onedio
Hayatın Bir Zevk Haline Dönüşebileceği, Dünyanın En Yaşanabilir 21 Şehri
Bazı şehirlerde yaşamak şartlarına göre diğerlerine nazaran daha kolay. Global bir danışma firması olan ECA International en yaşanılabilir şehirler için bir liste yapmış. Objektif bir şekilde, yaşam kalitesi, sağlık hizmetleri, barınma, iklim, kamu hizmetleri, sosyal aktivite imkanları, internet hizmeti, altyapı, politik tansiyon gibi önemli faktörleri göz önünde bulundururak liste oluşturulmuş.
"Galatasaray'ın Hisselerini Biri Topluyor"
Galatasaray eski 2. Başkanı Işın Çelebi, genel kurulun, imtiyazlı hisse satışını reddettiğine dikkat çekti, Ünal Aysal dönemindeki planın 3-5 ay sonra yeniden masaya geldiğini belirtti. Çelebi, “Birisi bu hisseleri topluyor” diye konuştu.Galatasaray’da önceki gün gündeme gelen ama kısa süre sonra kulüp tarafından yalanlanan Sportif A.Ş. hisselerinin yüzde 14’üne denk gelen ‘Altın Hisse’nin satımına ilişkin iddia camiada da geniş yankı buldu.Kulüp üyeleri bu duruma bir hayli tepki gösterirken, eylül ayında divan kurulunda oybirliği ile reddedilen ve Ünal Aysal’ın istifasına kadar yol açan sürecin şu anki yönetim tarafından gündeme getirilmesi eleştirildi.Milliyet ’e konuşan eski Maliye Bakanı ve Galatasaray eski 2. Başkanı Işın Çelebi, “Bu Galatasaray’ın namusudur. Galatasaray’ın ruhuna, gelenek ve göreneklerine aykırı bir çalışma. Eylülde reddediliyor ama 3-5 ay sonra yine masaya getiriliyor” dedi.Sportif A.Ş.’de Esas Sözleşme’de değişikliğe gitmeden A tipi hisselerin satılamayacağını belirten Çelebi, “Gerekli izinler ve 60 gün önceden ilan verilmesi şart. Ama bu bile değişiklik için yeterli değil. Genel kurul istemezse olmaz” yorumunu yaptı.A tipi hisselerin satılmasının büyük riskler doğuracağını aktaran Çelebi, “Finans mühendisliği ciddi bir iştir. Aldım-sattım diye olmaz. A Tipi, imtiyazlı hisseler. Bunların elden çıkarılması ile imtiyaz hakkı yitirilebilir. Şu ortamda B veya C hisseleri satılabilir. Şu anki yönetim Ünal Aysal operasyonunu devam ettirmek istiyorlar. Galatasaray’ın hisseleri 400 liradan 19 liranın altına düştü. Fenerbahçe hisseleri ile başa baştı. Ama bugün Galatasaray hisseleri neredeyse 4’e 1 oranında. B hisseleri yüzde 68’den yeni satışla yüzde 55’e düşecek. Ancak birisi bu hisseleri topluyor. Nedense hiç yükselmiyor” diye konuştu.Satıyoruz ama!B grubu hisselerden yüzde 14’ünün satılacağını belirten sarı-kırmızılı bir yönetici, “Altın hisse deniliyor ama Galatasaray’ın elinde altın hisse yok. Ya A grubu ya da B... A grubu hisseleri yüzde 25 oranındadır ve kulübün elindedir. Bu kesinlikle devredilemez. B Grubu ise halka açık hisseler... Şu an yüzde 31.6 halkın elinde. Bu yeni satışla beraber yüzde 45 olacak. Bu rakam bir kişinin elinde toplansa dahi yönetimde temsil edilemiyor. Ayrıca Sportif AŞ’yi zarardan kurtarıp kâr yapması için yapılmış bir operasyon olmayacak” dedi.CNN Türk
30 Yıl Sonra Yurtdışına Vagon Sattık, 25 Milyon Lira Zarar Ettik
Sayıştay’ın 2013 Denetim Raporu’na göre Türkiye Vagon Sanayi AŞ (TÜVASAŞ), 30 yıl sonra yapılan vagon ihracatı devleti 25 milyon lira zarara uğrattı.İhracat Bulgaristan Demiryolları’nın (BDZ) siparişiydi. Türkiye Vagon Sanayi Anonim Şirketi'nde (TÜVASAŞ), yaptığı hata nedeniyle 2012 ve 2013 yılında Bulgaristan’a toplamda 75,1 milyon TL’ye satılan 30 vagon için, 88,6 milyon TL harcama yaptı. Vagonların satışından kaynaklanan 13,5 milyon TL zarar ile birlikte şirket 4 milyon euro tutarında gecikme cezası ödedi. Raporda “Proje tutarı 32 milyon 205 bin Euro olan BDZ siparişi yaklaşık 25 milyon TL gibi büyük bir zarar ile sonuçlandı. Zararın oluşmasında gerek sözleşme gerekse üretim sürecindeki (2010-2012 arası) idari bilgi ve deneyim eksiklikleri ile proje sürecinin gerekli özenle yönetilememesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.” denildi.SONUÇLAR 2013'E YANSIDISayıştay Başkanlığı tarafından TÜVASAŞ 2013 Yılı Denetim Raporu’ tamamlandı. Şirket, 2013 yılı maliyet ve gider artışları, hâsılat ve kâr artışlarına kıyasla önemli ölçüde artış göstererek ve çalışma dönemi 21,3 milyon TL zararla kapandı. 2013 yılında ortaya çıkan zararda önemli etkisi olan Bulgaristan Demiryolları siparişi 30 adet vagon üretimi zararının, esas itibariyle önceki dönemlerde yapılan işletmecilik ve planlama hatalarının bir sonucu olarak meydana geldiği belirtilen raporda, “Bu konuda maliyet analizlerinin gerektiği gibi yapılmaması, üretimde kullanılacak malzemelerin maliyeti yüksek banka kredileri yoluyla finanse edilmesi, üretim, alım, malzeme yönetimi ve nakit planlamalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmemesi, üretim programı hedeflerinin (özellikle 2011 yılında) büyük ölçüde sapması, vagonların zamanında teslim edilememesi nedeniyle gecikme cezalarına maruz kalınması önemli boyutta zarara yol açmış ve bunun sonuçları 2013 yılına yansımıştır.” ifadelerine yer verildi.2008'DE İŞTİRAK ETTİTÜVASAŞ, Bulgaristan Demiryolları Genel Müdürlüğü’nün (BDZ) açtığı 30 adet yataklı vagon temini ihalesine 11 Nisan 2008 tarihinde iştirak etti. Şirket, tanesi bir milyon 73 bin 500 Euro olmak üzere 30 adet vagon için 32 milyon 205 bin Euro teklif verdi. Bulgaristan Demiryollarının Genel Müdürlüğü 28 Mayıs 2008 tarihinde şirkete bir yazı göndererek, yapımla ilgili çeşitli teknik soruların cevaplandırılmasını istedi. TÜVASAŞ cevabi yazısında üretimde kullanılacak malzemelere ilişkin tedarikin teknik şartnameye uygun, Uluslararası Demiryolları Birliği’nin (UIC) standartlarında üretim yapan, ulusal ve uluslararası firmalardan temin edileceğini belirtti. Bulgaristan Demiryollarının Genel Müdürlüğü’nün 6 Ekim 2008 tarihli yazısı ile ihaleyi TÜVASAŞ kazandı. TÜVASAŞ ile Bulgaristan Demiryolları arasında tanesi bir milyon 73 bin 500 Euro teklif birim fiyat üzerinden 30 adet yataklı vagon yapımı için 17 Aralık 2010 tarihinde 32 Milyon 205 bin Euro bedelli sözleşme imzalandı. Sözleşme bedelinin yüzde 31,8’i oranında 10 Milyon 225 bin 087 Euro tutarındaki avans 3 Ekim 2011 tarihinde şirkete ödendi ve sözleşme bu tarih itibariyle yürürlüğe girdi. Yataklı vagonların teslimatı 3 Ocak 2011 tarihi itibari ile 17. ayda (2012 Temmuz) 12 vagon, 18. Ayda (2012 Ağustos) 8 vagon ve 24. ayda (2012 Aralık) 10 vagon olarak belirlendi. 2012 yılında bütün işlemleri tamamlanan vagonlar için test işlemlerinden dolayı teslimat süresi gecikmiş ve teslimatı sarktı. Vagonların teslimi gecikmeli olarak 30 Nisan 2013 tarihinde tamamlandı.ZARAR DENEYİM EKSİKLİKLERİ İLE PROJE SÜRECİNİN GEREKLİ ÖZENLE YÖNETİLEMEMESİNDEN KAYNAKLANDIVagonların imalatları bitirilmesine rağmen sözleşmede yer alan bir kısım hususların gerçekleştirilmesinde sorunlar yaşandı. Bunlardan en önemlisi, yapılan sözleşmede yer alan ve Avrupa Birliği’nin yolcu vagonları için 2011 yılında öngördüğü TSI şartlarının tedarikçi firmaların bu şartları sağlamada yetersiz kalması ve sertifika alımında yaşanan gecikme. Diğer bir neden de sözleşme gereği vagonların 176 km/h (160 km/h + yüzde 10) hıza uygun olma şartı. Vagonlar üretildikten sonra hız testi için uygun yol ve lokomotif bulunmaması nedeniyle lokomotif temininde yaşanan zorluklar teslimde gecikmede etkili oldu. Sayıştay raporunda tüm bu olumsuzlukların, basiretli bir tüccar olarak, şirketin söz konusu ihaleye girmeden önce dikkate alması gereken öngörülebilecek hususlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulandı.BDZ şirketi için üretilen yataklı vagonların satışı ile ilgili olarak gerçekleşen satış maliyetinin 88 milyon 668 bin TL olduğu ifade edilen raporda, “Satış hâsılatının ise 75 milyon 139 bin TL olduğu ve bu satış neticesinde 13 milyon 528 bin TL zarar oluştuğu tespit edilmiştir. BDZ şirketince, vagonların TSI standardında sertifikalama ve test sürüşü sürecindeki gecikmelerden kaynaklanan teslimat gecikmeleri nedeniyle hesaplanan toplam 4 milyon 20 bin 794 Euro tutarındaki ceza 2 milyon 491 bin 57 Euro’su Avans Teminat Mektuplarının nakde çevrilmesi bir milyon 529 bin 737 Euro'su ise sözleşmeden kalan şirket alacağının mahsup edilmesiyle kesilmiştir. Şirketçe dava konusu yapılan ceza işlemi Bulgaristan Tahkim Mahkemesinde, TÜVASAŞ aleyhine karara bağlanması durumunda ‘BDZ Yataklı Vagon Projesi’ yaklaşık 25 milyon TL zarar ile sonuçlanmış olup bu zarar tutarı, teslim edilen yataklı vagonlara ilişkin garanti süresi içinde şartname hükümleri çerçevesinde yapılacak ek maliyetler ile birlikte daha da artış gösterecektir. Proje tutarı 32 milyon 205 bin Euro olan BDZ siparişinin yaklaşık 25 milyon TL gibi büyük bir zarar ile sonuçlanmasında ise gerek sözleşme gerekse üretim sürecindeki (2010-2012 arası) idari bilgi ve deneyim eksiklikleri ile proje sürecinin gerekli özenle yönetilememesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.”Oluşan zarar nedeniyle TCDD Teftiş Kurulu Başkanlığınca soruşturma başlatıldığı belirtilen raporda, “Yürütülen inceleme sonucu düzenlenen 17 Aralık 2013 tarihli İnceleme Raporunda, dönemin Genel Müdür ve Yardımcısının sorumlulukları tespit edildiğinden ve Genel Müdürle ilgili soruşturma yetkisi ilgili Bakanlıkta olduğundan, TCDD Genel Müdürlüğünce Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı'na intikal ettirilen İnceleme Raporu ile ilgili olarak anılan Bakanlıkça yürütülecek işlemlerin takip edilmesi, Gerek yurt içi gerekse yurt dışına yapılacak satışlarda birim maliyet ve fiyat analizleri yapılarak satış fiyatlarının oluşturulması; üretim, stok, finans ve satış programlarının birbiriyle uyumlu şekilde yürütülmesi önerilir.” ifadelerine yer verildi.DAHA EKONOMİK BİR YAPILANMAYA GİDİLMELİŞirketin daha kârlı ve verimli bir şekilde çalışabilmesini teminen raporda şu tavsiyeler yer aldı:  “Bir yandan TCDD ve bağlı ortaklıkların siparişlerinin aksamadan karşılanmasına yönelik çabalar sürdürülürken, diğer yandan piyasa payının artırılması için, yurtiçi ve yurt dışı pazarlara açılma ve alternatif piyasalara yönelme konusundaki çalışmalara etkinlik ve süreklilik kazandırılması, başta işgücü maliyetleri olmak üzere üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi ve dolayısıyla şirketin rekabet gücünün yükseltilmesi yönündeki özellikle modernizasyona ilişkin çalışmaların artırılarak geliştirilmesi, Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) projesinden de yararlanılarak, iş zaman etütlerinin yapılması, mevcut birimlerin durumları tüm yönleriyle gözden geçirilerek daha ekonomik bir yapılanmaya gidilmesi ve maliyetlere yüklenilen standart çalışma saatleri hususu üzerinde durulması, Şirkette dengeli bir finansman politikası izlenmesi; üretim, satış ve stok programlarının birbiriyle uyumlu bir şekilde yürütülmesi, kritik malzemelerde emniyet stoku ile çalışılıp bunun dışında optimum stok seviyeleri gözetilerek aşırı stok birikimlerine sebebiyet verilmemesi; kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılması hususunda özen gösterilmesi gerekli görülmektedir.”CHA
'Hasta Adam' Artık Avrupa
Başbakan Davutoğlu, Avrupalıların, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri için kullandığı 'hasta adam' teriminin artık Avrupa için kullanılır hale geldiğini söyledi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye ve İngiltere ekonomilerinin bir araya gelmesi Avrupa Birliği açısından da Brüksel açısından da bir çare olabilir' dedi.Davutoğlu ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Borsa İstanbul ve Türk İhracatçılar Birliğince, İstanbul Finans Merkezi Girişiminin işbirliğiyle düzenlenen, Anadolu Ajansının medya sponsoru olduğu 'İstanbul: Bölgesel Merkez, Küresel Aktör Forumu'na hitap etti.İngilizce yaptığı ve TRT'den simültane çeviriyle yayınlanan konuşmasında Davutoğlu, İstanbul ve Londra'nın, şehir kültürü ve geleneği bakımından birbirine benzediğini, iki büyük, güçlü geleneğin iki şehirde de yaşatıldığını söyledi.Londra'nın, yurt dışında ziyaret ettiği ilk şehir olduğunu dile getiren Davutoğlu, o dönemde gittiği kitabevlerine, Başbakan olması nedeniyle şimdi gitmekte zorluk çektiğini anlattı. Davutoğlu, kitabevlerine her zaman zaman ayırmaya çalıştığını kaydetti.Modern ekonomiyi anlamak için Londra'yı, geleneksel ekonomiyi anlamak için de İstanbul'u anlamak gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:'Bu iki gelenek bir araya gelerek, küresel ekonomiyi ortaya koymaktadırlar. Modern ekonominin merkezi Londra, sermaye piyasasındaki zorluğu aşmak açısından geleneksel piyasalarla bir araya gelmekte. Bu birlikteliğin bir araya gelmesi, küresel ekonomiyle geleneksel ekonominin bir araya gelmesi şeklinde ortaya konmakta. Türkiye ve İngiltere ekonomilerinin bir araya gelmesi Avrupa Birliği açısından da Brüksel açısından da bir çare olabilir.''Londra ve İstanbul alternatiftir'Başbakan Davutoğlu, geçen hafta Brüksel'de olduğunu, şimdi farklı alternatiflere bakmak gerektiğini ifade ederek, 'Farklı alternatif burada. Londra ve İstanbul alternatiftir, Doğu ve Batı'nın bir araya gelmesi. Avrupa ancak bu iki gelenek bir araya gelirse, entegre bir Avrupa ekonomisi haline gelebilir ancak. Gelişmekte olan Türkiye ekonomisi ve uzun soluklu modern ekonomi geleneği İngiltere, Londra ve İstanbul birlikte olduğunda zorlukları aşma konusunda Avrupa güçlü hale gelebilir' diye konuştu.Türkiye'nin küresel aktör şeklinde kendini ortaya çıkardığını belirten Davutoğlu, Türkiye'nin bu yıl G20 dönem başkanlığını yürüteceğini hatırlattı.'Hasta adam...'Davutoğlu, Avrupalıların, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde 'hasta adam' şeklindeki açıklamalarının bulunduğunu, 20. yüzyılın başında bunun, Avrupa açısından kullanılan bir terim haline geldiğini anlattı. 21. yüzyılın başında ise Türkiye'nin öne çıktığını ifade eden Davutoğlu, 'Çünkü, demokratik meşruiyet, siyasi istikrarın güven unsurunu aşılaması gibi son 12 yılda Türkiye'de öne çıkan unsurlar söz konusu' dedi.Birçok gözlemcinin, 2014 yılı açısından Türkiye ile ilgili pek çok şüpheler ortaya koyduğunu söyleyen Davutoğlu, 'Çünkü Suriye'de, Ukrayna'da kriz söz konusuydu. Çevrede zorluklar söz konusuydu ve bazı paralel yapıların çabaları söz konusuydu ekonominin istikrarsızlaştırılması açısından. Bir de iki seçim söz konusuydu. Seçimler siyasi meşruiyet açısından çok önemli. Aynı zamanda ekonomi açısından çok önemli' değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'de hükümetin ortaya koyduğu çalışmalar sonucu, 2014'ten bu yana bütçe açığının azaldığına işaret eden Davutoğlu, '2013 Türkiye için kritik bir yıldı ve 1.3 milyon yeni iş imkanı ortaya konuldu. Siz burada Avrupa'da ne kadar iş kaybı söz konusu olduğunu gördünüz. Avrupa Birliğindeki kriz olmadan önce Türkiye üye olmuş olsaydı Türkiye'deki ortaya koyulan iş imkanları çerçevesindeki buradaki zorluklar da azalmış olabilirdi' diye konuştu.Türkiye'deki ekonomik büyümenin yüzde 3 olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, bu akamın beklentilerinin altında kaldığını, ancak bu oranın kalkınmakta olan ülkelerin üzerinde olduğunu söyledi.Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu büyüme oranı ikinci en büyük Avrupa'da ve OECD'de üçüncü en büyük rakamları ortaya koymakta. Şimdi bizim büyüme oranlarının da yükselmesini beklemekteyiz ve enflasyonun da azalmasını beklemekteyiz. Mayıs'a kadar yüzde 6'lı oranlara düşmesini beklemekteyiz enflasyonun. Bu açıdan bakacak olursak 12 yıl Türkiye açısından başarıydı. Dünya ekonomisi daralırken, Türkiye ekonomisi büyüdü ve dünya ekonomisi büyürken daha önceden, hükümetimiz öncesinde daralma söz konusuydu Türkiye'de. Bu şunu ortaya koymakta ekonomik çareler, ekonomik programlar çok önemli ancak siyasi istikrar bundan daha da önemli. Bunları görmekteyiz. Siyaset ve ekonomi diye ayrı ayrı konuşmaktan ziyade 'siyasi politik ekonomi' kavramını ortaya koymaktayız ve bu çerçevede bütün projeler çerçevesinde bunun farkında olunması gerekmektedir.'Başbakan Davutoğlu, siyasi istikrar ile ekonomik akıcılığın, ekonomik rasyonelliğin bir arada olması gerektiğini vurguladı. Davutoğlu, ''Biz Türkiye olarak bakacak olursak etkili bir hükümete, siyasi bir istikrara sahibiz ve 2023 için de bir vizyona sahibiz. Vizyona sahip olan ülkeler arasındayız da aynı zamanda. Biz burada bütün bunları bir araya getirmenin gerekliliğine inanmaktayız' şeklinde konuştu.AB'nin vize serbestisini anladığını düşünmüyorumBaşbakan Davutoğlu, bölgesel merkez olmanın önemine değinerek, Orta Avrupa'dan Doğu Asya'ya, Japonya ve Çin'e kadar bütün Avrasya bölgesinde İstanbul'un bir merkez olduğunu dile getirdi.Türkiye'nin 65'ten fazla ülkeyle vize serbestisi anlaşması yaptığını anımsatan Davutoğlu, bu çalışmaların Türkiye'nin dinamizm içinde olması için yapıldığını ifade etti. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bunu Avrupa Birliğinin tam anlamıyla anlamış olduğunu düşünmüyorum. Vize serbestisi konusunda Türkiye'nin ortaya koyduklarının çok çok önemli olduğunu düşünmekteyim. Ve bizler, bunu gerçekleştiriyoruz çünkü Türkiye'nin kaynakları, petrol ya da doğal kaynaklar değil insan kaynaklarıdır. Ve insanımız nereye istiyorsa serbest bir şekilde gidebilmeli. Afrika'ya açılmak istiyorsa bunu gerçekleştirebilmeli.'Türkiye'nin Afrika için özel politikalar geliştirdiğini anlatan Davutoğlu, bunun, Türkiye'nin Afrika, Asya ve Avrupa için Doğu Asya ve Latin Amerika arasında bölgesel bir merkez olması amacı taşıdığını belirtti.'Başarılı bir testti'Davutoğlu, Türkiye'de Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasındaki konum değişiminin yumuşak şekilde yaşandığına dikkat çekerek, 'Bu gerçekten başarılı bir testti ve yumuşak bir geçiş çerçevesinde gerçekleşti' ifadesini kullandı.Hükümet programı çerçevesinde, 25 sektörel dönüşüm programı hazırlandığını anlatan Davutoğlu, buradaki amaçlarının ekonomide ve insan gücündeki kalitenin ortaya konulması ve eğitimdeki kalitenin yükseltilerek, TEKNOPARK'ların oluşturulması olduğunu aktardı.Toplumun ve ekonominin dönüşmesi konusunda teknolojik yatırımların önemini vurgulayan Davutoğlu, teknolojik ürünlerin ortaya konulması konusunda da çalışmalar yürüttüklerini anlattı.'İstanbul tarihi kimliği korunarak merkez olmalı'Davutoğlu, Napolyon Bonapart'ın, 'Dünya tek bir ülke olsaydı hangi şehir başkent olurdu' sorusuna, 'İstanbul' yanıtını verdiğini anımsatarak, İstanbul'un tarihi kimliğinin korunarak bir merkez olması gerektiğini söyledi.İstanbul'un zaten coğrafi olarak merkez olduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Ancak finansal merkez olmak size bağışlanmış bir unsur değil. Ancak bu bir politikanın ürünü olabilir. Bu çerçevede bir politikanın ürünü olarak ortaya çıkmakta. Bölgesel anlamda değil ama finansal olarak önemli olan şehirler söz konusu. Ancak İstanbul'a bakacak olursak kendiliğinden bölgesel merkez ve aynı zamanda önemli başarılarla birlikte İbrahim Turan başkanlığında Borsa İstanbul'un ve hükümetimizin ortaya koyduğu yaklaşımlarla birlikte İstanbul aynı zamanda finansal merkez olma yolundadır' şeklinde konuştu.Son 3 yılda küresel finansal merkez endeksinde İstanbul'un önemli bir sıçrama kaydettiğini belirten Davutoğlu, 72'nci sıradan 42'nci sıraya çıkarak, 30 basamak yükseldiğini, bu durumun hızlı şekilde sürmesini umduğunu söyledi.Ekonomide dönüşüm programıSermaye Piyasası Kanunu'nun 2012'de ortaya konduğunu anımsatan Davutoğlu, bu konuda yasal çerçevelerinin hazır olduğunu bildirdi.Davutoğlu, 25 sektörde dönüşüm programını duyurduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:'İstanbul, sektörlerin dönüşümüyle ilgili elbette finansal merkez yaklaşımımızı da bu noktada çalışmalarımıza bir hedef unsuru ortaya koymaktayız. Daha kapsamlı, daha çeşitlilik arz eden bir sermaye piyasası, elbette ki yeterli yasa ve yeterli yaklaşımlarla gerçekleşebilir. Gerçek sektör ve sermaye piyasası arasında da bu çalışmaların eş güdüm içerisinde ortaya koyulması gerekmektedir. Türkiye'nin stratejisi bütün bunları ne şekilde bir araya getirebiliriz, reel sektör ve finansal sektör açısından ne şekilde biz desteğimizi her ikisine birden ortaya koyabiliriz, üretimin artırılması konusunda ne şekilde bütün bu hususları birlikte yükseltebiliriz, bunlara bakmaktayız. Aynı şekilde bankacılık sektörü çerçevesinde.''Bugün yeni bir adım atmaktayız'Borsa İstanbul'un da bu stratejinin, temel omurgasını ortaya koyduğuna işaret eden Davutoğlu, 'Bugün bizler yeni bir adım atmaktayız, yeni bir yere adım atmaktayız. Bu güzel şehirleri bir araya getirerek, 'benim şehrim' olarak tanımlayabileceğim şehri bir araya getirerek, küresel ekonominin şekillenmesi konusunda bu birlikteliğin, bu evliliğinin çok fazla yeni sonuçlar ortaya çıkarabileceğini düşünmekteyim. Türk ve İngiltere ekonomisi açısından. Aynı zamanda Avrupa ve dünya ekonomisi açısından. Borsa İstanbul ve Londra Borsası'nı tebrik etmek istiyorum. Bu stratejinin gerçekleşmesi açısından ne zaman desteğe ihtiyacınız olursa hükümetimiz yanınızda olacaktır' değerlendirmesinde bulundu.NotlarPrograma, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Beşir Atalay, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç, İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ile Borsa İstanbul Başkanı İbrahim Turan da katıldı.Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi.AA
En Sıradışı Şirketler Belli Oldu
Deloitte, ABD'nin en başarılı ve sıradışı şirketlerini listeledi. Google ve Amazon'un giremediği listede ilginç isimler var.Dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinden Deloitte tarafından hazırlanan rapor, en sıra dışı markalarını ortaya çıkarttı.İlginç olan şey ise ilk 100’e giren isimler arasında Google ve Amazon gibi devlerin yer almayışı oldu. Amerikan şirketleri için geçerli olan bu listede Google 338 milyar dolarlık servetine rağmen oldukça geride kaldı.Amazon ve perakende sektörünün mevcut lideri Wal-Mart ise ilk 100’e giremeyen diğer isimler oldu. Şaşırtıcı detaylar bununla da kalmıyor. Facebook ve Twitter gibi büyük markalar da ortalıkta gözükmüyor. Listeye girmeyi başaran finans sektöründen JPMorgan Chase, Goldman Sachs ve Fargo dikkat çekerken, U.S. Banks ise sıralamada 93. olabilmiş.Coca-Cola, 60. sırada ve PepsiCo‘nun 11 sıra arkasında yer alırken, Apple tanınmış isimler arasında en üstte olan isim. Ancak o da ilk 10’un dışında kalarak 13. olabilmiş.Peki bu kadar büyük isimleri geride bırakıp, listenin başına geçen kim? Deloitte’e göre birinci sırada Copart adlı bir şirket bulunuyor. Bu şirket, Dallas merkezli bir otomobil satış mecrası. “Lisans yok. Problem yok” sloganı ile satış yapan ve Amerikalılara ehliyet sormadan araç sunan bu şirket, dünyanın en dikkat çekici ismi olarak görülmüş.Deloitte, gelecek eleştirileri önceden tahmin etmiş olmalı ki kriterlerle ilgili bir açıklama da yaptı. Açıklamada üç önemli kritere dikkat ettiklerinden bahseden Deloitte, listeye girmek için kârlılık, büyüme oranı ve şirketin pazardaki hisse ağırlığını baz aldıklarını ifade ediyor.Listenin tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.TechInside
Erdoğan: 'Daha Çok Şeyler Dökülecek'
