onedio
Ebru Şinik Yazio: İstanbul Sözleşmesi Feshinde Mahatma Gandhi Ne Yapardı?
İstanbul Sözleşmesi feshinin wellbeing köşesinde ne işi var?Hemde öyle bir ilişkisi var ki... Çünkü iyilik ve denge hali bireysel bazda ele alınamaz. GALLUP  biliminsanlarının uzun yıllar boyunca 150 ülkede gerçekleştirdiği Wellbeing araştırması buna tam olarak cevap veriyor. Dünya nüfusunun %98’ini temsil ettiği belirtilen bu araştırmada, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik seviyeden bağımsız olarak, dünyada yaşayan her bireyin genel bir iyilik hali yaşaması için temel gereklilikler saptanmış.
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Hayatımızdan İnsanları ve Nesneleri Kolay Çıkaranlardan mısınız?
O zaman şöyle sorayım: Bir bardak kırdınız “boş ver ya önemli mi, canımdan değerli mi?” der misiniz yoksa “üzüldüm, bu bardağı çok severek almıştım, bugüne kadarmış birlikteliğimiz” deyip kısa da olsa yasını tutar mısınız?Bir bardağı alırken onu sadece parayla almıyoruz, parayı kazanmak için harcadığımız zamanla da alıyoruz. Beğeniyoruz hoşumuza gidiyor alıyoruz.Eve getiriyoruz, yıkıyoruz yerleştiriyoruz.
Ertürk Akşun Yazio: Bilinç Akışı Tekniği ve Toplumsal Sonuçları
Her çağ kendi dilini ve kültürünü, buna ek olarak da kendi ahlakını oluşturur.  Tabi ki her çağ kendi dilini ve kültürünü oluştururken, toplumlarda ayrı ayrı kendi kültürlerini ve ahlakını oluşturur, bu ahlak ve kültüründe kendine has dili oluşur. Yozlaşma dilde başlar diye bir söz hatırlıyorum şimdi, çok haklı bir söyleyiş…  Toplumlar kültür ve ahlakını oluştururken kullandıkları araçlar resim, müzik, bilim, üretim biçimleri ve tüketim biçimleri ve en önemlisi de edebiyattır. Sözlü veya yazılı edebiyat toplumların kültürünü ve ahlakını oluşturmada ve yaymada kullandıkları en önemli araçtır diyebiliriz.  Edebiyatın kullandığı araçlar ise, biçem, hikâye ve dildir. Bizim bu gün üzerine konuşacağımız konu ise edebiyatın anlatım biçimleri.  (Elbette seçtiği konular ve hikayeler çağına ve ideolojisi çok uygun ve başat bir roldedir ama bu ayrı bir konu başlığı) Toplumların, kültür ve ahlakını oluşturan en önemli araçlardan bir tanesi edebiyatsa; İşte tam da bu yüzden edebiyat, ideolojik bir hegemonya aracıdır.  Peki, ideolojik hegemonya nasıl sağlanır?  Kısaca tarif edecek olursak, egemen ideolojinin, dil, bilim, kültür, edebiyat, sinema gibi araçları kullanarak, kimi zaman gözüne sokarak kimi zaman hissettirmeden, her türden görüşü kendine benzetmesiyle sağlanır. Bu süreç çok uzun da olsa meyvelerini verir. Bir müddet sonra güçlü olan ideolojik aygıtlardan dolayı renkler arasındaki fark ortadan kalkar ve vasatta birliktelik kurulur.  Sonda söyleyeceğimi baştan söylemem gerekirse, meseleyi şöyle özetleyebilirim;  Edebiyat, kendini artık adına “postmodern edebiyat” denen, ne idüğü belirsiz ve mistik, anlaşılmaz ve kavranamaz bir çehrenin hegemonyasına teslim etmiştir.  Peki bu nasıl oldu. 20. Yüzyılın ilk yarısında edebiyat bireyi aramak, bulmak ve bireye yeni özgürlük yaratmak adına bilinç akışı tekniğini buldu. 20 yüzyılın son çeyreğinde ise dünyaya postmodern felsefe ve neoliberalizm hâkim olunca bu teknik kötü ellere düşmüş bir yeniyetme gibi çamurun içine çekildi ve bir süre sonra çamurun kendisi oldu.  Hep tekrarladığım gibi 1970’lerin sonuna doğru dünya yeni bir ortaçağa girmeye başladı. İktisadi anlamda neoliberalizm, felsefi anlamda postmodernizm, siyasal anlamda da kontgerilla taktiğiyle batının yoğun çabalarıyla dünya yeni ortaçağa girmiş oldu. Şimdi bu günlerde bu yeni ortaçağın sonunu yaşarken zifiri bir karanlık altındayız.  Postmodern edebiyat ilk olarak bize insandan uzaklaşmayı büyük gerçekçiliği yok saymayı, yani ormana bakmayı değil, ağaçlara bakmayı, hatta hatta ağaçlara bile değil, ağaçların en ince ayrıntısına bakmamızın bir zorunluluk olduğunu söyledi. Ormanı görmeyi söyleyen hiçbir ideoloji ayrıntının önemsizliğinden bahsetmiyordu oysaki, bir bütünden o bütünü oluşturan parçalara doğru incelemek gerektiğini söylüyordu. Ama postmodern felsefe ve edebiyat bizi ayrıntının çıkmaz sokaklarında öyle bir kaybettirdi ki, ormanın varlığını, hatta var olabileceğini dahi unuttuk.İşte büyük gerçekliği kaybetmek bu şekilde oldu. Gerçek bir kez kaybolduğunda da neler olabileceğini ancak 40 yıl sonra görebildik. Gördüğümüz mü ne, tüm dünyanın yeni bir ortaçağa girmesi. Karanlık, bilimin yerine kişisel gelişim zırvaların konması, tüm dünyada yükselen yeni faşizm, cemaatlerin yeniden hortlaması vs. Çünkü ortadan akıl denen olguyu çıkarırsanız başınıza gelecek budur. Bunu başka bir yazıya bırakıp konumuza dönelim isterseniz.
