onedio
İstanbul'a En Az 30 AVM Daha Gerektiğini Gösteren 15 Kanıt
İstanbul'umuz bir AVM cenneti. Yarattığı istihdam, sağladığı sosyalleşme imkanları, ekonomiye sağladığı katma değer, insanlara verdiği huzur ile her biri şehrin cazibe merkezi konumunda. Peki yeterli mi? İstanbul'da bulunan yaklaşık 100 AVM halkın ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap veriyor? İşte bu soruya cevap aradık ve İstanbul'un AVM ihtiyacına kısa bir bakış yaptık.
Bilic'ten Önemli Açıklamalar
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven bilic NTVSpor canlı yayınında merak edilen soruları yanıtladı.Slaven Bilic, NTVSpor'da Güntekin Onay ve Ali Ece'nin sorularını yanıtladı.Geçen sezon genel algı Beşiktaş'ın 3. olacağı yönündeydi. Ama bu yıl farklı düşünülüyor. Bu sezon Beşiktaş bir şampiyonluk adayı olarak görülüyor. Size göre de ligin favorisi mi Beşiktaş?Biz büyük bir kulübüz. İste paramız olmasın ister stadımız olmasın farketmez. Biz büyük bir kulübüz ve planımız şampiyon olmak. Bunu garanti edemeyiz ama garanti edebileceğim bişey var her maç elimizden geleni yapacağız. Gerçekten büyükve çok güçlü bir inancımız var.Arsenal'i zor durumlara sokmak pek de kolay değildir. İzlediğimiz iki maçta Beşiktaş bunu başardı. Bu da takımın özgüvenini arttırdı.Takım motivasyonunu sadece konuşarak yapamazsınız. Oyuncunun kafasında hep bir boşluk kalır. Özgüveni ve takım karakterini yükseltmenin en iyi yolu üst düzey takımlara karşı iyi maçlar çıkarmaktır. Biz de hem Feyenoord hem de Arsenal maçlarında bunu başardık. Önemli olan bu momentumu korumaktır. Tabi ki inişler çıkışlar olacaktır.Her şey bu sezon iyi başladı. Beşiktaş yarın sözleşme önerse imzalar mısınız?Burayı seviyorum. Gerçekten herkes biliyor. Ailem burayı seviyor. Evimiz hiç boş kalmıyor. Eşim burayı seviyor. çocuklarım burayı seviyor köpeğim bile burayı seviyor. Hergün her saat her antrenman yapmamız gereken, Arsene Wenger'in bizi övmesine sebep olan oyunumuzu oynamaktır, bunu korumaktır. Geçen sezon çok daha iyi başladık. 4'te 4 yaptık. Daha sonra oynadığımız Galatasaray maçının ardından büyük cezalar aldık, ben ceza aldım. Hiçbir şey belli olmuyor. O yüzden kontrat meselesine çok odaklanmamalıyız. Sadece önümüzdeki maça odaklanmalıyız. Dünyada her takım kaybedebiliyor. İnişler çıkışlar olacaktır. Kaybettikten sonra hemen kendimize gelmeyi öğrenmeliyiz.Takım kadronuz sizin için yeterli mi?Önümüzde yoğun bir maç takvimi var. İlk bakışta bir korkutucu görünse de bununla başa çıkabilecek bir yapıdayız. Geçen sezona göre daha dengeli bir yapıdayız. Takımımız tecrübesiz. Haftada 3 maç olduğu dönemde verecekleri tepki önemli. Bir sağ bekim daha olsun isterdim ama fark etmez. Her pozisyonda alternatifimiz var. Bir seçim yapmamız lazım. Hem 30 oyuncumuz olup hem de antrenman motivasyonunu sağlayamazsınız.Sağ bekten bahsettiniz az önce. Martin Linnes'i istediniz. Martin Linnes inşallah gelir ama gelmeden önce planınız nedir?3 sağ bekimiz var. Serdar, Necip ve İsmail. İsmail tabi ki solda daha iyi ama sağda da iyi işler çıkarıyor. Ümit ve Atiba da orda var. Eğer çok acil bir durum olursa Veli de oynar, Sivok da oynar. Eğer büyük bir şanssızlık yaşarsak buna da hazırlıklı olacağız. çok beklenmedik birşey olsa bile sıkı bir durumdayız.Serdar Gaziantep'te çok iyi bir oyuncuydu. Şu an sizce güvenini mi kaybetti? Onu yeniden kazanmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz?Hatırlarsanız Serdar geçen sezon ilk seçimimizdi. Çok duygusal ve çok dürüst bir insan. Özeleştiri yapan ve hatalarını sürekli düşünen bir insan. Sonra Galatasaray maçı geldi. Hakem faul de verebilirdi Bruma'nın hareketine ama vermedi. Gaziantepspor'a çok büyük bir saygım var ama Beşiktaş formasıyla aynı olamaz. Beşiktaş forması ağırdır. Serdar iyi çalıştı iyi maçlar oynadı. Serdar bu kadronun önemli bir parçası. Kaç maç oynar bilemem. Belki 2 oynar belki 34 oynar. Nasıl çalıştığını, geçen sezon yaptıklarını ve diğer oyuncularla rekabetini gözlemliyoruz.Serdar, Tigana döneminde ön libero da oynadı. Siz böyle birşey düşünür müsünüz?Hayır.Beşiktaş'ın şampiyonluk için daha çok gol atması lazım. Demba Ba var Sosa var artık. Geçen sezondan daha fazla gol atacak bir takım olduğunuza inanıyor musunuz?Defansı çalışarak, golü ise satın alarak başarırsınız. Bu yüzden büyük paralar harcanıyor. Bu yüzden biz de forvet hattı için oyuncular aldık. Geçen sezon Galatasaray ile birlikte defansiz anlamda çok iyiydik. Bu sezon daha çok gol atacağımıza inanıyorum. Demba Ba, Mustafa, Sosa, Cenk biraz da şanslarının yardımıyla gol paylaşımını yapacaklardır. Sadece onlardan değil diğer oyuncularımdan da beklentideyim. Günün sonunda futbol tamamıyla golle ilgli bir mesele.Beşiktaş bu sezon iki forvetli formasyonlar mı kullanacak?Bakıp göreceğiz. Bunu kullandık yine kullanabiliriz. Bu oyunun gidişatına bağlı. Benim fikrim şu; bence sistemler ölüyor. Artık sadece maçın başında ve savunma yaparken sisteme ihtiyaç duyuluyor. sistemler artık önemli değil önemli olan felsefe.Benim favori sistemim, eğer söylemem gerekirse 4-4-2. Bir yandan çok defansif olabilir, bir taraftan da risk almadan çok tehlikeli olabilirsiniz. Bu sistemi Mersin'de kullanmamızın sebebi buydu. Saha çok kötüydü. Olmazsa öne vurun 90 dakikada illa ki birşey yaparız dedim. Mersin için çok üzüldüm. O sahada biz bir daha oynamayacağız ama onlar her hafta orda. Stadyum Türkiye'nin in iyi statlarından biri ama zemin konusunu derhal halletmeleri gerekiyor.Demba Ba'nın sakatlığı hakkında söylentiler var. Bunlar için ne dersiniz?İnsanlar konuşuyor. Bu tarz söylentiler var. Ama hiç bir sorunu yok Ba'nın. Doktorumuz kontrollerini yaptı. Önümüzdeki maçlar oynamasını bekliyoruz. Arsenal maçından bu yana takımla çalışmadı ama geri döneceğine inanıyoruz. Demba ba'nın ayakları yere çok sağlam basıyor. Bizim ondan ne istediğimizi biliyor. Takıma verdiği enerji çok iyi. Demba Ba'dan veya hiçbir oyuncudan tek başına maç kaanmasını beklmiyoruz. Bunu hep birlikte başaracağız.Geçen sezon Fenerbahçe şampiyon oldu. Şimdi Trabzonspor da şampiyonluk için ciddi bir aday oldu. Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor yeni antrenörlerle başlıyor. Bu sizin için bir avantaj mı?Fenerbahçe'de İsmail Kartal yeni değil, sadece pozisyonu yeni. İsmail Kartal'a iyi şanslar diliyorum. Çünkü karar vermek, karar vermeye yardımcı olmaktan çok daha ciddi bir iştir.Prandelli gerçekten hayran olduğum iyi bir teknik direktör.Halilhodzic ile Hırvatistan'ın başındayken birçok kez bir araysa geldik. Çok tecrübeli bir hoca. Takımı kendi isteğine göre kurdu. Bir hoca için çok iyi bir durumda çünkü kendi oyuncularını baştan aşağıya kendisi seçti.Bu üç takım dışında Bursaspor ve Karabükspor'u da beğeniyorum. Hocaları gerçekten çok kaliteli. Türkiye Ligi artık 3 takım arasında geçmeyecek. Ciddi rakiplerimiz var ve bu yüzden planımızı uygulayıp şampiyonluğa ulaşmak için elimizden geleni yapacağız.Avrupa Ligi'ndeki hedefimiz gidebildiğimiz kadar gitmek. Tabi ki favori değiliz. İlk turu geçip iyi oyunumuzla güzel şeyler başarmak istiyoruz. Avrupa Ligi'nde gideceğimiz deplasmalar çok uzak değil. En uzak deplasmanımız Londra. Tottenham ile karşılaşacağız. Çok iyi bir eşleşme olacak. Kimseden korkumuz yok sadece onlara saygımız var. Üst tura geçeceğimizi düşünüyorum.Lig bizim için daha önemli şu anda. Bütün bir sezon emek harcanıyor çünkü. Şampiyon olunca Şampiyonlar Ligi'ne de direk katılıyorsunuz. İnsantino olmadan, ön elemeler olmadan. Ligde kazanacağımız maçlar Avrupa'daki maçlarımıza göre şu an daha önemli o yüzden. Sonuçla mesela Sevilla'yı yensek bizimkiler arayıp onlarla dalga geçmeyecek. Gerçi yapadabilirler. Bizim taraftarımız çok özel.Beşiktaş akademi takımı ile karşılaştınız. Gençler hakkında neler düşünüyorsunuz?Açıkçası o maçta Sosa'ya yoğunlaşmıştım ama gerçekten alt takımımızda çok yetenekli oyuncular var. Biz onları 10-0 yenmedik. Bize göre tabi daha motiveydiler ama biz de gevşek değildik. 2-0 öne geçtik, 2-2 oldu sonra Cenk penaltıdan 3-2 yaptı. Tek tek isim veremeyeceğim ama forvet hattında Furkan çok başarılıydı. Bizim için önemli olan bu yetenekleri keşfedip değerlendirmek. Yavaş yavaş bu isimleri A talıma kazandıracağız.Musa Muhammed hakkında neler söyleyeceksiniz?Musa oynadıkça daha da gelişecek bir oyuncu. Henüz çok genç. Geldiğinde durumuna göre takımda da yer verebiliriz, daha sonra takıma dönmesi için kiralık da gönderebiliriz. Böyle oyuncular oynadıkça değer kazanır ve onu oynayabileceği yerlerde değerlendireceğiz. Oynamayan genç bir oyuncu aslında yaşlı bir oyuncudur çünkü.Beşiktaş taraftarı sizin yıllarca burda olmanızı istiyor. Buranın Ferguson'u olmanız bekleniyor.Öncelikle burayı seviyorum ama futbolda oynadığınız son maçta sergilediğiniz performans kadarsınız. Sonuçlar burada ne kadar kalacağımı belirler. Yeni bir yönetimimiz var. finansal olarak çok iyi değiliz. Stat bittiğinde iyiye gidecek. Küreselleşmeyle birlikta taraftarların ve yönetimlerin beklentisi şampiyonluk. Ferguson Beckham'ı çok gençken oynattı. Sonuçlarını da aldı. Biz de Muhammed'e aynısını yapmak istedik ama onun güçlenmesi lazım. O yüzden onu başka bir takıma kiraladık.Önder Özen hakkında neler diyeceksiniz?Önder Özen beni buraya getiren kişidir. 1 yıldan uzun bir süre birlikteydik ve iyi bir ilişkimiz vardı. Şunu söyleyebilirim, ayrılması kesinlikle benimle ilgili değildi.Eurosport
Çarşı Darbecilikle Suçlandı, Twitter Siyah-Beyaz Oldu
Çarşı Grubu liderlerinin de aralarında bulunduğu 35 kişi hakkında Gezi olaylarında “hükümeti yıkmaya teşebbüs” ettikleri iddiasıyla dava açıldı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen sanıklar, “silahlı örgüt kurarak Türkiye’de Arap Baharı imajı oluşturarak hükümeti devirmeye çalışmak”la suçlandı.İddianamenin kabul edilmesinin ardından Beşiktaş taraftar grubu Çarşı Twitter'da en çok konuşulanlar listesinde yer aldı. İşte Twitter'da #çArşıYalnızDeğildir hashtag'iyle yapılan yorumlardan bazıları...Çarşı Grubunun Liderleri 'Darbe'den Yargılanacak haberi için tıklayınız.
