onedio
article/comments
article/share
Haberler
Avrupa Harmoniyle Büyürken, Türkiye Neden Sanatsal Bir Halüsinasyonun İçinde?

etiket Avrupa Harmoniyle Büyürken, Türkiye Neden Sanatsal Bir Halüsinasyonun İçinde?

Avrupa’da müzik bir “aktivite” değildir; bir hayat pratiğidir.

İnsanlar müziği sonradan öğrenmez, onunla büyür. Kilisede, sokakta, okulda, törende… Müziğin kendisi vardır. Dini ritüelin içinde vardır, gündelik hayatın içinde vardır, kamusal alanın dokusunda vardır. Çocuklar kulağını armoniye, çok sesliliğe, birlikte üretmeye alıştırarak yetişir. Bu yüzden Avrupa kültürü yalnızca müzikal değil, duygusal olarak da harmonize bir kültürdür.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Bizde ise durum tam tersidir.

Bizde ise durum tam tersidir.

Türkiye’de sanat, özellikle müzik, tarihsel olarak hayatın merkezine yerleşememiştir. Eğitim sisteminde yoktur, kamusal politikada zayıftır, gündelik yaşamın doğal bir parçası değildir. Sonuç olarak toplum, sanatı “ya elit bir lüks” ya da “boş zaman eğlencesi” olarak görmeye programlanmıştır. Sanat bir ihtiyaç değil, bir süs olarak algılanmıştır.

Ve bu algı, çok ağır bir sonuç doğurmuştur:

Türkiye’de homojen bir sanat bilinci hiç oluşamamıştır.

Homojenlikten kastım tek tiplik değil; ortak bir altyapı, ortak bir referans, ortak bir estetik sezgidir. Avrupa’da insanlar Bach’ı sevmek zorunda değildir ama Bach’ın ne olduğunu bilir. Bizde ise çoğu zaman sanatın ne olduğu bile muğlaktır. Bu yüzden de sanat, toplumun tamamına yayılmak yerine belli bir elit zümrenin ilgi alanı olarak kalmıştır.

Çoğunluk ise başka bir yere yönelmiştir.

Sanatsal altyapıyla yetişmeyen bir toplum, ister istemez kendisine benzeyeni yüceltir. Derinlik gerektirmeyeni, emek istemeyeni, içi boş ama parlak olanı… Bugün televizyonda ve sosyal medyada “sanatçı” diye sunulan birçok figürün arkasında hiçbir estetik formasyon, hiçbir kültürel birikim, hiçbir disiplin yok. Ama buna rağmen büyük bir “değer” atfediliyor.

Çünkü bu insanlar gerçekten iyi oldukları için değil, toplum başka bir şeyi ayırt edebilecek donanıma sahip olmadığı için parlatılıyor.

Bu noktada yaşanan şey bir tercih değil, bir algı halüsinasyonudur.

Bu noktada yaşanan şey bir tercih değil, bir algı halüsinasyonudur.

İçi boş olan şeyler, sürekli tekrar edilerek “önemli” hale getiriliyor.

Niteliksiz olan, görünürlükle nitelikliymiş gibi sunuluyor.

Ve zamanla bu durum normalleşiyor.

Oysa sanat, sadece eğlendirmek için var değildir.

Sanat, toplumu bir arada tutan görünmez bağlardan biridir.

Ortak duygu üretir, ortak hafıza yaratır, ortak bir dil kurar.

Mustafa Kemal Paşa boşuna söylememiştir:

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Bu söz, sadece bir estetik uyarı değil, sosyolojik bir teşhistir.

Sanat yoksa ortak duygu yoktur.

Ortak duygu yoksa ortak kültür yoktur.

Ortak kültür yoksa da herkes kendi yankı odasında yaşar.

Bugün Türkiye’de yaşadığımız tam olarak budur.

Gerçek sanat, küçük bir çevrede yaşatılmaya çalışılırken; büyük kitleler, sanatsal anlamda içi boş üretimlerin peşinden sürükleniyor. Bu da sanatı can çekişen, yalnız, savunmasız bir alana dönüştürüyor.

Sorun yeteneksiz insanlar değil.

Sorun, yeteneği ayırt edemeyen bir sistem.

Ve bu sistem, bireylerin hatası değil;

yıllar boyunca ihmal edilmiş kültür politikalarının, eksik bırakılmış sanat eğitiminin ve sanatı “gereksiz” gören zihniyetin sonucudur.

Sanat homojenleşmediği sürece, toplum da asla gerçekten birleşemeyecek.

Ve biz, sanatı yaşamadığımız sürece, sadece onun kötü taklitleriyle oyalanmaya devam edeceğiz.

Instagram

X

Linkedln

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
3
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam