onedio
Aile Hekimi Nedir Ve Aile Hekiminizi Nasıl Öğrenebilirsiniz?
Daha birkaç yıl öncesine kadar bilmediğimiz ama yaklaşık 4 senedir uygulanan Aile Hekimliği, aslında daha önce mevcut olan fakat yetkileri ve faaliyetleri dar olan bir kavramdı. 2004 yılında pilot olarak seçilen sağlık ocaklarının bazılarında aile hekimliği hizmeti veriliyordu. “Sağlık Ocakları” şimdi “Aile Sağlığı Merkezi (ASM)” olarak adlandırıldı, peki aile hekimliği bizlere ne kazandıracak? Aile Hekim’ini biraz tanıyacak olursak; uzman ya da pratisyen doktorlardan oluşan ve bunun dışında sertifika programı kapsamında eğitilen doktorlardan oluşuyor aile hekimliği kavramı. Görevleri ise, bulundukları alan içinde, sorumlu oldukları ailelerin temel ihtiyaçlarını belirlemek ve onlara çözüm üretmektir. Aile hekimleri hastalarını sadece tedavi etmekle kalmaz, onları hastalanmadan önce de korumaya çalışır. Bu amaçla kişiye yönelik koruyucu hizmetler içinde aşılama, yaşam tarzı değişiklikleri için danışmanlık yapma, bebek ve çocuk izlemi, gebe izlemi, aile planlaması hizmetlerini sunar. Salgın ve bulaşıcı hastalıklar varlığında aile bireylerini bilgilendirir ve koruyucu önlemlerin alınmasını sağlarken çevre sağlığı için gerekli önlemlerin alınması için yerel yönetimlerle işbirliği yapar. Koruyucu hekimlik aile hekimliğinde önemli bir yer tutar. Aile hekiminizi öğrenmek ve hizmet alabilmek için, T.C. Kimlik numaranızla en yakın aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri, il sağlık müdürlüğü ya da Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinden aile hekiminizi öğrenebilir ve ikamet ettğiniz ASM’ler de TC.kimlik numaranızla aile hekiminizden ücretsiz yararlanabilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık-haberleri
Beyaz Gürültü Makineleri Bebekler İçin Zararlı mı?
Anne babaların geceleri rahatça uyusun diye kullandıkları beyaz gürültü makineleri bebeklere zarar veriyor mu? Pediatrics dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, bu makineler bebeklerin işitsel gelişimine engel olabilecek seviyede sesler üretebiliyorlar. Yapılan çalışma, her ne kadar beyaz gürültü makinelerinin bebekler üzerindeki etkisini ölçmek için yapılmamış olsa da çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında uzmanlar, bu tarz makinelerin kullanımının önerilmesini doğru bulmadıklarını belirtiyorlar. Beyaz gürültü makinelerinin yetişkinler tarafından 8 saatlik kullanımı için önerilen üst limiti 85 dB. Yapılan çalışmada kullanılan makinelerin bu sınırın üzerinde bir ses seviyesine ulaşabildiği tespit edilmiş. Bu durumda tüm gece boyunca maksimum seviyede çalışan bir beyaz gürültü makinesi, bebeğinizin önerilen değerlerin çok üstünde bir ses seviyesine maruz kalması anlamını taşıyor. Bu da bebeğinizin işitsel sağlığı için son derece zararlı bir durumu ortaya çıkarıyor. Ebeveynler Ne Yapmalı? Sağlıklı bir uykunun hem bebek hem de ebeveynler için önemli olduğu dikkate alındığında bu tarz makinelerin...haber kaynağI: 724saglik.org/bebek ve çocuk sağlığı
Bilinçaltımız Hastalıklara Yol Açabilir mi?
