onedio
Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Bulaşır?
Rahim Ağzı Kanseri ‘nin son yıllara kadar her kanser gibi kendi kendine oluştuğu düşünülüyordu fakat şimdi biliyoruz ki, buna bir virüs yol açıyor. İnsan siğil virüsü yani HPV virüsü neden olmaktadır. Bu virüs, tabi ki cinsel ilişki ile geçmektedir.Bu virüs deriden deriye geçtiği için, korunma yöntemleri olarak kullandığınız araçlar sizi korumayacaktır. Yani prezervatif kullandığınız da bile bacak arası cildinin diğer kişinin bacak arasına değmesiyle birlikte de rahim ağzı kanseri olabilirsiniz. Bu yüzden bu virüsten korunmanın bir yolu yoktur.Rahim ağzı kanseri nin %98 ‘i bu yolla geçmektedir, %2’si ise doğal yollardan insanlara bulaşmaktadır. Dolayısıyla virüsle oluşan kanserlerden bir tanesi de Rahim Ağzı Kanseri diyebiliriz.Benefitdo.com
Depresyondaki Birinin Duymayı En Son İsteyeceği 16 Cümle
Depresyon ülkemizde 'iç sıkıntısı' olarak algılanmaya ve ciddiye alınmamaya devam ediliyor. Kafaya takmayarak, arkadaşlarla iki gece dışarı çıkılarak üstesinden gelinebileceği düşünülüyor.Oysa kişi içine atmasa, anlatsa iki saatte atlatacak ama işte olmuyor.
Beyin Tümörüne ‘Akıllı’ İlaç
Asya Nöroonkoloji Derneği tarafından 11 yıldır dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen “ASNO 2014- 11. Uluslararası Asya Nöroonkoloji Kongresi”ne İstanbul ev sahipliği yaptı. Beyin tümörleri konusunda uzman Türk ve yabancı bilim adamları yeni tümöre açtıkları savaştan bahsettiler.Kongreye katılan Harvard Üniversitesi Genetik ve Molekülerbiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Charles Stiles “Cerrahi olarak çıkarılması mümkün olmayan tümörlerin ilaçla tedavisi üzerinde çalışıyorum. Cerrahların ulaşmadığı tümörleri akıllı ilaçla yok etmeye çalışıyoruz. Tümörle mücadelede bir akıllı ilacı keşfini yapmaktan mutluyum. Bu konuda bana Türk bilim insanı Prof. Dr. Türker Kılıç’ın da yardım etmesinden çok memnunum. Beraber tümörle savaşan bir ilaç yarattık. Önümüzdeki yıllarda beyin tümörleri ile mücedele eden onları yok eden daha çok ...devamı:  365haber.org/sağlık haberleri
Yazarından: Gecenin Aydınlığa Zulmü'nü Okumak İçin 17 Neden
...Kararlılığına ve azmine hayran bırakan koca ışıktopu bize veda ederken, aslında umutla onu bekleyen diğer insanlara götürüyoraydınlığını. İnsan her zaman özlüyor, Güneş’in aylarca hiç başlarındanayrılmadığı o kutsal toprakları. Peki, aylar süren aydınlığa dayanabilir miinsan? Dayansa da unutmaz mı zorluklarla mücadelenin, zaferin tatlı hazzını…
Spor Gurularının Yasakladığı Yiyecekler
Bu yasak yiyecekleri ağızlarına bile sürmeyen spor uzmanlarının yasak listesi hem zararlarını bildiğimiz hem de bizi şaşırtan yiyeceklerden oluşuyor. İşte spor gurularının yasakladığı o yiyecekler!Beyaz şekerListenin en başında yer alan beyaz şeker ve beyaz şekerle yapılmış gıdalar, spor gurularının zehir olarak tanımladığı bir yiyecek… Spor gurularına göre vücudun enerji üretmesini zararlı şekerle değil, meyve ve organik besinlerde alınmış sağlıklı şekerle sağlanmasını savunuyorlar. Beyaz şeker, spor guruları için hem şişmanlığı hem de kötü hastalıkları davet eden zararlı bir yiyecek.AlkolAlkol, spor gurularına göre vücudu, beyni ve cildi yaşlandıran bir içecek. Üstelik alkolden alınan boş kaloriler yağlanmayı ve obeziteyi de davet ediyor. Alkol tüketiminin kesilmesinin zayıflamada büyük rol oynadığını belirten spor guruları sadece ayda bir kez bira içtiklerini açıklamışlar.KızartmaKızartma gıdalar hem daha ucun hem de çabuk erişilmeleri ile spor gurularına göre büyük tehlike içeriyorlar. Başta trans yağ içerdikleri için kansere davetiye çıkaran bu besinler, obezite ve yağlanmanın da sorumlusu olarak gösteriliyor. Spor gurularına göre trans yağ yerine zeytinyağı, fındık yağı, ceviz yağı ve organik tereyağı gibi yağ çeşitlerinin kullanılması en sağlıklısı…Muz ve üzümSpor gurularının bizleri en çok şaşırttığı maddeye geldik. Spor uzmanları bu iki meyvenin aşırı şeker içerdiğini ve yenilmemeleri durumunda bir eksiklik olmayacağı görüşündeler. Bu meyvelerin tok tutmadığını da ekliyorlar.KarbonhidratYediğimiz kraker, ekmek ve kurabiyeler aslında şekerden başka bir şey değil. Spor uzmanları bu yiyeceklerin vücutta önce şekere dönüştüğünü, sonra da yağ haline geldiklerini belirtiyorlar. Karbonhidrat seçiminde, şekersiz ve tam tahıllı olanlardan yana tercih yapmak spor gurularına göre daha sağlıklı bir seçim.
