onedio
Ebola Salgınında 337 Ölüm
Dünya Sağlık Örgütü, Batı Afrika ülkelerinde en büyük ebola salgınlarından birinin yaşandığını belirtti. Ebola salgını şubat ayından beri 337 kişinin ölümüne neden oldu. Batı Afrika ülkelerinden Gine Cumhuriyeti’nde 2014 yılının şubat ayında başlayan ebola salgını kontrol edilemiyor. İki aydır ölümcül hastalığın görülmediği Sierra Leone ve Liberya’da da doktorlar yeniden ebola teşhisi koymaya başladı. Dünya Sağlık Örgütü sözcüsü Fadela Chaib, “Sınırlar arasındaki hareketliliğin yoğun olduğu bu üç ülkenin pek çok yerinde karmaşık bir salgın görülüyor. Bu durum, bu salgını en ciddi ebola salgınlarından biri yapıyor” dedi. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü, 500’den fazla ebola vakasının teşhis edildiğini tahmin ediyor. Gine, Sierra Leone ve Liberya’da 337 kişi ölümcül virüs yüzünden hayatını kaybetti. Ölüm oranı yüzde 90 Ebola virüsü, hasta kişilerin kanı, salgıları ya da vücut sıvıları, kirli iğne veya ortamda bulunan diğer hastalık bulaşan ekipmanlarla temas yoluyla geçiyor. Ölüm oranı yüzde 90'lara ulaşan hastalık sıklıkla ani ateş, yoğun halsizlik, kas, boğaz ve baş ağrısı ve bulantıyla kendisini gösteriyor. Bu belirtileri kusma, ishal, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma ve bazı vakalarda iç ve dış kanamalar takip ediyor. Dünya Sağlık Örgütü, vakaların bildirildiği bölgelerde kalan kişilerin belirtilere karşı tetikte olmasını, ilk hastalık belirtisi görülür görülmez doktora başvurulmasını öneriyor. Ebola hemorajik ateşi nedir? Ebola Hemorajik Ateşi ağır, sıklıkla ölümle seyreden insanlarda ve primatlarda (Maymun ve Şempanzeler) görülen ve 1976'dan beri bilinen bir hastalık. Kongo'daki bir nehre hitaben ebola adı verilen virüsün Afrika kaynaklı bir hayvandan yayıldığı düşünülüyor. Ebola için standart tedavi yok. Günümüzde destek tedavisi yapılıyor. Kaynak: Al Jazeera ve AA
Yoğurt Yiyerek Zayıflayın
Kilo kontrol ü yapılmaya çalışırken bir çoğumuz yağlı olduğu gerekçesi ile yoğurdun ve sütün az yağlı olanını tercih ederiz. Ancak son yıllarda İspanya’da 8500 kişi üzerinde 7 yıl yapılan bir araştırmada, tam yağlı yoğurt tüketildiği zaman az yağlı yoğurda oranla daha iyi zayıflattığı ortaya çıktı. Yoğurt içerdiği süt şekeri olan laktoz sayesinde yemekten sonra olan tatlı ihtiyacını azaltıyor.Yüksek protein içeriği nedeni ile kişiyi daha uzun süre tok tutuyor.Tam yağlı yoğurdun içerdiği yağ sayesinde mide boşalma zamanı uzuyor ve kişinin acıkma duygusu azalıyor. Kişi az yağlı yoğurt yediğinde mide boşalma zamanı daha kısa oluyor ve daha çabuk acıkıyor.Yoğurdun içerdiği iyi bakteriler sayesinde, bağırsak florası iyileşiyor ve bağışıklık sistemi üzerine olumlu etkiler ortaya çıkıyor. Çok iyi bir kalsiyum kaynağı olan sütün bu açıdan damar üzerine koruyucu etkisi ile birlikte metabolizmayı hızlandırıcı ;
Göbekleri Salatalık Çayı ile Eritiyoruz
Hemen hemen her kadın göbek çevresinde bulunan yağlardan şikayet eder. Göbek ve etrafında yer alan yağları yok etmek için ihtiyacınız olan; bol bol hareket etmek ve salatalığın vücuda yaptığı inanılmaz etkilerden faydalanmak.İşte göbek bölgesindeki yağları eriten salatalıklı mucizevi çayın tarifi:1 orta boy salatalık, dilimlenmiş 1 limon, 1 tatlı kaşığı rendelenmiş zencefil, 10-12 sap taze nane.Tüm malzemeleri 1 litrelik içme suyuna katın. Aç karnına sabah ve akşan 1 su bardağı tüketin. Göbek yağlarını eritecek salatalık çayı, onikiparmak bağırsağında bulunan sindirim enzimlerini harekete geçirecek ve yediklerinizi daha rahat sindirmenizi sağlayacak. Çayın bir diğer güzel faydası ise tatlı yeme isteğini azaltmasıdır.haber kaynağı:  724saglik.org/beslenme-diyet
Yiyecekler hakkında mutlaka bilmeniz gereken 5 şaşırtıcı gerçek
