onedio
Ali Koç: 'Ağır Koşullarda Çalışan İşçiler Rahatsız'
Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, iş arayan milyonlarca insanın, kabul edilemez şartlarda çalışan işçilerin ve buna bağlı giderek artan toplumsal ve sosyal gerginliklerin daha fazla oyalanmaya, daha fazla ötelenmeye tahammülü olmadığına inandığını söyledi.Emre Baylan’ın DHA’da yer alan haberine göre, Türkiye'nin dönem başkanlığını üstlendiği G20'nin iş dünyası ayağı 'The Business20' nin (B20) İstidam Görev Gücü kuruluş toplantısı Antalya'da yapıldı. Akra Barut Otel'de gerçekleşen toplantı B20 İstidam Görev Gücü Koordinatör Başkanı ve Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, Uluslararası İşverenler Teşkilatı (IOE) Başkanı Daniel Funes de Rioja, Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK) Başkanı Yağız Eyüboğlu, TÜRK-İŞ Genel Başkanı ve L20 Türkiye Başkanı Ergün Atalay, B20 Sherpa'sı Sarp Kalkan, B20 İstihdam Görev Gücü Eş Başkanı Yogendra Modi, Bosch Türkiye ve OrtadoğuBaşkanı Steven Young katılımıyla gerçekleşti.Büyümeyen tek şey reel ücretAli Koç, küresel krizin yıkıcı etkilerinin en ağır şekilde hissedildiği ve krizler sonrasında çok çok az iyileşmenin sağlanabildiği bir sistem konusunda çalışmak için bir arada olduklarını söyledi. Dünyanın son 50 yıllık döneminde her şeyin ilerlediğini, her şeyin değerlendiğini, büyüme yaşandığını, borsaların, gayri safi milli hasılanın büyüdüğünü dile getiren Koç şöyle konuştu:'Büyüme trendinde olmayan bir şeyler var. O da reel ücretler. Ücretlerin milli gelirden aldığı pay büyümemektedir. Her şey yükselirken reel ücretlerin düşmesi, ücretlerin milli gelirden aldığı payın düşüyor olması, kendi içinde kabul edilmesini çok güç bir fenomen olarak görüyorum.'İnsanların umutlarını yok eden, hayatlarını yaşanmaz hale getiren işsizlik sorununu görüşmek için toplandıklarının altını çizen Ali Koç, bu nedenle B20 İstihdam Gücü olarak Türkiye'nin vizyonları doğrultusunda kapsayıcı ve uzlaşmacı sonuç odaklı bir anlayış çerçevesinde hareket etmeyi hedeflediklerini söyledi. Çalışmaların sonuç odaklı olmasını istediklerini özellikle vurgulayan Koç, G20 çalışmalarının güvenilirliğini devam ettirebilmesi için ne yapılması gerektiği değil, nasıl yapılması gerektiğini, bunu belirledikten sonra ölçülebilir bir aksiyon planıyla uygulanması gerektiğini düşündüklerini dile getirdi. Koç, 'İş arayan milyonlarca insanın, kabul edilemez şartlarda çalışan işçilerin ve buna bağlı giderek artan toplumsal ve sosyal gerginliklerin daha fazla oyalanmaya, daha fazla ötelenmeye tahammülü olmadığına inanıyoruz' dedi.Söz değil aksiyonKoç, B20 çalışmalarında önceliklerinden birini de 'daha fazla söz değil, hızlı ve etkili aksiyon gerektiği' saptamasından hareketle etkin bir mekanizma geliştirmek olduğunu söyledi. Koç, 'Daha önceki senelerde G20 devlet ve hükümet başkanlarının gerek büyüme stratejisi belgesinde, gerekse ülke istihdam politikası belgelerinde arz ettiği politikaların uygulanması, derinleştirilmesi ve izlenme konusunda etkin bir mekanizma geliştirmeyi hedefliyoruz' diye konuştu.TÜRK-İŞ Genel Başkanı ve L20 Türkiye Başkanı Atalay, G20 yapısı içinde bir araya gelen 20 ülkenin dünya nüfusunun yüzde 70'ini kapsamakla birlikte, dünya ekonomisinin ise yüzde 85'ini oluşturduğunu söyledi.Uyuyanları uyandırma zamanıTİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu da, 2008 krizinin küresel sorunların küresel çözümler gerektirdiğini ve mevcut yapının, sorunları önlemede ve çözmede yeterli olmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Bu bağlamda G20'nin ulusal politikaları etkileyen, küresel bir yönetişim yapısı geliştirdiğini belirten Eyüboğlu,  şunları kaydetti:'2008 yılının Kasım ayında gerçekleştirilen ilk G20 Devlet Başkanları Toplantısı'ndan bu yana istihdam, yenilikçilik, yatırım, yolsuzlukla mücadele, ticaret, vergi, enerji ve kalkınma konularını da dahil ederek gündemini genişletti. Her geçen sene G20'nin küresel karar mekanizmasındaki yeri ve öneminin derinleştiği görülüyor.'İşsizlik alarm düzeyindeKüresel ekonominin büyüme hızının 2008 krizi öncesine göre yavaşladığını ve krizle ortaya çıkan sosyal ve ekonomik açıkları kapatmakta yetersiz kaldığını kaydeden Eyüboğlu, şunları söyledi:'2014 yılında dünyada 201 milyondan fazla işsiz var. Bu rakam küresel kriz öncesinden 31 milyon kişi daha fazla. Gelecek 5 yıla ilişkin tahminlere baktığımızda, 2015 yılında işsizliğin 3 milyon kişi artacağı, izleyen 4 yılda ise bu artışa 8 milyon kişinin daha ekleneceği öngörülüyor. Krizin başladığı tarihten bu yana 61 milyon iş kaybedilmiş. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde işgücü piyasasına girecek kişiler de dikkate alındığında, krizin neden olduğu istihdam kayıplarının kapatılması için 2019 yılı itibariyle 280 milyon yeni iş yaratılması gerekiyor.'Genç işsiz daha çokGençlerin, özellikle de genç kadınların işsizlikten daha fazla etkilendiğini aktaran Eyüboğlu, 2014 yılı itibariyle yaklaşık 15- 24 yaş arası 74 milyon gencin iş aradığını söyledi. Genç işsizlik oranının yetişkinlerin yaklaşık 3 katına ulaştığını kaydeden TİSK Başkanı şöyle konuştu:'Gençlerin işsizliğinden daha önemli ve daha tedirgin edici olanı ise kısaca NEET oranı olarak tabir edilen, ne istihdamda ne de eğitim ve öğretimde olan gençlerin oranı. Bu konudaki OECD ortalaması yaklaşık yüzde 15 ile alarm verir düzeyde.'Bu gençlerin sadece sosyal patlamaların kaynağını oluşturmadığını, aynı zamanda tüm ülkeler için kaybedilmiş bir nesle işaret ettiğinin altını çizen Eyüboğlu, 'Yani yapacak çok iş, düzeltilecek çok şey var' dedi.Kaynak: Finans Gündem
The Abraaj Group, Hepsiburada.com’un Yüzde 25 Hissesini Satın Aldı
1 milyar liralık cirosu ile Doğu Avrupa, Ortadoğu, Afrika (EEMEA) ve Rusya’yı kapsayan bölgede en büyük elektronik ticaret şirketi olan hepsiburada.com’a Abraaj Grubu yatırım yaptı. Abraaj Grubu hepsiburada. com’un yüzde 25 ‘lik azınlık hisselerini alırken bu anlaşma ile hepsiburada.com e-ticaret sektöründe hızlı büyümesine devam edecek.Hürriyet'te yer alan habere göre; Avrupa dijital pazarı, haftaya İstanbul’dan gelen sürpriz bir ortaklık haberi ile başladı. Ortadoğu ve Balkanların en büyük elektronik alışveriş şirketi olan ‘hepsiburada.com’ son yıllarda özellikle Asya ve Latin Amerika pazarlarında hızla büyüyen Abraaj Group’la ortaklık için anlaştı. Büyüyen global piyasalarda yatırımlarıyla bilinen Abraaj Group, Türkiye’nin lider e-ticaret platformu hepsiburada. com’un yüzde 25’lik azınlık hissesini satın aldı. Net 1 milyar liralık cirosu ile Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika (EEMEA) ve Rusya’yı kapsayan bölgede en büyük e-ticaret şirketi olan ve müşterilerine, ihtiyaç duydukları her şeyi tek bir noktadan karşılama imkânı veren hepsiburada. com, bu anlaşmanın sağlayacağı ivme ile e-ticaret sektöründeki operasyon merkezi, bilgi işlem, CRM ve mobil alışveriş yatırımlarına hız katacak. Doğan Online çatısı altında faaliyetlerini sürdüren hepsiburada.com, müşterilerine 30 farklı kategoride 500 binin üzerinde ürün sunuyor.AYDA 15 MİLYON ZİYARETÇİAyda 15 milyon ziyaretçiye hizmet veren hepsiburada.com Doğan ailesinin ikinci kuşaktan üyesi Hanzade Doğan Boyner tarafından geliştirildi. Şirket 10 yılda önemli başarılar elde ederek gelirini 25 kat artırdı. Hepsiburada.com, Abraaj Group ortaklığı ilk olarak Gebze’deki 100 bin m2’lik yeni operasyon merkezini devreye sokacak. Şu anda ayda 1 milyonun üzerinde ürün 5 ayrı depodan sevk edilirken, Eylül 2015’te Gebze’de faaliyete başlayacak yeni operasyon merkezi ile tüm ürünlerde konsolidasyon yapılmaya başlanacak. Yeni merkez, Türkiye’de e-ticaret alanında şimdiye kadar yapılan en büyük ve en teknolojik depo yatırımı olacak.HEPSİBURADA’NIN İLKLERİ‘Tek tıkla alışveriş’ hizmeti sayesinde müşteriler kredi kartı bilgilerini tekrar tekrar girmeden alışveriş imkanı sağladı. Müşterilere siparişlerini haftanın yedi günü ‘Randevulu Bugün Teslimat’ hizmetinden yararlanarak aynı gün içerisinde alma imkanı sağladı. Yakında kişiye özel teklifler uygulamasına geçecek. Böylece müşterilerin harcama alışkanlıklarının geleneksel perakendeden online perakendeye kaymasına öncülük edecek.PERAKENDE DÖNÜŞÜYOR MU?Müşterilerine hepsiburada.com olarak ihtiyaç duydukları herşeyi rekabetçi fiyatlar ve katma değerli hizmetlerle sunduklarını söyleyen Hepsiburada.com’un Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner şöyle konuştu: “Müşterilerimize kolay ve kaliteli bir alışveriş deneyimi yaşatıyoruz. Mayıs 2015’te Pazar yeri platformumuzu devreye alacağız. Perakende sektörünün kaçınılmaz dönüşümünü hızlandıracak olan pazar yeri platformumuz üçüncü taraf satıcılara hizmet verecek. Mobil alışveriş konusunda öncülük yapmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda Mayıs 2015’te responsive (platform bağımsız) sitemizi müşterilerimizle buluşturacağız. Hepsiburada. com böylece bilgisayar, tablet, telefon gibi farklı ekranlarda otomatik olarak şekillenme esnekliğini kazanacak. 2014 yılında mobil gelirlerimizi üç katına çıkartmıştık. Mobil alışveriş, büyümemizde önemli rol oynamaya devam edecek. Abraaj’ın Türkiye’deki başarılı yatırımları, büyüyen işletmelerdeki deneyimleri, hepsiburada.com’un genişleyen yaşam döngüsünde kendilerini doğal bir partner haline getirmektedir. Türkiye pazarı bizim birinci önceliğimiz olmaya devam edecek. Ancak ortağımızın da katkıları ile orta vadede bölge ülkelerine yayılma üzerinde düşünmekteyiz.”200’DEN FAZLA ŞİRKETE YATIRIMAfrika, Latin Amerika, Orta Doğu, Güney Asya, Güneydoğu Asya, Türkiye ve büypazarlarında faaliyet gösteren bir özel sermaye şirketi olan Abraaj Grubu 300’ün üzerinde çalışanıyla İstanbul, Mexico City, Dubai, Bombay, Nairobi ve Singapur’daki merkezleriyle 6 bölgede 25 ofis ile faaliyet gösteriyor. Grup’un sayısı 20’yi geçen sektör, bölge ve ülke odaklı fonlarında şu anda 7.5 milyar doların üzerinde özel sermaye ve gayrimenkul yatırımı bulunuyor. Abraaj, gerçekleştirdiği 80’den fazla tam ve kısmi satış işlemi ile yatırımcılarına 4.9 milyar dolardan fazla getiri sağladı. Abraaj Group tarafından yönetilen fonlar tüketici, enerji, finans, sağlık ve kamu hizmetlerinin de yer aldığı 10 sektöre yayılan 200’den fazla şirkete yatırım yaptı.ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞIAbraaj Grubu Kurucusu ve Grup İcra Başkanı olan Arif Naqvi, “hepsiburada.com’a yaptığımız yatırımımız, e-ticaret alanında önemli bir kilometre taşını temsil etmektedir. Bu yatırım, 2007 yılından beri Türkiye’de yaptığımız dokuzuncu yatırımdır. Türkiye’deki başarılı geçmişimiz, kanıtlanmış ortaklıklarımız ve değer yaratma konusunda kararlılığımız ile bu yatırımımızı desteklemekteyiz. Geçmiş yatırım deneyimlerimizle hepsiburada.com’un büyüme stratejisine katkı sağlayacağız” diye konuştu.ORTAKLIK HEYECANLANDIRIYORAbraaj Grubu Ortağı, Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Selçuk Yorgancıoğlu Türkiye’deki online perakende sektörünün 2007 yılından beri, geleneksel perakende sektörüne kıyasla 7 kat daha hızla büyüdüğünü belirterek “Fakat bu büyüme hızına rağmen online perakendenin toplam perakendedeki payı halen Avrupa ülkelerinin beşte biri seviyesindedir. Hepsiburada.com, Türkiye e-ticaret sektörünün genişlemesine liderlik eden öncü kuruluştur ve sektörün en büyük oyuncusudur. Başarılı bir yönetici ve girişimci olan Hanzade Doğan Boyner tarafından yönetilen bu dinamik işletmeye ortak olmak bizi çok heyecanlandırıyor” dedi.