Olcay Şahan: "Galatasaray da İstemişti Ama Ben Beşiktaş'ı Seçtim"
Futbolcu olmanda abinin payı büyükmüş… O da futbola devam ediyor mu?Dört kardeşiz, ben en küçük çocuğum. Abim şu an Almanya’da yaşıyor, benim menajerliğimi yapıyor. Beşiktaş’a gelmemi sağlayan da o oldu.Beşiktaş’a gelmeden önce Bundesliga’dan da teklifler almışsın. Neyi düşünerek böyle bir karar aldın?Bundesliga’daki ilk senemden sonra Türk Milli Takımı’ndan davet almıştım. Orada kendimi kanıtlamak ve kalıcı olmak istediğim için Beşiktaş’ın teklifini kabul ettim, çünkü Beşiktaş’ta oynarsam milli takıma daha yakın olurum diye düşündüm. Kaiserslautern’le küme düştüğümüz için unutulmaktan korkmuştum. Başka teklifler de vardı, yine Bundesliga’da olacaktım ama Beşiktaş kadar büyük bir takım olmayacaktı bu. Nürnberg, Augsburg, Köln gibi takımlardı.Beşiktaş’la birlikte Türkiye’den seni isteyen başka takımlar da var mıydı?Galatasaray vardı. Fatih hoca zamanıydı, Ümit Davala aramıştı ama Beşiktaş’ı tercih etmiştim.Pişman mısın?Hayır. Şu an hayatımın en güzel noktasındayım.Beşiktaş senin için ne kadar büyük bir kulüp? Burada oynamak çocukluk hayalin miydi?İstanbul’da yaşayan dayım koyu Beşiktaşlıydı. Bizim ailenin tek Beşiktaşlısı oydu, sonra beni de Beşiktaşlı yaptı. İstanbul’a geldiğim zaman maçlara gitmek istiyordum ama hep tatil zamanlarına denk geliyordu. Bana hep Beşiktaşlı yatak örtüleri, kıyafetler filan alırdı. Zaten Düsseldorf’ta büyüdüm. Orada Türkler çok fazlaydı. Türk gibi büyüdük. Kemal Sunal’ın bütün filmlerini defalarca izlemişimdir mesela. Hâlâ izleyip, gülebilirim.Süper Lig’deki maçları izleyebiliyor muydun?Babam kahvehaneye giderdi. Beni de götürüp bir tost yedirirdi, çay içirirdi. Bütün derbileri kahvehanede izlerdik ama maç biter bitmez beni hemen çıkarırdı. “Sen futbolcu olacaksın, sigara dumanının içinde kalmaman lazım” derdi. Hayalim hep o derbilerde oynamaktı.Derbilerde kimleri izleyip, onlar gibi olmak isterdin?Sergen Yalçın, Tümer Metin ve İlhan Mansız. Tabii ki diğerlerinin hakkını yiyemem ama onlar önde oynadıkları için gözüm onların üzerindeydi. Bir maçı hiç unutmam: Bir Şampiyonlar Ligi maçını Almanya’da oynamışlardı. Rakip Chelsea’ydi. O maçı tribünden izlemiştim.Küçük yaşta seni futbolcu gibi mi yetiştirmeye başladılar?Topun ne olduğunu anladığım günden itibaren babam üzerime düşmeye başladı. Hatta okulu bile önemsemedi. Annem de buna çok kızıyordu. Bu yüzden hep kavga ederlerdi. Babam “Benim oğlum çok başarılı bir futbolcu olacak, başaramazsa ben ona ömür boyu bakarım” derdi. Şükürler olsun ki babamın dediği oldu.Babanın futbolla ilgili bir geçmişi var mı? Neden senin üzerine bu kadar çok düştü?Yok ama benim yetenekli olduğumu hissetti. Abim de çok iyi bir futbolcuydu mesela. O da Fortuna Düsseldorf’ta oynamıştı, 12 yaşımda ben de o kulübe transfer olunca abimden vazgeçtiler çünkü aynı mevkide oynuyorduk. O çevrenin en yetenekli oyuncusu olarak beni görüyorlardı.Abinle bu yüzden aranız bozulmadı mı?Yok. Çünkü abim de oraya transfer olmamı çok istiyordu. Şimdi menajerliğimi yapıyor, daha kolay ve kârlı bir iş. Yine de itiraf edeyim, abim benden daha yetenekli bir futbolcuydu. Benden daha hızlıydı. Sol ayağı benimkinden daha çok işe yarıyordu! Koşularda da beni hep geçerdi. Koşu uzunluğunda değil ama hız konusunda. Uzun koşuda patates ederdim onu!Senin sol ayağın da müthiş değil mi?“Müthiş sol ayağım” meselesi aslında espri olacaktı ama elimize yüzümüze bulaştırdık. 4-1 kazandığımız bir maçtan sonra bana “Golü nasıl anlatırsın?” diye sordular. Herkes gördü golü, anlatacak ne var? Ben de onun üzerine öyle bir şey söyledim. Ne diyeyim? Sol ayağım çok kötü. Onu sadece üzerinde durmak ve koşmak için kullanıyorum. İşin garibi sol ayağımla da dört, beş tane golüm var.Müthiş sol ayağınla solda oynamak seni rahatsız etmiyor mu peki?Hayır. Böyle çok mutluyum. Altyapılarda bir ara ön libero oynuyordum, sonradan sol kanata kaydım. Bence mevkiim bu. Sağ ayakla burada oynamak da avantajlı. İçeri daha rahat girebiliyorum. Sağ kanatta oynarsam sadece kanata yapışır kalırım. Ters ayakla oynamak daha rahat.Neden 10 numara pozisyonunda oynamamana rağmen 10 numaralı formayı giyiyorsun? Nasıl gelir gelmez o formayı almaya cesaret edebildin? Bu senden beklenen şeyleri de artırıyor…Beşiktaş gibi bir kulüpte 10 numarayı almak biraz cesaret işi, evet. Samet Aybaba sağ olsun bana ilk günden itibaren çok güvendi ve oynadığım ilk maçta, Manchester City maçında bana 10 numarayı verdi. O günden itibaren de üzerimden çıkartmadım. İki seneden beri de bu formanın hakkını verdiğimi düşünüyorum. Gelecek yıllarda da böyle devam etmek istiyorum.Ya Beşiktaş gerçek bir 10 numara transferi yaparsa?Ne olur bilmiyorum ama vermek istemem. Artık 10 numara 10 numaralı formayı giyer diye bir şey yok. Beşiktaş’a gelen futbolcu da böyle bir konuda sorun çıkarmaz. Buraya geldiğimden beri sorun çıkaran kimseye rastlamadım. Karakteriyle ilgili sorun olan kimse Beşiktaş’a transfer edilmez, transfer edilen bir futbolcu da bu kadar uzun süre ilk 11’de oynamış bir futbolcunun forma numarasını almaz diye düşünüyorum.Samet Aybaba’yla Bilic’in senden istedikleri arasında nasıl farklar var?Samet hocayla hücum anlamında çok açık oynuyorduk. Çok gol yediğimiz doğru ama anlayışımız bugünkünden farklıydı. Slaven Bilic’le daha çok defanstan sağlam çıkarak gol bulmaya çalışıyoruz. Bilic takım oyununa ve garantici olmaya önem veriyor, Samet hoca içimizden geldiği gibi oynamamızı istiyordu. “Yapmak istediğiniz her şeyi yapın” diyordu. Bunu Bilic de söylüyor ama daha çok takım halinde hareket etmemizi istiyor. Bu sayede onunla çalışırken daha az gol yedik ama Samet hoca zamanında da daha fazla gol attık. İkisiyle de başarılı sezonlar geçirdik. “Feda” sezonunda şampiyon olamadık ama herkes bizi konuştu, geçen sene de böyleydi. İnanıyorum ki bu sene daha da üstüne koyarak şampiyon olacağız.Slaven Bilic’in nasıl bir çalışma anlayışı var? Sizi çok hırpalar mı?Aslında sadece Bilic’in değil, bütün ekibinin bu işte payı büyük. Bütün hepsinin sayesinde bu sene hak ettiğimizi alacağımızı düşünüyorum. Bütün hocalar bizimle birebir konuşuyor, mesela maç analizlerimizi yapan Edin Terzic bana Arsenal maçından önce bana rakibin nerelerlen orta yaptığını söylüyor, ona göre önlem aldırıyor. Edin Terzic geldikten sonra hiçbir rakibimizin bizi ezebildiğine şahit olmadım. Geçen sezon hiçbir takımın Bursaspor’u Bursa’da ilk yarının başında baskı altına alıp da üç gol birden attığını görmemiştim. Sadece biz yaptık.Bu sezon kendine 15 gol hedefi koymuşsun. Hedefi tutturamazsan sezon sonunda düğün yapmayacakmışsınız. Kimin fikriydi bu? Nişanlının mı?Babamın fikriydi. İlk sezonumda 11 gol attım, ikinci sezonumda 8 gol attım. Bu sezon 15 gol benim için çok zor değil çünkü kendime çok güveniyorum, hocam da bana güveniyor. Harika bir takımımız var, geçen yıldan çok daha iyi olacağız.Sürekliliğini neye borçlusun? Kart cezalısı durumuna düşmüyorsun, sakatlanıp maç kaçırmıyorsun, yedek kalmıyorsun…Kafama borçluyum. Biraz kurnaz bir insanımdır. Futbolcu olmak için sadece ayaklarınızın olması yetmiyor, kafa da çok önemli. Sakatlanmamı da anneme borçluyum. Çocukluktan beri et yemediğim için her gün bana pekmez, bal filan yedirirdi.Vejeteryan mısın?Tam olarak değilim aslında. İşlenmiş et yiyorum, balık yiyorum. Annemin içine dert oluyordu bu. Bana her gece süte karıştırılmış bıldırcın yumurtası içirirdi. Her gece saat 4’te işe gitmeden önce beni uyandırıp, içirirdi. Şimdi artık sadece pekmezle bal yiyorum. Sabah akşam mutlaka birer kaşık yerim.Bütün olay bu mu yani?Bence bu. Babamın da payı var tabii. Beni her zaman özel çalıştırırdı. Özel hoca tutardı bana. Beni hep koşuya götürüp zorla koştururdu. Ben ağlardım, o koştururdu. Ağlaya ağlaya koşardım. Hiç “kıyamam” dediğini duymadım. O zamanlar Bayer Leverkusen’de bir arkadaşım vardı. Yetenek olarak çok iyi değildi ama gönlünden, canından oynadığı için onu çok beğenirdim. Ona bakıp hevesleniyordum. O yüzden bende de her şey yürekten geliyor. Bazen maçlarda yorulsam bile bunu düşünerek hırslanıyorum, devam etmek istiyorum.Koşup koşup sonuca varamadığında sinirleniyor musun?Hayır. Koşarsan, mücadele edersen istediğine ulaşıyorsun.Baban sana koşarken nasıl hedefler koyardı?Oturduğumuz yere yakın, 6 kilometrelik bir göl vardı. O mesafeyi bir saatin içinde iki kere koşmam lazımdı.