Dünya genelinde hızla yayılan sağlık trendleri, bazen binlerce yıllık geleneklerin modern bilimle harmanlanmasıyla yeniden şekilleniyor. Son dönemde dijital platformlarda fırtınalar estiren sıcak su içme alışkanlığı, bir sosyal medya akımından çok daha fazlasını vaat ediyor. Geleneksel Çin Tıbbı’nın (GÇT) köklü alışkanlıklarından biri olan bu uygulama, günümüzün modern tıp dünyasında da sindirim sisteminden sinir sistemine kadar geniş bir yelpazede karşılık buluyor. Uzmanlar buzlu suların yerini ılık bardaklara bırakmasının vücudun biyolojik saati için bir dönüm noktası olabileceğini vurguluyor.Detaylar 👇Kaynak
Kronik iltihaplanma, kalp-damar hastalıklarından metabolik bozukluklara kadar birçok ciddi sağlık sorununun temelinde yer alıyor. Uzmanlar, bu süreci kontrol altına almada beslenmenin belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekiyor. Son araştırmalar ise antioksidan açısından zengin tart vişne suyunun, iltihapla mücadelede öne çıkan doğal desteklerden biri olabileceğini öne sürüyor.
Florida Atlantic Üniversitesi’nde yürütülen yeni bir araştırma, günlük beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlara göre özellikle aşırı işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi, kalp-damar hastalıkları riskini ciddi ölçüde artırıyor.Detaylar içeriğin devamında...
İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olarak tanımlansa da, her bireyin dış dünya ile kurduğu bağın niteliği ve niceliği farklılık gösterir. Bazıları geniş sosyal çevrelerde çiçek açarken, bazıları için yalnızlık bir tercih veya huzur durağı olabilir. Modern psikoloji, arkadaş yokluğunu tek başına patolojik bir durum olarak değil, bireyin içsel ihtiyaçları ve bu durumu nasıl algıladığı üzerinden değerlendirir. Peki hayatımızda arkadaşların olmaması tam olarak ne anlama gelir?Detaylar 👇Kaynak
Tıp dünyası 2026 yılının Şubat ayını onkoloji alanında on yıllardır süregelen çabaların meyvesini vermeye başladığı tarihi bir dönem olarak kaydediyor. Laboratuvar ortamındaki mucizevi sonuçların insan kliniklerine taşındığı bu kritik süreçte, özellikle pankreas ve kolon kanseri gibi tedavisi en güç türlerde elde edilen veriler, kanserin artık 'çaresiz bir hastalık' olmaktan çıktığını müjdeliyor. Bilim insanları bağışıklık sistemini bir avcıya dönüştüren yeni nesil aşılar ve hücre mühendisliği yöntemleriyle ölümcül tümörlerin genetik kodunu çözmeyi başardı.Detaylar 👇
Rehberliğinde Yanılmak mı, Tarafsız Bir Zihne Yaslanmak mı?Son günlerde bir arkadaş sohbetinde kendimizi beklenmedik derecede derin bir tartışmanın içinde bulduk:“Yapay zeka ileride hangi mesleklerin sonunu getirecek?”Konu dolandı ve geldi terapist ve psikolog ve aile danışmanlarına. Malum son zamanlarda çoğu insanı yapay zekadan akıl alırken görüyoruz. Benim kızım da buna dahil. Benim de ara sıra akıl almak için başvurduğum bir adres tabi. Peki asıl soru şu,Yapay zeka psikolojik konular söz konusu olduğunda insana ne derece doğru destek verebilir?
Kış aylarında hastalanmamak için, bağışıklığımızı desteklemek gerekiyor. Bağışıklığın en büyük anahtarı da elbette C vitamini. Portakal da C vitamini denince akla ilk gelen meyve oluyor. Fakat bazı meyve ve sebzeler de C vitamini açısından oldukça zengin! İşte C vitamini bombası olan o gıdalar.
Uykusuzluğun bedensel ve zihinsel sağlık üzerindeki etkileri artık kimse için sürpriz değil. Ancak yeni yayımlanan kapsamlı araştırma, uyku düzenindeki küçük alışkanlıkların yaşam süresini ciddi ölçüde etkileyebildiğini gösteriyor. Özellikle saat kaçta uyunduğu ve kaç saat dinlenildiği konusu öne çıkıyor.Kaynak
Herkesin geceleri alışkanlık hâline getirdiği uyku pozisyonları var. Ancak bazı pozisyonlar sandığımız kadar masum değil. Son dönemde uzmanların özellikle dikkat çektiği yüzüstü uyuma şekli, pek çok sağlık problemini beraberinde getiriyor. Nefes kalitesinden omurga sağlığına kadar pek çok alan etkileniyor. Üstelik çoğu kişi sabah yaşanan ağrıların kaynağını fark etmiyor.Kaynak
Kanserle mücadelede kendimizi çoğu zaman çaresiz hissetsek de modern tıp ve bilimsel araştırmalar bize çok daha güçlü bir hikaye anlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayımlanan güncel bir analiz, küresel boyuttaki kanser vakalarının üçte birden fazlasının aslında önlenebilir olduğunu ortaya koydu. 2022 yılı verilerine göre teşhis edilen yaklaşık 19 milyon yeni vakanın %38’i, tamamen değiştirilebilir 30 farklı risk faktörüne dayanıyor.Detaylar 👇Kaynak
İşletmelerin kapısından adım attığımızda bizi karşılayan o sihirli kelime: 'Misafirimizsiniz.' İlk bakışta kulağa hoş gelen, aidiyet hissi uyandıran bu hitap şekli, derinlemesine incelendiğinde etik ve mantıksal bir paradoksu beraberinde getirir. Zira binlerce yıllık kadim 'misafirlik' kültürü, karşılıksız ikram ve gönül rızasına dayanırken; modern işletmecilik, karlılık ve faturalandırma üzerine kuruludur.