Hastalıklarımızın sebeplerinin sadece fiziksel olmadığını, duygusal çatışmalarımızın da hasta olmamızda büyük bir etken olduğu bilinen bir gerçek. Ruhsal Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal duygusal çatışmalarımızn hastalık sebebi olduğunu belirtiyor ve “Hastalığı bedenden uzaklaştırmak tedavi edilmeli. Ancak, bilinçaltımıza yerleşmiş ve hastalığa neden olan olumsuz düşünceleri tespit ederek onları dönüştürdüğümüzde hastalıkları kalıcı biçimde ortadan kaldırmak mümkün” diyor. Son zamanlarda hangi doktora gidersek gidelim, “stresten uzak durun” önerisini sık sık duymaya başladık. Yaşamımızdaki her deneyim gibi hastalıklarımızı da düşüncelerimizle, bilinçaltımıza yerleşmiş inançlarımızla kendimiz yaratıyoruz. Ruh, zihin ve beden bütünlüğünü bozduğumuz zaman ruhsal veya fiziksel rahatsızlıklar baş göstermeye başlıyor. Öfke en önemli etken Ayrıca öfkenin hasta olmamızla ilgili çok önemli bir etken olduğunu vurgulayan Gülnur Ünal Şunları söylüyor: “Yaşadığımız olaylar ve bunların bizde bıraktığı düşünce, inanç ve duygular bilinçaltımızda kodlamalar olarak yerleşiyor. Geçmişte yaşanmış bir olayı kodlayan bilinçaltı, o durumu hatırlatan bir imgeyle karşılaştığında sorunu aktifleştiriyor. Duygusal çatışma yaşadığımız her durum bedenimizde belirli bir bölgeyi etkiliyor. Çatışmanın şiddetine bağlı olarak rahatsızlığın ölçüsü de değişiklik gösteriyor. Yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, çarpıntı, sırt ve boyun ağrıları, egzama gibi rahatsızlıklar; en çok da korku, endişe, öfke, güvensizlik duyduğumuz zamanlarda ortaya çıkıyor. Öfke ya da korkuya kapıldığınızda kalbinizin ritmini, akciğerlerinizi ve diğer organlarınızın sağlıklı çalışmasını bozabilirsiniz.” www.unimetre.com Ayrıca kimi duygu ve düşüncelerin vücudun belirli yerlerinde rahatsızlıkara yol açabileceğini söyleyen Gülnur Ünal, bunları şu şekilde sıralıyor; •Baş Ağrısı: Kendini muteber görmemek. Kendini eleştirmek. Korku. • Kilo: Korku, korunma ihtiyacı. Duygulardan kaçmak. Güvensizlik, kendini reddetmek. Doyum aramak • Bulimia: Kendinden nefretin çılgın bir doldurma ve boşaltması. Umutsuz dehşet. • Bunama (Alzheimer): Çocukluğuna sözde geri dönüş. Bakım ve ilgi talep etmek. Hayatın yükünden kaçış. • Cinsel Soğukluk: Korku, zevk almayı reddetmek. Cinsel ilişkinin kötü bir şey olduğuna inanmak. Duyarsız partnerler. Babadan Korkmak. • Depresyon: Sahip olma hakkına sahip olmadığını hissetmekten kaynaklanan kızgınlık. Umutsuzluk. • Hiperaktiflik: Korku. Kendini baskı altında ve çılgın hissetmek • Diyabet: “Keşke öyle olsaydı” düşüncesinden kaynaklanan özlem. Büyük bir kontrol ihtiyacı. Derin keder. “Geriye hiçbir tatlılık kalmadı.” • Horlama: Eski düşünce kalıplarını bırakmayı inatçı bir biçimde reddetmek. • Kalp Krizi: Para ya da mevki uğruna kalbindeki tüm sevinci yok etmek. • Kanser: Derin incinme. Uzun zamandır süren içerleme. İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren bir sır ya da üzüntü. Nefretleri taşımak. “Ne yararı var ki?” yaklaşımı. • Kısırlık: Korku ve yaşama sürecine direnme veya ebeveynlik deneyimine ihtiyacı olamama. • Menepoz: Artık arzu edilmeme korkusu. Yaşlanma korkusu. Kendini reddetmek. Kendini yeterince iyi, yeterli hissetmemek. • Sağırlık: Reddetmek, inatçılık, kendini tecrit etmek. “Duymak istemediğiniz nedir? “Beni rahatsız etmeyin?” • Selülit: Biriktirilmiş öfke ve kendini cezalandırmak. • Tiroit- boğaz rahatsızlıkları: Kendi duygu ve düşüncelerini ifade edememe: • Göz rahatsızlıkları: Hayatından memnun olmama, kendine güvensizlik, umut kaybı. • Dalak, pankreas rahatsızlıkları: Hayatın zevklerini yaşayamama, gelecekten ve başaramamaktan korkma • Boyun, omuz ağrıları: Yaşamda esnek olmama, inatçılık, öfke kaynaklı duygusal çatışmalar.
