Sağlıklı Kilo Vermek İsteyenler !
Merhaba sevgili Onedio okuları. Bugün sizlere kafanızdaki 'nasıl sağlıklı kilo veririm ?' sorusunu gidermek için bu yazımızı paylaşmış bulunuyorum. Günümüzün büyük bir sorunu olan kilo bir çok kişinin canını sıkmıştır. Kilo vermek o kadar da zor bir evre değildir , hele ki spor yapıyorsanız.Şimdi güzel bir örnekle konumuza başlıyoruz. Örneğin a ve b kişi olsun. A kişi aktif bir şekilde spor yapıyor ve düzenli bir diyetin içinde ve tam 75 kg.Diğer yönden B kişi ise spor yapmıyor ve dengesiz besleniyor ve bu kişide 75 kg. İkisininde kilosu aynı fakat görünüşleri farklı. A kişi fit ve atletik dururken B kişi yağlı ve göbekli bir şekilde.İşte tamda burada kilonun öneminin olmadığının , önemli olan unsurun yağ oranı ve kas oranı olduğunu anlıyoruz.Peki gereksiz yağlardan nasıl kurtulurum?Öncelikle kişi günlük kalori limitini ve günlük harcadığı kalori limitini hesaplamalıdır.Bir çok sitede bunu kolayca hesaplayabilirsiniz. Örnek olarak 70 kg bir insanın nasıl gereksiz yağlardan kurtulacağını anlatalım.Arkadaşımızın günlük kalori limiti 2400 kcal , harcadığı kalori ise 400 kcal olsun.Yani bu kişi günlük 2000 kalorilik bir diyetle kilosunu koruyabilir.Fakat amacımız gereksiz yağlardan kurtulmak olduğu için 2000 kalori limitimizi 400 eksiltiyoruz ve her gün vücudumuzun bu 400-500 kalorilik açığı hazır yağ depolarından yakmasını sağlıyoruz.İnsan vücut yağının yaklaşık yarım kilosu 3500 kaloridir.Aynı gramajdaki kas dokusu ise 600 kalori içerir.Yani , aynı miktarlarda yağ, kastan neredeyse 6 kat fazla kalori içerir.Bunun anlamı; kas yapmak için , yağ yapmak için gerekli olandan daha az besine ihtiyaç duyarız.Üstelik, yağ kazanmak için egzersiz yapmamıza bile gerek yok.(sizi spora teşvik ediyorum )Bu şekilde günlük kalori limitimizden 400-500 kcal kısarak haftada 1 kilo verebiliriz (500×7 = 3500kcal haftada ekstradan eksiltilen kalori)Sağlıklı bir şekilde yağ yakmak istiyorsanız kardiyo programları uygulamalısınız. Peki kardiyo nedir ? Yüksek tempolu kalori yakmaya yönelik antrenmanlardır.Günlük 500-600 kaloriye kadar yakabilirsiniz.Sağlıklı kilo vermek için neler yapacağımızı maddelere dökecek olursak :1-Günlük en az 2 – 2,5 litre su için. (Vücuttaki su tutumunu azaltmak için)2-Kardiyo antrenmanları yapın. ( Hızlı kilo vermek istiyorsak şart )3-Dengeli beslenin.4-Doymuş yağlardan kesinlikle uzak durun.5-Yeşil çay , limon tüketin.(içindeki antioksidanlar yağ yakımına yardımcı olur)6-Ekmekten kesinlikle uzak durun.(tahıllı ekmekleri yiyebilirsiniz ama normal ekmek tüketmeyiniz.)7-Şekeri hayatınızdan çıkarın.(Şeker vucudumuzda yağ olarak depolanır.)8-Düzenli bir şekilde uykunuzu alın.(Gece geç saatlerde yatmayın ve en az 8 saat uyuyun(9-Aşırı meyve tüketmeyin (Doğru bilinen yanlışlardan biride fazla meyve tüketmektir.Meyvelerde fruktoz bulunur yani şeker bu yüzden günde 1-2 meyve ideal )10-Son olarak İradenize sahip çıkın.Bu yazımızda okuduklarınızı uygularsanız sağlıklı bir şekilde kilo vermemeniz için elinizde hiçbir sebep yok.Huzurlu bir hayat için dengeli beslenin ve sporu hayatınızdan çıkarmayın.
Çocuklara Denver Testi Ne Zaman Ve Nasıl Uygulanır?
