onedio
Agah Aydın Yazio: Deprem: Bakmadığımız Yerden Yıkıldık
Çocuktuk!Bilmemizi istemedikleri her şeyi bilir, hiçbir şeyi bilmiyormuş gibi yapardık. Bilmek istemediğimiz şeyleri de bilirdik. Ama kendi kendimizden utanıp bildiğimizi bilmiyormuş gibi yapardık. Türkân Şoray’ın Kanunlarını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan, hatta bildiğimiz her şeyden daha iyi bilirdik. O filmde Türkân Şoray’ın Kadir İnanır’la sevişip, dudak dudağa öpüşeceğini bilmemezlikten gelmek zorunda olduğumuzu da bilirdik. Mevzunun sevişmek değil aşk, şehvet değil şefkat olduğuna da inandırırdık kendimizi. Filmin en heyecanlı yerinde 51 ekran televizyonun camında beliren kırmızı güllerin ardında adamla kadının şehvetle birbirinin içine geçmediğine kim inanır? Kadir İnanır diye öfkelenip, yapma Türkân Şoray diyerek sitem ederdik.Freud’a göre medeniyete girişimiz, insan oluşumuz, vücudun bir parçasının hariç tutulmasını talep eder: Hem ödediğimiz bedel hem de bakmaktan aldığımız hazzın koşulu budur (1). Saçlar, dudaklar, yanaklar, ayaklar, eller, zaman zaman baş kaldırmış memelerden söz edilir de okuru endişelendirmemek için cinsellik, cinsel birleşme, erkek ve kadın cinsel organları neden dışarıda bırakılır? Biz onları dışarıda bırakınca onlar dışarı da mı kalır? Kalmaz elbette! Buna kim inanır? Kadir İnanır!
Ebru Şinik Yazio: Deprem Korkusunu Yenmek için Ne Yapabilirsiniz?
Ne kadar empati yapmaya çalışsak da şu bir gerçek ki ateş düştüğü yeri yakar... Öncelikle dün yaşanan İzmir depreminde hayatlarını yitirenlere rahmet ve yaralılara da sonsuz şifalar diliyorum.  Dünya genelindeki dönüşümün hepimiz farkındayız. Pandemi, deprem, ekonomik kriz derken tüm dünyaca akıl sağlığını hızla yitiren bir gezegene dönüşmek üzereyiz. Ama bence çoğunluğun farkında olmadığı şey bu dünyada yaşamakta olan her bireyin birincil görevinin önce kendi akıl ve ruh sağlığını dengede tutmakla sorumlu olduğunu bilmektir.  Elbette yardıma ihtiyacı olan tüm insanlara, tüm canlılara elimizden geleni yapmak ile mükellefiz. Ama yardım etmek demek, tüm gün haberler karşısında oturup “Vah vahh” çekerek, bilinçaltının sürekli pasif stres hormonları tetiklemesine destek vermek ve etrafına sürekli bir acıma ve üzüntü enerjisi yaymak asla değildir.  Herkes kendi  etki alanında kalarak, önce etki alanında yer alan kişilere yardım eli uzatıp, nasıl daha iyi örnek olabilirim diye ilham verici davranışlarda bulunmalı. Korku ve Sevgi insanın duygu durumunu ve dolayısıyla seçim ve kararlarını  yöneten 2 ana enerji olduğuna göre en travmatik olaylarda dahi  korkunun girdabına kapılmadan, dengede kalmak , sevgide kalmak  için ne yapmalıyız?