Günlük Hayatta Beynimizi Öldüren 9 Gerçek
Günlük yaşamımızda gerçekleşen her olaydan biz farkında olmasakta beynimiz etkilenir. Yediğimiz gıdalardan, yılların verdiği kötü alışkanlıklardan, beynimizi kullanmak zorunda olduğumuz güçten.. Tüm bu etkileşimler zekamızın artmasına ya da bazen azalmasına sebep olur. Zihinsel gücün gelişiminde çok önemli rol oynayan ama bizim fazla önemsemediğimiz bu alışkanlıklar veya olaylar bizim beyin hücrelerimizin ölmesine veya zihinsel durgunluk diye adlandırdığımız ama halk arasında düşük zeka olarak adlandırdığımız olaya sebep olur. Bu alışkanlıklardan kurtularak ve uzak durarak en önemli organımızı kurtarabiliriz.
Tip-1 Diyabet Nedir?
Tip-1 diyabet  çoğunlukla çocukluk ve gençlik dönemlerinde çıkan ve insüline bağımlı bir diyabet türüdür. Pankreasın Langerhans Adacıkları’nda bulunan ve insülin hormonu üreten beta hücrelerinin artık tükenmesinden dolayı ortaya çıkar. Kanda anti-GAD, insülin ve adacık antikorları vardır.Biraz daha detaylı anlatmamız gerekirse; yediğimiz her şey vücudumuzda enerjiye dönüşür. Yani göz kırpmak, kolunuzu bir yerden bir yere götürmek, adım atmak ve hatta nefes almak için enerjiye ihtiyaç vardır. Karbonhidratlar yani şekerler vücudumuz için en önemli enerji kaynaklarındandır. Vücudumuza şekere dönüşebilecek bir besin girdiğinde, şekere dönüşen maddeler kanımızın içerisinde koştururlar. Amaçları bizim tüm organlarımızı, en önemlisi beynimizi ve o anda nerede enerjiye ihtiyaç varsa oraya gerekli şekeri götürmektir...
Sigarayı Bırakınca Kilo Almamanız İçin 3 Yöntem
Beslenme ve Diyet Uzmanı Fadime Özgök Şenses,sigarayı bıraktıktan sonra alınan kilonun metabolizma yavaşlamasından kaynaklandığını belirterek, ”Günde 3 litre su içerek metabolizmayı hızlandırıp zayıf kalın” dedi.Şenses yaptığı açıklamada, sigarayı bırakmaya niyetlenen insanların en büyük korkusunun, bıraktıktan sonra hızla kilo almak olduğunu belirterek, “Öyle ki tiryakilerin önemli bir kısmı kilo almaktansa sigaraya devam etmeyi daha makul bulabiliyor.”Şensesi sigarayı bıraktıktan sonra kilo almaya başlanmasının 3 nedenini sıraladı1- Metabolizmanın yavaşlaması2- Tat alma yetisinin geri kazanılması3- El alışkanlığı ile sürekli atıştırma isteğiMetabolizma yavaşlamasının önüne geçilebileceğine dikkat çeken Şenses şunları kaydetti: ”Sigaranın metabolizmayı hızlandırdığı herkesçe biliniyor. İçilen her sigarayla kalp atışı dakikada 20-30 kez daha fazla atıyor, bu da yakılan kalorinin daha fazla olmasını sağlıyor. Sigarayı bıraktıktan sonra bu suni artış ortadan kalktığı için metabolizma normal seviyesine iniyor. Metabolizmanın yavaşlaması kilo alımını kaçınılmaz hale getiriyor.