onedio
Davutoğlu: 'Gül'e Kapımız Her Zaman Açık'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile beraber Hacı Bayram Vali Cami’inde sabah namazı kıldı. Namazın ardından gazetecilere konuşan Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili bir soruya ''Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır'' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile birlikte Hacı Bayram Veli Cami’inde sabah namazı kıldı. Davutoğlu ve Görmez, namazın ardından Hacı Bayram Veli Türbesi’ni gezdi. Başbakan Davutoğlu, daha sonra Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. 14 Mart Tıp Bayramı’nda kanser hastalarını ziyaret eden Davutoğlu, çıkışta basın mensuplarına açıklama yaptı.Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün siyasete dönmesine ilişkin 'Sayın Gül'ün Ak Parti'ye gelişi konusunda herhangi bir ek açıklamaya dahi ihtiyaç yoktur. Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır' dedi.AA
Sigara Karşıtı Önlemler İşe Yarıyor mu?
Avustralya ile İngiltere sigara yasağı konusunda muhtemelen dünyanın en sıkı ülkeleridir.Halka açık yerlerde sigara yasağı, paketler üzerindeki sert uyarılar ve dükkanlarda tütün ürünlerini sergileme yasağı var.Şimdiyse standart ambalajlar hayata geçirilecek gibi.Geçtiğimiz ay da çocuklar arabadayken otomobillerde sigara içme yasağı kararı alındı.Bazı yerlerde meydanlar ve parklarda bile sigara içilmesini yasaklamaya çalışılıyor.Dokunulmaz alan sadece ev kalmış gibi görünüyor ancak sigara lobi grubu Forest eve de sıranın geleceği kanısında.
Evliliklerdeki Sorunlu 8 Kadın Tipi
Bu yazıda evlilik terapisi ve aile danışmanlığı yaparken karşılaştığım, sorunlu 8 kadın tipini anlatacağım. Beni takip ediyorsanız daha önce bu serinin ‘Evliliklerdeki Sorunlu 10 Erkek Tipi‘ bölümünü okumuş olabilirsiniz. Ancak erkeklerden fazlaca tepki aldığımı belirtmeliyim. Hep bizi kötülemişsin hocam şeklinde mailler aldım. Ancak daha önce de belirttiğim üzere, burada bahsettiğim durumlar, sık karşılaştığım problemlerin cinsiyetler üzerinden esprili bir şekilde kategorize edilmesi. Herhangi bir cinsiyete kastım yoktur, bu böyle biline…
Dünya Sağlık Örgütü: Ebola Kurbanlarının Sayısı 10 Bini Geçti
Dünya Sağlık Örgütü, Ebola virüsünden etkilenen Batı Afrika ülkeleri Liberya, Gine ve Sierra Leone'de ölenlerin sayısının 10 bini aştığını bildirdi.DSÖ'nün açıklamasında, salgının devam ettiği Liberya, Gine ve Sierra Leone'de görülen 24 bin 350 Ebola vakasında, 10 bin 4 kişinin öldüğünün tespit edildiği belirtildi.Ebola virüsünden Liberya'da 9 bin 343 vakada 4 bin 162 kişi, Sierra Leone'de 11 bin 677 vakada 3 bin 655 kişi, Gine'de ise 3 bin 330 vakada 2 bin 187 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi.Liberya'da son iki haftada yeni vaka tespit edilmediği açıklandı.Ebola virüsü nedeniyle Batı Afrika'da 491 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği duyuruldu.Batı Afrika dışında Ebola virüsünden Mali'de 8 vakada 6, Nijerya'da 20 vakada 8 ve ABD'de 4 vakada 1 kişi hayatını kaybetmiş, İngiltere, Senegal ve İspanya'da birer vaka saptanmıştı.Dünya genelinde Ebola virüsünden ölenlerin sayısı bu ülkeler de eklendiğinde 10 bin 19'a yükselmiş oldu.AA
Domuz Gribi Aramızda
İstanbul'da hizmet veren Gelişim Tıp Laboratuvarları Ocak, Şubat ve Mart ayında grip şikayetiyle kendilerine gelen 164 hastadan 13'ünde domuz gribi virüsü tespit etti. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş, domuz gribinin salgın boyutta olmadığını ancak giderek artığını söylüyor.Radikal'den İdris Emen'in haberine göre Gelişim Tıp Laboratuvarları, İstanbul 'da son üç ayda çeşitli şikayetlerle kendilerine başvuran 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandığını açıkladı. Laboratuvarın verilerine göre 2015 yılı Ocak ayında çeşitli testlere tabi tutulan 76 hastanın 2’sinde domuz gribi virüsüne rastlandı. Şubat ayında teste tabi tutulan 51 hastanın 5’inde, Mart ayında ise test edilen 37 hastanın 6’sında domuz gribi virüsü tespit edildi. Yani 2015 yılının ilk üç ayında 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandı. Kış ve bahar aylarında domuz gribi vakalarının arttığını söyleyen enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş sözlerine şu şekilde devam etti:“Ocak 2015 tarihine kadar domuz gribi virüsüne rastlamadık. Ancak Kış ve bahar aylarına denk gelen Ocak, Şubat ve Mart aylarında domuz gribi virüsünde bir artış yaşandı. Bu üç aylık sürede laboratuvarlarımızda 164 hastanın 13’ünde domuz gribi virüsüne rastladık. Bu rakamlar dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor. Ancak domuz gribinin şu anda salgın bir boyutta olmadığını ve kontrol altında olduğunu belirtmekte fayda var.”Domuz gribi belirtileri nelerdir?Halk arasında ‘domuz gribi’ olarak da adlandırılan, H1N1’in belirtileri arasında boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı, burun akıntısı, öksürük, solunum güçlüğü, kusma, ishal ve yüksek ateş şikayetleri bulunuyor. Uzmanlar 38 dereceyi aşan yüksek ateşli hastalarda bu belirtilerden en az bir tanesinin görülmesi durumunda hastanın domuz gribine yakalanmış olabileceğini, dolayısıyla hastanın mutlaka doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.Kimler domuz gribi tehdidiyle karşı karşıya?Hamileler, iki yaş altındaki çocuklar, kronik karaciğeri hastalığı olanlar, kalp -damar hastalığı olanlar, aşırı kiloya sahip olanlar, 18 yaş altı sürekli Aspirin kullananlar ve 65 yaş üstü olanlar domuz gribi risk grubunda bulunuyor. Domuz gribinden korunmanın en önemli yolunun hijyen olduğunu belirten uzmanlar, özellikle ellerin sabun ve bol suyla yıkanmasını tavsiye ediyor.
Sağlık Çalışanlarının Nöbet Ücretine Yüzde 50 Zam
Başbakan Ahmet Davutoğlu, sağlık çalışanlarının fazla mesai ücretlerine yüzde 50 ila yüzde 75 zam yapılacağını açıkladı. Ayrıca isteyen doktorlar 70 yaşına kadar çalışabilecek.Başbakan Davutoğlu, Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın 'Şifa Veren Ele Vefa' adlı etkinliğinde bir konuşma yaptı. Davutoğlu fazla mesai ücretlerine zam, daha yüksek emekli maaşı ve erken emeklilik gibi bir dizi yeni imkan ve hak getirileceğini söyledi:'Evvelki gece sağlık bakanımız ile konuştuk. Tıp bayramı münasebetiyle sağlık çalışanlarımızın nöbet ücretlerinde yüzde 50 zam yapıyoruz. Acil servislerde ve riskli noktalarda çalışanların mesai ücretlerine yüzde 75 zam yapıyoruz. Sabit döner sermayeden gelen gelirlerse isterseler daha fazla kesinti yapıp daha fazla emekli maaşı almaları sağlanacak. Hekim sayımızdaki açık var. Çalışmak isteyen hekimlere 70 yaşına kadar çalışma imkânı getireceğiz. Mali sorumluluk tazminatında 400 bin TL’lik limit 600 ila 800 bin TL’ye çıkarılacak. Ayda belli saat nöbet tutan hekimlerimize kademeli olarak emeklilikte fiili yıpranma hakkı verilecek.''Sağlık çalışanlarını anlamalıyız''En güzel hastaneleri kurabiliriz ama insan faktörü olmadan ne araçlar, ne kanunlar işe yarar' diyen Davutoğlu, sağlıkta gelişimin doktorlara bağlı olduğunu söyledi. Başbakan, 'Devletin saadeti insanın sıhhatine bağlıdır' dedi ve şöyle devam etti:'Hastanedeki her ortamda, o telaşlı koşuşturma içinde, belki zihninde beş hastayı aynı anda taşıyarak, oradan oraya koşturan doktorların, hemşirelerin, hasta bakıcıların haletiruhiyesini anlamadan, yaşadığı küçük bir sorun dolayısıyla, onlara saldırma cüreti, küstahlığı gösteren kişilerin merhamet yoksunu olduğuna inanıyorum.''Kadına şiddet alkol ve uyuşturucu bağımlılarından geliyor'Davutoğlu sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için çağrı yaparken, kadına yönelik şiddete de dikkat çekti. Başbakan, 'Kadına şiddet özellikle alkol ve uyuşturucu bağımlısı kesimden geliyor. Buna da dikkat etmemiz lazım' dedi.Başbakan iç güvenlik paketinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücade bir düzenleme getirileceğini belirtip, 'Hem şifa veren sağlık çalışanına saldırcaksın hem de arka kapıdan çıkacaksın. Bir hesap vereceksin. Vaka adli makamlara tevdi edilecek.