Eğer beslenme ve sağlık konuları ilginizi çekiyorsa, büyük ihtimalle, besin değerleri, belirli konularda yararlı yiyecekler ya da sağlıklı beslenme önerileri hakkında bilginiz vardır. Mesela, balık ve fındık gibi omega-3 içeren besinlerin beyninize iyi geldiğini ya da hayvansal yiyeceklerdeki doymuş yağın kalbinize zararlı olduğunu muhtemelen biliyorsunuzdur.Peki, birçok yiyecekte bulunan bir içeriğin sizi daha sinirli yaptığını ya da her gün tükettiğimiz bir şeyin IQ’nuzu düşürme ihtimali olduğunu biliyor musunuz? Uplifers olarak bir araya getirdiğimiz bu şaşırtıcı bilgileri öğrendikten sonra bazı yiyeceklere asla aynı gözle bakmayacaksınız.1. Pasta sizi sinirli yapabilir.… ve sebebi sadece başkalarının önce davranıp sizin dilimizini alması değil. Fast food, kızartmalar, işlenmiş ve paketlenmiş yiyecekler, hazır kek/pasta karışımları, dondurulmuş pizza gibi yiyecekler; içerdikleri trans yağlar sebebiyle, fünyenizi kısaltır ve sizi patlamaya daha yakın bir hale getirir.University of California San Diego’da, 1000 kadın ve erkeğin beslenme alışkanlıkları üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, trans yağ içeren besinler tüketmek; sabırsızlığı, alınganlığı, asabiyeti ve agresyonu arttırıyor. Bu telaş verici bulgunun daha bir çok araştırmayla desteklenmesine ihtiyaç olsa da, trans yağların, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları gibi bir çok sağlık problemine yol açtığı zaten biliniyor...
Beyin Kanaması Tanısı Koyan Başlık Üretildi
Yeni icat edilen bir başlıkla, hastanın beyin kanaması geçirip geçirmediği sorusuna hızla yanıt verebileceği belirtiliyor. Kafaya geçirilebilen bu başlık, elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla beyini tarıyor ve beyinde bir kanama ya da pıhtılaşma olup olmadığını belirliyor. Başlığı tasarlayan bilim insanları, artık beyin kanaması geçirdiğinden şüphelenilen hastalara daha hızlı tanı konabileceğini söylüyor. Böylece hastayı iyileştirme şansı artacak çünkü beyin kanamasında önemli olan hastaya en kısa sürede müdahale ederek, beynin daha fazla zarar görmesini engellemek. Aksi takdirde, örneğin kanamanın üzerinden dört saat geçtikten sonra müdahale edilirse, bu geç kalmış bir müdahale olarak kabul ediliyor. Bu dört saat içinde hastanın beyin hücrelerinin bir kısmı ölüyor. Buluşun sahibi İsveçli bilim insanları, başlığı 45 hastada denemişler ve başarılı olmuşlar. Şimdiki planları ise, başlığın ambulanslara dağıtılarak, acil durumlarda kullanılabilmesi. Halihazırdaki teknolojiyle de beyin kanaması tanısı konabiliyor. Bunun için bilgisayarlı tomografi (CT) ile beyin görüntüleniyor fakat tomografinin hazırlanması gibi işlemler, süreci uzatabiliyor. Bu 'altın saatler' sürecinde yaşanan her gecikme de, tedavinin sonuç verme olasılığını azaltıyor. Başlık, aynı zamanda beyinde kanama mı, pıhtı mı olduğunu da belirleyebiliyor. Böylece doktorlar tanıya göre müdahale ediyor. Chalmers Teknoloji Üniversitesi, Sahlgrenska Akademi ve Sahlgrenska Tıp Fakültesi Hastanesi'nden bazı bilim insanlarının biraraya gelerek tasarladığı bu başlık, mikro dalgalarla beyini tarıyor. Mikrodalga fırınlar ve cep telefonlarıyla aynı dalgaları yayan bu kask, beyinde ne olduğuna dair bir şema çıkartabiliyor. Daha önce yapılan testler, bu başlığın kanama ve pıhtı arasındaki farkı ortaya koyabildiğini gösteriyor. Ancak test sonuçlarının yüzde yüz doğru çıkmadığı da belirtiliyor. Farklı kafataslarında değişik ölçülerde ve şekillerde başlıkları deneyen bilim insanları, sonunda yastığın içine yerleştirilen bir başlık tasarlanmasına karar verdiklerini söylüyor.BBC
Reklam
Altıncı Yüz Nakli Yapılan Salih Üslün'ün Yüzü Çıkartılıyor