İlk adım sağlıklı şekilde metabolizmanın hızlanmasını sağlamak. Bu sayede kilo alımının önüne önemli ölçüde geçilebiliyor. Bu durumda yapılacak şey, metabolizmayı hızlandıracak yollara başvurmak. Nikotin alınmadığı için yavaşlayan metabolizmayı yeşil çay, proteinli gıdalar, günde 3 litre su, baharat tüketimi, küçük egzersiz ve yürüyüşle hızlandırmak mümkün.”Nikotinin dildeki tat alma duyusuna zarar verdiği için, sigara içenlerin bir süre sonra yemeklerin gerçek tadını alamamaya başladığını ve lezzet duygusunda önemli bir azalma meydana geldiğini vurgulayan Şenses, “Bir kişi sigarayı bıraktığında, yaklaşık 48 saat içinde tat alma yetisini yeniden kazanmaya başlıyor. Yiyeceklerin tadını yine eskisi gibi tam olarak alabilen kişiler, kısa sürede geri kazandıkları bu yetiyle aşırı yeme alışkanlığı edinebiliyor” dedi.Böyle bir durumda kilo alımının kaçınılmaz olacağını belirten Dyt. Fadime Özgök Şenses, “Yeniden kazanılan tat alma yetisiyle, sürekli farklı şeyler yeme isteği gözleniyor. Bu nedenle kilo almamak için, her şeyi tatmak ama küçük porsiyonlar halinde tüketmek gerekiyor. Bu sayede hem yiyeceklerden keyif almak hem de aşırı kalori alımının önüne geçmek mümkün olabiliyor” şeklinde konuştu.Sigara içenlerde var olan elde ve ağızda sigara bulundurma alışkanlığının, sigarayı bıraktıktan sonra yerini atıştırmalıklara bıraktığına işaret eden Şenses şöyle devam etti: ”Sürekli bir şeyler yeme eğilimine dönüşen bu atıştırma nöbetleri kilo alımını da beraberinde getiriyor. Atıştırma ihtiyacından kurtulmanın en kolay yolu günlük tüketilen su miktarını arttırmak. Sağlıklı bir insanın günde 1.5 litre su tüketmesi gerekiyor. Sigarayı bıraktıktan sonra bu oran 3 bardak daha arttırılmalı. Bu sayede atıştırma nöbetleri azaltılabiliyor.Yine atıştırma alışkanlığını sağlıklı besinlerle geçiştirmek de kilo alımının önüne geçiyor. Tatlı krizi sırasında şerbetli yerine sütlü tatlılar seçmek, çekirdek-çerez yerine mevsim meyveleri, salatalık, marul gibi çiğ sebzeleri tüketmek, sigarayı hatırlatan ve kafein içeren kahve, çay gibi içecekler yerine su, soda, tuzsuz ayran, taze sıkılmış meyve suları gibi düşük kalorili içecekler tercih etmek alınabilecek önlemler arasında. Artan besin tüketimini dengelemek içinse hareketli olmak şart. Günlük aktivite miktarını arttırmak ve egzersiz yapmak, sigarayı bırakma döneminde sağlıklı kalmak için önemli birer yardımcı.”