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Erdoğan, PKK'ya IRA Örneğini Verdi: 'Bizdeki Teröristler Adım Atamıyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nu ziyaret ederek rektörler ile bir araya geldi.YÖK Binası'nda rektörlere hitap eden Erdoğan, çözüm sürecine yönelik silah bırakma çağrısı hakkında 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betona gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' dedi.'Üniversitelerde elinde molotof olan değil, kitap olan öğrenciler istiyoruz'Konuşmasının başında YÖK'ü ilk kez ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, 'Yükseköğretim Kurulu'na yaptığım bu ziyaret bir ilktir. 12 yıllık başbakanlık dönemimde maalesef böyle bir ziyaret olmadı. Böyle bir ziyaret ilk defa gerçekleşiyor. Bundan dolayı ayrıca bir heyecanım ve duygusallığım var' sözlerini ifade ederek 'Uzun yıllar bilimle, araştırmayla, eğitimle değil; kavgayla, kamplaşmayla, yasaklarla alınması önemli bir sıkıntımızdı. Öğrencilik yıllarımda üniversitede ben de yaşadım. Türkiye, 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta darbecilere yol gösteren onlara meşruiyet sağlama çabası içine giren üniversite hocaları gördü. 27 Mayıs'ta kamyonla taşınan öğrenci cesetlerinden bahsederek kamuoyunu galeyana getiren üniversite rektörleri olduğunu biliyoruz. 28 Şubat'ta gösterilerde pankart taşıyarak ünvanlarına ihanet eden hocaları ibretle izledik. Bu ülkede başı örtülü öğrencileri okula sokmamak için üniversite fakülte kapısında nöbet bekleyen hocaların varlığına şahit olduk. Benim çocuklarım aynı akıbete uğradı. Biz demokrasi, insan hakları ve özgürlük temelindeki reformlarımızla üniversiteleri bu tür tartışmaların da dışına çıkarmanın çabası içinde olduk. Üniversitelerdeki hocalarımızı kimlikleriyle, şahsiyetleriyle, birikimleriyle çelişecek işlerin içinde olmaktan kurtardığımıza inanıyorum. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa bundan sonra da onu yapmanın gayreti içerisinde olacağımızı özellikle ifade etmek isterim. Biz kendi yanımızda olacak değil, hakkında ilmin safında yer alacak profesörler, doçentler, araştırma görevlileri istiyoruz. Türkiye'nin kargaşanın kavganın terörün hakim olduğunu üniversite kampüslerine değil, araştırmanın öğrenmenin hakim olduğu eğitim ocaklarına çok ama çok ihtiyacı var. Üniversitelerde elinde taş olan, sopa olan, molotof olan değil kitap olan, bilgisayar olan öğrenciler görmek istiyoruz. Bu ülkenin başbakanlığına, bakanlıklarına orayı tahrip etmek için değil, orada Türkiye'nin geleceğini müzakere etmek için yürüyen öğrenciler görmek istiyoruz' diye konuştu.'Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu ortaya çıkıyor'Çözüm sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, '2023 hedeflerimize ulaşma konusunda çözmemiz gereken sorunlar olduğunu biliyoruz. Bunların bir tanesi malum çözüm sürecidir. Geçmişte milyonlarca vatandaşımızın mağduriyetine yol açan eksiklikleri gidermek. Bugün artık ne temel hak ve hürriyetler konusunda ne alt yapı yatırımlarında şikayet etmeyi gerektirecek önemli meseleler kalmadığına inanıyorum. Hakkari'de bugün terörün engellediği havalimanı yapımı var. Maalesef terör sebebiyle 1 yıl ertelendi. Teröre rağmen o havalimanı bitecek. Çünkü biz Kürt vatandaşlarımızın da buna layık olduğuna inanıyoruz. Ama onları sevdiklerini iddia edenler o tür yatırımları maalesef engellenmenin gayreti içerisinde. Bu nasıl sevgi? Bir taraftan diyeceksiniz ki biz Kürtlerin temsilcisiyiz. Öbür taraftan Kürt vatandaşıma bir havalimanının yapımını engelleyeceksin. Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu zaten buralarda ortaya çıkıyor. Böyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bunlar aşılacak. Ben buna inanıyorum. Yeter ki biz kararlı, cesur olalım' ifadelerini kullandı.'Bizdeki teröristler adım atamıyor'Çözüm sürecine ilişkin olarak silah bırakma çağrısı hakkında konuşan Erdoğan, 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betone gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. Devlet hükümetiyle üzerine düşenleri titizlikle yerine getirmiştir, getirmeye devam ediyor. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' şeklinde konuştu.'Üniversiteleri potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız'Üniversitelerde yaşanan olayları hatırlatan Erdoğan, İç Güvenlik Paketi vurgusu yaparak 'Meclis'te görüşülen İç Güvenlik Paketi bu konuda ilgili kurumlarımıza önemli imkanlar sağlayacaktır. Bir süre önce İzmir'de yaşanan ölümlü hadise onun öncesinde ve sonrasında pek çok yerde yaşanan gerginlikler bizlere üniversitelerde hassasiyeti tekrar hatırlatıyor. Üniversitelerimizin yasalara aykırı, çözüm sürecinin ruhuna aykırı şiddete yönelik hiçbir eyleme izin vermemeleri gerekiyor. Demokrasi ve özgürlük ortamını muhafaza etmek başkadır, ülkenin bekasına milletin geleceğine yönelik tehlikeler karşısında tedbir almak başkadır. Bu ince çizgiyi çok iyi gözeterek üniversiteleri belli grupların potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız' açıklamasında bulundu.'Paralel devlet yapılanmasıyla mücadele benim şahsi meselem değildir'Paralel devletle mücadele konusunda üniversitelerden hassasiyet beklediğini ifade eden Erdoğan, 'Diğer bir önemli meselemiz devletin ve toplumun içine kanser hücresi gibi sızmış olan paralel devlet yapılanmasıyla mücadeledir. Bu benim şahsi meselem değildir. Bu devletin Milli Güvenlik Kurulu dahil tüm organlarında görüşülmüş, tespiti yapılmış, teşhisi konmuş ve mücadele kararı alınmış bir meseledir. Üniversitelerimizin bu konuda hassasiyet göstermesini, devletin ve milletin çıkarları doğrultusunda bu yapıya karşı kararlı bir tutum içinde olmasını bekliyorum' dedi.'Başka kültürdeki kadın algısını getirip...'Kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yürütülen çalışmaların gerekli etkiyi oluşturmadığını savunan Erdoğan, 'Kadına şiddet ve kadın hakları meselesi cumhurbaşkanı olarak yakın takibimde olacaktır. Bu amaçla kadına şiddet, insanlığa ihanettir; sloganıyla bir kampanya başlattık. Ancak bu çalışmaların gerekli etkiyi oluşturamadığını görüyoruz. Benim tespitim bu çalışmaların gerçekten etkili olabilmesi için kendi tarihimize, kendi inancımıza uygun bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğidir. Bir başka kültürdeki kadın algısını getirip bizim toplumumuza giydirmeye kalkarsanız oradan netice alamazsınız. Üniversitelerimizden kadınlarla ilgili ülkemiz gerçeklerine uygun bir program oluşturmalarını bekliyorum' diye konuştu.Bahar Demirel / DHA
Karanfilin Faydaları Nelerdir?
15-20 metreye kadar büyüyebilen ve kışın yaprakları dökülmeyen bir ağaçtır. Bu ağacın tomurcukları kurutularak karanfil baharatı, çiçeklerinden ise karanfil yağı elde edilir.Karanfilin FaydalarıHoş kokulu bu baharatın en önemli özelliği antiseptik olmasıdır. Bu özelliği ile mikropları öldürürAğır bir yemekten sonra ağzınıza atacağınız bir karanfil tanesi ağız kokusunu giderirGaz söktürücü özelliği vardırBağışıklık sistemini güçlendirirKaranfil baharatı iştah açıcıdırKalp sağlığına iyi gelirHafızayı güçlendirirCinsel gücü arttırırBalgam sökücü özelliği vardır ve öksürüğü kesmede yardımcıdırİshali keserBedende ve zihinde oluşan yorgunlukları giderici özelliği vardırMide ve bağırsak bozukluklarına iyi gelirAğrı kesici özelliği vardırAteşi düşürürYağı ile romatizmalı bölgeye yapılan bir masajla, romatizma ağrılarını azaltabilirsinizKaranfil tohumunu suda kaynatarak çayını demleyip sonrasında içine biraz tarçın ekleyerek boğaz ağrılarına iyi gelen bir bitki çayı elde edebiliriz.Saç dökülmesine iyi gelir
Reklam
Antep Fıstığının Faydaları Nelerdir?