Reklam
Yogaya Hemen Başlamanız İçin 10 Sebep
Stresi bedenden tamamen uzaklaştıran bu mucize egzersiz hakkında bugüne kadar hiç duymadığınız bilgileri sizin için yazdık. İşte yoganın 10 muhteşem faydası...Esneklik sağlarYoga, vücuda esneklik katan en önemli sporlardan biridir. Kasları açan, omurgayı esneten ve kan dolaşımını hızlandıran bu egzersiz, daha elastik bir vücuda sahip olmanıza destek olur.Sakatlanma riski çok düşüktürEğer uzun mesafe koşusu ya da boks gibi zor sporlar yapıyorsanız, kaslarınızın zarar görmesi ve sakatlanma riskinizin ne kadar yüksek olduğunu biliyorsunuzdur. Ancak yogada bu gibi sorunlarla karşılaşma riski çok düşüktür. Son derece sakin hareketlerle yapılan bu egzersiz, vücudu yavaş yavaş güçlendirir ve esnetir.Boyun ağrılarını dindirirStres, fiziksel olarak yapılan ters hareketler, bilgisayar başında çalışma ya da telefonla sürekli konuşma boyun kaslarına zarar verebiliyor. Yogadaki 'köprü' gibi pozisyonlar boynu açar ve ağrı oluşmasını engeller.Vücuttaki tüm stresi atmanıza yardımcı olurYoga, vücuttaki stresi atmanıza yardımcı olan en öneli egzersizlerden biridir. Diğer tüm egzersizler gibi vücutta endorfin (mutluluk hormonu) salgılanmasına destek olan yoga, sizi çok fazla yormaz. Egzersiz esnasında kaslarınız rahatlarken, stresten de arınmış olursunuz.Daha iyi uyumanızı sağlarTüm stresi vücuttan uzaklaştıran yoga, uykusuzluk problemini de çözer. Uykusuzluk problemi genellikle sinirli ve stresli olma durumuyla yakından ilgilidir. Yogadaki 'Pranayama' adı verilen nefes egzersizleri, rahatlamanıza yardımcı olur. Bu egzersizler aynı zamanda 'Yogik uyku' olarak da adlandırılır ve tansiyonu düşürür.Organlarınızın fonksiyonunu iyileştirirYoga, kaslarınızı geliştirirek daha iyi hareket etmenizi sağlar, dolaşım sistemini iyileştirir, nefesinizi düzenler, tüm organlarınızın daha iyi çalışmasına destek olur.Seks hayatını canlandırırTüm vücut kaslarınızın çalışmasına ve güçlenmesine yardımcı olan yoga, seks esnasında bacaklarınızı ve bedeninizi daha rahat hareket ettirmenizi sağlar.Bütçenize zarar vermezYoga yapmayı bir kez öğrendikten sonra spor merkezine gitmeye ve para harcamanıza gerek kalmaz. Kısacası yoga egzersizlerine evde de devam edebilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey ferah bir oda ve yoga matıdır.Zihninizi açarYoga, zihninizdeki kötü düşüncelerden sizi uzaklaştırır ve daha iyi düşünmenizi sağlar. Yoga ile kafanızın içindeki tüm korkulardan ve sizi yıpratan düşüncelerden uzaklaşabilirsiniz. Unutmayın, zihin egzersizi vücut egzersizinden çok daha önemlidir.Yoga aynı zamanda regl öncesi dönemdeki stresi ve hassas dönemi daha iyi geçirmenize destek olur. Yoga eğitmenleri, sinir sistemini iyileştiren, bacak ve beldeki ağrıları önleyen bu egzersizi regl öncesi dönemde mutlaka yapmayı öneriyor.Açlık krizlerini önlerEgzersizi hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde beslenmenize de özen göstermeniz gerekir. Düzenli yoga yapmak, size duygusal istekleriniz ve yemek yeme arzunuz hakkında daha bilinçli davranmanızda destek olur. Yoga, duygusal yemek yeme isteğini bastırır ve acıktığınızda daha doğru yiyecekler seçmenize yardımcı olur.
Pirinçte Kanser Uyarısı Yapan Doktor Görevden Alındı
Edirne'de Kamu Hastaneleri Birliği'ne bağlı Devlet Hastanesi'nde Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Dilek Tucer, düzenlenen basın toplantısında Ergene Nehri'nin suladığı alanlarda yetişen pirinçlerin kansere yol açabileceğini söylediği gerekçesiyle Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından görevinden alındı. Vali Şahin, doktoru açıklamasından dolayı değil, gelişi güzel basına bilgi vermesinden dolayı görevden aldığını açıkladı.EDİRNE - Edirne Devlet Hastanesi’nin belirli aralıklarla çeşitli uzman hekimler aracılığı ile halkı bilgilendirmek amacıyla düzenlediği basın toplantısına katılan Gastroenteroloji uzmanı Dr. Dilek Tucer, 9 Eylül günü basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bilgilendirme toplantısında uzmanlığı olan şifalı otlar adı altında kullanılan bitkilerin, bilinçsiz ve yanlış kullanımından dolayı kanser tehlikesine sebep olabileceğini anlatan Dr. Tucer, daha sonra gazetecilerin sorusu üzerine Ergene Nehri’ndeki kirliliği ve çevresine verdiği zararları, “Trakya bölgesinde Ergene Nehri gibi bir sorun varken sadece otlar açısından değil, diğer yediğimiz ürünler konusunda da büyük bir kanserojen etkisi var. Trakya bölgesi için bu çok önemli bir sorun. Özellikle pirinç üretiminde önde gelen bölgelerden birisiyiz. Otları bir kenara bırakıyorum, pirinçte de neredeyse tüm Türkiye’ye bizden dağıtım yapılıyor. Bir otun nereden ve nasıl toplandığı çok önemli, Ergene’yi özellikle söylüyorum çünkü biz organik tarıma yönelmeye başladık ve gastroenterolojik açıdan da Trakya bölgesinde kolon ve mide kanseri özellikle son yıllarda artmış durumda. Bunda tabi sadece Ergene rol oynamıyor. Çernobil’den etkilenen bölgeler arasında Karadeniz’den sonra Marmara Bölgesi geliyor zaten. Bu konu hakkında aslında bilimsel bir çalışma yok. Türkiye’de bildiğim kadarıyla yapılan iki büyük çalışma var. Bu çalışmalar bir hekim tarafından yapılan çalışmalar değil. Özellikle halk sağlığı uzmanları tarafından yapılan bir çalışmada ve yabancı kaynaklı bir çalışmada da Çernobil faciasının Trakya bölgesindeki etkilerinden çokça bahsedilmekte. Gözümüzle de bunu görüyoruz” diye anlattı.VALİ GÖREVDEN ALDI, SORUŞTURMA AÇTIAçıklamaların basında yer alması üzerine Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Dr. Dilek Tucer hakkında soruşturma açılması talimatını vererek görevinden aldı. Edirne Kamu Hastaneleri Birliği’ndeki tek Gastroenteroloji uzmanı olan Dr. Dilek Tucer yerine Kırklareli’nden bir hekim görevlendirildi.Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Dr. Dilek Tucer’in ‘gelişi güzel basına bilgi vermesi’nden dolayı görevinden aldığını ifade ederek şunları söyledi:“Doktoru görevden aldık, pirinçler kanser yaptığından diye değil. Pirinçler kanser yaptığını hangi bilimsel ortamda açıklanmış ki? Kanser yapmış. Gelişi güzel basına bilgi vermesinden dolayı görevden aldık. Başka bir şey değil. Açıklamalarından dolayı değil. Açıklamaları bilimsel değil. Kendiliğinden bu şekilde açıklama yapması, izin almadan bu işlere giriştiği için görevden aldık. Bu konuyla ilgili çalışma başlattık, bakanlıktan gelen müfettiş çalışmasını sürdürüyor. Kırklareli’nden gelen bir doktor onun yerine göreve başladı.”DOKTORLAR KARARA TEPKİLİEdirne Tabipler Odası Başkanı Dr. Ertuğrul Tanrıkulu ise Dr. Dilek Tucer’in soruşturma tamamlanmadan görevinden alınmasına tepki gösterdi. Tucer’in hekimler arasında gurur kaynağı olan bir hekim olduğunu kaydeden Tanrıkulu, “Öncelikle şunu söyleyeyim, liseden sonra 6 yıl Tıp okuyorsunuz, 4 yıl dahiliye uzmanlığı yapıyorsunuz, 3 yıl da bunun üzerine Gastroenteroloji uzmanlığı yapıyorsunuz. Bakın 13 yıl liseden sonra eğitim alıyorsunuz. Dilek Tucer’in bir basın açıklaması yüzünden görevden alınması bizi gerçekten üzmüştür. Dilek hanımın her zaman yanındayız ve destek veriyoruz. Buradan bir şey de açıklamak istiyorum Kamu Hastaneleri Birliğinin ayda bir açıklaması var bu yönetimin izniyle bir yapılan açıklaması. Zaten yönetim bunu kendisi istiyor. Kamu Hastaneleri Birliği Devlet Hastanesi Hekimlerini ayda bir halkı bilgilendirmek üzere bir toplantıya davet ediyor. Bu son olayda Dr. Dilek Tucer’in yine yönetimin istediği bir mekanda yaptığı bir basın açıklamasıdır. İzinsiz bir basın toplantısı değildir” diye konuştu.MÜFETTİŞ SORUŞTURMAYA BAŞLADIEdirne Valisi Dursun Ali Şahin’in talimatıyla görevinden alınan Dr. Dilek Tucer ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın talep edilen müfettiş kente gelerek incelemeye başladı. Tucer’in hekim arkadaşları da sosyal medya üzerinden tepkilerini dile getirerek soruşturma tamamlanmadan görevden alınması kararını protesto etti. Engin ÖZMEN-Ali Can ZERAY/DHA
Reklam
Düzensiz Adet Sorunlarıyla İlgili 5 Soru ve 5 Cevap
Normal bir adet kanaması düzeni olan bir kadın ortalama 28 günde bir (bu süre bir adet kanamasının başladığı ilk günden, diğer adet kanamasının başladığı ilk güne kadar geçen süredir) kanama görür ve bu kanama 3-7 gün arasında devam eder. İlk günlerde nispeten daha fazla olan kanama yavaş yavaş azalarak en geç 7 günde tamamen biter. Tüm bu adet dönemi boyunca kadın ortalama olarak 40 mililitre kan kaybeder . Bazı kadınlarda ek olarak iki adet kanamasının ortasına denk gelen yumurtlama döneminde birkaç damla süren lekelenme tarzında kanama olabilir. Bu kadınlarda yumurtlama esnasında oluşan bu kanama her ay tekrar eder ve normal dışı bir durum olarak kabul edilmez.Yukarıda anlatılan düzenden her sapma düzensiz kanama olarak tanımlanır . Her düzensizlik tipinin kendine özgü nedenleri ve tedavi şekilleri olduğundan tanı koyma aşamasında kadının doktoruna düzensizliği iyi tarif edebilmesi çok önemlidir.Üreme çağında olan ve aktif cinsel yaşamı olan bir kadında düzensiz kanamanın en sık görülen nedenlerinden biri gebeliğe bağlı oluşan sorunlardır. Bu nedenle düzensiz kanaması olan bir kadında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ‘nın size soracağı ilk soru muhtemelen “gebelik söz konusu olabilir mi?” olacaktır . Etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanıyor olsanız dahi bu yönde incelemeler çoğu durumda yapılır.Kızım erken yaşta adet görmeye başladı, sorun olabilir mi?Anne ortalama olarak kızının 12 yaşında olmasını beklerken kızın 9.5-10 yaşlarında ilkokuldayken ilk adetini görmesi anneyi endişelendirebilir. Bu tür durumlarda fiziksel olarak çocuğun boyu ilk adet kanamasını gördüğü zaman % 97-98 oranında tamamlanmış oluyor . Bu durum erken adet gören kız çocukları için fiziksel bir dezavantajdır. Erken adet gören kız çocuğu bu durumdan ruhsal olarak da etkilenebilir. Sınıfında eğer kendisinden başka hiç kimse adet olmamışsa kendini rahatsız hisseder. Bu durumu önlemek için ailenin kız çocuğuna destek olması ve gerekirse belirli branşlara başvurması gerekir.Adet aralarım çok uzun, neden olabilir?Adet aralarının çok uzun olmasının ilk ve en sık