onedio
Mehmet Ali Deniz Yazio: Kelebek Etkisi ve İnsan
Doğada gerçekleşen bütün olayları birbiri üzerine inşa edilen binalar gibi düşünebilirsiniz. Her olay bir sonraki katta olanları belirler, etkiler, değiştirir, büyütür ya da küçültür.
Şule Arslan Yazio: Siz Hangi Sevgi Dilini Kullanıyorsunuz?
Eğer sevginizi, eşinizin (partnerinizin) anlamadığı bir dilde ifade ediyorsanız, sevgi gösterdiğinizi ve onu sevdiğinizi anlamayabilir. Genellikle eş problemlerinin özünde anlaşılmadığı veya sevilmediği düşüncesi yatar. Sorun muhtemelen iki ayrı dili konuşmanızda :)Belki kocanız cesaret verici sözler duymak istiyor ama siz bir akşam yemeği pişirmenin onu neşelendireceğini düşünüyorsunuz. O kendisini hala kötü hissederken, siz hayrete düşüyorsunuz.Belki de eşiniz, çocuklardan ve televizyondan uzakta sizinle beraber olmayı çok arzuluyor. Ona verdiğiniz çiçek de ona değer verdiğinizi anlatmıyor.Dr. Chapman”5 Sevgi Dili” kitabında insanların sevgi dillerini beş başlık altında topluyor ve bunlar bilinip, buna göre davranıldığında her türlü insan ilişkisinin daha verimli olacağını iddia ediyor.
Eylem Acar Yazio: Karlı ve Soğuk Havalarda Cilt Bakımı
etiket
Cildimiz kış aylarında ekstra bir bakım istiyor. Soğuk ve rüzgârlı hava cildin kurumasına yol açarken, kapalı mekânlardaki kirli hava ise cildin gözeneklerini kapatarak, nefes almasını engelliyor. Kuru hava, klimalar ve kaloriferle ısınan kapalı ortamlar, kalın, yünlü, sentetik giysiler ve cilt temizliğinin yaz aylarından daha seyrek yapılması nedeniyle de cilt, mat bir görünüm kazanıyor ve olumsuz dış etkenlere karşı mücadele edemiyor.
Reklam
Reklam
Ünlü Caz Piyanisti Chick Corea Hayatını Kaybetti! Dünyaca Ünlü Caz Sanatçısı Chick Corea Kimdir?
ABD'li caz sanatçısı Chick Corea kısa süre önce nadir görülen bir kanser türüne yakalanmıştı. 79 yaşındaki dünyaca ünlü caz piyanisti Corea yakalandığı hastalığa yenik düşerek hayata gözlerini yumdu. Ünlü caz piyanistin ölüm haberi Facebook hesabı üzerinden duyuruldu. Peki ünlü caz piyanisti Chick Corea kimdir? Chick Corea neden öldü? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Rahmi Oklu Kanser İçin Aşı Geliştirdi: 'Doğrudan Tümöre Ulaşıp Yok Ediyor'
etiket
ABD’de dünyaca ünlü sağlık kurumu Mayo Clinic’te görev yapan Prof. Dr. Rahmi Oklu, kanserli dokuyu yok eden yeni bir sıvı geliştirdi. “Sadece ultrason ve iğneye ihtiyaç var” diyen Prof. Öklü’nün yönteminde ilaç doğrudan tümöre ulaşıp yok ediyor. İlaç o bölgede uzun süre kalıyor, fazla doz gerekmiyor. Bu sayede kemoterapinin yan etkileri yaşanmıyor.