İsmini üretiminin en çok yapıldığı yer olan Gaziantep ilimizden alan antep fıstığının faydaları saymakla bitmiyor. Antep fıstığının tek kötü yanı ise fiyatının yüksek olması.Gün içerisinde tükettiğiniz 10 – 12 adet antep fıstığı ile vücudunuzun yağ ihtiyacını karşılayabilirsiniz.100 gr antep fıstığı ile vücudumuzun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35”ini karşılayabiliriz.Antep fıstığı kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır.Antep fıstığı sığır etinden protein bakımından 2 kat, fosfor bakımından 4 kat daha üstündür.Günde 30 gr antep fıstığı yiyerek kan seviyemizi yükseltebiliriz. Kan yapıcı özelliği vardır.E, B, C vitaminleri bakımından zengindir.Kalp sağlığını korur.Böbrek ve safra kesesi ağrılarını dindirir.İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.Cinsi arzuları artırır, bedeni ve zihni kuvvetlendirir.Böbrek ve mesane kumlarını düşürür.Kan şekerinin yükselmesini önler.Balgamınız var veya öksürüyorsanız antep fıstığı tüketin. Antep fıstığı akciğer iltihaplarında iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğüs ağrılarının ve öksürüğün geçmesine yardımcı olur.Hastalıklardan korunmak için öncelikle bağışıklık sistemimizin kuvvetli olması gerekir. Antep fıstığı bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.UYARI: Burada verilen bilgilerdeki doğal gıda maddeleri sadece destek amaçlıdır. Hastalıkların tedavisinde ilk yapmanız gereken şey doktor kontrolü ve doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmanızdır.
The Simpsons'ın Yaratıcısı Hayatını Kaybetti
Dünyaca ünlü çizgi dizi The Simpsons'ın yaratıcılarından Sam Simon uzun süredir boğuştuğu hastalığına yenilerek 59 yaşında hayatını kaybetti.Kanser tedavisi gören Simon, ünlü komedi dizisi The Simpsons’ı 1989 yılında Matt Groening ve James L. Brooks ile birlikte yarattı.İki sene önce bağırsak kanseri ile teşhis edilen Simon, kendini hayırseverlik işlerini vermişti. Simon’ın 100 milyon doları bağışladığı yerler arasında hayvan hakları organizasyonu PETA gibi yardım kuruluşları bulunuyor.Simon, verdiği bir röportajda “Röntgenlerimi gösterdiler ve ‘bunlar ölü bir adamın röntgenleri’ dediler. ‘Tedavi edilebilir mi’ diye sordum. Doktorum, ‘O kelimeyi kullanmıyorum, seni tedavi edemem ama benim işim seni hayatta tutmak’ dedi ve şimdiye kadar harika bir iş çıkardı. Hayatım boyunca kendimi hiç bu kadar iyi ve mutlu hissetmemiştim. Doktoruma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanmıştı. Kanserin hayatındaki en iyi deneyim olduğunu belirten Simon, 'Bu sayede çevrem beni seven ve ilgilenen insanlarla, benim için her şeyi feda edebilecek kişilerle doldu. Benim için bu, mutluluk demektir. Sanıyorum önceden kendime mutlu hissetme izni vermiyordum. Kanser benim için bir mücadele, bir yolculuk, bir macera ve hayatımın en iyi deneyimi oldu' demişti. HaberTürk
Reklam
Kalıcı Zayıflama ve Güçlü Kaslar İçin 5 Altın Kural
Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile kas geliştirme konusunda yıllardır yapılan araştırmalar ve çeşitli yöntemler olmazsa olmaz şu beş kuralı ön plana çıkarttı:Kas yapısını derinden güçlendirmekGüçlü kas dokusu ile kas dokusu çevresindeki yağ yakımını hızlandırmakKas liflerini artırmakMetobolizmayı hızlandırmakKan dolaşımını hızlandırmakEstetik Plastik Rekonstruktif Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflama, güçlü ve estetik vücut yapısı için bu olmazsa olmaz 5 maddenin şart olduğunu belirtiyor ve ekliyor:Klasik fitness antrenmanları tüm kas gruplarını çalıştırmak ve derinlemesine güçlendirmek anlamında maalesef çok yeterli olamıyor. Spor teknolojisinin geldiği son nokta olan ve Avrupa ve Amerika’da kullanımı hızla yaygınlaşan EMS teknolojisi ile vücudumuzdaki 36000 kas lifini aynı anda çalıştırabiliyoruz. Kas aktivitesinin artması çevre dokulardaki yağ yıkımını hızlandırarak kasların gelişmesine ve yağsız bir beden tipine sahip olmayı kolaylaştırıyor.Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın temelinde güçlü kas yapısı olduğunu vurguluyor ve beş altın kuralın EMS teknolojisinde birleştiğini ve bu teknolojinin Avrupa Amerika gibi gelişmiş ülkelerden sonra Türkiye’ye de geldiğini müjdeliyor. Ancak EMS teknolojisini kullanırken medikal onaylı cihazlar ve sertifikalı kişisel antrenörler eşliğinde ve hijyenik ortamlarda antrenman yapılmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuda Türkiye’de ilk defa Amerikan Sağlık Bakanlığı onaylı ileri teknolojik cihazlarla, sertifikalı antrenörler eşliğinde, hijyenik stüdyolarda faaliyet gösteren GOMAX gibi dünya markalarının tercih edilmesinin önemini vurguluyor.Dünya çapında kendini kanıtlamış ve EMS teknolojisinde medikal onaylı cihazlarla faaliyet gösteren GOMAX firmasının (www.gomaxturkiye.com) Alman sahibi Krisztina Burmeister, Nurnberg Üniversitesi’nde ve diğer akademik çalışmalar sonucunda, EMS antrenmanlarının vücut kompozisyonu üzerinde oldukça olumlu etkileri olduğunun kanıtlandığını ve yağ kitlesini azaltırken kas hacmini artırdığı gözlemlendiğini, ayrıca metabolizma hızında ve kan dolaşımının hızında artırıcı bir etkisi olduğunu anlatıyor. Bu teknolojiyi en üst seviyedeki aletlerle Türk halkı ile buluşturmaktan mutlu olduklarını belirtiyor.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
1 Haziran 2013'te gerçekleştiği öne sürülen 'Kabataş saldırısı' iddiasıyla ilgili polis raporu ortaya çıktı. Rapora göre polis, 161 kişiyi yakın incelemeye aldı. Polis bu kişilerin Facebook adreslerinden özel hayatlarına telefonlaştıkları kişilere kadar her detayı inceledi. 2560 saatlik kayıt izlendi. İncelemeye alınan kişilerden olay günü görüntüsünde; “ne üstü çıplak, ne eli deri eldivenli, ne başlarında tuhaf bantlar olan” kimse bulunamadı...
İşlenmiş Gıdalar Depresyona mı Yol Açıyor?
Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.Not** Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. BBC kendi dışındaki internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir.BBC Türkçe
Reklam
Kocaeli'de Her 4 Kişiden  1’i Kanserden Ölüyor
TÜİK, Doğu Marmara Bölgesi’nde yer alan şehirlerin ölüm sebeplerini ve oranlarını açıkladı. Buna göre Kocaeli’de her 4 kişiden 1’i kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Kentteki bu yüksek oran akıllara, bir sanayi bölgesi olan Dilovası’nda araştırmalar yapan ve anne sütü ile bebeklerin kakasında ağır metal saptayan Onur Hamzaoğlu’nun araştırmalarını getirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ve Kocaeli’de yaşayan vatandaşların ölüm sebeplerini açıkladı. Buna göre; Kocaeli’de vatandaşların yüzde 34’ü dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.
Yılda 25 Kutu İlaç Tüketiyoruz...
Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda kişi başına ilaç tüketimi kutu bazında yüzde 100 artış gösterdi. Bakanlık verilerine göre 2005 yılında kişi başına tüketilen ilaç sayısı 12 kutu iken bu rakam 2014 yılı sonu itibariyle 25 kutuya çıktı. İlaç tüketiminde ilk sırayı mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken, sırasıyla en çok tüketilen diğer ilaçlar sıralamasında sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi ve sinir sistemi ilaçları takip etti.Sağlık Bakanlığı, 2014 yılı sağlık verilerini açıkladı. Bakanlığın kurum ve kuruluş sayıları incelendiğinde 874 hastane, 133 ağız ve diş sağlığı merkezi, 194 semt polikliniği, 21 bin 386 aile hekimi, 970 toplum sağlığı merkezi, 182 ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi, 179 verem savaş dispanseri, 5 bin 572 sağlık evi, 2 bir 186 acil yardım istasyonu, 127 Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM), 10 Hava Limanı Sağlık Denetleme Merkezi ve 35 Sahil Sağlık Denetleme Merkezi bulunuyor. Sağlık personeli sayılarına bakıldığında ülkemizde özel ve kamu olmak üzere 75 bin 251’i uzman hekim, 39 bin 45’i pratisyen hekim ve 21 bin 320’si asistan hekim olmak üzere toplam 135 bin 616 hekim görev yapıyor. Ayrıca 22 bin 996 Diş Hekimi, 27 bin 199 Eczacı, 142 bin 432 Hemşire, 52 bin 838 Ebe, 149 bin 616 Diğer Sağlık Personeli ve 229 bin 615’i Diğer Personel ve Hizmet Alımı olmak üzere 760 bin 322 sağlık çalışanı görev yapıyor. 