaptığı bir araştırma bu sorunun yanıtına bir adım daha yaklaşmamızı sağladı. Farelerde yapılan araştırmada, kronik stresin DNA’da hasara neden olan bir mekanizma yarattığını ve bunun saç ağarmasına yol açabileceğini tespit ettiler.Saçların beyazlaması tıbbın kolayca çözeceği basit bir sorun olarak algılanır, ama öyle değildir. Tam olarak meydana gelen süreci görmek için şoka uğratıcı bir olay öncesinde ve sonrasında saç yapısını, rengini, kalınlığını incelemek gerekir. Hayati tehlike oluşturan anlar nadir oldukları gibi önceden bilinemezler de. Hiçbir etik komisyonu da laboratuvardaki gönüllü denekleri yeterince korkutacak bir olaya meydan verilmesini kabul edemez.Kısacası, şok nedeniyle saçın renk değiştirmesi dşüncesi oldukça ilginçtir. Belki de bunun ardında yatan şey vücudumuzun bizim dışa vurduğumuzdan çok daha fazlasını yaşıyor olduğu düşüncesidir. Yani kaptan pilot Moody, motorları duran uçağa acil inişi soğukkanlı bir şekilde yaptırmış olsa da, vücudu ayrı bir hikâye anlatıyor olabilir.Claudia Hammond | BBC Future
Mantar Tüketiminde Doğru Bilinen 8 Yanlış
Uzmanlar, yağışlarla birlikte doğada kendiliğinden çıkan ve halk tarafından tüketilmek üzere toplanan mantarların zehirli olabileceği uyarısında bulundu. Doğal olarak yetişen ve çeşitli şekillerde tüketilen şapkalı mantarların yapısında zehirli madde bulunduğu ve ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenme vakalarına sebep olabildiği, kişilerin her ne kadar zehirli olanla olmayanı ayırt edebildiğini iddia etse de her zaman bunun mümkün olmadığına dikkat çekildi.Afyonkarahisar Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Lüfti Akgün, doğal ortamda kendiliğinden yetişen mantarların tüketiminden kesinlikle kaçınılması uyarısında bulundu. Akgün'ün verdiği bilgiye göre, mantar zehirlenmelerindeki belirtiler mantarın yapısındaki zehrin çeşidine göre 2 saatte ya da 6 saatte ortaya çıkabilir. Mantarın yenmesinden 2 saat sonra ortaya çıkan belirtiler; sersemlik, uykuya meyil, tansiyon düşüklüğü, yüz ve boyunda kızarma, nabızda artış, bulanık görme, ağızda metal tadı, bulantı ve kusma, terleme olarak sayılabilir. 6 saat sonra gelişebilen zehirlenme belirtileri ise bulantı ve kusma, ishal, ateş, nabızda artış, karın ağrısı, daha sonra da karaciğer ve böbrek bozuklukları ile bu organların bozukluğuna bağlı belirtiler olarak gelişiyor.Akgün, mantar zehirlenmelerinden korunmanın kesin yolunun doğada kendiliğinden yetişen mantarların yenmeyip, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi olduğunu belirtti. Bu mantarları alırken de ambalajlı olmasına ve ambalajın üzerinde tüketiciyi bilgilendirmeye yönelik etiketlerin bulunması gerektiğini hatırlattı.YANLIŞ İNANIŞLARÖte yandan mantar zehirlenmesi konusunda halk tarafından kabul gören bazı yanlış inanışlar mevcut.Mantar tüketiminde doğru bilinen yanlışlarYoğurtla yendiğinde zehirlemezSirke ve tuzlu suda kaynatıldığında zehir yok olurPişirilen ve kurutulan mantarda zehir kaybolurÇayırlarda yetişenlerde ve ağaçlardakilerde zehir olmazGümüş kaşıkla kaynatılan mantarda kaşık kararıyorsa mantar zehirlidirSalyangozlar zehirli mantarları yemezlerMantar koparıldığında rengi değişmezse zehirsizdirKoparıldıktan sonra iç kısmı mavileşirse bu mantar zehirlidir.CİHAN
Reklam