onedio
Brezilya Fönü Kanser Yapabilir
Sağlık Bakanlığı, Brezilya fönü için kanser riski taşıdığını açıkladı. Ancak birçok işletme ucuz olduğu için içeriğinde zehirli “formaldehit” kimyasalının bulunduğu ürünleri tezgâh altı kullanıyor. İstanbul’da ise 5 kuaförden 2′si bu işi ucuza mal edip halk sağlığını tehlikeye atıyor. Dünyada yaygın olan Türkiye’de ise son 7 yıldır yaptırılan halk arasında Brezilya fönü diye tabir edilen saç düzleştirme işlemi, Sağlık Bakanlığı’nın açıklaması ile tekrar gündemde. Bakanlığın yaptığı açıklamada, “Düzleştirme işleminde kullanılankeratin içeren solüsyonlarında yer alan “formaldehit” kimyasalının belirli oranların üzerinde olması sağlık açısından risk taşıyabilir. Piyasalarda son dönemlerde tanıtılan Brezilya Fönü solüsyonları formaldehit içermediği iddia edilse de yurtdışında yapılan araştırmalarda bunun tam tersi olduğu söyleniyor. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu düzenli aralıklarla piyasa da yer alan kozmetik ürünleri denetlemeye başladı” denildi. Açıklamada “formaldehit” kozmetik ürünlerinde yüzde 2 miktarında bulunabileceği de yazıyor ancak Brezilya fönünde ısıyla etkileşime giren madde normalde verdiği zararın daha fazlasını veriyor. İçeriğinde “formaldehitin” oranı çok düşük olan ürünlerin ise fiyatı yükseliyor. İçeriğinde “formaldehitin” oranı düşük olan ürünler kullanılarak yapılan düzleştirme işleminin maliyeti 350-800 lira arasında değişiyor. Ancak “formaldehitin” oranı yüksek olan işlemlerde ise halk sağlığı hiçe sayılarak işlem ücreti 70 liraya kadar düşüyor. Bazı kuaförler internet üzerinden fırsat kuponuyla Brezilya fönünü uyguladıklarını söyleyerek kanserojen riski taşıyan işlemi satışa çıkarıyor. Yapılan araştırmaya göre her 5 kuaförden 2′sinde işlemin ucuza yapılacağı vaat edilerek formaldehitli ürünlerin kullanıldığı ortaya çıktı. Kuaförlerin Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ürünleri tezgâh altından uyguladığı belirlendi. Avrupa yakasında yaptığımız incelemelerde özellikle Şişli, Taksim ve Fatih bölgelerinde bu işlem ucuza mal edilerek yapılıyor. Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Dermatoloji Derneği Dermatoallerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Teoman Erdem kanserojen madde riski şöyle anlattı: “Formaldehit renksiz, yanıcı, keskin kokulu kimyasal bir maddedir. Brezilya fönünde insan için zararsız olan miktarın üzerinde “formaldehit” var. “Formeldehit’in kan kanserleri, boğaz kanseri ve beyin kanserleri ile ilgili olabileceği hem hayvan çalışmaları hem de insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Formaldehite işlerinden dolayı maruz kalan kişilerde beyin kanseri ve löseminin genel topluma göre arttığı tespit edilmiştir. Amerikan Toksikoloji enstitüsü 2011 ‘de formaldehiti kanserojen listesine almıştır. 2013 yılında yapılan bir çalışmada hamileliği sırasında düzleştirme işlemi yaptıran kadınların çocuklarında 2 yaş öncesinde lösemi riskinin arttığı gösterilmiştir.” Prof. Dr. Erdem, düzleştirme işlemi yaptıracaklara ürünün içeriğindeki formaldehit kimyasalının çok düşük olmasına dikkat etmelerini tavsiye etti. Ayrıca ürünlerin Amerika Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) tarafından onaylı olmasına da dikkat etmek gerektiğini belirtti.İstanbul Kuaförler Odası Başkanı Oktay Erkal, alınan şikâyetler üzerine denetim grubunun kuaförleri denetlediğini ve Sağlık Bakanlığı’nın onay vermediği ürünleri kullananlar hakkında da disiplin cezası verildiğini söyledi. Saç bakım uzmanı İlker Yavrutürk, ayda ortalama 12 kadının Brezilya fönü yaptırdığını söyleyerek, “Kullanılan ürünler eğer uygulandığında gözleriniz yanmıyorsa, yaşarmıyorsa, burnunuza kötü bir koku gelmiyorsa ve üç gün üst üste işlem yapılan saça maşa uygulanmaya kalkışmıyorlarsa ürünün içerisinde formaldehit maddesi yoktur” dedi. Kendisinin de geçen yıllarda formaldehit içeren bir ürün kullandığını anlatan Yavrutürk, “Müşterilerimden bir tanesi Amerika’dan getirdi. Ancak ürünü çıplak elle saça uyguladığımda ellerim buruştu, burnumuza çok keskin ve kötü bir koku geldi. Hatta yanımda çalışan arkadaşlarımdan bir tanesi istifra etti. Sonradan öğrendim ki kullandığım ürünün içerisinde zehirli olan ve alerjik reaksiyon gösteren kimyasal var. Bir daha da asla kullanmadım” diye konuştu. Defne Joy Foster’da ölmeden dört yıl önce Japon saç düzleştirme yöntemi ile saçlarını düzleştirdi. Brezilya fönü yaptıran ünlü isimler arasında, oyuncu Lindsay Lohan ve Ashley Tisdale ile ünlü şarkıcı Beyonce ve Nicole Richie de bulunuyor.
Yüzde Çil Neden Olur, Nasıl Geçer?
Bazı insanların niçin çilli olduğunu yeterince açıklayabilmek için önce cilde renk veren şeyin esasını öğrenmeliyiz. İnsan cildinin( derisinin ) belirli bir rengi almasındaki en önemli unsur, değişik ırklardan kişilerde melanin miktarındaki farklılıktır. Başka bir ifadeyle, melanin miktarının farklılığı, insanlarda derinin başka başka renklerde olması bakımından en önemli rolü oynar.Hayatın ilkel, alt tabakadan örneklerinde, kertenkelelerin ve belirli bazı balıkların renk değiştirebilmeleri melanin sayesinde olur. Buna karşılık, melanin insanlarda sadece tenin rengini belirlemekle kalmaz. Uzun süre Güneş altında kalmanın çok zararlı etkilerine karşı da koruyucu görevi ve işlevi vardır.
Günde En Fazla 6 Gram Tuz Tüketin
Tuz Nedir?Kimyada, bir asit ile baz arasında gerçekleşen kimyasal tepkime sonucunda suy­la birlikte oluşan maddeye tuz denir. Birbirin­den farklı yüzlerce tuz türü vardır. Ama günlük konuşma dilinde “tuz” denince bilinen sofra tuzu kastedilir; sofra tuzunun kimyasal bileşimi sodyum klorürdür.Yüksek tansiyona neden olduğu kadar insan vücudu için de zararı bulunduğu belirtilen tuzun günlük tüketim miktarının 6 gramı geçmemesi gerekiyor. Türkiye’nin dünyada en çok tuz tüketen ülkeler arasında yer aldığına çeken uzmanlar, sağlıklı bir bünye için tuzun dengeli tüketimini öneriyor.Malatya Kent Konseyi tarafından düzenlenen ‘Tuzun Sağlık Açısından Önemi’ konulu konferansta konuşan Uzman Dr. Süleyman Kös, yetişkin bir insan vücudunda ortalama 90-130 gram tuz bulunduğuna dikkat çekerek, tuzun insan vücudunda kan basıncını ve sıvı dengesini sağladığını belirtti.
Çocukluk Döneminde Özgüven Nasıl Gelişir?
Çocuğunuzun hayatında başarılı olması için ebeveyn olarak yapmanız gereken ilk adım onu teşvik ederek övmekten ve takdir etmekten geçiyor. Yapacağınız doğru ve yerinde övgülerle çocuğunuzun daha başarılı ve sakin olmasını sağlamak elinizde. Oyuncaklarını topladığında; “oyuncaklarını topladığın için çok iyi bir çocuksun” demeniz onun hoşuna gidecek ve bunu sizden hep duymak isteyecektir. Böylelikle dolaylı olarak onu doğru olana yöneltmiş olacaksınız. Çocuğunuzun yaptığı güzel davranışları dikkate almadığınızda veya görmezden geldiğinizde ise, çocuk iyi bir şey yaptığının farkına varamadığı için daha fazla hata ...Yazının devami için 724saglik.org
En Sağlıklı Diyet Stratejileri
Kilo vermek isteyenlere en meşhur sağlıklı diyet stratejileri Bir süredir diyet yapıyor, istediğiniz kiloya ulaşamıyor musunuz? “Diyetten İllallah” kitabının yazarı Diyetisyen Ayşegül Bahar, kilo vermek isteyenler için, sağlıklı diyet stratejileri veriyor. İşte diyet yaparken asla unutmamanız gereken en meşhur sağlıklı diyet stratejileri… 1- Besin değeri yüksek olan doğal gıdaları tercih edin. 2- Öğünlerinizi farklı besin gruplarını içerecek şekilde hazırlayın ve tabağınızın yansının sebze olmasına dikkat edin. 3- Gün içinde tükettiğiniz besinlerin besin piramidinde önerilen miktarlarda ve ölçüde olmasına dikkat edin. 4- Yemeklerinizi gün içerisinde düzenli yiyin. Üç ana öğünde yemek yemeyi ihmal etmeyin. En fazla bir ara öğün tüketin. 5- Uyandıktan sonra 1 -2 saat içinde kahvaltınızı yapmış olun. 6- Gece yatmadan 3 saat önce yemek yemeyi bırakın. 7- Kalıcı tokluk sağlayan besinleri tercih edin. Lif, yağ ve protein içeren besinler tokluğunuzu sürdürmenize yardımcı olur. 8- Özellikle akşam öğününden önce ayran için veya yağlı tohum atıştırın. Bunlar akşam yemeğinde çok yemenizi önleyecektir. 9- Açlık hissettiğinizde öncelikle su için. Bazen susuzluk sinyaini, açlık sinyali gibi algılıyor olabilirsiniz. 10- Her yemekten önce mutlaka su için. 11- Kilo kontrolünde tarçının önemi büyüktür. Gün boyu toz tarçın kattığınız veya çubuk tarçın kullandığınız sıcak içecekler hazırlayın. 12- Sağlıklı yağlardan korkmayın, günlük beslenmenizde bunların yeterince yer almasına özen gösterin. 13- Vücut eksiksiz beslendiğinde hızlı çalışır, doğal formda olan her besini tüketmeye gayret edin. 14- Uymuak, açlık-tokluk hormonlarını dengeler, uykunuza dikkat edin. Her gece 7-9 saat arası uyuyn. 15- Başarı için porsiyon kontrolünüzü sağlayın Sizin için uygun olan besin porsiyonlarını belirleyin ve ölçüleriniz dogrultusunda günlük planınızı oluşturun. Zaman içerisinde plan yapmadan sağlıklı beslenmeyi öğreneceksiniz. 16- Tatlı ihitiyacını karşılamak için meyveler, pekmez ve bal doğal formda olan besinleri tercih edin. Rafine tatlıları mümkünse hiç tüketmeyin. 17- Kalori takibi yapmak sizin değil, uzmanın işidir. Kalri takibi yerine porsiyonlarınız takıip edin. 18- Aldığınız her boş kalori midenizi şişirecek, sizi doyurmayacak ve tam ters yönde size yolunuza şaşırtacaktır. 19- Hatalı beslenme davranışları gösterdiniz dönemler olabilir. Ama vazgeçmeyin bunların arada bir olması telafi edilebilir. Asıl önemli olan doğru beslenme davranışları göstermektir. 20- Kilo kontolünüz için yeterli güce sahip olduğunuzun farkında olun. Muize aramayın. İlaç kullanarak, kilo kaybı sağlamayı hedefleyin. 21- Haftada bir-iki defa tartılın. Tartılara küsmeyin ama bunu bir takıntı ghaline de getirmeyin. Kilonuzu sık sık kontrol edin. 22- Televizyon seyretme limiti belirleyin. Günde iki saatten fazla televizyon izlemeyin. 23- Doymuş yağları sınırlı tüketin. 24- Trans yağları yemeyin (margarinler, omega-6 içeren işlemden geçmiş yağlar). 25- Tuz tüketiminizi azaltın. 26- Alkol tüketimini azaltın veya hiç tüketmeyin. 27- Üzerinize bir beden küçük, çok beğendiğiniz bir pantolon alın ve haftada bir defa deneyin, içine girmeye başladıkça kilo verdiğinizi fiziksel olarak da hissedeceksiniz ve motivasyonunuz artacak.
Göğüs Estetiği İle İlgili Merak Edilenler
Geçmişten günümüze kadar dişiliğin sembolü olan göğüsler, hayatın her alanında ilgi odağı olmuştur. Cinselliği, anneliği, bereketi kısacası dişiliği simgeleyen göğüslerin boyutları ile ilgili bayanlar daima bir endişe içerisinde olmuştur. Küçük olması kadar büyüklüğüyle de kadınlara sorun oluşturan göğüsler için, estetik cerrahi yöntemleri iyi bir çözüm oluşturmaktadır. Göğüs büyütme, küçültme ve dikleştirme olarak çeşitli metodlar göğüsün yapısına uygun şekilde uygulanır. Göğüs Büyütme Operasyonu Bayanlar için dikkate değer bir uzuv olan göğüslerin küçüklüğü de bir o kadar sıkıntı yaratmaktadır. Doğum ve zayıflama gibi...Estetik opearasyonnlarla ilgili detaylı bilgi için saglikliyasamrehberi.org
Reklam
Halsizlik Nasıl Geçer?