Sorularınız ve daha fazla bilgi almak için minegulses@724saglik.org adresinden danışmanımıza ulaşabilirsiniz. Sevgili anne babalar size 0-6 yaş arası çocuklara uygulanan Türkiye standardizasyonu sonrası ülkemizde de uygulanılmaya başlayan çok önemli bir test tanıtacağım. Bu testin uygulanma kolaylığı, çabuk ve hızlı olması, sonuçlarının da hemen önemli bilgiler vermesi testin kullanışlılığını güçlendirir. 0-6 yaş arası çocuğu olanlar, şimdi iyi dinleyin ve çocuğunuzu gözlemlemeye başlayın. Denver II 0- 6 yaş arasındaki, sağlıklı görünümde olan çocuklara uygulanmak üzere düzenlenmiştir. Çocuğun yaşına uygun becerilerini değerlendiren bu test, Belirti göstermeyen gelişimsel sorunları taramada, Kuşkulu durumları nesnel bir ölçütle doğrulamada, Gelişimsel açıdan risk altındaki çocukları (örneğin doğuma yakın dönemde sorunlar geçirmiş bebekleri) izlemede değerlidir.Denver II , çocuğun işlevlerdeki becerisini yaşıtları ile karşılaştırır. Zeka testi değil, gelişim tarama testidir . Gelecekteki zihinsel veya uyumsal yeteneği tahmin etmede kullanılamaz. Öğrenme güçlüğü, konuşma bozukluğu, duygusal bozukluk gibi tanılar vermek üzere yapılandırılmamıştır ve fizik muayene veya tanısal değerlendirme yerine kullanılmamalıdır. Denver II , aşağıdaki gelişimsel alanları taramak üzere test formu üzerinde dört bölümde toplanmış 134 maddeden oluşmaktadır. KİŞİSEL–SOSYAL ALAN : Kişilerle iletişim kurma, bireysel gereksinimlerini karşılayabilme, İNCE MOTOR – UYUMSAL: El – göz koordinasyonu, cisimleri kullanabilme, sorun çözme. DİL : İşitme, anlama, dili kullanma. KABA MOTOR : Oturma, yürüme, zıplama ve genel olarak hareket yeteneği. Denver II, çocuk ile anne ya da baba herhangi bir ebeveyn eşliğinde, çocuğa, anne ya da babaya çeşitli sorular sorularak, çocukla çeşitli oyunlar ve hareketler yapılarak uygulanır. Bazı sorularda çocukla ilgili cevabı veren ebeveyndir, bazılarında ise çocuk bizzat hem cevap verir hem söylenen etkinliği yapar. Toplam yarım saat kadar süren bu test sonucunda çocuğun yaşına uygun gelişimde olup olmadığı ortaya çıkar. Test, 2-3 yaşlarında bir kez yapılır. Tekrarı önerilen yaş ise 5′dir. 6 aydan önce test tekrarı yapılamaz. Bu test çocukların hangi ayda hangi becerileri yapabileceğini ya da yapması gerektiğini merak eden anne babalar için son derece yararlıdır. Denver Testi ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, sorularınızı yazar iletişim bilgilerinden danışmanımıza iletebilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/bebek ve çocuk sağlığı
Profesyonel Sporcuların Bir Sırrını da Biz Açıklıyoruz
Spor dünyasının yakında tanıdığı ve bildiği Booster Çoraplar ne işe yarar, aslında nedir bilmek ister misiniz? Bir çok sporcu performansı artırdığını biliyor. Peki bunu nasıl yapıyor ve çalışma mekanizması nasıl gelin biraz daha yakından inceleyelim..http://www.youtube.com/watch?v=KEoDE_ocYvw
Obezite Oluşumunu Önleyen 5 Kural
Her yıl 2.8 milyon kişi obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Basit önlemlerle obezitenin önüne geçmek mümkün. İşte bunun için beş kural...Obezite, günümüzde en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Mart 2014 Obezite Sempozyumu'nda; geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle sanayileşmeye paralel olarak yaşam tarzımızda meydana gelen değişimin, obezitenin tetikçisi olduğunu bildirmişti. Dünya Sağlık Örgütü ise 2014 yılının başında dünyada her yıl 2.8 milyon kişinin sadece obezite nedeniyle öldüğünü açıkladı. Ayrıca 3.2 milyon kişinin de hareketsiz olduğu için hayatını kaybettiğini bildirdi. Obeziteyi durdurup yaşamınıza kolay entegre edebileceğiniz beş sihirli kuralı sizlerle paylaşmak istiyorum... GENLER KADERİNİZ DEĞİL, YEME DAVRANIŞINIZI DEĞİŞTİRİN 1 . Temelde en önemli etken bireylerin obeziteye yatkın genlere sahip olup olmadığıdır. Beslenme davranışınızdaki olumsuz değişiklikler ve hareketsiz ortam; obeziteye yatkın genetik yapıya sahip olanların çok hızlı bir şekilde yağlanmasına neden olur. Yani temel sorun; fazla yiyip fazla kalori almak ve egzersiz yapmamaktır. Ancak genler obezite için kader değildir. Genetik yatkınlığı olan kişiler; beslenme davranışını iyi planlayıp aktif bir hayatı seçerlerse, kolay