Reklam
Kahraman Güler Yazio: Herkes Biraz Normaldir Çoğunlukla Anormal: Bir Şey Olma Telaşının Hiçbir Şeye Dönüşmesi
etiket
İçinizdeki anormal normali bulmaya çalışmak yapılabilecek en havalı iştir. İnsan olmak aramak mı? Anlamak mı? Bir norma sığmak mümkün mü? Kim bu normal insan? Normu kim belirliyor? Kendi normlarımızı belirleyebiliyor muyuz? Normal insan kavramı herkese göre değişecektir ama normal insanı az çok tanımlayacak olursak içinde bulunduğu toplumsal koşullara uyum sağlayabilen bazen kendi olmayı geri plana atabilen özellikleri taşıması gerekmektedir. Ben ve diğerleri arasında doğru yerde durabilendir. Bir örnek doğru yer: kendi mutluluğum için bir sevgiliye ihtiyacım var ama onunda mutluluğa ihtiyacı var. Birbirinin iyiliği olmak. Dünyanın neresine giderseniz gidin Maslow’un da bahsettiği gibi insanların temel evrensel ihtiyaçları vardır. Maslow’a göre insanların temel evrensel ihtiyaçları nefes almak,  boşaltım, uyku, yemek, içmek, cinsellik daha sonra bunları güvenlik vs takip eder. Bir insan temel evrensel ihtiyaçlarını karşılamadığı sürece gidebildiği tüm noktada eksiktir.  Toplumla savaşını bitirmediği müddetçe de aynı eksikliğin içinde kalır. Normal insan kendi ihtiyaçlarını reddetmeyendir. Bağlanma ihtiyacı buna gruplara bağlanma ihtiyacı da dahil, özerklik ihtiyacı, ifade ihtiyacı, spontan olma ihtiyacı, doğru sınırları öğrenme ihtiyacı. Aslında köşemdeki ilk yazımda biraz değinmiştim. Ama yine de bu kavram değişkendir.
Tunç Akkoç Yazio: Çiçek Hastalığından Covid-19’a
etiket
20. yüzyılın en önemli olayı sizce nedir? -Aya gitmek mi-SSCB’nin dağılması mı- İnternetin hayatımıza girmesi mi… Yoksa ölümcül bir hastalığın ortadan kaldırılması mı?Çiçek hastalığı gibi bir salgın geçti tüm dünyadan. Tarih şeridine baktığımızda M.Ö. 1350’de Mısır -Hitit savaşı sırasında hastalık Hititlere geçişi hastalığın insanlar arasındaki temaslı geçişine en büyük örnek. Suppilililiuma ve onun varisiArnuwandas çiçekten ölür ve imparatorluğun çöküşü başlar. M.S 180’de ise Roma’da baş gösteren salgın sonucu Marcus Aurelius ve onunla birlikte 7 milyon Romalı ölür. 16.yy’da Amerika kıtasında 25 milyon, 18.yy’da 400.00 kişi ölür. Yaşayanlarında da sağlıkla hayatta kaldıklarını düşünmek hata olur. Onların üçte birinin kör olduğu rapor ediliyor.  20. Hanedanlığın başındaki Firavun Ramses V. M.Ö. 1141’de öldü. Ölüm nedeni çiçek hastalığı ve meşhur mumyasında çiçek izlerini görmek mümkün…Gelelim Türkiyemize. Yıl 1943… Bilanço 12395 hasta ve 1380 ölü.
Reklam
Obezite Hastalarına "Kovid-19" Uyarısı
DİYARBAKIR (AA) - MEHMET SIDDIK KAYA - Diyarbakır Dicle Üniversitesi (DÜ) Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Tekin ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlyas Yolbaş, koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde aşırı kilo alımına dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kovid-19 Yoğun Bakım Koordinatörü Prof. Dr. Tekin, AA muhabirine, kronik bir hastalık olan obezitenin sadece estetik bir sorun değil, vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkileyen, bunun sonucunda pek çok hastalığa zemin hazırlayan bir hastalık olduğunu söyledi.Obezitenin Kovid-19 için de ciddi bir problem oluşturduğunu kaydeden Tekin, yapılan çalışmalarda