onedio
Grip İle Mücadelede Uyku Şart
Grip hastalığına yakalandığınız dönemde dinlenmeyi ihmal etmeyin. Grip ile mücadelede, sağlıklı beslenme ve hijyen kadar “sağlıklı bir uyku” da son derece önemli rol oynuyor. Çünkü uykusuzluk, gribe ve birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi, hastalıkların iyileşme sürecini yavaşlatıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ebru Aydın uykunun hastalıklarla mücadelede nasıl bir rol oynadığını anlatıyor. Yoğun ve yorucu iş temposuna bir de uykusuzluk ve grip salgını eklenince, vücut iyice güçsüz düşüyor. Aydın, kaliteli ve sağlıklı bir uyku ile hastalıklarla mücadelede önemli yol alınabileceğini belirtiyor. Ancak uyunacak ortam da çok önemli. Karanlık temel şartların başında geliyor. Zira melatonin karanlıkta salgılanan bir hormon. Dr. Aydın, melatonin eksikliği olan kişilerde gribal enfeksiyonların ve bazı bakteriyel hastalıkların daha fazla izlendiğini, hatta bu hastalıkların daha ağır geçtiğini söylüyor. “Bir temiz uyudum ki” sözü sizin için geçerli mi? Yoksa “başınızı yastığa koyup, şöyle deliksiz bir uyku çekip, sabaha da zinde” bir şekilde başlayabilmeye hasret misiniz! Yoğun ve yorucu iş temposuna uykusuzluk hele bir de son zamanlarda grip salgını eklenince, günler ve geceler tam anlamıyla kabusa dönüşebiliyor! Griple mücadelede sağlıklı beslenme ve hijyen kurallarına dikkat etmek kadar, sağlıklı ve kaliteli bir uyku da son derece önem taşıyor. Aydın, uykusuzluğun gribe yatkınlık yaratabildiği gibi, enfeksiyon nedeniyle de kişinin uyku problemi yaşayabildiğini, bunun da hastalıkların iyileşme sürecini yavaşlattığını belirtiyor. Vücudun direncini artırmak için uyku, olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Uyku bozuklukları, pekçok hastalığa zemin hazırlıyor. Bağışıklık sistemini zayıflatıp gribe yol açabildiği gibi, diyabet, kalp hastalıkları, kalp ritim bozukluğu, obezite, depresyon hatta kansere davetiye çıkarabiliyor. Uyku sırasında özellikle karanlıkta salgılanan melatonin hormonunun önemine değinen Dr. Aydın, melatonin hormonunun faydalarına ilişkin her gün yeni çalışmaların ortaya çıktığını belirtiyor: “Sihirli kelime burada melatonin! Melatonin hormonunun bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğine dair pek çok çalışma var. Bağışıklık sistemi de normalde bir dedektif gibi çalışır. Her gün ya içeriden oluşan, kontrolsüzce çoğalan tümör hücreleri ya da dışarıdan bakteri veya virüs gibi zararlıların üzerinde dedektif gibi tarama yapar. Yolunda gitmeyen bir şey varsa dışarıdan gelen zararlılar varsa bunları temizler. Ve melatonin hormonunun görevini yapması için sağlıklı ve kaliteli uyku şart.” Melatonin hormonunun bağışıklık hücrelerini pozitif yönde etkilediğini belirten Dr. Aydın, melatonin eksikliği olan kişilerde gribal enfeksiyonların ve bazı bakteriyel hastalıkların daha fazla izlendiğini, hatta bu hastalıkların daha ağır geçtiğini söylüyor. Bağışıklık sisteminin zayıflaması kansere kadar gidebiliyor. Bu nedenle gece çalışan insanlar daha fazla risk altında bulunuyor. Uyku sırasında özellikle de karanlıkta salgılanan melatonin hormonu, vücuda tepeden tırnağa fayda sağlıyor. Peki melatonin hormonunun en fazla salgılandığı saatler hangileri? Dr. Ebru Aydın, “Melatonin salgılanan saatleri insanların kaçırmaması gerekiyor. Melatonin hormonu özellikle gece 11′den sonra salgılanmaya başlıyor ve gece 2′ye kadar en üst seviyeye çıkıyor. Sabaha doğru da yavaş yavaş azalıyor. O nedenle özellikle bu saatlerdeki uykuyu kaçırmamak gerekiyor. Tabii melatonin hormonunun en çok karanlıkta salgılandığını unutmamak gerekir. Bu nedenle uyunulan yerin karanlık olması, gece lambası kullanılmaması çok önemli” diyor. İhtiyaç duyulan uyku saati kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Kimi 8 saatlik uykuyla kendini zinde hissederken, kimine 6 saat yetiyor da artıyor. Buna karşın Dr. Ebru Aydın, genel olarak ortalama 7 saat insanların uyuması gerektiğini söylüyor ve uyarıyor: “Kuvvetli bir bağışıklık sistemi, sağlıklı bir ömür için 6 saatten az uyumamak gerekiyor. 6 saatten az uyuyan kişilerde örneğin kalp hastalıkları daha fazla izleniyor. Gündüz uykularının çok fazla önemi yok. Önemli ve gerekli olan gece 11′den sonra uyumak. Ancak sağlıklı ve kaliteli uyku için kesinlikle karanlık ortam şart. Televizyon başında uyumak ise, son derece sağlıksız ve yanlış. Bu arada oda ısısı da çok sıcak olmamalı.”
Sarımsak Kilo Verdirir Mi?
Kilo vermenizi sağlayan sarımsak, aynı zamanda size yararı olan onlarca özelliğe sahip.Öncelikle sarımsakla ilgili önyargılarınızdan kurtulun. Onun kokusu ve tadının asıl değer katan özellik olduğunu biliyor musunuz?Sarımsağın içinde allicin denilen bir birleşen var ve bu madde sağlığınız için oldukça yararlıdır.Eğer kokusundan rahatsızlık duyduğunuz için sarımsaktan uzak duruyorsanız, doğanın mucizevi başka bir ürünü size yardıma koşacaktır; karanfil!Sarımsak iştahı kapatan bir besindir. Beyninize tokluk sinyali yollar.Eğer yemeklerinize sarımsak koyar veya bir parça sarımsağı yemekle beraber tüketirseniz, beyninize hızla ulaşan tokluk sinyali fazla yemenizi engelleyecektir.Sadece yeme eğilimini azaltmakla kalmıyor, metabolizma hızını da arttırıyor.Vücudunda adrenalin hormonunun salgılanması için, sinir sistemini uyarmak gerekiyor. Sarımsak metabolizma hızını yükselterek, kilo yakmaya ve kilo vermeye yardımcı oluyor.Yüksek kolesterolden şikayetçi olanlar için, ilaç niyetine sarımsak tüketmeleri öneriliyor.Kolesterolü düşürme etkisinin yanı sıra kalp krizi riskini de azaltıyor. Kalp sağlığı için sarımsak yiyin.Kandaki pıhtılaşma riskini azaltan sarımsak, kan trombositleri üzerinde etkilidir. Anti-enflamatuar etkisi vardır.Yapılan çalışmalarda hipertansiyonu olan kişilerde kan basıncını düşürülebilir olduğu ortaya çıkmıştır.Kanser riskini azalttığı, özellikle mide, kolon ve prostat kanseri üzerinde etkisi olduğu yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.Saç sağlığı için sarımsak önemlidir. Özellikle saç dökülmesinde etkili olduğu biliniyor.Cildinizi aknelerden temizlemek ve sağlıklı bir cilde sahip olmak istiyorsanız, sarımsak doğal bir ilaç görevi görecektir.Soğuk algınlığı konusunda sizi en çok destekleyen besin olan sarımsak, antioksidanlarla doludur. Bağışıklık sisteminizi güçlendirir.Sedef hastalığının ne kadar zorlayıcı olduğunu yaşayanlar bilir, çözüm bulmak zordur. Sedefle mücadele ederken, sarımsak size destek olur. Sedef olan bölgeyi sarımsak yağı ile ovun.Anti-mantar özelliklere sahip sarımsak, kaşıntılı ayak mantarından kurtulmak için iyi bir yoldur. Ilık su içine ezilmiş sarımsak koyun ve ayaklarınıza bu suyla banyo yaptırın.Alerjiye karşı savaş açtığınızda, sarımsak sizin en büyük destekçiniz olacaktır. Sarımsağın anti-arterit özelliği, mücadelenizde elinizi güçlendirir.Sarımsak, insülin salınımını arttırır ve diyabetiklerde kan şekeri seviyesinin yükselmesini sağlar.