zayıflayabilir ya da kilo problemi yaşamayabilirler. Obeziteden koruyacak en uygun beslenme tarzının; az hayvansal yiyecek ve daha fazla bitkisel besinleri, düşük glisemik yük oluşturacak şekilde planlayarak beslenmek olduğunu unutmayın. Ayrıca iyi bir egzersiz planı uygularsanız, bitkisel yiyeceklerden aldığınız gıdaları vücudunuz daha kolay kullanabilir. Böylece vücudun yağlanmasını da önleyebilirsiniz. GLİSEMİK YÜKÜ DÜŞÜK ŞEKİLDE BESLENMEYE DİKKAT EDİN 2 . Glisemik indeks; karbonhidratların kandaki glukoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemidir ve bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneğini bildirir. Mesela pirinç, patates ve havuç; kan şekerini hızla yükseltir. Araştırmalar; glisemik indeksi düşük gıdalar tüketmenin, zayıflama konusunda tek başına etkili olmadığını gösteriyor. Onun için son yıllarda glisemik yük konusu daha çok ön plana çıktı. Glisemik yük; bir öğünde yenen karbonhidrat miktarının oluşturduğu toplam şeker yüküdür. Öğünlerde belirli miktarda sağlıklı karbonhidrat, proteinli bir yiyecek ile birlikte yiyerek insülin hormonunun dengesini sağlayabilirsiniz. Böylece yağ depolarının kullanılması kolaylaşır ve obeziteye neden olan yağ sentezi üretimi de ortadan kalkar. MUTFAĞINIZDA HEMEN ETKİLİ BİR REFORM YAPIN 3 . Öncelikle mutfağınıza girip buzdolabına ve kilere bakın. Obeziteyi tetikleyen üç anahtar maddeyi içeren yiyecekleri hemen mutfağınızdan uzaklaştırın: Kızartma işlemi uygulanmış gıdalar, rafine edilmiş karbonhidratlar ve doymuş yağ içeren yiyecekler... 2014 yılında yapılan ve British Medical Journal'de yayınlanan araştırmada; kızartılmış yiyecekleri tüketen kişilerin obeziteye neden olan genleri harekete geçirerek aşırı vücut yağlanmasına zemin hazırladığını kanıtladı. Cambridge Uluslararası Tıp Bilimleri Enstitüsü, 2013 yılında yayınladığı raporda; rafine edilmiş karbonhidratların insülin düzeyini artırarak vücutta yağ sentezinin de iki kat artırdığını açıkladı. Ayrıca bunun obeziteyi tetiklediğini ve kalbe giden damarlarda tahribata neden olduğunu bildirdi. Tıp Fakültesi Beslenme Bilimleri ise doymuş yağ içeren yiyecekleri yiyenlerin, direkt vücut yağına dönüşerek bel bölgesinde yağlanma yapan obezite tipini tetiklediğini bildirdi. ÖĞÜNLERİ PLANLARKEN BEŞ SÜPER BİLGİYİ UNUTMAYIN 4 . Düşük glisemik yüklü diyetin yağ depolarını eritmesi için karbonhidrat kaynaklarını kesinlikle püre ve çok pişmiş olarak tüketmeyin. Sebzeleri püre yapmayın, makarna, bulgur gibi sağlıklı karbonhidratları hafif diri pişirin. Yemeklerinizi zeytinyağ ya da fındık yağı ile pişirin; asla tereyağ kullanmayın. Süt, yoğurt, ayran ve peynir gibi gıdaları tam yağlı tüketin. Böylece kan şekerini çok yavaş yükseltirsiniz. Bu diyeti uygularken salatalara sirke, limon ve erik ekşisi kullanın. Çünkü bu soslar sebzelerden gelen karbonhidratların emilimini yavaşlatıp kan şekerinin yükselmesini de engeller. Beyaz etleri düdüklü tencerede ya da buharda pişirmeye özen gösterin. Buharda pişmiş etin lezzetini sevmiyorsanız sadece düşük ısıda iyi pişecek şekilde fırında pişirin. DOYUMU KOLAYLAŞTIRACAK BESLENME TÜYOLARINI UYGULAYIN 5. Her öğünden önce bir su bardağı oda sıcaklığında su içmelisiniz. Yemek yemeden önce içilen su yağlanmayı önler. Her ana öğünde yemek öncesi mutlaka bir kase çorba tüketmelisiniz. İçeceğiniz çorbanın ev yapımı ya da hazır olması önemli değil. Sabah saatlerinde en az 45 dakika interval denilen tempolu yürüyüş veya koşu yapmalısınız. Sabah
Zayıflamak İsteyenler Yemeli
Yapılan araştırmalar günde 2 avuç kuru erik yemenin zayıflamaya yardımcı olduğunuortaya çıkardı.Diyet yapanlardan kuru erik tüketenlerin daha uzun süre tok kaldığı ve daha hızlı zayıfladığı ifade edildi. Araştırmacı Jo Harrold, “Diyet yapanlara çoğunlukla kuru meyvelerden uzak durmaları söylenir. Zira kuru meyveler tazelerden daha da fazla şekerlidir. Ancak yeni araştırmalar kuru eriğin bir istisna olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.Lif deposu olan kuru eriğin açlık hissini bastırdığını dile getiren Harrold, mide sorunlarını yol açtığı bilindiğinden yeni tüketmeye başlayacakların ufak miktarlarda almasını önerirdi.haber kaynağı:724saglik.org/beslenme-sağlık
Amasya Elması Gençlik İksiri
