onedio
Cinsel Terimler Sözlüğü
Acil Kontrasepsiyon : Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale. Aseksüel : Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi. Bakir : Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek. Bakire : Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.  Bekâret : Cinsel deneyimi olmama durumu. Biseksüel : Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan. Cinsel taciz : İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak. Dildo : Suni penis. Diyafram : Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem. Doğum kontrol hapı : Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar. Ensest : Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması. Ereksiyon : Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi. Erken boşalma : Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak. Gebelikten koruyucu iğneler : Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar. Geç boşalma : Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.  Gerantofili : Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi. Geri Çekme : Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi. Heteroseksüel : Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi. Homoseksüel : Kendi cinsine ilgi duyan kişi. İktidarsızlık : Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması. Kısırlık : Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması. Klitoris : Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar. Lezbiyen : Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın. Mastürbasyon : Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi. Mazoşizm : Cinsel ilişki sırasında acı çekerek zevk almak. Nekrofili : Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik). Oral Seks : Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur. Orgazm : Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması. Östrojen : Kadınlık hormonu. Pedofili : Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık). Penetrasyon : Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi. Penis : Erkeğin cinsel organı. Prezervatif : Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı. Sadizm : Cinsel ilişki sırasında acı vererek zevk almak. Sperm : Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre. Spiral : Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç. Takvim tutma : Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi. Testosteron : Erkeklik hormonu. Transeksüel : Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi. Travesti : Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi. Tüplerin bağlanması : Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan 'fallop' adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi. Vajina : Kadının cinsel organı. Vazektomi : Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon. Vibratör : Titreşimli suni penis. Zoofili : Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Hayvansevicilik).
Yeni Doğan Bebek Nasıl Yıkanır Sorusuna Verilecek 9 Yanıt
Bebek kategorimizde tüm annelerin ortak sorusu olan bebekler nasıl yıkanır ?  sorusuna 9 adımda yanı veriyoruz. Bebeğinizin ilk banyosu hemşireler tarafından yapılır. En uygun bebek banyosu zamanı, doğumdan sonra ilk 12-24 saat arasındadır. Bebeğinizi ilk banyosundan sonra göbek bağı düşünceye kada, ilk 7–10 gün içinde silerek de temizleyebilirsiniz. Bebekler Nasıl Yıkanır ? 1. Bebeğinizi birden fazla yumuşak havlunun veya yumuşak bir minderin üstüne sırtüstü gelecek şekilde yatırın. Bu sırada tüm giysileri çıkarıp havlu ile sarın.
Balık ile Peynir, Süt ve Yoğurt Yemek Zehirler mi?
Şehir efsanesi olarak dilden dile dağılan balıkla peynir, süt ve yoğurt yenilirse zehirler ibaresinin hata meydana geldiği profesyoneller aracılığıyla ispat etti . Balık zehirlenmesi sadece 2 tür vaziyette yaşanır. Bunlardan biri tropik sularda yetişmiş çeşitli tek çeşide sahip balıklar içerisinde ki zehirli maddelerden ötürü süt mahsulleri ile tüketilmese dahi zehirler fakat bu tip balıklar bizim ülkemizde koltuk almamaktadır. Balık ile peynir, süt ve yoğurt benzeri ürünlerin tüketiminden kaynaklı zehirlenme ise bedende ki Histamin maddesi artışıyla gerçekleşir. Süt ürünlerin de pek tüketilmediği halde zarar veren olmayan Histamin maddesi yer alır . Bayatlamış balıklarda da Histamin maddesinin yüklü tek şekilde artmasından ötürü hem tek süt mahsulleri ile hemde bayat balık ile vücudumuza tek sürü pek Histamin maddesi alırız ve böyle zehirlenme gerçekleşir.