görülen nedeni kişinin heniz daha yeni adet görmeye başlamış olmasıdır. Genç kızlarda 17-18 yaşlarına kadar adet düzeni otururken bu tür geç adet olmaya çok sık rastlanır. Fakat üreme çağı başladığından itibaren olgun bir kadın haline geldikten sonra kadının adet arası çok uzamışsa bunun altında mutlaka bir sorun var demektir. Bunun altında genelde yumurtlama olmaması durumu vardır. Eğer yumurta olmazsa adet kanaması düzenli olmak yerine gelişigüzel olur. Adet kanaması senede bir kaç kere geciken bir kadını örneğin 1 senede 12 yerine 8 adet gören kadının mutlaka jinekoloğa gitmesi gerekir.Hangi yaşa kadar adet görülmezse doktora başvurmak gerekir?16 yaşına kadar kız çocuğunun adet görmesi gerekir. Eğer kız çocuğu 16 yaşına kadar adet görmediyse mutlaka bir jinekoloğa başvurulmalıdır. Bu durumun altında yatan hormonel, genetik nedenler veya anotomik nedenler mutlaka tespit edilmelidir. Ne kadar erken tanı konulursa tedavisi o kadar basittir.Adet düzensizliği hangi durumlarda normal kabul edilir?Düzensiz adet görmeyle hekimler ev başvuran hastalara yapılan ilk şey iyi bir hikaye almak olur. Kişinin yaşı, kişinin yaşadığı farklı hastalıklar veya stresler bunun haricinde kişinin adet düzensizliği dediği şeyin gerçekten adet düzensizliği olup olmadığı araştırılır. Eğer kişi ilk adet görmeden 2 sene sonra hala adet düzensizliği devam ediyorsa o zaman doktora başvurabilir fakat ilk adetten sonra 2 sene boyunca adet düzensizliğinin olması normal bir durumdur. Menapoz dönemine yakın bayanlarda da adet düzensizliği olabilir. Bunlar normaldir.Adet öncesi sendromu normal adet sancısından nasıl ayrılır?Adet döneminde yaşanan hadiseler adetle birlikte geçer fakat adet öncesi sendromda adete yaklaşılan 10 günlük dönem içerisinde giderek kişiyi daha fazla rahatsız eden fiziksel ve ruhsal bulgular oluşur. Fiziksel bulgular arasında memelerde şişme, hastanın karın ağrısı hissetmesi, kilo alma, tansiyon artışı, gözlerde skotomlar, şiddetli baş ağrıları yer alır. Ruhsal olarak da depresyon, kızgınlık, kırgınlık, duygusallık, uykusuzluk, cinsel isteksizlik, duyarsızlık belirtileri sayılabilir. Bunların 10 gün süre ile tekrar eder şekilde görülmesi gerekir. Bulgular kişiden kişiye göre değişebilir.
Türkiye'de Kilo ile Kuantum Üretilecek
Dünyanın en pahalı yüksek teknoloji ürünlerinden olan kuantum noktalarının Türkiye'de de kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde çalışma başlatıldı.Cep telefonundan kanser tanı sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanımı bulunan ‘kuantum noktaların’ kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) çalışma başlatıldı. Bir günde gram ölçeğinde üretimi başaran laboratuvar, yıl sonunda bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretmeyi planlıyor. Çalışmanın ana amacı, özel sektörün dikkatini çekmek.LED televizyonlar ve cep telefonlardaki canlı renkleri, saç kılının 20 binde biri boyutundaki yarı iletken nano kristallere borçluyuz. ‘Kuantum nokta’ adı verilen ve farklı işlevler yüklenebilen parçalar, sıvı ya da toz halde üretilebiliyor. Halen tamamı ithal edilen kuantum noktaların yerli imkânlarla üretimi için Kalkınma Bakanlığı desteğiyle kurulan İYTE Fen Fakültesi laboratuvarlarında bir TÜBİTAK projesi başlatıldı.Dekan Prof. Dr. Serdar Özçelik'in liderliğindeki araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında sıvı ve toz formlarda kuantum noktalar elde edilerek farklı uygulamalarda denenmeye başlandı. Dünyada çok ender olarak üretilen 4 farklı atom bileşeninden oluşan kuantum noktalarını üretmeyi başaran ekip, bu malzemeyi yeni nesil ekran teknolojileri ve kanser tanı kitlerinin geliştirilmesi için kullanmaya başladı. Ekip ayrıca özel bir firma ile ortaklaşa kuantum noktaların endüstriyel kullanımına imkan verecek bir projeye de adım attı.Prof. Dr. Özçelik, kuantum nokta üretiminin dünyada henüz bir iki firma tarafından yapılabildiğini, bu yüksek teknoloji ürününün endüstriyel olarak kullanılabilmesi için bir günde kilogram ölçeğinde üretiminin mümkün olması gerektiğini ifade etti.‘Kilosu 10 milyon dolar’Halen sadece ABD'deki iki yüksek teknoloji şirketinin bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretebildiğini anlatan Özçelik, uluslararası piyasada bu ürünün miligram fiyatının 10 dolar ile 150 dolar arasında değiştiğine dikkati çekti. Özçelik, şöyle konuştu:'Kilogramı en az 10 milyon dolar olan bir maddeden bahsediyoruz. Bu ürünler gündelik yaşamın merkezinde yer alıyor ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde geliştirme ve endüstriyel üretim konusunda projeler yürütülüyor. Biz de özel sektör işbirliğiyle büyük ölçekte kuantum nokta üretimi için çalışmaya başladık. Şu anda bir günde gram ölçeğinde üretim yapar duruma geldik. Hedefimiz yeni aldığımız reaktörlerle yılsonunda günde 1 kilogram kuantum noktası üretebilecek seviyeye gelmektir.'Kuantum noktaların ticarileşmesi için büyük ölçekte üretim yapabilmenin en kritik aşama olduğunu vurgulayan Özçelik, dünyada özellikle yeni nesil ekranlarda kuantum noktaların kullanıldığına işaret etti.