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde 22 Ağustos 2013’te Türkiye'nin 6'ncı yüz nakli yapılan Salih Üslün’de (55) ortaya çıkan doku uyuşmazlığı nedeniyle nakledilen yüz geri alınıyor.Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde 22 Ağustos 2013’te Türkiye'nin 6'ncı yüz nakli yapılan Salih Üslün’de (55) ortaya çıkan doku uyuşmazlığı nedeniyle nakledilen yüz geri alınıyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından öğle saatlerinde ameliyata alınan Üslün’ün nakledilen yüzünün çıkartılması planlanıyor. Yaklaşık bir yıl önce nakledilen yüzün bu süreçte doku uyuşmazlığına neden olduğu bu nedenle geri alınması planlandığı belirtildi. Geri alınan yüzün yerine ise silikon takılacağı öğrenildi. Ayrıca, Üslün'ün 10 gündür yoğun bakımda yattığı, yüzün karaciğer ve böbrek yetmezliğine neden olmaması için alınmasının kararlaştırıldığı öğrenildi. Antalya'da geçirdiği trafik kazası sonucu özel bir hastaneye kaldırılan 31 yaşındaki Muhittin Turan'ın beyin ölümü gerçekleşmiş ve ailesi iç organlarının yanı sıra yüz, kol ve bacaklarını da bağışlama kararı alması üzerine Turan'ın yüzü Salih Üslün'e 22 Ağustos'ta nakledilmişti.  CİHAN
Ter Kokusunu Engellemek İçin Ne Yapılabilir?
İnsanlar genel olarak sıcak havalarda terlemekten şikayet ederler. Spor yapınca, heyecanlanınca veya stres olunca da terleme olayı görülmektedir. Bu yazımızda sizlere ter kokusunu engellemek için ne yapılabilir? Ter kokusundan kurtulma yöntemleri hakkında kısaca bilgiler vereceğiz. Vücudun bir salgısı olan ter aslında kokusuzdur. Genel bilinen bir yanlış olan ter kokusu kavramı da bu gerçeğin bilinmemesine sebep olur. Ter kokusuz olduğu halde terleyen kısımlarda yaşayan bakteriler kötü kokuların sebebidir. Bu kötü kokular da sosyal yaşam için gerçekten içinden çıkılması güç durumlara sokabiliyor insanları ve bu durumların önüne geçmeniz aslında çok da zor değil. İlk olarak dikkat edilmesi gereken kişisel temizliktir. Ter kokusunun sebebi nin bakteriler olduğunu söylediğimize göre bu bakterilerden kurtulmamız gerekmektedir. Bunu da başarmanın yolu vücüdunuzu temiz tutmaktan geçer. Düzenli olarak duş almanız bu konuda gerçekten iyi olacaktır. Özellikle de, genel olarak ter kokusunun daha çok ortaya çıktığı bilinen koltukaltı kısımlarının temizlenmesine daha çok önem verilmelidir. Ayrıca anti bakteriyel sabunlar kullanmanız çok daha iyi sonuçlar verebilir. Deodorant konusuna geldiğimizde ise bambaşka bir konu ortaya çıkıyor. Bu da deodorantlardan vücudunuza daha doğrusu teninize en uygun olanını bulmak. Bu sebeple birkaç farklı deodorant markası denemeniz gerekebilir ama sonunda kendinize uygun deodorantı bulduğunuzda buna değdiğini göreceksiniz. Ancak bu ürünleri kullanırken vücudunuzda tahrişlere sebep oluyorlar ise dikkatli olmanız ve bir cilt doktoruna danışmanız daha iyi olacaktır. Gün içerisinde giymeyi düşündüğünüz kıyafetlerinizin temiz olmasına dikkat etmelisiniz. Ter kokusu sadece vücudunuzdaki bakterilerden dolayı değil, kirli kalmış elbiselerden de kaynaklanabilir. Ayrıca çok terleyen bir yapınız var ise elbiselerinizi düzenli olarak ve olabilecek en hızlı şekilde temizlemeniz daha iyi olacaktır. El terlemesi çok problem olmasa da ayaklardaki terlemeler için yanınıza başka bir çift çorap almanız yararınıza olacaktır. Ter önleyici özellikleri olan antiperspirantları da kullanan kişiler olsa da aslında bunu çok da tavsiye etmiyoruz. Çünkü terin azaltılması demek, vücut için gerekli olan bu işlemin önüne geçilmesi demektir. Kokunun önüne geçilmesi ilk hedefiniz olacağından dolayı terin kendisi ile çok da sıkıntı yaşamıyoruz aslında. Bu sebeple ter önleyicileri önermiyoruz. Ter üretimini artıran sebeplerden olan sinir ve stresin de azalması ile aslında bu durumda düzelme görülebilir. Aşırı heyecanlandığınız ve stres yaşadığınız durumlarda kendinizi sakinleştirmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde ter üretimi durmayacaktır ve rahatsız edici boyutlara ulaşacaktır.