Moody's'den Merkez Bankası Açıklaması
Moody's tarafından yayımlanan raporda, TCMB üzerindeki baskının Türkiye'nin kredi notuyla uyumsuz olduğunu belirtildi.Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's tarafından yayımlanan raporda, TCMB üzerindeki baskınınTürkiye'nin kredi notuyla uyumsuz olduğunu belirtildi.Türkiye için yabancı yatırımcının psikolojisinin hala önemli olduğuna değinilen raporda, 'Türk ekonomisi yurtdışı borçlanmaya bağlı. Kurumlar üzerindeki baskı kredi notuüzerinde de baskı yaratıyor. TCMB üzerindeki baskı kredi notuile uyumlu değil' denildi.Moody's kurdaki oynaklığın artmasının finansman üzerinde risk yarattığını belirtirken, kurumların siyasileştirilmesinin yatırım ortamını olumsuz etkileyeceği yorumu yapıldı. Raporda ayrıca artan baskının altyapı projelerinin finansmanına fazla etkisi olmadığı da ifade edildi.Finans Gündem
IŞİD'den Petrol Alana Yaptırım Geliyor
BM Güvenlik Konseyi, IŞİD'in mali kaynaklarını kesmek için yeni bir kararı oy birliğiyle kabul etti. Rusya'nın sunduğu kararda IŞİD ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nden petrol alanlara yaptırım öngörüyorRusya'nın hazırladığı ve Türkiye de dahil 35 ülke tarafından imzalanan BM Güvenlik Konseyi kararıyla, IŞİD ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin petrol, tarihi ve kültürel eserlerin satışı ve fidye gelirlerlerine karşı önlem alınması amaçlanıyor. BM ülkeleri için yasal bağlayıcılığı bulunan kararda, tüm ülkelere, IŞİD'in belirtilen eylemlerden gelir elde etmesinin engellenmesi için tedbir alma çağrısı yapıldı.BM Şartı'nın 7. bölümü altında hazırlanan tasarıda IŞİD'den petrol ya da tarihi eser satın alan, buna aracılık veya yardım edenlere ve IŞİD'in elinden rehine kurtarmak için fidye ödeyenlere yaptırım uygulanacağı kaydedildi.IŞİD'in petrol üretmesini ve rafineri işletmesini sağlayacak malzeme satışını da yasaklayan tasarıda, IŞİD ya da Nusra Cephesi gibi El Kaide bağlantılı grupların petrol satışına doğrudan ya da dolaylı olarak dahil olan grup, gerçek ve tüzel kişilerin BMGK'nın El Kaide yaptırımlarını düzenleyen listesine ekleneceği vurgulandı.Petrolden IŞİD'e yılda 35 milyon dolarÜye ülkelere de bu yasa dışı petrol ve tarihi eser kaçakçılığına doğrudan ya da dolaylı olarak bulaşanların mal varlıklarını dondurma ve BM Güvenlik Konseyi'ne bildirme çağrısında bulunuldu.Bankacılık konusunda da çağrı yapan Konsey, tüm ülkelerin IŞİD, Nusra Cephesi gibi grupların ya da bağlı kişilerin kendi bankaları üzerinden uluslararası finans sistemine ulaşmalarına engel olmalarını istedi.BM Terörle Mücadele Komisyonu, geçen yıl yayımladığı raporda, IŞİD'in fidyeden yıllık 35 milyon dolardan fazla gelir elde ettiğini belirtmişti.Kaynak: Anadolu Ajansı, AFP
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bu iş nasıl oldu, herkes şaşırdı.MİT Müsteşarı, Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın deyimiyle (donatıldığı yetkiler nedeniyle) Süpermen, istifa etti. AKP’den siyasete girmek için.Cumhurbaşkanı Erdoğan, en en güçlü tek adam, Fidan’ın istifa etmesine sıcak bakmadığını, bu hareketin kendisine rağmen yapıldığını söyledi. Sır küpüm dediği adam için.Hakikaten bu iş nasıl oldu, tam olarak kimse anlamadı.Benim görüşüm, Erdoğan’ın ‘başka bir hesap için’ sıcak bakmıyormuş gibi yapmadığı yönünde. Yani, gerçekten de bu işten hoşlanmadı. Ortada oyun filan yok.İyi ama… Bu ülkede emlak piyasasındaki kupon daireler dahil her şeyi kontrol eden en en güçlü adamın hoşlanmadığı bir olay, hem de bu kadar mühim bir mercide nasıl yaşanabiliyor?
Merkez Bankası Başkanı: ‘ABD Enflasyonu Yüksek Faizle Düşürdü’
Merkez Bankası'na ABD'yi örnek göstererek faiz çıkışları yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'dan yanıt geldi. Erdem Başçı da tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi ABD'den örnek verdi ve 'ABD enflasyonu yüksek faizle düşürdü' açıklamasını yaptı.Başçı, Türkiye'nin G20 Dönem Başkanlığı ile Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından İstanbul'da düzenlenen 'Türkiye'nin Başkanlığında G20 Gündemi' konferansındaki konuşmasında enflasyona değindi.Başçı, enflasyonun düşmesinin formülünü ABD'yi örnek göstererek açıkladı.Başçı, ABD'nin enflasyonu yüksek faizle düşürdüğüne işaret ederek şunları söyledi:'Tarihe baktığınızda her zaman enflasyon problemine karşı uygulanabilir bir çözüm vardır. Çoğu insan bunu unutuyor ama ABD'de enflasyon 1970'li yıllarda petrol fiyatlarından dolayı çift haneye çıkmıştı ve bunun bir çözümü vardı. Çözümü hızlı ivedi bir şekilde parasal sıkılaştırmaya gitmekti. Paul  Volcker bunu yaptı.Para arzını sıkılaştırarak bankalararası gecelik faizi yeterli yüksek seviyeye çekti ve bu sayede enflasyon beklentisi ve enflasyonun kendisi hızlı bir şekilde sadece bir sene içinde düştü. Çarpıcı sonuçlar yaşandı. Uzun vadede bunun ABD ekonomisine ve küresel ekonomiye faydaları oldu.''Enflasyon hedefimiz yüzde 5'Başçı, büyümenin formülünü ise, 'Bu yılın sonu itibariyle enflasyonda yüzde 5'e yakın bir seviyeye gelirsek bunun büyümeye katkısı olacaktır' diyerek açıkladı.Başçı, enflasyon hedefinin yüzde beş olduğunu belirterek 'Enflasyonu daha da düşürmeyi planlıyoruz. Enflasyonda yılsonu yüzde 5 hedefine ulaşmamız için daha kat etmemiz gereken yol var' dedi.Petrol fiyatlarında ve döviz kurunda volatil seyir olduğuna işaret eden Başçı, bu iki faktörün enflasyon üzerindeki etkisini görmek için sabırlı olmak gerektiğini belirtti.Başçı, 'Hükümetin açıkladığı tedbirler uygulanırsa eğer, Kalkınma Bakanlığı'nın verilerine göre büyümeye bir puan katkı sağlayacaktır' dedi.AA
Babacan: ‘Merkez Bankası'nda Gayet Yetkin Bir Ekibimiz Var’
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası’na yönelik tartışmalara ilişkin, “Merkez Bankası’nda gayet yetkin bir ekibimiz var. Doğru zamanda doğru karar aldıklarına inanıyoruz.” yorumunu yaptı.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası'nın görevlerinin yasalar ile çok net şekilde belirlendiğini, Merkez Bankası'ndaki yetkin ekibe güvendiklerini belirterek, doğru zamanda doğru kararlar aldıklarına inandığını söyledi. Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) düzenlediği 'Türkiye Başkanlığındaki G20 Gündemi' konferansında “OECD Genel Sekreteri Angel Gurria ile basın toplantısı yapan Ali Babacan’a Merkez Bankası'na yönelik siyasilerin eleştirileri ve faiz kararı soruldu. Babacan, “Merkez Bankası ekibine güveniyoruz” dedi:'Merkez Bankası'nda gayet yetkin bir ekibimiz var, ekibimize güveniyoruz... Doğru zamanda doğru kararlar aldıklarına inanıyoruz. Merkez Bankası ve benzer uygulamalarda ülkelerin değişik pratikleri var, Merkez Bankası'nın parti politikası ve seçim manifestosunda durumu gayet açık. Merkez Bankası'nın görevleri yasalar ile belirlenmiştir ve  gayet nettir'Babacan, 'Merkez bankaları ve hükümetler daha fazla iletişim ve etkileşimde bulunabilir, bunda bir sorun yok' dedi.‘ABD enflasyonu yüksek faizle düşürdü”Aynı toplantıda düzenlenen “Türkiye’de Fiyat istikrarı ve Büyüme” sunumunda konuşan  Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı da  merkez bankaları açısından büyümeyi desteklemenin en iyi yolunun fiyat istikrarını sağlamak olduğunu vurguladı:'FED 1970’lerde enflayonu gecelik faizleri yükselterek yendi. Tarih enflasyonun parasal sıkılaştırmaya yenileceğini gösteriyor. Yüksek enflasyon ve deflasyon büyümeyi zayıflatabilen unsurlar. Beşeri sermaye, istihdam piyasası, teknoloji, yenilikçilik ve fiziki altyapı alanlarında yapılacak reformlar Türkiye'nin büyüme potansiyelini daha da artıracak.”Başçı sıfıra yakın enflasyonu yukarı çekmenin daha zor olduğunu vurgularken, Türkiye’nin potansiyel büyümesine karşı güvenlerinin tam olduğunu ifade etti:'Enflasyon hedefimiz yüzde 5'tir ve bunu başaracağız. Faiz oranları etkili bir politika aracı. Tüketimin üzerindeki üretimin enflasyonu düşürüyor. Bu yıl sonu enflasyonu yüzde 5'e indirebilirsek büyümeye büyük destek olur'Başkan Başçı, kredi ve para arzının Türkiye'de enflasyonu etkileyen önemli kalemler olduğuna dikkat çekti.Merkez Bankası'nın faiz politikası Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi tarafından eleştiriliyor. Erdoğan 21 Ocak'ta Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi gerektiğini yinelerken faizi yarım baz puan indiren Merkez Bankası'na yönelik olarak 'Görülen o ki Merkez Bankası verilen mesajlardan hâlâ nasibini alabilmiş değil' demişti.Doların yükselişiyle ilgili sorular üzerine de, Erdoğan pazar günü “Bu şu anda Merkez Bankası'nın kabiliyetidir. Eğer Merkez Bankası bunu yönetemiyorsa hesabını o verecektir. Bize ait olan bir şey değil. Bize ait olan şey nedir? Şu anda ben Cumhurbaşkanlığı makamındayım. Hükümetimiz, başbakan olduğum dönemde bu konuda birçok adımları atmışızdır. İhracata dayalı bir ekonominin bizler her zaman savunucusu olduk. Hamdolsun ihracatımızı 36 milyar dolardan 158 milyar dolara kadar çıkardık.' diye konuşmuştu. Kaynak: AA, Reuters, Al Jazeera Turk
Tartışmalı İç Güvenlik Paketi Bir Hafta Ertelemeyle TBMM'de
Polise geniş yetkiler tanıyan ve muhalefet partilerinin tamamından tepki gösterdiği ‘İç Güvenlik Paketi’nin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerine bir hafta ertelemenin ardından 10 Şubat’ta başlanıyor.132 maddelik düzenlemede, kolluğun arama ve gözaltına alma yetkisi genişletiliyor. Hakim kararı olmaksızın detaylı arama yapma ve 24 saate kadar gözaltına alma yetkisi tanıyor. Tasarının 2. maddesine göre, kişiler, kendileri ve eylemleri tehlike, tehlike tehlikesi oluşturuyor gerekçesi ile yakalanarak koruma altına alınacak.Bu şekilde yakalanan 'tehlikeli kişi', eylemi suç oluşturmadığı için Cumhuriyet savcısına haber verilmeyecek. Bu durumun, yeni, haksız gözaltı, karakolda kaybolmalara davetiye çıkaracağına dikkat çekiliyor. CHP, MHP ve HDP'nin son ana kadar iktidar kanadına geri çekilmesi yönünde uyarılarda bulunduğu, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Temel Kanun olarak görüşülecek. Son dakika sürprizleri olmadığı takdirde uzun süreli bir maraton bekleniyor.