İlk turun sonunda bir su içirip “Hadi devam” derdi. İkinci turda sinirlenirdim. Bir defasında önümden bisikletli biri gidiyordu, çabuk bitsin diye onun arkasından koşmaya başlamıştım. Müzik dinliyorum ama nasıl sinirliyim! Babama beni o sıcakta koşturuyor diye kızıyorum ama bisikleti de kaçırmıyorum. Döndü bana “Hızlanayım mı?” dedi. “İstediğini yap, bana ne!” dedim ama ne kadar hızlanırsa gidiyorum. Bir baktım, 12 kilometreyi 52 dakikada koşmuşum.Hızlı düşünmeni neye borçlusun peki?Benim aklım sadece okulda çalışmazdı! Almanca dersinden, İngilizce’den hiç anlamazdım. Sadece matematikte iyiydim. Bir de evde saçma sapan ne iş varsa ben yapardım. Televizyonu tamir ederdim mesela. Onun dışında hep sokaklardaydım. Aklım sadece okula yetmezdi. Notlarıma bakınca “Senden hiçbir şey olmaz” derlerdi.Yaramaz bir çocuk muydun?Bir defasında abimin GameBoy’uyla oynuyordum. Kaseti üfledim üfledim, taktım çıkardım ama oyun hep bulanık görünüyordu. Ben de gidip komple yıkamıştım. Bir daha çalışmamıştı tabii. Abimden çok sağlam fırça yemiştim o gün.Kaç kardeşsiniz?Dört. Bir abim, iki ablam var.Annen hepinizle birden nasıl baş ediyordu? Çalışıyor muydu bir de?Annem temizlik işi yapıyordu, babam araba fabrikasında çalışıyordu.İbrahim Tatlıses’i çok seviyormuşsun. Gölün kenarında koşarken onun şarkılarını mı dinliyordun?Çoğunlukla onu dinlerdim. Bütün şarkıları çok güzel bence. Oynak müzikleri de severim, damardan girmeyi de severim.Maçlardan önce dinlediğin özel bir şeyler var mı?Mahsun Kırmızıgül’ün etkilendiğim birkaç şarkısı var. “Annem” diye bir şarkısı var mesela. Nereden geldiğimi bildiğim için beni çok etkiliyor. Eskiler geliyor aklıma, nasıl yaşadığımızı düşünüyorum. İnönü’de çıktığım ilk maçta statta “Sen benim her gece efkarım” şarkısı çalıyordu. Isınırken gözlerimden yaşlar gelmişti. Annemi babamı statta görünce çok duygulanmıştım.Samet Aybaba zamanı Beşiktaş Avrupa’da yoktu. Geçen sene yine öyle. Bu sezon Beşiktaş’ı Avrupa’da, Feyenoord ve Arsenal maçlarında nasıl gördün? Avrupa için hazır mısınız?Şu an Türkiye’nin en iyi takımı Beşiktaş. Arsenal’e meydan okuyan takım hazır olmaz mı? Arsenal burada kaleye doğru düzgün şut çekemeden geri gitti. İkinci maçta ne olur bilemeyiz ama çok kaliteli bir takımımız var. İnanıyorum ki çok başarılı olacağız. Arsenal’i eleyemesek bile gruplara kalamasak bile Avrupa’da iyi yerlere geleceğiz. Hedefimiz tabii ki Şampiyonlar Ligi.Adidas’ın sizin için hazırladığı formaları beğendin mi?Bence hepsi çok güzel ama ben en çok siyah formayı beğendim. Kırmızıdan da vazgeçeceğimizi sanmıyorum.Cenk Tosun, sen ve Demba Ba tribünden bu sezon için birer loca almışsınız. Bunu sırf kulübe maddi destek sağlamak için mi yaptınız?Yardım olsun diye aldık tabii ki ama bir taraftan da misafirlerimiz rahat edecek diye düşündük. Yakında nişanlım gelecek, evleneceğiz, annem babam gelecek. Bir de benim çok arkadaşım var, her maçta 10 tane bilet isteyip başkanları kızdırıyorum. 3-2’lik Fenerbahçe maçından önce 25 tane bilet almıştım. Maçtan bir gün önce annem telefon edip “Eniştenin bir akrabasına söz vermiştim ben, onu unuttuk” dedi. Ben de Tamer Kıran’a gidip “Bana bilet lazım” dedim. Önce vermeyecekti. “Yarın maçı kazanmak istiyorsan bana bir tane bilet vereceksin, ben de sana maçı alacağım” dedim. “Söz mü?” dedi, “Söz” dedim. Arabasının torpidosuna bir tane bilet saklamış, onu bana verdi, ben de maçı aldım!Şimdi artık kaç tane istersen alabilirsin…Artık bağladım bu konuyu ama yine de loca aldım. Vodafone Arena Türkiye’nin en güzel stadı olacak. Diğer takım taraftarları oraya korkarak gelecek.Twitter’ı aktif kullanıyorsun. Oradan nasıl mesajlar alıyorsun?Taraftarlar bizi görmek istediği için kullanıyorum. Beşiktaş taraftarı takımına çok bağlı. O şekilde temas etmiş oluyoruz.Güzel mesajlar alıyor musun?Fenerbahçe maçından sonra çok güzel mesajlar gelmişti. “Gökhan Gönül pazara gitti” diye fotoğraflar filan koymuşlardı.Bundesliga’da unutamadığın bir maç var mı?Borissia Dortmund maçını unutamam. Yine müthiş sol ayağımla yapıştırmıştım bir tane, gol olmuştu. Beşiktaş’a geldiğimden beri de Fenerbahçe maçlarını unutamıyorum.Röportaj Hilal Gülyurt, Recep ÖzerinFotoğraf Barış Tekin
Reklam
Salih Uçan: "Roma'ya 11 Milyon Euro'yu Ödettirmek İstiyorum"
Fenerbahçe'nin Roma ile oynadığı maçta Salih Uçan’ı görenler gözlerine inanamadı. Bizim cılız Salih, kısa bir sürede NBA pivotları gibi kas yapmıştı. Salih, FourFourTwo’dan Hilal Gülyurt’a verdiği röportajda kaslarıyla ilgili ipuçları verirken, Türkiye ile İtalya arasındaki antrenman farkını da gözler önüne serdi. İşte Salih Uçan’ın doyumsuz röportajı:,Roma’ya transfer olacağını öğrendiğin anda ne yaptın? Kulüple ilgili, Roma’yla ilgili neleri araştırdın?Çizmeyi biliyordum! İtalya deyince aklıma ilk gelen şey oydu. Bir de gelmeden önce Emre Belözoğlu’nun başını çok ağrıttım. Her konuda ondan tavsiye almaya çalıştım. Bana “Onlardan biri gibi ol, onlardan biri gibi yaşa; onları iyi izle, neler yaptıklarına bak ve yap” dedi.İtalyanlarla ilgili neler düşünüyorsun? Türkleri Avrupa’da en çok İspanyollara ve İtalyanlara benzetirler. Sence de öyle mi?Çok sıcakkanlılar. Beni İtalyan sanıyorlar, ne dediklerini anlamadığımı görünce biraz şaşırıp yine İtalyanca konuşmaya devam ediyorlar! Yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hepsini çok sevdim. Sokakta benimle fotoğraf çektirmek istediklerinde çok yaklaşmıyorlar, uzun uzun rica ediyorlar. Roma taraftarları da takımına çok bağlı, Türkiye’deki koyu taraftarlardan hiçbir farkları yok.Seni hemen tanıdılar mı?Evet, saçlarım sağ olsun!Kulübe geldiğinde sorduğun ilk sorular ne olmuştu? Hangi futbolcularla iyi anlaşıyorsun?Yurt dışında oynamayı hep merak ederdim. Avrupa’ya gençken transfer olan nadir futbolculardan biri oldum. Heyecanlıydım, ilk antrenmanımı bekliyordum. Takım arkadaşlarımı gördüm, Totti’yi gördüm. En çok onu merak ediyordum. Nasıl biri, nasıl görünüyor, bana nasıl davranacak… İlk antrenmandan önce tanıştım, hepsi çok eğlenceli, güler yüzlü insanlar. Pjanic ve Urby Emanuelson’la aram çok iyi.Dil konusunda sorun yaşıyor musun?İlk antrenmanda hocamız sadece İtalyanca konuşuyordu, tercümanım daha gelmemişti. Ben de anlamadığım için üzülüyordum. Sonra Urby yanıma geldi, bana İngilizce çeviri yaptı. Çok rahatlamıştım.Totti’den neler öğrenmek istiyorsun?Beni gözlemlemesini isteyeceğim. 20 yıldan fazla zamandır burada, ben de iki sene burada kalacağım. İki sene sonunda Roma’ya 11 milyon euro ödettirmek istiyorum. Maçlarda daha hızlı mı oynamalıyım, nerelere koşu yapmalıyım… Hepsini soracağım daha.Takımın yaş ortalamasının düşük olması, yaşına yakın çok oyuncunun olması seni rahatlattı mı?Tabii ki. Kafa dengi çok insan var. 22 yaşın altında sekiz, 24 yaşın altında beş futbolcu kadroda. Takım genç. Gençler birbirini anlar.Onlarla konuşabileceğiniz ortak konularınız var mı? Ortak müzikler, filmler…Daha çok bulamadık.Sana neler soruyorlar?Hepsi İstanbul’u biliyor. Çoğu gitmiş, beğenmiş. Türk kızlarını soruyorlar en çok, güzel olup olmadığınızı soruyorlar! Türk yemeklerini soruyorlar bir de. Mesela bizim ikinci kaleci benden baklava istedi. Fenerbahçe’yle oynayacağımız hazırlık maçından önce Alper Potuk’u aradım. O da gelirken yanında kocaman bir tepsi baklava getirdi. Aziz Yıldırım onu kucağında baklava tepsisiyle görünce kızmış. O da “Salih’e götürüyorum” demiş. Başkan maçtan önce yanıma gelip “Bu ne oğlum? Burada aklına baklava mı geliyor? Yapma böyle şeyler!” dedi.Yanına gelenlerden kendin için ne istiyorsun?Sağ olsun herkes soruyor ama aklıma bir şey gelmiyor. Annemle babam da yanıma gelecek zaten, şimdi onu ayarlamaya çalışıyorum. Şu anda turist olarak sadece 30 günlüğüne gelebiliyorlar. Sezon sonuna doğru üç ay yanımda kalacaklar.Kendini güçlendirmek için neler yapıyorsun?Fiziğim ince ama güçsüz bir oyuncu değilim. Sadece