İnsanların temel sorunu olan halsizlik, belirli hastalıklardan kaynaklanmıyorsa önüne geçilebilir bir şeydir. Önerilerimizi deneyerek 1 hafta içinde enerjik bir...Daha enerjik hissetmek için ne yapılabilir?Kahvaltı her gün kesinlikle yapılmalıdır, güne kahvaltısız başlamak aşırı yorgunluğa neden olmaktadır, insan vücudu uyurken bile enerji tüketin, kaybedilen enerji kahvaltı ile kazanılmalıdır.Sabah yürüyüşleri, sporları yapın. Uyandığınızda kan dolaşımının biraz hızlanması, beyne kan gitmesi sersemliği üstünüzden atmanızda yardımcı olacaktır. Her sabah yarım saat veya on beş dakikanızı spora ayırın.Bol su tüketin, günlük yaşantınızda suyun çok büyük önemi bulunmaktadır, su enerji sağlayarak kendinizi daha dinç hissetmenizi sağlayacaktır. Her gün 2 litre olmasa bile 1-1.5 litre su tüketilmelidir, bu nedenle su şişeniz sürekli yanınızda bulunsun.2-3 saatte bir yemek yiyin, yemek olmasa da bisküvi gibi tatlı şeylerden aşırı tüketmemek şartıyla enerji alabilirsiniz. Bunu ara öğün olarak da düşünebilirsiniz.Erken yatmaya başlayın ve geceleri aşırı yemek tüketmeyin. Yatmadan önce 15 dakika egzersiz çalışmaları yapın. (yoga, plates tavsiyedir)Stresten uzak durun, sizi sıkıntıya sokan problemi bulup ortadan kaldırın. Beyin ne kadar rahat olursa o kadar enerjik olursunuz.Günde 1 fincan kahve içebilirsiniz. Kafein, vücut sistemlerini uyararak sizi daha dinç tutabilir.Size bir de tamamen kişisel bir tavsiye verelim. Bal, pekmez gibi gıdalar ya da badem, fıstık gibi kuruyemişler gün içinde gerçekten gayet enerjik hissettiriyor.Bunlar, hayatınızda sizleri daha enerjik hissettirecek faktörlerdir, yorgun bir beden enerjik olamaz bu yüzden kendinizi dinlendirmeye çalışın. Bunları 1 hafta kadar deneyip sonuç alamadığınızı fark ederseniz doktora gözükerek probleminizi bulmaya çalışın.
Reklam
Günde 6 Sigara Çernobil'den Daha Tehlikeli
Asrın vebası kanserin en önemli sebebi olarak görülen sigara, kanserden ölümlerin yüzde 50'sinin nedeni olarak görülüyor... Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. İrfan Çiçin, 'Kanserden ölümlerin yüzde 50'sinin nedeni sigaradır. Yani ölen her iki hastadan biri sigaraya bağlı kanserden ölür' dedi. Yüzde 85'inin ise çevresel... Çiçin, TÜ Balkan Onkoloji Hastanesi'nde '4 Şubat Dünya Kanser Günü' dolayısıyla düzenlenen toplantıda, kanserin yüzde 15'inin genetik, yüzde 85'inin ise çevresel nedenlere bağlı olduğunu söyledi. Yaşam tarzının da kanser olma ihtimalini belirlediğini vurgulayan Çiçin, şöyle konuştu: 'Sigara, beslenme alışkanlığınız ve çevre kirliliği gibi faktörler kanser olma ihtimalinde önemlidir. Kanserin bir halk sağlığı sorunu olduğu açık. Her 2-3 aileden biri, her 10 ölen kişiden 2-3'ü kanserden ölüyor. Her 2-3 ailede bir neredeyse bir kanser hastası var. Her 8-10 kadından biri de meme kanseri oluyor. Kanser, şeker hastalığı ve tansiyon gibi bir halk sağlığı problemidir.' Sömürüye de açık bir hastalık Çiçin, kanserin Türkiye'de ve dünyada yeterli hekim yetiştirilmesi açısından da geç kalınmış bir alan olduğunu, birey, aile ve toplum için son derece yıkıcı bir hastalık olması nedeniyle sömürüye de son derece açık olduğunu vurguladı. Sigarayla olan ilgisi üzerine az yazı var Kanser'in beslenme ve diyetle ilişkisini ortaya koyan pek çok yazı olduğunu ancak sigarayla ilgili bu kadar yaygın bir propaganda bulunmadığını dile getiren Çiçin, şöyle devam etti: 'Bütün kanserlerin üçte bir nedeni sigaradır. Kanserden ölümlerin yüzde ellisinin nedeni sigaradır. Yani ölen her iki hastadan biri sigaraya bağlı kanserden ölür. Beslenmeyle ilgili yüz tane yayın vardır. Yüz tane röportaj vardır. Sigarayla ilgili ise Sağlık Bakanlığı'nın yayınları dışında hiçbir şey bulamazsınız. Sigara Çernobil'den daha tehlikeli. Bütün sindirim sistemi, yemek borusu, baş, boyun, mide, pankreas ve kadınlarda rahim ağzı kanserinin tek kanıtlı nedeni sigara.' Günde 6 sigara Çernobil'den daha tehlikeli Çiçin, günde 6 sigaranın, Trakya ve Karadeniz'de Çernobil'in etkilediği kadar insanın kanser olmasına neden olduğunu belirterek, kanserle ilgili test yaptırmak ve kontrol olmak isteyen kişilerin onkoloji hastanelerine başvurması gerektiğini kaydetti. AA
Dünya 'Kanser Dalgasıyla' Karşı Karşıya
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünyanın ‘kanser dalgasıyla karşı karşıya olduğu’ uyarısında bulunup, alkol ve şeker tüketiminin azaltılması gerektiğini söyledi. Kuruluş, kanser vakalarının 2035’e kadar, yılda 24 milyonu bulabileceğini fakat bu vakaların yarısının önlenebileceğini belirtti. WHO, kanserin önlenmesine yönelik çalışmalara yoğunlaşılması ve sigara kullanımı, obezite ve alkol tüketimiyle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti. Dünya Kanser Araştırma Vakfı da, beslenme şeklinin kansere yakalanma riskinde oynadığı role ilişkin “tedirgin edici seviyelerde bir saflık” olduğunu söyledi. Yılda 14 milyon kişiye kanser teşhisi konuyor fakat bu rakamın 2025’e kadar 19 milyona, 2030’a kadar 22 milyona ve 2035’e kadar da 24 milyona çıkacağı öngörülüyor. Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Bürosu müdürü Dr. Chris Wild, BBC’ye yaptığı açıklamada “Küresel çapta kanserin yükü ağırlaşıyor ve bunun önemli bir bölümü nüfusun yaşlanması ve nüfusun artmasından kaynaklanıyor” dedi. Wild, “Kanser tedavisinin maliyeti, yüksek gelirli ülkelerde bile kontrolden çıkmış durumda. Kanserin önlenmesi kesinlikle kritik öneme sahip fakat bir şekilde ihmal ediliyor” diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014 Kanser Raporu’na göre önlenebilir kansere neden olan maddeler şöyle: Sigara içmek Enfeksiyon, mikrop kapma Alkol Obezite, aşırı şişmanlık ve hareketsizlik Güneş ve tıbbi tarama cihazlarının neden olduğu radyasyon Hava kirliliği ve çevre faktörleri Geç ve az sayıda çocuk sahibi olmak ve yeterince emzirmemeÇoğu ülkede kadınlar arasında en yaygın olan kanser türü meme kanseri. Fakat Afrika’da en sık rastlanan kanser kadınlar arasında rahim ağzı kanseri. Rahim ağzı kanserine genellikle, ‘human papiloma virüs’ (HPV) olarak bilinen virüs neden oluyor. HPV aşısı ve diğer tür aşıların yüz binlerce rahim ağzı kanseri vakasını önleyici olabileceği düşünülüyor. WHO raporunun editörlerinden Avustralya New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Bernard Stewart, “kansere karşı önlemlerin dünyanın gelecek yıllarda karşı karşıya kalabileceği kanser dalgasıyla mücadele için