Üretilen 100 ekranlık bir televizyonda yaklaşık 10 miligram kuantum nokta kullanıldığını, bunun 100 dolara tekabül ettiğini ifade eden Özçelik, bu televizyonun fiyatının zaten 100 dolar olduğunu, dolayısıyla fiyatların düşebilmesi için yüksek ölçekte üretimin zorunlu olduğunu kaydetti.‘Şirketler yatırım yaparsa 10-20 kat para kazanacak’Yüksek teknoloji ve katma değere sahip üretim yapısına geçmeye çalışan Türkiye için kuantum nokta üretiminin önemli bir fırsat olduğunu savunan Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:'Çok değerli bir ürün olan kuantum nokta üretimi, oldukça karlı bir alan. Çünkü miligramı 10 dolar dediğimiz malın maliyeti aslında bunun binde biri kadar. Bu ürün sadece bilgi ile üretiliyor. Yüksek teknolojiye dayanan tüm ürünler böyle. 100 dolara mal olan bir cep telefonuna bin dolar veriyoruz. Aradaki fark şirketin geliştirdiği bilgi. Nanoteknolojiyle ilgili pek çok pazar araştırması ve öngörü var. Bilimsel analizlere göre şirketler bu alana yatırım yaptıkları zaman 2-3 kat değil 10 - 20 kat para kazanacaklar. Bu konuda bazı firmalarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Nihai hedefimiz İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde kuantum nokta üretiminin yapıldığı bir endüstri tesisi yaratmak. Öncelikle bu işin fizibilitesini yaparak yatırımcıları cesaretlendirmek istiyoruz.Kuantum nokta üretimi konusunda özel sektörün ilgisini çekmeyi ve onların girişimiyle Türkiye'yi bu teknolojide öncü bir konuma getirmek istiyoruz.'Türk sanayisinde genel eğilimin know-how yani teknoloji ithalatı yapmak yönünde olduğunu, teknoloji satan kuruluşların bir ürünün nasıl yapıldığı bilgisini verdiğini ancak 'neden öyle yapıldığı' bilgisini sakladığına dikkati çeken Özçelik, Türkiye'nin nano teknolojiler konusunda teknoloji ithalatçısı olmak yerine teknoloji tasarımcısı olması için çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.Kaynak: AA
Reklam
Rahat Bir Uyku İçin Öneriler
Uykusuzluk problemi çekenler bu yazımıza kulak verin.Uyku problemi ne yazık ki çoğu zaman delirtecek seviyelere gelebiliyor. Özellikle iş ya da okul hayatında çokça sersemlememize, ilgi dağınıklığına sebep oluyor. Biz de sizlerin rahat uyumasına yardımcı birkaç öneri hazırladık.Güzel Bir Uyku İçin Öneriler ;Sıcak bir duşUyumadan önce alacağınız ılık ya da sıcak bir duş sakinlemenize ve gevşemenize neden olacaktır. Duşun ardından rahatlayan vücudunuz uykuya daha kolay dalar.Yastık deyip geçmeyinSöz konusu uyku olduğunda yastık seçimi önemlidir. Çok sert ya da çok yumuşak yastıklar rahat bir uyku açısından pek sağlıklı değil. Uyumadan önce kendinize ve rahatınıza en uygun yastık seçimin yapmalısınız.Tokluk ayarlamasıUyumadan hemen önce ya da geç saatte yediğiniz ağır yiyecekler kabuslar görmenize neden olabilir. Ya da çok aç olduğunuzda uykuya dalmakta zorluk çekebilirsiniz. Uyumadan hemen önce yemek yememeye dikkat edin. Yemek düzeni uykuda önemli.Yatağın önemiYastıkta olduğu gibi yatağınızı da kendinize uygun seçmelisiniz. İlla çok pahalı yataklardan edinmenize gerek yok, ama vücudunuzu yormayan bir yatak tercih etmelisiniz.Düzeninizi bozmayınKendinize bir uyku düzeni belirleyin ve bu saatlerin dışına çıkmamaya çalışın. Vücudunuzun yavaş yavaş bu düzene alıştığını ve uykuya dalmanızın kolaylaştığını göreceksiniz.Hayal kurunYaşınızın kaç olduğu, ya da gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değil. Yastığınıza başınızı koyduğunuzda ;
'Kilosu 10 Milyon Dolar'
Dünyanın en pahalı yüksek teknoloji ürünü kuantum Türkiye'de üretilecek.Cep telefonundan kanser tanı sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanımı bulunan ' kuantum noktaların' kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) çalışma başlatıldı. Bir günde gram ölçeğinde üretimi başaran laboratuvar, yıl sonunda bir günde kilogram ölçeğindekuantum nokta üretmeyi planlıyor. Çalışmanın ana amacı, özel sektörün dikkatini çekmek.LED televizyonlar ve cep telefonlardaki canlı renkleri, saç kılının 20 binde biri boyutundaki yarı iletken nano kristallere borçluyuz. 'Kuantum nokta' adı verilen ve farklı işlevler yüklenebilen parçalar, sıvı ya da toz halde üretilebiliyor. Halen tamamı ithal edilen kuantum noktaların yerli imkanlarla üretimi için Kalkınma Bakanlığı desteğiyle kurulan İYTE Fen Fakültesi laboratuvarlarında bir TÜBİTAK projesi başlatıldı.Dekan Prof. Dr. Serdar Özçelik'in liderliğindeki araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında sıvı ve toz formlarda kuantum noktalar elde edilerek farklı uygulamalarda denenmeye başlandı. Dünyada çok ender olarak üretilen 4 farklı atom bileşeninden oluşan kuantum noktalarını üretmeyi başaran ekip, bu malzemeyi yeni nesil ekran teknolojileri ve kanser tanı kitlerinin geliştirilmesi için kullanmaya başladı. Ekip ayrıca özel bir firma ile ortaklaşa kuantum noktaların endüstriyel kullanımına imkan verecek bir projeye de adım attı.Prof. Dr. Özçelik, yaptığı açıklamada kuantum nokta üretiminin dünyada henüz bir iki firma tarafından yapılabildiğini, bu yüksek teknoloji ürününün endüstriyel olarak kullanılabilmesi için bir günde kilogram ölçeğinde üretiminin mümkün olması gerektiğini ifade etti.'KİLOSU 10 MİLYON dolar'Halen sadece ABD'deki iki yüksek teknoloji şirketinin bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretebildiğini anlatan Özçelik, uluslararası piyasada bu ürünün miligram fiyatının 10 dolar ile 150 dolar arasında değiştiğine dikkati çekti.