Kendine has kokusu ve lezzetiyle bilinen Amasya elması, antioksidan etkisiyle insan vücudunda yaşlanmayı geciktiriyor. Amasya Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda yapılan ‘Amasya elmasının 2014′teki antioksidan ve antimikrobakteriyel aktivitesinin tespiti’ isimli proje çalışması sonuçlarına göre, içeriğindeki demir, protein, C ve E vitaminiile bir çok hastalığa karşı kalkan görevi gören elma suyunun, antioksidan işlevi dolayısıyla oksidatif stresi engellediği, toksik maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olduğu, içerdiği mineraller sayesinde yaşlanmaya karşı koruma sağladığı bildirildi. Elmanın içeriğinde bulunan antioksidan ve antimikrobiyal ajanlar nedeniyle tarihte şifa kaynağı olarak kullanıldığını dile getiren proje danışmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gül, “Antioksidan işlevi dolayısıyla antik Yunan da kadınlar güzelleşmek için elma yediği kaynaklarda görülmüştür” dedi.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık haberleri
Mehmet Öz’den Göbek Eriten Karışım
Uluslararası çapta tanınan ünlü Türk doktoru Mehmet Öz, özellikle göbek bölgesindeki yağlanmadan şikâyetçi olan kadınlar için mucize bir içecek tarifi paylaştı. Salatalıktan ıspanağa, limondan naneye kadar pek çok yeşil sebzeden oluşan bu mucizevi karışım, kadınların bölgesel fazlalıklarından kurtulmasına yardımcı oluyor.Göbek eriten mucize içecek için almanız gerekli malzemeler şöyle: 2 su bardağı ıspanak, Yarım salatalık, Yarım kereviz sapı, 1 tutam maydanoz, 3 adet havuç, 2 adet elma, 1 adet kabuğundan soyulmuş portakalın çeyreği, 1 limonun çeyreği, 1adet misket limonunun çeyreği, 1 tutam taze nane, 1 adet kabuklarından ayrılmış ananasın çeyreği.Tüm malzemeleri blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı katılık miktarına göre su ve buz dahil ederek içebilirsiniz. Eğer arzu ederseniz çok az deniz tuzu ilave ederek de tüketebilirsiniz. Tahta kaşık kullanmak vitaminlerin besin değerlerini kaybetmemesi açısından önemlidir.haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-diyet
Şampuanlardaki Zararlı Kimyasallar
Şampuanların asıl amacı elbette saçları temizlemek. Saçlar ve kafa derisi, doğal sebepler ve çevresel faktörlerden dolayı kirlenir, yağlanır ve çirkin kokmaya başlar. Şampuanlar da bu kirleri temizler.Şampuanlar aslında bir çeşit deterjan türevi. Lipofilik (yağ seven) ajanlar ve hidrofilik (su seven) ajanlardan oluşuyorlar. Lipofilik ajanlar sebuma yapışıyor, hidrofilik ajanlar da sebumun suyla saçtan akıp gitmesini sağlıyorlar. Köpük ve bakım açısından zenginleşmesi için şampuan formüllerine köpüren ajanlar, saçı kalınlaştıran, parlatan, yumuşatan, onaran, renklendiren maddeler ve parfümler ekleniyor. Şampuanlardaki zararlı maddeler; Silikon Piyasada satılan şampuan ve saç kremlerinin büyük bir kısmı silikon içeriyor. Silikon, saç tellerini sararak daha parlak ve hacimli görünmesini sağlıyor ancak saç telinin nem almasını engelliyor. Saç telinin nem dengesini bozuyor. Saçlar kuruyor ve kırıklar oluşuyor. Bu yüzden silikon bazlı olmayan esansiyel yağlar içeren şampuanları tercih etmek daha doğru olur. Doğal olmayan gliserin İyi şampuanlarda nemlendirici olarak gliserin bulunuyor. Doğal gliserin yerine sodyum loret sülfat veya loril sülfat içeren şampuanlar kullanmaktan kaçının. Çünkü bu maddeler saçı tahriş ediyor; yağlı, kepekli ve kaşıntılı bir kafa derisine neden oluyorlar. Petrol türevleri Şampuanların petrol türevi maddeler içermediğinden de emin olun. Çünkü sentetik renklendiriciler, petrol ve türevlerinden, kömür katranından elde ediliyor. Ağır metal tuzlar içerdiklerinden deri altında toksik birikime neden oluyorlar. Yüksek dozlarda veya sürekli ;