Lahananın Bilmediğiniz Faydaları
Lahanayı sevmesek de çok faydalı. Lahana pek çoğumuzun bayılarak yediği sebzeler listesinde yer almaz. Ancak lahananın bu özelliklerini öğrendikten sonra alışveriş listenize ekleyeceğinizden eminiz! -Emziren annelerin genel sorunu olan göğüs şişmesine iyi gelir. Lahana yaprakları şişkinlik ve ağrıya karşı etkilidir. Emzirdiğiniz dönemde lahana yaprağını göğsünüze koyup bekleyin. Lahana yaprağı yavaşça vücut ısısına ulaşacak ve serin havlu koymuşsunuz hissi yaratacaktır. Pek çok kadın emzirdiği dönemde bu yöntemi denemektedir. -Lahana düşük kalorili ve antioksidan açısından zengin bir sebzedir. Yüzyıllardır antienflamatuvar etkisi sebebiyle tüketilen lahananın kansere karşı etkili olduğu da bilinmektedir. -Lahana mide ülserine ve diğer sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı etkilidir. Sabah bulantısı ve astıma da iyi geldiği söylenmektedir. -Lahananın içerisinde bulunan kimyasallar belli kanser tiplerine karşı etkilidir ve DNA’nın onarılmasında hücrelere yardımcı olur. -1 kase buharda pişirilmiş lahanada sadece 33 kalori bulunur. Ancak günlük K vitamin ihtiyacının %90′ını karşılamanıza yardımcı olur. -Lahanada bol miktarda manganez, B6 vitamini, folik asit, omega-3 yağ asidi, B1 vitamini, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, A vitamini, magnezyum ve 4 gramın üzerinde protein bulunur.
Forma Girmek İçin Kabullenmeniz Gereken 11 Şey
Forma girmek ve fit olmak için göze almanız gerekenleri öğrenin. Gerçekten forma girmeye ve iyi görünmeye karar verdiyseniz, öncelikle kabul etmeniz gereken bazı şeyler var. Eğer forma girmek için harekete geçecekseniz bunları göze almalısınız. Sızlamalar ve ağrılara hazırlıklı olmalısınız ama bu genellikle iyi bir şey çünkü kaslarınızı gerçekten çalıştırdığınızı gösterir. Uzun zamandır hareketsiz kalan vücudunuzdaki kaslar tembelleştiği için onları zorladığınızda canınızın yanacak olması oldukça doğal. İyi haber ise bu ağrılara rağmen egzersizlere devam edebilirsiniz ve zaman geçtikçe güçlenecek, benzer ağrılardan kurtulacaksınız. Elbette aşırı zorlanmalar sonucu oluşan gerçek sakatlanmalardan sakınmalı ve böyle bir durumda mutlaka bir profesyonele görünmelisiniz. Sakatlanmayı garantilemenin kesin yollarından birisi hiç ara vermeden egzersiz yapmaya çalışmaktır. Vücudunuza toparlanması için zaman vermezseniz antrenmanlarınızın stresini kaldıramazsınız. İnanın ara vermeyerek daha güçlü ya da hızlı olmayacaksınız. Ne kadar acele ederseniz o kadar başarısız olma riski taşıyorsunuz. En az ama en az haftanın bir günü mola vermeyi unutmayın! Kaslar spor yaparken yapılanmaz. Uyuduğunuzda, vücudumuzda kan dolaşımı hızlanır, büyüme hormonları çalışır ve doku tamiri başlar. Yeterli kaliteli uyku uyumadan, egzersizlerinizden sonuç almayı beklemeyin. Şanslısınız çünkü girdiğiniz egzersiz ritüeli daha rahat ve iyi uyumanıza da sebep olacaktır. Forma girmeye kimse için değil, kendiniz için karar verdiniz (en azından öyle umuyoruz), öyleyse tüm çabanız da kendiniz için olmalı. Yapabildiğiniz kadar yapın ve etrafınızda her geçen gün daha fazla kilo vermiş görünen kadını ya da o adamın squatta kaç kilo ile çalıştığı görmezden gelin. Herkesin farklı hedefleri ve farklı altyapısı var ve bu normal. Spor salonlarında uzay mekiğine benzer aletleri kendi başınıza çözmeye korkmayın ve eğitmenlerden yardım istemekten çekinmeyin. Daha çok kalori yakacaksınız ama yaptığınız egzersizler aynı zamanda açlık hormonu seviyesini de artıracak. Yağsız protein, sağlıklı yağlar, tam tahıllılar ve taze ürünleri tercih etmelisiniz. Evet terleyeceksiniz ama uğraşıp tükettiğiniz kalori, şeker ve tuz miktarını geri almak için destekleyici içeceklere ihtiyacınız olduğunu gerçekten düşünüyor musunuz? Hayır! İhtiyacınız olan bildiğiniz saf su. Eğer ara sıra ekstra bir şeye ihtiyacınız olduğunu hissederseniz bir muz yiyin. 2012’de yapılan bir araştırmaya göre, muz yiyen bisikletçiler takviye içecekler kullanmayı tercih edenlere göre daha iyi performans sergiliyormuş. Eğer forma girmekten anladığınız incelmek ise, maalesef her egzersiz kilo vermenize sebep olmaz. Ayrıca egzersiz sonrası atıştırmalarda aşırıya kaçma riskiniz de var. Yapmayın. Vücudunuzda yağ yakıldıkça kas yapılanması olacaktır ve bu kilo kaybetmiyormuşsunuz gibi görünmenizi sağlayabilir. Her halükarda eskisinden çok daha iyi hissedecek ve olacaksınız. Eğer ilk gittiğiniz günlerde duş sırası ya da park problemi ile karşılaştıysanız, hemen endişelenmeyin. Sezonluk egzersiz düşkünlerinin bildiği gibi, Ocak’ta başlayanların çoğu en fazla Şubat ortasına kadar devam eder bu maceraya. Birkaç hafta bekleyin ve gittiğiniz salonun yüzde 60’ının boşaldığını görün. Tabii siz de ayrılanlar arasında olmazsanız. Spor salonuna giderken giydikleriniz sayesinde kirli sepetiniz her zamankinden yoğun olacak ve yıkamak için zamanınız daha da az. Eğer ocak ayında spora başladıysanız, muhtemelen şubatta maratona katılacak değilsiniz. Acele etmek, hızlı davranmak, bünyeyi zorlamak dönüşü olmayan sağlık problemleri yaşamanıza sebep olabilir. Sabırlı ve istikrarlı olursanız, istediğiniz vücuda bu sene ulaşacaksınız ama lütfen acele etmeyin.