Dev Şirket İflas Etti!
Şeker Piliç  iflasın ertelemesi talebiyle bugün görülen duruşmada mahkemenin şirketin iflasına karar verdiğini açıkladı. KAP'a yapılan açıklama öncesinde Borsa İstanbul şirketin hisselerini geçici olarak işleme kapatmıştı.  Şeker, 1960 yılında Emek Tavukçuluk adıyla kuruldu. Şeker Piliç’in hisse senetleri 22 Şubat 2000’de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmeye başladı. İstanbul Sanayi Odası’nın yaptığı ve Türkiye’nin en büyük 500 firmasının belirlendiği çalışmada ilk kez 1997 yılında 493’üncü sırada yer aldı55 yıl önce kurulan Türkiye'nin beyaz et devi Şeker Piliç, satış için önce Torunlar Gıda ile masaya oturmuş ancak gelen hacizler nedeniyle masadan kalkmak zorunda kalmıştı. Ardından Banvit ile görüşmeler başlarken, sürece ilişkin açıklamalar yapan Şeker Piliç ortakları Ali Bor ve Osman Bor, buraya gelişte en büyük etkenlerin ise Maliye'nin ödemediği KDV alacakları, ekstra enerji maliyetleri, finans kuruluşlarının sektöre karşı olan tutumu ve geçirdikleri yangın ve sel felaketleri olduğunu belirtmişlerdi.Açıklamalarında bu kadar köklü bir kuruluşun yalnız bırakılmasına da sitem eden ortaklar, 'Yalnızız... Bu zor günlerde sektörümüzü temsil eden dernekler ya da sektör oyuncuları da dahil olmak üzere kimseden herhangi bir geçmiş olsun telefonu bile almadık. Şirketimizin içinde bulunduğu durumun yanı sıra, sektör oyuncuları ve iş dünyası temsilcilerinin seyirci konumunda olmaları da bizi derinden üzmüştür' ifadelerini kullanmıştı.Beyaz et sektörünün en büyük firmalarından olan Şeker Piliç girdiği ekonomik kriz sebebiyle 2012 yılı sonunda iflas başvurusunda bulundu.Bu süreçte Şeker Piliç'e kayyum atanmıştı. Bu süre içerisinde tazminatlarını alamayan işçiler mahkemeye müracaat etmiş, şirketin iflas erteleme başvurusunda bulunması üzerine işlemler durdurulmuştu. Yem fabrikasında müdür yardımcılığı görevini sürdüren bir kişi haciz koydurmuş ve yem fabrikasına avukatıyla gelen alacaklı müdür yardımcısı, fabrikada bulunan bir takım makinaları yed-i emin deposuna kaldırmıştı.Şeker Piliç son olarak satış için Dubaili bir şirketle görüşme yapıyordu.HT
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bu tablonun ortasında gidip gelen o çizgilere bakın. İşte o çizgiler bizim hayatımız oldu. Bu deliliği hep birlikte görelim. Bazen insan içinde yaşayınca, sabah akşam o iklimde soluyunca tam anlamıyla idrak edemiyor.Nasıl bir delilik, nasıl bir lümpenlik, nasıl bir kısır döngü içinde savrulduğumuzun tam farkına varamıyoruz.Ben size bugün bir mini tabloyla anlatmaya karar verdim.Ne kadar basit, o kadar akılda kalır diye düşündüm.
Hayvanlara Kendi Etlerini Yedirip Nasıl Delirttiler?
‘KÜRESEL FİNANS OLİGARŞİSİ’NİN ET VE YEM OYUNU“Et, insanların en eski çağlardan beri önemli besin kaynaklarından birisi. Günümüzde de öyle. Ne var ki, günümüzde süpermarketlerden veya büyük şehirlerde kasaplardan alarak yediğimiz etin elli yıl önce yenen et ile benzerliği kaldı mı diye de sormak gerekir. Küresel Finans Oligarşisi (KFO) , kitlesel olarak üretilmesini programladığı inanılmaz boyutlardaki tahılların (özellikle mısır, soya ve buğday) tüketilmesini de sağlamak zorunda. Düşünebiliyor musunuz, küresel tarım kuruluşlarının, milyonlarca ton mısır, soya ve buğdaydan oluşan, tahıl dağlarının tepesinde otura kaldıklarını ve bu durumda sistemin nasıl çatırdamaya başlayacağını? Kaldı ki bu tahılların sadece senelik olarak tüketilmesi de yeterli değildir. Küresel sistem, uzun vadeli olarak planladığı arzın daima üzerinde bir ‘talep’ oluşturma zorunluluğundadır.Küresel sistem tarafından, önemle oluşturulması hedeflenen tahıl talebini kalıcı ve yüksek tutmayı sağlayan nedenlerden birisi de söz konusu olan tahılların hayvan yemi olarak kullanılabilme imkânıdır. Sığırından küçükbaş hayvana, kanatlı hayvanlardan su ürünlerine (balık karides vs) kadar bu çok geniş alanda, tahılların yem olarak kullanılmasının sağlanabilmesi, küresel olarak kitlesel tahıl üretimi ve tüketimi sürecini yöneten tarım şirketi topluluklarına önemli boyutlarda ve kalıcı tüketim perspektifleri sunar.MERA HAYVANCILIĞINI YOK EDİP YERİNE BESİ HAYVANCILIĞI GETİRİLİYORDünya çapında oluşturulmasına çalışılan, yoğunluklu olarak yapay yem ile beslenme üzerine yapılandırılmış ‘besi hayvancılığı’ , mera hayvancılığının tam tersi olan bir sistemdir. Sonuçta çok büyük kapalı alanlara sıkıştırılan ve sayıları inanılmaz boyutlara varan besi hayvanları zorunlu olarak yapay yem ile beslenirler. Yapay yemi de hep sözünü ede geldiğimiz ‘tarım şirketleri toplulukları’ temin edeceklerdir. Böylelikle yem ile başlayan süreç, besi hayvanlarının semirtilip, kesilip, işlenerek insanların sofralarına geleceği ana kadar, tüm üretim evreleri ile bu bir avuç KFO’ya bağlı kuruluşun kontrolüne girecektir. Kitlesel tarım ürünlerine bağlı ve bağımlı olarak tasarımlanmış, geniş insan kitlelerinin merkezi olarak beslenmesi ana planı , aynı kaynağa bağımlı olarak yapılandırılmış hayvancılık sayesinde bir başka temel dayanak daha bulmuş olur. Bir başka deyişle, insanlar açısından önemli bir besin kaynağı olan hayvansal ürünler de ‘besi hayvancılığı’ sayesinde küresel merkezin yönetimine alınmış olur.KİTLESEL TARIMLA KİTLESEL BESİ HAYVANCILIĞI İÇ İÇE GEÇİYORBöylesi büyük düşünülmüş bir plandan dolayı, küresel sistem büyükbaş hayvancılık başta olmak üzere, mera hayvancılığını önce daraltmak, sonra da tamamen ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmaktadır. Bilindiği gibi ‘mera hayvancılığı’ nda hayvanlar geniş otlaklarda dolaştırılarak beslenirler. Bu hayvanlar bir yandan, serbest olarak dolaştıkları kırlarda yedikleri çeşit çeşit doğal olarak yetişen bitkilerden dolayı, öte yandan ise hareket halinde olduklarından en sağlıklı ve lezzetli besin kaynağıdırlar. Böylesi bir hayvancılık insanların yararınadır. Ne var ki, binlerce yıldan beri süregelen bu geleneksel sistem, KFO açısından olumsuz, hatta zararlıdır. Bu tür hayvancılığın, merkezi olarak yönlendirilmesi ve kontrol altında tutulması da mümkün değildir.Aynen kitlesel tarımın, geleneksel tarımın yerine öne çıkarılması gibi. Sonuç olarak, kitlesel tarım ve kitlesel besi hayvancılığı iç içedir ve birbirini tamamlar.İNEKLER NE YERSE ONA DÖNÜŞÜYORBirbiri ile iç içe geçmiş bir sorun sarmalı olan kitlesel tarım üretimi ve kitlesel besi hayvancılığı geniş bir problemler yumağı oluşturmaktadır. Kapalı alanlarda gerçekleştirilen büyük baş hayvan besiciliğinde sığırlar bir çatı altında, yüzlerce adet olarak durdukları yerde beslenirler. Bu sistemin en önemli sorunu yedirilen yemin içeriğidir. Kitlesel olarak bir arada tutulan besi hayvanları da insanlar gibi küresel tarım kuruluşlarının, kitlesel tarım ürünlerine mahkûm edilmişlerdir. Buğday, soya ve mısırın işlenerek çeşitli türevlerinin üretilmesi esnasında ortaya çıkan (küspe, posa ve tahıl kırıkları gibi) artıklar, yem üretiminde ana kaynak olarak kullanılmaktadır. Bu tahıl artıkları genelde bir ‘otobur’ olan ineklerin beslenme alışkanlıklarına çok da uygun değildir. Besleyici ve verim arttırıcı olarak övülen bu tahıl artıkları, aslında fazlaca yağ ve karbonhidrat (şeker) içerirler. Bu zaten hareketsizliğe mahkûm edilmiş olan sığırların sağlığını olumsuz olarak etkiler.YAPAY YEMLERLE ŞEKER HASTASI OLAN İNEKLER!Prof. Dr Kenan Demirkol’un bu konudaki görüşleri oldukça önemlidir: “Türkiye’de biliyorsunuz gençlerde inanılmaz bir demir eksikliği var. Kırmızı et doğadaki en önemli demir kaynağıdır. Bitkiden demir çok daha az özümsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynağıdır, protein kaynağı değildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden alıyorum zaten. Ama yapay yem üreticileri “Biz dünyayı nasıl doyuracağız” yalanıyla kandırarak hayvancılığı katlettiler. Hayvanları meralardan ahırlara çektiler ve bugün her ahır hayvanı şeker hastası. Çünkü neyle besleniyor, pancar küspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve mısırla besleniyor. Hızla kan şekerini yükselten, hayvanın yağlanmasına yol açan ve hayvanın şeker hastası olmasına yol açan bir beslenme şekli…”TÜRKİYE’DEKİ BESİ HAYVANCILIĞI SOYA VE MISIRIN TEKELİNDE‘Soya küspesi’ , bütün dünyada yapay yem üretimin de kullanılan çok önemli bir temel maddedir. Türkiye’de de yem sanayi, soya ithalatına mahkûm edilmiştir. Kendi üretimi 55 bin ton ile yok sayılacak kadar az olan Türkiye, yoğun olarak soya fasulyesi ve küspesi ithal etmektedir. Neredeyse 2 milyon tona yakın olan soya fasulyesi ithalatı genellikle Türkiye’de de konuşlanmış olan Cargill, Bunge ve ADM gibi dev tarım şirketleri topluluğunun ithalatı olup öncelikle sıvı yemeklik yağ imalatında kullanılmakta ve geriye kalan posası da (Küspe) yem endüstrisinde kullanılmaktadır. Bu nedenden dolayı ithal edilen küspe miktarı nispeten düşük görünmektedir. Ekimi kotalarla sınırlanmış pancar ekimi ve diğer yağlı tohum artıkları (çiğit, ayçiçeği vs) besi hayvancılığının talebini karşılamaktan uzaktır. Sonuç olarak Türkiye’de de ‘besi hayvancılığı’ küresel olarak üretilen soya fasulyesi küspesi ve mısır kırığı temelinde yapılandırılmıştır.HAYVANLARA KEMİK, İŞKEMBE VE BAĞIRSAKLARI NASIL YEDİRİLİYOR?Yapay yem konusundaki diğer önemli bir olumsuzluk ise, bu tahılların, kitlesel üretimini mümkün kılabilmek için genetik yapıları ile oynanarak (GDO, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar!) yoğun tarım ilacı (pestizit ve herbizit) kullanımına dayanıklı hale getirilmiş olmalarıdır. İnsan olarak, adeta bir kıskaç içine alınmış gibiyiz. Bir yandan, doğrudan tükettiğimiz, buğday, mısır ve soyadan (un, yağ ve şeker) dolayı, bu zararlı