Arnavut Biberi'nin Faydaları
Kırmızı biber veya Arnavut biberi bir baharattan çok daha fazlasıdır. Sindirimi düzenler. Gazın giderilmesine yardımcı olur. Kan yağları üzerine faydalı etkilere sahiptir. Kırmızı bibere acılığını veren kapsikumun, endorfin salınımını tetiklediği bulunmuştur. Endorfinler beyinde bulunan, mutluluk veren ve ağrıyı gideren kimyasal maddelerdir. Çay olarak içildiğinde soğuk algınlığı ve ... haber kaynağı; 724saglik.org/arnavut biberinin faydaları
Cilt Hastalıklarına Arnica (Öküzgözü) Bitkisi
Öküzgözü diye de bilinen Arnica papatyaya benzer, yazları çiçek açar. Yüzlerce yıldır homeopatik ilaç olarak iltihap ve ağrıyı dindirmek için kullanılır. Arnica akyuvarların etkinliğini uyarır, hasarlı dokularda biriken sıvıları dağıtır. Haricen bir merhem olarak etkilenen bölgeye sürülür ve ...haberin kaynağı; 724saglik.org/Cilt Hastalıklarına Arnica
Hamilelikte Beslenme ve Hamilelik Diyeti
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşacağım diyet 'hamilelik diyeti'.. Hamilelik durumu oldukça önemli bir olaydır. Çünkü ailenize yeni bir birey, yeni bir neşe kaynağı katılıyor. Fakat hamilelik süresince sağlıklı beslenme ve doğru kilo alımı da oldukça önemlidir. Bilinçsizce beslenilirse hamilelik döneminden sonra alınan kilolar kolay kolay geri verilemez. Hamile diyetisayesinde gebeliğiniz boyunca sağlıklı beslenerek kilonuzu kontrol altında tutabileceksiniz.Hamilelikte beslenme, hamilelik dönemince her ay alınması gereken kilo miktarı için doktorunuza danışmalısınız. Burada yer alanhamile diyet listesi sayesinde doğum sonrası kilonuzu kontrol etmeniz sağlanmış olacak.Hamilelikte (Gebelikte) Neler Yenmelidir ? Beslenme ÖnerileriAz ve sık sık yemek yiyin.Tuzu tamamen kesin. Yemekleri tuzsuz hazırlayın. Çay, kahve ve özellikle gazlı içecekler kesinlikle tüketilmeyecek. Bu tarz içecekler bebeğinizde demir eksikliğine yol açabiliyorlar. Eğer çok arzularsanız az miktarda tüketmeye gayret gösterin. Her gün sebze ve meyve tüketmelisiniz. Akşamları kendinize bir meyve tabağı hazırlayabilirsiniz.. Yeşil ve kırmızı mercimek süt yapar. 2-3 günde bir tüketmeye özen gösterin. Canınız tatlı çekerse pekmez tüketin. Demir için oldukça yararlı bir gıdadır. Ağdalı tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin.Sigara kesinlikle içmeyin ve sigara içenlerin bulunduğu ortamda kesinlikle bulunmayın. Hamurişi gıdaları bebeklerin gelişiminde bir fayda sağlamaz. Bebek gelişimi için önemli olan kalsiyum ve protein içeren besinlerdir. Bu gıdalar tok tuttukları için acıkmanızı da engelleyecektir.Örnek Sağlıklı Hamilelik Diyeti Beslenme ListesiKahvaltı1 ya da 2 dilim ekmek1 tane yumurta1 dilim peynir1 adet domates, 1 adet salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu vb.4 - 5 adet zeytin1 tatlı kaşığı bal (pekmez, reçel..)Ara öğün1 adet meyve1 ince dilim ekmek1 bardak ayranÖğle yemeği1 porsiyon etli kurubaklagil yemeği1 porsiyon makarna ya da pilav1 kase salata1 orta dilim ekmek1 bardak ayran1 adet meyveİkindi1 dilim ekmek1 dilim peynirDomates, salatalık1 adet meyveGece1 su bardağı kadar süt (eğer canınız tatlı isterse 1 porsiyon sütlü tatlı)1 porsiyon meyveNot: Kahvaltıda ya da ara öğünlerde 5 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketebilirsiniz. 1 porsiyon meyve : 1 orta boy elma, portakal, küçük salkım üzüm, ince dilim kavun ya da karpuz, yarım muz yahut greyfurt olabilir.Hamilelik diyetini uygularken mutlaka doktorunuza da danışın. Yukarıdaki önerileri göz önünde bulunun. (sigara içilen ortamda bulunmayın vs. yer alan maddeler) Hamilelikte sağlıklı beslenme oldukça önemlidir. Bebeğinizin sağlıklı gelişimi için tek tip beslenmeyin. Sebze ve meyve tüketimini ihmal etmeyin. Hamilelik diyeti sayesinde doğumdan sonra kilolarınızdan daha kolay kurtulabileceksiniz ve aşırı kilo almayacaksınız. Hepinize sağlıklı doğumlar :))
Hamilelik Kanamaları Ciddiye Alınmalı