Reklam
Güneş Kremleri Gerçekten Koruyor mu?
Güneş kremleri sizi güneşin zararlı etkilerinden koruyup sağlık konusunda üstüne düşeni yaptığını iddia eder. Peki bu ne kadar doğru? Güneş kremleri söylendiği gibi cildinizi güneşin o zararlı kanser yapan etkilerinden yüzde yüz koruyabilir mi? Geniş spekturumlu güneş kremleri tanıtım broşürleri ya da tv reklamlarında bu konuda oldukça iddialı görünüyor. Fakat bilim adamları bu konuyu da ele alıp çeşitli araştırmalar yapmaktan geri durmuyor. 20 farklı güneş kremi ile detaylı bir araştırma yapıldı. Bu araştırma gereği deneklerin sırtlarına güneş kremi sürülüp suni bronzlaşmaya maruz bırakıldırlar ve güneş kremlerin işe yarayıp yaramadığı test edilmiş oldu.  Bu testi kaç güneş kremi başarı ile tamamladı dersiniz? 20 farklı üründen sadece 7 ürün testi başarıyla tamamladı. Fakat bu sizi hemen panikletmesin. Testin kesin bir sonuç verip vermediği henüz tam olarak bilinmiyor. Test sırasında bir denek cildindeki kremi istemeden silmiş olabilir ya da diğer deneklere oranla UV bronzlaştırıcı lambaya daha uzak bir konumda durmuş olabileceği gibi kriterler unutulmamalıdır.
iHealth: Dünyanın En Küçük Şeker Ölçümü
Apple’ın sağlık platformu için geliştirmiş olduğu yeni iHealth Align şeker ölçüm cihazı tanıtıldı. Detaylar haberimizde. Apple ekibi, HealthKit platformunu duyurduktan sonra iHealth Labs adı altında yeni şeker ölçüm cihazı iHealth Align’ı kullanıcılara duyurdu. Bundan bir önceki kablosuz özelliği olan akıllı şeker ölçüm cihazından daha küçük olan iHealth Align, Amerika Gıda İlaç İdaresi FDA tarafından onaylanmış bir ürün. “ANDROİD VE iOS UYUMLU” Android ve iOS platformlarında uyumlu olarak çalışan akıllı şeker ölçüm cihazı, telefonlara 3.5 mm kulaklık girişi ile birlikte bağlanıyor. Analiz işlemleri gerçekleştirilirken test çubuğuna damlatılan bir damla kanı analiz ederek kan şekerini ölçen cihaz, bu değerleri Gluco-Smart adlı uygulama ile kullanıcılara iletiyor. Cihaz 51.56 x 29 x 71 x 9.39 mm boyutlarına sahip olduğu gibi, elde edilen değerler uygulamanın yanı sıra buluta kaydedilerek saklanması ve karşılaştırmaların yapılmasını sağlıyor. iHealth Align cihazı şuanda 4 farklı renk seçeneği ve 16.95 $ ile sipariş verilebiliyor. Cihazın bir de ölçüm çubukları mevcut. Bu çubukların 50 adet fiyatı 12.50 $ etiket fiyatı ile satılıyor. iHealth Align kan şekeri ölçüm cihazının Türkiye’ye ne zaman geleceği ve fiyatının ne kadar olacağı henüz belirli değil.
Tüyleri Olmadan Çok İlginç Görünen 15 Hayvan
Saç dökülmesinden muzdarip olan sadece biz insanlar değiliz. Çeşitli sebeplerden dolayı hayvanların da tüyleri dökülür. Bu sebepler hastalık, yaşlılık, genetik bozukluk ve hatta oynanmış genler bile olabilir. Tüyleri olmadan çok garip görünen hayvanlar sizlerle...
Reklam
Hemşire Kılığında Seri Katil Olunamayacağının 9 Kanıtı
Charles Cullen, 16 yıllık hemşirelik hayatında 300 hastayı öldürdüğü iddia edilen, 40 cinayetini bizzat itiraf etmiş Amerikalı bir seri katil olarak, kimilerinin enteresan bir şekilde 'ülkemizin bir ayıbı' olarak nitelediği Türkiye'den seri katil çıkmaması mevzusuna bambaşka bir soluk getiriyor. Zira kendisinin birazdan öğreneceğiniz bazı dikkat çekici ayrıntılarının, ülkemizdeki gündelik hayatla ne denli uyuşmayacağı, sanıyoruz hepimizin malumu. Okuyanus Yayınevi'nden çıkan ve mevzubahis Charles Cullen'ın gerçek öyküsünü işleyen İyi Hemşire adlı çarpıcı kitabından yola çıkarak sizlere, bilhassa ülkemizde, hemşire kılığında seri katil olunamayacağına dair 9 sebep sıraladık...