kritik öneme sahip olduğunu” söylüyor. Dr. Stewart, çoğu kanserin ‘insan davranışlarından’ kaynaklandığını belirtip kendi memleketi Avustralya’da sıkça görülen bir örnekle “bedenin her iki tarafı kızarana kadar güneşlenmenin” de kansere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Dr. Stewart, ‘ne yapılması gerektiğini söylemenin’ Uluslararası Kanser Araştırma Bürosu’nun görevi olmadığını belirtip ekliyor: “Örneğin alkolün, araba kazaya sebep olmak ya da saldırıya sebebiyet vermek gibi olumsuz etkilerinin hepimiz farkındayız ama bir de, bunun konuşulmayan hastalık bulaştırma yanı var. Özellikle kanser konusunda hiç dikkate alınmıyor.” “Alkole rahat erişimin denetlenmesi, etiketlenmesi, tanıtımı ve fiyatı gibi meseleleri gündeme almalıyız.” Dr. Stewart, kansere yakalanma riskini artıran ve obeziteye neden olan şeker tüketiminin de benzer denetimlere tabi tutulması gerektiğini söylüyor. Dünya Kanser Araştırma Vakfı’nın İngiltere’de 2.046 kişi arasında yaptığı bir araştırma, katılanların yüzde 49’unun beslenme şeklinin kanser gelişimine sebebiyet vereceğinden haberdar olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya katılanların üçte biri, kanserin irsi olduğu görüşünde. Fakat araştırmayı yapan vakıf, kalıtımsal yollarla bulaşan kanser oranının yüzde 10’u geçmediğini belirtiyor. Vakfın genel müdürü Amanda McLean, “Kansere yakalanma riskinin düşürülebileceğinden habersiz olanların sayısının bu kadar yüksek olduğunu görmek endişe verici” dedi. “İngiltere’de en sık görülen kanserlerin üçte biri sağlıklı bir kilo, sağlıklı bir beslenme ve düzenli fiziksel aktivitelerle önlenebilir.” “Bu sonuçlar, hala birçok kişinin yalnızca bir zar atışı gibi kansere yakalanma ihtimalleri olduğunu kabullendiğini gösteriyor. Ama bugün hayat tarzlarımızda değişiklik yaparsak yarın kanseri önleyebiliriz.” Vakıf, sebze, meyve ve çok tahıllı gıdalardan oluşan bir beslenme şeklini tavsiye ediyor ve alkol ile kırmızı et tüketiminin azaltılmasını, işlenmiş et tüketimine ise tamamen son verilmesi önerisinde bulunuyor. İngiltere Kanser Araştırma Merkezi’nin tütün kontrol sorumlusu Jean King de “Bu raporda en şoke edici verilerden biri, yılda görülen 14 milyon kanser vakasının gelecek 20 yılda küresel çapta 22 milyona çıkacak olması ve bu rakamın yarısının da önlenebilir olması” diyor. “İnsanlar, sağlıklı bir yaşam tarzını tercih ederek kansere yakalanma riskini düşürebilirler ama sağlıklı yaşamı destekleyecek bir çevre yaratmanın hem hükümetin hem de toplumun sorumluluğunda olduğunu unutmamak lazım.” “Eğer kansere yakalananların sayısını düşürmek için bugün harekete geçmezsek, gelecek yirmi yılda küresel kanser krizinin tam kalbinde olacağız.” BBC Türkçe
Bakanlık O Firmaları Deşifre Etti!
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, laboratuvar sonucu ile kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği parti ürünlerine ait bilgiler verildi. Açıklamada, ürünlerine ait şu bilgiler verildi: “Anadolu Eksper Gıda Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Saray-Kazan/ANKARA Süzme Çiçek Balı (Balda protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı)Tatzade Tadaban Gıda Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Saray-Kazan/ANKARA Süzme Çiçek Balı (Balda protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı)Maxitat Ostim-ANKARA Süzme Çiçek Balı (Bala protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı, Prolin miktarı, Diastaz sayısı, Fruktoz/Glukoz, Fruktoz+Glukoz)Damla Bacı Emin Gıda İnş. Oto. İth. ve İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Sarayköy Kazan/ANKARA Süzme Salgı Balı (Balda protein ve ham bal delta C13 değerleri arasındaki fark, Balda protein ve ham bal delta C13 değerlerinden hesaplanan C4 şekerleri oranı, Elektrik iletkenliği Prolin miktarı, Diastaz sayısı, Fruktoz/Glukoz, Fruktoz+Glukoz) Bayella BiogenecsBiyoteknoloji A.Ş. Sultanbeyli/İSTANBUL Epimedyumlu Bitkisel Karışımlı Kapsül(İlaç Etkin Maddesi/ Thiodimetilsildenafil) Vamax Koza Bilişim İlaç Gıda Koz.San.Tic.Ltd.Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL Bitkisel Karışım Kapsül(İlaç Etkin Maddesi / Thiosildenafil) Magic PowerExtra 512092 Diltat Gıda İnş. San. Tic. Ltd..Şti./Esenyurt/İSTANBULDana Kıyma Diltat Gıda İnş. San. Tic. Ltd.Şti./ Bahçelievler/İSTANBULDana Kıyma Maset Gıda Nakliyat İth.İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti./ Fatih/İSTANBULDana Kıyma Etçi Et ve Şarküteri Ürünleri Tic.Ltd.Şti./ Maltepe/İSTANBULDana Kıyma Etçi Et ve Şarküteri Ürünleri Tic.Ltd.Şti./Ataşehir/İSTANBULKuzu Kuşbaşı Hatipoğlu Ltd. Şti./ Karatay/KONYA Isıl İşlem Görmüş Sucuk Ana Mantı Gözleme ve Ev Yemekleri San. Tic. Ltd. Şti./ Zeytinburnu/İSTANBULFırın Köfte (Dana Eti) Birsen Güven Gıda San. ve Tic. A.Ş./ KAYSERİTam Yağlı Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Yalçıntepe125/065 Narin Süt ve Süt Ürünleri Gıda Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti./ KAYSERİ Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Narlıtepe484 Yağlı Tulum Peyniri (Bitkisel yağ) 603 Mutlu Tolga Gıda İnş. Nak. Pet. Tur. Hayv. Orm. San. Tic. Ltd. Şti./ AFYONKARAHİSARÇörek Otlu Taze Peynir (Bitkisel Yağ) Lazz Bakkal Kaşar Peyniri (Bitkisel Yağ) Tulum Peyniri (Bitkisel Yağ)Ilgaz Yaylası2804 04/02/2014Düziçi Hayat Süt Mam. Gıda San. Tic. Ltd. Şti./ ADANAEzine Keçi Peyniri (İnek ve Koyun Sütü) Kültürova Ezine Koyun Peyniri (İnek ve Keçi Sütü) 211 Sönmez Mera Süt ve Süt Ürünleri/ ÇANAKKALEYoğurt (Bitkisel yağ)Sönmez129 Aral Gıda San. Nak. Ve Tic. Ltd.Şti./ KOCAELİTam Yağlı Kaymaklı Yoğurt (Bitkisel yağ)SBS168-2013 Keklik Süt Mam. Gıda Paz. San. Tic. Ltd. Şti./ İZMİRTam Yağlı Kaymaksız Yoğurt (Bitkisel Yağ)Keklik Kardeşler Aydoğan Süt Mam. İml.İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti. / İZMİR Pastörize Yağlı Kaymaklı Yoğurt (Bitkisel Yağ ve Jelatin) Yopey Kaymaksız Yoğurt (Bitkisel Yağ ve Jelatin) Baltaş Süt Ürünleri-Semai Karataş/ AFYONKARAHİSAR Süzme Yoğurt (Bitkisel Yağ)Baltaş303 04/02/2014 Emin Gıda İnş. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti./ ANKARA Kahvaltılık Pastörize Tereyağı (Bitkisel yağ)Balkaymak01/03 Tadaban Gıda San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti./ ANKARATereyağı (Bitkisel yağ)ÖRS Star1210 Vatan
Reklam
Rinoplasti Hakkında Merak Edilenler