iskeletim, kemiklerim ince. Bunu da geliştiriyorum zaten. Burada çok fazla hoca var, sahada altı hoca oluyor. Onlar içeri girmeden fitness’a gidiyoruz, altı hoca da orada oluyor. Her gün herkesle tek tek ilgileniyorlar. Biri geliyor bileklerime çalışıyoruz, biri geliyor üst çalışıyoruz; sadece karın kası yaptıran bir hoca var mesela. Ben de şaşırdım. Farklı aletler var bir de. Artık ne işe yaradıklarını anlıyorum.Kurcalaya kurcalaya çözdün herhalde…Aynen! Mesela BucaGenç Akademi Türkiye’nin en iyi altyapılarından biriydi ama Fenerbahçe’deki aletler orada yoktu. Burada gördüklerim de Fenerbahçe’de yoktu.Hocaların seninle ilgilenirken en çok hangi konu üzerinde duruyorlar?Genel. “Salih senin bacakların çok kuvvetsiz, gel seninle bacak çalışalım” diye bir şey olmadı. Bacak, kalça, kol kası, göğüs kası… Ne ararsan!Sahada senden özel olarak istedikleri bir şeyler yok mu?Antrenmanlar zaten çok fena! Mesela Türkiye’de bir maçı kazanmışsan bir gün sonra eğlence antrenmanı olur, biraz lay lay lom’dur. Neşeli, hafif bir idman olur. Burada da öyle bir idman oluyor ama tempo o kadar yüksek ki! Koşu, koşu, koşu, pas, kuvvet, pas!Antrenman bittikten sonra “Bu neydi ya!” dediğin oldu mu hiç?Oldu. Inter maçından önce bir idman yaptık, söyleseler inanmazdım. Deli gibi koştuk. Herkes çok yoruldu, ben bittim! Düdüğü bekliyorum artık. Düdük çalınca otobüse bindik, otele gideceğiz sanıyorum. Bir baktım otobüsü fitness’ın önüne çektiler! Kimsenin yürümeye bile mecali kalmamış. Yine yıkılmadım ama basit hareketler yaparız diye bekliyorum. Bize bir antrenman yaptırdılar görmeni isterdim! Kocaman boks çuvalları var ya hani. Onlardan 10 tane yan yana, hepsine var güçleriyle vuruyorlar, sen de koşarak gelip omzunla vuruyorsun ama o kadar kuvvetli bir şey ki o. Hepsine sırayla vurmazsan çuval gelip sana vuruyor!Daha önce Avrupa’da oynayan Türk futbolcular hep özgürlükleriyle mutlu olduklarını anlatıyorlar. Sanki Türkiye’de cam bir fanusun içinde yaşıyormuşsunuz da Avrupa’da ondan kurtuluyormuşsunuz gibi. Sen de bunu hissettin mi?Tabii ki. Türkiye’de kulüplerden sürekli uyarılar alırsın: Çok fazla gezme, çok fazla konuşma, çok fazla görünme, kaybol! Burada bir hoca geldi yanıma, “Evini tuttun mu, bahçıvanın var mı, evini kim temizleyecek, araban var mı, arabanı kendin mi kullanacaksın, nerede yemek yiyeceksin, arkadaşlarınla nerede dans edeceksin, eğlenmek için nerelere gideceksin, Roma’da nereleri görmek istiyorsun…” gibi 40 tane soru sordu, notlar aldı ve “Bunların hepsinde sana yardımcı olacağım” dedi. Gözlerim kocaman oldu, şöyle bir nefes aldım. “Yeni bir dünyadayım artık” dedim. Bunun karşılığında benden istedikleri tek şey var diye düşündüm. Kendimi borçlu hissediyorum. Transferimle bu borcu ödeyeceğim.Seninle BucaGenç Akademi’de konuştuğumuzda “Avrupa’da oynamayı hak etmeye çalışıyorum. Tek hayalim bu” demiştin. Futbola dair hayal kurmaya ne zaman başladın?Futbola okulla birlikte başlamıştım ama ondan önce de dört yaşımdan itibaren sokakta futbol oynamaya başlamıştım. Bugün gibi hatırlıyorum, bütün komşuların kapısını tek tek çalıyordum, “Şu abi okuldan geldi mi?”, “Bu abi evde mi?” diyordum.Sana “Git buradan! Bizim çocuğu da ayartıyorsun, ders çalışacak o” diyenler oluyor muydu?Bir tane sinsi bir teyze vardı, beni bazen kovalıyordu. Babamın kafasını da futbol, futbol diye şişiriyordum. O da beni okula başladığım yaz Marmarisspor’un spor okuluna götürdü. 9 yaşımda lisansım çıktı. Mahalleden adam toplamama gerek kalmadı. Her gece yatmadan önce dua ediyordum, “Allah’ım inşallah büyük kulüplerde oynarım, inşallah sponsorlarım olur, inşallah yıldız bir oyuncu olurum” diyordum. 9 yaşımdaydım o zaman. Her gece aynı dua!Marmaris gibi bir ilçeden çıkarak bunu nasıl yapmayı düşünüyordun?Marmaris’in tatil yerlerini, sahillerini düşünmezsen şehir merkezi gerçekten çok küçük. En fazla 25 bin kişilik nüfusu vardır. Özellikle kışın insanlar çekilince daha da küçükmüş gibi olur. Ben Marmarisspor’da oynamaya başladığımda takım 2 Lig B Kategorisi’ndeydi. “Marmaris’ten kim çıktı da büyük takımlarda oynadı?” diye sorsalar bir şey söyleyemiyordun.Sen nasıl çıktın peki?10 yaşımdayken Marmaris’te Geleceğin Yıldızları turnuvası oldu. Fenerbahçe, Beşiktaş, Gençlerbirliği, Bursaspor gibi takımlar geliyordu. Ben de orada oynuyordum. Fenerbahçeli, Beşiktaşlı futbolculara bakıp “Keşke ben de İstanbul’da doğsaydım da ben de onların arasında olsaydım; o zaman büyük bir futbolcu olmam kolay olurdu” diyordum. Marmaris’ten İstanbul’a gitmek çok uçuk geliyordu bana. Bir gün Marmarisspor’da antrenman yaparken antrenörümüz gelip, “Can arkadaşınız milli takıma seçildi” dedi. O kadar garip gelmişti ki bana, uzaya çıkacaklar gibi bir şey düşünmüştüm! Ondan daha ötesi yok! O zaman13 yaşımdaydım. Marmaris’ten milli takımla kim bilir nerelere gidecekler diyordum. Bizim takım tur atlasa ancak Aydın’a gidiyordu! Bütün Marmaris bölgesi kaptanlık yaptığım için beni tanıyordu ama milli takıma filan seçilmemiştim.Şansın ne zaman döndü? Aydın’dan ötesini görmek için ilk fırsatın ne oldu?Uşak’a gitmiştik bir turnuva için, Bucaspor beni orada görüp beğenmişti. Şimdi çocukluk arkadaşlarımla konuşuyoruz, gülüyoruz. Eskileri hatırlıyoruz bazen. Teneffüslerde beton bahçede maç yapardık, oradan çıkıp Marmarisspor’a giderdik. Bizden yaşça büyükler benim için hep “Bu çocuk çok iyi” derdi.Ama “Avrupa’da futbol oynayacak kadar iyi” demiyorlardır herhalde…Onlar o kadarını düşünmüyorlardı ama ben düşünüyorum. Kendime güveniyordum.Güven konusunun senin için çok önemli olduğunu biliyorum. Kendine güvenilmediğini hissettiğin anda tepki gösterebiliyorsun. Burada durum nasıl?Burada başından itibaren bana güvenildiğini hissettim. Geçen sene Fenerbahçe’de doğru düzgün oynamadım, ilk 11’e girdiğimde sezonun 28’inci haftası oynanıyordu. Oynadığım maçlarda da en fazla 50 dakika oynadım. 17-18 maçta oynadım ama çok kötü bir sezon geçti diyemem. Oynadığım maçların çoğunda asist yaparak, pozisyon yaratarak kendimi hissettirmiştim. AS Roma’nın sportif direktörü Walter Sabatini o dönem çılgın gibi beni istemeye başladı. Devre arasında istediler, kulüp 10 milyon euro istedi, “Hemen veriyoruz” dediler, sonra başkan “Biz şampiyon olmak istiyoruz, bu kulüpten kimse bir yere gidemez” dedi. Lig bittiğinde de 15 milyon euro istediler, Roma yine de benden vazgeçmedi.Pazarlıklar sürerken olmayacağından korktun mu?Birkaç kere tereddüttüm olmuştu ama çok isteyince gerçek oluyor.Bundan sonrası için neyi çok istiyorsun? Roma’da her gece uyurken ne için dua ediyorsun?Roma benim için yeni bir başlangıç, yeni bir dil, yeni bir şehir, yeni bir hayat… Fenerbahçe’ye ilk geldiğim sezonda, 18 yaşımdayken Aykut hoca beni iki maçta oynattı. Zaten Fenerbahçe tarihinde öyle bir şey çok yoktu. Yine de formayı çekip çıkarmıştım, yoksa hiç oynamayabilirdim. Burada da şimdi benim mevkiimde çok iyi oyuncular var. Onların arasından kendimi, kuvvetimi, aklımı gösterip formayı almak istiyorum. İki senenin sonunda değil, belki de bu senenin sonunda Roma’ya anlaşmamızda yazan 11 milyon euro’yu ödetmek istiyorum. En büyük hedefim bu.