Cumhurbaşkanı Erdoğan cemaate yönelik operasyonların süreceği mesajını verdi:  'Daha çok şeyler dökülecek, eteklerde daha çok gizli şeyler var' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu Ajansının 'Global İletişim Ortağı' olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Enerji Uzmanları Derneğince düzenlenen 'Enerji Piyasaları Zirvesi'ndeki konuşmasına, toplantının düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek başladı.Enerjinin, Türkiye'nin içinden geçtiği kritik dönemin en önemli unsurlarından, tartışma konularından ve hedeflerinden biri olduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin zengin doğal kaynakları bulunmadığını, petrol ve doğalgaz kaynakları sınırlı olan Türkiye'nin, diğer kaynaklarının tamamı devreye girse bile enerjide dışa bağımlılığın ortadan kaldırılamayacağını söyledi.Türkiye'nin enerji konusundaki avantajına da dikkat çeken Erdoğan, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalar ve bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasında Türkiye'nin köprü ve geçiş noktası olduğunu vurguladı. Enerji kaynaklarının güvenli, istikrarlı ve ekonomik geçişini sağlamanın, bu kaynaklara sahip olmak kadar stratejik önemi bulunduğunu söyleyen Erdoğan, ülkenin son yıllarda maruz kaldığı tüm saldırıların ve sıkıntıların arkasındaki en önemli unsurlardan birinin enerji olduğunu kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Enerji Bakanımızın telefon görüşmelerinin dinlenmesi, bunların bir yerlere servis edilmesi boşuna değildir. Bunun üzerinde durmamız gerekir. Türkiye'nin enerji politikalarıyla ilgili detayları içeren görüşmelerin dinlenip medya aracılığıyla cümle aleme servis edilmesi herhalde habercilik çabası olarak değerlendirilebilecek bir konu değildir. Nitekim Türkiye'yi ekonomik olarak kıskaca almak isteyenlerin önce finans ve inşaatla birlikte, enerji sektörüne, o alanda yatırım yapan iş adamlarımıza yöneldiğini görüyoruz.Gezi olayları sırasındaki ekonomiyi durdurma çağrısı, meselenin ağaç olmadığını, asıl niyetin çok farklı olduğunu ortaya koyan ipuçlarından biriydi. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe girişimde hedef alınan, çökertilmek istenen isim ve firmalar da bu girişimin gerisindeki gerçek niyeti ortaya koyuyordu. Türkiye'nin TANAP gibi, Kuzey Irak petrollerinin Ceyhan'dan dünyaya satışı, Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri gibi enerji projelerinin kimleri, niçin rahatsız ettiğini gayet iyi biliyoruz. Hatta Çözüm Süreci'ne yönelik provokasyonların bir kısmının da gerisinde benzer dertlerin olduğunu çok açık, net görüyoruz. Hiç kimse kusura bakmasın, açık ve net söylüyorum, Türkiye ekonomide ve demokraside gelişmeye, büyümeye, 2023 hedefleri doğrultusunda adım adım ilerlemeye devam edecektir. Bizim, 77 milyon insanımıza sözümüz var.''Türkiye'nin 3-5 bomba patlamasıyla rayından çıkartıldığı günler geride kaldı'Türkiye'nin, Balkanlardan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan, umutlarını, hayallerini ve gönüllerini Türkiye'ye bağlamış 100 milyonlarca insana karşı sorumluluk taşıdığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye'nin, 3-5 milyar dolarlık finans manipülasyonuyla kurgulanmış siyasi krizlerle, 3-5 bomba patlamasıyla rayından çıkartıldığı, istikameti değiştirildiği günler geride kaldı. O eski Türkiye'ydi. Bu numaralara bizim de milletimizin de artık karnı tok' diye konuştu.Yeni Türkiye'nin istikametini milletin belirlediğini söyleyen Erdoğan, millet iradesi dışındaki her uğraşı 'beyhude' olarak niteledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Nasıl dün Gezi'nin, 17-25 Aralık'ın, aslında ne olduğu ortaya çıktı çıkıyor, şunu da söyleyeyim, daha çok şeyler dökülecek. Eteklerde daha çok gizli şeyler var. Hepsi dökülüyor, dökülmeye devam edecek. Bütün bunlar karşısında gerekeni yapıyoruz, yapacağız' ifadelerini kullandı.Cizre'de tezgahlanmaya çalışılan oyunu bildiklerini ve ona göre tedbir aldıklarını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Düşünebiliyor musunuz, bu devletin resmi giysileri içerisinde olan, bu devletin zırhlı araçlarıyla caddenin kenarına bombayı koyanları görüyor musunuz? Arkasından yine devletin bir başka görevlisi bunu yakalayabiliyor, hamdolsun. Artık inlerine girilmiştir. Ülkemizi uluslararası alanda terörle özdeşleştirme çabalarının aslında hangi dertlerden, hangi sıkıntılardan kaynaklandığını gayet iyi biliyoruz. Türkiye'yi yolundan, hedeflerinden alıkoymak için içeride ve dışarıda hangi çevrelerin ittifak içinde olduğunun gayet iyi farkındayız. Hangi kazanlarda, hangi fitnelerin kaynatıldığını, kimlerin bunların ateşine odun taşıdığını da önüyle arkasıyla çok iyi görüyoruz.Cumhurbaşkanlığı olarak, hükümetimiz, ilgili kurumlarımız olarak işbirliği ve uyum içinde hepsini takip ediyor, değerlendiriyor, kendi politikalarımızı belirliyor ve adım adım hayata geçiriyoruz. Özellikle vurgulamak isterim, unutmayın, herkesin bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardır. O hesap, bütün hesapların üzerindedir. Ben milletimizin feraseti ve hükümetimizin dirayetiyle bu sıkıntıları da aşacağımıza, 2023 hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla yürümeye devam edeceğimize inanıyorum.'Enerjiyi, 'dünyada en çok adaletsizlik yaşanan medeni imkanlardan biri' diye niteleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyada 1,3 milyar insanın elektrikten mahrum yaşadığına, Afrika'daki 800 milyon kişinin toplam elektrik tüketiminin New York'un elektrik tüketimi kadar olduğuna dikkat çekti.Dünyadaki enerji yoksulluğu ve adaletsizliğinin giderilmesi için enerji yatırımlarda geri kalmış ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, uluslararası şirketler ve örgütlerin bu konuda daha duyarlı olmasına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın Uluslararası Enerji Ajansının dönem başkanlığını yürüttüğünü, Türkiye'nin de G-20 dönem başkanlığını üstlendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu imkanları bir araya getirerek, diğer hususlarla birlikte enerji yoksulluğu içinde olan bölgelerin de sorunlarını dünya gündemine taşımak için çok yönlü hazırlıklar içindeyiz. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde, bir enerji bakanları toplantısıyla çeşitli uluslararası etkinlikler yapılacak. Aynı şekilde merkezinde yer aldığımız doğu-batı, kuzey-güney enerji koridorlarını en aktif, en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz' diye konuştu.Mevcut enerji kaynaklarının önemli bir bölümünü barındıran Ortadoğu ve Hazar havzasından dünyaya açılan bir köprü olma yolunda önemli adımlar atıldığını kaydeden Erdoğan, 'Enerji kaynaklarından elde edilen imkanların, ihtilaf ve yıkım değil barış ve refah kaynağı haline dönüşmesi için de her türlü çabayı harcıyoruz, harcayacağız. Diplomasinin tüm imkanlarını, tarihi ve coğrafi bağlarımızın tüm gücünü seferber ederek, bu konuda öncü, uyarıcı, yapıcı bir rol oynamanın gayreti içindeyiz. İçinde yer aldığımız ve alacak olduğumuz tüm önemli projelerde bu hususu öncelikle gözetiyoruz' değerlendirmesini yaptı.'Petrolü ve doğalgazı, barışın ve refahın aracı haline dönüştüreceğiz'Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı ile Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hatlarını başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, Irak'ta yaşanan sıkıntılar sebebiyle zaman zaman duran Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'nı yoğun gayretlerle yeniden işler hale getirdiklerini vurguladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa'ya doğalgaz tedariki yapacak Güney Gaz Koridoru'nun temelini geçen yıl Bakü'de attıklarını hatırlattı.Şimdi yeni projeleri hayata geçirme çabasında olduklarını kaydeden Erdoğan, TANAP projesinin temelini mart ayında atacaklarını bildirdi. Erdoğan, söz konusu hattan 2018'de gaz akışını başlatmayı hedeflediklerine dikkat çekti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikrar ortamının sağlanmasına paralel olarak Irak'ta da yeni projeler konusunda mesafe kat edeceklerine inandığını vurgulayarak, 'Kıbrıs'ta Rum tarafının haksız ve uzlaşmasız tutumu karşısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hukukunu sonuna kadar savunacak, bu konudaki politikalarımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Petrolü ve doğalgazı, barışın ve refahın aracı haline dönüştürmek için elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz' diye konuştu.'2023 yılına kadar 120 milyar dolar enerji yatırımı'Türkiye'nin geçen 12 yılda ortaya koyduğu muazzam gelişmenin, beraberinde ciddi bir enerji ihtiyacını da getirdiğine dikkat çeken Erdoğan, şunları söyledi:'Bugün 12 yıl öncesine göre iki kat daha fazla elektrik enerjisi tüketiyoruz. 2023 yılında ise bugüne göre iki kat daha fazla enerji tüketiyor olacağız. Bu durum enerji yatırımlarımızı hızlı artırmamızı gerektiriyor. Nüfus, ekonomik büyüme ve diğer faktörler göz önüne alındığında 2023 yılına kadar 120 milyar dolar enerji yatırımı gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu görüyoruz.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığını yürüttüğü hükümetler döneminde Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılamak için kamu kaynakları yanında özel sektör imkanlarını da devreye aldıklarını, bu yöndeki yatırımları da teşvik ettiklerini aktardı.Bu sayede kurulu elektrik gücünde özel sektörün payını, yüzde 32'den yüzde 68,5'a yükselttiklerini vurgulayan Erdoğan, 'Bugün bu oran yüzde 72 seviyesine ulaştı ve artmaya devam ediyor' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel sektörün devreye girmesiyle tasarruf edilen kamu kaynağını da eğitim, sağlık, adalet, güvenlik gibi diğer öncelikli alanlara kaydırdıklarını dile getirdi.'Tabiat konusundaki hassasiyetimiz kimseden aşağı değildir'Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için bir yandan petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına hız verdiklerini diğer yandan da alternatif kaynakları harekete geçirdiklerini belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Hidroelektirk ve kömür kaynaklarını daha verimli değerlendirmek için bu yöndeki projelere hız verdik. Aynı şekilde rüzgar ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye alma konusunda da önemli mesafeler katettik. Doğal zenginliklerimizi bozmadan, kirletmeden, tahrip etmeden elimizdeki imkanları en iyi şekilde değerlendireceğiz. Bizim çevre, tabiat konusundaki hassasiyetimiz kimseden aşağı değildir tam tersine çok daha samimidir, gerçekçidir. Ülkemize ve milletimize karşı sorumluluklarımızla tabiata karşı sorumluluklarımız arasındaki dengeyi biliyor ve buna göre hareket ediyoruz. Varsa bu konuda birtakım aksaklıklar, eksikler, onlar da giderilir ama Türkiye, kalkınma ve büyüme yolunda ilerlemekten asla geri durmaz, geri dönmez bunu böyle bilmek zorundayız.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede nükleer enerjiyi ülkeye kazandırma konusunda da kararlı olduklarını söyledi.Türkiye'nin sahip olduğu 1 milyon 200 bin kilometrelik elektrik şebekesinin Avrupa'nın en uzun ikinci, dünyanın da beşinci şebekesi olduğunun altını çizen Erdoğan, 'Bu muazzam sistemi, ülkemizin kalkınmasının, refahının temel altyapısı olarak iyileştirerek ve geliştirerek sorunsuz şekilde işletiyoruz. Hem arz güvenliği hem dağıtım sistemi olarak her geçen gün daha ileriye giden enerji altyapımızı 2023 hedeflerimize uygun şekilde güçlendirerek yolumuza devam etmek kararındayız' ifadelerini kullandı.'Akmaya başlayacak ama onlar hala bakmaya devam edecek'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Enerji alanında geldiğimiz bu önemli seviyeye rağmen Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinde tıkanan fasıllardan birinin enerji olmasını da manidar bulduğumu yine burada ifade edeceğim' diyerek, şunları kaydetti:'Eksik ne söyleyin, cevap yok. Nerede tıkandık söyleyin, cevap yok. Veremiyorlar, veremezler aynen diğer konularda, fasıllarda yaptıkları gibi. İşte Nabucco, Nabucco, Nabucco' dediler bakın yapamadılar. TANAP geldi, geçti ve inşallah çok kısa zamanda artık akmaya başlayacak ama onlar hala bakmaya devam edecekler, mesele bu.'Dürüstlüğün ve samimiyetin önemine işaret eden Erdoğan, 'Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'nin başardığı, hallettiği fasıllar konusunda çok açık, net söylüyorum, hangi fasıl olursa olsun, 'biz bu fasıl için hazırız' dediği anda Avrupa Birliği, biz onu 2-3 ayda önlerine getirir, koyarız. Çünkü Türkiye buna hazır ama onlar ne yazık ki bunlara hazır değiller. Her zaman ifade ettiğim gibi biz, kendi hedeflerimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz. Bu yolculukta bizimle beraber olan herkesin, her ülkenin, her kurumun kazançlı çıkacağından kimsenin şüphesi olmasın' diye konuştu.AA
Google Mobil Ödeme Şirketi Softcard'ı Satın mı Alıyor?