Hamile Bayanlara Özel 12 Tavsiye
Bu yazıda sizlere Hamile katagorisine özel hamile bayanlara özel 12 tavsiye paylaşacağız. Bu tavsiyeleri mutlaka göz önünde bulundurun,uygulayın ve çevrenizle paylaşın. Hamile Bayanlara Özel 12 Tavsiye Tüm kadınlar evlenmeden ve hamile kalmadan önce Kozmik Beden temizliğini mutlaka yapmalıdır. Cep telefonu ve bilgisayarları mümkün olduğunca kullanmayın. Çalışmakta olan çamaşır makinesinin yanında durduğunuz takdirde oluşan manyetik alan doğmamış çocuğunuzun DNA’sını bozabileceği için sağlıksız, hastalıklı ve engelli doğmasına neden olabilir . Konsantre içecek, yiyecek, konserve ve cips gibi yiyecekleri tüketmeyiniz. Beslenmenize çok dikkat edin. Meyve, sebze ağırlıklı beslenin. Kırmızı etten ve beyaz ekmekten uzak durun. Bunların yerine ise balık, tavuk, esmer ekmek tüketiniz. Hamilelerin süt içmesini önermiyorum, süt yerine yerine kalsiyumu bol olan sebzelerden tüketiniz. Temiz hava hamileler için çok önemlidir. Kapalı bir yerde çalışıyor veya bulunuyor iseniz 2-3 saatte bir mutlaka temiz havaya çıkarak oksijen alınız. Mümkün ise hafta sonlarını şehir dışında, havası temiz bir yerde geçiriniz.
Ne Ara Bu Kadar Büyüdü?
Gelişim dönemlerinin karışık olduğu bebeklik döneminde bir çok 'Vavvvv' diyeceğiniz durumla karşınızdayız. Gün geçtikçe bebeklik döneminde yeni gelişmeler yaşanmakta ve de onların dünyaya bomboş gelmediklerini bir kere daha anlamaktayız. Onlar dünyayı keşfede dursun, biz de onları.
Doğum Lekeleri Endişe Yaratmalı mı?
Bebeklerde görülen doğum lekeleri aileleri endişelendirmesi gereken bir hastalık belirtisi değildir . Mavi, pembe, mor ya da kahverengi renkte olan lekeler yenidoğan bebeğin vücudunun herhangi bir bölgesinde görülebilir. Bunlar bazen bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, bazen de tedavi dahi gerektirmeden kendi kendine kaybolabilmektedir. Neden olur? Doğum lekeleri birçok bebekte görülebilen bir durumdur. Farklı renklerde görülen doğum lekelerinin pek çoğunun sebebi tam bilinemiyor. Lekelerin büyük bir çoğunluğu geçici ve tedaviye gerek duyulmadan zaman içerisinde yok olur. Yeni doğan bebeklerin yüzde onunda doğum lekesi vardır. Bu lekeler, deri altında kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. Genelde düz veya kabarık, pembe, kırmızı veya mavimsi görünümdedirler. Birçok doğum lekesi kalıtsal değildir ve gebelik esnasında olan bir olaydan kaynaklanmazlar.