aşırı kiloluların Kovid-19 hastalığını kötü geçirdiğini ve yoğun bakım ünitesinde yatış süresinin daha uzun sürdüğünün belirlendiğini bildirdi.Toplumda obezite oranının yüksek olduğuna ve bu oranın giderek arttığına dikkati çeken Tekin, takip ettikleri hastalar içerisinde özellikle 40-50 yaş aralığındaki genç erişkin dedikleri grupta hastaneye yatış oranının obezite olanlarda daha fazla olduğunu vurguladı.'Hastaneye yatan genç erişkinlerde yoğun bakımlarda yatışların yüzde 80'ine yakınının obez olduğunun, bu obez hastaların içinde de ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu görebiliyoruz.' diyen Tekin, obezitenin özellikle akciğer kapasitesini azalttığını, nefes almada zorluk yarattığını, bu nedenle koronavirüsün daha ağır geçtiğini aktardı.Tekin, Kovid-19'un ardından yeni bir yaşam tarzı oluştuğunu bildirerek, insanların daha az dışarı çıktığını, daha çok kapalı ortamlarda zaman geçirdiğini, bunun da obezite açısından bir risk oluşturduğuna işaret etti.Koronavirüse karşı aşırı kilolu kişilerin daha da dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Tekin, şöyle devam etti:'Günlük egzersizleri yapıp kilo almama konusunda daha dikkatli olunmalı. Fastfood dediğimiz beslenmeden ziyade sebze ve meyve ağırlıklı, kalorinin düşük olduğu gıdalarla beslenmeyi tavsiye ediyoruz. Her öğünde mümkün olduğu kadar yeşillik bulunsun. Sabahın erken saatlerinde de daha kahvaltı yapmadan kişilerin yürüyüş yapmalarını istiyoruz.'Basit tedbirlere hastalığa karşı önlemProf. Dr. Tekin, kış mevsiminde insanların artık kapalı ortamlarda daha fazla bulunacağını, bununla birlikte vaka sayılarında artış beklediklerini belirterek, bu süreçte diyabet hastalarının daha çok dikkat etmesi gerektiğini dile getirdi.'Mümkün olduğu kadar kapalı ortamlarda bulunmasınlar, kapalı ortamlarda bulunacaklarsa maskelerini ve mesafelerini korusunlar. En kısa sürede kapalı ortamda işlerini bitirip açık ortama geçsinler. Bu süreçte mümkün olduğu kadar farklı insanlarla, kalabalık ortamlarda temas sürelerini kısıtlayarak kendilerini korumaları lazım.' ifadesini kullanan Tekin, basit tedbirlerle bu hastalığa karşı önlem alınabilineceğine dikkati çekti.Çocuklarda obezite riski arttıDÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlyas Yolbaş da pandemi ile çocukların dışarı çıkmaması nedeniyle evde ciddi oranda obezite riskiyle karşı karşıya kalındığını belirtti.Obezitenin Kovid-19 üzerine ciddi olumsuzlukları olduğuna işaret eden Yolbaş, ABD'de yapılan araştırmada, yoğun bakımda yatışların en büyük nedenlerinden birinin de çocuklarda obezite olduğunun belirlendiğini söyledi.Yolbaş, çocukları obeziteden korumanın önemli bir faktör olduğuna değinerek, şöyle konuştu:'Bunun için ev ortamında çocuklarla oyun oynanabilir, sabahları erken saatlerde, kalabalık olmayan vakitlerde parkta çocukların yürüyüş yapmaları sağlanabilir. Bu şekilde çocukların obez olması engellenir. Anne ve babalar evde özellikle çocukları yüksek karbonhidrat içeren, yüksek rafine şeker içeren gıdalardan mutlaka uzak tutmalı. Dengeli şekilde beslenmeleri çok önemli. Sebze ağırlıklı beslenmeye önem verilmeli. Et, süt, yumurta gibi temel gıdalarla beslenmeleri daha da sağlıklı olacaktır. Ancak bu şekilde obezitenin önüne geçilebilir.'