Reklam
'Hayvan Gibi' Hakareti Sonrası 69 Kilo Verdi
Adana'da 6 yaşından beri obez olan bir genç kız ağır hakaretler sonrası zayıflamaya kara verip tüp mide ameliyatı olup 10 ayda 138 kilodan 69 kiloya düştü. 23 yaşındaki Perihan Beydemir, 6 yaşından sonra aşırı kilo almaya başladı. Büyüyüp genç kız olduğunda insanların kendisine bakışlarında rahatsız olduğu için diyet yaptı, spora gitti ancak en fazla 10-15 kilo verebildi. Son zamanlarda iyice kilo alan Beydemir 138 kiloya kadar çıktı. Bunun üzerine çevresindeki bazı insanlar Beydemir'i iri hayvanlara bile benzettiği oldu. Bunun üzerine tekrar diyet yapan ve spora başlayan Beydemir aynı zamanda Çukurova Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kaan Parsak'a başvurdu. Parsak, genç kadını sağlık kontrolünden geçirerek yaşı ve durumu bakımından tüp mide ameliyatı olabileceğine karar verdi. Beydemir, tüp mide ameliyatı oldu. Başarılı geçen ameliyattan sonra Beydemir doktorunun verdiği diyeti uygulayıp spor yapmaya devam etti. Beydemir, tam 10 ayda 138 kilodan 69 kiloya düşerek manken gibi oldu. Beydemir, 138 kilodan 69 kiloya düşmesinin kendisini çok mutlu ettiğini ve hayalini gerçekleştirdiğini belirterek, 'Tüp mide ameliyatı geçirdim, tüp mide ameliyatı sayesinde istediğim kiloya ulaştım. Tabi sadece tüp mide ameliyatı değil sporda yaptım. 3-4 ay sürekli şekilde yüzme sporu yapıyorum. Sarkma olmaması için. Verilen diyete çok iyi uydum. Onların dışında hiçbir şey yemedim. Küçüklükten beri kilolu bir insandım hormon problemlerin vardı. Çok zayıflamak istedim ancak 10-15 kilodan fazla veremedim. Küçüklükten beri zayıflamak hayalimdi. Baktım sporla, diyetle olmuyor bende tüp mide ameliyat olmak istedim' dedi. Beydemir Türkiye'de kilolu insanlara karşı bir ön yargı olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti: 'İnsanlar yıllardan beri bana bir garip bakıyorlardı. Benimle hep dalga geçiyorlardı. Beni çeşitli hayvan gruplarına benzetiyorlardı. Bakışları çok rahatsız ediyordu. Bakışlardan rahatsız oldum, aynı zamanda yürümekte bile zorlanıyordum, bunun için zayıflamaya karar verdim. Hayatımda çok şey değişti, mağazaya girdiğim zaman önce kendime uygun kıyafet bulamıyordum şimdi buluyorum. Bunun için moralim bozuluyordu şimdi istediğim her yerde kıyafet bulabiliyorum. İnsanların bakışı değişiyor beğenilen bir insan oldum.' Prof. Dr. Cem Kaan Parsak ise Beydemir'e bilinen tüp mide ameliyatını uyguladıklarını ifade ederek, 'Laporoskopik 4 ya da 5 tane delikten özel cerrahi aletlerin yardımıyla midenin yaklaşık yüzde 75-80'nini karın dışına alıyoruz. Mideyi uzun ince bir tüp haline getiriyoruz. Burada iki tane kilo verdirme yöntemi var. Birincisi midenin genişleme kapasitesi tüp haline geldiği için yok oluyor. Hastalar az yemek yiyorlar yemek yer yemez doyuyorlar. İkincisi de midemizin çıkardığımız kısmında bir hormon var, bu bizim açlık, iştah hormonu, çıkarılan mide kısmından salgılanıyor bu hormon. O kısmı çıkardığımız için vücuttaki oranı da düşüyor ve böylece daha az acıkıyoruz, yemek yediğimiz zaman hemen doyuyoruz. Bunun yanı sırada spor yaptığımızda böyle ideal kilolara kavuşuyoruz' diye konuştu.Milliyet
Sağlıklı Saç Ve Cilt İçin F Vitamini
Kolesterolün atardamarlarda depolanmasını önlemeye yardımcı olur. Sağlıklı cilt ve saçı destekler. X ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruma sağlar. Bezlerin aktivitesini etkileyerek ve kalsiyumu hücreler için ulaşılabilir hale getirerek büyümeye ve sağlığa yardım­cı olur. Kalp hastalığı ile savaşır. Doymuş yağları yakarak kilonun azalmasına yardım eder. Doğal Kaynaklar Bitkisel yağlar-buğday tohumu, ketentohumu, ayçiçe­ği, yalancısafran (aspir), soya fasulyesi ve fıstık-ayçiçeği çekirdeği, ceviz, badem, avokado. Öneriler F vitamininin en iyi şekilde emilmesi için onunla birlik­te E vitaminini yemek aralarında almalısınız. Eğer yüksek...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Reklam
B5 Vitamini (Pantotenik Asit) Nedir, Yararları Nelerdir?