Reklam
Kalıcı Sarışınlığın Doğal Yolu
Çoğu kadının sarı saçlara sahip olmak istediği bilinen bir gerçek. Tabi bunu yaparken saçlarının yıprandığının da farkındalar. Boya ve saç açıcıların saça verdiği zarar, bir çok kadının sarışın olma hayalini yitirmesine sebep olmakta. Doğal çözüm yolu var Sarışın olmayı istiyorsunuz ama bunu yaparken saçınızı kimyasallara maruz bırakmak istemiyorsunuz. Bunu doğal yollardan yapmak isteyenler için önerimiz bal kullanımı. Balın içinde bulunan hidrojen peroksit saç renginin açılmasını sağlıyor. Nasıl kullanılır? Yarım fincan kaliteli ve mümkünse bitkisel bir saç kreminin içine 4 fincan bal ekleyin. Nemli saça bu karışımı sürün ve plastik bone ile kapatın. Sekiz saat kadar saçınızda bekletin. Ardından yıkayın. Bu işlemi haftada bir kez tekrarlayın. Saç renginizin açılmaya başladığını göreceksiniz.Tüm Kadın haberleri için Kadinca Moda - Kadın - Yaşam - Sağlık - Aşk - İlişkiler sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Hem Zararsız Hem Lezzetli Atıştırmalıklar
Kalori hesabı yapmak hepimiz için can sıkıcı ama bir yandan da yemek yemek dünyanın en güzel şeylerinden birisi. O zaman hiç değilse önümüzdeki seçenekleri daha sağlıklı hale getirelim.Kadinca Özel
Reklam
Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve Mineraller
B1 vitamini Ortalamanın üzerindeki miktarlar (thiamin)   depresyon ve endişe krizlerini hafifletmeye yardımcı olur.B6 vitamini Dopamin ve norepinephrin gibi doğal (piridoksin) antidepresanların yeterli üretimine yardım eder.Pantotenik asit  Doğal bir gerilim azaltıcıdır.C vitamini stresle mücadelede esastır.Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve MinerallerB12 vitamini sinirliliği azaltmaya, konsantrasyonu artırmaya, enerjiyi yükseltmeye ve sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur.Kolin sinir tepilerini beyine gönderir ve sakinleştirici bir etki üretir.E vitamini  beyin hücrelerinin ihtiyaç duyulan oksijeni almasına yardım ederFolik asit yetersizliklerinin zihinsel hastalığa katkıda bulunan faktörler oldukları bulunmuştur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Kaş Yapalım Derken Göz Çıkarmayalım
Estetik doğru yapıldığında cildi gençleştirir, ruhu yeniler diye belirten Bahçeşehir Dermamed Kliniği Medikal Estetik Hekimi, Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında doğru bildiğimiz yanlışların yaygın olduğu belirtiyor.Medikal estetik tedavilerinin uzman hekimler tarafından yapılması gerekliliğinin altını çizen Dr.Gülen Altun, hastaların medikal estetik hakkında araştırma yapmasını ve mutlaka uzman kontrolünde bu süreçlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında en sık bilinen yanlışları şöyle sıralıyor:“Hepimiz yaşlanmaya karşı koyarak yüzümüzün daha genç ve canlı görünmesini istiyoruz. Yüzümüzdeki çizgilerin azaltılarak daha gergin, genç ve sağlıklı görünmesi için bir çok tedavi uygulanmaktadır. Bunlar arasında botoks, son yıllarda en çok bilinen ve konuşulan tedaviler arasında yer alıyor. Ancak botoks ile ilgili bir çok yanlışın doğru sanıldığını görüyoruz. Yüzü gençleştirmek ve canlılaştırmak için yapılan her işlemin botoks olduğu yanılgısı yaygındır. Botoks, yüzün her bölgesinde uygulanabilen bir tedavi değildir. Botoks genellikle göz çevresinde, dudak kenarında ve alında oluşan mimik çizgilerinin azaltılmasında etkili olmaktadır. Bu nedenle, dolgun dudaklarının sırrı sanılanın aksine botoks uygulaması değildir. Dudaklara hacim verme işlemi dolgu tedavileri ile gerçekleştirilmektedir.