Google‘ın bir mobil ödeme girişimi olan Softcard‘ı satın almak almak için görüşmelerde bulunduğu söylentileri ortaya çıktı. TechCrunch’ın yayınladığı habere göre Google, Apple’ın Apple Pay’ine karşılık verebilmek için Softcard’ı satın almak istiyor.İlgili haberde belirtilen kaynaklara göre Google’ın, Softcard için 100 milyon doların altında bir tutar ödeyeceği ve bu tutarı gözden çıkardığı belirtiliyor. Softcard, bu yıl başında organizasyonel yapsını değiştirmek ve konsolide etmek amacıyla 60 çalışanını işten çıkarmıştı. Operasyonlarını ise Dallas ve New York’tan devam etmek üzere toparlayan Softcard’ın bu hamlesinin de satın alınmaya bir hazırlık aşaması olduğu düşünülüyor ve bu açıdan baktığımızda, Google’ın Softcard’ı satın alacağı dedikoduları gerçekliğe biraz daha yaklaşıyor.American Express, Chase ve Wells Fargo gibi markalarla da birlikte hareket eden bir girişim olan Softcard’ın, AT&T, T-Mobile ve Verizon Wireless konsorsiyumunun bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir girişim olduğunu hatırlatmamız gerekiyor. Telekomünikasyon ve finans sektörünün bu yakınlaşmasının, Google tarafından fark edilmesi de oldukça önemli. Google’ın Softcard’ı satın alması ise Google’ın Google Wallet‘ın yenilgisini kabulü anlamına gelecek. Ancak hiç şüphesiz Google bu alanda rekabet etmek istiyorsa, bu yeni satın alma şirkete taze kan takviyesi niteliği taşıyacak.Softcard aynı Apple Pay’in yaptığı gibi telefonunuzun NFC özelliğini kullanarak tek dokunuşla ödeme işlemini gerçekleştirmenizi sağlıyor. ABD’de aralarında McDonalds ve Subway gibi yaygın ağların da bulunduğu 200 bin iş yerinde ödeme yapabildiğiniz Softcard’ın şirin maskotu Tappy’i de görebileceğiniz tanıtım videosunu hemen aşağıdan izleyebilirsiniz.Webrazzi
Erdoğan'dan Merkez Bankası'na: 'Yahu Sen Neyi Bekliyorsun'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, genç iş adamlarıyla biraraya geldi. Toplantıda Merkez Bankası'nı eleştiren Erdoğan, ''Merkez Bankamız da hakikaten dünyada herkes inerken, bizim Merkez Bankası sağ olsun hala olduğu yerde duruyor. İnmiyor, düşürmüyor, yahu neyi bekliyorsun sen? Şimdi diyebilirler ha, Merkez Bankası bağımsızdır, ben de bağımsızım'' dedi.Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları;İki sihirli kelimemiz vardı. Biri güven diğeri ise istikrar. Biz bu ikisini gerçekleştirerek bugünelere geldik. Eğer güven olmasaydı istikrar olmazdı, istikrar olmasaydı ise güven olmazdı. İstikrarın olmadığı bir yerde ise ekonomi zaten olmaz.17-25 Aralık demokrasiye ve sivil siysete darbe girşişminde sonra paralel yapının bu işin başını çektiğini biliyoruz. Bu ülkenin pasaportunu kullanacaksın sonra gidip başka ülkelerde Türkiye adına karalama kampanyaları yürüteceksin. Bunların ana ilkesi şudur; amaçları uğruna herşey meşrudur. benim burada anlatmaktane edep edeceğim herşeyi yaparlar.Bu darbe girişimi doğrudan Türkiye'ye ve demokrasiye yapılmıştır. Beni değil sizlerin varlığı hedef alınmıştır. Her türlü tehditler ile her yerde maliyede, emniyette, yargıda haraçlar topluyordu. Bunu geçmişte başkaları yapıyordu şimdi ise ne yazık ki bu örgüt yapmaya başladı.'FAİZ YATIRIMIN ÖNÜNDE BÜYÜK ENGELDİR'Ekonomi üzerinden yapılan algı operasyonlarına dikkat edin. Gezi olayları sırasında ''Tüketmeyin ekonomi dursun'' çağrıları yapılmıştı. Çok ilginç... Bu olaylar ile birlikte faiz yükselmeye başladı. Ben şunu biliyorum yüksek faiz bu ülkede yatırımın önündeki en büyük engeldir.'FAİZ YÜKSEK KALMAYA DEVAM EDERSE...'Eğer faiz yüksek kalmaya devam ederse bu ülkede yatırımlar istenilen seviyede olmayacak. Girişimci üretemeyeceğiz. Bu finans sekötörü korkunç paralar kazanıyor. Bakıyorsunuz vatandaşın mevduatları ile paradan para kazanıyorlar. Bu mevduatlarda vatandaşın en az kazanacağı şekilde de dönüş yapıyor. Birde öte taraftan girişimcinin de önünü kesiyor.'YAHU SEN NEYİ BEKLİYORSUN?'Dünyada herkes faizleri indirirken bizim Merkez Bankası faizleri indirmiyor. Yahu sen neyi bekiyorsun. İşte petrol fiyatlarının geldiği nokta ortada. Bu durum bizim lehimize. Çok çok iyi noktadayız. Bizim bunu süratle vatandaşa yansıtmamız gerekiyor. Ben buradan diyorum Merkez Bankası bağımsız ise bende bağımsızım ve gereğini yapmak zorundayım. Gerekirse kendilerini çağırıp konuşacağım.'BEN DE BAĞIMSIZIM'Azerbaycan Devlet Başkanı buradaydı, biz hesapları 60 dolar üzerinden yaptık. Şimdi burada sıkıntımız var. Yatırımlar konusunda sıkınımız var diyorlar. Orada o 15 doların hesabını yapıyor. E bizim petrolle ilgili bizim bir sıkıntımız yok. Tam aksine lehimize şu anda. Bunun halkımıza dönüşünü yatırımcıya dönüşünü süratla sağlamak lazım. Ey Merkez Bankası daha neyi bekliyorsun. Şimdi diyebilirler ha, Merkez Bankası bağımsızdır, ben de bağımsızım.'KENDİLERİYLE KONUŞACAĞIM, BU İŞ BÖYLE YÜRÜMEZ'Kendileriyle de konuşacağım. Bu iş böyle yürümez. Burada bir şey var. Bizim yatırıma ihtiyacımız var, istihdama, üretime ihtiyacımız var. Şimdi istihdamda bir sıkıntı görünüyor. Yani bir çok batı ülkesiyle mukayese edilmeyecek şekilde iyiyiz de, inelim yüzde 5'e kadar ya, düşelim buralara. Biz geldiğimizde hizmet sektörü felaketti. Ama şimdi yeni alanlar açıldı. Oteller bizim sadece yaz mevsiminde çalışırdı. Ama şimdi dört mevsim otellerimiz çalışır hale geldi. Bu bizim için çok önemli bir atak.'BURALARA DURUP DURUKEN GELMEDİK'Biz şimdi turizmde yatırım yapacak yer bulmakta zorlanıyoruz. Az önce televizyonu izliyorum odamda. Erciyes'teki oteller okullar tatile girmeden yüzde 85 doluluk var. bu bir şeyi gösteriyor, neyi? Refah düzeyi aynı zamanda yükselmiş. Bu tür hem alanlar açılıyor. Palandöken, erciyes'e bakıyorsunuz her tarafta. Eskiden deniz kum güneş diye bakarken, şimdi biz turizmin hepsinde varız. Buralara durup dururken gelmedik.Bakıyorsunuz ihracatımız rekorlara doymuyor. Bir önceki yıla göre yüzde 4 artışla 158 milyar dolara ulaşarak cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine çıktı.'CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ OLACAK'Güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Burası Cumhurbaşkanlığı Sarayı. Ama burası kısa bir süreliğine saray olarak kalacak. Çok yakında burası Külliye olacak. Saray kavramından rahatsız olanlar temenni ederim ki külliyeden rahatsız olmazlar. Ana muhalefetten bir tanesi diyor ki 5-6 milyar dolara mal oldu diyor. Parayı harcayan biziz nereden çıkartıyorsunuz bu rakamları. Biz burayı proje hariç 18 ayda bitirdik. Mevcut TBMM binasına 1931 yılında başlandı 1960'da bitirildi. Meclis ve Anıtkabir yapımları yapıldıkları yıl ülke bütçesini sarsmıştır.'2 YILDA BUNLARI BİTİRECEĞİZ'Şu anda Türkiye'de bizim en büyük kütüphanemiz 2 milyon cilt kütüphaneye sahip olan bir kütüphane. Dünya çok farklı bir yerde. Orada asgari 4 milyon cilt kitap alabilecek şekilde hem dijital ortamda hemde yaprak kitapla orada bir cumhurbaşkanlığı kütüphanesi kuralım. Orada ayrı bir hedefimiz olacak, 24 saat öğrenciye halka açık bir kütüphane haline getirmek. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz, projeler hazırlanıyor. İki yılda bunları bitireceğiz. Saray kavramından rahatsız olanlar temenni ederim ki külliyeden rahatsız olmazlar.'YAHU PARAYI HARCAYAN BİZİZ'Böyle anlattıkları gibi falan da değil yani. Dün baktım bir tanesi ana muhalefetten diyor ki, 5-6 milyar dolara mal oldu diyor. Yahu parayı harcayan biziz. Nereden çıkarıyorlar böyle rakamlar anlamak mümkün değil. Herhalde İngiltere'deki sarayın restorasyonu yapılacak, 5 milyar dolara mal olacakmış. Belki ortaya takıntı yapmış olabilir. Ama bunu bilmesi lazım. Her şeyi bunların kayıttadır. Biz burayı proje hariç 18 ayda bitirdik. Anıtkabir için hazırlıklara 1941'de başladı, yapı ancak 1953'te tamamlanabildi. Cumhurbaşkanlığı sarayı ise projeyle birlikte iki yılı bile bulmadı. Meclis ve anıtkabir projeleri inşa edildikleri dönemde ülkemizin bütçesini sarsmıştır. Oysa bugün türkiye bunun gibi onlarca yüzlerce projeyi aynı anda bitip inşa edip halkın hizmetine ulaşacak seviyededir.'ANITKABİR VE MECLİS PROJELERİ BÜTÇEYİ SARSMIŞTI'Anıtkabir için hazırlıklara 1941'de başladı, yapı ancak 1953'te tamamlanabildi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı ise projeyle birlikte iki yılı bile bulmadı. Meclis ve Anıtkabir projeleri inşa edildikleri dönemde ülkemizin bütçesini sarsmıştır. Oysa bugün Türkiye bunun gibi onlarca, yüzlerce projeyi aynı anda bitirip, inşa edip halkın hizmetine ulaşacak seviyededir.'BÜYÜK DÜŞÜNMEK CÜCELERİN İŞİ DEĞİLDİR'Bütün bunların maliyeti üzerinden polemik yapanlar eğer art niyet taşımıyorlarsa Türkiye'nin ulaştığı seviyenin farkında değiller. Bizler bu arada Samsun-Sinop arasını yaptık, oranın maliyetini çok enteresan yarısının bedelinden hamd olsun burası daha az, bu. Yani Sayın Putin bir şey söyledi. Bu eser dedi büyük devlet olmanın alametidir dedi. Çok ilginç vaka budur. Şimdi Kremlin'e gittiğiniz zaman oraya gelen turistleri görürsünüz. İstanbul'da nereyi geziyorlar, Dolmabahçe, Topkapı Sarayı'nı geziyorlar. Büyük düşünmek cücelerin işi değildir. Tabii bu cücelere hakaret olmasın, onlar benim canım ciğerimdir. Bunların hepsi de iyi güzel ama yetmez. Ekonomik yıkıma uğramamızı yere kapaklanmamızı bekleyenlere bunun için uğraşanlara inat başımız dik şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.'IRKÇILIK KRİTİK BİR ŞEKİLDE ARTMIŞ'Son dönemde Batı ülkelerinde İslamafobi artmış durumda. Irkçılık kritik bir şekilde artmış durumda. Bizim aksi yönde girişimlerimize rağmen medeniyetler çatışması tezi ete kemiğe büründürülmeye çalışılıyor.Eğer İsrail yönetimi Gazze'de binlerce kişiyi öldürüyorsa ben onu lanetlerim. Bazı ülkelerin İsrail yönetiminin avukatlılığına soyunması manidardır. Bir kaç ay önce bombalarla Gazze'yi yok edeceksin. Farnsa'ya gelen liderler neredesiniz. Suriye'de 350 bin insan öldü hani neredesiniz.'BİZİM DİNİMİZDE TERÖRÜN YERİ YOK'1 milyonun üzerinde ülkemizde sığınmacı var. Bize başka ülkelerin temsilcileri geliyor ne de iyi yapmışsınız diyor. Bırakın bu kuru lafları ne vereceksiniz ondan bahsedin.Bunlar samimi davranmıyor. Kendi ülkelerindeki teröristlere baksınlar. Kendi ülkelerinden kaçırıyorlar. Türkiye'den gelip geçiyor. Bizim dinimizde terörün yeri yok. Kimsenin de bizim dinimizi istismar etmek üzere yapılan saldırıları mal etmeye hakkı yok. Provakatör bir dergide yapılan yayınlar bu dergiyi Papa'da lanetliyor. Düşünce özgürlüğünün de bir sınırı vardır.'ÇÖZÜM SÜRECİNE DESTEK OLMANIZI BEKLİYORUM'Türkiye'ye yönelik olumsuzluk beklentilerin yoğunlaştığı bir alanda sosyal barıştır. Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan hadiselerdir. Biz tarihi bir adım atarak çözüm süreci başlattık. Tüm saldırılara sıkıntılara rağmen, çözüm sürecinin kararlılıkla yürüdüğünü belli bir noktaya geldiğini görüyoruz. Yakın bir zamanda çok daha somut umut verici gelişmeler bekliyoruz. Sizlerden çözüm sürecine daha fazla destek olmanızı bekliyorum. Türkiye'nin bu meseleyi tamamen geride bıraktığında müthiş bir sıçrama yapacağına inanıyorum. 