Pantotenik Asit (PANTENOL, KALSİYUM PANTOTENAT, B5 VİTAMİNİ) suda çözünen, B kompleks ailesinin bir üyesidir. Hücre yapımında, normal büyümeyi sürdürmede ve merkezi sinir sisteminin geliştirilmesinde yardımcı olur. Adrenalin bezlerinin düzgün işlev göstermesinde çok önemlidir. Yağ ve şekerin enerjiye dönüştürülmesinde temeldir. PABA ve kolinin kullanımı için antikorların sentezlenmesinde gereklidir. Yetişkinler için FDA tarafından düzenlenen günlük miktar önerisi (RDI/RDA) 10 mg.dir. Bağırsak bakterisi ile vücutta sentezlenebilir. Faydaları Yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Antikorlar yaratarak enfeksiyonla savaşır. Ameliyat sonrası şoku tedavi eder. Bitkinliği önler. Birçok antibiyotiğin ters ve zehirli etkisini azaltır. Kolesterol ve trigliseridi düşürür. Yetersizliğinin Neden Olduğu Hastalıklar Hipoglisemi, duodenal ülser, kan ve cilt rahatsızlıkları. En İyi Doğal Kaynaklar Et, tahıl, buğday tohumu, kepek, böbrek, karaciğer, yürek, yeşil sebzeler, bira mayası, fındık, tavuk, rafine edilmemiş pekmez. haber kaynağı: modernsaglik.net/vitaminler
Sağlıklı Kemikler ve Dişler  İçin D Vitamini
Yağda çözünür. Güneş ışığı ya da diyet ile elde edilir. Ultraviyole güneş ışınları deri üzerindeki yağları harekete geçirerek daha sonra vücut tarafından emilen vitamini üretir. Ağız yoluyla alındığında, D vitamini yağlar ile birlikte bağırsak duvarları tarafından emilir. Hava kirliliği D vitamini üreten güneş ışınlarını azaltır. Bronzlaşma sonrası deri üzerindeki D vitamini üretimi durur. Faydaları Güçlü kemik ve dişler için uygun bir şekilde kalsiyum ve fosforu kullanır. A ve C vitaminleri ile birlikte alındığında soğuk algınlığını önler. Konjonktivitin tedavisine yardımcı olur. A vitamininin asimile edilmesine yardımcıdır. Yetersizliğinin Neden Olduğu Hastalıklar Raşitizm, şiddetli diş çürümesi, osteomalasi, bunama, osteoporoz. En İyi Doğal Kaynaklar Balık ciğeri yağı, sardalye, ringa, somon balığı, ton, süt ve süt ürünleri. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Hamile Kalmak İçin En Doğru Yaş
Geçmiş senelerde annelik, erken yaşlarda yapılan evlilikler sonucunda genç yaşlarda gerçekleşiyordu. Lakin günümüzde anne olma yaşı, gittikçe artmaya başladı. Kadınların birçoğu kariyer yapmak, maddi güvenceyi sağlama kaygısı, özgürlüğün kısıtlanma düşüncesi, zihinsel olarak anneliğe hazır olmama gibi nedenlerden ötürü hamileliği ertelemektedir. Son yıllarda hamilelik teknolojilerinin ilerlemesiyle, anne olma yaşı da gitgide yükselmeye başladı. Teorik olarak her kadının son adet görme dönemine kadar hamile kalma şansı vardır. Aslında, arzu ettiğiniz yaşta çocuk sahibi olabilmeniz mümkün olmaktadır, ancak en ideal gebe kalma yaşı 20 ile 35 yaş arasıdır. 35 yaşından sonra hamile kalma oranınız bir miktar daha azalır. Bu sebeplerden dolayı, ilerleyen yaşlarınızda daima hamile kalmanız mümkün olmayabilir. Hamile kalabilme oranınız hem doğal yollarla hem de tüp bebek uygulamalarında yaşınızın hızlanmasıyla birlikte azalır...haber kaynağı: 724saglik.org/hamilelik
Reklam
Saç Dökülmesine Karşı İnositol