Güzellik, her zaman kadınların sorunlarının başında gelen bir kavramdır. Kadınlar özellikle yüz güzelliğini bozan kusurlarını kapatmak için çeşitli yöntemlere başvurmaktadır. Ara sıra saç rengini ya da modelini değiştirerek , ara sıra makyaj hilelerine başvurarak bu kusurları örten bayanlar, son çare olarak da estetik ameliyatlara yönelmeyi tercih etmektedirler. Özellikle kadınların estetik ameliyatlarda en fazla tercih ettiği yer olarak burunlar öncelikli geliyor. İster burundan kaynaklı bir sorundan, isterse de estetik görüntüden dolayı kadınlar her şekilde burun ameliyatı için bıçak altına yatmayı kabul etmektedir. Kısacası burun yüz güzelliğinin vazgeçilmez bir öğesi olduğu gibi aynı zamanda insan sağlığı açısından da fazlasıyla önemli görevleri olan bir organdır. Peki yüz güzelliğini ön plana çıkarmak isteyen kadınların, burun estetiği ile alakalı olarak öğrenmesi gereken bilgiler nelerdir? Burun estetiği tıp dilindeki ismi ile rinoplastinin amacı, yüzünüze en uygun burnu ortaya çıkarmaktır. Ameliyat olacak hastanın burun derisinin kalınlığı, kemik ve kıkırdak yapının özellikleri operasyonun sonucunu doğrudan etki eden...Burun estetiği, ameliyatsız rinoplasti ve daha fazlası için saglikliyasamrehberi.org
Sağlık Bakanlığı'ndan '4 Şubat Dünya Kanser Günü' Mesajı
Sağlık Bakanlığı, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, kansere karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Açıklamada, 'Kansere karşı gerekli önlemler alınmazsa 2030 yılında yıllık 22 milyon yeni vakanın ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu da 2008 ile kıyaslandığında yeni vakalarda yüzde 75 artış olacağı anlamına gelmektedir' denildi.Sağlık Bakanlığı, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. 4 Şubat'ın dünyada 'Kanser Günü' olarak kabul edildiği belirtilen açıklamada, 'Bu günde, insanların bilinç düzeyinin artırılması ve kansere ilişkin farkındalık oluşturulması için dünyada ve ülkemizde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Kanser, dünyada ve ülkemizde kalp-damar hastalıklarından sonra ikinci ölüm sebebidir. Dünyada, 2012’de toplam 14,1 milyon yeni kanser vakası ortaya çıkmıştır. Bu vakalardan 8,2 milyonu kanser nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Dünyada en çok akciğer (yüzde 13), meme (yüzde 11,9) ve kolon (yüzde 9,7) kanserleri görülmektedir. Kanserden ölümler arasında ilk sırada yüzde 19,4 ile akciğer, yüzde 9,1 ile karaciğer ve yüzde 8,8 ile mide kanseri yer almaktadır' denildi.Açıklamada, kansere karşı gerekli önlemler alınmazsa 2030 yılında yıllık 22 milyon yeni vakanın ortaya çıkacağının tahmin edildiği belirtilerek, 'Bu da 2008 ile kıyaslandığında yeni vakalarda yüzde 75 artış olacağı anlamına gelmektedir. Dünya genelindeki kanserlerin üçte biri önlenebilir, üçte biri de erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir durumdadır. Ülkemizde yılda yaklaşık 162 bin kişi kansere yakalanmaktadır. Kanser görülme sıklığı erkeklerde yüz binde 269,7; kadınlarda ise yüz binde 173,3’tür. Erkeklerde en sık yüzde 28 ile akciğer, kadınlarda ise yüzde 24 ile meme kanseri görülmektedir. Ülkemizde bölgeler arasında farklı kanserler görülmekle birlikte kanser görülme sıklığı açısından anlamlı bir fark yoktur' ifadelerine yer verildi.
Pritikin Diyeti
Diyet yapmayı düşünen herkes Pritikin Prensiplerini duymuştur. Az yağlı, vejetaryen olmayan ama genelinde baklagillerden, sebze ve meyvelerden oluşan bir diyet. Bu diyette yağ sadece %10 oranındadır. 1976 yılından bu güne 70.000’den fazla kişi Pritikin Longevity merkezlerine gidip nasıl sağlıklı yenildiğini, az yağlı yemek ve ara öğün hazırlamayı ve stres azaltan teknik ve egzersizleri hayatlarına dâhil etmeyi öğrenmiştir. Buradaki yaklaşım; kolesterolü azaltarak, diyabet hastalarının insülin almadan şeker seviyelerini normalleştirmelerini hedef alır. Diyeti uygulayanlar bütün bunların yanında bir de kilo verirler.Elma ve yulaflı yiyecekler gibi ‘kalorisi yoğun olmayan’ yiyecekler seçerek doyana kadar istediğiniz miktarda yemek yiyebiliyor, porsiyonlarınızı sınırlamak zorunda kalmıyorsunuz. Ve en önemlisi kilo vermek için aç kalmanız gerekmiyor. Kalori yoğunluğu yüksek olan yiyecekler kilo almanıza sebep olur çünkü doymak için kalori yoğunluğu düşük yiyeceklere oranla daha fazla kalori alırsınız. Örneğin 1/2 kilo çiğ ve yağsız brokoli 130 kaloridir. Fakat aynı miktardaki 2140 kaloridir. Herhalde kuralı anlamışsınızdır; brokoli iyiler, çikolatalı bisküvi de kötüler sınıfında. Pritikin Diyetinde Ne YiyebilirsinizPritikin bazı yiyeceklerin her lokmasının kalori deposu olduğunu söylüyor. Eğer kilo başına az kalorili yiyecekleri tüketirsek, bu yiyeceklerle doyarız ve hâlâ kalori açığımız olur ki bu da kilo vermek anlamına gelir. Şimdilerde kitaplarının bilerek göz ardı ettiği eski ve en bilinen diyet kuralını, kilo kaybetmenin temel prensibi olan alınan kaloriden daha fazla kalori harcanması formülünü Pritikin yeniden önümüze getirmiştir. Pritikin Prensiplerinde 20 sayfa, ara öğünden sosise kadar bütün yiyeceklerin kalori yoğunluk listesine ayrılmış, aralarında ne kadar çarpıcı bir fark olduğunu görebilmemiz için kilo/kalorileri şema olarak gösterilmiştir.Yiyeceklerin işlendikçe kalorilerinin artmasında şaşılacak bir şey yok. Mesela mısırın kilosu ortalama 980 kaloridir. Bunu Meksika Restoranında tortilla olarak yediğinizde kilo başı 4900 kaloriye çıkar, ama avokado sosuyla yendiğinde kilo başı 2900’e düşer. Amaç bu diyette mideyi doldurmak için çok miktarda sulu ve lifli besinler yenmesidir. Sebze, meyve, fasulye, baklagiller ve tabii, işlenmemiş baklagiller gibi yiyecekler doyma hissi verir. Bu besinler size ‘olağanüstü bir doygunluk hissi’ verecek diyor, Pritikin.Günde üç ana öğüne ilave olarak, çok hafif iki ara öğün almanıza da müsaade ediyor. Pritikin kalorilerinizi saymanızı istemiyor, yiyeceklerin ortalama kalori yoğunluğunu kullanarak alınan kalori hesaplanıyor ve bunun belirli bir değerin altında tutulmasını öneriyor. Egzersiz kesinlikle tavsiye ediliyor, özellikle yürüyüş en önemli egzersiz. Aynı kiloyu muhafaza edebilmek için ne kadar egzersiz yapılmalıdır Obezlerin kilo kaybetmesi ve kaybettiği kiloyu muhafaza etmesi üzerine yapılan gözlemleri temel alarak, ‘Hepimiz haftada 30 mil yürümeyi hedeflemeliyiz,’ diyor. Obeziteyle başı dertte olmayanlaraysa günde 30 dakikalık bir yürüyüş tavsiye ediyor. Tempolu bir yürüyüşle zaten onların da haftada 12-15 mil yürümüş olacaklarını belirtiyor.