Öksürük İçin Doğal Şurup Önerileri
Evde çok rahat uygulayabileceğiniz doğal öksürük şurupları.Bromelain enzimi içeren ananas lezzetli bir meyve olmasının yanı sıra öksürükten iltihaplanmış akciğerlerin tedavisinde de kullanılır. Daha fazla öksürme ihtiyacını bastırır. Uzmanların araştırmalarına göre ananasta doğal olarak bulunan bromelain astım tarzı öksürüklerde de kullanılır. Ananas suyunu biraz ılıtın. 1 yemek kaşığı balı buna ekleyin ve balın erimesini bekleyin. Sıcak ve soğuk içebilirsiniz. Ilık hali boğazınızı rahatlatacaktır.Vücudu rahatlatan bir etkisi olan bal içerdiği mineral ve enzimler açısından da kuru öksürüğe yardımcı olur. Uzmanlara göre 2 kaşık bal öksürük şurubunun ana maddesi olan dextromethorpham kadar etkili olabiliyor. Boğazı saran bal aynı zamanda tahriş olmuş boğazı rahatlatır ve tıkanmaya da iyi gelir.1 yaşın altındaki çocuklara bal yedirmeyin.Ayurveda’da kullanılan badem, öksürük ve astım gibi akciğer ile ilgili sorunların hafifletilmesinde yardımcı olur. Bademi kullanmanın en iyi yolu ise badem sütü. Geceden 1 bardak bademi ıslatın. Ertesi gün 3 bardak su katarak mutfak robotuyla karıştırdıktan sonra süzgeçten geçirin, bal ekleyip afiyetle için. Cevizin iltihaplanma ve ağrıları dindirme özelliği bilinmekte. Akciğerleri yumuşatıp hırlama ve öksürüğe de iyi gelir. Cevizi kavurduktan sonra yemek parazitlerin yuvalanmasını önleyecektir.Ilık suya karıştırılmış bir kaşık bal boğazı rahatlatacaktır. Öksüren çocukların da hoşuna gidebilecek bir içecek.Birçok öksürük şurubunun içeriğinde bulunan okaliptüs nefes yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir bitki. Okaliptüslü buhar banyosu kuru ya da yoğun öksürüğü rahatlatıp balgamın çıkmasına yardımcı olacaktır. 4 bardak suyu kaynatıp ateşten alın. İçine 20-30 damla okaliptus yağı damlatın. Başınızın etrafını bir havlu ile çevirerek buharın yayılmasını önleyin, buharı en az 15 dakika boyunca içinize çekin.Soğanları soyun ve kahverengi olana dek kızgın yağda kızartın. Sıcak soğan halkalarını iki tülbent ya da mendil arasına yerleştirip göğsünüzün üzerine koyarak derin nefesler alın. Bu işleme 20 dakika devam edin.Elma sirkesinin kokusu boğazınızı rahatlatırken gece boyunca daha az öksürmenizi sağlar. Yastığınıza birkaç damla elma suyu sirkesi damlatın ve tatlı bir uykuya dalmaya çalışın.Birkaç limon dilimini içinde sıcak su olan bir demliğe koyun. Buna birkaç yemek kaşığı bal ekleyerek için. Sıcak ya da soğuk içebileceğiniz C vitamini deposu bu çay ağrıyan boğazınıza çok iyi gelecek.Keskin bir kokuya sahip olan soğan vücuda sıcaklık verir ve vücuttaki enerjinin hareket etmesini sağlar. Soğuk algınlıkları, balgamın azaltılması ile boğazdaki iltihaplanmalara karşı kullanılır. Bir büyük soğanı dilimleyin. Dilimleri temiz bir kavanoza üst üste dizin. Dilimler arasına bal koyun. Bütün dilimler bitene kadar bu işlemi tekrarlayın. Bir gece ağzı kapalı kavanozda bekletin. Ertesi gün öksürük şurubu olarak kullanabilirsiniz.
Cildiniz İçin Yumurta Akı Maskesi
Yumurtanın içinde A, B, D ve E vitaminleri bulunmaktadır. Yumurta B2 vitamini bakımından zengindir. B2 vitamini deri ve göz sağlığı için gerekli olan bir vitamindir. Yağ deyince akla gelen kolesterol açısından yumurtayı incelemek gerekirse, beyazında kolesterol ve yağ olmadığı görülür. Fakat buna karşın sarısında 213 miligram kolesterol bulunur. Besinlerdeki kolesterol oranının kandaki kolesterolü arttırdığı düşüncesi ile yumurtadan uzak durulmuştur. Yağlı ciltler için limon ve yumurta akı maskesini deneyin!Limon çok amaçlı bir meyvedir. Yararları say say bitmez. Ama aynı zamanda kozmetik olarak da faydaları vardır. Ciltteki koyu lekeleri çıkartır, asitleri sayesinde yağlı cildinize iyi gelir.Yumurta beyazı da protein değerinin yüksek olması; vitaminler, mineraller ve B vitaminleri içermesi dolayısıyla sağlık açısından harikadır ama bir de cilde sürme kısmı var ki bunun kırışıklıklara iyi geldiği ve gergin etki verdiği de söylenir. Yağlı cildi düzeltirken bir yandan da gergin yapar. İşte kolay bir maske tarifi:Yumurta Akı ve Limonlu Maske- Yüzünüzü yıkayın. Makyaj, losyon veya güneş kremi varsa temizleyin. Sadece su kullanmak yerine yüz temizleyici bir tonik kullanın. Bu, ciltteki tüm -yağı diğer cilt bakım ürünlerinden daha iyi temizler.- Yumurtanın akını beyazından ayırın.
Reklam
Yuh Be Dedirten Çalışmalar
Yuh dedirten çalışmaların geçmişte yapılmış olması bu yuh kelimesini kullanırken daha da heyecanlanmamaneden oluyor. Çok sayıda sıra dışı niteliğinde çalışma veya deney yapılmış yıllar öncesinde; sağlık alanında. Bugüne kadar bilim alanında yapılan birçok deneyden kimi başarılarıyla adını duyurmuş, kimi de sıradışıözellikleriyle ünlenmiştir. BBC Focus dergisi, beyin ve nöroloji alanında yapılan en ilginç 5 deneyi derledi ve ben de sizlere bunları yansıtmak istedim. 1. KAFA NAKLİ: 1954 yılında Sovyet bilim adamı Vladimir Demikhov, bir köpek yavrusunun başını, ön ayaklarıyla birlikte bir Alman Kurt köpeğine naklederek çift başlı köpek elde etti. Her iki baş da ayrı ayrı süt içebiliyordu. Köpekler bir aydan az yaşadı. Demikhov, 15 yıl içinde ameliyatla 20 tane çift başlı köpek yaptı. Cerrahın deneyinden esinlenen Amerikalı cerrah Robert White, bir maymunun başını başka bir maymunanakletti. Cerrahi komplikasyonlar nedeniyle maymun 1 gün yaşadı. 2. ZİHİN KONTROLÜ: 1953 yılından 1960′ların sonuna kadar CIA, ‘MK-ULTRA’ kod ismiyle bir program yürüttü. Bir belgebunların beyin yıkama faaliyetleri olduğundan bahsediyordu. Siviller üzerinde de deneyler yapan CIA, durumdan habersiz denekler üzerinde radyasyon, elektrikşoku, elektrot yerleştirme, mikrodalga, ultrasound ve geniş kapsamlı ilaç testleri uyguladılar. Bu deneyler daha sonra toplumda görülen çeşitli toplu intihar vakaları, ölüm ve kazalarlailişkilendirilmiştir. 3. VÜCUT DIŞI UYARIM: Cenevre Üniversitesi Hastanesi uzmanlarından Nörolog Olaf Blanke ve ekibi, bir hasta üzerindeyaptıkları deneyde, hastanın vücut dışı deneyim yaşamasını sağladılar.  Hastanın beynini elektrotlarla uyardıklarını belirten bilim adamları, bu uyarma sonucunda hastanın, yatakta yatan kendi vücuduna yukarıdan baktığını hissettiğini kaydettiler. Doktorlar uyarının şiddetini artırınca, hastanın kollarının kısaldığını belirttiğini söylediler. 4. BEYİNDEKİ MIKNATISLAR: Allan Snyder, insanın matematiksel ve sanatsal yeteneklerini artıran şapka geliştirdi. Şapkadakimıknatısların meydana getirdiği manyetik dalgalar, beyindeki yetenek merkezlerini uyarıyor. Ancak, şapkanın etkisi kalıcı değil. Michael Persinger’in geliştirdiği, “God Helmet” isimli başlıkta ise mıknatıslar kullanılıyor ve insanlara ölüm sırasında manevi huzuru yaşatacağı belirtiliyordu, ancak deney başarısız oldu.5. BİYOLOJİK BEYİNLİ ROBOT: İngiltere’deki Reading Üniversitesi’nden Kevin Warwick başkanlığındaki ekip, “Gordon” adı verilen robotun beyninin, fareden alınan sinir hücrelerinden meydana getirildiğini söyledi. Warwick, robotu odanın içinde dolaşması ve duvarlara çarpmaması için tasarladı. Robotun beyni, 60kadar elektrottan oluşan bir düzeneğe bağlı 50 bin ile 100 bin sinir hücresi içeriyor. Bunlar fare hücrelerinden mekanik motorlara sinyaller gönderiyor. Kısacası bu beyin, insan beynindene olup bittiğinin basitleştirilmiş hali. Bakalım gelecek; daha ne tür deneylere sahne olacak ya da bana ‘’yuh be!’’ dedirtebilecek mi? Mehmet GÜNATA | İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi                                                                                                                      www.mgunata.com                                                                                                                 mehmetgunata@yandex.com
Dâhilerin Hastalığı Disleksi!
Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci gibi dâhilerin yaşadığı disleksi hastalığı, okuma becerisini etkilediği için ilköğretimin ilk yıllarında fark ediliyor. Öğrenmeyi etkileyen bu sorun çocuğun özgüvenini yitirmesine neden oluyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk okuldan uzaklaşıyor ŞAKA değil gerçek. Einstein'dan Mozart'a, Beethoven'dan Leonardo da Vinci'ye kadar birçok dâhinin yaşadığı bir rahatsızlık disleksi. Temel olarak okuma becerisini etkilediği için yaygın olarak ilköğretim yıllarında fark ediliyor ya da fark edilmesi bekleniyor. Ancak bazen bu sorunu anlamak ve belirlemek çok kolay olmayabiliyor. Disleksiyi nasıl fark edebileceğimizi ve diğer tüm merak ettiklerimi Günce Psikolojik Danışma Merkezi'nden Uzman Psikolog Ece Akın Bakanay'a sordum sizler için... DİSLEKSİ BİR DİL SORUNUDUR İngiltere Disleksi Derneği'nin tanımına göre disleksi okuryazarlığı ve dil ile ilişkili becerileri etkileyen özgül bir öğrenme güçlüğü. Buna rağmen her okumakta zorlanan çocuğun dislektik olduğu sonucuna varmak doğru olmayabiliyor. Bunun yanı sıra disleksi öğrenmeyi etkileyen sorunlar içerisinde en yaygın olarak ortaya çıkanlardan biri. Disleksi, Latince kökenli olan 'bozukluk' ve 'kelime' sözcüklerinin birleşiminden oluşan bir terim. Nesneleri isimlendirmek, sesleri öğrenmek, hafıza alanlarında yaşanılan sorunlar bireyin sahip olduğu bilişsel beceri ve potansiyeli kullanamamasına neden olur. 'ÇOK ZEKİ AMA...' Bu çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren 'Aslında çok zeki ama... ' ile başlayan cümle kalıbını pek çok kez duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun 'haylazlığına' ya da 'dikkatsizliğine' bağlanır. Aslında sorun bu iki tespitten çok daha ciddi olabilir. Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorun. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değil. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olması. Yine de araştırmacıların ve bilim insanlarının üzerinde anlaştığı bazı kriterler var. Öncelikle bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileri. TÜM HAYATI ETKİLİYOR! Disleksi her ne kadar okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olsa da çocuğun hayatı üzerindeki etkileri sadece bu alanla sınırlı kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk için okul giderek daha zorlayıcı bir yer haline geliyor. Arkadaşları için çok kolay olan okuma ve yazma onlar için bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla efor harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumak bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor. Disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça önemli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini 'aptal' olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini daha da perçinleyerek çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor. Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor. Okurken kelime atlıyorsa dikkat! DİSLEKSİ ile ilk bulgular 1896 yılında Dr. W. Pringle Morgan tarafından paylaşılmış. Dr. Morgan 14 yaşındaki hastasının yaşıtları kadar zeki, oyunlarda ve günlük hayat ile ilgili becerilerde oldukça iyiyken okuma yazmada zorlandığını fark ediyor. O dönemde disleksinin görme sistemi ile ilgili bir bozukluk olduğu düşünülüyor, çünkü sorun harfleri doğru okuyamama ve kelimeleri karıştırma olarak kendini gösteriyor. Sonraki yıllarda, Samuel T. Orton, disleksi üzerinde ilk çalışan nörologlardan biri olup, 1920’lerde disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiş: Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk. b ve d harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi. Okurken kelime atlamak. Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak. Yazı yazmada zorluk. Konuşurken duruma uygun kelimeyi bulmada zorluk. Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (saat, gün, ay, yıl) kavramları konusunda sorunlar. Bu belirtilerden yola çıkarak disleksi tanısı koymak elbette yeterli ve doğru bir yaklaşım değil. Ancak eğitimciler ve aileler yukarıdaki sorunları gözlemlediklerinde mutlaka durumu ciddiye almalı ve gerektiğinde uzmana başvurmalılar. Disleksi ve diğer tüm öğrenme güçlüklerinde erken tanı ve tedavi sorunun çözülmesinde çok önemli bir role sahip oluyor. Özel eğitimle zorlukların üstesinden gelebilirsiniz OKUMA yazma alanında yaşanılan bir zorluk olsa da okul öncesi dönem ile ilgili bazı ipuçları sorunun erken tanınmasına yardımcı olabilir. Disleksi tanısı alan bireyler ile yapılan araştırmalarda bu çocukların okul öncesi dönemde aşağıdaki sorunlardan bir ya da birkaçını yaşadıkları belirlenmiştir. Konuşmanın gecikmesi Yeni ve uzun kelimeleri öğrenmekte zorluk Bazı kelimeleri yanlış söylemek (tuvalet yerine tulavet vb) Kafiyeli sözcükleri bulmakta zorluk (kediyedi, cam-çam, tencere-pencere vb) Kelimedeki harflerin yerini değiştirmek (kibrit yerine kirbit) Sağ-sol kavramını öğrenmekte zorluk Sınırlı boyama yapmakta zorluk (karalama halinde yapmak, tamamlamamak) Dikkat konsantrasyon süresinin yaşıtlarına göre daha kısa olması Renk, sayı gibi kavramları öğrenmekte zorluk Zaman kavramında zorluk (dün-bugün-yarın, sabah-akşam vb) Kelimenin başındaki ve sonundaki sesi ayırt etmekte zorluk DİRENÇ GÖSTEREBİLİRLER Disleksi yaşam boyu süren bilişsel beceriler ile ilgili bir farklılık olarak kabul edilebilir. Çoğunlukla bu çocuklar standart eğitim yöntemleriyle zorlanırlar, öğrenmeye direnç gösterebilirler. Bunun çözümü bireysel özelliklerini ve güçlü yanlarını ortaya çıkartabilecek fırsatların sunulması ve öğretim yöntemlerinin çeşitlendirilmesidir. Disleksinin de dahil olduğu öğrenme güçlükleri söz konusu olduğunda bu çocukların örgün eğitim sistemi içinde yaşıtlarıyla birlikte okula devam etmeleri önemlidir. Ancak yaşadıkları zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olacak özel eğitim desteğinden yararlanmalıdırlar. Doğru şekilde yardım alamadıklarında sahip oldukları potansiyeli kullanmadıkları için eğitim sisteminin dışında kalmaları hem bireysel hem de sosyal anlamda bir kayıptır. Bu önerileri dikkate alın! EĞER çocuğunuza disleksi teşhisi konmuşsa; Çocuğunuzun yaşadığı sorun hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın. Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edeceksiniz, bunların yanı sıra çocuğunuzun güçlü yanları, olumlu özelliklerini destekleyin. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olun. Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler deneyin . Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemlerini kullanarak (görsel, işitsel, yaparak ) çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilirsiniz . Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışveriş yapmak , masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir. Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Sadece başarılı olduğunda, sınavdan iyi not aldığında değil her zaman onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın . * Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşun . Ona zor gelenleri ve bunlarla baş etmek için neler yapabileceğinizi birlikte tartışın. Kimse çocuğunuzu kendisinden iyi tanıyamaz.Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edin. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda , dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterin . Zorlandığınız durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurun.