Kolesterol seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olur. Sağlıklı saçı destekler, saç dökülmesini önlemede yardımcıdır. Egzamanın önlenmesinde yardımcıdır. Vücut yağının yeniden dağıtımına yardımcı olur. Sakinleştirici bir etki yaratır. En İyi Doğal Kaynaklar Karaciğer, bira mayası, sığır beyni ve yüreği, greyfurt, kuru üzüm, buğday tohumu, rafine edilmemiş pekmez, fıstık, lahana. Vitamin Destekleri Koline benzer bir şekilde, soya bazlı 6 lesitin kapsülü hem kolin hem de inositolden yaklaşık 244 mg. içerir. Sıvı ile iyi karışan lesitin tozlarında mevcuttur. Çoğu B kompleks desteği yaklaşık 100 mg. kolin ve inositol içerir. Günlük dozlar çoğunluklar 250-500 mg.dir. Düşmanları Su, sulfa ilaçlar, östrojen, gıdaların işlenmesi, alkol ve kahve. Öneriler İnositolu kolin ve diğer B vitaminlerinizle beraber alın. Eğer çok fazla miktarda kahve içiyorsanız muhtemelen besin desteği olarak inositol almanız gerekmektedir...haber kaynağı:  724saglik.org/vitamin
Sesi Güzelleştirme Yolları Nelerdir?
etiket
Ses güzelleştirme ile etkileyici bir ses tonuna sahip olabilir herkesin dikkatini çekebilirsiniz.Şarkı söylemek isteyen ya da konuştuğu zaman etkileyici bir sese sahip olmayı arzu edenler için ses güzelleştirme yöntemlerinden bahsetmek istedik.Güzel ve etkileyici bir ses tonuna sahip olmak aslında düşündüğünüz kadar zor ya da ulaşılmaz değil. Uzmanların önermiş olduğu doğal yöntemler sayesinde konuşurken ya da şarkı söylerken etkileyici bir ses tonuna sahip olabilir ve sizi dinleyen herkesin dikkatini çekebilirsiniz.Sesi güzelleştirmenin en etkili yollarından biri olan doğal yöntemlerden sizlere bahsedelim.İşte ses güzelleştirme yolları:Sesinizi güzelleştirmek için zencefil, nar çiçeği, hibuskus, adaçayı gibi bitkilerden yardım alabilirsiniz. Bu bitkilerin hepsini eşit miktarlarda karıştırıp içerisine başka hiçbir şey eklemeden bir fincan kaynar suyun içine atıp demleyin. Her gün bu demlediğiniz bitki karışımını .....
Reklam
Hamile Kalmaya Hazır Olduğunuzu Gösteren İşaretler
Çoğu kadının en büyük dileklerinden biri anne olmaktır. Peki anne olabilmek için en doğru zamanı bilebilmek mümkün mü? Aslında bedenizin size hamile kalabilmeniz için ipuçları veriyor. Hamile kalabilmek için regl zamanı ve düzenini izlemek kayda değer bir rol oynamaktadır. Yumurtlama dönemini şöyle hesaplayabilirsiniz. Reglnin başladığı gün 1. gün kabul ediliyor ve 28 gün zarfında bir adet gören kadının yumurtlama günleri 13. ve 15. günler arasına denk geliyor. Bu dönem kadının hamile kalması için en doğru dönem. Kokulara karşı duyarlılık, yumurtlama döneminde olduğunuz anlamına gelebilir. Kendinizi daha çekici ve seksi hissediyorsanız bu da yumurtlama döneminde olduğunuzun bir işareti olabilir.. Hamile kalmak için uygun bir kiloda olmanız gereklidir. Aşırı zayıflık ya da aşırı kilo, hamile kalmanızı olumsuz etkileyen nedenlerdendir. Eğer çok zayıfsanız, hamile kalmanız dört kat daha zordur. Eğer normal kilonuzun çok daha üstündeyseniz de insulin direnci sebebi ile regl görmeniz zorlaşabilir...haber kaynağı: 724saglik.org/gebelik
Karaciğer Dostu B15 Vitamini
B15 Vitamini (Pangamatik Asit, DMG, Metilglisin) suda çözünen bir vitamindir. Bir antioksidan olduğu için E vitaminine çok benzer bir şekilde çalışır. Etkisi genellikle A ve E vitaminleri ile birlikte alındığında gelişmektedir. Faydaları Hücre yaşam süresini uzatır. İçkiye olan özlemi nötrleştirir. Yorgunluğu hızlı bir şekilde telafi eder. Kandaki kolesterol seviyelerini düşürür. Anjin ve astım semptomlarını yok eder. Karaciğeri siroza karşı korur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitamin-eksikliği
Reklam
Doğum Lekeleri Neden Olur?