Mikroskop Altında 50.000 Kez Büyütülmüş 9 İlginç Şey
Virginia'nın Dulles Uluslararası Havalimanı' na gittiğinizde duvarlarda kocaman posterler halinde mikroskopla büyütülmüş insan hücreleri ve bazı hayvan parçaları görürsünüz. Minicik bir yanlış boyama ya da başka bir hatanın sonucunun 50.000 kat büyüyeceğini düşünürsek çalışmalar gayet başarılı yürütülmüş. Genel Tıp Bilimleri Ulusal Enstitüsü, Hücre Biyolojisi Amerikan Derneği ve Washington Havaalanları Kurumu tarafından organize edilen bu çalışma havaalanından gelip geçen insanlar tarafından oldukça fazla ilgi görüyor.İyi eğlenceler dileriz...
Cildi sıkılaştırmanın 12 yolu
Uzun süre sağlıklı bir diyet ve egzersiz programı uygulayıp istediğiniz kiloya kavuştuktan sonra, karşılaşabileceğiniz en büyük problemlerden biri, derinizin sarkmasıdır. Peki formda kalmak ve daha sağlıklı görünebilmek için cildi sıkılaştırmanın yolları nelerdir? Uplifers olarak, All Women Stalk ekibinin hazırladığı, alternatif çözüm önerilerini, sizlerle paylaşıyoruz. 1. Vakit kaybetmeyin Eğer kilolarınızla ilgili bir probleminiz varsa, çözüm bulmak için vakit kaybetmeyin. Çünkü cildiniz, yıllar geçtikçe elastikliğini kaybeder. Zayıflamayı düşünüyorsanız, hemen başlayın ve derinize kendini toparlaması için bir şans verin. 2. Düzenli bir diyet programı uygulayın Sürekli kilo alıp veriyorsanız, bu durum vücudunuz ve cildiniz için fazladan baskı oluşturur. Tekrar tekrar kilo alıp verdiğiniz diyetler uygulamaktansa, kalıcı bir değişiklik yapın ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin. Uzun vadede, hem formda kalacaksınız hem de cildinizin sarkmasına engel olacaksınız. 3. Çok hızlı kilo vermeyin Hızla kilo verdiren diyetler, sağlığınız için olduğu kadar, cildiniz için de zararlı. Cildinizin gereken gerginliğe kavuşma süreci yavaş ilerler. Eğer kilo verirken, küçük ve emin adımlarla ilerlerseniz, cildinize bu süreçte yardımcı olursunuz. 4. Cilt arındırıcı peeling kullanın Araştırmalar, peeling kullanımının kan dolaşımını hızlandırarak; cildi tazelediğini ve forma soktuğunu gösteriyor. Kilo verdikten sonra cildinizin sıkılaşması için, haftada bir kaç kere, duş sırasında peeling uygulamakta fayda var.
Reklam
Sadece Model Dinleyenlerin Bildiği 10 Kelime
'Değmesin ellerimiz' adlı şarkı ile popüler olan başarılı rock grubu Model'i, çoğumuz beğenerek dinliyor.Grubun şarkı sözlerini genelde bas gitarist Can Temiz ara ara da solist Fatma Turgut yazıyor. Buraya kadar her şey normal! Asıl şaşırtmalı kısım; şarkı sözleri :) Bu kelime gruplarından bazıları sadece Model şarkılarında duyabileceğiniz cinsten.
Böbrekleri Temizlemek İçin Ne Yemeli?