Gebelik süresince görülen kanamalar, gebeliğin erken döneminde rahime yerleşmeye bağlı bir bulgu olabildiği gibi; kanamaların özellikle son haftalarda yaşanması, gebenin hastanede takibini gerektiren ciddi bir duruma da işaret edebiliyor.Kanamanın, gebeliğin hangi döneminde olursa olsun anne adayı ve bebeğin sağlığı için mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve takibi gerekiyor.Gebelik boyunca görülen kanamalar, erken ve geç gebelik kanamaları olarak sınıflandırılmaktadır. Gebeliğin rahime yerleştiği ilk 20′inci haftasına kadar görülen erken dönemde, lekelenme tarzında kanamalar olabilir. İlk haftalardaki kanamaların çoğunda gebelik sağlıklı bir şekilde devam eder.Bununla birlikte gebeliğin ilk yarısında oluşan erken gebelik kanamaları basit bir servikal (rahim ağzı) enfeksiyon kaynaklı olabileceği gibi, düşük tehdidi, düşük, dış gebelik veya mol gebelik nedeniyle de gelişebilir.Gebeliğin özellikle ilk 12 haftasının düşük açısından çok iyi değerlendirilmesi gerekir. İlk 12 hafta, düşüklerin en sık görüldüğü dönemdir. Ağrıyla birlikte ya da tek başına olan bir kanama özellikle “parça düşürme” söz konusuysa düşük habercisidir.Yapılan muayene ve ultrasonda bebek canlı ve rahim ağzı kapalı ise kanamanın düşük tehdidi kaynaklı olduğu söylenebilir. Gebelikte görülen kanamalar birçok başka nedene bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Kanamalar rahim ağzı kaynaklı olabilir. Enfeksiyonlar, rahim ağzında yara ile rahim ağzında hassasiyet oluşarak bu durumlarda özellikle cinsel ilişki sonrası ve bazen de kendiliğinden kanama ortaya çıkabilir.Dış gebelik de kanamaya yol açan önemli bir nedendir. Dış gebelik, gebeliğin uterus (rahim) dışına, sıklıkla tüplere yerleşmesi halidir. İlk haftalardaki acil değerlendirme gerektiren vajinal kanama nedenidir. Mol gebeliği (üzüm gebeliği) ise anormal bir gebelik şeklidir. Rahim içerisinde üzüm şeklinde bulunan yapılardan ismini alır. Vajinal kanama ve üzüm tanesi şeklinde parçalar düşmesi ile kendini belli eder.Gebelik dışı kanamalar, gebeliğe bağlı vajinal kanamalarla karıştırılabilir. İdrar yollarına ait enfeksiyon veya taş oluşumu ile hemoroid kanamaları buna örnektir.Gebeliğin 20. haftasından sonra oluşan kanamalar ise geç gebelik kanamaları olarak adlandırılmaktadır. Geç kanamalar daha ciddi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Özellikle 26. gebelik haftasından sonraki dönem, bebeğin de yaşama sınırını geçtiği dönemdir. Hem anne hem bebeğin hayatı için ciddi değerlendirme yapılmalıdır. Çoğunlukla anne adayı hastaneye yatırılarak izlemelidir.Plasenta previa yani bebeğin eşinin önde gelmesi durumunda lekelenme tarzında kanamadan ciddi boyutlara ulaşabilecek kanamalardır. Böyle durumlarda kanamanın nedeni, ultrason ile kolayca anlaşılabilir. Kanama miktarı değerlendirilmelidir.Hastanın kan değerlerine bakılmalı gerekli acil önlemler alınarak kan hazırlatılmalıdır. Bebeğin sağlık durumu izlenmeli ve anne adayı hastanede yatırılarak takibe alınmalıdır. Doğum kararı öncelikle kanama miktarı, gebeliğin haftası ve bebeğin sağlık durumuna göre verilmelidir. Kanama nedenlerinden biri de bebeğin eşinin erken ayrılması yani bebek doğmadan plasentanın ayrılması durumudur.Plasental ayrılma alt uçtan oluşursa vajinal kanama ile kendini gösterir. Ayrılma plasentanın ortasında oluşursa kanama gizli kalabilir. Uterusta ağrılı kasılma ve sertlik hissedilir. Bebek ve anne için ciddi ve acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Gebeliğin sonunda “nişan gelmesi” ise doğumun başladığını müjdeleyen bir kanamadır. Bu kanama doğuma yakın servikal tıkacın sümüksü bir akıntı ve vajinal kanama ile atılması durumunu ifade eder.
Balık Yağı Faydaları
Beslenmemiz için gerekli olan unsurlardan biri olan yağların 1 gramının 9 kalori enerji sağladığını ve vücut tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asidi grubunun vücuda alındığında daha uzun zincirli yağ asitlerine dönüştüğünü biliyor muydunuz?Daha uzun zincirli yağ asitlerinin prostaglandin gibi hormonların habercisi olan eikosanoidlerin yapı taşlarını oluşturduğunu ve hormon benzeri bu maddelerin, hücre zarı oluşumunda etkili ve kan pıhtılaşması, yaraların iyileşmesi ve inflamasyonda görev aldığını belirten Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu; ‘Beynin kuru ağırlığının yaklaşık %15-30’unu oluşturan yağ asitleri nöral büyüme atağının gerçekleştiği gebeliğin son trimesterinden (7.,8.,9. aylar) 2 yaşa gelinceye kadar beyin ve retina hücrelerinde yüksek oranda birikmeye başlar. Yaşamın erken döneminde meydana gelen bu birikim beyin ve retinanın normal işlevleri ve gelişimi açısından önemli rol oynar ve çocuğun ileriki yaşamındaki nöral ve görsel işlevlerini etkileyebilir. Normal nörolojik gelişim açısından ilk 6 ay süresince bebeklerin tek besin kaynağı olarak anne sütü tüketmeleri, anne sütü almayan bebeklerin ise anne sütünün içeriğine yakın (%0.2-0.5 oranında DHA içeren) düzeylerde DHA ile zenginleştirilmiş mama tüketmeleri önerilir.•Gıdalara lezzet verirler.• Önemli organların etrafını sararak onları sarsıntı gibi durumlar karşı korurlar,• Proteinlerle birleşip lipoproteinleri oluşturarak hücrenin yapı maddelerini meydana getirirler.