9 Soruda GDO Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Dünden itibaren Türkiye’de binde 9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) içeren ürünlerin önü açıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iznin GDO’lu gıdalara ‘yeşil ışık’ anlamına gelmediğini, sadece yem amaçlı ithal edilen ürünleri kapsadığını savunuyor. Buna karşılık yaygın kaygı fiiliyatta gıdalarda binde 9′a kadar GDO’ya yeşil ışık yakıldığı yönünde. Peki nedir GDO; dünyada kullanımı nasıl; insan sağlığına zararlı mı değil mi? Dokuz Soruda… 1. GDO’lu besin nedir, nasıl elde edilir? GDO’lu besinler genetik mühendisliği tarafından geliştirilen yöntemlerle DNA’sı değiştirilen bitki türlerinden elde ediliyor. Bir organizmaya başka bir organizmadan DNA aktarılarak, o organizmanın DNA’sı ile oynanıp genetiği değiştiriliyor. Dünya çapında en çok mısır, soya, şeker pancarı, pamuk ve kanolanın genetiğiyle oynanıyor. 1994′ten beri ABD’deki süpermarketlerin raflarında yeri almaya başlayan GDO’lu besinlerin ilk örneği, Amerikalıların ‘Flavr Savr domatesleri’ dedikleri, daha geç olgunlaşması için genetiği değiştirilmiş olan domatesler. 2. GDO’lu besinin do ğ al besinden farkı nedir? İnsanoğlu binlerce yıldır hayvanların ve bitki türlerinin çaprazlama yöntemiyle üremelerini sağlıyor. Bu zaten doğal bir süreç. GDO’lu besin yaratmada kullanılan yöntem ise doğal yöntemden farklı olarak, organizmanın genetiğinde yapılan değişikliğin daha detaylı olmasına imkan veriyor. Yani hedefe yönelik değişim yapılabiliyor. Hem de doğal çaprazlama yöntemine oranla çok daha hızlı bir biçimde… 3. Neden GDO’lu besin üretiliyor? 1 numaralı neden, tarladaki mahsulün maruz kaldığı tarım ilaçlarına daha dayanıklı hale getirilmek istenmesi. Şu an itibariyle Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Arjantin, Brezilya ve Kanada. ABD’de yetiştirilen mısırın ve soyanın çoğu (yaklaşık yüzde 85) GDO’lu. 4. GDO’lu ürünler sa ğ lı ğ ımız için zararlı mı? Bazı biliminsanları genetiği değiştirilmiş organizmaların çaprazlama yöntemiyle geliştirilen organizmalardan daha zararlı olmadığını savunsa da, muhalif görüşteki biliminsanları GDO’lu besinlerin bilinmeyen tehlikeler içerdiğine işaret ediyor. Ayrıca genetiği değiştirilen organizmaların insanlar için alerji riski taşıdığını vurguluyorlar. Bu fikir ayrılığının başlıca nedeni, GDO alanında bilim dünyasının elinde yeterince veri olmaması. 5. GDO’lu ürünler çevre için zararlı mı? GDO’lu ürünlerin çevreye zararı konusunda da bilim dünyasında bir görüş birliği sağlanmış değil. Bu husus da biliminsanlarını iki ayrı gruba bölüyor. 6. Dünya çapında GDO’lu besinler nasıl denetleniyor? ABD’de GDO’lu besin üretimi Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından denetleniyor. Ancak bazı GDO karşıtları, kuralların yeterince sıkı olmadığından şikayetçi. Avrupa’da ise durum daha farklı. Avrupa ülkelerinde ABD’ye kıyasla daha az GDO’lu besin tüketiliyor ve bu konuda kurallar çok daha katı. Ürünler pazara sürülmeden önce sıkı incelemeden geçiriliyor. Türkiye’de ise GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasak. Türkiye’de GDO mevzuatı, Biyogüvenlik Kanunu ve bu Kanun kapsamında oluşturulan Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde yürütülüyor. Biyogüvenlik Kurulu geçmişte sadece yem amaçlı alarak kullanılmak üzere üç soya ve 14 mısır geninin ithalatına izin vermişti. 7. Gıda etiketlerinde GDO içerdi ğ i yazıyor mu? ABD’de bu konuda çıkan farklı sesler şu anda kesin bir yasanın oluşturulmasını engelliyor. Bu, üretici firmanın inisiyatifine bırakılıyor. Ama 64 ülkede genetiği değiştirilmiş besinlerin etiketlerinde bu bilginin yer alması hususunda zorunluluk var. Bunlardan bazıları Fransa, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda ve Avustralya. Hollanda ve Çin’de yapılan araştırmalar, etiketlendirme yasalarının tüketici alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmadığını ortaya koyuyor. 8. GDO’lu besin üretiminden kim kâr ediyor? Tabii ki pastanın en büyük dilimini ABD’deki tohum ve biyo-kimya firmaları yiyor. 9. GDO’lu besinler tüm dünyayı doyurabilmek için gerekli mi? Bu soru da dünya çapında bir münazara konusu. Genetiği değiştirilmiş organizmaların üretiminden kâr edenler, 2050 senesinde dünya nüfusunun 9.6 milyara ulaşacağını ve bu nedenle hızlı ve kesin sonuç veren GDO’lu besin üretiminin gerekli olduğunu savunuyor. Bu görüşe muhalif olanlar ise, GDO’lu besin üretimini hızlandırmak yerine, açlık sorununu, fakir ülkelerdeki çiftçilere modern tarım yöntemlerini öğreterek ve dünya çapında gıda israfını önleyerek doğal yöntemlerle azaltmayı öneriyor. (vox.com’daki GDO dosyasından yararlanılmıştır)Diken
Unutkanlığı Önlemek İçin Ne Yapmalı?