Şunu yapmasaydım hayallerim gerçekleşmezdi diyebileceğin ne var?Bucaspor’da U-15’te oynadım, U-16’ya çıktığımda kendimi biraz daha üst seviyede görüyordum. U-16’da oynarken U-18’in antrenmanını izliyordum. O günü hiç unutmam: Yan sahamızda U-18 takımı antrenman yapıyor, bizim antrenman da o sırada devam ediyor. Bizimkiler çalışırken ben tellerin yanına gittim, ellerimle telleri tutup kafamı tellere dayadım, diğer tarafı izliyorum. Bizim takımın antrenörü beni görünce çok kızdı “Ne yapıyorsun!” dedi. Sonra da “Orada mı oynamak istiyorsun sen?” dedi. “Evet, orada oynamak istiyorum” dedim. “Tamam, şimdi antrenmanına dön, konuşacağım bunu” dedi. Genel koordinatör Zafer Bilgetay’la konuştu, o da sağ olsun beni gönderdi.Onların arasında nasıl oldun?Bir kademe atlamış oldum. O takımla birlikte bir turnuva için Antalya’ya gittiğimizde ilk 11’de takımın kaptanıydım. Türkiye 3’üncüsü olduk, ben de özel olarak Fair Play ödülü aldım. Oradan dönüp A2’de oynamaya başladığımda Bucaspor Süper Lig’e çıkmıştı. Takımın başına Bülent Uygun gelmişti, A2’yle A takım arasında bir maç yaptırdı. O maç sırasında ben U-17 milli takımıyla İzlanda’ya gitmiştim. Belki de o maçta olsam Bucaspor’la birlikte Süper Lig’de oynayacaktım. Tam buna üzülürken 8’inci haftada Bülent Uygun’un yerine Samet Aybaba geldi. Yani hayatta hep benim için şanslar oldu.Samet Aybaba seni nasıl gördü? Maçlarınızı izler miydi?Kendisi izlemezdi ama bizim Bursa’daki bir maçımıza yardımcısını göndermişti. Ben de o gün Bursa’da bir top oynadım, herkes çok beğendi. Gol de atmıştım. Maç daha bitmeden Samet hocayı arayıp “Salih diye çok yetenekli bir çocuk var” demişler. Benim haberim yoktu bunlardan. Döner dönmez Samet hoca beni A takıma aldı. Mutluluktan uçuyordum!Daha Bucaspor’dan ayrılmadan yurt dışından transfer teklifleri almaya başlamıştın. O zaman neden gitmedin?Bucaspor’da oynarken beni Rubin Kazan istemişti. Scout’ları beni izlemek için milli maçlarımızdan birine gelmişti. Maçtan sonra Tomas yanıma gelip, “Sen nasıl istiyorsan öyle olacak” demişti. “İstersen bizimle anlaştıktan sonra Bucaspor’da bir sene daha devam et, istersen hemen gel” demişti. Sonra Eskişehirspor istemişti, Ersun Yanal hocaydı, Trabzonspor ve Fenerbahçe istemişti. Bütün teklifler geldiğinde fikrimi sordular ve ben çok net bir şekilde “Fenerbahçe’yi istiyorum dedim. O zaman Fenerbahçe’de hemen yapamam, Eskişehir’e gideyim diyebilirdim, doğrudan yurt dışına çıkmak için Rubin Kazan’da diretebilirdim, yapmadım.Neden?Aykut Kocaman’a güvendim, inandım. O da hiçbir zaman beni zor durumda bırakmadı.Buradaki hocan senden neler istedi?Birebir oturup konuştuk ama bana hiç “Sen şöyle bir oyuncusun, ben de senden şunu istiyorum” demedi. Sadece sahanın içinde uyarıları oluyor. “Salih burada önde basmalısın” diyor mesela.Nasıl bir durumda?“Rakip takım zor duruma düştüğü anda, hata yapabileceklerini hissettiğin anda önündeki ilk oyuncuyu baskı altına al” diyor. Tempo çok yüksek, ben de ayak uydurmaya çalışıyorum, benimle ilgili bu konuda da bir sıkıntı yok. Yerim gayet iyi, hoca beni tam istediğim yerde oynatıyor; hem defans hem hücum, ben o aradayım, 8 numarada.Şehri nasıl buldun? Roma’yı beğendin mi?Roma başlı başına bir ülke gibi. Her yerinde tarih var. Buraya geldiğimden beri bir günlük bir iznim oldu. O arada Vatikan’a gittim. Kesinlikle çok etkileyiciydi. Şehri de şöyle bir gezdim ama Kolezyum’a filan girecek vaktim olmadı.Burada tesislerde kalan futbolcular var mı?Yok. Fenerbahçe’deyken tesislerde kalıyordum ama alışmıştım. 9 yaşımda ailemden ayrılmaya başladım. Okul takımıyla birlikte Marmaris’ten Aydın’a, Denizli’ye, İzmir’e filan gidiyorduk, yani hep civar iller. İlk defa 9 yaşımda Aydın’a maça gittiğimizde annemden ayrıldığım için ağlamıştım. Zamanla alıştım, 14 yaşımda İzmir’de yalnız yaşamaya başladım. Yalnız dediğim BucaGenç Akademi’nin tesislerinde kalıyordum. Sonra kulübün yöneticilerinden Murat Dizdar’a “Olmuyor, ailemi yılda iki kere görüyorum” diye söyledim. O da önce beni evine aldı, sonra annemin babamın yanıma gelmesi için yardımcı oldu. A takıma yükseldiğimde ailem Buca’ya geldi ama çoğunlukla tesislerde kaldım. Fenerbahçe’de de iki sene tesiste kaldım. Tesiste kalmak bana daha kolay geliyordu. Antrenmandan çıktığım gibi dinlenmeye çekiliyordum. Kafam dağılmamış oluyordu.Sürekli takımla birlikte olmak, sürekli futbol düşünmek iyi bir şey mi?Bazen çok fazla oluyor, evet. Evde kalmak ayrıcalık gibi. Burada döşemek zor olmasın diye eşyalı bir ev tuttum, tek eksiği resim çerçeveleri. Sevdiklerimin fotoğraflarını koyacağım. Sadece oyun oynamak için bir bilgisayar aldım; eskiden Counter oynardım, ondan sıkıldım, Call of Duty, Arma, Battlefield oynuyorum. Televizyonuma Türk kanallarını yükleteceğim, belki ona da biraz bakarım.İtalyanca konusunda ne durumdasın? Özel ders alıyor musun?Şimdilik ufak tefek şeyleri öğrendim. Çabuk öğrenebilirim diye düşünüyorum. Hocanın söylediklerini unutmuyorum, sonra yapılanlardan da ne demek istediğini anlıyorum. Böyle böyle biraz oturdu. Öğretmenle derslere de başladım.eurosport
Reklam
'Yayalar Alt ve Üst Geçitlere Zorlanamaz'
Avcılar’da üst geçide kamyon çarpması nedeniyle olan ölümlü kaza 'yaya haklarının' önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Uluslararası yaya hakları bildirgesine göre yayalar zeminde olmalı. Konu üzerine çalışan Dr. Üstündağ’a göre Türkiye'de yaya hakkı yeni yeni hesaba katılıyor.Hepimizin ‘önce yaya sonra şoför’ olduğunu anımsatan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden Dr. Kevser Üstündağ ile Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlayan ‘yaya hakkı’ kavramı üzerine konuştuk.Şehir Bölge Planlamacısı ve ‘Sokak Bizim’ derneği kurucusu Üstündağ, yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını, kaldırımların en az 130 santim olması gerektiğini anlattı. Tıpkı insan hakları evrensel bildirgesi gibi yaya hakları bildirgesi olduğunu da vurguladı.'İnsanı merkez alan bir planlamayla İstanbul’da bile yaya haklarına saygılı alanlar oluşturulabilir', diye düşünen Üstündağ’ın Al Jazeera’ya anlattıkları şöyle:Yaya hakları nedir, somut örneklerle anlatır mısınız?Yaya haklarının temeli, yayanın yürüdüğü yolun güvenli ve emniyetli olmasıdır. Hem kazalara karşı korumalı olmalı, hem de soygun, saldırı gibi durumlara karşı da korumalı olmalı. Bir de yayanın sürekliliği olmalı. Yürürken karşısına öyle duvar, alt geçit üst geçit, refüj gibi erişimi engelleyici kısıtlamalarla karşılaşmamalı.Mesela yürürken, kaldırıma park etmiş arabayla yolu kesilmemeli. Kaldırım en az 130 santim genişliğinde olmalı. Bir insanın omuz hizası 60 santim. İki insanın birbirlerini rahatsız etmeden, birbirine değemeden yan yana geçebileceği alan da en az 130 santim. Araç trafiği düzenlenirken, şeritlerin belli bir genişliği var, çünkü arabaların boyutları belli ama kaldırım planlanırken bu yapılmıyor.Ayrıca yayanın konforu da, yaya haklarının bir parçası. Bütün bunlar da aslında kent haklarının savunulması demek. Ama biz yaya olduğumuzu, yaya olarak yürümenin zor olduğunu ancak arabadan inince fark ediyoruz. Ya da kriz anlarında, ciddi bir sis olduğunda, kar yağdığında, fırtına nedeniyle köprü trafiği kapandığında. Bu gibi durumlarda hatırladığımız bir şey yaya hakkı.Yayanın konforu ne demek?Mesela iklim şartlarına karşı da yayanın korunması gerek. Sıcaksa, yayaların yürüyeceği alanların ağaçlıklı yol kenarlarına yapılması, yağmura karşı pasajlı geçitler yapılması gibi. Yürümenin de bir standartı var. Büyükada büyüklüğünde Alış- veriş merkezleri var. Oralarda yayaların konforlu bir biçimde yürümesi için standartlar belirleniyor, planlama yapılıyor.Yedi tepeli İstanbul’da nasıl olacak bu?Bir kenti yayayı merkeze alarak planlarsanız bu tip krizlerle girmezsiniz. Bir kenti çocuklar ve engelliler için planlarsanız, yayalar için de gerçekten cennet olur. Ama, “Aaa, biz yayayı unuttuk. Araçlı yolculuklara yönlendirdik şimdi bunlara yol yapalım. Bir de otobüs yolu yapalım ama yayayı alt üst geçitlerden geçirelim” demekle olmaz tabii. Bizde yaya üzerine yeni yeni sayımlar yapılmaya başlandı. Yayalar yeni yeni fark ediliyor. Trafik ışıkları mesela. Kaç arabayı ne kadar bekleteceğinizi ve bunun etkilerini hesaplıyorsunuz ama kaç kişinin oradan geçeceğini göz ardı ediyorsunuz. Mesela Beşiktaş’ta, 75 saniye yaya bekler ve 25 saniyede geçer. Planlamanın merkezinde araç var yani, yaya değil.3 Eylül’de İstanbul Avcılar’da damperi açık bir tanker yaya üst geçidine çarptı. Bir kişi öldü 2 kişi yaralandı. Oysa yaya hakları yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını söylüyor. Bu kazayı, yaya hakları açısından değerlendirir misiniz?Ü st geçidin orada yapılma nedenini konuşmak gerek. Toplu taşım sistemini bir parçası olarak yapılıyor. Siz toplu taşımı yaya için yapıyorsunuz, araç için değil. O yüzden de yayayı toplu taşım durağına güvenli götürmek zorundasınız. Eğer siz bir karayolunda yaya götürüyorsanız, projenin bütününde bir hata yapmışsınız demektir. Yayanın oraya çıkıp inmesinden de öte, bir toplu taşım sistemine entegre edecek biçimde güvenli aksınız olmazsa, toplu taşımı verimli çalıştırmıyorsunuz demektir. Yayının erişemediği toplu taşım da kente hizmet vermiyor demektir .