Uzmanından "Aspirin Her Hasta İçin Uygun Değil" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, 'ABD, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) enfeksiyonuna karşı asetil salisilik asit (Aspirin, Ecopirin, Coraspirin vs.) umudunu dünya manşetlerine taşıdı. Ancak aspirin her hasta için uygun değil.' ifadelerini kullandıBoztosun, Medipol Mega Üniversite Hastanesi tarafından paylaşılan açıklamasında, Kovid-19 enfeksiyonu ve aspirin ilişkisi hakkında değerlendirmelerde bulundu. ABD’deki Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin aspirin kullanımının kanda pıhtı oluşumunu engelleyerek Kovid-19 kaynaklı ölüm riskini düşürdüğünü duyurduğunu aktaran Boztosun, şunları kaydetti: 'ABD, Kovid-19 enfeksiyonuna karşı Asetil salisilik asit (Aspirin, Ecopirin, Coraspirin vs.) umudunu dünya manşetlerine taşıdı. Ancak aspirin her hasta için uygun değil. Özellikle mide bağırsak ve beyin kanaması geçirmiş hastalarımız doktorlarına danışmadan aspirin, dahi almasın. Gerçekten de Kovid-19 enfeksiyonu sırasında en önemli korkulan komplikasyonlardan biri damarlarda oluşacak pıhtıdır. Pıhtı, damarlarda oluşup damar içini tıkayarak kalp, göz, bacak, böbrek, beyin organları besleyen damarlarda emboli dediğimiz olayın meydana gelmesine neden olur. Emboli ise hayati bir risk unsurudur. Eğer hastalarımızda mide ve gastrit problemleri yoksa doktorlarına danışarak aspirin kullanmalarının faydalı olabileceğini düşünüyoruz. Özellikle mide, bağırsak ve beyin kanaması geçirmiş hastalarımızın doktorlarına danışmadan aspirin kullanmamasını istiyoruz.'Başka hastalıkları nedeniyle çeşitli ilaç kullanan hastaların ilave olarak aspirin kullandıkları zaman diğer ilaçların aspirinle etkileşimi ile kanama risklerinin artabileceğini dile getiren Boztosun, çok ilaç kullanan hastaların aspirin kullanmadan önce doktorlarına mutlaka danışması gerektiğini bildirdi.'Aspirin kullanamayanlar için alternatifler de mevcut'Boztosun, şunları kaydetti:'ABD’de yapılan çalışmada Kovid-19 enfeksiyonu sırasında pıhtı oluşumunu engellemek amacıyla düşük doz aspirin kullanımının pıhtı oluşumunu azalttığı açıklandı. Ülkemizde de ağır hastalara pıhtıyı önlemek için kan sulandırıcı iğne yapılıyor. Enfeksiyonu hafif geçiren hastalara verilmiyor. Son çalışmada virüse yakalanan ve yatırılan hastaların hepsine aspirin verildiği anlaşıldı. Aspirin verilmeyen grupla kıyaslandığında yaklaşık yüzde 50 oranda pıhtı oluşumunda azalma gözlendiği bildirildi.'Aspirini özellikle kalp-damar problemi olan hastaya uygunsa verdiklerini belirten Boztosun, 'Aspirin kullanamayanların başka alternatifleri olduğunun bilinmesinde de fayda var. Sonuç olarak hekime danışmadan aspirin kullanılmanın sakıncalı olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.' ifadelerini kullandı.
Uzmanından "Aspirin Her Hasta İçin Uygun Değil" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, 'ABD, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) enfeksiyonuna karşı asetil salisilik asit (Aspirin, Ecopirin, Coraspirin vs.) umudunu dünya manşetlerine taşıdı. Ancak aspirin her hasta için uygun değil.' ifadelerini kullandıBoztosun, Medipol Mega Üniversite Hastanesi tarafından paylaşılan açıklamasında, Kovid-19 enfeksiyonu ve aspirin ilişkisi hakkında değerlendirmelerde bulundu. ABD’deki Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin aspirin kullanımının kanda pıhtı oluşumunu engelleyerek Kovid-19 kaynaklı ölüm riskini düşürdüğünü duyurduğunu