77 milyon aynı hedeflere aynı inançla aynı azimle yöneldiğimizde önümüzde hiçbir güç duramaz.Burada bir gerçek var. Teşvik politikalarımız, 6'ncı 5'nci bölge. Buralarda arazi, vergi olsun, bütün alanlarda hele hele üretim stratejikse birinci bölgede dahi ciddi teşvikler var. Bu konulara girmenizde büyük fayda var. Genç girişimcilerimizin bu alanlarda adım atması hem kendileri hem kendileri açısından büyük önem arz ediyor. Tüm Batı demokrasi insan hakları ve farklılıklara saygı konusunda önemli bir imtihanın eşiğinde bulunuyor.FRANSA'DA YAPILAN SALDIRIFransa'da bir mizah dergisine yapılan saldırının arkasına sığınarak, İslam'ın kendisine, sevgili peygamberimize yönlendirilen nefret dalgasını endişeyle takip ediyoruz. Bizim girişimlerimize rağmen, medeniyetler çatışması tezi ete kemiğe büründürülmeye çalışılıyor. Ben İspanya Başbakanı, şu anda değil. Zapatero ile birlikte Medeniyetler İttifakı'nın temelini attık. Şu anda 146 ülke ve kurum buranın üyesidir. Biz buraya davet ederken, medeniyetler çatışmasını körüklemek isteyenlerin öne çıktığını gördük.'BEN ONU LANETLERİM'Tüm insanlığa halkıma sesleniyorum. Bütün bu olaylar karşısında, kalkıp da Türkiye üzerinden bazı operasyonlara girişmek hayaldir, bunu bilmenizi istiyorum. Ben gerçek tespiti yapıyorsam, bunu eleştirenler acaba Erdoğan niye yaptı diye sorması lazım. O ülkenin gücü beni ilgilendirmez. İsrail yönetimi, halkı demiyorum. Gazze'de Filistin'de 2600 insanı çoluk çocuk demeden öldürüyorsa ben onu lanetlerim.'BAZI ÜLKELERİN...'Ve bazı ülkelerin kalkıp da İsrail yönetiminin avukatlığına soyunması manidardır. Ben şunu söyledim. Netenyahu buraya hangi yüzle geldi dedim, iki yüzlülüktür dedim. Birkaç ay önce bombalarla orada Gazze'yi yerle bir edeceksin, 2600 insanı öldüreceksin. Peki Fransa'ya gelen bu liderler neredesiniz, niye sesiniz çıkmıyor. Aynı şekilde 350 bin insanın öldüğü Suriye'de nerede insanlık? Niye sesiniz çıkmıyor. Şu anda benim ülkemde bir milyon 700 bin sığınmacı var, hani desteğiniz? Siz bombalardan kurtardınız, topraklarınızda barındırıyorsunuz, yediriyorsunuz, giydiriyorsunuz. Yanımıza geliyorlar, çok teşekkür ederiz, hakikaten her ülkenin kaldırabileceği bir iş değildi. Yahu bırakın böyle kuru lafları, ne destek veriyorsun onu söyle. Ve bize 5 milyar doları aştı şu ana kadar yaptığımız, verdiği destek 250 milyon dolar.'KENDİ ÜLKENDEN KAÇARKEN PASAPORT KONTROLÜNÜ İYİ YAP DA KAÇMASIN'Tüm Avrupa'da kalanların sayısı ne biliyor musunuz? 150 bin. Vaka ortada. Bunlar maalesef dürüst davranmıyorlar. Samimi davranmıyorlar. İşte Avrupa'nın bir çok ülkesinde teröristler şu anda oralarda kalıyor. Türkiye üzerinden gelip geçenlerden bahsediyorsun. Sen kendi ülkenden çıkarken, kendi pasaport kontrolünü iyi yap da kaçmasın. E kaçırdın, bize bildir. Aksi takdirde konuşamazsın. Herhangi bir sıkıntısı yok. Dünyanın her yerinde Müslümanlara yönelik saldırılar, işte Filistin'de Mısır'da Myanmar'da aynı şekilde devam ediyor.'ÖZGÜRLÜK DENMEZ BUNA'Bizim dinimiz teröre müsaade etmez, terörün yeri yok. Ve kimsenin de bizim dinimizi istismar etmek suretiyle yapmış oldukları terör eylemlerini kalkıp Müslümanlara fatura etme hakkı yok. Provokatif yayınlarıyla nam salmış bir dergiye, ki bu dergiyi Papa da lanetliyor. Bunun provokatif eylemlerini biliyor. Müslümanlar hakkında da Hristiyanlar hakkında da maalesef özgürlük denmez buna. Başkasının özgürlük alanının sınırlarının içerisine girerse orada terör estirmek denir. Düşünce özgürlüğünün de bir sınırı vardır, benim özgürlük alanıma kadar. Benim özgürlük alanıma geldiğinde orada duracaksın ki benden de saygı göresin. Biz nasıl ki tüm peygamberleri saygın görüyor, aynen peygamberimize gösterdiğimiz saygıyı sevgiyi tüm peygamberlere gösteriyorsak, onun için biz herkesten aynı şeyi bekliyoruz.'EĞER ONLAR ATEİSTSE BENİM KUTSALIMA SAYGI DUYACAK'Efendim onlar ateist. Olabilir, eğer ateistse benim kutsalıma saygı duyacak. Duymuyorsa bunun toplumu tahrik anlamına gelir ki, tahrik de bir suçtur.'FRANSA'DAKİ 12 KAYIP İÇİN TÜM DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYORLAR'Ortaya konan tavır, binlerce masum çocuğun katli karşısında maalesef gösterilmedi, göstermiyorlar. Gazze'de İsrail yönetimini görmezden gelenler Fransa'daki 12 kayıp için tüm dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Bunu niye konuşmuyoruz? Ellerinde sahilde oynayan çocukların kanu olanların, binlerce masumun kanı olanların, her gün devlet terörü estirenlerin terörü kınaması sadece pişkinliktir. Suriye'de yüzbinler katlediliyor. Kılları kıpırdamayanlar 12 kişinin ölümü karşısında birden vicdan ağıtları yakması bize inandırıcı gelmiyor.CUMHURİYET'E AĞIR ELEŞTİRİ: SEN HANGİ ÜLKEDESİN YASen hangi ülkedesin ya? Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman diyorsun. Sadece Müslümanların kutsalına değil, kimsenin kutsalına bu şekilde hakaret edemezsin. Ve neymiş emniyet görevlileri gelmiş arama tarama yapmışlar. Vatandaş gelmiş tahrik ediyor. Böyle yaptığın sürece sen tahriki davet ediyorsun. Bunun kapısını sen açıyorsun. Ne yazık ki bu tür atılan adımlar, ülkenin birliğini beraberliğini de bozmaya yöneliktir. Müslümanların peygamberleri konusundaki hassasiyeti açıkça ortadayken ısrarla bunun üzerine gidilmesi kesinlikle düşünce hürriyetiyle ilgili değildir.'KARİKATÜRLERİN MİLYONLARCA BASILMASI DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜYLE İLGİLİ DEĞİLDİR'Saldırı sonrasında ortaya konan tutum, karikatürlerin milyonlarca basılması da düşünce özgürlüğüyle ilgili de değildir. Burada tehlikeli oyunlar oynanıyor. Avrupa, iki dünya savaşıyla on milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştı. Tarihten ders almayanların, bir medeniyetler savaşı çıkartmaya çalıştıklarından ben endişe ediyorum. İnsanlığın bu büyük yanlışa düşmeyeceğine inanıyorum.'HİÇBİR ÖLÜM 12'DEN DAHA DEĞERSİZ DEĞİLDİR'Hatırlayın dünya beşten büyüktür dedim. Bunu BM Genel Kurulu'nda da söyledim. Hiçbir ölüm de can da 12'den daha değersiz değildir. Biz Türkiye olarak üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz.'Sondakika.com
Türkiye Basketbol Ligi'ne Yeni Sponsor
Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF), ING Bank'ın mobil cüzdan uygulaması ParaMara ile 1 yıllık sponsorluk anlaşması imzaladı.Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen törene, TBF Genel Sekreteri Celal Arısan, TBL Direktörü Samer Şenbayrak, ING Bank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Uygun ve ING Bank Dağıtım Kanalları, CRM ve İş Ortakları Direktörü Alper Gökgöz katıldı.ING Bank, yeni nesil mobil finans çözümü ParaMara ile Türkiye Basketbol Ligi'nin resmi sponsoru oldu.Sponsorlukla ilgili değerlendirmede bulunan Türkiye Basketbol Ligi Direktörü Samer Şenbayrak, 'Bu kadar kaliteli bir ligin ING Bank ve ParaMara gibi öngörülü bir sponsor ile anlaşması kutlanacak bir gelişme. ParaMara uygulamasının da gösterdiği gibi ING Bank yenilikçilik, teknoloji ve yaratıcılık konularında dünyanın önde gelen bankalarından. Biz de TBL olarak, taraftarlarımızla ilişkilerimizi aynı şekilde yürütmek istiyoruz ve özellikle bu uyumluluktan çok memnunuz' dedi.ING Bank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Uygun ise, 'ING Bank Türkiye olarak tarihimizde bir ilke imza atarak, ilk kez kitlesel bir spor dalına yönelik kapsamlı bir sponsorluk gerçekleştiriyoruz. ParaMara'nın öne çıkan 'hız, kolaylık ve paylaşım' özellikleri Türkiye Basketbol Ligi Resmi Sponsorluğu'muzun çıkış noktası oldu. 'Basketbolun hızı bizi anlatıyor' dedik ve ParaMara ile Türkiye Basketbol Ligi resmi sponsoru olma kararı aldık' diye konuştu.DHA
'Ak Saray'da Oda Büyüklüğünde Zırhlı Para Kasa' İddiası
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili yeni bir iddia ortaya attı.Saray hakkında ilginç açıklamalarıyla dikkat çeken Mimarlar Odası Ankara Şubesi bu sefer de ‘zırhlı para kasaları’ iddiasını gündeme taşıdı.Cumhuriyet'ten Sertaç Eş'in haberine göre Ankara Şube Başkanı Tezcan Candan, Saray’da oda büyüklüğünde yüksek güvenlikli zırhlı para kasaları bulunduğunu savundu. Teknolojik kasalarYazılı açıklama yapan Şube Başkanı Candan, dayanıklı, bankalarda ve finans kuruluşlarında kullanılan ve ihtiyaca göre, donanımlı özel olarak üretilen bu kasalarda, aydınlatma, içeriden otomatik kapanma, isteğe göre raf ve nakit kutular gibi aksesuarların yapıldığını ifade etti.Başkan Candan, “Bunlar son derece teknolojik kasalar. 1. derece doğal sit alanında Atatürk'ün şartlı bağışı ihlal edilerek, hukuksuz bir şekilde, Atatürk Orman Çiftliği'nin bağrına saplanan kaçak sarayın her şeyi bizi ilgilendiriyor. Bu hukuksuzluğu yapanlar yargı önüne çıkana kadar mücadelemiz devam edecek.” şeklinde konuştu.Cumhuriyet
20 Maddede Türkiye Sosyal Medya İstatistikleri
Dijital pazarlama, sosyal medya üzerine çalışıyorsan güncel istatistiklere hakim olmanın ve onları yorumlamanın ne kadar önemli olduğunu mutlaka biliyorsundur. Bu bağlamda ben de sosyal medya, dijital pazarlama alanındaki istatistiki bilgileri yorumlarak vaktim oldukça blog’umda paylaşmaya karar verdim.2014’te Türkiye’deki sosyal medya kullanımının resmini çizmek gerekirse;
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sarayındaki özel danışmanı Binali Yıldırım'ın, 5 Ocak'ta Bakanlar Kurulu'na Cumhurbaşkanı'nın başkanlık edeceğini açıklaması hükümette 'hoş' karşılanmadı.Deniz Zeyrek'in, dün Hürriyet'teki analizini okumuşsunuzdur.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'bir hışım ile' konuştu: 'Cumhurbaşkanımızla beni ilgilendiren konular sadece Cumhurbaşkanımızın zatı ve benim tarafımdan açıklanır. Dolayısıyla 5 Ocak'ta böyle bir toplantı yok.'Biz de bu açıklamasını televizlondan dinleyip, 'Peh peh peh' dedik!
İstanbul Trafiğine ‘Havaray’lı Çözüm
Toplam uzunluğu 47.8 kilometre olarak belirlenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yapacağı havaray projelerinin güzergahları belli olduİstanbul Büyükşehir Belediyesi, 2014-2019 bütçesinin 5 milyar lirasını ulaşıma ayırdı. Son dönemde gündeme gelen havaray projeleri de trafiği rahatlatması beklenen yatırımların başında geliyor. Daha önce Üsküdar-Libadiye Caddesi ile Sefaköy-Halkalı-Başakşehir havaray projelerinin ilk ihaleleri yapılmıştı.8 HAVARAY PROJESİ BULUNUYORİstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin henüz etüt aşamasında olan toplam 8 havaray projesi bulunuyor. Bu projelerin toplam uzunluğu 47.8 kilometre. İİşte o projeler ve uzunluklarıBeyoğlu-Şişli Havaray Projesi: 5.8 kilometreZincirlikuyu-Sarıyer Havaray Projesi: 4.5 kilometre4. Levent-Levent Havaray Projesi: 5.5 kilometreAtaşehir-Ümraniye Havaray Projesi: 10.5 kilometreSefaköy-Havaalanı Havaray Projesi: 7.2 kilometreMaltepe-Başıbüyük Havaray Projesi: 3.6 kilometreKartal-D100 Havaray Projesi: 3 kilometreSabiha Gökçen Havalimanı-Formula Havaray Projesi: 7.7 kilometreKaynak: Finans Global
G.Saray‘a Tam 50 Milyon Euroluk Gelir!