Özçelik, şöyle konuştu: 'Kilogramı en az 10 milyon dolar olan bir maddeden bahsediyoruz. Bu ürünler gündelik yaşamın merkezinde yer alıyor ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde geliştirme ve endüstriyel üretim konusunda projeler yürütülüyor. Biz de özel sektör işbirliğiyle büyük ölçekte kuantum nokta üretimi için çalışmaya başladık. Şu anda bir günde gram ölçeğinde üretim yapar duruma geldik. Hedefimiz yeni aldığımız reaktörlerle yıl sonunda günde 1 kilogram kuantum noktası üretebilecek seviyeye gelmektir' dedi.Kuantum noktaların ticarileşmesi için büyük ölçekte üretim yapabilmenin en kritik aşama olduğunu vurgulayan Özçelik, dünyada özellikle yeni nesil ekranlarda kuantum noktaların kullanıldığına işaret etti.Üretilen 100 ekranlık bir televizyonda yaklaşık 10 miligram kuantum nokta kullanıldığını, bunun 100 dolara tekabül ettiğini ifade eden Özçelik, bu televizyonun fiyatının zaten 100 dolar olduğunu, dolayısıyla fiyatların düşebilmesi için yüksek ölçekte üretimin zorunlu olduğunu kaydetti.'ŞİRKETLER YATIRIM YAPARSA 2-3 KAT DEĞİL10-20 KAT PARA KAZANACAK'Yüksek teknoloji ve katma değere sahip üretim yapısına geçmeye çalışan Türkiye için kuantum nokta üretiminin önemli bir fırsat olduğunu savunan Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Çok değerli bir ürün olan kuantum nokta üretimi, oldukça karlı bir alan. Çünkü miligramı 10 dolar dediğimiz malın maliyeti aslında bunun binde biri kadar. Bu ürün sadece bilgi ile üretiliyor. Yüksek teknolojiye dayanan tüm ürünler böyle. 100 dolara mal olan bir cep telefonuna bin dolar veriyoruz. Aradaki fark şirketin geliştirdiği bilgi. Nanoteknolojiyle ilgili pek çok pazar araştırması ve öngörü var. Bilimsel analizlere göre şirketler bu alana yatırım yaptıkları zaman 2-3 kat değil 10 - 20 kat para kazanacaklar. Bu konuda bazı firmalarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Nihai hedefimiz İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde kuantum nokta üretiminin yapıldığı bir endüstri tesisi yaratmak. Öncelikle bu işin fizibilitesini yaparak yatırımcıları cesaretlendirmek istiyoruz.Kuantum nokta üretimi konusunda özel sektörün ilgisini çekmeyi ve onların girişimiyle Türkiye'yi bu teknolojide öncü bir konuma getirmek istiyoruz.' Türk sanayisinde genel eğilimin know-how yani teknoloji ithalatı yapmak yönünde olduğunu, teknoloji satan kuruluşların bir ürünün nasıl yapıldığı bilgisini verdiğini ancak 'neden öyle yapıldığı' bilgisini sakladığına dikkati çeken Özçelik, Türkiye'nin nano teknolojiler konusunda teknoloji ithalatçısı olmak yerine teknoloji tasarımcısı olması için çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.Milliyet
Sağlıklı Bir Yaşam İçin Glutensiz Diyete Önem Verin
Diyetinizin çoğu doğal glütensiz yiyecekler ile dolu olmalıdır. Diyetinize glütensiz ekmek, çerezler, şekersiz bisküviler ve makarnalar eklemeyi deneyin.Hangi hastalıkta olan kişilerin glutensiz diyet yapması gerektiğini buradan öğrenebilirsiniz; Glutensiz diyet yapmak zorunda olan hastalıklar.TahıllarBuğday, arpa ve çavdardan kaçının. Kaliteli tahıllar kinoa, mısır veya patatese dayalı ekmekler, glütensiz yulaf, darı, pirinç ve kara buğday içermektedir.SebzelerBütün sebzeler doğal olarak glütensizdirler. Mineral açısından yüksek sebzeler kabak, yeşil fasulye, bezelye, marul, havuç, patlıcan, biber, soğan, brokoli, karnabahar ve patatestir.MeyvelerYeni meyveleri yiyip deneyerek diyetinize çeşitlilik ekleyin. Karpuz, kivi yıldız meyvesi, mango, klementine mandalinası, nar ve kavun gibi meyveler ekleyebilirsiniz.Süt ürünleriKaliteli süt ürünleri sade süt,  peynir, yoğurt, ekşi krema ve lor peyniri içerir. Bazı yoğurtlar glüten içerikli katkılar içerebilir bu yüzden emin olabilmek için etiketlerini kontrol etmelisiniz ve eğer laktoz problemine sahipseniz süt ürünlerini denemek istersiniz fakat bu durum laktoza karşı dayanıksız insanlar için sorun oluşturabilir.FasulyelerFasulyelerin tadını çıkarın! Siyah fasulyeler, lacivert fasulyeler, barbunya, deniz börülcesi ve beyaz fasulyeler etiketlerini kontrol edip çorba üzerinde kullanabilirsiniz ve un katkı maddeleri için konserve fasulyeleri kullanın.BalıkYeniden balıkların üzerlerindeki etiketlere bakmanız gerekecektir. Kaçının. Tava balık filetosu hazırlarken ekmek kırıntılarından kalan beyaz unu kullanın.EtSığır eti, tavuk, domuz ve hindi gibi çoğu et glütensiz olacaktırlar. Etlerin işlenme tabi tutulmuş olmasına dikkat edin. Sosislerde, sosisli sandviçlerde, öğlen yemeklerinde ve diğer paketlenmiş etlerde dolgu malzemelerinin buğday bazlı olduğunu anlamak için etiketlere dikkat edin.