aktaran Boztosun, şunları kaydetti: 'ABD, Kovid-19 enfeksiyonuna karşı Asetil salisilik asit (Aspirin, Ecopirin, Coraspirin vs.) umudunu dünya manşetlerine taşıdı. Ancak aspirin her hasta için uygun değil. Özellikle mide bağırsak ve beyin kanaması geçirmiş hastalarımız doktorlarına danışmadan aspirin, dahi almasın. Gerçekten de Kovid-19 enfeksiyonu sırasında en önemli korkulan komplikasyonlardan biri damarlarda oluşacak pıhtıdır. Pıhtı, damarlarda oluşup damar içini tıkayarak kalp, göz, bacak, böbrek, beyin organları besleyen damarlarda emboli dediğimiz olayın meydana gelmesine neden olur. Emboli ise hayati bir risk unsurudur. Eğer hastalarımızda mide ve gastrit problemleri yoksa doktorlarına danışarak aspirin kullanmalarının faydalı olabileceğini düşünüyoruz. Özellikle mide, bağırsak ve beyin kanaması geçirmiş hastalarımızın doktorlarına danışmadan aspirin kullanmamasını istiyoruz.'Başka hastalıkları nedeniyle çeşitli ilaç kullanan hastaların ilave olarak aspirin kullandıkları zaman diğer ilaçların aspirinle etkileşimi ile kanama risklerinin artabileceğini dile getiren Boztosun, çok ilaç kullanan hastaların aspirin kullanmadan önce doktorlarına mutlaka danışması gerektiğini bildirdi.'Aspirin kullanamayanlar için alternatifler de mevcut'Boztosun, şunları kaydetti:'ABD’de yapılan çalışmada Kovid-19 enfeksiyonu sırasında pıhtı oluşumunu engellemek amacıyla düşük doz aspirin kullanımının pıhtı oluşumunu azalttığı açıklandı. Ülkemizde de ağır hastalara pıhtıyı önlemek için kan sulandırıcı iğne yapılıyor. Enfeksiyonu hafif geçiren hastalara verilmiyor. Son çalışmada virüse yakalanan ve yatırılan hastaların hepsine aspirin verildiği anlaşıldı. Aspirin verilmeyen grupla kıyaslandığında yaklaşık yüzde 50 oranda pıhtı oluşumunda azalma gözlendiği bildirildi.'Aspirini özellikle kalp-damar problemi olan hastaya uygunsa verdiklerini belirten Boztosun, 'Aspirin kullanamayanların başka alternatifleri olduğunun bilinmesinde de fayda var. Sonuç olarak hekime danışmadan aspirin kullanılmanın sakıncalı olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Nijerya'da Her Gün 26 Kadın Rahim Ağzı Kanseri Nedeniyle Ölüyor
ABUJA (AA) - Batı Afrika ülkelerinden Nijerya'da günde 26 kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor.Nijerya Kanserle Mücadele Federasyonunun (MCF) kurucusu ve Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) Nijerya Direktörü Dr. Zainab Shinkafi Bagudu, yaptığı açıklamada, dünya genelinde 36,59 milyondan fazla kadının, rahim ağzı kanseri riski altında olduğunu belirtti.Nijerya'da günde 26 kadının kadın rahim ağzı kanserinden yaşamını yitirdiğini kaydeden Bagudu, 'Şu anda Nijerya, Afrika'daki en yüksek kanser ölüm oranına sahip ülke. Bu hastalık HPV'ye karşı kullanılan aşıyla ortadan kaldırılabilir.' değerlendirmesini yaptı.Bagudu, Nijerya ile Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ), rahim ağzı kanserine karşı aşılama çalışması başlatmaya hazırlandığını ifade etti.DSÖ'ye göre, kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü olan rahim ağzı kanseri nedeniyle ölümler, düşük ve orta gelirli ülkelerde oldukça sık görülüyor.
Erdoğan'dan Charlie Hebdo'ya Tepki: 'Namussuzlar'
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Fransız karikatür dergisi Charlie Hebdo'ya tepki göstererek 'Ben neyim ki, sevgili peygamberime, sevgililer sevgilisine bu denli hakaret eden namussuzlarla ilgili benim bir şey söylememe de gerek yok zaten.' ifadelerini kullandı. 