İşte Galatasaray yönetiminin nakit akışını sağlayabilmek için yaptığı iki plan: Türk Finans'tan 25 milyon dolar kredi alınacak, Şubat'ta da hisselerin yüzde 17'si satılacak ve kasaya 50 milyon TL daha girecekGalatasaray Başkan Duygun Yarsuvat, Mali Kongre'de borçalacak farkını 376 milyon Dolar olarak açıklamıştı. Bu rakamı azaltmaya çalışan sarı-kırmızılı yönetim, Denizbank'taki borçları yeniden yapılandırmanın yoluna gitti. Finansmandan sorumlu yönetici Dursun Özbek'in girişimleri de sonuç verdi ve sarı-kırmızılı kulübün Türk Finans'tan 25 milyon Dolar kredi çekeceği öğrenildi.HİSSE SATIŞI YASAĞI BİTİYORSporcu alacaklarını bu yolla ödeyecek yönetimin ikinci hamlesi borsada olacak. Kurallar gereği G.Saray'ın hisse satışı yasağı Şubat ayında sona erecek. Kulübe ait %68 hisseyi %51'e indirmeyi planlayan sarı-kırmızılılar, %17'lik hisse satışından da kasaya minimum 50 milyon TL sıcak para girmesini bekliyor. Sabah
Bilirkişi Raporu: 'Eski Bakanların Mal Varlıkları Gelirleriyle Orantısız'
Komisyona sunulan rapor, 3 bakan ve çocuklarının mal varlığını ortaya koydu.TBMM Soruşturma Komisyonu’nda bilirkişi olarak görev yapan uzman tarafından 4 eski bakanın mal varlığıyla ilgili hazırlanan raporda, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar dışındaki 3 bakan ve çocuklarının mal varlıklarının gelirleriyle orantılı olmadığı saptandı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, iki oğlunun servetini “düğünlerinde takılan altınla” açıklarken; eski AB Bakanı Egemen Bağış 2010 ve 2011’de 1.5 milyon TL’ye aldığı 3 evin nasıl finanse edildiği sorusuna yanıt vermedi. Çağlayan, kardeşine Abdullah Habbani’den gelen 2 milyon 465 bin TL’nin “mücevherat satışı”ndan kaynaklandığını savundu. Eski bakanların mal varlığıyla ilgili uzmanın saptamaları şöyle:Muammer GülerGüler’e ait 10 taşınmaz : Kendisi ve eşi adına kayıtlı toplam 10 adet taşınmaz, bankalarda da 24 Ocak 2014 itibarıyla 2 milyon 247 bin TL parası var. Eşi Neval Güler adına Çanakkale Ayvacık’ta 27 Eylül 2013’te tapu harç matrahı 63 bin 333 TL’ye bir taşınmaz satın alınmış, bu taşınmaz mal bildirimine konu edilmemiştir.Sarraf’a danışmanlık ücreti bildirimde yok: Barış Güler’in kendisinin ve ortağı olduğu şirketlerin Rıza Sarraf’tan alınan danışmanlık ücretleri dolayısıyla beyanname ve bildirimlerine rastlanmamış, yasal gelir kaynağının kira gelirleri ile ücretten oluştuğu, 2003- 2008 arasında ortalama aylık gelirinin 250-500 TL, 2013’te yaklaşık 5 bin 600 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu gelirlerle 2010’da Türkiye Finans Katılım Bankası Erenköy Şubesi’ndeki hesabına 400 bin dolar para yatırdığı, tutarın büyük çoğunluğunun taşınmaz alımında kullanıldığı, 2013 sonu itibarıyla hesaplarında 735 bin TL’nin bulunduğu dikkate alındığında şahsın mal varlıklarının gelirleri ile orantılı olmadığı tespit edilmiştir.Kızının gelirleri de orantısız: Kızı Burcu Güler’in yasal gelir kaynağının ücret ve kiradan oluştuğu, 2010’da tapu harç matrahı 270 binTL’ye, 2011’de 34 bin TL’ye 2 adet taşınmaz satın aldığı, bu taşınmazlardan kira geliri elde ettiği, banka vadeli hesaplarında 2014 Ocak ayı itibariyle 945 bin TL’sinin olduğu, şahsın aylık ortalama brüt ücret gelirinin ortalama gelirinin 2013’te 8 bin 800 TL olduğu, mevcut bilgilerden şahsın iki taşınmaz alımı ve bankalardaki 945 bin TL tutarındaki vadeli mevduatının gelirleri ile orantılı olmadığı kanaatine varılmıştır.Zafer ÇağlayanHesaplarındaki artış Sarraf’tan Hesaplarındaki artışın Rıza Sarraf ve Abdullah Habbani’nin kontrolünde olduğu anlaşılan Simay Altın Şirketi’nden 31 Aralık 2012 tarihinde kardeşi Şenol Çağlayan’a oradan da iki gün sonra borç ödemesi adı altında kendi hesabına aktarılan 2 milyon 465 bin TL para transferinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.Saatin belgesini Sarraf el yazısıyla düzenlemiş Soruşturmaya konu olan saat ile ilgili olarak önceki mal bildirimlerinde diğer taşınır varlıklar arasında 5 adet saatin toplam değeri 70 bin TL iken, bakanlık görevinin son bulması nedeniyle verilen 23 Ocak 2014 tarihli mal bildiriminde 6 adet saatin toplam değerinin 730 bin TL olarak beyan edildiği, mal bildiriminde saatin finansmanına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, saatin faturasının Murat Yılmaz (Rıza Sarraf’ın kuryesi), menşei belgesinin Zafer Çağlayan adına düzenlendiği, 25 Eylül 2013 tarihinde teslim alındığı, ödemenin 30 Ekim 2013’de 240 bin avro olarak Sarraf’a nakit olarak ödendiği, işin ticari olmaması nedeniyle Sarraf’ın kendi el yazısı ile tanzim ettiği ve imzaladığı, saat ile ilgili para cezasını ödeyen Murat Yılmaz’a Çağlayan tarafından 213 bin TL para transferinin yapıldığı tespit edilmiştir.Happani’nin gönderdiği para Sarraf ve Happani’nin kontrolünde olduğu anlaşılan Simay Altın Şirketi’den Şenol Çağlayan’a gelen ve 2 gün sonra Zafer Çağlayan’ın hesabına “önceden alınan borca” açıklamasıyla gönderilen 2 milyon 465 bin TL’yle ilgili olarak Çağlayan, “Şenol Çağlayan’ın Simay Altın Şirketi’ne bozdurduğu mücevherat karşılığıdır” açıklamasını yapmıştır.Oğul Kaan’ın serveti düğün takılarından Çağlayan, oğlu Salih Kaan Çağlayan’ın hesabına Altınbaş A.Ş’den 25 Haziran 2013 tarihinde gönderilen 2 milyon 537 bin TL para transferi ile ilgili olarak komisyona gönderdiği yazıda, oğlunun 12 Nisan 2013 tarihinde evlendiği, “düğünde takılan altın, mücevherat, döviz ve TL şeklindeki takıların bir kısmının bozdurulduğu” açıklamasını yapmıştır. Altınların hangi tarihte, kim tarafından götürüldüğüne ilişkin bir bilgiye ise yer verilmemiştir.Oğul düğün takısından borç vermiş Ahmet Çağan Çağlayan’ın 28 Mayıs 2012’de 2 milyon 100 bin TL’ye satın alınan taşınmaz için hesabına yaptığı 1 milyon 50 bin TL para transferiyle ilgili olarak Zafer Çağlayan, komisyona gönderdiği yazıda, oğlunun 28 Ekim 2011’de evlendiğini, düğünde çeşitli altın, mücevherat, döviz ve TL’nin hediye olarak geldiği, transferin oğlunun kendi birikimlerinden karşılandığı, kendisine borç verdiği, bu borcunu ödediğini belirtmiştir.Şirketlerde geniş inceleme gerekli Zafer Çağlayan, çocuklarınca alınan taşınmazların finansmanının düğünlerinde takılan altın, döviz ve TL olduğunu beyan etmiştir. Salih Kaan ve Ahmet Çağan Çağlayan’ın 2012 ve 2013’te taşınmaz alımlarında ve banka nezdinde gerçekleştirdikleri nakit para yatırma ve para transfer işlemlerinde önemli ölçüde artışın olduğu, tespit edilmiştir. Ahmet Çağan ve Salih Kaan Çağlayan’ın taşınmaz alım ve bankacılık işlemlerine konu olan tutarlarının kayıtlı gelirleri ile önemli ölçüde orantısız olduğu, çocuklarının ortağı olduğu şirketlerin hesaplarında kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin şirketlerde incelemelerle mümkün olabileceği kanaatine varılmıştır.Egemen Bağış1.5 milyona 3 ev Bakanlık yaptığı sürede 3 adet taşınmaz satın aldığı ve 2 adet taşınmaz sattığı tespit edildi. Ankara’da Konur Sokak’ta yüzde 50 hissesi üzerine kayıtlı taşınmazı 500 bin TL’ye satın aldığı, İstanbul İstinye’de tapu harç matrahı 500 bin TL olarak belirtilen taşınmazı eşi Beyhan Bağış adına satın aldığı, Ankara Dikmen Vadisi’nde tapu harç matrahı 500 bin TL olan taşınmazı kendi adına satın aldığı tespit edildi. Banka transferi ve kredi kullanımına rastlanmadı.Borcu belgeleyemedi Eşi Beyhan Bağış’ın Dekorname Dekorasyon Şirketi’nin ortaklarına 2013’te 3 milyon 779 bin TL borçlu göründüğü, 31 Aralık 2013’te bunun 1 milyon 565 bin TL’ye düştüğü edildi. Bu azalışın nasıl gerçekleştiğine ilişkin Bağış’tan istenen belgeler komisyona sunulmadı. Bağış’ın bakanlığı sırasında 2010 ve 2011’de satın alınan biri eşi adına kayıtlı toplam 3 adet taşınmazın kendisi ve eşinin mevcut kayıtlı geliri ile orantılı olmadığı sonucuna varılmıştır.Erdoğan ‘takı’, Çiller ‘çıkın’la açıklamıştıCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski Başbakanlardan Tansu Çiller’de haklarında açılan soruşturmalarda kişisel servetlerinin artışını oğlunun düğününden gelen ‘takılar’ ve annesinden kalan ‘çıkın’la açıklamışlardı. Başbakanlığı’nın hemen öncesinde, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın kişisel servetindeki kaynağı belirsiz artışlar nedeniyle “Rüşvetle Mücadele ve Mal Bildirim Yasası’na, aykırı fiil (suç) isnadıyla” 2002 yılında yargılandığı Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ceza davasında ‘servetindeki artışın’ kaynağı olarak oğlunun düğünündeki ‘takı altınları’nı göstermeşti. Erdoğan, altınları paraya çevirdiğini dair yakın dostu Atasay firmasının sahibi Cihan Kamer’in düzenlediği faturayı mahkemeye ibraz ederek ceza almaktan kurtulmuştu. Prof Dr. Tansu Çiller hakkında başbakanlığı döneminde ‘Rüşvetle Mücadele ve Mal Bildirimi Yasası’na aykırı olarak, servetindeki kaynağı belirsiz artışları soruşturan TBMM Komisyonu’na verdiği ifade de “Servetimin kaynağı, anam öldüğünde yastığının altından çıkan ve içinde yüz binlerce dolar ve mark ile yüzlerce altın olan çıkındır” diyerek açıklamıştı.Cumhuriyet
Başlangıcından Bugüne Tüm Detaylarıyla 'Sony Pictures' Hack Skandalı
FBI, 24 Kasım'da Sony Pictures'a düzenlenen  ve firmaya ait büyük miktarda verinin internete sızmasıyla sonuçlanan siber saldırının Kuzey Kore kaynaklı olduğunu açıkladı.FBI, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada saldırının arkasında K.Kore'nin olabileceğini ancak kesin delil bulunmadığını belirtmişti.FBI'ın ardından açıklama yapan ABD Başkanı Baracak Obama, K.Kore’nin düzenlediği siber saldırıya zamanı gelince 'orantılı bir cevap' vereceklerini söyledi.FBI'ın açıklamasının ardından, siber saldırının 'The Interview' adlı filmin gösterimden kaldırılmasını amaçladığı da neredeyse kesinleşti. K.Kore lideri Kim Jong-un'a düzenlenen suikastı konu alan komedi filmi The Interview, K.Kore'den büyük tepki görmüştü. K.Kore, saldırıyı düzenledikleri suçlamasını reddetmişti.Obama, Sony Pictures’ın The Interview filmini yayından kaldırma kararının ‘yanlış olduğunu’ söyledi. Obama, ‘kendisine danışılması halinde hacker’ların tehditlerini görmezden gelmelerini tavsiye edeceğini’ belirtti.