Birçok anne ve babayı endişelendiren doğum lekeleri daima bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilmemelidir. Mavi, pembe, mor ya da kahverengi renkte olan ve yenidoğan bebeğini vücudunun herhangi bir bölgesinde görülen lekeler, kimi zaman bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, kimi zaman da tedavi dahi gerektirmeden kendi kendine kaybolabilmektedirler. Doğum Lekesi Türleri ve Nedenleri Doğum lekelerine birçok bebekte rastlanılabilir. Birçok farklı renkte görülen doğum lekelerinin pek çoğunun sebebi tam bilinmediği gibi, büyük bir çoğunluğu da geçici olup, hiçbir tedavi gerektirmeden zamanla yok olur. Her yüz doğan bebeğin 10′unda doğum lekesi vardır. Doğum lekeleri deride kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. Bu lekeler genelde düz veya kabarık, pembe,kırmızı veya mavimsi görünümdedirler. Doğum lekelerinin oluşum nedeni tam olarak bilinmemektedir. Birçok doğum lekesi kalıtsal değildir ve gebelik esnasında olan bir olaydan kaynaklanmazlar...haber kaynağı: 724saglik.org/gebelik
Biotin Nedir, Faydaları Nelerdir?
Biotin’in Genel Özellikleri Biotin, Koenzim R ya da H Vitamini olarak da bilinir. Suda çözünür, sülfür içerir ve B kompleks ailesinin bir başka üyesidir. Yağ ve proteinin normal metabolizması için gereklidir. Bağırsak bakterisi tarafından sentezlenebilir. Çiğ yumurta vücutta emilimini önler. B2, B6, niasin ve A ile sinerjiktir ve sağlıklı cilt sağlar. Faydaları Saçların beyazlaşmasını önlemeye yardım eder. Kellik için önleyici tedavide yardımcı olur. Kas ağrılarını yatıştırır. Egzama ve deri iltihaplanmasını azaltır. Kırık ve çatlak tırnakları önler ve iyileştirir. Yetersizliğinin Neden Olduğu Hastalıklar Yüzde ve vücutta egzama, aşırı bitkinlik, yağ metabolizmasının bozulması, anoreksi, alopesi, depresyon. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Size Sigarayı Bıraktıracak Film 'Bırakmak İstiyorum'un Fragmanı
‘Bırakmak İstiyorum’ filminin fragmanı yayınlandı!“Sinemada bir film izleyeceksiniz ve sigarayı bırakacaksınız” desek, inanır mısınız?Yönetmenliğini Yücel Yolcu’nun, yapımcılığını İpek Sorak’ın üstlendiği “Bırakmak İstiyorum” filmi; Emre Üstünuçar’ın 10 yıllık terapistlik tecrübeleri ışığında sigara bağımlılığına tutulan bir ayna…BÖCEK Film’in yapımcılığını üstlendiği, dünyanın ilk ve tek sigara bıraktıran filmi “Bırakmak İstiyorum”; Cinemaximum işbirliğiyle, 4 Nisan 2014’de vizyonda!‘Bırakmak İstiyorum’ filminin fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Reklam