Şule Arslan Yazio: Hava Katil Biz Kurban
etiket
İçime fenalık geldi. Gözlerimi bile açamıyorum.Grip gibi bi şey oldum.Halsizlikten kırılıyorumİsteksizlik diz boyuSenin de mi saçların dökülüyor?Son güneşler bunlarMotivasyonum yok, hava tam depresyona girmelikBizi hep bu havalar mahvetti… inanmayacaksınız ama evet bizi bu “havalar” mahvetmiş olabilir. Hemen hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği bir takım ruhsal ve bedensel belirtilere verilen genel isim olarak ele alınıyor bahar yorgunluğu.  Mevsimsel duygulanım bozukluğu (SAD), mevsimlerle birlikte gelen ve giden bir depresyon türüdür. Genellikle sonbaharın sonlarında ve kışın başlarında başlar ve ilkbahar ve yaz aylarında kaybolur. Bazı kişilerde ilkbahar veya yaz aylarında başlayan depresyon epizotları vardır ancak bu çok daha az yaygındır. İşte havanın ruh halinizi etkilemesinin hiç farkına varmadığınız 4 belirtisi.
Reklam
Kerkük'te Motosiklet Tutkunlarından Kanser Hastası Çocuklara Moral Ziyareti
KERKÜK (AA) - Irak'ın Kerkük kentinde motosiklet tutkunları, kanser hastası çocuklara destek ve moral vermek için motosikletleriyle hastane bahçesine giderek onları ziyaret etti.Kerkük Verem ve Kanser Hastanesi'nde tedavi gören hastalara alkışlı destek veren ve hediyeler dağıtan motosiklet tutkunları, hastane bahçesinde motorlarıyla kısa bir de gösteri yaptı. Kerkük Motosikletçiler Spor Kulübü Başkanı İsmail el-Haşimi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kulüp olarak özellikle kanser hastası çocuklara moral vermeyi amaçladıklarını söyledi.Çocukların sağlık durumunu yakından takip ettiklerini belirten Haşimi, ''Bu çocuklara maddi ve manevi anlamda elimizden geldiğince destek olacağız. Onlar hepimizin çocukları.' dedi.Haşimi yeni tip koronavirs (Kovid-19) salgınının yaşandığı şu dönemde hastaların daha fazla morale ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.Hastalara hediye dağıttılarServisleri ziyaret ederek hastalarla yakından ilgilenen motosiklet tutkunları, başta çocuklar olmak üzere tüm hastalara çeşitli hediyeler dağıttı.Hastalar, motosikletçilerin moral ziyaretiyle keyifli anlar yaşadı.Kulüp üyeleri ayrıca Acil Servis'i de ziyaret ederek, fedakar çalışmalarından ötürü buradaki sağlık çalışanlarına şükranlarını sundu.
Ebru Şinik Yazio: Mutlu Olmanın Garanti Yolu: Wellbeing
etiket
Şüphesiz evrenin en büyük paradokslarından biri tabiatın sonsuz dengesizlikleri  içerisindeki dengesini çözmek olmalı... İnsanoğlu da tabiatın bir parçası olduğuna göre yüzyılımızda özellikle metropollerde yaşayanlar için dengeli, huzurlu, dingin ve neşe içinde bir zihne ve bunlar neticesinde gelen dengede bir fizik-beden-ruh sağlığına sahip olmak mümkün mü?Bu köşemde sizlere bunun ne kadar az çaba ile mümkün olabileceğinden bahsedeceğim.