2002 yılında hizmet alımı dahil 379 bin olan sağlık çalışanı sayısını 2014 yılında 760 bine çıktı. Avrupa’da 100 bin kişiye 325 hekim düşerken ülkemizde bu rakam 175 olarak tespit edildi. Avrupa’da 100 bin kişiye 68 diş hekimi düşerken ülkemizde 100 bin kişiye 30 diş hekimi düştü. Yine Avrupa’da 100 bin kişiye 836 ebe ve hemşire düşerken bu rakam ülkemizde 251 olarak gerçekleşti. Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri alanında 2013 yılında 9 milyar olan hizmetleri harcamaları, 2014 yılında 11 milyar TL’ye ulaştı. İhtiyacı olan hamileler için ‘misafir anne’ projesine gerçekleştirildi. Çocukluk dönemi aşılama takviminde 2002 yılında 7 olan aşı sayısını 13’e çıkarıldı. Bebek dostu hastanelerde doğan her bebek anne sütü ile beslenerek hayata sağlıklı bir başlangıç yapıyor. Bebek Dostu Hastane sayısı 2002’de 141 iken 2014 yılında bin 110 oldu. Aile hekimliği öncesinde birinci basamak sağlık tesislerinde 17 bin 800 hekim görev yaparken 2014 itibarıyla 6 bin 824 aile sağlığı merkezinde 21 bin 386 hekim görev yapıyor. 2014 yıl sonu itibarıyla 3 bin 633 kişiye bir aile hekimi hizmet verdi. Yıllar itibarıyla aile hekimine kayıtlı kişi sayısını kademeli olarak azaltmayı planlayan bakanlık, aile hekimi başına düşen nüfusu 2017 yılı sonuna kadar 3 binin altına düşürmeyi hedefliyor. Birinci Basamakta Toplam Muayene Sayısı 2002 yılında 75 milyon iken bu rakam 2014 itibariyle 239 milyona çıktı. İkinci ve Üçüncü Basamakta Toplam Muayene Sayısı 425 milyon olarak gerçekleşirken toplam muayene sayısı 664 milyon oldu. 2002’de Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 18 olan manyetik rezonans (MR) cihazı sayısını 2014’de 256’ya, 121 olan bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı sayısını 466’ya, 495 olan ultrasonografi (USG) cihazı sayısını 2.782’ye çıkarıldı. 2002 yılında 14 olan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi sayısını 133’e; 1 olan Diş Hastanesi sayısını ise 6’ya çıkarılırken 2002'de 3 bin 211 olan diş hekimi sayısını 2014 yılında 7 bin 640’a yükseldi. Vatandaşların aile hekimlerinden, Bakanlığa bağlı hastanelerden ve ağız ve diş sağlığı merkezlerinden 182 Çağrı Merkezini arayarak, internet yoluyla ya da mobil uygulama ile randevu almakta. Günlük ortalama 360 bin işlem gerçekleştirilen sistem üzerinden randevu alarak muayene olma oranı yüzde 45'tir. Bakanlığın 2015 yılı hedefi bu rakamı yüzde 55'e yükseltmek. 2004 yılında tüketilen ilaç miktarı 856 milyon kutu iken bu rakam 2014 yılında 1 milyar 970 milyon kutuya ulaştı. Geçen yıl ilaca ödenen toplam rakam 17 milyar 585 milyon TL olarak gerçekleşti. İlaç tüketiminde ilk sırada mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken onu sırasıyla sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi, sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi, kardiyovasküler sistem, dermatolojide kullanılan ilaçlar, kan ve kan yapıcı organlar ilaçları izledi.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı, tedavi maliyetleri ve halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorun olarak devam ettiği belirtilen raporda, “Bu nedenle akılcı ilaç kullanımı konusunda halkın ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi son derece önemlidir. İlaç, doğru kullanılırsa etkilidir. Ancak DSÖ'nün sıkça dile getirdiği gibi tüm ilaçların yaklaşık yüzde 50’si uygunsuz şekilde reçetelenmekte, satılmakta veya uygulanmaktadır. Tüm hastaların yarısından fazlası da doğru şekilde ilaç alamamaktadır. Birçok ülkede ilaç kullanımının izlenmesinde de ciddi sıkıntılar mevcuttur.” Denildi. 