Sağlıklı bir yaşam için böbrek fonksiyonlarının düzgün çalışması son derece önemli. Böbrek taşı oluşmasını engellemek ve ileride daha ciddi böbrek hastalıklarıyla karşı karşıya kalmamak için böbreklerinizi düzenli olarak temizlemeniz, bir nevi böbreklere yönelik bir detoks uygulamanız gerekiyor. İşte böbreklerinizden tüm toksini atmanızı sağlayacak besinler… Dutsu meyveler Doğa tarafından birçok hastalıkla savaşmak için yetkilendirilmiş dutsu meyveler antioksidan açısından oldukça zengin. Ayrıca içerdiği kinin sayesinde üreyi ve ürik asiti böbreklerden atarak böbrek sağlığını güçlendirir. Zencefil Kanı temizler ve böbreği toksinlerden arındırır. Çiğ ya da pişmiş farketmeksizin böbrek için en iyi yiyeceklerden biridir. Diyabetleri hastaların böbrek sağlığını korumasına yardımcı olur. Yoğurt Yoğurt gibi mayalanmış süt ürünleri probiyotik olmaları açısından böbrek sağlığında önemlidir. Barındırdığı iyi bakteriler böbreğin bağışıklık kazanmasını sağlar. Maydanoz Böbrek sağlığı için, özellikle de böbrek taşı tedavisi için maydanoz oldukça etkilidir. Kabak çekirdeği Antioksidan, mineral ve vitamin açısından zengin olmasıyla oldukça faydalıdır. Böbreği serbest radikallerden korur. Zerdeçal Antiseptik özelliği taşıyan zerdeçal bir çok ilacın da içinde bulunuyor. Limon Böbrek taşlarını ve böbrek kumlarını ağrısız, acısız dökmeye yardımcı olur. Böbreklerinizi düzenli çalıştırarak, iyi bir idrar söktürücü özellik gösterir.
Reklam
Çağın hastalığı depresyon ile baş etme yöntemleri
Depresyon kişinin sosyal hayatını, iş hayatını ve özel hayatını olumsuz şekilde etkileyen ve çok sık görülen bir ruhsal bozukluktur. Depresyon, hem kişiyi, hem de kişinin yakın çevresini olumsuz yönde etkiler. Depresyondaki kişilerin düşünce, duygu ve davranış düzeyinde pek çok olumsuz değişiklikler görülür.Depresyondaki birey, kendisini, çevresini ve geleceği olumsuz bir şekilde algılar.Kendisine karşı eleştirel olur, değersiz ve yetersiz hisseder. ¨Ben sevilmeyen biriyim¨Çevresinde olanları genelde olumsuz algılar, kendisinden çok şey talep edildiğini düşünür. ¨İnsanlar beni beğenmiyor¨Geleceğe dair umutsuz hisseder. Bir şeyleri değiştirme gücünü kendinde bulamaz. ¨Hep böyle kötü gidecek, yalnız kalacağım¨Depresyonun Belirtileriİlgi kaybı: Kişinin yapmaktan zevk aldığı şeylerden artık zevk almaması ve onlara karşı ilgi duymaması...
Protein Tozu , Faydaları , Zararları Nedir?
Protein tozu şöyledir böyledir bir dünya laf edilir durur bununla ilgili gerek salonlar da gerek arkadaş muhabbetlerinde laf dönerde döner.”Kullanma aman çok zararlı” , “Baba kullan yoksa olmaz bu iş” ve nice laflar vardırda doğru düzgün kimsenin bilgisi yoktur. Daha önce Protein tozu görmemişler bile bi dünya laf eder bu konuda.Bende zamanında sizin gibi çokca araştırdım, çokca düşündüm ,deneyimlerimi ve sizin gibi bende sorduğum sorulara bulduğum cevapları burada yazacağım. Konuya girmeden önce şunu belirtim bu makale Protein Tozunu övmek için olmadığı gibi yerden yere vurmak içinde değildir.Yazıyı detaylı bir şekilde yazmaya gayret gösterip mümkün olduğunca anlaşılır bir dilde yazacağım. Protein Nedir? Vücudumuzun temel yapı taşı olan Amino Asitler birleşerek proteinleri , proteinler birleşerek (evet sadece proteinler değil biliyorum) hücreleri , hücreler birleşerek dokuları,dokular birleşerek orgran ve kas gruplarını oluşturur.Protein her canlı organizma da (virüslerde RNA olarak bile) bulunur.Ama tabi bu her canlıda protein grubuda oranıda aynı olacak değildir.Burada çıkaracağımız sonuç kas kütlesi için proteinin önemi Protein Nelerde Vardır? Protein için genelde ülkemiz de ; kırmızı et , tavuk eti , balık , yumurta , süt ve süt ürünleri , soya ,mercimek vb. bir çok gıda kullanılır.Ama bizim için en yararlı olanlar tabi ki de et ve süt ürünleridir.Besin değerleri listesi için Ne kadar Protein Alınmalı? Bunun net bir cevabı yoktur.Diyet uygulaması gerekenler veya bir sağlık sorunu olmayanlar için ağırlığının 1,5 veya 2 katı gram kadar alınması uygundur.Örnek : 70 kilo bir insan düşünelim 70 kiloyu gram olarak düşünün.70×1,5=105 ,70*2=140 yani bu insanın gün içinde ortalama 105 ile 140 gr arası protein alması uygundur. Bu Besinlerde Protein Var Madem Neden Protein Tozu Kullanayım? Doğru bu besinlerde protein var ama sadece protein de yok.Örneğin 100 gr dana etinde ortalama 20 gr protein içerir peki geriye kalan 80 gr?Onlarda bize yağ ve karbonhidrat olarak geliyor.Bu da bize yüksek bi kalori verip sağlığımız için teklikeli olmasına sebep olur.Üstüne ülkemizde ki fiyatları göz önünde bulundurursak bu besinleri alıp tüketmekte o kadar kolay değil. Protein Tozu Nedir? Protein tozları genelde peynir altı ve yoğurt sularını yüksek teknolojilerle proteince yüksek ve kolay kana karışarak hızlıca kas hücrelerini beslemelerini sağlayan bir yapıdır.Adı üstünde toz şeklindedir.Peynir altı suyu diye pek korkmayın aromalı yapılır ; çikolata , muz , çilek vb.Bazı markalar soya proteini de kullanırlar ama soya erkeklerde östrojen salgısını da arttırdığı yönünde yazılar okumuştum. Protein Tozu Zararlı Ama? Sigara ve alkol tüketiyorsanız bence protein tozunun zararlarında bahsetmek komik olacaktır.Protein tozu hakkında bütün dünyanın elinde yeterince bilgi var , yeterince araştırma yapıldı ülkemize nazaran dolayısıyla bundan sonra şahsa kalır. Protein Tozu Çeşitleri Var Mı? Evet hatta baya var.Teknoloji geliştikçe bir çok yeni yapıda ve kalite de protein tozları ortaya çıkmaktadır.Örnek verirsek ; bazıları Karbonhidratla desteklenin hacim arttırma gibi özelliklere sahiptir.Bazıları yüksek protein değerlerine sahip olup kasların içini doldur gibi özelliklere sahiptir.Tür olarak verelim örnek ; Whey Proteinler içinde bir çok amino asit olduğundan çok tercih edilen bir proteindir.Bir çok amino asit olduğundan bir çok kas grubuna uygundur. Protein Tozunu Kimler Kullanmalıdır? “Kilo almak isteyenler” ,”Çabuk gelişmek isteyenler” arkadaşlar hiç biri değil.Siz eğer bir diyet programı hazırlamadıysanız ve gerekli antremanları yapmıyorsanız kullansanızda bir fayda etmez zaten.O yüzden bu şu kişiler kullanmalı bu kişiler kullanmamalı demek saçmadır. Protein Tozu Nasıl Kullanılır? Aldığınız marka protein tozunda gerekli açıklamalar vardır genelde.1 ve 2 ölçek diye yazar.Ama bu kişiden kişiye de değişebilir tabi.Bunu suyla veya yağsız sütle iyice çalkalayın.Toz iyice suya karışsın ve tek seferde için.Genel olarak yazmak gerekirse bana göre en iyisi 1 ay kullanıp 1 ay vücudu dinlendirmektir.Böylece vücut daha çok protein sentezi yapmaya da yöneltilir. Ne Zaman Kullanmalıyım? Bu sorununda cevabı diyet programınızda belli oluyor.Uzman bir kişi tarafından hazırlanan diyet programınız (devlet hastanelerinde de yapılabilir bu) sayesinde bunu antremandan önce mi sonra mı yatmadan mı artık ne zaman olacağı söylenir.İlla cevap istiyorsanız bir ölçeğin yarısını antremandan yarım saat önce geri kalan yarısınıda antremandan sonra hemen için. Hangi Marka Alınmalı? Bu da kişini genetiği ile alakalı bi durum bi marka kimisine iyi gelir kimisinde bir etki yaratmaz.Bunun en iyi çözümü denemektir. Bu yazıda okuduklarınız tamamiyle şahsi görüşüm ve deneyimlerim.Kimseye kullan kullanma demiyorum bu yazıda sadece zamanında kendimin çokca araştırdığı başlıkları tek bir konuda birleştirip kendi görüşlerimi paylaştım sizlerle. Bolca sağlıklı günler
Sıradışı Genetiğe Sahip Meyveler
Ülkemizde de artık eser miktarda da olsa Genetiği değiştirilmiş organizma içeren ürünlerin satışı yasal.Tabi Çinli kardeşlerimize bu eser miktar yetersiz kaldığı kesin, genetiğini değiştirmemişler adeta baştan yaratmışlar listelediğim meyve ve sebzeleri.