Reklam
Trabzon'da Azerbaycanlı Hastaya Otolog Kök Hücre Nakli Yapıldı
TRABZON (AA) - Trabzon'da, Azerbaycan'dan gelen kanser hastasına Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde otolog kök hücre naklinin yapıldığı bildirildi.KTÜ'den yapılan açıklamada, Türkiye'ye sağlık taraması için gelen Azerbaycan vatandaşı Rashad Aliyev'e (42) İstanbul'daki bir sağlık kuruluşundaki tetkiklerinin ardından bir kanser çeşidi olan 'Multipl Miyelom' tanısı konulduğu belirtildi.Açıklamada, tedavi olabileceği merkez arayışına giren hastanın, hastalığın tedavisi için dünyada belli merkezlerde yapılan otolog kök hücre nakli için KTÜ Farabi Hastanesi Hematoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sönmez'i tercih ettiği aktarıldı.Hastanede otolog kök hücre naklinin başarıyla gerçekleştirildiğine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:'Multipl Miyelom, bir çeşit beyaz kan hücresi olan plazma hücrelerinde başlayan kanser çeşididir ve plazma hücreli kanserlerin en sık görülen türlerinin başında gelmektedir. Otolog kök hücre nakli, hastanın sağlıklı kök hücrelerinin kemoterapi öncesi alındıktan sonra saklanarak kemoterapi sonrası hasta olan kemik iliğinin ortadan kaldırılması, akabinde yeniden hastaya verilmesi olarak tanımlanabilir. Bu tedavi, yüksek teknoloji, çok hassas steril koşullar ve uzman bir ekiple gerçekleştirilebilmektedir. Tedavi sırasında 20-25 gün hasta bir odanın içinde dış etkenlerden tamamen soyutlanmış bir şekilde bulunmaktadır.'Açıklamada, KTÜ Farabi Hastanesinin sağlık turizmi konusunda bölge ülkelerinin insanlarına birçok alanda çözüm sunan ve her geçen gün uluslararası hastane olma yolunda kararlı adımlarla ilerlediği vurgulandı.
Kahraman Güler Yazio: Bağlanma Korkusu Yaşadığımızı Nereden Anlarız?
etiket
Bağlanma korkusu, bir ilişkiyi sürdürme ya da ilişkiye bağlanmaktan korkma anlamını taşır. Birey, kişisel alanına girileceği, özgürlük alanlarının engelleneceği, iradesini kaybedeceği yönündeki düşüncelere kapılır. Bu durum ise ilişkiden aldığı/alacağı doyumu engeller. Tutarlı ve düzenli ilişkiler yaşamasının önündeki engel haline gelir. Nedenini bilmediği ayrılıklar, sebepsiz kaçınmalar gözlemlenir. İlişkiye baktığımızda bir şeylerin yolunda gitmediğini ve tutarsızlıkları gözlemleyebiliriz. Ancak bu tutarsızlıkların nedenini tam olarak bilmeyiz. Peki asıl önemli soru; “Bağlanma korkusu yaşadığımı ya da partnerimin bağlanma korkusu yaşadığını nasıl anlarım?”.
Reklam
Kontrolsüz Ve Aşırı Ağrı Kesici Kullanımı Böbrek Hastalığı Riskini Artırıyor
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, kontrolsüz, aşırı ağrı kesici ilaç tüketiminin kronik böbrek hastalığına yakalanma riskini artırdığını söyledi.Prof. Dr. Üstündağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, böbrek hastalığının giderek yaygınlaştığını ve Türkiye'de erişkin yaş gruplarında en hafif evreden en yoğun evreye kadar her 6 kişiden birinin böbrek rahatsızlığı çektiğini ifade etti.Böbrek hastalığının diyabet, obezite, aşırı tuz kullanımı, sigara gibi birçok nedenden kaynaklandığını anlatan Üstündağ, kontrolsüz ilaç kullanımının da böbreklere büyük zarar verdiğine dikkati çekti.Kontrolsüz, aşırı ilaç tüketiminin böbrek hastalığı riski oluşturduğunu dile getiren Üstündağ, 'Özellikle 30-70 yaş arası kadın hastalarda ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımı kronik böbrek hastalığının önemli bir nedeni. Vatandaşlarımızın şunu bilmesi lazım, basit bir ağrı kesici diye aldığı ilaçların toplamı, yaşamı boyunca 1 kilogramı aşarsa o kişinin böbreğini etkilememesi mümkün değildir. 