• Yağlar da karbonhidratlar gibi vücudun ısı ve enerji kaynağıdır.• Normal doku çalışması için önemlidir.• Besinler ile alınan yağlar, yağda eriyen vitaminlerin ( A, D, E, K ) emilmelerini ve taşınmalarını sağlarlar.• Yağlar enerji olarak depo edilebilir.• Damar, sinir ve organların korunmasında yardımcıdır.• Retina ve beyin gelişimi gereklidir.• Isı değişimlerine karşı yalıtım görevi yapar.• Midenin boşalma zamanını geciktirerek, tokluk hissi verir.• Deri yapısının devamlılığı için gerekli olan temel yağ asitlerini sağlar.Yağların fazlalığı ise kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Yağın vücutta fazlalığı durumunda;• İskelet üzerine fazla yük binmesi ve şişmanlık durumları ortaya çıkar.• Kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etki yapar.• Birçok organ etrafında birikerek hastalıklara yol açar.• Balık yağı genellikle balıketi ya da balık karaciğerlerinden elde edilir.• Balık yağları beyin için son derece gerekli olup; hafızayı güçlendirmek, enerjiyi ve konsantrasyonu artırmak, Alzheimer hastalığını, yaşlılığa bağlı depresyon gibi sorunları azaltmak için balık tüketilmelidir.• Balık yağı tümör gelişimini yavaşlatır.• Balık yağları ayrıca çocuk gelişimi için gereken yağ asitlerini uygun oran ve yeterli miktarda içerdiğinden çocukları diyetinde yer alması önemli bir ihtiyacı karşılar.• Uskumru, ringa, tuna, somon, sardalye gibi soğuk su (dip) balıkları yağlı olup, Omega-3’ten zengindir. Ayrıca hamsi ve palamut gibi ülkemizde çıkan balıklar da Omega 3’den zengindir.• Haftada iki-üç gün yağlı balıklardan yiyerek Omega 3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.• Omega-3’ten zengin gıdalar ile beslenenlerde takviyeye gerek olmayabilir.• Yaygın kanının aksine balık yağı şişmanlatmaz. Omega-3 yağ asitleri şekerlerden yağ yapan yağ asit sentez enzimini inhibe ederek yağ depolanmasını azaltır. Dolayısı ile kilo kaybını kolaylaştırır.• Ekmek, süt ürünleri, soslar ve margarin gibi gıdaların yer aldığı bu ürün grupları, Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleriyle zenginleştirilmiş çeşitli gıdalar çoklu doymamış yağ asidi alımını artırmak için önemli alternatifler sunar.• Yağların opak şişelerde saklanması ve ısı ve güneşe maruz bırakılmamaları gerekir. Fazla miktar da çoklu doymamış yağ asidi tüketimi serbest radikalleri artırır. Bu nedenle balık yağı alanların beraberinde mutlaka E vitamini gibi bir antioksidan alması gerekebilir.• Özellikle bazı balıkların (ton, köpekbalığı gibi büyük balılar) metil cıva ve diğer çevresel kontaminantları içerebildikleri bilindiği için; bu türlerden elde edilen balık yağlarını sık tüketmek önerilmez.• Alerjiler• Alzheimer• Anjinapektoris• Damar sertliği• Artrit• Demans• İmmün yetersizlikler• Kalp hastalığı• Kanser• Hipertansiyon• Hiperaktivite• Multipl Skleroz• Obezite• Kronik yorgunluk sendromu• Sedef hastalığı• Reye Sendromu• Diyabet• Enfeksiyon• Kistikfibroz• Öğrenme bozuklukları• Lösemi• Lupus• Malnütrisyon• Menopoz• Görme bozuklukları• Egzama
Hamilelikte İçilen Sigaranın Bebeğe Zararları
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin İngeç, ”Anne karnında sigaradan etkilenen bebekler, oksijen yetersizliğine maruz kalıyor. Buna bağlı olarak doğum sırasında bebek kolaylıkla sıkıntıya girebiliyor, ölüm riski ya da annenin sezaryene gitme ihtimali artıyor” dedi.Kadının hamilelikten önce kullandığı sigaranın gebelik şansını azalttığını ifade eden İngeç, hamile kalındığında ise birçok risk faktöründe artış yaşandığını belirterek, şöyle devam etti: ”Bunlar arasında gebeliğin düşükle sonuçlanması, erken doğum yapılması, gelişme geriliği, ’dekolman’ dediğimiz bebeğin eşinin erken ayrılması gibi durumlar görülebiliyor. Bu durum hem anne için hem bebek için hayati risk oluşturmaktadır. Bazı anne ölümleri açısından da risk arttırıcı faktördür. Bir diğer problem bebeğin eşinin doğum kanalına yakın yerleşmesi. ’Plasenta prevya’ dediğimiz bu durumda da yine gebelikte kanama riski artmakta, doğumun sezaryenle olma riski artmakta.”Anne karnında sigaradan etkilenen bebeklerin oksijen yetersizliğine maruz kaldıklarını anlatan İngeç, buna bağlı olarak doğum sırasında bebeğin kolaylıkla sıkıntıya girebileceğini, ölüm riski ya da annenin sezaryene gitme ihtimalinin arttığını söyledi.Bunun nedeninin sigaranın içindeki kimyasallar olduğunu vurgulayan İngeç, ”Sigaranın içerisindeki nikotin ve karbonmonoksit bilinen en önemli etkiye sahip olan iki madde. Karbonmonoksit, kanımızda oksijen taşıma kapasitesi için görevli olan hemoglobine oksijenden daha çok bağlanmakta ve oksijenin taşınmasını engellemektedir” dedi.