kimyasalların etkileri altında kalırken, öte yandan da tükettiğimiz hayvansal gıdalar vasıtası ile aynı maddelerin, dolaylı olarak tekrar etkisi altında kalıyoruz. Hayvan yemi üreten şirketlerin internet ortamında sundukları tanıtım sayfalarına dikkatle baktığınızda, yem içerikleri ile ilgili açıklamalarında kısaca ‘…hayvansal protein’ tabirini görürsünüz. Nedir bu hayvansal protein? Açıklaması yoktur. Bu madde büyük kesimhanelerde ortaya çıkan ve miktarı günlük olarak tonları bulan kesim sonrası atıklarıdır (kan, yağ, doku parçaları, kemik ve deri artıkları, işkembe ve bağırsak içerikleri gibi kısacası doğrudan kullanılamayacak her türlü çıktı…) Bu atıklar, özel makinelerde kurutulup, öğütülerek çeşitli oranlarda GDO’lu tahıl atıkları ile karıştırılıp ‘yapay yem’ haline getirilmektedir.KENDİ ETİNİ YİYEN HAYVANLAR DELİ DANA HASTALIĞINA YAKALANIYORBöylece sırf fazla süt versin veya çabuk et tutsun diye ‘otobur’ bir hayvanı kendi eti ile besleme hezeyanının çok çeşitli sorunlarından birisi de BSE (Bovine Spongiforme Enzephalopathie), yani ‘deli dana hastalığı’ dır. Bu hastalığı tetikleyen etken, bir cins hayvansal protein (Prion) olup, bu konuda uzman bir çok akademisyenin ifadelerine göre hayvanlardaki varlığının, hastalık öncesi tespiti mümkün değildir. Her ne kadar son yıllarda bazı test metotları başarı ile denenmiş olmakla beraber, henüz uygulama safhasına geçilmemiştir. Yukarıda sözünü ettiğim tür öğütülmüş hayvansal protein ile ‘zenginleştirilmiş’ yemleme devam ettiği müddetçe BSE’nin önlenebilmesinin mümkün olmadığı uzmanlarca ifade edilmektedir. Her ne kadar kitlesel besiciliğin savunucuları tarafından BSE’nin sadece hayvanlarda görüldüğü ve insanlara geçme şansının olmadığı savı sıkça ortaya atılsa da aksi ispatlanmıştır. İngiltere, 1996 yılında resmi olarak, BSE’nin insanlarda gelişen türü olan Creutzfeldt-Jakob hastalığından ölümler olduğunu açıklamak zorunda kalmıştır. İngiltere’de 1985-86’larda ortaya çıkıp, Almanya’ya sıçrayan ‘deli dana’ hastalığının, kısa sürede salgın (epidemi) halini almasından dolayı, başta sığır olmak üzere ‘otobur’ canlıların hayvansal atıklar (öğütülmüş hayvansal protein) ile beslenmesi, 2001 yılında AB ülkelerinde yasaklanmış olmakla beraber, bu atıkların işlenmiş olarak veya derin dondurulmuş vaziyette başka ülkelere ihraç edildiği bilinmektedir.CREUTZFELDT-JAKOP HASTALIĞI TÜRKİYE’DE DE GÖRÜLDÜ28.09.2013 tarihli Aydınlık gazetesi haberine göre, Türkiye’de de Cerrahpaşa Hastanesi’nde yatan bir hastada Creutzfeldt-Jakob hastalığı tespit edilmiş. Haberde yer alan İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tamer Dodurka’nın açıklamalarına göre, “…Kesin teşhis sadece ölen hayvanın beyninin mikroskobik muayenesiyle yapılabilir. Bazı hayvanlar bu belirtileri göstermediği halde hastalığı taşıyabilir ve dolayısıyla eti yenildiği takdirde hastalık insanlara bulaşabilir. Yurt dışından getirilen hayvanlarda kan ya da başka bir muayene ile teşhis konulamayacağı için hastalığın görüldüğü bölgelerden hayvan ithali büyük sakınca taşır…”YETKİLİLERİN MESNETSİZ VE SORUMSUZ AÇIKLAMALARIAydınlık Gazetesi, yukarıdaki haberine ilave olarak, aynı konu ile ilgili olarak Tekirdağ Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Hayvan sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Tayfun Uzun’un açıklamasına da yer vermiş. “İthal edilen hayvanların ülkeye girişi ile ilgili bir çok düzenleme var. Özellikle mezbahalarımızda, görevi sadece hayvan hastalıklarının denetimlerini yapmak olan veteriner hekimler bulunuyor. Deli Dana hastalığı gözle görülür şekilde kendini belli eden bir hastalıktır. Şimdiye kadar ülkemizde bu hastalığı taşıyan hayvanlar görülmemiştir, fakat görülürse yönetmeliklerde belirtildiği şekillerde gerekli işlemler yapılacaktır…”Sadece bu bir haber ve yetkili kişinin bilimsel açıdan mesnetsiz, insani açıdan sorumsuz açıklamaları, tüketicinin ne denli yaşamsal bir tehlikenin içerisinde olduğunu göstermeye yetmektedir.GÜNDE 48 LİTRE SÜT VEREN İNEKLER, 30 GÜNDE KESİME GELEN TAVUKLARIN SIRRIKitlesel besi hayvancılığında yapay yemin içeriği ile ne gibi sorunlara sebep olduğunu kısaca açıkladıktan sonra önemli bir noktaya daha değinelim. Bildiğimiz evcil hayvanları, doğal beslenme ortamlarından çekerek, kapalı alanlara tıkıp besicilik yapılabilir mi? Yani sığırlar sadece bu sözde güçlendirilmiş yapay yemlerle süratle semirir, inekler günde 48 kilo süt vermeye, tavuklar her gün yumurtlamaya başlar ya da 30 günde kesim ağırlığına ulaşırlar mı? Hayır, yetmez! Bütün bu evcil hayvanların kapalı alanlarda ve hareketsiz yaşamaya, yapay yem ile oburca beslenmeye uygun bir organizmaya ve metabolizmaya göre yeniden tasarımlanıp şekillendirilmeleri, daha açık bir ifade ile genetik olarak değiştirilmeleri gerekmektedir. Bu tabloyu daha iyi anlamak için besi hayvanlarındaki genetik yönlendirme ve sonuçlarına da ayrıca değinilmesi gerekir.Yusuf YavuzKaynak: Dünyalılar
Avrupa Merkez Bankası'ndan Yunanistan'a Sert Tavır
Avrupa Merkez Bankası Yunanistan bankalarına sağlanan mali kaynakları sınırlayarak Atina karşısında daha sert bir tavır aldı.Banka yayımladığı açıklamada, bundan böyle özel bankalara kredi sağlanması için hükümet tahvillerini teminat olarak kabul etmeyeceğini kaydetti.Bu durumda Yunanistan bankalarının nakit paraya erişiminin maliyeti artacak.Avrupa Merkez Bankası, karara, Yunanistan'ın 240 milyar euroluk kurtarma paketiyle ilgili olarak başarılı bir anlaşma sağlanamayacağı varsayımının yol açtığını belirtti.Yunanistan'da iktidara gelen yeni hükümet, kurtarma paketinin fazlasıyla sert bulduğu koşulları hakkında, uluslararası kurumlarla temaslarını sürdürüyor.Yunanistan Maliye Bakanlığı Avrupa Merkez Bankası'nın 11 Şubat'ta yürürlüğe girecek olan kararının, ülkedeki finans sektörü üzerinde hiçbir olumsuz etki yaratmayacağını bildirdi.Bakanlık, sektörün hala mevcut olan diğer seçeneklerle, 'tam anlamıyla' korunduğunu kaydetti.Yunanistan bankaları ülkenin Merkez Bankası'nca yönetilen ve mali yükü çok daha ağır olan Acil Likidite Desteği'nden fon sağlayabilecek.Kathimerini gazetesi, Avrupa Merkez Bankası'nın % 0,05'lik faizine karşılık, Yunanistan Merkez Bankası'nın bu programında % 1,55 faiz uygulandığına işaret ediyor.Dün Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ile ülkesine uygulanan kurtarma paketini görüşmüştü.Yorumculara göre, Banka'dan gelen son açıklama, dünkü toplantının başarısız olduğuna işaret ediyor. Bu adım, Yunanistan'ı bir anlaşmaya varma konusunda daha fazla baskı altında bırakacak gibi görünüyor.Varufakis bugün de Berlin'de, ülkesini en çok eleştiren kişilerden biri olan Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble ile bir araya gelecek.BBC Türkçe
Japonya: Banka Şubelerinde Robot Çalışacak
Japon bankası Mitsubishi UFJ Finans Grubu, Nisan ayında şubelerinde çalışmaya başlayacak olan robotları müşterilerine tanıttı.Japonya'nın en büyük bankası olan Mitsubishi UFJ'nin deneyeceği 'Nao' adlı bu robotların yaklaşık 5.4 kilogram ağırlığında ve 58 santimetre uzunluğunda olduğu belirtiliyor.İnsana benzeyen robotların, Nisan ayı itibariyle bankanın bir ya da iki şubesinde denemelere başlayacağı ifade ediliyor.Performansına göre diğer şubelerde de robotların çalıştırılabileceği öne sürülüyor.Alnında kamera bulunan 'Nao' adlı robot, 19 farklı dil konuşabiliyor ve müşterilerin yüzlerindeki mimiklerden ve ses tonlarından memnun olup olmadıklarını ayırt edebiliyor. Bu da Nao'ya müşterileri karşılayabilme ve onlara ne istediklerini sorabilme imkanı tanıyor.Azalan iş gücüne karşı 'robot işçiler'Nao, 2006 yılında Japonya telekom ve internet devi SoftBank'ın alt kuruluşu Fransız şirketi Aldebaran Robotics tarafından üretildi.Çarşamba günü ilk defa İngilizce konuşan bir müşteriyle iletişime geçen robot, İngilizce kullanarak şunları söyledi:'Merhaba ve hoşgeldiniz. Sizi döviz alımı, ATM'ler, banka hesabı açılması veya yurtdışına para havalesi ile ilgili bilgilendirebilirim. Hangisini tercih edersiniz?'Mitsubishi UFJ, 'insan olmayan kaynaklara' en çok yatırım yapan Japon şirketlerinin başında geliyor.Ülkede bu tür yatırımlar da teşvik ediliyor. Japon Başbakanı Şinzo Abe de, ülkede azalan iş gücüne karşı 'robot devrimi' için kolları sıvamıştı.Nestle şirketinin Japonya yönetimi de, yine aynı şirket tarafından üretilen başka bir robot olan 'Pepper'ı, 2015 sonlarına doğru kahve makinası satışlarında kullanacağını açıklamıştı.Nestle, ülkedeki yaklaşık 1,000 satış noktasına 'Pepper' adlı robottan koymayı planladığını belirtmişti.120 santimetre uzunluğundaki Pepper, ilk olarak Tokyo'daki SoftBank cep telefonu satış mağazasında, satış asistanı olarak çalışmaya başlamıştı. Halen işine devam eden Pepper, şirketin baş yöneticisi Masayoşi Son tarafından 'Bu robot, insanların hislerini anlaması ve bağımsız olarak buna karşılık verebilmesi hayalimiz için küçük bir adım oldu' sözleriyle övülmüştü.Mitsubishi UFJ, Nao'nun bir iki teknik aksaklığın ardından, en zorlu müşterilerle bile başa çıkabileceğine inanıyor. Şirket, 2020 Olimpiyatları'na kadar robotların gerekli tecrübeye ulaşacağını ve yabancı müşterilere hizmet verebileceğini düşünüyor.BBC Türkçe
Sosyal Medya Gündemi: Bank Asya'nın Açılışı
BDDK'nın Bank Asya’nın yönetim kurulunu belirleyen imtiyazlı payın yüzde 63’lük bölümünün TMSF tarafından kullanılmasına karar vermesinin yankıları sürerken Bank Asya, gerek yorum, gerek paylaşımlar ile sosyal medyada en çok konuşulan konu başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Konuya ilişkin en çok paylaşılan fotoğraf ve videolar ise  Bank Asya'nın açılış gününe ait .