Reklam
Bora Farsak Yazio: İki Tık Tık Bir Pıt Pıt
etiket
Otuz bir yılı geride bırakıp 32 yıla döndüğüm bugünlerde 'iki tık tık bir pıtpıt”ın hikâyesidir bu.Hayat ne kadar gariptir değil mi? Hayaller bir tarafta, gerçekler diğer tarafta. Örtüşüyorlar mı? Bazen. Belki şans, belki çalışmak, hedefe odaklanmak, ama hele ki günümüzde kestirmek çok zor.Kendimden örnek verecek olursam dansı çok severdim hala da çok severim bir zamanlar balet olmak istemiştim. Pilotluk da ideallerim arasındaydı. Ama ne olursa olsun her şartta en büyük arzum şıkır şıkır güzel insanlarla düzenli bir ofis ortamında çalışmaktı. Pek hedeflerimi tutturamadım galiba. Hep dertli, mutsuz, problemli insanlarla uğraşmak zorunda kaldığım bir meslek seçtim. İnsanlarla primer yüz yüze çalışan tüm işler çok zordur. Ama bir de bunların hasta olduğunu düşünür müsünüz?  Yanlış anlamayın işimi çok severek yaptım ve yapmaya devam ediyorum ama zor iştir tababet gençliğinizi, gününüzü, yarınınızı alır sizden ve eğer Türkiye'de yapıyorsanız. Bunun karşılığını alabilen de çok küçük bir azınlıktır. Kendi zamanlarımdan bahsedecek olursam; bizim zamanımızda lisede fen ve edebiyat ayrılırdı. O zamanlar farklı değildi, edebiyatlar eller havaya yaparken bizler ders çalışıyorduk, imrenerek baktık.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Mevlid-İ Nebi Haftası Açılış Programında Konuştu: (3)
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Son günlerde yaşanan hadiseleri, devlet başkanı düzeyinde sergilenen hadsizlikleri, sabah namazı vaktinde camilerimize yapılan polis baskınlarını sıradan vakalar olarak görmüyoruz.' dedi.Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası açılış programında yaptığı konuşmaya, DEAŞ gibi teröristlerin işlediği cinayetlerin faturasının İslam dinine ve müminlere kesilmeye çalışılarak, Müslümanlara yönelik kin ve nefret ikliminin körüklendiğini söyledi.Müslümanlara farklı isimler ve kisveler altında İslamsız bir dindarlık, profan bir din anlayışı dayatıldığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:'Batı'da yükselen İslam karşıtlığı, bugün artık kitabımıza, Peygamberimize ve tüm kutsallarımıza yönelik topyekun bir saldırıya dönüşmüştür. Esasen farklı din mensuplarına yönelik tehcir, engizisyon ve soykırım uygulamaları Avrupa'nın yabancısı olduğu bir pratik değildir. Alışkınlardır bunlar. 80 yıl önce Musevilere karşı işlenen insanlık suçları, daha 25 sene önce Srebrenitsa'da Bosnalı kardeşlerimize yapılanlar halen hafızalardadır. Son günlerde yaşanan hadiseleri, devlet başkanı düzeyinde sergilenen hadsizlikleri, sabah namazı vaktinde camilerimize yapılan polis baskınlarını sıradan vakalar olarak görmüyoruz. Bu olaylar oldukça tehlikeli, Avrupalı Müslümanlar için çok vahim sonuçlar doğurabilecek bir sürecin işaret fişeğidir.''İkinci Dünya Savaşı'ndaki katliamlardan herkes ders çıkarmalı'Ciddi bir inanç buhranı içinde olan Batı toplumlarının İslam'ı ve Müslümanları hedef alarak buradan çıkış yolu aramak gibi bir yanlışa düştüğünü ifade eden Erdoğan, 'Batılı siyasetçiler iç ve dış politikadaki başarısızlıklarını Müslümanları hedef haline getirerek örtmeye çabalıyor. Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik sıkıntıların faturası bile Müslümanlara ve göçmenlere kesilmeye çalışılıyor. Bu nefret ikliminin günlük siyasetin olağan gerilimleriyle hiçbir bağının olmadığı açıktır. Korkarım çok daha karanlık, çok daha sinsi bir planın çarkları işlemektedir.' değerlendirmesinde bulundu.Batı'da Müslümanlara karşı izlenen politikaların yanlışlığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Buradan bir gerçeği çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum. 6 milyon insanı Avrupa'da yaşayan bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak muhataplarımıza şu ikazı yapmakta fayda görüyorum. Müslümanları düşmanlaştırarak elde edebileceğiniz hiçbir kazanım yoktur. Çapsızlığınızı perdelemek amacıyla girdiğiniz bu yolun sonu felakettir. İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan katliamlardan herkes ders çıkarmalıdır. Irkçı terörizm Avrupa'ya kan, gözyaşı ve iç çatışmadan başka bir şey getirmemiştir, getirmeyecektir. 