Çok derin boyun kenarı çizgileri ve göz altı çizgilerinde de botoks uygulaması yapılabileceği düşünülmektedir. Ancak bu tarz derin çizgilerin tedavisi dolgu uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Dolgu tedavileri ile çizgilerde anında fark edilen bir hafifleme ve akabinde de yok olma görülmektedir.Botoks çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde uygulanabilen bir tedavi yöntemi değildir. Çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde hastaların plastik cerrahiye yönlenmeleri gerekiyor. Bu nedenle, çok ileri yaşlarda, özellikle 65’in üzerindeki yaşlarda, botoks tedavisi etkili olmayacaktır. Dolayısıyla, erken yaşlarda botoks yapılmamalı düşüncesi de yanlıştır. Botoks işlemine erken yaşlarda başlamanın faydası vardır, çünkü kasların kasılması ne kadar erken yumuşatılırsa o kadar az kırışıklık oluşmaktadır.Bilinenin aksine, botoks işleminde yüzdeki tüm çizgileri yok etmek donuk ve doğal olmayan ifade oluşmasına sebep olur. Bu nedenle, botoks işlemi mutlaka kişinin yaşına, fiziksel özelliklerine göre kişiye özel olarak uygulanmalıdır. Aksi halde birbirinin aynı ifadeli yüzler ortaya çıkar ki, bu da kişiyi güzelleştirmek yerine daha yaşlı görünmesine sebep olacaktır. Botoksun etkisi geçtiğinde uygulanan bölgedeki kırışıklıklar tekrar ortaya çıkar ve fazlalaşır düşüncesi de yine doğru bildiğimiz bir yanlıştır.Botoks, sadece estetik amaçlar için uygulanmamaktadır. Aşırı terleme ve migren tedavisinde de botoks tedavisi tercih edilmektedir.”Dolgu tedavilerinde kullanılan hyaluronik asit ile ilgili de yanlış bilinen bilgiler olduğunu belirten Dr.Gülen Altun, “Hyaluronik asidin vücutta var olmadığı, ancak bu tarz tedaviler yolu ile vücuda enjekte edildiği düşünülüyor. Aksine, ciltte belirli bir miktarda hyaluronik asit bulunmaktadır. Yeni doğmuş bir bebeğin vücudunda da hyaluronik asit bulunmaktadır. Ancak, 20′li yaşlarda cilt daha az hyaluronik asit üretir ve bu düzey, yaş ilerledikçe iyice azalır. Bu süreçte yapılacak dolgular, cildi hızlı bir biçimde canlandırmak için en ideal çözüm olacaktır. Hyaluronik asit, dokuya bio molekül olarak en uyumlu maddedir, bu madde dışında kullanılan dolgu maddeleri cilt ile uyum sorunu yaşatabilir ” diye açıklıyor.
Suda Doğum Hakkında Bilmedikleriniz
Suda doğum , son zamanlarda insanların bu konudaki bilgilerinin artışı ile beraber popülerliği arttırmış bir yöntemdir. Bu yöntem için ilaç kullanmaya ya da suni sancı yöntemlerine gerek kalmamaktadır. Suda doğum un tercih edilme sebeplerinin arasında sezaryen oranını düşürmesi de gelmektedir. Ayrıca önceleri çoğunlukla ev ortamında mümkün olan bu teknik artık hastanelerde suda doğum havuzlarının bulunmasıyla beraber tercih edilmesi daha kolay bir yöntem olmuştur. Ayrıca kadınların doğum esnasında çektikleri acıları azalttığı söylenen bu yöntem kadınlar için muhteşem bir tercih olmaktadır.Nasıl gerçekleşir?Annenin sancılarının başlaması ile birlikte başlar. Özel bir kıyafet giydirilen anne yaklaşık 36-38 derece su bulunan havuza girer. Suyun ısısı ve temizliği son derece önemlidir. Bebek kesesindeki sıvı kan yada idrarla kirlenen su belirli aralıklarla değiştirilmelidir. Su ısısının 36-38 dereceler arasında kalmasına da dikkat edilmelidir. Doğum sırasında herhangi bir anestezi yada suni sancı uygulamalarına gerek yoktur. Bu anne ve bebek sağlığı için önemli bir artıdır. Sıcak suyun gevşetici etkisi sayesinde anne ve bebek yakından takip edilir. Bu sırada bebeğin kalp atışları da sürekli izlenmektedir. Suda doğum ile ilgili korkulan bebeğin kafasının küvete çarpması yada nefes alamaması gibi çekinceler son derece yersizdir. Bebeğiz zaten anne karnında sıvı bir ortamda yaşadığını unutmamalıyız. Bebeğin nefes alması gereken zaman ise kordonu kesildikten sonradır bu işlem yapılırken de bebeğin kafası sudan çıkmış durumda olacaktır.