Reklam
11 Yürek Burkan Fotoğrafla Katie'nin Son Arzusu
Katie'ye 18 yaşında üniversite öğrencisiyken beyin tümörü teşhisi konmuş. 1 yıl sonra ise akciğerinde tümöre rastlanmış. Yaşama sevincini kaybetmeyen Katie üniversiteye devam etmiş daha sonra ise sağlık durumu ne kadar kötü olursa olsun lise aşkı Nick ile evlenmişler. 15 Ocak 2005'te evlilik törenleri olmuş ve maalesef ki sadece 5 gün sonra Katie vefat etmiş.Yukarıda bahsettiğimiz olay tamamiyle gerçek ve Katie'nin anısına bir filmin çekimlerine başlanmış ve 2015'de gösterime girecek.   Galerinin başlangıcında Katie ve Nick'in hastane yaşamına dahil oluyoruz. Sonrasında ise Katie ve Nick'in düğünü muhteşem düğünleri var.Filmini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Kolon ve Rektum Kanseri Teşhis, Tedavi, Risk Faktörleri ve Korunma
Sindirim sisteminde ince bağırsaklardan sonra gelen yaklaşık 1,5 – 2 metre uzunluğundaki kısım kolon yani kalın bağırsaktır; bunun son 15 cm.’lik bölümüne rektum adı verilir.Kalın bağırsak ya da kolon ve rektum kanserleri, özellikle gelişmiş batı ülkelerinin önemli bir sağlık sorunudur. Batı toplumunda yapılan çalışmalarda kalın bağırsak kanseri gerek Amerika Birleşik Devletlerinde gerekse Avrupa’da oldukça sık gözlenen ve de kansere bağlı ölümlerin önemli bir kısmını oluşturan bir hastalıktır.Sağlık bakanlığı’nın 2003 yılında yaptığı hastanelerde yatan hasta listesine göre akciğer ve meme kanserinden sonra kalın bağırsak kanseri üçüncü sıklıkta yer almaktadır.Risk faktörleri nelerdir?Kalın bağırsak kanserlerinin oluşumunda bilinen belli başlı risk faktörleri şunlardır:50 yaş ve üstünde olmak,Ailede kalın bağırsak kanseri bulunması, Kişinin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri öyküsü olması, Kolonda poliplerin varlığı, Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi kronik iltihabi bir barsak hastalığının bulunması, Çevresel faktörler: Hayvansal yağ ve kırmızı etin (özellikle sığır, domuz ve kuzu eti) sık tüketimi, lif (fiber)’den fakir gıdalarla beslenme, obezite, aşırı kalori alımı ve düşük fiziksel aktivite, aşırı sigara ve alkol tüketimi. Belirti ve bulguları nelerdir?En önemli belirti dışkılama alışkanlığında değişme gözlenmesidir; bu, ishal ya da kabızlık şeklinde olabilir.Dışkıda kanama bulunması, Dışkının kalem gibi incelmesi, Sık tuvalete gitme ihtiyacı, fakat yetersiz dışkılama, Aralıklı, bazan kolik tarzında karın ağrısı, gaz sancıları, Nedeni bilinmeyen kilo kayıpları, Kansızlık, kendini aşırı yorgun hissetme, Bulantı ve kusma. Tanı nasıl konur, hangi tetkikler yapılır?Öncelikle hastanın doktora başvurması ve çok iyi bir fizik muayene yapılması gereklidir. Daha sonra sırasıyla aşağıdaki testler yapılır;Dışkıda gizli kan incelenmesi. Son derece basit bir testtir, hastanın özel kartlar üzerine alacağı küçük miktarda dışkı örnekleri laboratuarda incelenir.Radyolojik tetkikler (çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi v.b.)Laboratuar tetkikleri (tam kan sayımı, biyokimyasal tetkikler). Bunların arasında CEA (karsinoembriyonik antijen) tetkiki kalın bağırsak kanserlerinde kanda yükselebilen ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir.Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması ve patolog tarafından incelenmesi).Tedavisi nasıldır?Kalın bağırsak kanserlerinin standart tedavisi cerrahidir, yani tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle birlikte çıkarılır. Bu konu çok önemli olup hayati önemi vardır. Yapılan çalışmalar, onkoloji prensiplerine uygun olarak ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatların hastanın geleceği açısından en önemli faktör olduğunu göstermiştir.Kolon kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi uygulanır. Örneğin, tümörün bağırsağa komşu lenf düğümlerine sıçradığı evre III vakalarda adjuvan kemoterapi artık tüm dünyada standarttır.Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek (kolostomi torbaları ile) bazen kaçınılmazdır. Ancak son yıllarda cerrahi alandaki teknik ilerlemeler anüsün korunmasını önemli ölçüde sağlayabilmektedir.Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık derecesine bağlı olarak her üç tedavi yöntemi (cerrahi, kemoterapi, radyoterapi) devreye girebilmekte ve hastaların yaşam süresi uzatılmaktadır. Son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik yeni biyolojik ilaçlar sayesinde tedavide başarı oranları artmıştır.Hastalıktan nasıl korunulur?Kolon kanserine yakalanmamış bireylerin korunmasında sebze, meyve ve tahıllar gibi lifli gıdaları fazla tüketmek, yeterince kalsiyum ve D vitamini almak önerilir. Ancak bunların yanı sıra ikincil korunma önlemi olarak tarama testleri ile erken tanının ayrı bir önemi vardır.Bunun için, her iki cinste 50 yaşından başlamak üzere,Her yıl dışkıda gizli kan tetkiki, 5 yılda bir rektal muayene ve rektosigmoidoskopi ya da,Her 10 yılda bir rektal muayene ve tam kolonoskopi veya, Her 5-10 yılda bir çift kontrastlı kolon grafisi ve rektal muayene önerilmektedir. Ailesinde kolon kanseri olan bireylerde tarama testlerine daha erken yaşta başlanmalıdır.Kaynak: www.tov.org
Fazla Kiloları Tere Tohumu İle Atıyoruz
Tere tohumuyla zayıflama kürleri son derece tercih edilen bitkisel zayıflama formülü olarak kabul edilebilir. Tere tohumu belirli bir süre sabah aç karnına kullanıldığında başta tiroid hormonu olmak üzere genel olarak metabolizmayı uyarıcı bir etki gösterir ve metabolizmanın canlanmasına yardımcı olur.. Tere tohumu koyu parlak kırmızı renktedir. Tere tohumunu aktif tiroid rahatsızlığı olanların kullanması önerilmez. Tere Tohumu Nasıl Kullanılır? Çekirdek halindeki tere tohumlarını öğüterek tüketmek daha faydalıdır.Tere tohumunu balla karıştırarak bir...