İnsan hakları evrensel bildirgesi var, yaya hakları için de böyle kabul gören uluslararası belge var mı?Var. Yaya Hakları İçin Avrupa Kentsel Şartlar Bildirgesi. Dört temel unsuru var: Kent sokakları yayalarındır; Kentler, sosyal arenalardır ve bu arenalar yayalar tarafından kullanılır, Araçlı yolculuklar en aza indirgenerek toplu taşım kullanılmalardır ve yaya hakları savunulmalıdır.Yaya hakkı kavramı nasıl gelişti?Araçlar için bazı kurallar çıktıktan sonra şoförler abandone oldular. Onlara denildi ki, “Sen önüne çıkana dikkat et, senin güvenli gidebilmen için biz önünü çıkan engelleri kaldıracağız.” Onların da algıları azaldı. Makineye geçmeden önce, faytonlarla ulaşım sağlanırken yaya algısı daha kuvvetliydi mesela. Araçlar çoğaldıktan sonra yayalar insan olmaktan çıktı araçların önünden kaçmaya çalışan, bilgisayar oyunlarında ‘ıskaladık’ denilen şeylere dönüştü. İnsan olmaktan çıktılar. Kent sokakta başlıyor, sokakta sosyal birliktelik var ama araçlar sokağı işgal edince bu sosyal iletişimden de yoksun kalıyorsunuz. Bütün bunlar da yayayı dışarıda bırakıyor, ötekileştiriyor ve araçlara karşı her zaman kendini savunur hale getiriyor.Fakat kentler kocaman. Her şeyi nasıl yaya merkezli yapacağız?Tabii ki arabalı yolculuklar yapacağız. Ama yayanın dokunabileceği tarihi dokuya bile katlı kavşak koyuyorsanız o kentte yirmi yılda otuz yılda bile yayaya dönemezsiniz. Kenti hormonlamışsınız demektir. Organik ulaşım diye tanımladığım bir şey var. Birkaç ayağı var bunun. Birincisi organlarımıza dayandığımız ulaşım sistemi. İkincisi biz zaten organik dokusu olan eski dokusu olan kentlerle varız. O organik dokulardan uzaklaştıkça kentler canavarlaşıyor yani hormon alıyor. Kentlerin sağlıklı yaşaması için de insanı temel alan ulaşıma ihtiyacı var. Hormonsuz ulaşıma. Ama bizde bütün şehirler büyüyünce İstanbul olacağım diyor. Oysa sağlıklı yaşama potansiyelini artırabilmek için yayaya önem vermek gerekiyor. Trafik ışıkları olmamalı mesela. Yüz yüze göz göze süren ilişkiler olmalı. Yaya ile sürücü göz göze gelebilecek şekilde harekete etmeli. Sinop’ta trafik ışığı yok mesela. Sinop’ta trafik ışığı olmamasına biz özeniyoruz ama Sinop gurur duymuyor bununla. ‘Yeterince aracımız yok,’ diyen insanlar da var ama sürücüler ve yayalar birbirine saygılı. Araçlı trafikte de insanlar birbirlerine yaya gibi davranıyor. Hız 40’ın üzerine çıkmıyor. Dünyanın dikkate aldığı kıstaslar da bunlar zaten. Şoförle göz göze gelip trafik ışığının olmadığı yerlerde sağladığımız çözümler. Dünya bunu model olarak karşımıza çıkartıyor.İyi de İstanbul da trafik ışıklarını kaldırmak bir kâbus olabilir!Bütün düşünmeyin. İstanbul’da araçsız adalar var. Büyükada büyüklüğünde mahalleler var. Özellikli güzel mahallerimiz var. Bu alanları tanımlayabiliriz. “Şu alan içine araçlı girerseniz çıkışınız 20 dakika. Çünkü içeride trafik levhası yok. Çocuk var, karşınıza oyun alanı çıkabilir. İsterseniz gidin. İstemezseniz işte transit yolunuz”. Bunun illa kentin özel bir yeri olmasına gerek de yok. Kentin içinde rahatlama noktaları. Bunu bazı ülkeler yapıyor. Burada önemli olan sizin niyetiniz.Türkiye de yaya hakkı kavramı hangi aşamada?2001 yılında doktora tezime başladığımda naif bulunmuştu. Konusu insan öncelikli ulaşımdı. Sonra Konya'da bisiklet yolları ile ilgili detaylı bir çalışma çıktı. İlk bisiklet planı olan şehirdir Konya. Bisiklet geleneği olan bir kent çünkü. Ama otuzar ellişer metrelik otobanlar yapınca yaya ve bisiklet güvenliğinden söz etmek zor. Fakat zamanla sempozyumlar yapıldı, farkındalık artmaya başladı. Genç arkadaşlarımla birlikte belediyelerle işbirliği içinde, sokakları bir gün olsa kapatmaya başladık. Sokağı kapatıp, bir arabanın park etmesi için gerekli olan 2,5 metreye 5 metrelik alanda kaç çocuk oyun oynanabiliyor, kaç kişi spor yapabiliyor gibi farkındalık yaratmaya çalıştık. O “Arabalar olmadan bizim sokak ne güzelmiş” demeye başladılar insanlar. Fakat tabii, yayanın lobi olma şansı yok. Ama aracın lobi olma şansı yüksek. Araçlı yolculuklar çok büyük bir ekonomi kaynağı çünkü. Trafik kültürümüzün toplumsal boyutu eksik. Oysa kapımızın önü kamusal alan oraya park edecek araç bizi ilgilendirilmeli.Yaya bilinci nasıl gelişir?Tüketici hakları da yoktu yakın bir zamana kadar. Benzer bir durum var burada. Ulaşımı ben mi çözeceğim, diyecek kadar mütevazı olmamalı insanlar. Herkes önce yaya sonra şoför olduğunu anlamalı. Herkes üzerine düşüne yapmalı, sigortacısından avukatına kadar. Herkesin ben de bir şey yapabilirim demesi gerek. Kapısının önündeki kaldırımın işgal edilmemesi gerek örneğin. Buna ortak çözüm geliştirmekle başlayabilir. Ayaklarımız yokmuş gibi davranmaktan vazgeçebiliriz. Çocuklarımızı okula servisle gönderebiliriz. Batı ülkelerinde park hakkı diye bir kavram gelişiyor. Toplu taşıma gelince aracını bırak, park et, metroya bin git, hakkı bu. Bunların olabilmesi içinse yan yana geleceğiz. Mahalleli olarak çözeceğiz. Eskiden mahalleli kendi sorunlarını ortak çözebiliyordu. Çünkü mekânı sokaktı. Mekân sokak değil ev olduktan sonra yaya hakları savunuculuğu da gelişir. Buna ‘belediye baksın’ değil, belediyeden talep etmek gerek. Bunu da yan yana gelerek bulabiliriz, eski geleneklerimizi unutmadan, bunu ‘buralarda dutluktu, ne güzel yürürdük buralarda’ nostaljisine kapılmadan, gelişmenin bir ivmesi olarak görerek.Umutlusunuz yani?Planlamada 20 yıl hedefi vardır. Ben de kent içinde ulaşım alternatifleri konusunu çalışmaya başlayalı yirmi yıl olmak üzere. Yirminci yılda kendimi kutlayacağım. Çünkü çok daha fazla kişi bu sorunu konuşuyor. Çok daha fazla belediye konuya duyarlı. Biz daha ekme aşamasındayız. Biçmek için zaman gerekiyor.Ayşe KarabatAljazeera
Veli Kavlak'ın Sağ Kasık Adalesinde 1. Derece Yırtık Tespit Edildi
Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in 2. haftasında Çaykur Rizespor ile 15 Eylül Pazartesi günü oynayacağı maçın hazırlıklarına tek antrenmanla devam etti.Teknik direktör Slaven Bilic yönetiminde, BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde sağanak altında yapılan çalışma yaklaşık 1,5 saat sürdü. Kondisyon ve taktik idmanı yapan siyah-beyazlılar, çalışmaya ısınma koşularıyla başladı. Esneme hareketleri sonrası top kapma antrenmanı yapan ve minik kale maç oynayan futbolcular, istasyon koşuları sonrası yarım sahada çift kale maç yaparak günü tamamladı.Basına kapalı antrenmana milli takımlarda bulunan Olcay Şahan, Mustafa Pektemek, Ersan Adem Gülüm, Oğuzhan Özyakup, İsmail Köybaşı, Hutchinson, Kerim Frei Koyunlu, Atınç Nukan, Avusturya Milli Takımı'nda MR'ı çekilen ve sağ kasık adalesinde 1. derece yırtık tespit edilen Veli Kavlak, bel ağrısı olan Motta ile sol kasık adalesinde yorgunluğa bağlı ağrı olan Gökhan Töre'nin katılmadığı açıklandı. Demba Ba ve Necip Uysal'ın takımdan ayrı bireysel, Uğur Boral'ın da takımla birlikte çalıştığı duyuruldu.Beşiktaş Futbol Takımı, Çaykur Rizespor maçı hazırlıklarına yarın çift antrenmanla devam edecek.eurosport
Veysel Sarı: "Şampiyon Olacağız"
Galatasaray'ın sağ bek oyuncusu Veysel Sarı, bu sezon başarılı olacaklarından emin.Galatasaray 'ın savunma oyuncusu Veysel Sarı , zorlu bir sezon olacağını ama ligi şampiyon tamamlayacaklarını söyledi.Ntvspor 'a konuşan Veysel, Şu anda iyi çalışıyorum. maçlarda performansım iyi değil. ama iyi mücadele ettiğimi düşünüyorum. Belki şuanda performansım yetmiyordur ama bunu üst seviyeye çıkaracağım.' dedi.Transferleri de değerlendiren Veysel, 'İki yabancı geldi. Umarım takıma katkı sağlarlar. Tarık ile Eskişehirspor'da oynadık. Burada tekrar buluştuk. Onun da çok iyi karekterde iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Zaten öyle olmasa buralara gelemezdi.' diye konuştu.Şampiyon olacaklarını belirten Veysel Sarı, 'Bu sezon çok zorlu geçecek. Rekabet içerisindeyiz. Ancak sezon sonunda mutlu sona ulaşan taraf olacağımızı düşünüyorum. Çünkü çok iyi çalışıyoruz. Çok yoruluyoruz, acı çekiyoruz. Ama bu bizim işimiz ve bunun sonucunda mutlu sona ulaşacağımıza inanıyorum.' ifadelerini kullandı.Prandelli'den çok şey öğreneceğini belirten Veysel, Şampiyonlar Ligi'ndeki grupları için de 'Zor bir gruba düştük ve bunu herkes biliyor. Rakiplerimizden Arsenal, gruplara kalmadan önce Beşiktaş'ı eledi ama iyi futbol oynamamıştı. Borussia Dortmund'un bu kulvarda son 5 yılda yaptıkları ortada. Anderlecht ise Belçika ligi şampiyonu. Gerçekten zorlu bir grup.' ifadelerini kullandı.Goal.com