Reklam
Diyeti Bozmamak İçin 6 Altın Kural
Diyet yapanların yüzde 90′ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirten diyetisyen Mine Bilge’den diyeti bozmamak için altın öneriler Araştırmalara göre çoğu kişinin normalin üzerinde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor. Diyetisyen Mine Bilge, diyet yapanların yüzde 90’ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirtiyor. Kış gelince daha az hareket edip kendimizi daha çok yemeye veriyoruz. Hal böyle olunca kilo almak kaçınılmaz oluyor. Nisan geldiğinde panik başlıyor: ‘Çok kilo aldım, hemen diyete başlamam, yaza kadar kilo vermem lazım!’ Diyetlerden diyet beğenmek de kolay olmuyor, diyeti devam ettirmek de. Araştırmalara göre diyet yapanların yüzde 90’ı bir hafta bile dolmadan diyeti bırakıyor. Diyetisyen Mine Bilge ‘Yüzde 75 için normalin üstünde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani başka bir deyişle yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor’ diyor. Günlük enerjinin yüzde 50-55’inin karbonhidratlardan, yüzde 15-20’si proteinlerden, yüzde 25-30’unun da yağlardan sağlanması gerekiyor. 1000 kaloriden az diyetler kas ve saç kaybına neden olabiliyor. Diyette istikrar için 6 altın kural *Sürekli tartılmayın: Kiloyu sık sık kontrol etmek sadece cesaretinizi kırar. Gün içerisindeki ödem miktarının artması, bağırsaklarınızın çalışıp çalışmaması gibi bir çok sebep hatalı ölçümlere neden olacaktır. Beslenme günlüğü tutun: Yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi saat saat mutlaka yazıp, kontrol edin. Besin çeşitliliği sağlamış ve neyin eksik neyin fazla olduğunu görmenizi sağlamış olursunuz. Haftada 1 öğününüzü serbest bırakın! Yasaklı yiyecekler daha cazip hale gelir. Yasaklı diyetler, tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalıştığınız yiyecekleri bir süre sonra cazip hale getirecek ve sabah- akşam kendinizi o yiyecekleri tüketir halde bulacaksınız. Gözünüzü korkutmayacak hedefler belirleyin. 15 kilo vermeye şartlanmaktansa önce 3 kilo vermeyi hedef edinin, başardığınızda sevinin. Her gün aynı besinleri tüketmek diyeti sıkıcı kılar. Farklı şeyler tüketin. Tüketimlerinizde küçük değişiklikler yapmaya çalışın. Gün içerisinde enerjinizi ve motivasyonunuzu koruyabilmek için güne her gün farklı bir kahvaltı ile başlayın.
Siyah Noktalardan Kurtulun
Siyah noktalar pek çok kadının ortak sorunlarından biri. Bu sorun genellikle yağlı ve geniş gözenekli ciltlerde görülmekte. Oluşma sebepleri ise beslenme ve gün boyunca cildimizde biriken kir, yağ ve makyaj. Sivilceler ise siyah noktanın bir sonraki aşaması, eğer sivilceleri oluşmadan yok etmek istiyorsak siyah nokta konusuna özen göstermemiz gerekiyor. Sivilce olmadan kurtulunan siyah noktalar sivilcesiz bir cilt için atılacak en büyük adımdır. Siyah noktalardan kurtulmak için öncelikle gözenekleri açmamız gerekiyor. Buhar banyosu bunun en iyi yolu. Başınızın üstüne bir çarşaf veya havlu örterek geniş bir kaba koyduğunuz sıcak suyun buharına yüzünüzü tutun. 