Son yıllarda 'Bu aralar sık sık unutuyorum' ya da 'Unutmuşum' sözleri ile daha çok karşılaşılmaya başlandı. Özellikle yoğun ve stresli bir yaşamı olanlar ve birçok işi bir arada gerçekleştirmeye çalışanlar gün içerisinde birçok şeyi unutabiliyor. Ancak işleri düzenli bir şekilde gerçekleştirebilmek ve ileride demans gibi ciddi rahatsızlıklarla karşılaşmamak için hafızayı güçlendirmek gerekiyor. Çocukların, yetişkinlerin, hatta yaşlıların bile hafızalarını kuvvetlendirmesinin mümkün olduğunu belirten Nöroloji Uzm. Dr. Emel Bilgin, 'Stresli ve yoğun geçen günlerde sık sık bir şeyler unutulur ve gözden kaçabilir. Kişiler genellikle kapıyı kilitleyip kilitlemediklerini, ocağın altını kapatıp kapatmadıklarını ya da toplantı zamanlamalarını unuturlar. Tiroit hastalıklarında ve B12 vitamin eksikliklerinde de unutkanlık şikayetleri ortaya çıkabilir. Ancak unutkanlığın önüne geçmek için bir takım önlemler alınabilir' dedi. Hafızayı güçlendirmek için tavsiyelerde bulunan Dr. Bilgin, 'Birçok araştırma sigaranın hafıza ve genel bilişsel yeteneklerde azalmaya neden olduğunu gösteriyor. Sigara kullanımı aynı zamanda akciğer rahatsızlıklarından, kalp damar hastalıklarına kadar birçok hastalığa da neden olur. Bu nedenle sigara kullanılıyorsa bırakılmalı, içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Eğer beslenmenizi kısıtlarsanız, beyin gücünüzde de azalma olur. Aç ya da aşırı yorgun olduğunuzda, yoğun ve belirsiz duygular hissedersiniz. Bu nedenle sağlıklı ve doyurucu bir şekilde beslenmeye özen gösterilmelidir. Düzenli egzersiz sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bunun nedeni egzersiz esnasında beyne giden oksijen miktarındaki artıştır. Ayrıca egzersiz sırasında salgılanan hormonlar yeni beyin hücreleri yapılmasını da tetikler' diye konuştu.
Hamileyken Tatil Yapılır mı?