Reklam
Tutsak Penis: Bir MİT mi, Yoksa Gerçek mi?
Kulağa ucuz bir komedi filminden bir sahne gibi geliyor ama seks sırasında kenetlenip ayrılamayan çiftler insanlık tarihine yüzyıllardır eşlik eden bir hikaye. Ve en azından bazılarının gerçek olma ihtimali var. Acil servise koşturmak hiçbir koşulda hoş bir deneyim değil. Seksten sonra ambulansa atlamak zorunda kalmak da kuşkusuz buna dahil. Dr. Aristomenis Eksadaktilos ve ekibi, İsviçre'nin başkenti Bern'de bir hastanede 11 yıl boyunca acile kaldırılan vakaları incelemiş. Seksten sonra hiç de romantik olmayan koşullarda doktorun karşısına çıkanlar arasında kalp rahatsızlığı olanlar, felaket ağrılı bir migrene tutulanlar ya da birden bire herşeyi unutan amnezi vakaları var. Fakat BBC radyosunun Health Check (Sağlık Kontrolü) adlı programına konuşan Dr. Eksadaktilos, bir erkeğin penisini bırakmayan vajina konusunda, bunun büyük olasılıkla bir şehir efsanesi olduğunu ve kendisinin hiç tanıklık etmediğini söylüyor. Yalnız programın dinleyicilerinden iki kişi efsanenin bir hakikat olduğunda ısrar ederek BBC'yle iletişime geçti. İsmini gizli tutan bir kadın, ''Rahmetli kocamla benim başıma bir gece gelmişti.'' diye anlattı. ''Kocam kelimenin tam anlamıyla içimde takılı kalmıştı. Bunun orgazm sırasında vajinal kasların yoğun tepkisinden dolayı meydana geldiğini düşünüyorum.'' İlk ismi John olan bir başka dinleyici ise 14-15 yaşlarındayken bir kadının içinden çıkamayan Amerikalı bir pilotun ancak ambulansla hastaneye kaldırıldıktan sonra penisini serbest bırakabildiğini duyduğunu aktardı. İlerleyen yaşlarda Japon bir kadınla ilişkiye giren John, aynı talihsizliğin biraz daha hafif biçimde kendi başına da geldiğini söylüyor. Japon partneri ile ''çok keyifli dakikalar geçirirken'' penisini vajinadan çıkartamadığını farkeden John işi şakaya vurarak birkaç dakika uğraşmak zorunda kaldığını anlattı. Neyse ki bu deneyim ne partneri ne de kendisi için acılı geçmiş. İngiltere merkezli seks doktoru Dr. John Dean, her iki anlatının da inanılır olduğunu belirtiyor. Tıp çevrelerinde ''penis captivus'' (tutsak penis) adıyla bilinen bu olayın çok nadiren görüldüğünü de sözlerine ekliyor. Dr. Dean'e göre vajinanın içinde giderek şişen penis, kadının orgazm sırasında ritmik şekilde kasılmaya başlayan kasları arasında takılıp kalıyor. Erkeklik organı, vajinal kasların gevşemesi ile geri çıkma olanağı buluyor. Seks doktoru John Dean, ''tutsak penisin'', daha sık rastlanan ve daha ciddi bir durum olan vajinismus ile karıştırılmamasını istiyor. Vajinismus, kadının cinsel organındaki kasların gayrı ihtiyari kasılarak ilişkiye girmesini engellemesi hali. Ama Orta Çağ'dan tutun günümüze dek uzanan ''tutsak penis'' hikayeleri kamuoyunun konuya merakına ayna tutuyor. 1920'lerde Varşova'da meydana geldiği iddia edilen bir hikayede, parkta sevişirken ''tutsak penisten'' mustarip olan bir çiftin birbirinden ancak kadının anestezi altına alınmasıyla ayrılabildiği anlatılagelir. Gazetecilerin konuyu haber sütunlarına taşıması ise rivayet o ki, iki sevgilinin intihar etmesiyle son bulmuş. Ancak 1979 yılında tutsak penis anlatıları üzerine bir araştırması yayımlanan F. Kraupl Taylor, bu hikayeye şüpheyle yaklaşıyor. 1908 basımlı Çağımızın Seks Hayatı adlı kitabınn yazarı Iwan Bloch da hastaneye taşınıp kloroform ile bayıltıldıktan sonra vajinasındaki penisin çıkartılabildiği Alman bir kadını anlatıyor. Bremen kentinde limanın kuytu bir köşesinde birlikte olan çift, kadının ''istemsiz bir spazm'' ile parnterinin penisini tutsak alması neticesinde, çevreden geçenlerin insafına muhtaç kalıyor. Walther Stoeckel, 1933 yılında yayımladığı jinekoloji kitabında, cinsel beraberliklerini gizleyen çiftlerin birleşmesi sırasında ''tutsak penis'' vakalarıyla karşılaşılabildiğini ileri sürüyor. Bu görüş, uzmanlar tarafından artık paylaşılmasa da, gizlice sevişen çiftlerin tutsak penis sendromuna yakalandığına dair hikayelerde bir eksilme yok. Yakın zaman içinde Kenya, Malavi, Zimbabve ve Filipinler'den bu yönde gelen haberlerin ortak nokası, birbirine kilitlenip ayrılamayan sevgililerin yaşadığı gizli aşk. Kenya'da 2012'de meydana geldiği bildirilen bir olay, söylentiye göre aldatılan bir kocanın büyücüye gitmesini izliyor. Karısıyla birlikte olan adamın ''tutsak düşen'' penisi, anlatıldığına göre, ancak dualarla tekrar serbest kalıyor. Ve aldatılan kocaya yaklaşık 230 dolar ödemesi şartıyla... Fakat evlilik içinde tanık olunduğu söylenen tutsak penis vakaları da var. İngiltere Tıp Dergisi'ne yazdığı mektupta 1947 yılında meydana geldiğini söylediği bir vakayı anlatan Dr. Brendan Musgrave, Wight Adası'nda doktorluk yaptığı günlerde balayına çıkmış yeni evli bir çiftin odalarından sedyede çıkartılarak hastaneye taşındığını bildiriyor. Dr. John Dean'e soracak olursanız, bu hikaye de biraz abartılı olabilir, ''zira penisin tutsak kalması genelde yatakta biraz bekleyince kolayca atlatılan bir sorun.'' Ama Dr. Dean'a göre, ''Kendini bu durumda bulan birisi için her geçen saniye muhtemelen bir 10 yıla denk geliyor...''BBC Türkçe
Zona Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?