Türkiye'de Çocukların Yüzde 22.5′i Şişman
Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde yapılan ‘Türkiye Çocukluk Çağı Şişmanlık Araştırması’ sonuçlarına göre; Türkiye’de ‘beden kitle indeksine göre’ çocukların yüzde 22.5′ i şişman ve yüzde 2,1′ i ise zayıf.Erkek çocukların yüzde 23,3′ü şişman iken, kız çocuklarında bu oran yüzde 21,6. Boya göre sınıflamada çocukların yüzde 2.3′ü bodurken, vücut ağırlığına göre çocukların yüzde 2.3′ü zayıf olarak tanımlandı. Türkiye’deki okulların durumu da araştırma kapsamında yer aldı. Yapılan araştırmada okulların yüzde 78,5′inde kantin (kentte yüzde 92,0, kırda 26.4), yüzde 20.6′sınde yemekhane (kentte yüzde 17.8, kırda yüzde 26,4) bulunduğu belirtilirken, okulların yüzde 78,5′inda beslenme eğitimi verildiği belirtildi. Türkiye’deki okulların yüzde 96,3′ünde oyun alanı bulunduğu kaydedilerek, haftada ortalama 87,8 dakika beden eğitimi dersine süre ayrıldığı ifade edildi. Sağlık Bakanlığı’nı araştırmasında, öğrencilerle ile sorular ailelerinin verdiği bilgilere göre değerlendirildi. Ailelerden alınan bilgilere göre, Türkiye’de televizyon seyrekmek çocukların önemli etkinliklerinden biri. Araştırmaya göre haftaiçi çocukların yüzde 74,5′i televizyon izlerken, hafta sonu bu oran yüzde 87′ye çıkıyor. Dikkat çeken bir diğer araştırma sonucu da okul yolunun güvenliği. Buna göre, ailelerin yüzde 70′i okul yolunu güvensiz buluyor. Önemli bir diğer veri ise çocukların spor alışkanlıklarına ilişkin. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda yapılan araştırmada, çocukların yüzde 74,2′sinin hiç spor kulübüne gitmediği ortaya çıktı. Ailelerin verdiği verilere göre öğrencilerin günlük beslenme düzeyleri ve zaman ayırdıkları etkinlikler ile ilgili sonuçlar şöyle: Her altı çocuktan beşi (yüzde 84,6) her gün kahvaltı yapmaktadır. Ailelerin yüzde 42,8′i çocuklarının her gün taze meyve, yüzde 18,3′ünün sebze tükettiğini belirtmiştir. Her gün her 10 çocuktan 5′i peynir, 4′ü tahıl, ekmek, yumurta, taze meyve, yoğurt, 3′ü ayran ve süt tüketmektedir. Çocuklar haftada 1-3 kez şeker içeren gazlı içecekleri yüzde 50, cips, patlamış mısırı yüzde 60, şekerli barklar ve çikolatayı yüzde 56, bisküvi, kek, kurabiyeyi yüzde 54, pizza, pide, lahmacun, patates kızartması ve hamburgeri yüzde 66 oranında tüketmektedir. Çocukların uyuma süreleri ortalama 9.30 saattir. Her dört çocuktan üçü (yüzde 74,2) hiç spor kulübüne gitmemektedir. Çocuklar hafta içinde yüzde 60′ı 2 saat ve üzerinde, yüzde 40′ı her gün 1 saat ve 1 saatten az oyun oynamaktadır. Ailelerin yüzde 30′u okul yolunu güvenli, yüzde 70 güvensiz bulmaktadır. Öğrenciler okula giderken yüzde 70′i yürüyerek, yüzde 20′si servisi, yüzde 7′si arabayı, yüzde 0,3 bisikleti kullanmaktadır. Öğrenciler hafta içinde ev ödevi yapma ve kitap okumaya yüzde 71 oranında 1 veya 2 saat zaman ayırmaktadır. Evlerden yüzde 52,5′inde bilgisayar bulunmaktadır. Çocukların hafta içinde yüzde 43,4′ünün ve hafta sonunda yüzde 55,8′inin günlük aktiviteleri arasında bilgisayarda oyun oynama gelmektedir. Televizyon seyretmek çocukların önemli etkinliklerinden birisidir. Hafta içinde çocukların yüzde 74,5′i ve hafta sonunda yüzde 87′si günlük 2 saatten fazla televizyon seyretmektedir.” Araştırma, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği kriterler çerçevesinde yapılırken, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi işbirliğiyle tamamladı. 67 ilde yapılan araştırma kapsamında, 216 okulda 2. sınıfta eğitim gören (7 ve 8 yaş grubu) 5.101 öğrenci ve aileleriyle görüşüldü. Araştırmanın saha uygulaması 78 ekip ile Mayıs-Haziran 2013 tarihlerinde yapıldı. Üç yılda bir yapılan araştırma ile büyüme sürecinde, çocuklardaki değişimin izlenmesi hedefleniyor. Öğrencilerin boy ve kiloları dikkate alınarak, beslenme ve fiziksel aktivite davranışlarıyla ilgili anket uygulandı. Aynı zamanda araştırmanın yapıldığı okulların beslenme ve fiziksel aktivite kapasiteleri de araştırmaya dahil edildi. DHA
Reklam