40 BİN 281 SURİYELİ BEBEK TÜRKİYE'DE DOĞDUGeçici koruma altına alınan Suriyeliler için; sahra, prefabrik ve kalıcı bina tipi hastanelerde sağlık hizmeti verildiği belirtilen raporda Suriyeli Sığınmacılara Verilen Sağlık Hizmetleri şu şekilde sıralandı: “Poliklinik Sayısı 6 milyon 470 bin 289, Yatan Hasta Sayısı 246 bin 805, Ameliyat Sayısı 197 bin 932, Doğum Sayısı 40 bin 281, Aşılanan Sığınmacı Sayısı 285 bin.” 2002 yılında 33 ülke ile 39 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut iken bugün 67 ülke ile 127 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut. Bu anlaşmalarda sağlık personeli ve uzman değişimi, sağlıkla ilgili tüm konularda bilgi ve deneyim alışverişi, bilimsel kuruluşlar arasında doğrudan temasların sağlanması, özel sektörün ticari girişimlerinin desteklenmesi konularına ağırlık verildi. Son dönemde başta Sudan, Yemen, Afganistan, Filistin, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkas ülkeleri olmak üzere birçok ülke ile sağlık sistemlerinin oluşturulmasında teknik destek, sağlık personelinin Türkiye’de eğitimi, kongre ve konferanslar düzenlenmesi, ameliyatlar gerçekleştirilmesi gibi faaliyetleri hayata geçirmekte ve bilgi, teknoloji ve tecrübesi paylaşıldı.Yasin Kılıç, CHA
Reklam
Ayıya "Orman Kibarı", Rüşvete de "Hediye" Dememize Sebep Olan Örtmece Kavramı Nedir?
Dilin toplumsal yaşamda kullanımı sırasında bazı ifadelerin doğrudan kullanımı karşıki kişilerin incinmelerine yol açabilir, bu nedenle bu tür ifadelere dikkat edilmesi gerekir. Kimi toplumlarda gayet normal olarak kullanılan kelimelerin, kimi toplumlara göre tabu sayıldığı da bilinen bir gerçektir. Ancak bazı tabu kelimeler veya karşıki kişileri incitmesi olası olan ifadeleri daha hafifletmek amacıyla hemen hemen her toplumda var olan “hüsnü tabir” diye adlandırdığımız cici sözlerin kullanılması da yaygın hale gelmiştir. Örtmece, (hüsnü tabir) toplumsal bütünlüğün korunması, insanların meramını karşısındakine daha rahat aktarması; kriz yönetiminde insanların doğru yönlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Kelimeleri içerik bazında güzelleştirme fikri yeni bir olgu değildir ve yüzyıllardır tüm dillerde rastlanmaktadır. Bu olguya Türkçede 'edebi kelam' , 'güzel adlandırma', 'hüsnü tabir', 'güzelleme' veya 'örtmece‟ denmektedir. İngilizcede 'euphemism', Fransızcada 'euphémisme' ve Almancada 'euphemismus' olarak adlandırılan bu olgu Antik Yunanca kökenli 'eupheme' (eu< 'iyi, güzel' pheme>'konuşma, söz ') kelimesinden kaynaklanmaktadır.
5 Adımda Bahar Yorgunluğu Sizden Uzaklaşsın!
Soğuk, uzun bir kış bitiyor ve bahar geliyor. Doğa uyanırken mart ayı size oyunlar oynayabilir, güneşli sıcak bir gün ve ardından gri bulutların getirdiği kısa yağışlar. Sabah ne giyeceksiniz şaşırabilirsiniz, yataktan çıkmak zor da gelebilir.Mevsim dönüşleri özellikle de bahar, biraz da barındırdığı yoğun enerjiden dolayı, bize yorgunluk olarak gelebilir. Kaygılarımız artabilir ve endişeler zihnimize yerleşebilir.Biraz önlem alayım diyorsanız, işte size birkaç adımda kendinizi daha iyi hissedebileceğiniz ipuçlarımız:
Kuş Cenneti'ne Sanayi Tehdidi
Manyas Kuş Cenneti sanayi tesislerinin tehdidi altında. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, itirazları dikkate alıp tesislerin yapılacağı alanı küçülttü ama endişe giderilebilmiş değil. Plana itiraz edenler bölgede turizm ve tarıma ağırlık verilmesini istiyor. Balıkesir sınırları içerisinde bulunan Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, 256 türden yaklaşık üç milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Kuşların, yaz ve kış aylarındaki kıtalararası göç yolları üzerinde bulunuyor. Park, Avrupa Konseyi tarafından, çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen A sınıfı diplomaya sahip.
Reklam