5-10 dakika bekledikten sonra siyah noktalarınız daha kolay temizlenecektir. Bu konudaki hatalı davranışlardan biri ise siyah noktaları temizlemek için sıkmak. Bunun yerine iğnesinin çıkarttığınız şırıngayla siyah noktaların üzerine hafifçe bastırarak onları çıkartmayı deneyebilirsiniz. Şırıngayla çıkaramadığınız siyah noktalarla sakın inatlaşmayın. Bu yüzünüzle leke, iz bırakabilir. Kalan siyah noktalar için çözüm ise peeling.Evde yapabilecek peeling tarifi;Gözenekleri temizleyip sıkılaştıran maske: 1 çorba kaşığı balı, 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı ufalanarak kurutulmuş papatya ve 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış taze nane ile karıştırarak yüzünüze ve ensenize sürün. 10-15 dk bekledikten sonra ılık su ile durulayın.Geniş gözenekleri sıkılaştırıcı maske: Püre haline getirilmiş ya da dilimlenmiş domatesleri yüzünüze sürün. Kuruduktan sonra soğuk su ile cildinizi durulayın.Gözenekler için derin bakım ve temizlik: 100 lt kaynamış suya yarım limonun suyu ve kabuklarını, ardından 1 avuç dolusu bitki (biberiye, kekik, nane, mercanköşk, fesleğen, karanfil, maydanoz, kimyon, anason ya da rezene, papatya, lavanta ya da mürver çiçeği. (Not:Evinizde hangileri varsa) ekleyin. Sonra kabı masanın üzerine koyun ve saçınızı şeffaf bone ya da havlu ile kapatın. 25 cm’lik mesafeyle yüzünüzü 15 dk boyunca kaynamış suya tutun. Ardından soğuk su ile yüzünüzü durulayın.
Bitki Çayı Deyip Geçmeyin
Bitki çayları ile ilgili bilgi veren Dr. Funda Elmacıoğlu, bitki çaylarının bilinçli ve kararında tüketilmesinin yarar sağlayabileceğini ancak aksi durumların yarardan çok zarar getireceğini belirtiliyor.Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, bitki çayı kullanımının beslenmede doğru bilinen yanlışlardan olduğunu söylüyor. Kilo verme amacıyla tüketilen bitki çayı kullanımının abartılmasının sağlığımıza çok zararlı olduğunun altını çiziyor.Bilinçli tüketilmemesinin zararı dokunabilirBitki çaylarının bir zararı olmayacağından yola çıkara bilinçsizce tüketilmesinin doğru olmadığını söyleyen Elmacıoğlu, 'Kulaktan dolma bilgilerle sağlığımızla oynuyoruz. Bitkiseldir, zararı olmaz mantığı kesinlikle yanlıştır. Günde bir ile üç fincan bitki çayı içilmesi sağlık için yararlıdır ancak fazla miktarda tüketmemek ve hazırlanma aşamasında bazı kurallara dikkat etmek gerekir. Bazı bitkiler için demlenme süresi dahi önemlidir. Bazen yarardan çok zarar getirir.' diyor.Metabolizmayı hızlandırıyorProf. Dr. Elmacıoğlu, bitki çaylarının zayıflamaktan ziyade metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi;'Yapılan araştırmalarda bitkisel zayıflama çaylarının bileşenine en fazla giren bitkinin laksatif etki amacı ile kullanılan 'sinameki otu' olduğu belirlenmiştir. Uzun süre sinameki otu kullananlarda kas zayıflığı, tetani, anemi (kansızlık), yağlı dışkı, mide bağırsak kanamaları, baş dönmesi, çarpıntı, pankreas işlev bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bitki çaylarında bulunan flavonoidler gibi antioksidan maddelerin bazı yararları olabilir, ayrıca bazı bitkisel çaylar metabolizmayı hızlandırabilir ancak unutulmaması gereken, aşırı tüketildiğinde bitkisel çayların da zararlı etkilere sebep olabileceğidir. Bilinçsizce tüketimden kaçınılmalıdır.'