İngeç, sigara kullanan kadınların yarısından fazlasının gebeliğinde de sigara içmeye devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: ”Biz ideal olarak en az gebelikten 2 ay önce sigaranın bırakılmasını öneriyoruz. İçmeye devam ediyorsa miktarını azaltmasını önermekteyiz. Tabii ki tamamen bıraksa herkes için daha iyi. Ancak gözlemimiz o ki genellikle gebelikten önce tek tük sigara içenler bırakmakta, ama çok sayıda yarım paket, bir pakete varan içiciler bırakamıyor. Bu da bebeği ve kendisi için riskler oluşturuyor.”Hamilelikte pasif içicilerde de benzer problemlerin görüldüğünü vurgulayan İngeç, şöyle konuştu: ”Tabi kısmen kendi içtiğine göre bebeğin etkilenme oranları daha düşük olmakta, çünkü sigara dumanı havada dağıldığı için ulaşan miktar azalıyor. Ama bunlarda da yine benzer sorunlar artıyor. Ben ailelerle konuşurken şu öneriyi söylüyorum, eğer kadın sigara içiyorsa, ’Bebeğinizi seviyorsanız sigarayı bırakın.’ Eğer kadın pasif içiciyse, eşi sigara kullanıyorsa bu sefer babaya söylüyorum ’Bebeğini seviyorsan ya içme ya da eşinin yanında içme.’ Ani ölüm, sebebi belirlenemeyen ölümler sigara içicilerinde daha fazla görülüyor. Sigaranın önemli problemlerinden bir tanesi ani ölüm riskini bebeklerde arttırması.”Nikotinin yağda eriyebilen bir madde olduğunu ifade eden İngeç, nikotinin plasentayı geçip bebeğe ulaşabildiğini, sigara içicilerinde annenin kan düzeyindeki nikotine göre bebeğe geçen nikotin miktarının daha fazla olduğunu belirtti.İngeç, doğumdan sonra sigara içen ya da sigaraya maruz kalan annenin kanında bulunan nikotinin süt yoluyla bebeğe geçebildiğini ifade ederek, karbonmonoksit gazının da anne sütünün kalitesinde azalmaya neden olduğunu söyledi.Sigara tüketiminin anne ve bebek sağlığı için son derece önemli olduğunu belirten İngeç, şunları kaydetti: ”Bazı problemler geri dönüşü olmuyor ve önceden tahmin edilemiyor. Gelişme geriliği olan bebekler incelendiğinde gelişme gerilikleri arasında önlenebilir sebeplerin en başında sigara geliyor. Diğer birçok nedene müdahil olamıyoruz. Bazı çalışmalar göstermiş ki özellikle yüksek oranda sigara tüketen kadınlarda bebeğin beyin dokularında da etkilenme olabiliyor. Beyincik dokusunda küçülme, beyin yapısında etkilenmeler izlenebiliyor. Sigaranın yan etkilerinin hemen hepsi içilen dozla orantılı. Yüksek dozlara ulaşıldığı zaman beyinde de etkilenmeler görülebiliyor.”
10 Adımda Kuvvetli Saçlar
Saçlarınız için demir açısından zengin gıdalar tüketin. Kuvvetli saçlar için temizlik, bakım ve kullanılan kozmetik ürünleri kadar, belki de daha fazla ehemmiyete sahip bir konu beslenme şeklinizdir. İşte kuvvetli ve gür saçlar için ihtiyaç duyulan olan vitaminler ve bu vitaminleri içeren besinler: 1- Demir İçeren Besinler Demir açısından zengin gıdalar tüketmeye dikkat edin. Fıstık, pekmez, keten tohumu, mercimek, patates, kırmızı et, tavuk eti, deniz ürünleri demir açısından zengin besinlerdir. 2- Çinko İçeren Besinler Ceviz, somon balığı, fıstık, badem gibi çinko açısından zengin besinleri tüketmeniz saç dökülmesini engelleyecektir. 3- Biotin Fasulye ve yumurta gibi biotin zengini gıdalar saç kırılmalarını önleyebilir. 4- Selenyum Fındık ve fındık ezmesi gibi selenyum açısından zengin gıdaları tüketmeye özen gösterin. Bu besinler saç derinize çok iyi gelecektir. 5- Kahvaltı da B12 B12 muhtevalı bir beslenme alışkanlığı sıhhatli saçlar için olmazsa olmazlardandır. Tavuk eti, yoğurt, süzme peynir ve yumurtayı beslenme alışkanlıklarınıza belli bir düzen içerisinde dahil etmelisiniz. 6- Karbonhidrat Tam hububatlı gıdalar ve meyveler sıhhatli karbonhidrat kaynaklarıdır. Karbonhidrat tüketiminize önem vermezseniz saç dökülmesi problemi yaşayabilirsiniz. 7- A Vitamini Peyniri yumurta, havuç, ıspanak gibi gıdalarda bolca A vitamini bulunmaktadır. Bu gıdalar saçlarınız için natürel saç kremi niteliğindedir. 8- Kalsiyum Süt, yoğurt, peynir, brokoli, susam ve ıspanak gibi gıdalar kalsiyum kaynaklarıdır. Kalsiyum saçı besler, büyütür. Ayrı olarak saydığımız bu gıdalar protein de içerdiğinden saçların kırılmasını da engeller. 9- Temizlik Saçlar haftada en az 2 kere yıkanmalıdır. Şayet yağlı bir saça sahipseniz yıkama sıklığını arttırmalısınız. Saç tam kurumadan uygun bir tarakla taranmalıdır. 10- Kepekle Mücadele Saç diplerindeki oluşan kepek saç derisinin rahat soluk almasını engelleyecek ve bu da saç dökülmesine kapı aralayacaktır. Kepeği önlemek için aşırı sıcak su ile saçlarınızı yıkamayın ve kesinlikle bol su ile durulayın. sizkadinlar.com
Gribe Ne İyi Gelir?