2-3 kilograma ulaştığı zaman diyaliz ya da nakil gerektirecek kadar ağır böbrek hastalığına uğramanız söz konusu olacaktır.' dedi.'Ben günde 1 tane kullanıyorum demek riski azaltmıyor'Prof. Dr. Üstündağ, doktor tavsiyesi ve kontrolü dışında sürekli ilaç kullanılmaması gerektiğini ifade etti.Gramajı az görünen ilaçların, yıllar içindeki sürekli kullanımıyla böbreğe zarar verici boyutlara ulaştığını vurgulayan Üstündağ, şunları kaydetti: 'Bu ağrı kesiciler genelde 500 miligramdır, günde 2 tane kullansanız 1 gram eder ve bir senede 365 gram eder. 3 sene böyle sürekli kullanıldığında zaten 1 kilograma ulaşmış oluyor. Artık böbrek hastalığınız başlamış demektir. Böbrek hastalığı bir kere başladığında da çok sıkı önlemler alınmazsa genellikle ilerleyicidir ve diyalize kadar götürür. O ilaçları 6-7 sene kontrolsüz şekilde kullandığınızda artık son dönem böbrek hastalığına uğrama ihtimaliniz çok fazla artmıştır. 'Ben günde 1 tane kullanıyorum' demek riski azaltmıyor.'Hekimin onayı olmadan, 'diz ağrıma ya da baş ağrıma iyi geldi' diye bu ilaçların uzun süre kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Üstündağ, 'Bunu yaparsak bir derdimize çok büyük bir dert eklemiş olabiliriz. Başınız ağrıyorsa tansiyon hastası olabilirsiniz, bunu tansiyon düzenleyici tedaviyle giderebilirsiniz, ağrı kesiciyle gidermek başka bir soruna kapı açabiliyor.' diye konuştu.
Reklam
Obezite Tedavisinde "Oyunun Kurallarını Değiştiren" İlaç Bulundu
LONDRA (AA) - Obezite tedavisine ilişkin 16 ülkede yapılan bir araştırma, diyabet tedavisinde kullanılan bir ilacın vücut ağırlığını yüzde 20'ye kadar azaltabildiğini gösterdi.New England Journal for Medicine'de yayınlanan araştırmaya göre, daha önce sadece kilo verme ameliyatı ile gerçekleşebilecek düzeydeki kilo kaybı, ilk kez ilaçla elde edildi.Çok sayıda üniversitenin katılımıyla 16 ülkede yaklaşık 2 bin kişiyle 68 haftada yapılan araştırma, Semaglutide adlı ilacın, obezitenin tedavisinde etkili olduğunu gösterdi. Vücudun beynin iştah düzenleyicisi sistemini ele geçirmesini sağlayan ilaç, açlık hissi ve buna bağlı olarak da kalori alımını azaltıyor.Araştırmanın yazarlarından Londra Üniversitesi Akademisi Obezite Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Rachel Batterham, konuya ilişkin, '2,4 mg Semaglutide alan kişilerin dörtte üçü, vücut ağırlıklarının yüzde 10'undan fazlasını, üçte biri de yüzde 20'den fazlasını kaybetti. Başka hiçbir ilaç bu kadar kilo verdirmeyi başaramadı. Bu gerçekten de oyunun kurallarını değiştirici.' dedi. Araştırmada katılımcılar, ortalama 15,3 kilo verdi. Kilo vermeyle beraber bel çevresindeki yağlar, kandaki yağlar, kan şekeri ve kan basıncı gibi kalp hastalığı ve diyabet için risk oluşturan faktörlerde de azalma görüldü. Ayrıca gönüllülerin yaşam kalitelerinde iyileşmeler kaydedildi. Novo Nordisk tarafından üretilen Semaglutide, esasen Tip 2 diyabetin tedavisinde kullanılıyor.
Sizi Hamur Gibi Yoğurup Pamuğa Çevirecek Şeyler
etiket
Stresinizi dışarıda bırakıp öyle gelin içeriğe!'Bu içerikteki ürünler, Onedio editörleri tarafından seçilmiştir. Beğeneceğinizi umuyoruz! Alışveriş yapmaya karar verirseniz, Onedio sayfadaki bağlantılardan gelir elde edebilir.'