Reklam
Diş Telleri Tarihe Karışıyor
Yeni nesil uygulamalardan olan Invisalign yöntemi ile görünümümüze zarar vermeden diş ve çene yapımızda olumlu değişiklikler yapılması mümkün. Konuyu işin uzmanı Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu ile görüştük.Geleneksel diş tellerinin dış görünümü bozması yüzünden tedaviyi zora soktuğunu söyleyen Kışlaoğlu yeni ve eski yöntem arasında farkları şöyle özetliyor;“Geleneksel diş telleri, yetişkinlik döneminde daha uzun sürebilen diş çarpıklığı tedavisini, dişlerin özellikle de ön yüzeylerini saran aparatlar nedeniyle zora sokabilmektedir. Söz konusu diş telleri, iş hayatının gerektirdiği prezantabl görünüme gölge düşmesini istemeyen kadın ve erkeklerin tedavi cesaretini kırabilmektedir. Teknolojinin getirdiği yenilikler neticesinde kullanılmaya başlanan yeni nesil tedavilerden olan , görünmez olması ve çıkarılıp takılabilmesi sayesinde, çalışanlara büyük avantajlar sağlamaktadır.”Tel gibi dikkat çekici aparatlara ihtiyaç duymadan uygulanması açısından değerli olan yöntemi şeffaf braket ve diş arkasından sabitleme yöntemi (Lingual braket) olmak üzere iki şekilde uygulanabilmekte. Şeffaf braketlerin bilgisayarda 3 boyutlu olarak modellenmesiyle diş yapısına en uygun ve kişiye özel olarak üretiliyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu bu iki yöntemin de 2 hafta kadar bir süre kullanıldığını belirtiyor.Çağdaş Kışlaoğlu, bu yöntemin estetik açıdan önemini vurgulayarak: “Invisalign yöntemi kullanılarak diş çarpıklığının tedavi edilme süresi, dişlerin de durumuna bağlı olarak, 1 ile 1,5 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Ortodonti uzmanı desteğiyle yürütülecek olan bu süreç, geleneksel ortodonti yöntemlerinde daha uzun sürebileceği gibi, estetik açıdan da kişilerin sosyal ve iş yaşantılarında tatminsizlik sorunuyla karşı karşıya kalmalarına neden olabilecektir. Ancak uygulaması sayesinde, tedavinin daha kısa sürmesi ve kişilerin estetik kaygılarını da aynı anda gidermek mümkün olmakta, kişiler iş yaşamlarında hayal ettikleri gülüşü sergileyebilmektedir” diyor.
Bir Bardak Suyun 46 Faydası
Suyun faydalarını öğrenelim, daha çok tüketelim! Bir bardak suyun 46 yararı var Suyun insan vücudu için hayati önemde olduğunu bilmeyen yok. Az su içmek, vücudun tüm dengesini alt üst edebilir. Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir. Bakın bir bardak su içtiğinizde vücudunuzda neler oluyor! İşte suyun faydaları Susuz kalmak cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir. Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz. Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz. Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler. DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır. Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir. Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metabolik aşamalarında görev yapar. Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır.
Reklam
Göz Şişmesi Nasıl Geçer?
Sabahları aynaya baktığınızda şiş gözler görmek istemiyorsanız göz şişmesi ile ilgili haberimizi mutlaka okuyun. Göz hastalıkları mutlaka ama mutlaka önemsemeniz gereken konuların en başında geliyor. Hem birçok organ rahatsızlık sinyalini göz üzerinden veriyor hem de göz, sosyal hayatımızda en çok kullandığımız organ olduğu için bu açıdan da ayrı bir öneme sahip. Göz şişmesi neden olur? Uykusuzluk, alışılandan fazla kitap okumak, yorgunluk ve stres gibi nedenler gözlerinizin şişmesine ve kızarmasına neden olur.Göz şişmesinedenleri arasında ayrıca alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklar ve havasız ortamlarda bulunmak ve yemeklerinizde çok fazla tuz olması da bulunur. Göz şişmesi nasıl geçer? Göz şişmesi, bu rahatsızlığa sebep olan durumu ortadan kaldırdıktan bir süre sonra kendiliğinden geçecektir. Fakat siz evinizde uygulayacağınız birkaç basit uygulama ile göz şişmesi durumundan kurtulabilirsiniz. Bunlardan biri patetesi ve salatalığı yuvarlak dilimleyip 25 dakika boyunca şişen gözleriniz üzerinde tutmak ve daha sonra gözlerinizi iyice durulamaktır. Bir diğer yöntemde ise buz dolu poşeti dayanabildiğiniz kadar gözlerinize tutup bekletmek. Geçmişten günümüze gelen en önemli çözüm ise hepimizin bildiği gibi; çay. Demlenmiş çaya batırdığınız pamuğu 15 dakika boyunca gözünüzde bekletin. Bu uygulamayı yeşil çay ile de deneyebilirsiniz.