Gripe yakalandığımızda evde neler yapabiliriz? Neler yiyip içmeliyiz? Gribe ne iyi gelir?Grip olduğunuzda burun tıkanıklığı, hapşırık, mide bulantısı, boğaz ağrısı gibi birçok şikayetiniz olabilir.Doktora gidip ilaç kullansanız da evde tükettiğiniz yiyecek ve içecekler de iyileşmenize yardımcı olabilir.Gripe yakalandığımızda evde neler yapabiliriz? Neler yiyip içmeliyiz? Gribe ne iyi gelir? Sorularının cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz. Sebze suyu Grip olduğunuzda salata yapmak ve yemek düşüneceğiniz en son şey olabilir. Ancak bir bardak az tuzlu sebze suyunu rahatça içebilirsiniz. Böylece vücudunuz bağışıklık sisteminizi destekleyen antioksidanları kazanır ve susuz kalmazsınız. Canınız tatlı bir şeyler isterse de yüzde 100 meyve suyu içebilirsiniz. Hindi eti İyi bir yağsız protein olan hindi eti çok faydalıdır. Hindi hastalıklarla savaşmak için vücudunuza enerji verir. Hindi eti tadını pek sevmiyorsanız istediğiniz baharatlarla lezzet katabilirsiniz. Sarımsak Seviyorsanız çorbalarınızı ve yemeklerinizi sarımsakla lezzetlendirebilirsiniz. Sarımsağın antimikrobiyal ve bağışıklığı destekleyen özellikleri var ve ayrıca burun tıkanıklığına da biraz faydası olduğu açıklandı. Zencefil Karın ağrınız ve mide bulantınız varsa zencefil bu belirtileri hafifletmek için kullanılan bir şifalı bitkidir. Bazı araştırmalar zencefilin iltihapla savaşmaya yardım ettiğini de göstermiştir. Zencefili taze olarak rendeleyip tüketebilirsiniz ya da toz halinde yemeklerinize ekleyebilirsiniz. Muz Dilimlenmiş, ezilmiş veya bütün olsun muz mideniz için yararlıdır. Griple birlikte çocuklarda görülen bulantı, kusma ve ishal gibi belirtilerle savaşır. Tavuk suyu çorba ve çay Sıcak tüketilen içecekler sayesinde yemek borusunda sıcaklık nefes borusuna geçer, oradaki yapışken ve koyu mukusun kaybolmasına ve öksürüğün hafiflemesine neden olur. Sıvı tüketimi Özellikle hastalık halinde tüketilen sıvının artırılması, koyu ve yapışkan olan mukusun (balgam, akıntı) daha ince ve seyreltik olmasını sağlayarak hastalığın ilerlemesini önlemeye yardımcı olur ve şikayetleri rahatlatır. Her türlü sıvı alabilir, ancak kafein ve alkol kullanımı mutlaka sınırlandırılmalıdır. Ortam havasını nemlendirmek Evinizdeki nem oranını yüzde 50-60 arasında tutmalısınız. Bunun için soğuk – sıcak buhar makineleri kullanabilirsiniz. Buhar banyosu Bunu yapmak için banyonuzu kullanabilir ya da burnunuzu sıcak kompres uygulayabilirsiniz.Saf vazelin Burnunuzun üzerine ve önüne sürün. Tahriş olmuş cildinizi yatıştırır, rahatlatır, kötüleşmesini önler. Tuzlu suyla gargara Boğaz ağrınızı rahatlatır. İstirahat Ateşli ve ağır bir grip geçiriyorsanız istirahat şarttır. Alternatif tedaviler C vitamini, ekinezya, çinko, beta glukan gibi destekleyici tedaviler için doktorunuzdan yardım alın. Dengeli beslenme İlaç Başlangıçta hafif şikayetler için şikayetlere yönelik, antibiyotikler dışında, grip ilaçları, dekonjestanlar, antihistaminikler almak rahatlatıcı olabilir.
Geleceğin İçin Donunu Kontrol Et
Erkeklerdeki kısırlık her geçen gün daha da önemli bir konuya dönüşüyor. Sorun o veya bu; ne fark eder ki benim çocuğum olmadıktan sonra. Belki tedavi imkanı sağlayacaktır nedenini bilmek ama ben bu nedeni ortadan kaldırmak konusunda direnirsem ne olacak o zaman? Kısırlığı belki nüfus artışını frenleme amacıyla tabiatın kuralı da sayabilirsiniz, her ne kadar öyle olmasa da. Bu sorun bizden kaynaklanıyor bizden. Önce konu ile ilgili iki önemli konuya dikkat çekmek istiyorum. Birincisi sperm sayısı, kalitesi; diğeri testisin ısısı. Testisler bilindiği üzere vücut ısından daha düşük ısıda ancak sperm üretimini meydana getirebiliyor. Bunun için de testisler skrotum torbası içinde yer alır. Testis ısısı ile torbası arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Testislerin ısısı skrotum torbasının ısısından yola çıkarak tahmin edilebilir. Günümüzde bu ısı, bilimsel tekniklerin eşliğinde dijital veriler halinde ölçebilen bir tıp dünyasındayız. Isının önemi nedir ki? Testisteki ısının değişmesine neden olan onlarca, belki de yüzlerce neden var ve bunlardan önemlilerini, dikkat etmemiz gerekenlerini açıklamaya çalışacağım. Trafikte vakit geçirmek çile; tam bir çile başka bir şey değil. Hele de oturarak bu yolculuğunuz sürüyorsa. Yanlış yazmadım:’’ oturarak’’ yazdım. Bundan eminim. Oturduğunuz zaman testisler, normal ayakta duran kişiye göre çok daha fazla ısınmakta. Bir de adamın sürekli şoförlükle uğraştığını düşünün. Durum pek de olumlu değil. Uzun süre oturmak kısırlık nedeni arasında kendisini göstermiş ve bu kanıtlanmıştır. Tabi ki tek neden uzun süre oturmak değil. Masa başı iş amacıyla da oturmanın yanı sıra PC başında fazlaca