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (5)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, inaktif, VLP ve adenovirüs olmak üzere şu anda insan deneyleri başlayacak 3 aşı adayının olduğunu belirterek, 'Şu anda ilk faz 1 çalışma ruhsatı alacak bu 3 aşı adayından hangisi faza geçerse ben gönüllü olmaya adayım. Zaten kaydımı da yaptırdım. Tüm Türkiye'ye çağrı yapmak istiyorum.' dedi.Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.'Herkes aşı üretti biz neden aşı üretmedik' eleştirilerinin sorulması üzerine Varank, 'Dünyada önemli ülkelerin önemli aşı çalışmaları var. 'Herkes aşı üretti biz üretmedik' diyenler bence dünyayı iyi takip etmiyorlar. Dünyada herkes aşı üretmedi. Şu anda aşı geliştirme aşamasında olanlar var, üretmeyi başaranlar var.' yanıtını verdi. Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) Türkiye'de görülmeden toplantı yaptıklarını hatırlatan Varank, bilim insanlarıyla virüsle mücadelede neler yapılabileceğini konuştuklarını söyledi.Varank, toplantı sonucunda TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu'nu kurduklarını anımsatarak, şunları kaydetti:'Özellikle salgınla mücadelede hangi alanlara yoğunlaşmalıyız, bunun planlarını yaptık. Burada 17 farklı aşı ve ilaç geliştirme projesini destekleme kararı aldık. O zamanlar biz Türkiye'deki kabiliyetlerin ne seviyede olduğunu çok da iyi bilmiyorduk. Platformu kurduğumuzda yürütülen çalışmaları doğru şekilde koordine edip desteklediğinizde ve yönlendirdiğinizde aslında bilim insanlarımız dünyadaki bütün çalışmalarla rekabet edebilir işleri yapabiliyorlar. Dolayısıyla o platform çatısı altına aşı ve ilaç çalışmalarını desteklemeye başladık.' 'Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünde Türkiye aşı üretebiliyordu, AK Parti geldi bunu ortadan kaldırdı' görüşünün' kamuoyunu yanıltmak için kullanılan bir yalandan ibaret olduğuna işaret eden Varank, enstitüde son aşının 1998'de üretildiğini ve o tarihten sonra altyapının dünyadaki teknolojilere göre geride kaldığı için faaliyetlerin durdurulduğunu anlattı. Varank, 'Biz, AK Parti olarak, 18 yılda Ar-Ge faaliyetlerine verdiğimiz desteklerle, kurduğumuz altyapılarla TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu çatısı altında başladığımız çalışmaları birleştirdiğimizde bu kabiliyetlerimizi çok daha hızlı şekilde ürünleştirecek çalışmanın içerisine girmiş olduk.' dedi.'İnsan denemelerine başlayacak 3 tane aşı adayımız var'Aşı çalışmalarının büyük bir hızla devam ettiğine dikkati çeken Bakan Varank, şu ifadeleri kullandı:'Bizim şu an da klinik çalışma diyebileceğimiz yani insan denemelerine başlayacak 3 tane aşı adayımız var. Bunlardan bir tanesi inaktif aşı dediğimiz, Çin'den de gelen aşıyla aynı teknolojiyi kullanan aşı, ikincisi virüs benzeri parçacıklar (VLP) dediğimiz, dünyada çok fazla üzerine yatırım yapılmayan ama aslında oldukça etkili olduğunu hayvan deneylerinden gördüğümüz bir aşı adayı. Bir tanesi de adenovirüs temelli dediğimiz, Ankara'dan bir hocamızın aşı çalışması. Bu 3 aşıda da gerekli bütün çalışmalarımızı tamamladık, ara sonuçlarımızı Sağlık Bakanlığına teslim ettik. Onlar da bütün değerlendirmeleri yaptıktan sonra bu aşıların insan deneyine geçilip geçilmemesiyle ilgili izni verecekler.'Aşıların Türkiye'de üretilip üretilemeyeceği ilişkin altyapının olup olmadığıyla ilgili de çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Varank, araştırmalar