Zonaya sebep olan virüs, suçiçeğine neden olanla aynıdır. Bu herpes zoster virüsü olarak adlandırılır. Su çiceği geçirdiğinizde, virüs sinir hücrelerine yerleşir. Genellikle hiç bir soruna neden olamadan yıllarca sinir hücrelerinizde kalır. Bağışıklık sisteminiz onu kontrol altında tutar. Ancak yaşlandığınız ya da bağışıklık sisteminiz zayıfladığı için, bu virüs aktif hale gelebilir ve sinir hücrelerinizde bir kez daha çoğalabilir. Bu virüs derinizdeki sinir uçlarına ulaşır. Bu ağrılı bir deri döküntüsüne sebep olabilir. Zona hastalığı bulaşıcı değildir. Eğer daha önce su çiçeği geçirdiyseniz zona hastalığına yakalanma ihtimaliniz daha yüksektir. Zona Hastalığının Belirtileri Zonanın belirtiler olarak, baş ağrısı ve yorgun hissetme görülür. Vücudunuzun bir bölümünde batma ve acı hissedersiniz. Eğer dokunursanız, bu daha şiddetli hissedilebilir. Genellik vücudunuzun bir tarafında...Hastalığın tedavisi ve daha fazlası için saglikliyasamrehberi.org
Reklam
Gebelik Zehirlenmesi Kimlerde Daha Riskli
Gebelik zehirlenmesi çalışan bayanlarda daha riskli.Hamilelik sürecinin son 3 ayında ortaya çıkan gebelik zehirlenmesi ; düşüğe, erken doğuma ve en önemlisi anne bebek ölümlerine neden oluyor. Özellikle gebelik boyunca dinlenme fırsatı olmayan ve çok çalışan anne adaylarında ortaya çıkma riski yüksek görülüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Başak Sel, gebelik zehirlenmesi ile ilgili bilinmesi gerekenleri anne adaylarına şöyle açıklıyor:Gebelik zehirlenmesi (preeklampsi), sadece gebeliğe bağlı ortaya çıkan, doğumdan kısa bir süre sonra düzelen ve nedeni tam olarak bilinemeyen bir hastalık. İdrarda protein kaybı ile başlayan gebelik zehirlenmesi, normalde damarların içinde bulunması gereken sıvının, damar dışına çıkmasıyla, eller ve bacakların şişmesine yol açar. Devamında anne adayının tansiyon seviyesi zamanla yükselmeye başlar. Bu durumda gebelikte en sık rastlanılan problem olan hipertansiyon da görülebilir. Hipertansiyon tüm gebeliklerin yüzde 12-15′inde görülür ve bunun da yaklaşık yüzde 70′indeki neden preeklampsidir.Gebelik zehirlenmesi, 18 yaş altı ve 30 yaş üzerindeki gebeliklerde, ikiz gebelikler gibi çoğul gebeliklerde, bebeğin suyunun fazla olduğu durumlarda, kan şekeri yüksekliği olan şeker hastalığı ve kronik yüksek tansiyon sorunu olan gebelerde daha sık ortaya çıkar. Özellikle gebeliği boyunca dinlenme fırsatı olmayan ve çok çalışan anne adaylarında da ortaya çıkma riski yüksektir.Preeklampside önemli olan tanının erkenden konması ve sınıflandırmanın doğru yapılmasıdır. Gebelik zehirlenmesi, erken dönemde fark edildiğinde tedavisi mümkün olan, geç dönemde ise anne adayının ve/veya bebeğin hayatını kaybetmesine neden olan ciddi bir hastalıktır. Doğru sınıflandırma ile idrarda protein kaybının miktarına ve annenin tansiyon ölçümlerine dayanarak hafif, orta ve ağır preeklampsi ayrımı yapılır.Hipertansiyon ya da albüminüri (idrarda normalden fazla protein kaybı ) preeklampsi tanısını koymak için yeterlidir. Gebelik esnasında tansiyonun 140/90mm Hg (civa) ya da üzerinde olması ve en az dört saat aralıkla yapılan ikinci ölçümde ve sonraki ölçümlerde yüksekliğin devam etmesi durumunda tansiyon yüksekliğinden bahsedilir.Preeklampsinin belirtileri; ani ortaya çıkan kilo artışı, yüzüklerin parmağa dar gelmesi, yüzde şişme, halsizlik, bilinç bulanıklığı, unutkanlık, uykuya eğilim, bebek hareketlerinin azalması, karın ağrısı, gözlerde sinek uçuşması hissi, ani görme bozuklukları, az görme ya da ani görememe, karaciğer bölgesinde ağrı, ani başlayan bulantı ve kusma, göz aklarında veya vücutta sararma ve az idrar yapmadır.Ender durumlarda ve özellikle de gebelik muayenelerine hiç gitmemiş anne adaylarında preeklampsinin ilk belirtisi eklampsi (gebelik zehirlenmesi nöbeti/krizi) olabilir. Bilinç kaybı ve konvulziyon (vücutta sara benzeri kasılmalar) ile başvuran bir anne adayında tanı çok yüksek ihtimalle ağır preeklampsidir.Preeklampsinin erken başlaması ve uzun sürmesi bebeğe giden besin maddelerinin azalmasına ve intrauterin (rahimiçi) gelişme geriliği (İUGG) oluşmasına yol açabilir. Bebeğe giden oksijen azlığı bebekte sıkıntı oluşmasına neden olabilir. Ani ortaya çıkan fetal distres (bebekte sıkıntı hali), ablatio placenta (plasentanın erken ayrılması) ve gelişme geriliği bebeğin rahim içinde ölmesine ya da doğduktan sonra ciddi bir sorunla karşılaşmasına sebep olabilir.Preeklampsinin şiddeti arttıkça, annenin karaciğer, böbrek, beyin gibi organları da etkilenir. Gebelik zehirlenmesinde, hafif bilinç bulanıklığından, beyin ödemi (beyin dokusunda sıvı toplanması), koma ve ölüme kadar gidebilen değişik şiddette durumlar ortaya çıkabilir.Bu aşamalara gelinmemesi ve anne-bebek ölümlerinin engellenebilmesi için hafif preeklampsi olgularının yakın izlenmesi, orta ve ağır olguların hastane şartlarında izlenerek mümkün olan en kısa zaman diliminde bebeğin doğurtulması önemlidir.kadinvekadin.net
Gaz ve Şişkinliği Giderici Yöntemler
Zencefil, nane ve tarçın yiyeceklerinize lezzet vermekten fazlasını yapabilir.Gaz, herkesin yaşadığı bir şey olmasına rağmen, bazı insanlar için diğerlerine göre daha fazla sorun çıkartır. Aşırı gaz bazen rahatsız edici olmaya başlayabilir veya ağrılı bile olabilir. Yine de beslenmenizde yapacağınız bazı basit değişiklikler gaz oluşmasını önleyebilir ve aynı zamanda sindiriminize yardımcı olabilir. Reçete gerekmeksizin uygulayabileceğiniz gaz giderme yöntemlerine ek olarak, mutfaklarda yaygın olarak bulunan bazı malzemeler, gazı doğal yollarla iki kat fazladan gidermenize yardımcı olabilir.Karminatif (gaz giderici) aileden bir dizi bitki gazı dindirmeye ve şişkinliği önlemeye yardımcı olabilir.Yapılan araştırmalar sonucunda zencefilin sindirimin hızlanmasına yardımcı olduğu ortaya konmuştur ki bu, şu yüzden önemlidir; eğer mide hızlı boşalırsa gazlar ince bağırsakta daha hızlı hareket eder ve böylelikle kişide oluşan rahatsızlık ve şişkinlik giderilir.Karminatif aileye üye olup gaz oluşumunu önleyici diğer bitkiler ise şunlardır:• Sarı papatya• Dereotu• Rezene• Fesleğen• Kimyon• Tarçın• Kimyon• Sarımsak• Küçük