vakit geçirmek, laptopu kucağına basmak, telefonunun pantolonunun ön cebine koymak… Yatış pozisyonunuz bile sizin testisinizin kimliğini bir anda değiştiriyor. Yapılan çalışmaya göre gece bir tarafa yan yatarak uyuyan erkeklerin testis ısısı normalin üstüne çıkabiliyor; bu durum sırt üstü yattığınızda daha düşükölçülüyor. Daha bir sürü neden var; hepsini tek tek açıklamak isterdim ama ne benim ömrüm yeter ne sizin okuma gücünüz kalır. Donsuz Olma sırası Sizde! Ben size donunuzdan bahsetmek istiyorum. Hani sürekli üstüne oturduğunuz veya sürekli içinizde olan ama sizin bir an bile fark etmediğiniz, umursamadığınız hatta ismini bile söylemenizin sizi sıkıntıya soktuğu dondan bahsediyorum. Donunuzun bile önemi var; olacak gibi değil. Gülsek mi ağlasak mı? Şimdi benim çocuğumun olup olmamasının nedenlerinden biri de donum mu yani? Sanırım evet. Tek neden değil ama önemli bir faktör. Bundan sonra donunuza gereken önemi gösterin. O bir cankurtaran; sizi kısırlık kabusundan kurtaran cankurtaran. Almanya’da yapılan çalışmalar giyilen donun neyden yapıldığının, testis ısınını belirlemede önemli bir faktör olduğu görülmüş. Bu farklılık o kadar da azımsanacak bir durum değil. Kısır olmayan gönüllü 50 erkek gönüllünün testislerine dışarıdan yapıştırılan çipler aracılığıyla testis ısısı anlık izleniyor. Araştırma süresi boyunca oda ısısı sürekli 20 derece tutuluyor. Ölçümlere herkeste aynı anda ve aynı şekilde başlanılıyor. Bu kişiler, üç farklı durumlarında(sıkı, gevşek don giyerek veya donsuz ) 45 dk sürelik saatte 3 km’lik bir hızda koşu bantında koşturuluyorlar ve bu sırada testis ısısı verileri toplanılıyor. Tahmininiz doğru söylüyor. Sıkı don giyenlerin testis ısısı en yüksek ölçülüyor, donsuz olanın ki ise en düşük ısıya sahip oluyor. Çıkar Şu Polyester Donunu! Bir başka çalışma da donunuzun yapım malzemesiyle ilgili. Bence de yuh artık. Bu ne böyle; alt üstü don! Araştırma gerçekten ödüle layık; okuyunca anlayacaksınız. Farklı dokumalardan yapılmış donların, testis ısısına etkisi bakılmış. Bunun için bir gruba %100 pamuk, bir gruba %100 polyesterve bir başka gruba da %50 pamuk+%50 polyester karışımı donu giymelerisöyleniyor. Donlar giyildikten 1 saat sonra ve gece ölçümler yapılıyor. Çünkü testis ısısı, geceleri gündüzden daha yüksektir. Test farklı farklı günlerde toplam 4 kez tekrarlanıyor. Sonuçlar gelmeye başlıyor. Pamuk donu giyenler sevincinden yerinde duramıyor, %50 karışımı giyenler arada kalıyor. Polyester mağdurları ise üzgün üzgün geleceklerinin karadığını düşünüyor. En son söylediğim grubun o anda yaptığı hareketi tahmin edebiliyorsunuz diye bahsetmek istemedim. Ne yapsın adam; başka çaresi mi var o an, bunu yapmada haklıydı! Çalışmanın devamında polyester donu tercih eden kimselerin sürtünme nedeniyle üretilen elektriksel potansiyelin penise kadar yayılacağı da vurgulanıyor. Bu da seksüel aktivitenin bozulmasına ve cinsel yaşamınızın küçük bir darbe almasına neden oluyor. Darbe alan sadece o değildi; penis de darbeyi aldı unutmayın. Sevindirici Haberi Vereyim E ne olacak şimdi? Öldü mü bizim spermler? Hayır; spermler zarar gördü ama Allah’tan bu durum, yani ısıysa bağlı sperm üretimi sorunun geri dönüşlü. Tabi en iyisi bu işe hiç girmemek diye düşünüyorum yani en başından etkeni ortadan kaldırmalısınız. Kim bilir belki ilerde etkili bir doğum kontrol yöntemi de olabilir, ya da olmaya başlayan ülkeler vardır. Sonuç olarak; Dar olmayan ve pamuktan yapılmışdonları tercih edin. Oturarak çalışıyorsanız arada bir kalkın; dolanın, yürüyünve sonra tekrara çalışmaya geçin. En önemlilerin den belki, gece mümkünse sırtüstü yatarak uyuyun. Bu sayede ısıyı en alt seviyeye çekmiş olacaksınız. Donunu kontrol etme sırası şimdi sende! ‘’Sağlıklı yaşamların uzak olmadığını bilin ve harekete geçmek için de ‘’neden’’ beklemeyin. Sağlıklı olmak en büyük nedendir; sağlıklı yaşamak için.’’ Mehmet GÜNATA İnönüÜniversitesi Tıp Fakültesi www.mgunata.com mehmetgunata@yandex.com
Zayıflamanızı Sağlayan 10 Yiyecek