Faiz Kararı 24 Şubat'a Kaldı
Aylık enflasyon artışı yüzde 1.10 oldu. Yıllık enflasyon ise düşerek yüzde 7.24'e geriledi. Düşüş 1 puanın altında kaldığı için Merkez Bankası faiz indirimi için ara toplantıya gerek görmedi.Ocak ayında enflasyon yüzde 1.10 oldu, yıllık enflasyon ise yüzde 7.24 olarak gerçekleşti. Bu oranlar beklentilerin üzerinde oldu. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, geçen hafta yaptığı açıklamada enflasyon 1 puan düşerse faiz indirimi için 'ara toplantı' konusunda görüşüleceğini söylemişti. Veri, Merkez Bankası'nın faiz indirimi için beklediği düşüşün üzerinde gelince, Merkez Bankası akıllardaki 'ara toplantı' olup olmayacağı sorusuna açıklama ile yanıt verdi. Buna göre Merkez Bankası faizi görüşmek için 'ara toplantı' yapmayacak. Para Politikası Kurulu faizi olağan 24 Şubat'taki toplantısında görüşecek. Merkez Bankası açıklaması ile enflasyon verisi öncesi 2.44'ü gören dolar, 2.40'a kadar geriledi.Zam şampiyonu patlıcanTüketici fiyatları bazında Ocak ayında en yüksek fiyat artışı görülen ürün yüzde 61,19 ile patlıcan oldu. Patlıcanı yüzde 56.68 ile çarliston biber, yüzde 51.93 ile kabak izledi. Aylık en yüksek artış yüzde 4,19 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. Ana harcama grupları itibariyle 2015 yılı Ocak ayında endekste yer alan gruplardan gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,52, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 2,52, ev eşyasında yüzde 2,01, eğlence ve kültürde yüzde 1,64 artış gerçekleşti. Aylık en fazla düşüş gösteren grup yüzde yüzde 6,98 ile giyim ve ayakkabı oldu.Beklenti yüzde 0.73'tü“Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistleri, Ocak ayı enflasyonunun aylık bazda yüzde 0,73 artacağını tahmin etti. AA Finans'ın 25 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Enflasyon Beklenti Anketi'nde 2014 Aralık'ta yüzde 8,17 olan yıllık enflasyonun güçlü baz etkisiyle 1,32 puan azalarak yüzde 6,85'e gerileyebileceği ifade edildi.Enflasyonda 2014 Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0.44 düşüş, bir önceki yıla göre de yüzde 8.17’lik artış yaşanmıştı.'Enflasyon yüzde 1 düşerse toplantı görüşülecek”Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Erdem Başçı, 27 Ocak Salı günü yılın ilk enflasyon raporu toplantısında, enflasyondaki gerileme ve buna bağlı olarak atılacak adımlara ilişkin sorular üzerine şu ifadeleri kullanmıştı:' Ocak enflasyonu 1 puandan fazla düştü diyelim, öngörülenden çok fazla düştü. Şu anda 8,17. 7,17'nin altına düştü diyelim. Çekirdeğe baktık iyi. 4 Şubat'ta dahi oturup parametreleri değerlendirebiliriz. 24 Şubat'ta yapacağımız Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çok vakit var. 24 Şubat'ta yapmayız, 4 Şubat'ta değerlendiririz. Bu parametreleri ayarlamak gerekiyor. Reel faiz çok yüksek kaldı; mesela fonlama faizi, onu enflasyonun hafif üzerine çekebiliriz. 24'ünde yapacağımız işi 4'ünde yapmış olabiliriz. Böyle bir esnekliğimiz de var. Bunu istikrarı bozmadan, dikkatli bir şekilde yapabiliriz.'Düşen petrol enflasyonu geri çekiyorGeçen yıl 'Ekim Enflasyon Raporu'nda yüzde 6,1 olan 2015 yıl sonu enflasyon tahmini, 0,6 puan aşağı güncellenerek yüzde 5,5'e çekildi. Bu güncellemenin petrol fiyatlarından kaynaklandığını belirten Başçı, 2014 yılına göre enflasyonda bekledikleri belirgin düşüşte, birikimli kur etkilerinin azalmaya devam edeceğine ve gıda enflasyonunun geçmiş yılların ortalamasına döneceğine dair öngörüleri ile gerileyen petrol fiyatlarının belirleyici olduğunu bildirmişti.Enflasyondaki düşüş eğiliminin Ocak ayından itibaren hız kazanacağını ve o nedenle faiz indirim sürecini de Ocak ayından itibaren başlattıklarını ifade eden Başçı, 'İndirim süreci boyunca da temkinli yaklaşımımızı korumamız halinde 2015 sonunda son 45 yılın en düşük enflasyonunu gerçekleştirmemiz mümkün görünüyor' demişti.Ağustos ayına kadar baz etkilerinin yıllık enflasyonu düşürücü yönde, yılın geri kalanında ise artırıcı yönde olacağını tahmin ettiklerini aktaran Başçı, 'Bu çerçevede yıllık enflasyonun yılın üçüncü çeyreğine kadar düşüşünü sürdüreceğini, son çeyrekte ise baz etkisiyle bir miktar yükselerek yüzde 5,5 seviyesine geleceğini öngörüyoruz' açıklamasını yapmıştı.Kaynak: Al Jazeera, Anadolu Ajansı
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın grevini erteleyen Bakanlar Kurulu kararı, 30 Ocak 2015 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.Kararda, bir gün önceye atıfta bulunularak “grev erteleme”nin, 29 Ocak’ta kararlaştırıldığı belirtiliyor.Yani “mealen” bize diyor ki Bakanlar Kurulu:“Ey millet. Siz bu kararın 30’unda yayımlandığına bakmayın. Biz grevi başlar başlamaz, yani 29 Ocak’ta erteledik.”
Merkez Bankası'ndan Kritik Toplantı
Piyasaların odağında Merkez Bankası'nın erken indirim yapıp yapmayacağı var. Başkan Erdem Başçı, yarınki enflasyon verisinin açıklanmasının ardından ara toplantı yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini söyledi. Bu açıklamayla kur 2.43’ün altına indi.Geçen hafta rekor seviyeye çıkan dolar bu haftaya sakin başladı, 2,43’ün altına indi. Doların gerilemesinde Merkez Bankası Başkanı’ndan gelen açıklama etkili oldu. Budapeşte’de konuşan Erdem Başçı, yarınki enflasyon verisi sonrasında toplantı yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini söyledi. Açıklama öncesi kur 2,44'ün altındaydı.Piyasaların gündeminde enflasyon verisinin ardından Merkez Bankası’nın vereceği tepki olacak.Gündemdeki sorular ise şunlar: Merkez Bankası bu hafta olağanüstü toplanıp erken faiz indirimi mi yapacak? Yaparsa TL'deki değer kaybını da dikkate alarak faiz indirimini sınırlı mı tutacak? Ya da faiz indirimini 24 Şubat'taki olağan toplantısına mı bırakacak?Al Jazeera'ye konuşan GCM Forex Araştırma Müdürü Erdoğan Turan'a göre şu an piyasada faiz indirimi için uygun koşullar var ancak Merkez Bankası'nın ne yapacağını önceden ilan etmesi kurda yükseliş yarattı:'Merkez Bankası Başkanı Sayın Erdem Başçı’nın enflasyon raporunu sunarken 2015 yılı enflasyon beklentilerinde iddialı açıklamaları ve ocak ayı enflasyonunun 1 puan gerilemesi halinde Merkez’in acil toplantı yapabileceği açıklaması ciddi bir faiz indirim beklentisi doğurdu. Düşen petrol fiyatı, baz etkisi, yumuşayan gıda fiyatları faiz indirimi için uygun bir döneme işaret ediyor. Enflasyonun gerileyeceği beklentisi yanında diğer merkez bankalarının para politikaları da 2015 yılının ilk 3 ayı için faiz indirim beklentisini güçlendiriyor. Ocak enflasyonu %7 seviyesine yakın açıklanırsa ki Aralık 2014 enflasyon rakamı %8,17 idi, faiz indirimi kaçınılmaz olabilir. Bugüne kadar Merkez’i faiz indiriminde temkinli tutan 2 koşul vardı, piyasa koşulları ve enflasyon beklentileri. Enflasyon düşüyorsa ve Sayın Başçı’nın dediği gibi 2015 yılında son 45 yılın en düşük seviyesini göreceksek faiz indirimi beklenebilir. Fakat Merkez Bankası’nın yapacağını önceden ilan etmesi, kartlarını açık oynaması kurda yükselişe sebep oldu.Peki Merkez Bankası'ndan gelecek bir faiz indirimiyle kurda sert bir yükseliş yaşanır mı? Turan'a göre 100 baz puanlık bir indirim kuru 2.50'ye taşıyabilir:'Faiz indirimi elbette TL’yi diğer para birimlerine karşı zayıflatabilir. Fakat Dolar/TL kuru Cuma günü 2,45 seviyesine dayanınca Merkez’den gelen açıklama, Merkez’in acil toplantısına ve faiz indirimine dair soru işaretleri doğurdu. Yükselen, yükselmeye devam eden kurun enflasyonu yükseltici etkisi biliniyor. Salı günü enflasyon %8,20 seviyesinden %7 seviyesine yaklaşırsa bir faiz indirimi beklenir. Eğer Merkez Bankası kurun seyrinden rahatsızsa 50-75 baz puanlık bir indirim söz konusu olabilir. Bu durumda Dolar/TL kurunda 2,40-2,45 aralığında seyir devam edebilir. 100 baz puanlık indirim kuru 2,50 seviyesine taşıyabilir. 25 baz puanlık indirim yapılır veya indirim yapılmazsa kursa 2,35 seviyesine yaklaşılabilir.'Al Jazeera'ye konuşan Destek Menkul Değerler Araştırma Müdürü Engin Kılıç ise 100 ve 125 baz puanın üzerinde bir indirimin kuru zıplatacağını düşünüyor. Kılıç'a göre Merkez Bankası'nın bir toplantı hazırlığında olması bir faiz indirimi beklentisi yaratıyor. Kılıç, ' Faizler az oranda düşerse kur artmaz' diyor:'Faiz indirimine karşı değilim ama zorla faiz indirimi ile karşılaşıldığında piyasa buna reaksiyon verir. Faiz inmeli mi? İnmeli ama zamanında. Merkez Bankası '1 puan enflasyon düşerse faiz indiririm'diyince bu Merkez Bankası ciddi faiz düşünüyor diye algılandı. Zamanlama piyasa tarafından hoş karşılanmadı. ''Enflasyon yüzde 1'in üzerinde düşerse, 4 Şubat'ta faizi indirebilir'Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 27 Ocak’ta yılın ilk enflasyon raporu toplantısında, enflasyondaki gerileme ve buna bağlı olarak atılacak adımlara ilişkin sorular üzerine şu ifadeleri kullanmıştı:'Ocak enflasyonu 1 puandan fazla düştü diyelim, öngörülenden çok fazla düştü. Şu anda 8,17. 7,17'nin altına düştü diyelim. Çekirdeğe baktık iyi. 4 Şubat'ta dahi oturup parametreleri değerlendirebiliriz. 24 Şubat'ta yapacağımız Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çok vakit var. 24 Şubat'ta yapmayız, 4 Şubat'ta değerlendiririz. Bu parametreleri ayarlamak gerekiyor. Reel faiz çok yüksek kaldı, mesela fonlama faizi, onu enflasyonun hafif üzerine çekebiliriz. 24'ünde yapacağımız işi 4'ünde yapmış olabiliriz. Böyle bir esnekliğimiz de var. Bunu istikrarı bozmadan, dikkatli bir şekilde yapabiliriz.'Merkez Bankası, Cuma günü de “Piyasa hareketlerinin öngörülen faiz indirim sürecinin temkin düzeyiyle uyumlu olmadığı” yönünde açıklama yapmış, tarihi zirvesini test eden dolar/TL 2,33'ün altına inmişti. Fakat açıklamanın tam olarak faiz indiriminden vazgeçildiğini göstermemesi nedeniyle kur yeniden yükselmiş ve 2,4483 ile tarihi zirvesini gördü.Ekonomistler enflasyonda düşüş bekliyorMerkez Bankası’nın alacağı karar enflasyon verisine kitlenmişken ekonomistler veriden son iki yılın en büyük düşüşünü bekliyor.AA Finans'ın 25 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Enflasyon Beklenti Anketi'ne göre ekonomistler, Ocak ayı enflasyonunun aylık bazda yüzde 0,73 artacağını tahmin ediyor. Yıllık bazda ise enflasyon Başçı'nın istediği 1 puanın üzerine çıkabilir.Ekonomistlerin aylık yüzde 0,73 artış yönündeki beklentileri baz alınarak yıllık enflasyon değişimi hesaplandığında, 2014 Aralık'ta yüzde 8,17 olan yıllık enflasyonun güçlü baz etkisiyle 1,32 puan azalarak yüzde 6,85'e gerileyebilir. Enflasyondaki bu gerileme 2012 Kasım ayından sonraki en hızlı düşüş olacak. Enflasyon yüzde 7'nin altına inerek yüzde 6,85'e gerilerse, bu son 20 ayın en düşük yıllık enflasyonu olacak.Gram altın iki yıl sonra 100 TLDünyada petrol fiyatlarının gerilemesiyle altına talep artıyor. İç piyasada altının gram fiyatı iki sonra 100 TL oldu. En son Kasım 2012'de 100 TL'yi gören gram altın fiyatı, son günlerde dolardaki yükselişin de etkisiyle yeniden bu rakamı yakaladı. 2011 ve 2012 yıllarında büyük yükseliş kaydeden altın fiyatları son iki yılda düşüşe geçmiş, 2011'de 108 TL'nin üzerini gören gram altın, 2013'ün Haziran ayında 75 TL'ye kadar gerilemişti. Ancak altın fiyatları son günlerde yeniden yükselişte. Dolar/TL kurunun rekor kırarak 2.44'ü geçmesi ve altının ONS fiyatının 1.300 dolara yaklaşması gram altının fiyatını yükseltti. Bu sabah serbest piyasada 100 TL'yi geçen gram altın 100.3 TL'den işlem görüyor.AA, CNBC-e, Al Jazeera Turk