2011'de Norveç'te Breivik denen bir caninin katlettiği 77 masum, izlediğiniz bu politikaların ne tür acı sonuçlar doğuracağını göstermiştir.''AB kurumlarına çok ciddi sorumluluk düşüyor'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin vatandaşlarının hak, hukuk ve güvenliğini korumakla kararlı olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:'İslam düşmanlığını ve ırkçı terörizmi bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor, planlarımızı buna göre yapıyoruz. DEAŞ'tan PKK'sına terör örgütlerine nasıl bakıyorsak, neonazi terör örgütlerine de aynı nazarla bakıyoruz. Avrupa'nın kanser hücresi gibi yayılan bu örgütlerle ilgili artık daha tutarlı, kararlı ve medeni bir tavır alması gerekiyor. Irkçı terör tehdidiyle mücadelede özellikle Avrupa Birliği kurumlarına çok ciddi sorumluluk düştüğüne inanıyorum. Avrupa Konseyi, İslam düşmanlığını daha fazla görmezden gelemez. Ülkemizle ilgili olur olmaz her konuda görüş bildiren Avrupa Parlamentosu üç maymunu oynayarak bu meseleyi geçiştiremez. Avrupa'nın basiret, ahlak, vicdan sahibi liderleri korku duvarlarını yıkmalı, İslam ve Müslüman düşmanlığı hakkında konuşmaya başlamalıdır.'Aşırı sağcı fikirlerin Avrupa'nın ana akım siyasetini esir almasına izin verilmemesi gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu: 'Avrupalı siyasetçiler, Fransa Devlet Başkanı Macron'un başını çektiği nefret kampanyasına artık 'dur' demelidir. Her ne kadar Macron'un hoşuna gitmezse de önceki gün yaptığım çağrıyı, buradan az önce ifade ettiğim, tekrarlamak istiyorum. Irkçılık ve İslam düşmanlığı görevi, konumu, makamı ne olursa olsun insanın akli ve vicdani melekelerini yok eden bir psikozdur. Reddederek, yokmuş gibi davranarak bu sorunun üstesinden gelinmez. Ülkesinin ve vatandaşlarının geleceğini düşünen her siyasetçi bunu kabul etmeli, yüzleşmeli, sorunu çözmenin yollarını aramalıdır.''Sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz''Müslüman, şahit olduğu kötülükler karşısında, sessiz ve tepkisiz kalamaz. Müslüman, etrafında yaşanan adaletsizliklere gözlerini kapayamaz.' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:'Suriye'den Libya'ya, Afrika'dan Avrupa'ya kadar dünyanın birçok yerinde hakkaniyeti, adaleti, barışı savunan tavrımızın gerisinde işte bu hakikat vardır. Şartlar ne olursa olsun biz mazlumun yanında durmak zorundayız. Hakkın hatırını edep, ahlak yoksunu insanlık fukaralarının hoyratça çiğnenmesine izin veremeyiz. Zulmü alkışlamamak, hak namına haksızlığa takmamak, üç buçuk soysuzun ardından zaarlık yapmamak bizim milletimizin karakteridir. Bunun için dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, hangi inanca, kökene, kültüre sahip olursa olsun haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.'(Sürecek)
Bora Farsak Yazio: Covid-19'da Mucize Gerçekleşmeyecek Boşuna Beklemeyin
etiket
Neredeyse 1 yıldır biz dahil tüm dünya Covid-19 üzerine yoğunlaştı. O semptom, bu ilaç, şu aşı derken maddi manevi Covid-19’a yenik düştük. Savaş kaybedilmiş değil sonunda kazanılacak. Ama beklenildiği gibi bugün aşı çıktı, okus- pokus ertesi gün Covid-19 bitti böyle bir mucize gerçekleşmeyecek. Önünde bilimsel, kanuni ve ciddi piyasa engelleri var. Bunun üzerine jeopolitik gerilimler ve ulusalcı yaklaşımlarda eklendiğinde yüksek riskli bile olsa birçok ülke ya da bireyin arzu ettikleri tedaviye ya da aşıya ulaşamayacağı kesin.Çinli bilim insanlarının Covid-19 Genom sıralamasını internette yayınlamasının üzerinden geçen süre içerisinde birçok ülke, birçok bilim insanı aşı ve tedavi geliştirmek üzere uğraşmakta. Şu anda 80'in üzerinde aşı çalışması var fakat üstesinden gelinmesi gereken bir o kadar da problem var.
Reklam