Protein Çeşitleri ve Aralarındaki Farklar
Aynı 23 amino asitten üretilmiş olsalar bile bütün proteinler aynı değillerdir. Farklı fonksiyonları vardır ve vücudun farklı bölgelerinde çalışırlar. İki çeşit protein vardır; tam protein ve eksik protein. Tam protein doku üreten sekiz gerekli amino asidin uy­gun bir şekilde dengesini sağlar ve et, kümes hayvanı, deniz mahsulleri, yumurta, süt ve peynir gibi hayvan kökenli yi­yeceklerde bulunur. Eksik proteinin bazı temel amino asitlere ihtiyacı vardır ve tek başına alındıklarında verimli değillerdir. Bununla birlikte, küçük miktarlarda hayvan kaynaklı proteinle bir­leştirildiklerinde tam hale gelirler. Çekirdeklerde, kabuklu yemişlerde, bezelyede, tahıllarda ve fasulyelerde bulunur. haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme ve diyet
Protein Desteği Nasıl Kullanılır?
Günlük protein gereksinimini yedikleri gıdalardan alama­yanlar için protein destekleri bulunmaktadır. En iyi formül­ler, bütün temel amino asitleri içeren soya fasulyesi, yumur­ta akı, kesilmiş sütün suyu ve yağsız sütten elde edilebilir. Likit ve toz formunda bulunabilirler. Karbonhidratlar ya da yağlar olmadan ve genellikle iki çorba kaşığı protein des­teği 26 gramlık protein içerir. 90 gram biftekten elde edece­ğiniz proteinle aynıdır. Protein destekleri içeceklere ve gıdalara basit bir şekilde eklenebilirler...haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme ve diyet
Adet Öncesi Sendrom (PMS)
Bu yazı kadınları, aslında dolaylı yoldan erkekleri de ilgilendiriyor. Çoğu kadın adet öncesi dönemde öyle sorunlar yaşıyor ki bu durum, birlikte yaşadıkları erkekleri de ister istemez etkiliyor.Aşırı yorgunluk, sıkıntı, asabiyet, üzüntü hali, içe kapanma, göğüste hassasiyet, kas ve baş ağrıları, karın şişliği, kabızlık, sivilcelenme adet öncesi hissedilen rahatsızlıklardan bazıları. Bu belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişiyor ve bazen öyle bir hale geliyor ki günlük yaşamı olumsuz yönde etkiliyor. Premenstruel Sendrom (PMS) da denilen adet öncesi sendrom, kadının sosyal yaşantısını derinden etkileyen bir durum olarak kabul ediliyor.Nedeni tam olarak belli olmamakla birlikte PMS, özellikle sinir sisteminin üzerinde etkili B vitaminleri, magnezyum (magnezyum eksikliği tatlılara karşı aşırı bir istek yaratabiliyor), çinko, kalsiyum gibi minerallerin eksikliğinde görülebiliyor. Bunun yanında hormonal dengesizlik, kan şekerinin düşük olması, vücutta aşırı sıvı tutulması, bazı psikolojik nedenler de PMS’yi ortaya çıkarabiliyor.Adet gören her 4 kadından 3’ünde görülebilen, fakat bazılarında çok ağır seyreden bu dönemsel rahatsızlıkların üstesinden gelebilmek için uzmanların birkaç önerisi var:
Reklam