Rönesans'tan 540 Milyon Euro'luk Büyük Yatırım
433 Milyon Euro tutarındaki finansal kapanış imza töreni, 19 Aralık'ta Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nun katılımıyla gerçekleşti. Türkiye'nin sağlık sektöründe bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük proje olarak adlandırılan ve ülkemizin çok sayıda modern hastaneye kavuşacağı Kamu Özel Ortaklıkları-PPP (Public Private Partnership) projesinin dev adımlarından biri Rönesans Sağlık Yatırım ve Meridiam ortaklığından geldi.Kamuya ait yatırımların Özel Sektör tarafından yapılması ve belli bir süreyle devlete kiralanarak belirli hizmetlerin sağlanması yönteminin uygulandığı Kamu Özel İşbirliği (PPP-Public Private Partnership) modeli kapsamında Rönesans Holding grup şirketlerinden Rönesans Sağlık Yatırım, Adana'da 1550 yataktan oluşacak ve toplamda 540 milyon euro tutarındaki yatırımla tamamlanacak Entegre Sağlık Kampüsü için uluslararası yatırım fonu Meridiam Infrastructure ile yürüttüğü çalışmaların sonuçlandığını açıkladı. Türkiye'de ilk kez tamamı 9 yabancı bankanın katıldığı finansal kapanış imza töreni 19 Aralık'ta gerçekleştirilirken, törene Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, Rönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak, Rönesans Sağlık Yatırım Grubu Başkanı Kamil Yanıkömeroğlu, Meridiam Uluslararası Yatırım Fonu Kurucu Ortağı ve CEO'su Thierry Déau ve projede yer alan banka yetkilileri katıldı.540 MİLYON EURO'LUK DEV YATIRIMBu imza töreninde konuşma yapan Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, 2015'te 9 milyar liralık Hastane projesinin ihale edileceğini açıkladı. Rönesans Sağlık Yatırım'ın imza töreninin arkasındaki temel Dinamik milli irade ve bu milletin gelecek ufkudur diyen Müezzinoğlu, Sağlık alanında Amerika ve Avrupa'nın başardığını Türkiye de başaracak dedi.İmza töreninde projeyle ilgili bilgi veren Rönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak, kısaca PPP olarak adlandırılan Kamu-Özel İşbirliği modeli ile yapılacak olan Hastane projelerinin Türkiye'nin sağlık alanında yaptığı en büyük devrim olduğuna işaret etti. Dünyanın önde gelen gelişmiş ülkelerinde Sağlık Sektörü başta olmak üzere eğitim, adalet gibi alanlarda başarıyla uygulanan bu modelin en gelişmiş yeni nesil şekliyle ülkemizde uygulama şansını elde ettiklerini, dünyanın birçok ülkesinde PPP deneyimine sahip ortağımız Meridiam ile yaptıkları işbirliği sayesinde Avrupa'nın en büyük finans kuruluşlarını bir araya getirerek yatırım öncesinde tamamı yabancılardan oluşan bir proje finansmanı gerçekleştirdiklerini belirtti. Rönesans Holding olarak sağlık yatırımını önemsediklerini ve yurtdışında elde ettikleri deneyimi Türkiye'nin sağlık yatırımlarında kullanmak üzere yola çıktıklarını vurgulayan Ilıcak, Diğer bir ifadeyle sağlıkta Rönesans dönemi başlıyor diye ekledi.Rönesans'ın Adana Entegre Sağlık Kampüsü yatırımı için bu konuda dünyanın en önemli Yatırım Fonları arasında yer alan Meridiam'la büyük bir işbirliği içine girdiklerini belirten Ilıcak, Meridiam, uzun dönem kamu altyapı projelerinde uzman global bir yatırım firması. 2005'ten bu yana kamuya değer sağlayan altyapı projelerine yatırım yapıyorlar. Şirketin farklı ülkelerde PPP konusunda deneyim sahibi olmasının da bizim için değerli bir avantaj olduğunu düşünüyoruz dedi. Ilıcak sözlerini şu şekilde sürdürdü:Adana Entegre Sağlık Kampüsü'nü Meridiam işbirliğiyle tamamı yabancı kuruluşlardan oluşan 9 bankalık bir konsorsiyum ile finanse ediyoruz. Toplam yatırım bedeli olan 540 Milyon Euro'nun yaklaşık 433 Milyon Euro'su bu konsorsiyumdan elde edilecek. Kalanı ise yatırımcı ortaklar Rönesans ve Meridiam tarafından özkaynak olarak temin edilecek. Bu anlaşma, aynı zamanda tamamı yabancı bankalar tarafından desteklenen ilk PPP anlaşması olacak. Alınan kredinin 18 yıl vadeli ve son derece rekabetçi şartlarda olması yabancı finans kuruluşlarının basta T.C. Sağlık Bakanlığı PPP modeline ve bu krediyi verdikleri bizlere olan güvenin bir göstergesidir.ADANA, KAMU-ÖZEL İŞBİRLİĞİ (PPP) KAPSAMINDA YAPACAKLARIMIZIN İLK DURAĞIRönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak'ın verdiği bilgiye göre, Adana Entegre Sağlık Kampüsü toplam 1.550 yatak kapasiteli 3 farklı hastaneyi kapsıyor. Bu hastaneler, 1.300 yatak kapasiteli Ana Hastane, 150 yatak kapasiteli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi ve 100 yatak kapasiteli Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi olarak sıralanıyor.Rönesans Sağlık Yatırım'ın Adana'nın yanı sıra Bursa ve Elazığ Entegre Sağlık Kampüsleri ile Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ni de inşa ettiğini hatırlatan Ilıcak, Rönesans Sağlık olarak yüklenicisi olduğumuz afyon, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, Malatya, Samsun, Trabzon ve Van'da hayata geçirilecek fizik tedavi ve rehabilitasyon hastaneleri, psikiyatri hastaneleri ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastanelerinin proje finansmanlarını inşaatlarını ardı ardına hızlıca gerçekleştireceklerini ifade etti. Kamu Özel İşbirliği modeli ile inşa edilen sağlık komplekslerinin toplam İnşaat alanı 2 Milyon metrekare olacak ve yaklaşık olarak 2 Milyar Euro'luk yatırımla gerçekleştirilecektir dedi ve ekledi:Türkiye PPP projeleriyle sağlıkta bir lig daha atlamış olacak. Adana Entegre Sağlık Kampüsü için imzaladığımız 433 Milyon Euro'luk Finansman bu konuda önemli ve ilk adım özelliğini taşıyor. Bu anlaşmanın sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da sağlık alanında en büyük yatırımları arasına gireceğini öngörüyoruz. Adana'nın ardından diğer şehirlerde de benzer yatırımlara hazırlanıyoruz. 2015 sonrasında Türkiye'nin her noktasında modern, akıllı ve standartların üstünde hastanelerin yükseldiğine tanık olacağız.FARKLI ÜLKELERDE KAMUYA DEĞER SAĞLAYAN PROJELER YAPIYORRönesans Sağlık Yatırım'ın bu konudaki iş ortağı Meridiam'ın Kurucu Ortağı ve CEO'su Bay Thierry Déau ise yaptığı konuşmada, Meridiam olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin başlattığı bu azimli sağlık hizmetleri programını destekleyen ilk küresel yatırımcı olmaktan gurur duyuyoruz dedi. Déau sözlerini şöyle sürdürdü:Adana Entegre Sağlık Kampüsü, 2015 yılı itibarıyla yaklaşık 2 Milyar Euro tutarında finanse etmeyi planladığımız 4 sağlık tesisinden ilkidir. Bu, dünyada eşine rastlanmayan bir yatırımdır. Bu ülkedeki sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, en iyi standartlara ulaşması ve Türkiye'de en çok ihtiyacı olanlara ulaşılmasında önde gelen Türk ve uluslararası firma Rönesans'la ortaklığımızdan gurur duyuyoruz. Adana Entegre Sağlık Kampüsü sadece Adana için değil, aynı zamanda çevresinde yer alan Türkiye 13. Sağlık Hizmetleri Bölgesi Hatay ve Osmaniye'ye de toplam 1550 yatak kapasitesi ile hizmet verecek.Merkezi Paris'te bulunan Meridiam'ın yönettiği 2.8 Milyar Euro ile toplum için uzun vadeli altyapı yatırımlarına odaklandığının altını çizen Déau, Bugün yapılan 100 Milyon Euro'luk yatırım, Fransa Türkiye arasındaki güçlü ilişkilerin bir göstergesidir. Uzun bir dönem boyunca burada olacağız. Türkiye altyapısının ve özellikle eğitim kuruluşları gibi ülkenin sürdürülebilir gelişmesi ve başarısı için hayati önem taşıyan sosyal altyapıların geliştirilmesinde rol alacağız dedi.STANDARTLARIN ÜSTÜNDE AKILLI HASTENELER GELİYORKamuya ait yatırımların Özel Sektör tarafından yapılması ve belli bir süreyle devlete kiralanması modelinin uygulandığı PPP sisteminde, Kira süresi boyunca özel sektör kamunun arzu ettiği bazı hizmetleri de üretebiliyor. Tıbbi hizmet yine devlet tarafından verilirken, tüm doktor ve hemşire kadrosu da devlet tarafından sağlanıyor. Dünyadaki örnekleri 15 yıldan 30 yıla kadar uzanabilen bu ortaklık modelinde Türkiye'deki projeler için ise süre 25 yıl olarak belirlendi. Bu projelerle Türkiye'nin kendi altyapısı ve otomasyon sistemi bulunan, rehabilitasyon alanları, Spor Merkezleri ve toplantı salonlarıyla da genişletilen, standartların üzerinde akıllı hastanelere kavuşması planlanıyor.
Davutoğlu'ndan Kamuda Plaket ve Hediye Yasağı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'ekonomide dönüşüm programı' için hazırlanan eylem planını açıkladı. İsrafı önlemek için kamuda plaket ve hediye vermeye yasak getirildi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Ekonomide Dönüşüm Programları'nın ikinci toplantısına başladı. Davutoğlu program çerçevesinde 7 eylem kalemine ait 425 madde açıkladı.Başbakan Davutoğlu yaptığı açıklamada ' İş dünyamız yapısal dönüşüm programına göre hareket etmeli. Rasyonel soğukkanlı kriz yönetimi mantığı ile bu krizi piyasalara hissettirmeden yönetebilmek açısından büyük bir sınavdan geçiyoruz. 2008'den bu yana bütün dünya kriz yönetimi ile meşgul. Bu dönüşüm programlarının hesap edilebilirlik ilkesi önemlidir. İlan etttiğimiz eylemlerin uygulamalarında 3-4 aylık periyotlarla sizlerle paylaşacağız. Öngörülebilirlik dünyanın şuanda en büyük önem verdiği husus. Türkiye siyasi istikrarla desteklenmiş bir öngörülebilirlik kapasitesini sürdürüyor. Bu da büyük bir önem taşıyor. Ekonomimiz son 20 çeyrekte üst üste büyüdü. Ortalamamız dünya ortalamasının çok üzerindedir. Son büyüme düşük oldu ama yine de genel olarak takdir gören bir performanstır. Büyümenin ihracata dayalı olması önemlidir. Bu kompozisyon aslında büyümenin sürdürülmesi açısından büyük bir işarettir.PLAKET VE HEDİYE İŞİNE SON VERİLECEK, EN BÜYÜK SEMBOLİK HEDİYE FİDAN DİKİMİDİRBugün açıkladığımız 7 programla üretimde verim, tasarruf sağlanması planlanıyor. İsrafın önlenmesi önce kamudan başlayıp bütün topluma yansıması gereken bir gerçektir. İsrafa dönük hediyeler bundan sonra kamuda söz konusu olmayacak. Her görevi bırakan bakan başbakan yada bürokrasideki kişiler kendilerine gelen hediyeleri ne yapacağız sorusuyla karşılaşıyor. Bundan sonra bu plaket işine son vermek lazım. Gereksiz hediyeleşmelere son vermek lazım. En sembolük hediye fidan dikimidir. Orada gelen devlet büyüyüğü adına fidanlar dikilebilir. Onlar büyüdükçe de kendi hediyesini sürekli topluma kazandıran bir hatıra olarak yaşar. Ayrıca çok yaygın bir şekilde tanıtım kitapları faaliyetlerin tanıtımı ile ilgili faaliyet kendini tanıtır. Bu tür faaliyetlerin e ortamda flaş disklerle tanıtılması daha elzemdir. İsrafın önlenmesi konusunda herkes elimdeki kaynağı nasıl kullanırım derken herkes kendine şunu sormalı acaba israfı nasıl engellerim. Ben bütün kurumlarımızın buna özen gestereceğine inanıyorum.PETROLDEKİ DÜŞÜŞ OLUMLU YANSIYACAKBütçe görüşmeleri sürüyor. Yönetim bütçe açığı GSYH üzerinde baskı uygulamadığı gibi düşüşü önemli bir parametredir. AB tanımlı borç stoku milli gelire göre gerilemiştir. Bu da dünya avrupa standartlarında çok önemli bir göstergedir. Ekonomi göstergemizin iç uyumu da önem taşıyor. Son dönemde önemli bir komite olarak Finansal Ekonomi Komitesi bu seyri yakından takibe dönük. Kamu özel sektör ilişkisi her zamankinden çok daha fazla, daha iletişime yoğun devam ediyor. Petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş ve muhtemel etkilerini de göz önüne alıyoruz. AK Parti iktidarı öncesinde petrol fiyatları 20 dolar civarındaydı. Petrol fiyatlarında tekrar geri dönüş ülkemize olumlu etki yapacaktır. Bu düşüşü biz tüketicimize yansıtıyoruz. Çok ciddi pompa fiyatlarında düşmeler oldu. Ama kesinlikle bir gevşeme disiplinden kopuş söz konusu olmayacak. 