Reklam
Şehrinin Takımını Destekleyenlerin Aşina Olduğu 10 Durum
Memleketimizin güzide takımları olan 3 büyükler 'en çok taraftar bizde' diye tartışadursun, doğup büyüdüğü ya da bir sebepten ayrı kaldığı şehrinin futbol takımını desteklemeyenler de yok değil. İnsanlar 'hangi takımı tutuyorsun?' Sorusunun cevabının 'FB, BJK ya da GS' olmasına o kadar alışmış durumdalar ki, başka bir takımı desteklediğinizi söylediğinizde size sanki uzaylıymışsınız gibi muamele yapmakta bir beis görmezler. İşte koşulsuz şartsız, başarılı ya da değil, şehir takımını destekleyenlerin başına gelebilen durumlar
Beşiktaş'ta İmza Töreni Düzenlendi
Beşiktaş'ın yeni transferleri; Demba Ba, Jose Sosa, Cenk Tosun, Gökhan Töre ve Ramon Motta için imza töreni düzenleniyor.İmza töreni sırasında konuşan Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman şunları söyledi;'Bazı transferler uzun sürmüş olabilir ama bu kulübümüzün menfaati içindi. Bütün branşlarda sponsorumuz bulunuyor. Gelecek hafta voleybol takımımız için bir sponsorluk anlaşması imzalayacağız.Bütün amacımız bu sene şampiyon olarak ligi tamamlamak. Demba Ba'nın transfer süreci çok uzun sürdü. Çok faydalı olacağına inanıyorum. Beşiktaş ahlakına uygun bir isim. Jose Sosa transferinde bana yardımcı olan Mansimov'a çok teşekkür ediyorum. Ramon Motta Beşiktaş'ta olmayı çok istedi. Biz de onu burada görmeyi çok istedik. Cenk Tosun'un ailesine teşekkür ediyorum. Çok baskı altında kaldılar. Cenk çok iyi bir Beşiktaşlı. Gökhan Töre'nin transfer süreci çok zorlu geçti, bonservis sorunundan dolayı. Tataristan Cumhurbaşkanı bize çok yardımcı oldu. Başkan olarak transferde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum'Beşiktaş'ın yeni transferleri şunları söyledi; Jose Sosa : Beşiktaş'ta olmaktan dolayı çok mutluyum. Teklif geldiğinde çok hızlı bir şekilde evet dedim. Beşiktaş'ın adını duyduğumda çok mutlu oldum. Büyük beklentiye girdim. Taraftarlar için sabırsızlanıyorum. Demba Ba : Burada olmak bu renklerin bir parçası olmak çok önemli. Arkadaşlarımla birlikte bu kulüpte çok başarılar kazanacağız. Burada bulunmayı bir kaç senedir istiyordum. Eminim ki başka bir kulübe gitseydim şu anda yaşadığım duyguları yaşayamayacaktım. Ramon Motta : Geldiğim ilk günden beri Beşiktaş'ta kalmak istediğimi her zaman belirttim. Ben Beşiktaş'ta kendimi buldum. Takım arkadaşlarındaki anlaşma çok iyi. Bu da sahaya yansıyor. Bu sene şampiyon olacağımızı düşünüyorum. Gökhan Töre : Transferimde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Tekrar bu camiada olduğum için çok mutluyum. Beşiktaş, çok büyük bir camia. Bütün dünya taraftarlarımızı tanıyor. Onların varlığını sürekli hissediyoruz. Çok mutluyum. Cenk Tosun : Siyah-Beyazlı formayı terleteceğim için çok mutluyum. Bana bu şansı veren herkese sonsuz teşekkür ederim. Süleyman Seba sezonunda şampiyonluk daha anlamlı olacak.eurosport
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'dan Camiaya Müjde
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, taraftara müjdeyi verdi.Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, önemli açıklamalarda bulundu.AMK Spor’dan Ersoy Özden imzalı habere göre, Orman, “Önemli olan transfer yapmak değil, akıllı bir şekilde takıma katkı sağlayan isimler isimleri getirmektir. Demba Ba’yı nasıl aldığımızı gördünüz. Sabrettik; doğru zamanda, doğru oyuncuya Beşiktaş forması giydirdik. Ben bu takıma inanıyorum. Yeni stadımıza şampiyon olarak gideceğiz. Yeni sezonda, yeni stadımızla birlikte 6 tane yıldız transfer yapacağız. Camia bize güvensin, yeter” dedi.eurosport
Reklam
Aziz Yıldırım: 'Süleyman Seba Ağabeyime Yakışır Bir Sezon Olmasını Diliyorum'
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Kulübü'nün onursal başkanı merhum Süleyman Seba'ya adanan 2014-2015 futbol sezonunun, onun centilmen ve sportmen kimliğine yakışır geçmesini temenni etti.Yıldırım, sarı-lacivertli kulüp dergisinin eylül sayısında yayımlanan başyazısında, Süleyman Seba Sezonu'nun tüm kulüplere, sporculara, taraftarlara ve futbol ailesine hayırlı olmasını dileyerek, fair play mesajı verdi.Fenerbahçe olarak 4. yıldıza doğru yürüdüklerini kaydeden başkan Yıldırım'ın ifadeleri şöyle:'Öncelikle Süleyman Seba ağabeyimin ismini taşıyan bu sezonun, onun centilmen ve sportmen kimliğine yakışır bir sezon olmasını temenni ediyorum.Fenerbahçe olarak tüm taraftarlarımızla, sporcularımızla, camiamızla ve kararlı duruşumuzla şampiyonluğa ve 4. yıldıza doğru yürüyoruz. Fenerbahçe'nin ne denli büyük bir camia ve ne denli büyük bir aile olduğunu herkese bir kez daha göstereceğimiz bu yeni sezonda tek hedefimiz olacaktır; o da Fenerbahçe için mücadele etmek. Çünkü bizim için mücadele etmek, kazanmaktır... Kazanmak ise karakterimizdir.'eurosport
Sow Uyardı Demba Ba Fransa'ya Kaçtı
Son güncelleme Şu anda - Güncellendi 04/09/2014 tarihinde 07:23'deEurosport Türkiye tarafından - Şu andaFenerbahçeli Moussa Sow, yakın arkadaşı Demba Ba’yı “Ertuğrul Karanlık’a tedavi olma. Benim için ‘Futbol hayatı bitti’ demişti” sözleriyle uyarınca Senegalli santrfor Fransa’nın yolunu tuttu.Beşiktaş'ın Arsenal ile oynadığı Şampiyonlar Ligi play-off turu 2. maçında sakatlanan Demba Ba, kulüp doktoru Ertuğrul Karanlık’a tedavi olmadı... Çünkü yakın arkadaşı ve vatandaşı Moussa Sow kendisini bu konuda uyardı...Bilindiği gibi Karanlık, geçmişte F.Bahçe’de çalışmış ve Sow için “Dizi vahim halde. Futbol oynayamaz” demişti. Hatta sonrasında Karanlık’ın sarı-lacivertlilerdeki görevine son verilmişti.Sow, Ba’yı “Ertuğrul Karalık’a tedavi olma. Benim için ‘Futbol hayatı bitti’ demişti” diyerek uyardı. Ba da bunun üzerine Mersin İdman Yurdu maçının ardından Fransa’ya, o dönemde Sow’u iyileştiren Türk osteopat Osman Fatih Aydoğdu’nun kliniğine gitti. Senegalli oyuncunun tedavisinin büyük bir kısmı Fransa’da gerçekleştirilirken Beşiktaş fizyoterapisti Aşkın Dede’nin de Milli Takım’a gitmesi nedeniyle Ba, Aydoğdu’yu tedaviyi tamamlaması için Türkiye’ye çağırdı.İkili dün öğle saatlerinde İstanbul’e geldi ve 29 yaşındaki oyuncunun dizindeki sakatlığın tedavisi bir süre daha devam edecek.Şampi10
Reklam
Beşiktaş, Bilic ile Yeni Sözleşme İmzalıyor
Beşiktaş yönetimi, teknik direktör Bilic'in sözleşmesini uzatmak için çalışmalara başladı. Gelecek sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Hırvat teknik adama devre arasında sözleşme uzatma kararı alan yönetim, yeni sözleşmenin şartlarının netleştirilmesi için Hırvat teknik adamın avukatını İstanbul'a davet etti. Yönetimin Bilic'in gelecek sezon kazanacağı 1 milyon 700 bin euro'dan iki yıllık daha ekstra sözleşme önereceği Hırvat teknik adamın ise İstanbul'da ayrılmayı düşünmediği için avukatına orta yolu bulması konusunda talimat verdiği bildirildi.2017-18 sezonun sonuna kadar sözleşmesini uzatmaya hazırlanan Bilic'in yeni sözleşmesine, 'Avrupa Kupalarında kazanılacak şampiyonluk için prim yazdırmak' istediği bilgisi ise Başkan Fikret Orman'ın keyfini yerine getirdi. Orman'ın, bu prim için Bilic'in istediğinin iki katını sözleşmeye yazdırmaya hazır olduğu öğrenildi.skorer
17 Aralık Fezlekesinden: Bayraktar'dan Trabzonspor İçin El Altından Prim Pazarlığı