Reklam
Fazla Muhabbet Tez Ayrılık Getiriyor
Mutlu bir evliliğin anahtarının erkeklerin daha çok çalışıp, evde eşleriyle daha az zaman geçirmeleri olduğu ortaya çıktı. Araştırma sonucu 'Fazla muhabbet tez ayrılık getirir' sözünü akıllara getirdi.Çoğunlukla iyi bir evlilik için eşlerin birbiriyle kaliteli vakit geçirmeleri önerilir. Ancak 4 bin orta yaşlı kadın ve erkekten oluşan çift üzerinde yapılan araştırmada tam tersi ortaya çıktı. Haftada 50 saatin üzerinde çalışan erkeklerin eşlerinin daha sağlıklı olduğu ortaya çıktı.
Tüm Zamanların En İyi 30 Güzellik Sırrı
Dünyanın en iyi güzellik uzmanlarına danıştık ve kimseyle paylaşmadıkları sırları bize anlatmalarını istedik. Kadife gibi bir ciltten, ışık saçan...Dünyanın en iyi güzellik uzmanlarına danıştık ve kimseyle paylaşmadıkları sırları bize anlatmalarını istedik. Kadife gibi bir ciltten, ışık saçan saçlara; seksi dudaklardan, göz kamaştırıcı bakışlara kadar en etkili güzellik sırlarını öğrenmek için okumaya devam edin.1 . “Güneş ışığı cildinizin en büyük düşmanıdır. Bu yüzden benim bir numaralı tavsiyem nemlendiricinizin üzerine, fondöteninizin altına uygulayacağınız bir güneş koruyucu krem olacak.” International Dermal Institute eğitim müdürü, Sally Penford2. “Şakaklar çoğu insanda saçsızlık sorununun yaşandığı bölgelerdir. Bu yüzden saçlarınızı boyatmaya gittiğinizde uzmanın, bu bölgelere ekstra dikkat etmesi gerekir. Çünkü renk açma işlemi yoğun olduğunda bu bölgedeki saç tellerinin kırılmasına veya incelmesine neden olabilir. Eğer saç renginizi düzenli olarak açtırıyorsanız, saçlarınızı boyayan kişiye, işleme saç hattının biraz gerisinden başlamasını söyleyin.” 10 Years Younger güzellik merkezi saç uzmanı, Andrew Burton3. “Belirgin buklelerden ziyade havalı kumsal dalgalarına sahip olmak istiyorsanız, saçlarınızı, uçları serbest kalacak şekilde, kalın saç maşasıyla şekillendirin. İşin sırrıysa maşanın silindir kısmını yavaşça aşağı yukarı hareket ettirmekte gizli. Böylece ısının, yarattığınız bukleye eşit olarak yayılmasını sağlamış olacaksınız. Saç fırçasıyla tarayıp bukleleri yumuşatın.” Windle&Moodie saç tasarım atölyesinin kurucusu, Neil Moodie4. “Dudaklarınızın tamamını dudak kalemiyle çerçevelemektense yalnızca üst dudağınızı, orta kısmı hafifçe dağıtarak belirginleştirin. Bu işlem otomatikman dudaklarınızın daha dolgun görünmesini sağlayacak” Cheryl Cole’un makyaj artisti, Caroline Barnes5. “Makyaj bazını yalnızca özel buluşmalarınızda değil her makyajda kullanın. Bu işlem makyajınızın gözeneklerinize dolmasını önlemekle kalmayacak, daha uzun süre kalıcılığını korumasını da sağlayacak.” M.A.C’ten makyaj uzmanı, Debbie Finnegan6. “Vücut losyonunuzu her zaman sıkmaya karar verdiğiniz parfümden sonra uygulayın. Böylece kokuyu mühürlemiş ve kalıcılığını uzun süre korumasını sağlamış olacaksınız.” Parfümör, Roja Dove 6. “Vücut losyonunuzu her zaman sıkmaya karar verdiğiniz parfümden sonra uygulayın. Böylece kokuyu mühürlemiş ve kalıcılığını uzun süre korumasını sağlamış olacaksınız.” Parfümör, Roja Dove7. “Uzun olduğunu düşündüğünüz kaşları kesinlikle cımbızla almayın. Onlar kaşınıza şeklini veren tellerdir. Bu dengeyi bozduğunuzda, kaşlarınızın kaş kemiğinizle olan senkronunu, dolayısıyla şeklini de bozmuş olacaksınız.” Kaş uzmanı, Shavata8. “Bir buz küpü alın, kumaş mendilin içine koyun ve tüm yüzünüzde 3 ile 5 kere gezdirin. Cildiniz gerilip canlı bir pembeliğe kavuşana kadar işlemi devam ettirin. Emin olun, bu işlem Botox’tan çok daha etkili bir sonuç verecek.” Cilt uzmanı, Ole Henriksen9. “Saçlarınıza asla çok fazla ürün kullanmayın. Ben her ne kadar müşterilerime, çalıştığım model ve ünlülere bu kuralı tekrarlasam da onlar yine de fazla ürün kullanmaya devam ediyorlar. 50 kuruş ebadında şampuan ve saç kremi ve 10 kuruş ebadında saç serumu yeterli olacaktır.” Ödüllü kuaför, Phill Smith10. “Yeni saç trendleri kendinizi iyi hissettirmiyorsa ve sizi olduğunuz kişinin dışına çıkarıyorsa onların kölesi olmaktan kaçının. Kendinize, yüzünüze ve stilinize hangisinin yakıştığını düşünüyorsanız onu uygulamaya devam edin.” Ünlülerin saç tasarımcısı, Lee Stafford11. “Aşırı derecede egzersiz yapmak zararlı sonuçlar doğurabilir. Aşırı kilo kaybı yüz ovalinizin bozulmasına ve dolayısıyla olduğunuzdan yaşlı görünmenize neden olur. Egzersiz elbette gerekli ama dengeli olduğu sürece!”12. “Dudaklarınızın daha dolgun görünmesini istiyorsanız, dudak çevrenizi ışıltılı, renksiz bir aydınlatıcıyla çerçeveleyin. İşlemi fondöteninizi uyguladıktan sonra, rujunuzu sürmeden öncegerçekleştirin.” Estée Lauder kreatif makyaj direktörü, Tom Pecheux13. “Doğal yoğurdun içindeki protein kurumuş saç tellerini yumuşatır. Bunu etkili bir saç maskesi olarak kullanabilirsiniz.” Wella Professionals, saç bakım ve şekillendirme uzmanı, Desmund Murray14. “Eğer cildiniz için krem temizleyici kullanıyorsanız, mutlaka işleme alkolsüz bir tonikle devam edin. Böylecegözeneklerinizi derinlemesine temizleyerek bir sonraki aşamaya hazırlamış olacaksınız.” Elemis markasının ürün müdürü, Noella Gabriel15. “Yorgun gözler için biraz likit aydınlatıcıyı günlük göz altı kapatıcınızla karıştırıp uygulayın. Işığı yansıtma etkisinden faydalanarak daha aydınlık ve canlı bakışlara sahip olacaksınız.” Sienna Miller’ın makyaj uzmanı, Lee Pycroft16. “Eğer çok hassas bir cilde sahip değilseniz, günlük peeling uygulaması yapın. Bu işlem cildin alt katmanlarına oksijeni taşıyacak kan dolaşımını hızlandırır ve sizi çok daha sağlıklı gösterir.” Bliss ve Soap&Glory’nin yaratıcısı, Marcia Kilgore17. “Üst kirpiklere mavi, alta ise mürdüm rengi maskara uygulamak gözlerinizi çok daha belirgin ve parlak hale getirir. Ne kadar iltifat alacağınızı uyguladığınızda göreceksiniz. Bana sonra teşekkür edersiniz!” Benefit Cosmetics baş makyaj artisti, Lisa Potter-Dixon18. “Her ne renk oje sürerseniz sürün zemine mutlaka koruyucu bir baz uygulayarak tırnaklarınızın boyanmasını önleyin. Böylelikle ojeyi uygularken daha homojen bir sonuç elde edecek, çıkarırken de zorluk çekmeyeceksiniz.” Victoria Beckham’ın tırnak uzmanı, Andrea Fulerton19. “Herhangi bir saç şekillendirme ürünü uygulamadan önce saçlarınızın yüzde 70 oranında kuru olmasına özen gösterin.Saçlarınız ne kadar ıslaksa uyguladığınız ürünü o kadar çok seyreltecek ve bu da düşük performans elde etmenize neden olacak.” Silvikrin’in kreatif direktörü, Michael Douglas20. “Yüzünüzü sıkıştırarak kırışıklıklara neden olmak istemiyorsanız sırt üstü yatmaya özen gösterin. Burundan dudaklara kadar olan çizgilerin oluşumunda bu yatma şekli oldukça etkili.21. “Güzellik rutininizin bir parçası olarak her zaman cilt yağı kullanın. Esansiyel yağlar çok küçük moleküllerden yapıldıkları için cildin en derin katmanlarına kadar penetre olabilme yeteneğindedirler. Sonuçta ortaya çıkansa çok daha canlı ve parlak bir cilttir.” Aromatherapy Associates’in başkanı ve kurucusu, Geraldine Howard22. “Rujunuzun daha kalıcı olmasını istiyorsanız dudaklarınızın üzerine ince bir kat peçete yapıştırıp peçetenin üzerinden transparan pudra uygulayın.” Make Up Academy makyaj artisti, Lisa Valencia23. “Göz altı kapatıcınızı yalnızca gözünüzün alt kısmına değil, göz pınarlarına ve hatta burun kemerine kadar uygulamayı ihmal etmeyin.” Myface Cosmetics’in kreatif direktörü, Kay Monato24 .“Spor salonunuzdaki buhar odası ya da saunayı dev bir terapi tankı gibi düşünün. Ben her spor sonrasında saunaya girmeden önce, saçlarıma bir maske uygulayıp onları havluya sararım. Ve tabii biraz yüz maskesi, biraz da vücut yağının bir zararı olmaz öyle değil mi?” Aussie saç bakım uzmanı, Liz Ta w25. “Saç boyama seansını kaçıran sarışınlar, saç diplerinden çıkan koyu rengi gizlemek için talk pudrası kullanabilirler. Bu sizi bir sonraki randevuya kadar idare edecek ideal yöntemdir.” Saç stilisti, Jonathan Long26. “Esmerseniz ve saç renginiz güneşte açıldıysa, duş sonrasında bir şişe kola kullanarak rengi biraz da olsa dengeleyebilirsiniz. Beş dakika bekleyip durulayın, saç kreminizi uygulayın.” Charles Washington saç renklendirme uzmanı ve takım yöneticisi, Carolyn Newman27. “Günde bir dakika boyunca bacaklarınızı duvara dayayacak şekilde amuda kalkın. Bu beyne ve baş bölgesine; yüze ve cilt dokusuna oksijen akışını ciddi oranda hızlandırarak detoksa yardımcı olur.” Amazing Face cilt bakım uzmanı ve kurucusu, Emma Hardie28. “Gözlerinizin daha aydınlık görünmesi için göz pınarlarınıza şampanya tonlarında bir far sürün. Bu işlem aynı zamanda daha büyük görünmelerini sağlayacak.” Dior uluslararası güzellik uzmanı, Shane Paish29. “Cansız görünen saçlarınızı hacimli hale dönüştürmek için başınızı öne eğin, parmaklarınızla saç dibinize bir dakika boyunca masaj yaparak bu bölgedeki kan dolaşımını hızlandırın. Başınızı tekrar kaldırdığınızda ne kadar harika göründüklerine inanamayacaksınız.” Kate Winslet’ın saç tasarımcısı, Jennie Roberts30. “Oje sürerken dalgalanmaların olmasını önlemek için fırçanın tırnağınızın tamamını kaplamasına ve yeterince oje barındırmasına özen gösterin. Fırçayı tekrar şişeye sokup oje sürmeye devam ettiğinizde istemediğiniz sonuçlar ortaya çıkabilir.” Tırnak uzmanı, Sophie RobsonDerleyen Ezgi TanlakCosmopolitan
İşte Kolanın Neden Olduğu 12 Hastalık
Ünlü yazar Karen Hill, 'Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum' adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı. Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek, 'Türkiye'de adeta bir kola bağımlılığı var' dedi. Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz. Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir. İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar. Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar. İşte bırakmanız için en önemli 12 sebep... 1- Fazla kilo ve yağlanma 2- Karaciğer hasarı 3- Diş çürümesi 4- Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı 5- Şeker hastalığı 6- Asit reflü 7- Kemik erimesi 8- Hipertansiyon 9- Kalp hastalığı 10- Sindirim bozukluğu 11- Alzheimer (hafıza kaybı) 12- Kanser
Reklam
Buz Terapisi İle Cilt Lekelerinden Kurtulun
Buz terapisi ile yılların yorgunluğunu atıp, iz ve lekelerden kurtulmak istemez misiniz?Buz terapisinde, terapide kullanılan alet aldığı nemi ve oksijeni yapıdaki soğukluk oranına göre buz haline getirebiliyor. Oluşan buz parçacıkları cildin altında bulunan kolajenleri harekete geçirerek aktif olarak çalışmasına yardımcı oluyor. Cildin üst tabakasında kuruluk sağlayarak alt kısımdan yeni bir gelmesine yardımcı oluyor. Buz terapisi cildin hangi bölgesine uygulanacaksa cihazda kullanılacak başlık o bölgeye uygun olarak seçiliyor. Bu terapi ile cilt herhangi bir zarar görmeden tazeleniyor. Buz terapisinde herhangi bir yaş sınırı ve herhangi bir risk faktörü yoktur.-Jilet izleri-Yanık izleri-Ameliyat izleri-Vücut çatlaklar-Lekeler-Çiller-Yaşlılık izleri-Et benleri-Sivilce izleri-Doğum lekeleri-Siğiller-Saç kıran hastalığı gibi daha birçok cilt sorununda başarılı sonuçlar alınabiliyor.Başlamadan önce cildin yapısına göre bazı testler yapılmaktadır. Test sonuçlarına göre uygulanacak derece seçiliyor. Çiller, yaşlılık lekeleri ve güneş lekeleri ortalama 1- 3 seans arasında tamamlanıyor, ancak derin cerrahi izleri, yanıklar, jilet kesikleri 18 seansa kadar çıkabiliyor. Seanslar, cilt sorunu eğer vücutta ise 2 haftada 1, yüz bölgesinde ise haftada 1 defa uygulanıyor. Vücutta oluşan çatlakların boyutuna göre seans sayısı 3 – 28 arasında değişim göstermektedir.Yanık izlerinde ise, eğer yanık 1. Derece ise, 1 – 7 seans, 2. Derece ise, 3 – 18 arasında farklılık gösterebiliyor.Buz terapisi el, yüz dahil bütün vücutta rahatlıkla uygulanabiliyor.Buz terapisinden sonra herhangi olumsuz bir sorun oluşmamaktadır. Aynı gün duş bile alınabilir.Yılın her mevsiminde yapılabilmektedir. Ancak kış ayları yaz aylarına göre daha fazla tercih edilmektedir.