Bu gıdalarla zayıflamak çok kolay...Mucize bir diyet mi arıyorsunuz? Arayışınızı sonlandırma vaktiniz geldi, çünkü böyle bir şey yok. Harcadığınızdan daha fazla kalori alıyorsanız kilo alırsınız. Ancak hemen havlu atmanıza gerek yok. Bazı gıdalar sizi öğünlerden sonra diğerlerine göre daha tok hissettirir.Mucizevi yiyecekler olmasalar da, gün içinde daha az yemenizi sağlayabilirler. Sizi daha uzun süre tok tutacak yiyecekler aradığınızda, lifi yüksek, sağlıklı yağlar ve proteinleri olan ya da yüksek miktarda su içeren gıdalara göz atın. Bu gıdaların diğer bir yararı da önemli mineral, vitamin ve besinlerle dolu olmasıdır.ElmaGünde bir elma yağları uzakta tutmanızı sağlayabilir. Bu taşınabilir meyve, içerdiği yüksek miktardaki su ve çözünür-çözünmez liflerin her ikisiyle bir yandan kan şekerinizin aniden yükselerek iştahınızın artmasına engel olan bir yandan da tok kalmanızı sağlayan müthiş bir atıştırmalıktır. Ortalama boyutlardaki bir elmada yaklaşık olarak yüzde 85 oranında su ile 5 gram çözünebilir lif bulunur ki bu da elmayı bir atıştırmalık santrali haline getirir. Demliğinizi tatlandırmak için de elma kullanabilirsiniz. Elma aynı zamanda kuersetin içerir. Kuersetin, bazı kanser türlerine karşı savaşmada yardımcı olduğu, kolesterol hasarını azalttığı ve akciğerlerin sağlığını koruduğu görülen bir flavanoidtir.YumurtaYumurta tok kalmanızı sağlayabilecek büyük bir protein kaynağıdır. Yapılan araştırmalarda kişilerin sabah kahvaltısında 2 yumurta yediklerinde, kahvaltıda simit yedikleri güne göre, takip eden 24 saatte 400 kalori daha az aldıkları görülmüştür. Araştırma gösteriyor ki yumurta yemek daha fazla doygunluk sağlıyor ve daha uzun süre tok tutuyor. Bu yalnızca günlük bir deney olsa da düzenli olarak yumurta yemek, uzun süreli kilo yönetimine katkıda bulunabilir.KarnabaharKilo vermeye karar verdiğinizde, karnabahar gibi nişastasız ve sınırsız miktarlarda yenebilecek birkaç sebze vardır. Karnabahar sağlığınız için de iyidir. Karnabahar kanserle savaşan phytonutrient sulforaphane içermesinin yanı sıra, kilo kaybına yardımcı olan folik asit ve C vitamini miktarı açısından da oldukça zengindir. C vitamini, fiziksel aktiviteler sırasında ne kadar kalori yaktığınızı belirleyici bir etken olabilir. Aynı zamanda sizin için lezzetli de olabilir ancak karnabahar sevmiyorsanız ıspanak ya da brokoliyi deneyebilirsiniz.
Kış Depresyonu ve Kurtulma Yolları
Kış depresyonu yani mevsimsel duygudurum bozukluğu rahatsızlığına güneşin etkisinin azaldığı dönemlerde rastlanır. Kış mevsiminin yaşandığı bu dönemlerde bedenimiz ve ruhumuz kendini soğuyan havaya adapte etmeye çalışmakta zorlanabilir. Bu durum da sıklıkla depresyonu tetikler. Türkiye’nin online doktor randevu platformu Doktorburada.com, kış depresyonuyla ilgili yaptığı araştırmada Uzman Psikolog Aylin Gündoğdu’nun görüşlerini aldı. Uzm. Psikolog Gündoğdu kış depresyonunun güneşin azalmasıyla yakından alakalı olduğunu belirtti. Yaz mevsiminde doğa canlılığı ifade eder. Hava uzun saatler aydınlıktır, güneş enerji verir, dışarıda geçirilen zamanlar daha fazla ve kişiler stresten uzakta sadece dinlenmeye odaklanmıştır. Bütün bunları yaparken hissedilen canlılık, heyecan ve enerji havalar serinlemeye başladığında, işe ve okula dönüşle beraber azalmaya başlar. Açık hava aktiviteleri azalır, tatil dönemi biter ve bu da sorumluluklarınızın hatırlanmasını tetikler. Uzman Psikolog Aylin Gündoğdu “Doğada kış mevsimine geçiş için yaşanan hazırlıklar sonbaharla birlikte başlar, beden ve ruhun da bu tür bir hazırlığın ihtiyacı vardır. İşte bu hazırlıkların yapılmadığı ve diğer birçok etkenin bir araya geldiği durumlarda Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (MDB) meydana gelir” diyerek bu durumun belirtilerini ve yapılabilecekleri sıralıyor: Kış depresyonunun belirtileri nelerdir? Kış depresyonu yani mevsimsel duygudurum bozukluğu rahatsızlığına güneşin etkisinin azaldığı dönemlerde rastlanır. Kadınlarda daha yoğun olarak tespit edilen kış depresyonunun en sık görüldüğü yaş aralığı 18-30 arasında değişir. Kış depresyonu belirtileri • Günün çoğunluğunda çökkün ve bunaltılı ruh hali • Genel isteksizlik, ilgilerde azalma, eskiden zevk aldığınız şeylerden zevk alamama • Günlük aktivitelerde ilgi kaybı • Enerji azlığı, çabuk yorulma • Dikkati yoğunlaştırmada güçlük, dalgınlık • Yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri • Daha çok uyuma ihtiyacı, uyku süresinde artış • İştahta artış, özellikle kilo alımına sebep olan karbonhidratlı yiyecekler tüketme isteği • Cinsel istekte azalma • Ölüm ve intihar düşünceleri Bu tip belirtileri kendinizde hissettiğinizde en kısa sürede bir psikolog/psikiyatra başvurmanız ve profesyonel yardım almanız gerekiyor. Kış depresyonunu yenmek için neler yapabilirsiniz? 1. Bol bol yürüyün! Kış aylarında egzersiz yapmak size çok zor geliyorsa; düzenli egzersiz yapan insanların pozitif ruh haline sahip olduklarını bilmek belki bir nebze de olsa motive olmanızı sağlayacaktır. Egzersiz ve ruh hali arasındaki bağlantıya dikkat çeken uzmanlar 5 dakika süren mini bir egzersizin bile insan ruhuna olan pozitif etkisinin altını çiziyor. 2. Güneş ışığından yararlanın! Güneş ışığı, serotonin ve noradrenalin hormonlarının salgılanmasına yardımcı olur. Bu hormonlar “mutluluk hormonları” olarak da bilinir. Uyku modundan ve kış depresyonunundan çıkmak istiyorsanız güneş ışığının daha iyi hissetmenize yardımcı olacağına emin olabilirsiniz. Camın arkasından bile güneşlenmeniz yeterli olacaktır. 