Evet hamileyken tatil yapabilirsiniz, ancak uymanız gereken bazı kurallar hem sizin, hemde dünyaya gelmeye hazırlanan minik yavrunuzun sağlığı açısından çok önemli olacaktır. Bizde gebelik sürecinde seyahat yapılıp yapılmayacağı veya yapılacak seyahatlerin anne adayları için bir risk oluşturup oluşturmadığını araştırdık ve aşağıdaki gibi sonuçların ortaya çıktığını gördük. HAMİLELİKTE TATİL NASIL OLMALI İnsanlar her zaman tatil yapmak ister ve bunun için de istedikleri ortamı iyice araştırı. Tatilin amacı hem bir dinlenme hem güzel bir ortam içerisinde bulunma hem de yorgunluğu giderme için farklı bir yerde bulunmadır. Bu tatil isteği herkesin hakkı olduğu gibi hamilelerinde de hakkıdır diyebiliriz. Yalnız hamileler tatil yerlerini seçerken mekânları en ince ayrıntılarına kadar incelemeli ve güneşlenecek saatlerine dikkat etmeleri gerekir. Bu durumlarını göz önünde bulundurmaları hem anne sağlığı hem de bebek sağlığı açısından önemlidir. Gebelerin tatil planlarını yaparken tarihlerini önceden belirlemeli ve seyahati ile alakalı olarak uçakla mı karayoluyla mı olacağını kesinlikle ama kesinlikle doktoruna bildirerek onayını ve görüşünü almalıdır. Bu uyarılara harfiyen uyarak hareket etmelidir. Yapılacak başka bir durum ise gideceği yerin temizliğe öne verilen bir yer olması havalandırma tertibatının iyi olması gibi hususlara dikkat eden ve bunu işletme olarak kabul eden yerlerin seçilmesine özen gösterilmelidir. Gebelerin cildinin hassas olması nedeniyle çok fazla güneş ışınlarına maruz kalmaması önerilmektedir. Eğer ki düzensiz şekilde oluşan ve koyu renkli değişiklikler cildinizde görünüyorsa ultraviyole ve güneş ışınlarına çok fazla duyarlısınız demektir. Bunların yaşanması durumunda bedeniniz çok hızlı bir şekilde cevap verecektir. Çok fazla güneş altında kalırsanız vücut sıcaklığının artmasına bu da vücut suyunun azalmasına neden olacaktır. Dikkat ederek günün belirli saatlerinde kısa bir şekilde güneş altında kalınmalıdır. Diğer bir durum ise tatilin vazgeçilmez kısımlarından olan suya girme ile alakalı olanıdır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken suya girmeden önce vücut ısısının ayarlanması ve yavaş yüzülmesidir. En son olarak güneşlenirken gölgede zaman geçirmeleri yüksek faktörlü güneş koruma kremlerinden yararlanmaları ve sıvı alımına azami derecede özen gösterilmelidir. Ayrıca hamileler için tasarlanan ve kaliteli olan mayolardan tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.
Dünyanın En Çok Uygulanan 10 Diyeti
Herkesin hayali olan sağlıklı ve formda bir vücuda kavuşmak için, yaşamımız içinde uygulamamız gereken bazı temel kurallar vardır. Bu temel kurallar arasında sağlıklı beslenmek, hareket etmek, olumsuz psikolojik etkenlerden mümkün olduğunca uzak durmak gibi maddeler sayılabilir. Saydığımız maddeler arasında yer alan sağlıklık beslenmek konusu ise önemi itibariyle ilk sırada yer almaktadır. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığımız yoksa, vücudumuz istemediğimiz formlara girebilir ya da birçok hastalığa yakalanabiliriz. Özellikle aşırı kiloların bir numaralı nedeni sağlıksız beslenmektir. Bugüne kadar sağlıklık beslenme konusuna önem vermediğinizi ve aşırı kilolarla başınızın dertte olduğu zamanlarda, herkesin yaptığı gibi çareyi diyetlerde arıyorsunuzdur. Ancak size en uygun diyeti nasıl seçeceğiniz ve nasıl uygulayacağınız konusunda pekte emin olamıyorsunuzdur. Böyle bir durumda profesyonel bir diyetisyenden yardım almak en doğru hareket tarzı olacaktır. Bu yazımızda size şu diyeti uygulayın, bu diyeti uygulayın gibi tavsiyelerde bulunmayacağız. Amacımız yazımızda Dünyanın en popüler diyetlerine bir liste halinde yer vermek. Dünyanın En Çok Uygulanan 10 Diyeti‘ni sizler için bir araya getirdik.
A'dan Z'ye Biber Gazı
Biber gazı, Biber spreyi veya OC gazı, OC spreyi (OC='Oleoresin Capsicum'), gözlerde kontrolsüz gözyaşı akmasına sebep olan, acı ve hatta geçici körlük nedeniyle gözleri tahriş edebilen kimyasal bileşikler de içerebilen bir göz yaşartıcı gazdır. Fotoğraf: Brezilya Polisi
Cep Telefonu Saç Döküyor Mu?