'Avrupa Tarihi Arşivimiz Olmadan Yazılamaz'
Başbakan Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler' dedi.Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan 'Yeni Türkiye Yolunda' adlı ulusa sesleniş konuşmasında, ocak ayının sonuna gelindiğini, eskilerin 'güzel başlangıçtan sonra hep akıbet hayır ola' şeklinde bir tabir kullandığını anımsattı.Ocak ayında 9 şehri ziyaret ettiğini, Avrupa'daki temasları kapsamında 5 ayrı kentte vatandaşlarla kucaklaştığını hatırlatan Davutoğlu, 'Çok zorlu günler sonrasında ne zaman vatandaşlarımızla kucaklaşsam ya da şimdi sizlerle olduğu gibi hitap etme imkanı bulsam yeniden enerjiyle doluyorum. Bu aslında siyasetin, devlet hayatının en önemli prensibi. Enerjiyi halktan alacaksınız ve enerjinizi halk için kullanacaksınız' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, ocak ayında Mersin, Osmaniye, Aydın, Muğla, Tekirdağ, Diyarbakır, Batman, İzmir ve Manisa’da ziyaretlerde bulunduğunu, bunun Türkiye'nin her köşesi, toplumun her kesimi, güzel coğrafyanın her dağı ve tepesiyle, nehriyle buluşmak demek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aydın’da Menderes Irmağı'nın, Diyarbakır’da Dicle Nehri’nin kenarında vatandaşlarımızla kucaklaştık. Aydın’da efeler karşıladı bizi zeybeklerle, Muğla’da yiğit kardeşlerimizle buluştum. Osmaniye’de yörük obaları büyük bir yörük şenliğinde bizi bir araya getirdi, Mersin’de Akdeniz sahilinde Akdeniz’in sıcaklığıyla kucaklaştık. Nasıl Osmaniye’de yörük obalarının şenliğinde buluşmuşsak, Diyarbakır’da, Batman’da Kürt, Zaza aşiretlerinin güzel zılgıtlarıyla karşılandık her yerde sevinç vardı, coşku vardı, kutluk vardı. Bir tarafta Tekirdağ’da Evlad-ı Fatihan, diğer tarafta Batman’da Evlad-ı Resul. İzmir’de Cumhuriyetimizin yıldız yükselen şehri, Manisa’da Osmanlı’nın şehzadeler şehri. Her biri bize ait, her biri bizden bir şey söylüyor. Ne zaman zorlukla karşılaşsak her biri sanki manen sesleniyor ve 'Biz buradayız' diyor. İşte siyasetin ve devlet sorumluluğunun güzel tarafı bu.'Avrupa’ya gittiğinde de al bayraklarla Avrupalı salonları dolduran gurbetçilerin, Türkiye’nin her yanından aynı kaderi paylaşan kardeşler olarak salonlarda yer aldığını dile getiren Davutoğlu, 'Ortak iki şey vardı bütün bu ziyaretlerde farklı lehçelerde bile olsa aynı yürekten dua ve salonları, meydanları dolduran al bayrağımız' dedi.'Siz uyurken dahi, uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan'Muğla'da Şahidi Türbesi'ni ziyarete giderken yaşadığı bir anıyı paylaşan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Yolun kenarına gelmiş olan 90 yaşlarında bir nine yatalak halde beni beklediğini söyleyerek dualar etmişti. Diyarbakır salonunda ise bu kez yine 90 yaşlarında bir dede Kürtçe değişlerle arkamızdan dualar ediyordu. Biz bu duaları almışken, bu yola çıkmışken işte her ay seslendiğimde arkamızda artık 77 milyonu da aşmış olan bu ayki istatistikle nüfusumuzun gücünü hissediyoruz. İzmir ile Diyarbakır, Tekirdağ ile Batman arasına psikolojik duvar örmeye çalışanlara fırsat vermesin. Al bayrağımızı bir büyük sembol olarak Avrupa’da yüreklerinde ve ellerinde taşıyan gurbetçilerimize güç versin kuvvet versin. O gurbetçilerimiz ki 70’li yıllarda dövize çevrilir mevduatlarla bir yekun içinde sayılıp, çiziliyordu. Şimdi ise arkalarında G-20 Dönem Başkanlığını üstlenen küresel bir gücün, Türkiye’nin varlığını hissediyorlar.'Başbakan Davutoğlu, vatandaşlara bir kez daha seslenmek istediğini belirterek, 'Hiç merak etmeyiniz, arkanızda kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Siz uyurken dahi uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan, size hizmet etmek için gece gündüz çalışan temsilcileriniz var. Bundan emin olunuz, hiçbir ırk, mezhep, din ayrımı gözetmeden bütün vatandaşlarını bağrına basan bir siyaset anlayışı var' ifadelerini kullandı.Bir görevlinin kendisini arayarak, 'Bir yakınınız arıyor' dediğinde 'Benim artık yakınım 77 milyondur, 77 milyon yakınım var ayrıca özel bir yakınım yok' dediğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, bunu yaygınlaştırmak, bir muhabbet tohumu gibi bu topraklara ekmek istediklerini vurguladı.Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyizDavutoğlu, bu ay içinde gayrimüslim vatandaşların dini temsilcileriyle, geçen ay da Alevi cemaatinin entelektüel ve dini öncüleriyle bir araya geldiğini, hep beraber sohbetler ettiklerini anımsatarak, 'Gayrimüslim vatandaşlarımızın dini temsilcilerimizle Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte çok güzel bir akşam sofrasında birlikte bu toprakların ortak kültürü üzerine konuştuk. Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Sünni, Alevi, Türk, Kürt, Arap ve her Balkan, Kafkas, Ortadoğu kavmi, lehçesi, dili bizim dilimizdir. Bu topraklar bağrına bastığı insanlara merhamet aşılayan topraklardır. Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyiz' diye konuştu.Yurtdışı seyahatlerine de değinerek Paris’te teröre karşı Fransız halkıyla dayanışma için tertiplenen yürüyüşten bahsetmek istediğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Evet, Türkiye olarak biz her zaman teröre karşı çıktık, terörden en çok muzdarip olmuş bir millet olarak teröre hiçbir yerde, hiçbir gerekçeyle prim vermedik. Paris’te dünya liderleriyle birlikte yürürken aslında Türkiye adına, İslam dünyası adına hiçbir terör faaliyetinin İslam ile özdeştirilemeyeceği gerçeğini haykırmak için oradaydık. Orada Fransa İslam Konseyi temsilcileriyle görüştüğümde şunu söylediler: Sizin buradaki mevcudiyetiniz bize güç verdi. Yarın işlerimize daha bir başımız dik gideceğiz. Ama burada şuna da dikkatinizi çekerim: Paris’te de dünyanın her yerinde de alemlere rahmet olan Hazreti Peygamber'e dönük herhangi bir hakarete hiçbir zaman sessiz kalmadık, kalmayacağız. Fikir özgürlüğü, karşılıklı saygının başladığı yerle başlar. Birbirine saygı duymayan, inançları muhabbetle karşılamayan, inanç farklılıklarından nefret üretmeye çalışan herkese karşı tavrımızda açık ve net olacak.Nitekim Paris’ten, Berlin’e geçtiğimde aynı gün sadece siyasi görüşmeler yapmadım. Ayrıca Berlin merkezinde Mevlana Camii’nde, ki bundan birkaç ay önce bir yatsı namazında yakılan camide, yaptığım açıklamayla oradaki vatandaşlarımızla, Müslüman kardeşlerimizle her ırktan buluştuğumda söylediğim şeyi tekrar söylüyorum, eğer Avrupa bir gün gerçekten barışa ve huzura kavuşacaksa bu ancak ve ancak İslam dininin Avrupa’nın asli unsurunu kabul etmekle gerçekleşebilir.'Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile ikili görüşmeler yaptıklarını, Merkel’in de 'İslam Avrupa’nın otantik asli dinidir' diyerek görüşlerini teyit ettiğini vurgulayan Davutoğlu, kendisinin de teşekkürlerini ilettiğini aktardı.Almanya ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Mekanizmasını kurduklarını bildiren Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:'Rusya, Yunanistan ve Irak ile olan mekanizmayı Almanya ile de ihdas ettik. Yine geçtiğimiz ay içinde Almanya’da yaptığım bu görüşmeleri tamamlar mahiyette bu kez Brüksel’e gittim. Brüksel’de biliyorsunuz Avrupa Birliğinde geçtiğimiz yıl içinde bir yönetim değişikliği oldu, aynen Türkiye’de olduğu gibi. Nasıl Sayın Cumhurbaşkanımız halkoylarıyla seçilerek görevine başlamasına müteakip bende Başbakanlığı üstlenmişsem, Avrupa’da da yeni konsey ve komisyon başkanları göreve başlamıştı. Onun için aslında ekim ayında görevi alır almaz yani 62. Hükümeti kurduktan sonra ilk Bakanlar Kurulunda Avrupa Birliği Bakanımıza C ve Avrupa’nın büyük merkezlerine giderek Avrupalı meslektaşlarımızla görüşmek ve Avrupa Birliği perspektifimizi bir kez daha Avrupa’nın kalbinde haykırmak istiyoruz demiştim, nitekim programlar ona göre cereyan etti.Brüksel’de yeni Konsey Başkanı Sayın Tusk ve yeni Komisyon Başkanı Sayın Juncker ile çok faydalı görüşmeler yaptık. Orada yaptığımı görüşmelerde de vurguladım, burada da sizlere hitaben tekrar teyiden söylemek istiyorum, Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler. Biz Asya’da gerdiğimiz yayı, Avrupa istikametinde attığımız okla bütünleştiriyoruz. Afrika’ya doğru gönderdiğimiz selamla, bütün bir Afro-Avrasya Kıtasının merkez ülkesi olarak her yerde al bayrağı dalgalandırmaya ahdetmişiz. Önümüze çıkarılan engelleri irademizle aşarız, önümüze örülen psikolojik duvarlara merhametimizle aşarız. Hiçbir şey bizim bu kararlı tutumumuzu değiştirmemize sebep olmayacaktır.'Davutoğlu, Brüksel’de bütün dosyaları gözden geçirdiklerini, Avrupa'daki vatandaşları en fazla ilgilendiren vize muafiyeti meselesi hakkında da kapsamlı görüşmeler yaptıklarını söyledi.Davutoğlu, 'Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet' ifadesini kullandı.Londra'ya gerçekleştirdiği ziyareti anımsatan Davutoğlu, İngiltere Başbakanı David Cameron ile hem ikili ilişkileri hem de bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını belirtti.Bir gün içinde 10'nu aşkın toplantıda yatırımcılarla, finans kuruluşlarıyla ve uluslararası ekonomi örgütlerinin analistleriyle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, Türkiye'ye yatırım yapan şirketlerle tek tek görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildirdi.'Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde'Davutoğlu, 'Size bir müjde mahiyetinde memnuniyetle ifade etmek isterim ki, dünya ekonomisi krizdeyken bütün bu yatırımcılar için Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde' şeklindeki görüşünü paylaştı.Londra'dan Davos'a geçtiklerini ve burada da siyasi ve ekonomik ağırlıklı görüşmeler yaptıklarını bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti:'Davos'ta, G-20 Dönem Başkanlığı vasfıyla bulunduk. G-20 Dönem Başkanlığındaki perspektifimizi anlattık. Bu perspektif içinde Türk ekonomisinin getirdiği büyük potansiyeli ve en az gelişmiş ülkelerle, dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında bir adalet köprüsü olacağımızı ifade ettim. Gerçekten bugün dünyada ekonomik adalete her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Avrupa'da ve dünyanın her yerinde aslında aynı prensibi haykırıyoruz. Türkiye olarak haykırıyorduk, şimdi G-20 Dönem Başkanı olarak haykırmaya devam edeceğiz. Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet.''Adaletin sözcülüğünü yaptık'Davutoğlu, maalesef bugün uluslararası ekonomik krizlerin arkasında adaletsizliğin bulunduğuna işaret ederek, 'Eğer Sahra Güney Afrika'da 650 milyon kişi hala elektrikle tanışmamışken, sadece New York'un elektrik tüketimi Afrika tüketimine yakınsa böyle bir düzen dünyadan ekonomik düzen beklemek çok zor. Eğer mülteciler Suriye'de, Irak'ta büyük bir çaresizlik içinde komşu ülkelere kaçarken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi hala hiç bitmeyen kısır hesaplar içine girmişse uluslararası düzeni kurmak çok zor. Davos'ta bunu haykırdık ve adaletin sözcülüğünü yaptık ikili görüşmeler bağlamında' ifadelerini kullandı.