sonucu 3 farklı özel sektör altyapısı bulduklarını bildirdi.Türkiye'nin bu konuda yeterli kabiliyetleri kazandığını dile getiren Varank, 'Böyle bir salgın ortamı ortaya çıkmadığı için aşı çalışmalarında sıkı bir koordinasyon oluşturmadığı için belki bu alanda geç kalmış gözüküyor olabiliriz. Bunlar insan sağlığını ilgilendiren hususlar olduğu için süreçler uzun sürüyor. Yani faz 1, faz 2 çalışması yapmamız gerek, daha sonra faz 3 çalışması dediğimiz belki 10 bin insan üzerinde aşı adayınızı deneyerek, daha sonra bu aşı gerçekten hem insan sağlığına zararlı değil, hem istediği etkiyi oluşturuyor diyebiliyorsunuz ama bizim bilim insanlarımızın gösterdiği gayretin ben hiçbir ülkede gösterildiğini düşünmüyorum.' şeklinde konuştu.Varank, Sağlık Bakanlığının izni sonrasında klinik çalışmalara başlayıp, çok hızlı bir şekilde ilerlediklerinde sadece ülkeye değil, tüm dünyaya faydası olabilecek aşılar üretileceğini ifade etti.Bakan Varank, 'Şu anda biz ülkelerle görüşmelerimizi yapıyoruz. Çok büyük nüfuslara sahip ülkelere faz 3 çalışmalarını beraber yapalım diye tekliflerimizi götürdük. Ortak üretim yapabilir miyiz diye, şu anda bunların görüşmelerini yapıyoruz. Şu anda ilk faz 1 çalışma ruhsatı alacak. Bu 3 aşı adayından hangisi faza geçerse ben gönüllü olmaya adayım. Zaten kaydımı da yaptırdım. Tüm Türkiye'ye çağrı yapmak istiyorum. Lütfen vatandaşımız da bu işlerde gönüllü olmayı denesinler. Bilime bu şekilde katkı sağlanıyor.' değerlendirmesinde bulundu.İlaç çalışmalarında da insan deneyine gelmiş 3 ilaç adayı olduğunu vurgulayan Varank, bunların hem virüsün yayılımını engelleyen hem de tedavide kullanılan ilaçlar olduğunu söyledi. 'TÜBİTAK Başkanımız, Uğur Hoca ile irtibat halinde'Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucuları ve Kovid-19 aşısının geliştiricilerinden Prof. Dr. Uğur Şahin ile Türkiye'nin temasları hakkında da bilgi veren Varank, 'Uğur Hoca'yla TÜBİTAK Başkanımız Hasan Mandal, nisan ayından beri görüşüyorlar. Uğur Şahin Hoca, aslında, Kovid-19'la gündeme gelmiş olsa da başka bir sürü biyoteknoloji alanındaki çalışmalarıyla da ön plana çıkmış değerli bir bilim insanı ve Türkiye'de de özellikle kanser araştırmalarıyla ilgili çalışmalar yapmak istiyor. Bu manada da Türkiye'de bir merkez kurmak için bizimle görüşmelere devam ediyor.' dedi.Türkiye'deki altyapılarla ilgili Şahin'i bilgilendirdiklerini kaydeden Varank, hem kamu kurumları hem de özel sektörün kabiliyetleri konusunda kendisini haberdar ettiklerini belirtti. Kovid-19 aşı çalışmalarının yanı sıra Türkiye'de neler yapabilecekleri konusunda görüştüklerini bildiren Varank, 'Hoca kendi planlamalarını şu anda yapıyor ve dediğim gibi Türkiye'de bir merkez kurmak istiyor.' ifadesini kullandı. Varank, Şahin'e ortak üretim konusunda teklif yaptıklarına da değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:'Kendilerine ortak üretimle ilgili de tekliflerimizi yaptık. Oldukça gündemde bir konu bunun üretimi. Avrupa Birliği, Amerika ilişkileri gibi farklı konular gündemde ama iletişimimiz devam ediyor. Kendilerini Türkiye'de ağırlamaktan, burada onların bir merkezine ev sahipliği yapmaktan memnun oluruz. Küresel firmaların Türkiye'de yatırımları var. Ar-Ge alanında yatırım yapan çok ciddi şirketler var. Eğer Uğur Şahin Hoca da Türkiye'ye gelirse hem buradan fayda görür hem de Türkiye'deki kabiliyetlerle kendi işine katkı sağlar diye düşünüyoruz.'(Bitti)
Reklam