Reklam
Erkeklerin Ameliyat Yapması Yasaklandı
Terör örgütü IŞİD son uygulamasıyla yine tepki çekti. Örgüt bu kez kadın hastaları erkek doktorların ameliyat etmesini yasakladı. Yasağa uymayanları ağır cezalar bekliyor.IŞİD Musul'da yapılacak bütün hastanelerde erkek doktorların kadınları ameliyat etmesini yasakladı.Musul İl Genel Hastanesi'nden Dr. Seit Mecid'in BasNews'e verdiği bilgilere göre IŞİD bütün hastanelere gönderdiği yazıda erkek doktorların kadınları ameliyat etmesinin yasak olduğunu duyurdu. Yapılan açıklamada, şeriat kurallarına göre yapılan bu yasağı çiğneyenlerin cezalandıracağı bildirildi.Star gazete
Ölü Bedeni Diriltilmek Üzere Dondurulup Saklanacak!
Geleceği öngören bu işlem Emre Özerginli'nin vefatı halinde ölü bedeni, tıbbın çok elverişli bir seviyeye ulaşacağı zamana kadar diriltilmek üzere -196 derecede, tüm tıbbi ihtiyaçları karşılanacak şekilde dondurulup saklanacak.A.B.D'nin Arizona eyaletinde bulunan Alcor Life Extension Foundation (Alcor Yaşam Uzatma Vakfı) kurucusu olan Prof.Dr.Jerry Lamber tarafından yapılan açıklamada Emre Özerginli'nin cansız bedeni Hibernasyon (crynonics) metodundan faydalınarak, dondur, bekle, canlandır yöntemiyle hayata döndürülmeye çalışılacak.Peki böyle bir işlem işlem başarıya ulaşabilir mi? Daha önce böyle bir işlem gerçekleşti mi? Araştırdık ve;Dr.Paul Segal 1992 yılında California Üniversitesi'nde Beagle cinsi köpeğini gerekli tıbbi şartları oluşturup dondurduktan sonra tekrar diriltmeyi başarmış ve bu deney bilim insanları için o günden beri büyük bir ıspat sayılıyor.Köpeğin kanı çekildikten sonra dondurulup, 70 dakikalık klinik ölümün ardından, kanı tekrar damarlarına enjekte edilerek oda sıcaklığına geri getirilmiş ve üç buçuk yaşındaki köpek hayata geri döndüğünde tam karakteristik özelliklerini olduğu gibi taşıyordu.Alışkanlıklarını, huyları değişmemişti.Bu da hayvanın hafızasınında yerinde olduğunu göstermiştir.İlginç olan bu olaydan binyıllar öncesinde, Mısır mezarlarından çıkan mumyaların hepsi de bedensel geri dönüş için hazırlanmış gibiydi.Mezar odalarından çıkan mumyalanmış bedenlerin kusursuz bir biçimde olması ve mezarın ötesindeki bir hayata ulaşma inancı da buradan mı geliyor? Yoksa bir ölünün para, mücevher ve sevdiği eşyalarla ne işi olabilirdi ki?Üstelik ölen kişinin yanına,canlı gömüldükleri kuşkusuz olan hizmetçiler verilmesi, bütün hazırlıkların eski hayatın, yeni bir hayatta devam etmesi için yapıldığını gösterir.O yıllarda bile şimdi olduğu gibi bedensel canlanmayı bu insanların aklına nereden gelmişti? Ölü bedenin binlerce yıl sonra diriltilebilmesi için vücut, organizmayı oluşturan organların çok emin bir yerde ve çok iyi bir biçimde korunması gerektiği düşüncesi nasıl ortaya çıkmıştı?Bu konuda ciddi araştırmaları bulunan fizikçi, astronom ve aynı zamanda biyolog olan Robert C.Ettinger, 1965 yılında yayınladığı 'The Prospect Of Immortality' (Ölümsüzlük Umudu) adlı kitabında, insan organizmasını oluşturan organların hücrelerini tıp ve biyoloji açısından birkaç milyar kere yavaşlatılarak yaşayabileceği bir dondurma yolu gösteriyor.Bu düşünce günümüzde ütopik ve imkansız gibi görünebilir, ancak Dünya yüzeyinde bulunan büyük kliniklerde insan organlarını, kemiklerini, kanını donmuş olarak saklayabilen organ bankaları bulunmaktadır.Ayrıca canlı hücrelerde sıvı nitrojen ısısında sonsuza kadar korunabilmektedirler.Ayrıca A.B.D'de uzay tasarıları gereğince, astronotları uzak yıldızlara yapılacak yolculuklarda dondurma işiyla gayet ciddi olarak uğraşmaktadırlar.14 Ocak 2004 yılında A.B.D eski başkanı G.W.Bush Ay'a gidilmesini öngören uzay programını başlatmasıyla kendisinin ve Emre Özerginli'nin Ay'dan bu kadar büyük toprak sahibi olmalarının bu konuyla bir ilgisi olabilir mi?Konuyla ilgili söyleyeceğim Emre Özerginli bu tür bilimsel gelişmelere yatırım yapan başka iş adamlarının olduğunu zannetmiyorum.Çünkü konunun detaylarına indikçe Emre Bey'in akılalmaz projeleri ve bunun yanında akılalmaz bağlantıları ortaya çıkıyor.Umarız Emre Bey de dahil, gelecekte dondurulmuş mezarlıklarda, tıp biliminin ölüm nedenlerine çare bulması için bekleyen dondurulmuş insanları yeniden hayata döndürürler..