Ürdün Kralı Abdullah, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ile Finlandiya, Malezya, Sırbistan ve Yeni Zelanda başbakanlarıyla ve çok sayıda uluslararası örgüt temsilcisiyle görüşmeler yaptıklarını kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin görüşlerini anlattıklarını aktardı.'Algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdık'Türkiye ile ilgili bazı karanlık çevrenin üretmeye çalıştığı algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdıklarını, haykırmaya da devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin, aydınlık yüzlü insanların, aydınlık geleceğe yürüdüğü ve tarihin derinliğinden, istikbalin aydınlığına yürüyen bir ülke olduğuna dikkat çekti.Davutoğlu, bunun dışında Türkiye'de de ziyaretçiler ağırladıklarını belirterek, dost ve kardeş Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ı misafir ettiklerini anlattı.'AFAD bir Türk mucizesidir'AFAD'ın 5. yılını kutlama merasimine katıldığını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Merhamet adaletle birlikte gelir. AFAD bir Türk mucizesidir. Çok kısa bir sürede 5 yıl içinde dünyanın en önemli yardım kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Tekrar dünyanın her yerinde merhametimizi taşıyan AFAD ve diğer kuruluşlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Ama bir an gözünüzde AFAD töreninde ki bir manzarayı canlandırmanızı rica ediyorum. AFAD'ın salona getirdiği çok sayıda Iraklı, Suriyeli, Yezidili, Sünni, Türkmen, Arap, Kürt çocuklar geldiğinde, hatırlarsınız, kendisini kucaklamak için başımı uzattığım Rua isimli Suriyeli kız, birden alnımdan öpmüştü takdir ifadesi için. Rua'nın annesinin Hama'da bir bombardımanda öldüğünü, kardeşleriyle birlikte babaannesiyle Türkiye'ye sığındığını, babasının orada kaldığını ve hiç haber alamadığını öğrendim. Şimdi hepimiz oturduğumuz salonlarda, yanı başımızdaki evladımıza bakalım. Rua yaşındaki kızlara ya da erkek çocuklara bakalım ve onların sizin o sıcak atmosferdeki tebessümlerinizle, yüzünüzdeki tebessümle beslenen güzel yüzlerine bakalım. İşte o çocuklar ile Rua ve benzerleri arasında hiçbir fark yok. Bizim merhametimiz, bizim şefkatimiz o kadar derin ki kendi evlatlarımızla vatanlarından sökülüp atılan, rejimin ya da terörün baskısıyla yurtlarını, evlerini terk eden o yavrucaklar arasında bir fark görmüyoruz. Biz engin yürekli insanlarız, bütün vatandaşlarıma teşekkür ediyorum her birinize tek tek. Dünyanın en büyük insanlık dersini vererek bir destan yazıyorsunuz. Herkesin unuttuğu insanlık dersini dünyaya veriyorsunuz.''Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuk'Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunu topladığını ifade eden Davutoğlu, Başbakan olarak ilk kez başkanlık yaptığı Kurul'un, Türkiye'nin bütün bilim teknolojiyle ilgili bakanlıklarını, kurumlarını, kuruluşlarını bir araya getiren en geniş platform olduğunu anlattı.Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuklarının altını çizen Davutoğlu, interaktif bir şekilde tek tek sorular sorarak bilgi aldığını aktardı.Davutoğlu, 62. Hükümet'in en temel hedefi olarak bilim ve teknolojide yeni bir hamle dönemini başlatma kararlığını kendileriyle paylaştığını vurgulayarak, 'Ama onlara ev ödevleri de verdim. Artık Ar-Ge çalışmaları ticarileştirme faaliyetleriyle birlikte yürüyecek, artık Türkiye teknoloji tüketen bir ülke değil teknoloji üreten bir ülke olacak' değerlendirmesinde bulundu.'Artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak'Bu çerçevede gururla Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısına katıldığına değinen Davutoğlu, konuyu şöyle değerlendirdi:'Milli Savunma Bakanımızla, Genelkurmay Başkanımızla yine hemen ertesi gün takriben 6 saat süren bir toplantı da Türkiye'nin geleceğini belirleyecek, özgürlüğünü, bağımsızlığını, onurunu koruyacak savunma sanayi projelerini masaya yatırdık. Ve o zaman gururla paylaşmıştım, şimdi tekrar paylaşıyorum, Türkiye'nin ilk milli savaş uçağının ön tasarım kararını aldık. 2023'te inşallah en geç ilk milli savaş uçağımızın prototipi üretilmiş olacak ve semalarımızda artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak. Düşününüz yıllarca ihmal edilmiş on yıllarca, bir başka projeyi de tamamlama kararı aldık, milli piyade tüfeği üretme projesi. Ayrıca birçok önemli kararı başlangıç noktası olarak ele aldık. Uzay teknolojisi ve füze fırlatma sistemiyle ilgili projeleri başlatma kararı aldık. Kendi savunmasını yapamayan, milli savunma sanayisine sahip olmayan ülkelerin bağımsızlık iddiaları sadece sloganda kalır, kağıtta kalır. Bizden önce hibe yardımları alan bir ülkeydi, yani hibe yardımı şu demek: Bir ülke artık benim ülke ismi vermeme gerek yok tahmin edebilirsiniz. Benim şu silahlara ihtiyacım yok sen alabilirsin diyor 30 yıllık, 40 yıllık tankları bize veriyor, biz de onu modernize etmek için başka bir ülkeye gönderiyoruz. Şimdi artık tankı biz yapıyoruz isteyene biz veririz. Savaş uçağını biz yapacağız, semalarımızın özgürlüğünü biz koruyacağız işte büyük Türkiye bu.'Vatandaşlara, 'Hepiniz şöyle oturduğunuz yerde sırtınızı biraz daha gururla bulunduğunuz koltuğa ya da divana yaslayın ve şöyle geniş bir elhamdülillah deyin' şeklinde seslenen Davutoğlu, 'Elhamdülillah ki artık değil namerde, merde dahi muhtaç olmayan ülkelerin vatandaşlarısınız. Bir ülkenin geleceği nasıl savunma sanayiyle teminat altına alınırsa huzuru ve istikrarı da ekonomiyle teminat altına alınır' ifadesini kullandı.'Her hafta en az bir müjde'Davutoğlu, son 2 ay içinde her hafta en az bir müjdeyi bir toplumsal kesimle paylaştığını vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:'Bu müjdelerden biri bu ay içinde ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması eylem projesi, planı içinde çalışan kadınlarımıza, annelerimize süt izni hakkı olan 12 ayın üzerine bu kez biz yarı zamanlı çalışma imkanı yani 8 saat çalışıyorsanız 4 saat çalışacaksınız ama 8 saatin ücretini almaya devam edeceksiniz. İlk çocuk için 2, ikinci çocuk için 4, üç ve daha fazla sayıda çocuk için 6 aylık yarı zamanlı çalışma hakkı tanıyoruz. Sonra eğer derseniz ki hala 'Ben çocuklarımı eğitim çağına kadar yanında durmak çocuklarımın ve onlara bakmak istiyorum' bu sefer de kısmı zamanlı çalışma imkanı vereceğiz, yani çalıştığınız kadar ücret alacaksınız, ama işinizi kaybetmeyeceksiniz. Anneler ve çocuklar artık iş hayatını birini diğerinden ayıran bir badire gibi görmeyecekler. Hayırlı evlatlar diliyoruz, hayırlı nesiller diliyoruz.'Her anneye doğan ilk çocuk için çeyrek, ikinci çocuk için yarım, üçüncü çocuk için tam altın hediye edeceklerini belirten Davutoğlu, 'Hiçbir ayrım gözetmeden devletimizin hediyesi olarak takdim edeceğiz. 90'lı yıllarda, daha önceki yıllarda şöyle düşünüldü: Nüfus ne kadar az olursa külfette o kadar az olur. Şimdi biz tersini söylüyoruz nüfusta çok olsun, bereketimizde çok olsun, kalkınmamız da daha yüksek olsun' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirterek, 'İşte bereketlenen Türkiye'nin, küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar' dedi.Başbakan Davutoğlu, ''çeyiz hesabı'' ile ilgili çalışmaya değinerek, evliliğe hazırlık mahiyetinde, çocukları için çeyiz hesabı açtıran her aileye, 18 yaşına gelen çocuğu için bu hesapta yatan miktarın yüzde 15’ini devletin vereceğini söyledi.Geçen gün inşaat sektörüyle yaptıkları toplantıda sektöre ve halka bir hediye mahiyetinde verdiği müjdeyi de paylaşan Davutoğlu, şunları söyledi:''Bundan sonra ilk ev almak için bir hesap açtıran ve orada para biriktiren herkes, ev almak için peşinat yatırdığı zaman yüzde 15 devlet desteği alacak. Yani 5 yıl süresince para biriktiren ve peşinat için bu parayı kullanacak olan vatandaşımız yüzde 15 de devletten para alacak. Eğer bu 4 ya da 3 yıla inerse bu oran yüzde 12 ve yüzde 10'a inecek. Ama bu yönüyle hem konut talebini artırmayı hem herkesi hani evlenen herkesi gerçek anlamda da bu sefer evlenmeye hem eşle evlenmeye, hem konut içinde ev sahibi olmaya o anlamda evlenmeye hazırlayacağız.''''Sizler sosyal hayatımızın omurga kesimisiniz''Esnaflara seslenen Davutoğlu, ''Geçen ay içinde beni en çok mutlu eden, ama bir esnaf çocuğu olarak da kişisel hatıralarıma götürüp rahmetli babamı anmama vesile olan tören, esnaf kardeşlerimizle bir araya geldiğim törendi. Orada da esnaf kardeşlerimizle bazı müjdeleri paylaştım. Bu müjdelerden birisi yüzde 50 kredi sübvansiyonu yanında, kaybolmaya yüz tutmuş meslekler için ve 3 yıllık ustalıktan sonra yeni iş yeri açan esnaflarımız için faizsiz kredi veriyoruz'' diye konuştu.Hiçbir faiz almadan yeni iş yeri açan 3 yıllık ustalara bu imkanı tanıyacaklarını belirten Davutoğlu, ''Yine 600 milyonluk sübvansiyon faiz sübvansiyonu için ayırdığımız 600 milyonu, 750 milyona çıkarttık. Bu da milyarlarca ek kredi imkanının esnaflarımıza tanınması anlamına geldi'' dedi.Meclis'ten bu ay çıkan ''Perakende Ticaret Yasası''na da değinen Davutoğlu, ''O yasada da esnaflarımız için her bir alışveriş merkezinde, AVM'de en az yüzde 5 kontenjan ayrılması ve bu kontenjanlarda da kiraların 4'te 1 nispetinde yüzde 25 olmasını teminat altına aldık. Esnaf kardeşlerim, sizler sosyal hayatımızın, ahlakımızın omurga kesimisiniz, omurgasısınız. Her birinize helal ve bol rızıklar diliyorum. Biliniz ki artık esnafların Başbakanlık önünde yazar kasa kırdığı dönemler bitti. Sofranız bereketli olsun Ahi Evran öncünüz olsun. Eliniz, kapınız, sofranız herkese açık olsun'' diye konuştu.''Bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız''Yine bu çerçevede tarım sektörüyle, çiftçilerle çok sayıda müjdeyi Tekirdağ'da bir araya geldiği vatandaşlarla görüşmesinde söylediğini anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:''Ayrıca bunları Ankara'da da ifade ettim. Her şeyden önce pirinçte KDV'yi yüzde 8’den yüzde 1'e indiren kararnameyi imzaladık, pirinç üreticilerine müjde olsun. Mazot desteğini yüzde 5, gübre desteğini yüzde 10 arttırıyoruz bütün çiftçilerimize helali hoş olsun. Sertifikalı fidan desteğini yüzde 50 artırıyoruz fidanlarınız bereketli olsun, her bir gümrah olsun. Kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye gibi her evin sofrasını süsleyen o güzel bereketli nimetler içinde prim desteğini yüzde 100 artırıyoruz. Et ve süt ürüten işletmelere hibeleri yüzde 70 artırıyoruz. Artık tarımda her alanda mesela az bilinir ama çok önemlidir tıbbi ıtri bitkilerde de üretiminde de yine dönüm başına desteği 100 liraya çıkartıyoruz ve bu gittikçe yaygınlaşarak tarımda bereketi, ziraatta, toprakta bizim kadim dostumuz olan toprakta, aziz dostumuz olan toprakta Aşık Veysel’in değimiyle bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız.'Toprak gibi denizlerin de bereketli olmasını istediklerini, geçen hafta içinde denizcilik sektörüne önemli iki müjde verdiklerini vurgulayan Davutoğlu, ''Bir taraftan hurda desteği yani ya 28 yaş ortalaması, 28 olan koster filomuzu gençleştirmek için yeni gemi üretimi için destek isteyenlere hurda desteği vereceğiz. Eski gemiye hurdayı çıkarırken yeni gemilerle filolarımızı güçlendireceğiz. İhracata yönelik krediler için kredi garanti fonunu harekete geçiriyoruz. Gördüğünüz gibi hiçbir sektörü ihmal etmiyoruz'' diye konuştu.''KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz''Bu hafta içinde KOBİ'lerle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, KOBİ'lerin işletme sayısı itibarıyla işletmelerin yaklaşık yüzde 99,7'sini, istihdam itibarıyla yüzde 77'sini, katma değer itibarıyla yüzde 55'ini temsil ettiğini ifade etti.KOBİ'ler ayaktaysa, güçlüyse hem şehirlerin hem ülke ekonomisinin büyüdüğünü hem de küresel rekabetin yükseldiğini belirten Davutoğlu, ''KOBİ'lerimizde kriz oldu mu, ülke ekonomisinin toparlanması mümkün değil onun için KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz ve KOBİ'lerimizin eksiklerini tek tek tespit ediyoruz. Gördük ki kurumsallaşmada ve markalaşmada KOBİ'lerimizin desteğe ihtiyacı var. Bu açıkladığım destek paketinde kurumsallaşma ve markalaşmayla ilgili işletme başına 150 bin Türk lirası destek vermeye karar verdik. Toplamda 100 milyon Türk liralık desteği KOBİ'lerimize aktaracağız'' diye konuştu.Davutoğlu, ''Yine işgücü, işbirliği ve işgücü anlamında teknolojik işbirliği ve katma değeri artırmak için eğer KOBİ'lerimiz bir araya gelirse, üç işletme bir araya geldiğinde, onlara 300 bin lira hibe, 1 milyon 200 bin lira da geri ödemeli yani kredili şeklinde destekte bulunacağız'' diyerek, KOBİ'lerin teknolojik altyapısı gelişsin, inovasyon ve Ar-Ge gücü artsın diye verdikleri destekleri, yüzde 50 artırdıklarını, bütün bu desteklerde kadınlara ve engellilere de özel imkanlar getirdiklerini vurguladı.''Küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar''Görüldüğü gibi 1 ay içinde hem Türkiye'nin her yerinde hem Avrupa'da vatandaşlarla kucaklaştıklarını ifade eden Davutoğlu, çok sayıda yurtdışı temas yaptıklarını, içeride yapısal reformlar gerçekleştirdiklerini söyledi.Davutoğlu, şunları ifade etti:''Esnaflara, çalışan kadınlara, annelere, çiftçilere, denizcilere, inşaat sektörüne, ev almak isteyenlere, evlenmek isteyenlere, çocuk sahibi olanlara, KOBİ'lere velhasıl bütün vatandaşlara dönük olarak acaba yeni yıla nasıl güzel haberlerle başlatabiliriz diye büyük bir çaba içinde olduk. Ve bunları yaparken de sakın kimse yanlış bir hesap içine girmesin, bütçe disiplinimizi hiç bozmadık. Türkiye’nin bütçesi şu anda hala Avrupa'nın en güçlü bütçelerinden biridir. Bütçe açığı diye bir sıkıntımız, derdimiz de yok. Hamdolsun cari ticaret açığımızda süratle düşüyor. Son açıklanan rakamlar bu konuda büyük ümitler veriyor.''Ocak ayında istatistiklere göre enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:''İşte bereketlenen Türkiye'nin küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar, değerli vatandaşlarım, ayak sesleri. Bu ayak sesleri, yavaş yavaş önce ülke içinde, sonra çevre bölgelerde, Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da ve dünyanın her yerinde hissedilecek, duyulacak. Bu ayak sesleri, siyasi istikrarın ayak sesleridir, bu ayak sesleri, toplumsal barışın, huzurun ve kardeşliğin ayak sesleridir. Sofranız bereketli, yüreğiniz kavi, zihniniz açık, geleceğiniz parlak olsun. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, ülkenin geleceğini kaim eylesin. Hayırlı akşamlar diliyorum.''AA
'Türkiye'de SYRIZA İktidarını AKP Önledi'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'de SYRIZA benzeri bir hükümetin ortaya çıkmasını AKP'nin önlediğini savundu.TÜMSİAD genel kurulunda konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, '2001’de bize dayatılan IMF Politikaları uygulanmış olsaydı bugün Türkiye’de AK Parti diye bir iktidar olmaz, belki Syriza benzeri bir hükümet Türkiye’de iş başında olurdu' dedi.Kurtulmuş, 'Türkiye’ye 2001 yılında dışarıdan gelen bazı beyler marifetiyle bir ekonomi programı dayatıldı. Sayın Kemal Derviş marifetiyle gelen program. Aynı program bizden 10 yıldan sonra Yunanistan’da Papadopulos, İtalya’da da Monti vasıtasıyla uygulandı. İrlanda'da uygulandı. Bir takım küresel finans beylerinin adamları Yunanistan, İrlanda ve İtalya’da iş başına getirildi. Küresel faiz çevreleri, kurdukları düzenle bu ülkeleri yönetmeye kalktılar ve bu ülkeleri uzun süre yönettiler. İşte bugün Syriza vasıtasıyla Yunanistan’da ortaya çıkan durum, bütün bu neoliberal tezlere karşı Yunan halkının verdiği cevaptır. Sizi temin ederim ki eğer Türkiye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Ak Parti Hükümetleri sosyal politikayı önceleyen, düşük faizleri hedef alan bir politikayı, yatırımı esas alan bir politikayı izlememiş olsaydı, yani 2001’de bize dayatılan IMF Politikaları uygulanmış olsaydı bugün Türkiye’de AK Parti diye bir iktidar olmaz, belki Syriza benzeri bir hükümet Türkiye’de iş başında olurdu” ifadelerini kullandı.İleri Haber
Kıdem Tazminatının Yarısı Tehlikede
Kıdem Tazminatı Fonu uygulamasıyla çalışanların bugün 1 yılın ardından brüt maaşı üzerinden hak kazandığı kıdem tazminatında yıllık kaybı yüzde 52’yi bulacak.Kıdem tazminatı yaklaşık 60 yıldan beri uygulanmakta. Uygulandığından beride tartışılmakta. Geçtiğimiz günlerde Başbakanın “Kıdem Tazminatı Fonu” kurulacağını açıklaması üzerine, tartışmalar alevlendi. Başbakan’ın açıklamalarından; 2010’dan beri zaman zaman gündem gelen ancak tarafların uzlaşamaması üzerine rafa kaldırılan “ Kıdem Tazminatı Fonu”’ düzenlemesinin bu defa hayata geçirileceği anlaşılıyor. Bugünkü uygulamaya göre; işveren bir yıllık çalışma karşılığı son alınan ücretin brüt tutarında, çalışanına kıdem tazminatını ödüyor. Düşünülen değişikliğe göre; işsizlik sigortası fonuna benzer bir fon oluşturulacak. İşveren fona kıdem tazminatı karşılığı olarak her ay belli tutarda bir para yatıracak. Ve kıdem tazminatına hak kazanan işçi, kıdem tazminatını işveren yerine, fondan alacakKıdem tazminatı fonu nasıl işleyecek?Düşünülen sistemde süreç şu şekilde işleyecek.İşsizlik sigortası fonuna benzer bir adı “Kıdem Tazminatı Fonu” olan bir fon kurulacak.İşveren sigorta primi gibi, fonun işçi adına açtıracağı banka hesabına her ay kıdem tazminatı olarak para yatıracak.Kıdem tazminatı olarak ücretinin belli bir yüzdesi (örneğin; Yüzde 3 veya 4’ü) yatırılacak.Hesapta biriken paralar, finans piyasası düzenleyici kurumların denetim ve gözetimi altında para piyasalarında nemalandırılacak. İşçinin iş akdi kıdem tazminatını alacak şekilde sonlandırıldığında (15 yıl geçtiğinde, emekli olduğunda vb.) işçi isterse hesabında biriken kıdem tazminatını ve nemasını çekebilecek. İşçi işten kıdem tazminatını hak edecek şekilde ayrıldığında hesabında biriken kıdem tazminatını çekmezse parası hesapta nemalandırılmaya devam edecek. Tekrar başka bir işe girdiğinde yeni işveren de aynı hesaba kıdem tazminatı için para yatıracak. İşçi emekli olduğunda, hesabındaki kıdem tazminatı ve nemalarının tamamını alabilecek, Kıdem tazminatında yapılması düşünülen değişikliğin ana hatlar belli. Ancak asıl işçiyi ilgilendiren ve işin ruhunu oluşturan detaylar henüz belirsiz. Aşağıdaki kritik soruların netleşmesi sorunu çözecek.Ne kadar yatırılacak?Bugünkü uygulamada, çalışanın aldığı aylık ücretin brüt tutarının yüzde 8.33 oranında kıdem tazminatı hakkı var. Yeni sistemde alınan ücretin ne kadarı kıdem tazminatı olarak bankaya yatacak? Bu en önemli husus. Yüzde 3’ü yatarsa işçinin aylık 5.33 yıllık yüzde 64, yüzde 4’ü yatarsa aylık yüzde 4.22, yıllık yüzde 52 kaybı olacak. İşverende daha fazla orana kıdem tazminatı yükü istemediğinde göre orta yol nasıl bulunacak? şartlar ne olacak?Bugünkü mevcut uygulamada:Askere giden sigortalı,Evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde işinden ayrılan kadın sigortalı, İş akdi haksız yere işverence feshedilen işçi, İş akdini haklı bir nedenle fesih eden işçi, Emekli olmak için aranan şartlardan yaş dışındakileri sağlayanlar, Kendi isteği ile işten ayrılırsa da kıdem tazminatı alabiliyor. Bu durumda olanlar yeni sistemde de kıdem tazminatı alabilecek mi?Fonun kurulabilmesi için bu sorulara netlik kazandırılması lazım.Kazanılmış hak ne olacak?Merak edilen hususlardan biride, Kıdem Tazminatı Fonu kurulduğu tarihe kadar, çalışanların hak ettiği kıdem tazminatının ne olacağı sorusu oluşturuyor. Bu konuda iki görüş ortaya çıkmaktadır.Hak edilen kıdem tazminatını işveren işçi adına fona devretsin.Hak edilen kıdem tazminatı, işçi ve işverenin uzlaşacağı bir tutar üstünden işçiye ödensin. Her iki görüşünde işveren ve işçi açısından sakıncası bulunuyor. Fon kurulabilmesi için bu sorununda çözülmesi gerekiyor.Ne getirecek ne götürecek?Düşünülen yeni uygulama, ‘kazanılmış haklarda geriye gidiş olmadığı sürece’ işçinin lehine. Çünkü bugün 100 kişiden 8 kişi kıdem tazminatı alırken 92 kişi alamıyor. Yeni sistem, çalışanların tamamının kıdem tazminatı almasını sağlar, işçinin tazminatını güvence altına alır. Fakat değişikliğin, işveren kesiminin yıllardan beri süren isteği çerçevesinde yapıldığını göz önüne alınırsa, kazanılmış haklarda geriye gidiş olacağından hiç şüphe yok.Ancak, çalışan ve çalıştıran kesim orta bir yol bulabilir. Mevcut kıdem tazminatı tutarından bir miktar taviz verilmesine karşın, kıdem tazminatı ödenmesi güvence altına alınarak, hem işveren rahatlatılabilir hem de çalışanlar.Ancak bu sonuca ulaşılabilmesi için devletinde taşın altına elini sokması ve işveren yükünün bir kısmını üstlenerek, işçinin kazanılmış haklarının korunması gerekir. Yanlış adım çalışma barışını bozabilir. Kıdem tazminatı çalışanın hayalidir. Kıdem tazminatında yapılacak olumsuz düzenleme, çalışanın hayalini yok eder ve çalışma barışı kimsenin düşünemediği derecede bozulabilir.Neden fon kuruluyor ?60 yılı aşkın süredir uygulanmasına karşın, olayın iki tarafları olan işveren ve işçi kesimince sürekli şikâyete yol açmakta ve düzenlenmeden beklenen fayda bir türlü sağlanamamaktadır. Çalışma hayatıyla ilgili olarak açılan davaların çok büyük kısmını kıdem tazminatı oluşturuyor. Açılan davaların neredeyse tamamına yakın bölümü işçi lehine sonuçlanmasına rağmen bugün çalışanların sadece yüzde 8’i kıdem tazminatını almakta, o veya bu nedenle yüzde 92’si kıdem tazminatını alamamaktadır. Bu sorunların giderilmesi, işsizliğin azaltılması, iş gücü piyasasının esnekleştirilmesi, daha etkin bir işgücü piyasasının oluşturulması, verimliliğin artırılması, kıdem tazminatından dolayı yeni işçi almayan işverenin mevcut işçiyi fazla çalıştırmasının önüne geçilmesi, işverenin rahatlatılması, çalışanın da kıdem tazminatı hakkının güvence altına alınması amacıyla, sistemim değiştirilerek “kıdem tazminatı fonu” kurulması amaçlanıyor.CNN Türk