3. D vitaminini ihmal etmeyin! Güneş ışığı sayesinde vücudumuza bol miktarda D vitamini sentezlenir. Malum, kışın çok daha az güneşe maruz kalabiliriz. Halsizlik, yorgunluk ve depresyon gibi rahatsızlıklara ise D vitamini eksikliğinde daha sık rastlanılmaktadır. Bu sebeple D vitamini açısından zengin olan besinleri tüketmeye özen göstermelisiniz. Balık, süt ürünleri ve tahıllar bol miktarda D vitamini içerir. Kısa süreli de olsa güneşe maruz kaldığınızda D vitamini açısından zengin besinler tüketmeniz sayesinde vücudunuzda D vitamini sentezi hızlıca tetiklenecek ve yorgunluktan kurtulacaksınız. 4. Düzenli uyku alışkanlığı edinin! İyi bir uyku, vücutta ve beyinde yenilenmenin en çok gerçekleştiği zaman dilimidir. Kaliteli bir uyku ise düzenli uyku alışkanlığı edinmekle yakından alakalıdır. Her gece aynı saatte uyuyarak kaliteli bir uyku düzenine sahip olabilirsiniz. Unutmayın düzenli uyku alışkanlığı depresyon riskini azaltır! Kış depresyonu tedavisinde uygulanan yöntemler hangileridir? Psikoterapi Kısa süreli psikoterapiler bu tip durumlarda oldukça yararlıdır. Bilişsel-Davranışçı Terapi yaklaşımı düşünce ve inanç sisteminizi değiştirmenizde size yardımcı olacaktır. Böylelikle duygudurumunuz ve davranışlarınız da olumlu yönde değişim gösterecektir. Çocukluğunuzdan bu yana kendi benliğinize, dünyaya ve geleceğe bakışınızda olumsuz düşünce kalıpları geliştirmişseniz farklı bakış açıları ile alternatif düşünceler üretme yollarını öğrenmek işinize yarayacaktır. Kış aylarında en sık ortaya çıkan temel inançlar kişinin kendini yetersiz, başarısız, sorumsuz görmesidir. Bu inançların tersini gösteren, yaşamınızda elde ettiğiniz başarılar, gerçekleştirdiğiniz sorumlulukları gösteren kanıt toplama tekniği bu aşamada çok işinize yarayacaktır. Yeni inançlarınızı kaydetmekle işe başlayabilirsiniz. Örneğin, “başarılıyım” inancınızı destekleyen ve sağlamlaştıran ufak olayları ve deneyimleri alt alta sıralayarak kanıtlarınızı toplayabilirsiniz. Örneğin, “Zor görünse dahi odamı toplamayı başardım”, “Bugün 15 dakika ile yürüyüşe başlayabildim” deneyimlerinizden bazıları olabilir. Bu listeyi evde ya da işyerinde görünür bir yere asmak ve altına bir ay boyunca eklemeler yapmak hem hatırlatıcı olacaktır hem de değişmeye başlayan inancınız ruh halinizi olumlu yönde etkileyecektir. Fototerapi (Işıkla Terapi) Ruh halinizi etkileyen hormon ve kimyasal seviyeleri üzerinde değişiklik yaratabileceğinden hareketle, parlak ışığa maruz kalmanın çökkünlüğü azaltacağı değerlendirilir. Işıkla terapide parlak güneş ışığı verecek derecede tüm dalga boylarını içeren ışığın, kişinin bir metre uzağında günde 2-4 saat tutulması ve dakikada bir kez kişinin ışığa göz atması sağlanır. Güneşin az görüldüğü sonbahar ve kış aylarında ışıkla terapi 3-4 gün içinde belirtilerde azalma sağlar. Ancak bazı kişilerde baş ağrısı gibi yan etkileri olabilir.
Zayıflamak İçin En Kolay 4 Yöntem
Zayıflamak istiyorsanız, işte çok özel zayıflama taktikleri... 1. KARIŞTIRIN Sevdiğiniz meyve suyunu maden suyuyla karıştırın. Bunu yaparken, normalde içtiğiniz meyve suyunun yarısını kullanacağınız için, aldığınız kaloriyi önemli miktarda azaltmış olursunuz. Hele de meyve sularının bolca tüketildiği şu sıcak yaz günlerinde. 2. TELSİZ TELEFON KULLANIN En yakın arkadaşınıza günün sıcak dedikodularını verirken, aynı zamanda da kalori yakmaya ne dersiniz? Çamaşırları yıkayın (68 kalori), masayı hazırlayın (85 kalori), ya da çiçekleri sulayın (102 kalori). (Bu değerler, 68 kiloluk bir kişi ve yarım saat üzerinden geçerlidir.) 3. ÇİKLET ÇİĞNEYİN Yakın zamanda yapılan bazı araştırmalara göre, tüm gün şekersiz (tatlandırıcılı/damla sakızlı) çiklet çiğnemek metabolizma hızınızı yüzde 20 oranında artırıyormuş. Biz araştırmacıların yalancısıyız! 4. ABUR CUBURLARIN KARŞILIĞINI NAKİT ÖDEYİN Ne zaman biri size abur cubur ya da yememeniz gereken bir şey önerdiğinde kabul ederseniz, kenara bir 500 yüz bin lira koyup, bunu çocuğunuza, kardeşinize, ya da dilencilere verin. Paracıklar cebinizden eksilmeye başladığında, hayır demeyi de öğreneceksiniz. Cosmotürk
100 Sigara Bile Kansere Davetiye Çıkarıyor
Amerika’da yapılan bir araştırma hayatları boyunca sadece 100 sigara içmiş kadınların bile meme kanserine yakalanma olasılığının hiç sigara kullanmamış hemcinslerinden %30 daha fazla olduğunu ortaya çıkarttı. Araştırmacılar, on sene süresince günde bir paket sigara içmiş kadınlarda ise meme kanseri riskindeki artışın %60’a ulaştığını belirtti. Araştırma kapsamında meme kanseri hastası 960 kadına ait verileri sağlıklı...Haberin devamı için 365Haber