Reklam
Yaşlanmayı Yavaşlatan Gen Keşfedildi
ABD'li bilim insanları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfetti. Araştırmacılara göre, meyve sineklerinde ömrü uzatan gen, insan vücudunda da aktif hale getirilebilir.University of California Los Angeles (UCLA) araştırmacıları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfettiklerini duyurdu. Meyve sineklerinde AMPK adı verilen bir geni aktif hale getiren araştırmacılar, sineklerin yaşam süresini yüzde 30 artırmayı başarırken, daha sağlıklı hale gelmerini sağladı.Araştırmada yer alan biyolog David Walker, 'Sineklerin bağırsaklarında veya sinir sistemlerinde geni aktif ettiğimiz zaman, genin aktif hale getirildiği organ sisteminde yaşlanma etkilerinin yavaşladığını gördük' ifadesini kullandı.Discovery News'in haberine göre, insanlar meyve sineklerinde yer alan gene sahip ancak gen etki gösterecek derecede aktif kullanılmıyor. Araştırmacılar, genin bağırsaklar gibi kolayca ulaşılabilen bir organda aktif hale getirilmesi halinde, yaşlanmanın etkilerini de ortadan kaldırabileceklerini düşünüyor. Yaşlanmanın, insan beyni için de geciktirilebileceği ve ileri yaşla gelen rahatsızlıkların da önüne geçilebileceği öngörülüyor.Walker, AMPK genini aktif hale getiren ilacın, tip 2 diyabet hastaları için kullanılan metformin olduğunu belirtti. Walker, 'Yaşlanmayla beliren ve güçlenen Parkinson, Alzheimer, felç ve şeker hastalığı gibi rahatsızlıklara teker teker odaklanmak yerine, yaşlanma sürecinin önüne geçilerek tüm hastalıkları yavaşlatıcı bir çözüm bulunabilir' ifadesini kullandı.Yaşlanmayı 'erteleyen' tedavinin sonuca ulaşması için yıllar gerektiğini söyleyen Walker, gerçekçi bir hedef belirlediklerini söyledi.Kaynak: Al Jazeera
Tanrılar Okulu’nun Yazarı Stefano D’Anna Hayatını Kaybetti
Dünyada uzun süre best seller olan 500 binin üzerinde satan “Tanrılar Okulu”nun yazarı Stefano D’Anna İtalya Como’da hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gördüğü belirtilen D’Anna’nın cenaze töreninin Como’da yapılacağı öğrenildi.Türkiye’de de best seller olan kitabın yazarı D’Anna ve kardeşinin davası da bir dönem çok konuşuldu. İlk olarak 'da basılan varoluş üzerine felsefi bir roman olan ‘Tanrılar Okulu' kitabını paylaşamayan iki kardeş, mahkemede karşı karşıya gelmişti.İtalya'da 2002 yılında yayınlandıktan sonra Türkçe'ye çevrilen ve 2004’ten beri Türkiye'de 200 binin üzerinde satan 'Tanrılar Okulu' kitabına ilişkin Prof. Stefano D'Anna'ya kardeşi Ellio D'Anna, kitabı kendisinin yazdığını öne sürerek dava açmıştı. Davacı, Prof. Stefano D'Anna'nın mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ve kendileri haksız rekabete uğradığını, telif haklarına tecavüz edildiğini iddia etmişti.
İnce ve Feminen Yüze Sahip Olanların Sperm Kalitesi Daha Yüksek
İspanya, Avustralya ve Colombiya’dan bilim insanlarının gerçekleştirdiği yeni bir araştırma maskülen, geniş ve köşeli yüzlere sahip erkeklerin sperm kalitelerinin ince ve feminen görünümlü yüzlere sahip hemcinslerinden daha düşük olduğunu gösterdi.Bilim adamları Evolutionary Biology dergisinde yayınladıkları çalışma için Valencia Üniversitesi’nden 50 erkeğin sperm kalitelerini inceledi ve sper örneği veren tüm deneklerin görünümlerinin “Ne kadar maskülen” olduğunu yüz genişliği, çene hatları ve burun şekli gibi kriterlere dayanarak puanladı.Araştırma neticesinde “Maskülenlik” konusunda düşük not alan deneklerin sperm kalitelerinin diğer deneklerden belirgin bir oranda daha yüksek olduğu görüldü. Uzmanlar bu etkinin fazla testesteron hormonunun sperm üretimini sekteye ...devam: 365haber.org/sağlık
Reklam