Daha uzun yaşamak isteyen herkesin aklındaki soru aynı. Gerçekten yoğun egzersiz şart mı? Yeni araştırmalar, beklentilerin çok altında kalan sürelerin bile sağlık üzerinde etkili olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik sonuçlar milyonlarca kişiden toplanan verilerle destekleniyor. Hareket etmeyenler için tablo sandığımızdan daha umut verici.Kaynak
Balıkla yoğurdun birlikte tüketilmeyeceği meselesi mutfak kültürümüze yerleşmiş durumda bildiğiniz üzere. Balık restoranlarının içecek listelerinde ayran bulunmuyor. Fakat balığın yanında haydari, köpoğlu gibi yoğurtlu mezeler servis ediliyor. Peki bu olayın aslı ne?Yemek ve mutfak ile ilgili verdiği bilgilerle pek çok konuda aydınlanma yaşatan Uzman Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu, 'Yoğurt ve balık birlikte tüketilir mi?' tartışmasına son noktayı koydu.
Su vücudumuzun temel ihtiyaçlarının başında geliyor. Sağlıklı bir yaşam için, her gün belirli bir miktar su içmek gerekiyor. Bugün herhangi bir rahatsızlık için doktora başvurduğumuzda hepsinin tavsiyesi yeterli miktarda su içmemiz oluyor. Su, vücudumuzun düzgün çalışabilmesi için gerekli olan bir bileşen ve bu yüz su tüketimi, hayati bir öneme sahip. Peki günde ne kadar su içmeliyiz?Bu. miktar herkese göre değiştiğinden bulduğumuz yanıtlar biraz kafa karıştırıcı. Bir eczacı günde ne kadar su içmemiz gerektiğini basit bir matematik formülü ile anlattı.
Birinin size doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak, bazen sadece bir his değil, bilimsel verilere dayanan bir gözlem sürecidir. Uzmanlar, yalan söyleyen bireylerin farkında olmadan verdikleri fiziksel ve sözel sinyallerin, dürüstlüğü sorgulanan anlarda paha biçilemez ipuçları sunduğunu belirtiyor.Detaylar 👇Kaynak: 1, 2, 3
Sağlıklı yaşam denildiğinde genellikle katı ve değişmez kuralların hüküm sürdüğünü düşünürüz. Ancak biyolojik saatimiz ilerledikçe 'doğru' bildiklerimiz radikal bir evrim geçirebilir. Son dönemde yapılan araştırmalar, et tüketen bireylerin 100 yaşını görme ihtimalinin vejetaryenlere oranla daha yüksek olabileceğini göstererek beslenme dünyasında ezberleri bozan bir tartışma başlattı. İlk bakışta şaşırtıcı görünen bu bulgunun temelinde, yaşlanma biyolojisinin karmaşık dinamikleri ve ileri yaşta vücudun değişen yapısal ihtiyaçları yatıyor.Detaylar 👇Kaynak
Anne sütü yıllarca yalnızca besin olarak tanımlandı. Kalori, yağ ve protein dengesine indirgenen sade içerik gibi ele alındı. Fakat laboratuvar verileri farklı hikaye anlatıyor. Anne sütü sabit değil, canlı ve tepkisel yapı sergiliyor. Hatta karşılıklı iletişim kuran sistem gibi çalışıyor.Kaynak
Başkası adına utanma hissi çoğu kişiye fazlasıyla tanıdık geliyor. Dizide izlenen sahne, kalabalık ortamda yapılan talihsiz hareket ya da sosyal medyada denk gelinen garip anlar aynı etkiyi yaratabiliyor. Olayın merkezinde olmadan rahatsızlık hissi ortaya çıkıyor. Yüz kızarıyor, kasılma yaşanıyor, bakışlar kaçıyor. Psikoloji alanında dikkat çeken nokta ise duygunun kaynağı.Kaynak
Gün içinde saatlerce oturmak artık hayatın parçası. Ofiste, evde, koltukta ya da masa başında geçirilen zaman giderek artıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, oturmanın tek başına sorun olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Asıl fark yaratan unsur, otururken zihnin neyle meşgul olduğu. Aynı pozisyonda geçirilen süre, beyin açısından bambaşka sonuçlar doğurabiliyor.Kaynak
Tarkan’ın bir şarkısında dediği gibi: “Unutmamalı güzel günleri, değer bilmeli, incitmemeli…”Belki de son günlerde Tarkan konserlerinin bu kadar etkiliyor olmasının nedeni tam olarak burada yatıyor. Çünkü artık güzel günler, kendiliğinden akan bir zaman değil; bilinçli olarak hatırlanması, korunması ve sahip çıkılması gereken kırılgan bir hâl gibi duruyor karşımızda.