Ebru Şallı Güzellik Ve Bakım Sırları
İyi bir bakımdan söz ediyorsak, cildimizi, saçımızı ve vücudumuzu her anlamda yenilemeliyiz. Beslenmemizi de gözden geçirip tazelenmenin, rengarenk sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmemeliyiz.Yapılması gerekenler çok basit. Spora başlamak, pilates yapmak, hatta kardiyo pilates yaparak daha fazla hareketlenmek. Böylece bahar yorgunluğunu üzerinizden kolayca atabilirsiniz. Hamama gidip kese yaptırabilir, ölü derilerinizden arınabilir; yine peeling uygulayarak ışıl ışıl, pırıl pırıl bir cilde sahip olabilirsiniz. Evde geçirdiğiniz zamanlarda cildinizi dinlendirmeyi ihmal etmemelisiniz. Makyajınızı mutlaka temizlemeli ve yüzünüze peeling yapmadan derin bir temizlik sağlayamayacağınızı unutmamalısınız. Bu durumda yüzünüze düzenli olarak kil maskesi uygulamak iyi gelecektir. Çünkü kil maskesi cildinize derinlemesine bir temizlik sağlayacak. Ardından kullanacağınız kremlerin seçimi de çok önemli. C vitamini içeren kremler ile nem oranını artırarak kolajen üretimini destekleyen ürünleri kullanmanızı tavsiye ediyorum. Göz altınız için hassas bir bakım yapmayı unutmayın. Kırışıklıkları açan C vitamini içeren yumuşak kremleri tercih etmelisiniz.Saçlarınıza nem depolayınDaha az kuaföre gidip fön çektirin.Saçınızı ısıyla fazla temas ettirmeyin.Saçlarınıza özel doğal zeytinyağı ile bakım uygulayın. Ayrıca aromaterapi yağlarından yararlanabilirsiniz.Badem yağı ve E vitaminini karıştırarak saçlarınızın nem oranını artırabilirsiniz.Saçlarınızı her gün yıkamayın. Saç derinizin yağ üretmesine izin verin, gün aşırı yıkayın.Ebru Şallı’nın saçları kuvvetlendiren losyonu3 yemek kaşığı papatya kurusu2 yemek kaşığı lavanta kurusu1 yemek kaşığı kekik kurusu1 yemek kaşığı gül kurusu1 litre suda papatya, lavanta, kekik ve gülü 10 dakika kaynatıp süzün. Günde bir kez saçınızı bu su ile ıslatıp tarayın.Kardiyo pilates yapın!Yağ yakıcı, kas yapıcı özelliği olan pilates egzersizlerinden oluşan kardiyo pilates ile tanışmalısınız. Özellikle kardiyo pilates ile birlikte beslenmenize de dikkat etmelisiniz.Neler yememelisiniz?Kızartma tüketmeyin.Fazla tuz ve yağ içeren gıdalardan uzak durun. Fazla tuz ve transyağ içeren gıdalar vücutta su tutarak ödeme yol açıyor.Asitli içeceklerden ve şekerli meyve sularından kaçının.Neler yemelisiniz?3 litreye yakın doğal mineralli su için.Günde 2 fincan yeşil çay tüketin.Günde 1 fincan Türk kahvesi ya da normal kahve içebilirsiniz.Taze sebze ve bol bol salataya öğünlerinizde yer verin. Salatalarınızın protein değerini artırın. Nohutlu, mercimekli, tavuklu ya da balıklı salatalar gayet besleyici ve doyurucudur.Her gün 3 yumurtanın beyazıyla hazırlanmış bir omlet yiyin. İsterseniz yumurtanın bir tanesini sarılı yiyebilirsiniz.Her sabah iki adet pembe greyfurtun suyunu için.Her gün ya ızgara et ya da balık veya tavuk gibi protein içeren gıda tüketin.Et yemiyorsanız, bol bol yeşil mercimek ve nohut gibi bakliyatlardan da yiyebilirsiniz.Her gün antioksidan içeren meyvelerden yiyin.Günde 2 dilimden fazla ekmek yemeyin. Kepekli, çavdarlı ya da tam buğday unlu ekmeği tercih edin.Ebru Şallı’nın karma cilt için kil maskesi tarifi1 adet yumurta sarısı1 yemek kaşığı kil2 çay kaşığı okaliptus yağı1 yemek kaşığı gül suyuHazırlanışı:Kili gül suyunda ezip diğer malzemeleri katın. Ciltte 20 dakika bekletip ılık su ile yıkayın.Ebru Şallı’nın göz kenarları için maskesi1 dilim ananas1 tatlı kaşığı badem yağıHazırlanışı:Ananası rendeleyip badem yağı ile karıştırın. Göz altı ve kenarlarına sürüp 20 dakika bekletin. Pamukla silerek temizleyin.Formsante
Reklam
Evde Diş Beyazlatma Yöntemleri
Evde hazırlayacağınız diş beyazlatma yöntemleri bembeyaz dişlere sahip olabilirsiniz. İnsanlarda diş renkleri tıpkı ten renkleri gibi farklılıklar gösterir. Bazı kişiler doğuştan şanslı olarak beyaz diş rengine sahiptirler. Bazen de genetik olarak daha koyu diş rengiyle doğarız. Annenin hamileyken kullandığı veya çocukken kullanılan bazı antibiyotiklerden dolayı da diş rengi koyulaşabilir. İçtiğimiz sulardaki flour yoğunluğu da diş rengimizin koyulaşmasına neden olur. Etkileyici bir gülümsemenin anahtarı pırıl pırıl ve bembeyaz dişlerdir. Dişlerin doğal renkleri yıllarla ve kullanılan çay, kahve, sigara etkisiyle koyulaşır. Diş beyazlatma işlemlerine başlamadan önce bir ağız muayenesi şarttır. Bu muayenede ağız içerisindeki dolgular, porselen kaplamalar, çürükler ve minedeki çatlaklar belirlenmelidir. Uygulanacak olan beyazlatma işlemi dişleri beyazlatırken dolguların ve ağızdaki porselenlerin rengi değişmez. Dolayısıyla bu durum beyazlatmaya karar vermede önemli bir kriterdir. Diş doktorlarının uyguladığı diş beyazlatmanın bir alternatifi de evde diş beyazlatmak için yapılacaklardır. Neler mi? Şöyle bir bakalım: Çilekli diş beyazlatma tarifi Bu basit beyazlatıcıyı yapmak için iki malzeme gerekli: Çilek ve karbonat.
Kedilerde Besin Alerjisi
Alerji, bağışıklık sisteminin alerjen veya antijen olarak adlandırılan maddelere aşırı tepki vermesi durumudur. Mevcut duruma paralel olarak besin alerjisi, normalde zararlı olmayan bazı besin maddelerinin yol açtığı alerjik reaksiyon olarak tanımlanabilir. Besin maddelerinin içinde olan protein, karbonhidrat, koruyucu ve renklendirici maddeler alerjiye neden olabilirler. Kedilerde görülen deri hastalıklarının sırf % 10-15′inden besin alerjisi sorumludur. Genel olarak besin alerjisinden yakın geçmişte yenilen besinler sorumlu tutulsa da gerçekte besin alerjisi bir gecede oluşmaz ve alerjinin gelişmesi zaman alır. Bu süre 1 haftayla 10 yıl arasında değişkenlik gösterebilir. Besin alerjisi olan hayvanların %80’den fazlasının alerjik besinleri iki yıldan fazla ...
Marlboro Adam, Sigara Kurbanı Oldu
Uzun yıllar bir sigara markasının reklamlarında oynayan ve bu reklamla anılan aktör Eric Lawson, sigara kullanımına bağlı akciğer rahatsızlığı nedeniyle öldü. 1978-1981 yılları arasında sigara reklamlarında marka yüzü olan Eric Lawson, tüm dünyada bu markanın adıyla birlikte tanındı. Lawson ayrıca Baretta ve Charlie'nin Melekleri gibi TV dizilerinde küçük roller aldı. 72 yaşında ölen Lawson, ergenlik çağından beri sigara kullanıyordu.Gerçek Gündem
Soğuğun Etkisini Azaltmak İçin Birkaç Yöntem
Soğuk günler sonunda kapıya dayandı. Dışarı çıkınca üşümemek elde değil.Balkanlara soğuk hava akımları için kızmak yerine  soğuktan daha az etkilenmek için uygulayabileceğiniz bir kaç yöntemi sizlerela paylaşmak istedim...
Reklam