Teknolojinin gelişmesiyle beraber iyice hayatımıza giren cep telefonları, saç dökülmesini nasıl etkiliyor? Bugün buna değinmek istiyorum. Öncelikle cep telefonları vücudumuza pek çok zarar verir. Bunun sebebiyse yaydığı radyasyon. Eğer gerekli önlemler alınmazsa insanlar yüksek radyasyondan dolayı kanser olabilir, veya genetik yapılarında adeta mutasyonlar oluşabilir. Aynı şekilde olaya bir de saç dökülmesi açısından yaklaşalım şimdi de. Cep telefonları yüzünden yüksek radyasyona maruz kaldığınızda, saçlarınızı besleyen hücreler zarar görecektir. Bu hücreler zarar gördüğünde işlerini iyi yapamayacaktır. Bu sebepten dolayı telefonların saç kayıplarında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bazı önlemler alarak alacağınız hasarı azaltabilirsiniz.Cep Telefonlarının Saç Dökmesini Engelleme ÖnerileriGeceleri uyurken telefonu yanınıza almayın. Özellikle yastığın altına koyulan telefonlar vs. sizi sabaha kadar oldukça yüksek seviyede radyasyona maruz bırakacaktır. Bunun üzerine ek olarak uyku halinde ki vücudunuzun zayıflığı da eklenince sonuçlar can sıkıcı olabilir.Telefonu kulağınıza götürmeyin. Kulaklıkla konuşmak sizi oldukça büyük bir radyasyon akımından kurtarabilir. Çünkü konuşma esnasında bu cihazların yaydığı radyasyon onlarca kat artıyor. Bunu direk olarak kafanıza götürdüğünüzde saç kökleri çok güçlü bir radyasyona maruz kalacaktır. Sonuçta ortaya saç dökülmesi gibi bir problemin çıkmasıysa muhtemeldir. Bu yüzden kulaklık aracılığıyla konuşun, korunun.Belki de en önemli madde bu. Telefon alırken mutlaka sar değerini inceleyin. İnternetten diğer telefonlarla karşılaştırın. Her zaman sar değeri daha düşük olan telefonları almaya çalışın. Sar, cihazın yaydığı radyasyon miktarıdır. Eğer düşük sar değerine sahip telefon kullanırsanız, daha az zarar görürsünüz. Özellikle Çin malı çeşitli cihazlar, replika telefonlar bu konuda sınıfta kalıyor. Pek çoğu sağlık konusunda standart değerleri bile sağlayamıyor.
Avrupa'nın En Obez Kadınları Türkiye'deymiş...
ABD’deki bir araştırma raporu dünyadaki obez ve aşırı kiloluların sayısının 2.1 milyara ulaştığını ortaya koydu. Türk kadınları ise yüzde 34.1 oranla obezitede Avrupa rekoru kırdı ABD’de yayımlanan yeni bir rapor ile, dünyanın neredeyse üçte birinin obez veya aşırı kilolu olduğu ortaya çıktı. Dünya çapındaki obez ve aşırı kiloluların sayısı 2,1 milyara ulaştı. Washington’daki sağlık Ölçübilim ve Değerlendirme Enstitüsü’nün (IHME) liderliğinde yapılan ve sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan araştırma, Avrupa’da en fazla obez kadının Türkiye’de yaşadığını da ortaya koydu. Rapora göre dünya nüfusunun yüzde 30’u artık aşırı kilolu ve obezlerden oluşuyor. 188 ülkenin dahil edildiği araştırmada, Türkiye’de 20 yaş üstü kadınlarda aşırı kiloluların oranı yüzde 65,8 olarak ölçülürken, 20 yaş üstü erkeklerde ise bu oran yüzde 63,8 oldu. Ayrıca Türkiye’deki obez oranının kadınlarda yüzde 34,1’le Avrupa’nın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi. Türk erkeklerinde ise obezite oranının yüzde 20,1 olduğu belirtiliyor. Libya, Kuveyt, Mısır ve Suudi arabistan gibi ülkelerdeki kadınların obezlik konusunda tüm dünya sıralamasında en önde olması dikkat çekti. ABD fark attı Obezite oranı nüfusa oranlandığında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin listenin başında yer aldığı görüldü. Bununla beraber, ABD, dünyadaki tüm aşırı kilolu insanların yüzde 13’üne ev sahipliği yaparak bu konuda lider oldu. Araştırma ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde obez kadınların sayısının erkeklerden, gelişmiş ülkelerde ise obez erkeklerin sayısının kadınlardan daha fazla olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, obez kişilerin sayısının, 1980’de 875 milyon olduğunu hatırlattı. Uzmanlar, obez ve aşırı kilolu sayısındaki artışı, “modernleşmenin getirdiği hareketsizliğe” bağladı. Araştırma çerçevesinde, 1700’ün üzerinde çalışmanın verileri incelenirken, dünyada hiçbir ülkede obez ve aşırı kilolu kişilerin sayısının gerilemediği görüldü. Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından finanse edilen çalışma sonucunda, dünyadaki 671 milyon obezin yarısından fazlasının ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Mısır, Almanya, Pakistan ve Endonezya’da yaşadığı ortaya kondu. Yüzde 25’e kadar normal kilolu Vücut Kütle indeksinin bulunması için kilo, boyun kendisi ile çarpılması (karesinin alınması) sonucu elde edilen sayıya bölünüyor. Çıkan sayı 20 ila 25 arasındaysa normal kilolu, 25’in üzerindeyse aşırı kilolu, 30’un üzerindeyse obez olarak kabul ediliyor.Milliyet