2015 Yılı için petrol fiyatları hangi düzeyde olacağını göz önüne olarak alternatif modellemelerle olabilecek her hangi bir iniş çıkışa anında refleks verebilmek için yoğun bir çaba içindeyiz.EKONOMİMİZİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİ VERİMLİLİĞİN DÜŞÜK OLMASI1 - Ekonomimizin en temel meselelerinden birisi verimlilik düzeyimizin düşük olması. Bu yüzden verimliiğin arttırılmasına özel bir önem vereceğiz. İlk programımız üretimde verimliliğin arttırılması programı. Bu programla verimlilik algısını geliştirmeyi iyileştirmeyi katma değeri arttırmayı planlıyoruz. Bu başlık altında 59 eylem yer alıyor. G-20 döneminde KOBİ'lere yönelik istihdama yönelik katkı sunmaya davam edeceğiz. İmalat sanayinde kaynak verimli üretim uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Ürün tasarımını, çeşitlendirilmesini ve markalaşmalarını destekleyecek ve eğitim faaliyetleri yapacağız. KOBİ'lere finansal desteği derinlemesine arttırmayı planlıyoruz. Türk Malı'nın tanıtılması için gereken desteği sağlayacağız.LÜKS MALLARI TESPİT EDİP CAYDIRICI VERGİLENDİRME YAPACAĞIZ2 - Yurt içi tasarrufların arttırılması ve israfın önlenmesi programı. Burada israfı azaltmayı planlıyoruz. İktisatlı bir ekonomik bir alt yapıyı kurmaya kararlıyız. Bu başlık altında 74 adet eylem yer alıyor. Önemli eylemler şöyle gayrimenkullerin elden çıkarılmasında vergilerle ilgili yeni tasarruf olmasına büyük önem vereceğiz. Taşınmazların alınmasında kullandırılan kredileri gözden geçireceğiz. İmalat sanayinde banka istisnaları getireceğiz. Uluslararası hükümlülükleri gözeterek yüksek tüketim malları tespit edecek ve caydırıcı vergilendirmeler yapacağız. Uzun vadeli tasarrufları teşvik etmek üzere altın bankacılığını destekleyeceğiz. Bireysel Emeklilik Sistemi'nde kesinti oranını uluslararası düzeye ulaştıracağız. İsrafın fazla olduğu mal gruplarını tespit edecek ve bunu engellemek için çalışmalar yapacağız.FİNANS ALANINDA SAĞLAM BİR HUKUKİ ZEMİN OLUŞTURACAĞIZ3 - İstanbul Uluslararası Finans Merkezi programı. Reel sektörün ihtiyacını karşılayacak her türlü aracın etkin şekilde denetlenen bir finansal merkez olmasını hedefliyoruz. İstanbul'un ilk 25 içinde yer almasını daha sonra da bunu yükseltmesini ve finansal hizmetler sektörünün GSYH'daki payını yüzde 6'da yer almasını istiyoruz. Raylı sistem ve iletişimleri geliştireceğiz. Hem kamu hem özel sektörde sertifakaya sahip uzman sayısını arttıracağız. Ayrıca ürün ve hizmet çeşitliliğini arttıracağız.VERİMSİZ HARCAMALARI TASFİYE EDECEĞİZ4 - Kamu harcamalarının rasyonelleştirme programıdır. Verimsiz harcamaları tasfiye edeceğiz. Kamu harcama büyüklüğünü ve borçlanma gereğini yerindeliğini hedefliyoruz. Burada da 77 eylem var. Bazıları şöyle; Sosyal yardımlarda Türkiye öncü olmuştur. Burada suistimali engellemek ve hak eden herkese ulaşabilmek için ihtiyacı olanları daha objektif olarak belirleyeceğiz. Böylece sosyal yardım yapan kurumlarımız tek bir alanda herkesi görüp talepleri karşılayabilecek. Kamu ihtiyaçlarının ortak alım yöntemi ile tedarikini sağlayacağız. Kamuda taşıt edinim ve kullanımında yerindelikle ilgili tedbirler alacak israfı ortadan kaldıracak ek yeni bir yaklaşım sergileyeceğiz. Saydamlığın arttırılması için ihale sürecinin yayınlanmasını etkinleştireceğiz. Şeffaflığı arttırmaya yönelik çalışmamızı aslında ilerde tekrar elimizde aldığımız reformu sizlerle paylaşacağız. Hizmet binaları yapımı konusunu da ele alacağız. Kamu hizmetlerini program yaklaşımı ile ele alan bütçe programına geçeceğiz.YEREL YÖNETİMLERİN GÜCÜNÜ ARTTIRACAĞIZ5 - Kamu gelirlerinin arttırılması programıdır. Vergi sistemini yenileyeceğiz. Çalıştaylarla karar alacağız ve en etkin bir şekilde bu düzenlemeleri en kısa sürede devreye sokacağız. Gayrimenkul rantlarından kamunun pay almasını sağlayacağız. Kamu açısından yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor. Vergileme alanında vatandaşa hizmet sunarken teknoloji imkanlarından daha fazla yararlanacağız. Daha detaylı istatistikler geliştireceğiz.İŞ VE YATIRIM ALANINI GENİŞLETECEĞİZ, İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATI KONUSUNU BASİTLEŞTİRECEĞİZ6 - İş ve yatırımı geliştirme programıdır. Amacımız yatırımları arttırmaktır. 2014 Yılında yüzde 15 olan yatırımları 2015'te yüzde 19'a çıkarmayı hedefliyoruz. Bu başlık altında 41 eylem yer almaktadır. Bunların bazıları şöyle; Ülke ekonomisi için yapıların hızlı ve etkin yürütülmesine ve sonuçlanmasına yönelik bir birim oluşturulacak. Burada yatırımlar daha hızlı yapılacak. Bir çok işlemin E-Devlet üzerinden yapılmasını sağlayacağız. İş yeri açma ve çalışma ruhsatı ile ilgili basitleştirmeler yapacağız. İş ve yatırım ortamına ilişkin hukuki süreçlerin daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacağız. Hukuki uyuşmazlıkların mahkemeye yansımadan çözümünü, mahkemeye yansıyanların ise yargı süresinin kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacağız. Coğrafi bilgi sistemleri alt yapısını geliştirecğiz. Bölgesel düzeyde gösterge seti geliştireecek, anketler yapacağız.DOĞRU İSTATİKTİK KONUSUNDAN TÜİK EĞİTİM VERECEKTİR7 - İstatistiki bilgi paylaşımı programıdır. Güvenilir istatistiklerin sayısını arttırmayı hedefliyoruz. İstatistik sayısını arttırmayı, istatistik üretmeyi hedefliyoruz. Bu başlık altında 28 eylem var. Bunların ana bazı unsurları şunlar; TÜİK ve diğer kurumların açıkladıkları istatistikleri bir internet sitesi kurarak oradan açıklayacağız. Kurum ve kuruluşların istatistik verilerinin TÜİK'in hizmetine açılmasını sağlayacağız. TÜİK tarafından eğitim verilecektir. TÜİK ayrıca eğitim kurumu gibi de hizmet verecektir.Bugün açıkladığımız 7 programla üretimde verim, tasarruf sağlanması planlanıyor. İsrafın önlenmesi önce kamudan başlayıp bütün topluma yansıması gereken bir gerçektir.İşte Başbakan'ın konuşmalarından satır başları.- Hükümetimiz hiçbir şekilde kısa vadeli perspektifle değil, orta ve uzun vadeli perspektifle politikalarını yönetiyor.- Kamu maliyesi, bütçe yapılandırılması ve finansal istikrar konusunda ilkeli tutumumuz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecek.- Bütüncül perspektifi hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz- 2008'den bu yana bütün dünya kriz yönetimleri ile meşgul- İlan ettiğimiz uygulamaların sonuçlarını 3-4 aylık sürelerde paylaşacağız- Bu dönüşüm programlarının hesap verilebilirlik ilkesi önemli- Öngörülebilirlik şu anda dünyada en çok önem verilen husus- Sürdürülebilir kalkınma büyük önem taşıyor- Büyümenin büyük ölçüde ihracata dayalı olması önemli, nitelikli büyüme kompozisyonu sürdürülebilir büyüme açısından önemli bir işaret- Merkezi yönetim bütçe açığının gsyh içindeki payı düşüşüne devam edecek- Petrol fiyatlarındaki muhtemel düşüşün etkilerini sürekli izliyoruz- Petrol fiyatlarındaki düşüşü vatandaşa yansıtıyoruz- Kesinlikle petrol fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan bir gevşeme olmayacak- 2015'de petrol fiyatlarının hangi düzeyde olacağı ile ilgili alternatif bütün modellerle, olası iniş-çıkışlara anlık tepki verebilmek için hazırlıklıyız- (Rusya Krizi) muhtemel etkileri erken vakitte gördük, toplantılar gerçekleştirdik- Makro alanları ilgilendiren 8 programı bugün paylaşacağız- Bunlar üretimde verimliliğin artırılması, yurtiçi tasarrufların artırılması, istanbul uluslararası finans merkezi olması, kamu harcamaların rasyonelleşmesi, kamu gelirlerini kalitesi, iş ve yatırım ortamı, istatistiki bilgi altyapısı ve kayıt dışı ekonominin azaltılması- Yüksek ve istikrarlı büyümeye ulaşmayı hedefliyoruz- Üretimde katma değeri artırmayı planlıyoruz- Üretimde verimliliğin artırılması ile ilgili 59 eylem yer alıyor- KOBİ'lerin kurumlaşmasına büyük önem vereceğiz- KOBİ'leri g20 başkanlığı süresince sürekli gündemde tutacağız- Sanayi bölgelerinin teknolojik donanımını güçlendireceğiz- Türk malı markası ve imajı için faaliyetlerde bulunacağız- İktisatlı bir ekonomik altyapı kurmaya kararlıyız- Tasarruf oranını yüzde 13,4'ten yüzde 19'a çıkarmaya kararlıyız- Yurtiçi tasarrufların artırılması ile ilgili 74 eylem yer alıyor- Altın bankacılığını genişletecek ve destekleyeceğiz- Hayat sigorta ve uzun süreli sigortaların geliştirilmesi için politika seçeneklerini araştırıyoruz- Program dönemi sonunda İstanbul'un ilk 25 finans merkezi içinde yer alması ve daha sonra bunu yükseltmeyi hedefliyoruz- İstanbul'un finans merkezi olması ile ilgili programda 104 eylem yer alıyor- İstanbul tahkim merkezini en kısa sürede kuracağız- Finans alanında ihtisas mahkemeleri kuracağız- Kamu sermayeli katılım bankası kuracağız- Faizsiz finans alanında ürün ve hizmet çeşitliliğini artıracağız- Kamu harcamaların rasyonelleşmesi programında 77 adet eylem bulunuyor- Kamuda taşıt alımına ilişkin tedbirler alacağız- Bütün ihale sonuçlarını yayınlama sürecini iyileştireceğiz- Vergi mevzuatının sadeleştirilmesi çalışmalarına devam edeceğiz- 2014 sonunda yüzde 15 olacağını düşündüğümüz özel sektör yatırımlarının GSYH'ye oranını 2018 yılı sonunda yüzde 19,3'e çıkarmayı hedefliyoruz- İstatistiki bilgi altyapısı başlağı altında 28 eylem planı var- Kayıt dışı ekonomiyi ayrı bir paket olarak açıklayacağız- Haftaya insan odaklı 3.PAKETİ Açıklayacağız- (Rusya krizi) Türk ekonomisi herhangi bir şok etkisi yaşanmadan bunu atlatabildi- Reel sektörün dış borcu zaten uzun vadeli, burada bir risk görmüyoruz- Reel sektörün milli gelire oranı yüzde 15,7, bu çok makul- Kısa vadeli şoklardan etkilenebilecek bir yapıda değil- Gerektiğinde her türlü tedbiri alırız- Hiçbir konuda ekonomi yönetimi ve hükümetimiz bir panik haline girmemiştir, girmeyecektir- Uluslararası piyasaların Türkiye'ye güveni tam- Devletin bir döviz açık pozisyonu yok, hatta fazlası var- Elimizdeki kaynak ve verilerle, krizin getireceği şoklar karşısında, elimizdeki kaynaklar, kullanabileceğimiz Mali ve finansal araçlar son derece sağlamdır- Şu anki en temel hedefimiz petrol fiyatlarındaki düşüşü dengeleyebilecek olumlu unsurları maksimize etmek, bunu bir fırsat olarak görmek- Petrol fiyatlarındaki düşüşün dolaylı etkilerini de minimize etmek- Reel sektörde balon etkisi yapacak bir şişkinlik yok- Ek tedbir almaya şu anda ihtiyaç hissetmiyoruz- Kullanacağımız araçlardan son derece emin bir şekilde muhtemel riskleri göğüslemeye hazırız.haberler.com
Apple, Rusya Satışlarını Durdurdu
Rusya mali piyasalarında yaşanan hareketlilik ve rublenin hızla değer kaybı nedeni ile Apple, Rusya'daki satışlarını geçici olarak durdurduğunu açıkladı.Rusya'da online mağaza üzerinden satış yapan şirketin internet sayfasında, Apple mağazasının güncellendiği, kısa bir süre sonra yeniden faaliyete geçeceği belirtiliyor. Şirketin ruble olarak belirlenen fiyatlarını yeni kura göre güncelleme yapmasının ardından satışlara yeniden başlayabileceği belirtiliyor.Apple'ın Finans Direktörü Luca Maestri, döviz kurunun etkisini azaltmak için geçici bir program uyguladıklarını açıkladı. Dünyada en ucuz Apple ürünlerinin Rusya'da satılmasına neden olan fiyat değişkenliği nedeni ile şirket yüzde 25 civarında ürünlere zam yapmıştı. Rusya'da iPhone 6 fiyatları 31 bin 900 rubleden 39 bin 900 rubleye yükseltilmişti.Pazartesi günü 16GB iPhone 6 Rus Apple online satış mağazasında ruble karşılığı 688 dolara satışa sunulurken, iki günde yaşanan gerileme nedeni ile Salı günü fiyat 574 dolara düştü.Apple'ın 2013'de Rusya'da 1,6 milyon iPhone sattığı, bunun toplam satışlarının yüzde 1'ine denk geldiği belirtiliyor.Zaman