hindistan cevizi• Güveyotu• Maydanoz• Nane• PirolaKarminatiflerden yararlanmak için bitkisel takviyeler almak yerine yediğiniz yemeklerde kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Birçok kişi bitkisel takviyelerin doğal olduğunu ve direk olarak doğadan geldiğini düşünüyor ancak bu takviyelerin birçoğu farmasötik etkilere sahiptir ve ilaçlarla etkileşimde bulunabilirler. Bitkisel takviyeler kullanmadan önce daima doktorunuzun onayını alın.Probiyotikler, sindirime yardımcı olabilir ve aşırı gazı dindirebilir. Probiyotikler insan bağırsaklarında bulunan bakterilere benzeyen, çoğunlukla “ iyi bakteriler ” diyebileceğimiz yaşayan organizmalardır. Besinsel takviye şeklinde bulunabilecekleri gibi doğal probiyetiğe sahip bir dizi yiyecek de vardır:• Yoğurt• Kefir• Salatalık turşusu• Tempeh (soya fasulyesinden yapılan bir Endonezya yemeğidir)• Kimçi (orijinal adı Kimchi olan geleneksel bir Kore yemeğidir)• Lâhana turşusu• Ayran• Miso (fermente edilmiş bir Japon yiyeceği)
Tatlı Krizi ve Sebepleri
İşte tatlı krizi ve onunla başa çıkma yöntemleri...Yemeklerden hemen sonra tatlı yeme isteği duyuyor, 3 – 4 saat sonra anormal açlık hissediyorsanız, yemek sonrası uyuma ihtiyacı duyuyorsanız, halsizlik, yorgunluk, sinirlilik gibi şikâyetleriniz varsa ve beslenmenize dikkat ettiğiniz halde kilo kontrolünüzü sağlayamıyorsanız, bu durum insülin metabolizmanızda bozukluk olduğunu gösterir. Özellikle karın bölgesindeki yağlanmalar, insülin metabolizması bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu, tükettiğiniz karbonhidratların enerji olarak kullanılamayıp, yağ olarak depolanması demektir.İnsülin, pankreastaki beta hücreleri tarafından salgılanan ve kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Tükettiğimiz karbonhidratlar, sindirildikten sonra vücudumuzda bulunan enzimler tarafından parçalanarak glikoza dönüştürülür ve glikoz vücudumuzun temel enerji kaynağıdır. Pankreastaki beta hücreleri, sindirim sonrası kana karışan glikoz tarafından uyarılarak, glikozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan ve kan şekerini düzenleyen insülin adlı hormonu üretmeye başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin, glikozun hücre içine girmesine yardımcı olarak, enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlar. Glikoz hücre içine giremediğinde, kandaki düzeyi yükselerek hiperglisemiye (kan şekerinin yükselmesi) neden olur. Tam aksi durumda ise hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi) meydana gelir.Tatlı krizleriyle baş edebilmek için kan şekeri takibinin yanı sıra, beslenme alışkanlıklarında da değişikliğe gidilmesi önem teşkil etmektedir.Basit Karbonhidratlardan Uzak DurunSofra şekeri, reçel, bal, marmelat, pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvi, çikolata, helva gibi basit karbonhidratlar kan şekerinin çok ani yükselip, çok ani düşmesine de neden olur. Bulgur, tam tahıllı ürünler, kuru baklagiller ve kepekli ürünler gibi kompleks karbonhidrat içeren besinler ise kan şekerini daha yavaş yükselttiğinden, kan şekeri düzeninin sağlanmasında daha etkilidir.Alışveriş yaparken, satın almayı düşündüğünüz besinlerin size uygun olup olmadığını öğrenmek için ‘içindekiler’ kısmını mutlaka okuyun. İçeriğinde glikoz, sukroz veya şeker bulunan yiyecekleri satın almadan önce, marka ve besin içeriklerini not ederek diyetisyeninize danışın.Ana öğünlerdeki besin tüketimini azaltmak ve açlık hissinizi bastırmak için ara öğün tüketimine özen gösterin. Az az ve sık sık beslenmek, uzun süre açlıktan kaçınmayı ve kan şekerinin düzenini sağlar.Ara öğün tüketiminin, atıştırmakla karıştırılmaması gerekir. Ara öğün saatleri düzensiz olmamalıdır. Aksi takdirde metabolizma hızının artmasına yardımcı olan ara öğünler, ters etki gösterir. Düzensiz saatlerde sürekli atıştırmak, uzun süreli insülin salınımında problem yaratır ve insülin direncine neden olur.Sebze, meyve, tam tahıllı ürünler ve kepekli ürünler gibi yüksek miktarda posa içeren besinler, midenin boşalma hızını yavaşlatarak tok kalmayı sağlar ve kan şekerinde meydana gelebilecek ani yükselmeleri engeller. Kuru baklagiller, yulaf ve portakal gibi çözünür posalar, kan şekerinin düzenlenmesinde çözünmez posalardan daha etkilidir. Günlük beslenme planında 25-30 gr posa yer almalıdır.Bozulmuş glikoz toleransı, hipoglisemi ve insülin salınımında bozukluk gibi şikâyetleriniz varsa, tatlı isteğinizi azaltmak için tek başına meyve tüketmemeye özen gösterin. Meyvelerde bulunan fruktoz (meyve şekeri) yavaş emildiği için, postprandiyal glukoz ve insülin yanıtı düşüktür. Diyabetik bireylerde % 15-20 fruktoz tüketimi, açlık, total kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerini arttırmaktadır. Fruktoz, vücutta glikozdan daha farklı bir yolla işlem gördüğü için, kan şekeri üzerindeki etkisi glikoz ile aynı değildir.Tatlıyı hayatınızdan çıkarmadan da, damak tadınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirebileceğinizi unutmayın. Bunun için tüketim miktarını ayarlamanız yeterli olacaktır.• Şerbetli, hamurlu tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin.• Tatlılarda kullandığınız şeker miktarını azaltarak, lezzet katmak için vanilya, kakao gibi aromaları tercih edin.• Çikolata paketinin tümünü tüketmeye engel olamıyorsanız, kalıp çikolatalar yerine küçük parçalar halinde satılanları tercih edin.• Tekrar tekrar tatlı tüketmek istediğinizde, odak noktanızı değiştirin ve aklınızı meşgul edecek uğraşlar bulun. Ancak aynı uğraşı her seferinde tekrar etmeyin ki, meşguliyetiniz bir süre sonra tatlıyı çağrıştırmasın.
Ünlülerin En Çok Beğendiği Filmler Listesi
Ünlülerin de tıpkı bizim gibi birer insan olduklarını düşünürsek elbette onlarında beğendikleri filmler, müzikler vb. şeyler vardır. Gerek hayranlıkla filmlerini izlediğiniz oyuncuların, eserlerini hayranlıkla dinlediğiniz şarkıcıların ve bir çok tanınmış ismin en beğendikleri filmlerden seçmeler yaptık ve karşınıza sunduk. Eğer içlerinden birisini seçip izlemeye karar verirseniz, şimdiden iyi seyirler.
Reklam