Erdoğan Bayraktar fezlekesinden Trabzonsporlu futbolculara ‘prim pazarlığı’ tapesi de çıktıHalktan ve Meclis’ten gizlenen 4 bakan hakkındaki 17 Aralık fezlekelerinin eklerinden “Trabzonsporlu futbolculara prim vermek için yapılan” yasal dinleme kayıdı da çıktı. Konuşma dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile 17 Aralık operasyonu kapsamında gözaltına alınan Hüseyin Avni Sipahi arasında geçiyor. Adalet Bakanlığı’na gönderilen Bayraktar fezlekesinde yer alan ve dinlemeye katılan görüşmede Bayraktar, Sipahi’ye “Allaha yalvarıyorlar takım küme düşsün de Ak Parti Trabzon’dan milletvekili çıkarmasın diye takım şeyi takımı küme düşürürler faturayı bize keserler malı onlar götürür onlar” diyor. Sipahi bu sözler üzerine, Bayraktar’a, “O zaman bi 10’ar bin dolar pirim mirim ... el altından ... orda da sıkıntıda siz de sıkıntıdasınız yani” diye yanıt veriyor. “Öyle bir şey desem rezil oluruz bir şey diyemem ya öyle bir şey diyemem ya nasıl diyeyim öyle ya 10’ar bin dolar nereden bulacağım o kadar parayı 20 tane şey var 20 tane 25 tane oyuncu var kaç lira yapar ya” diyen Bayraktar’a, Sipahi, “250 lira yapar abi kurtardığın takım” diyor. Sipahi’ye, “Nasıl 250 lira yapar ya” diye çıkışan Bayraktar, aldığı “20 tanesi 10 lira versen 250” yanıt üzerine ‘Hım’ diye yanıt veriyor.Sipahi CHP ile gündeme gelmiştiSipahi’nin ismi bir süre önce CHP ile gündeme gelmişti. CHP, Sipahi’yi 30 Mart yerel seçimlerinde Çekmeköy belediye başkan adayı göstermeyi planlıyordu. Ancak 17 Aralık operasyonunun ardından Sipahi’nin gözaltına alınması planları değiştirdi, adaylık gerçekleşmedi. CHP yönetiminin isteği dışında 30 Mart’ta Beşiktaş Belediyesi meclis üyeliği listesine konulan ve seçilen Sipahi’nin belediye başkan yardımcılığı ise CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan dönmüştü. Bu gelişmeyi CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın basına doğrulayarak Sipahi’nin Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcılığı görevinin askıya alınmasını istediklerini belirtmiş, Kılıçdaroğlu’nun da bizzat devreye girdiğini ifade etmişti. Günaydın, “CHP’de politika yapmak istiyorsanız, aklanarak gelmiş olmalısınız” demişti. Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar’la birlikte 60 şüpheli arasında bulunan ve kamuoyuna “17 Aralık’ın TOKİ dosyası” olarak yansıyan soruşturmada Sipahi ve şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmişti.Tarih: 11 Nisan 2013... Saat: 18.43. Telefonun bir ucunda Bayraktar diğer ucunda Sipahi bulunuyor. Konuşma 4 dakika sürer. Konu Trabzonspor’un durumu...Hüseyin Avni Sipahi: Abi nasılsın iyi misin?Erdoğan Bayraktar: İyi Trabzondayız işte.H.A.S.: Nasıl gidiyor.E.B.: İyi iyi bi problem yok. Allaha şükür iyiyiz ya.H.A.S.: He iyi tamam dönecek misin abi maça kalmayı düşünüyor musun?E.B.: Maça kalacağız mecbur ya.H.A.S.: Hım.E.B.: Zafer beyle konuşmam lazım. Zafer’le de biz orada yan yana oturuyoruz kabinede adam yaklaşık 2 senedir.H.A.S.: Tabii sayın Başbakan da geliyor yani bu çok önemli yani aslında yani...E.B.: Ama buradaki maçta ben Trabzonluyum ben ya.H.A.S.: Abi sen mi kurtaracaksın takımı sen mi oynayacaksın Allah aşkına ya.E.B.: Ama yani burada şimdi şimdi olmaz abi.H.A.S.: Hım inşallah çok...E.B.: Zor...H.A.S.: Zor işler doğru söylüyorsun.E.B.: Tartıyoruz abi bizim terazi... tartıyoruz bir taraf ağır geliyor.H.A.S.: (GÜLÜYOR).E.B.: ... mühim ehem diye bir şey var ya.H.A.S.: Tabii Sadri Şener’in ... abiE.B.: Sadri Şener yok ki piyasada ya.H.A.S.: ... diyorsun yaniE.B.: Tabi canım onlar... Allaha yalvarıyorlar takım küme düşsünde Ak Parti Trabzon’dan milletvekili çıkarmasın diye takım şeyi takımı küme düşürürler faturayı bize keserler malı onlar götürür onlar... meyi biz çekeriz ceremeyi ya.H.A.S.: O zaman bi 10’ar bin dolar pirim mirim ... el altından ... orda da sıkıntıda siz de sıkıntıdasınız yani.E.B.: Öyle bir şey desem rezil oluruz bir şey diyemem ya öyle bir şey diyemem ya nasıl diyeyim öyle ya 10’ar bin dolar nereden bulacağım o kadar parayı 20 tane şey var 20 tane 25 tane oyuncu var kaç lira yapar ya.H.A.S.: 250 lira yapar abi kurtardığın takımE.B.: Nasıl 250 lira yapar ya.H.A.S.: 20 tanesi 10 lira versen 250 .(Yasal dinleme kaydının bu bölümünde Sipahi, Bayraktar’a bir başka konuyu açıyor.)H.A.S.: Hatırlıyorsun çıkarken onu bi kontrol ettirirsen sevinirim ai ya bilgin olsun da.E.B.: Neyi ben unuttum ya neydi ya?H.A.S.: Şey bir yere not almıştın ya müsteşara bir şey söylemiştin hatırladın mı?E.B.: Hatırlamıyorum kiminle ilgiliydi kiminle ilgiliydi?H.A.S.: Üst düzey birisi vardı ya abi..E.B.: He.H.A.S.: He üst düzey bir arkadaş vardıya abi.E.B.: He onunla ilgili miH.A.S.: He he bir kâğıdın üzerine not almıştın ya abi...E.B.: Niye hiç ben hatırlayamadım onu ya.H.A.S.: Hukukçu birisi vardı ya.E.B.: ...H.A.S.: He hukukçu birisi he.E.B.: Ha.H.A.S.: Hı hım.E.B.: Anladım tamam.H.A.S.: Abi çok iyi olur ya tamam abi.E.B.: Hadi selamlar.H.A.S.: Saygılar sağ ol.E.B.: Anladım anladım onun işi oldu ya onun işi halloldu ya.H.A.S.: Abi yok yok çok hatta bir de sıkıntı yapıyorlar çok moralim bozuldu yani ben sana söyleyemedim onu bi şey yaparasan çok mahcup oluruz abi ya...E.B.: Tamam peki hadi selamlar...H.A.S.: Saygılar sağ ol.Cumhuriyet
Beşiktaş'ın Yıldız Transferleri Çok Mutlu
Beşiktaş'ın iki yeni transferi Jose Ernesto Sosa ve Demba Ba, siyah-beyazlı takımda olmaktan mutluluk duyduklarını açıkladı.BJK TV’ye açıklamalarda bulunan her iki oyuncu, takıma katkı vermek için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi.Çok çalışarak takımına yardımcı olmak istediğini belirten Arjantinli futbolcu Jose Ernesto Sosa, Beşiktaş’ın kendisini istemesinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Beşiktaş tarafından istenilen bir oyuncu olmak çok güzel bir duygu. Takımın Şampiyonlar Ligi maçlarını da izledim. Orada gösterdikleri mücadele beni etkiledi” dedi.Demba Ba ile oynamanın da güzel olduğunu kaydeden Sosa, takım arkadaşının yapacağı her hareketin kendisine sahada yer açacağını dile getirdi.Futbolun, değişik yerlerden ve farklı kültürlerden gelen insanları aynı forma altında birleştirdiğini anlatan Arjantinli oyuncu, “Avrupa Ligi’nde grupta kimin olduğu önemli değil. Şampiyonlar Ligi elemelerindeki gibi oynar ve hırsımızı ortaya koyarsak gruptan rahat çıkarız. Sert bir ligde oynayacağız. Mücadelenin yoğun olduğu bir lig. Çok çalışarak takımıma yardımcı olmak istiyorum. Taraftarlar bana çok ilgi gösterdi. Onların gücünü bana anlattılar. Alacağımız sonuçlarda bize büyük katkıları olacaktır” ifadelerini kullandı.Demba Ba: “Beşiktaş’ın çok büyük bir potansiyeli var”Siyah-beyazlı takımın Senegalli oyuncusu Demba Ba ise kulübün kendisiyle ilgilendiğini duyduğunda çok heyecanlandığını vurgulayarak, “Üst seviyede oynayan bir takıma geldim. Bu takımın çok büyük bir potansiyeli var. Uzun zamandır buraya gelmek istiyordum. Beşiktaş’ın teklifiyle bu hayalim gerçekleşti” dedi.Gol atarak ve asist yaparak takımın emeğine katkıda bulunmak istediğini anlatan tecrübeli oyuncu, “Takımla birlikte kazanmak istiyorum” derken, yeni insanlar ile farklı kültürleri tanımanın kişiliğine ve oyununa olumlu yönde etki ettiğini dile getirdi.Avrupa Ligi’nde zor bir grupta olduklarını söyleyen Demba Ba, “Önemli deplasmanlar oynayacağız. Partizan deplasmanı zor olacaktır. Tottenham, İngiltere’nin güçlü ekiplerinden. Bizim inancımız, potansiyelimiz var. Gruptan lider çıkabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.Spor Toto Süper Lig’de fizik mücadelenin üst seviyede olduğunu anlatan siyah-beyazlı futbolcu, “Zor bir lig gibi görünüyor. Teknik, fizik ve oyun zekası olarak sonuna kadar mücadele edecek güce sahibiz. Taraftarlarımıza ihtiyacımız var. Stadımız yokken onlara ihtiyacımız daha da arttı. Bazı maçları taraftar kazandırır. Çok önemli rolleri var bizim için” diyerek, sözlerini tamamladı.AMK Spor
Cristian Baroni: 'Galatasaray'a Giderdim'
Sözleşmesinin fesh edildiği gün, 'Ben artık iyi bir F.Bahçe taraftarıyım' diyen Cristian Baroni ülkesinde yayın yapan Fox Sports Radio'ya farklı konuştu.Profesyonel bir oyuncuyumF.Bahçe'yi çok sevdiğini belirten Cristian, 'Profesyonel bir oyuncuyum, Türkiye'yi de çok seviyorum. F.Bahçe'nin ezeli rakipleri G.Saray veya Beşiktaş'tan teklif gelseydi gidebilirdim' dedi. Sao Paulo ve Palmeiras'tan teklifler geldiğini de söyleyen Brezilyalı oyuncu şunları söyledi: Son dakikalarda Yunanistan ve İtalya'dan da girişimler oldu. Ancak imza aşamasına gelmedi. Şimdi hedefim Brezilya'ya dönmek ve 1-2 yıl daha futbol oynamak. Teklifleri değerlendireceğim' dedi.skorer
Reklam