Reklam
Reklam
BioNTech Kurucuları Özlem Türeci ve Uğur Şahin: 'İnsan Ömrü Uzatılabilir'
Kovid-19 aşısının mucidi Türk bilim insanları ve BioNTech’in kurucuları Özlem Türeci ve Uğur Şahin, Axel Springer CEO'su Matthias Döpfner ile Kovid-19 aşısı, kanserle nasıl mücadele etmeyi planladıkları ve diğer konular üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda bilim insanları, “Yenileyici tıp alanında pek çok araştırma halihazırda yapılıyor” derken “Köpeklerin sadece 14 yaşına kadar yaşamalarının ikna edici bir nedeni yok. Prensip olarak, tedaviler yoluyla insanların yaşam süresinin önemli ölçüde uzatılması biyolojik olarak düşünülebilir” ifadelerini kullandı
Açelya Elmas Kimdir? Açelya Elmas’ın Hastalı Ne?
Demet ve Alişan İle Sabah Sabah programına katılan Açelya Elmas, sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri oldu. Daha önce bir çok dizide boy gösteren Açelya Elmas, yakalandığı kanser nedeniyle çok zor günler geçirdiğini söyledi. Sosyal meydada en çok konuşulan konulardan biri olan Açelya Elmas’ın hayatı ve kariyeri de merak ediliyor. Açelya Elmas kimdir, kaç yaşındadır? Açelya Elmas ne kanseriydi? İşte tüm detaylar…
Reklam
Şule Arslan Yazio: Nefret Ettiğiniz Birisini Nasıl Unutabilirsiniz?
etiket
Sizi rahatsız eden bir şeyi aklınızdan çıkarmaya çalışmak ne kadar zorlayıcı değil mi? Üstelik bu nefret ettiğiniz bir düşünce ya da biriyse durum iki kat zorlayıcı ve can sıkıcı olabilir. Peki nefret ettiğimiz bir kişiyi ya da bir şeyi unutmak mümkün mü? Mesela eski sevgilinizi :)Athena’nın bayıldığım “yalan” parçasındaki o dizeler gibi “AŞK NEFRETE NE YAKINSIN!!” Tıpkı madalyonun iki yüzü gibi. Aşk, ne güçlü bir duygu nefret de öyle. Ünlü İskoç yazar Arthur Conan; 'tutkulu bir aşk, güçlü bir nefretin ikiz kardeşidir' diye anlatıyor aşk ve nefret arasındaki ince çizgiyi... Öyleyse, hakkında bu kadar güçlü duyguların olduğu birini nasıl unutursun?
Çocuklarınıza Giysi Seçerken Bilmeniz Gereken 8 Şey
Onlar bizim en sevdiklerimiz, en kıymetlilerimiz... Yedikleri sağlıklı, giydikleri kaliteli olsun istiyoruz. Bu yüzden onların üstüne titriyor, kıyafetlerini de özenle seçiyoruz. 🧿Kaliteli bir çocuk kıyafetinde olması gerekenleri sizin için sıraladık. 🤓
Doç. Dr. Kömür: 'Korona Önlemleriyle Bu Yıl Grip Vakası Neredeyse Hiç Görmedik'
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süheyla Kömür, Dünya Sağlık Örgütü açıklamalarına göre, her yıl 250 bin ila 500 bin kişinin grip ve gribin tetiklediği hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, 'Koronavirüs önlemlerine paralel olarak bu yıl grip vakası neredeyse hiç görmedik' dedi.
Reklam
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Duvar Silme Karşılığında Kaç Para Alırdınız?
etiket
Şüphesiz mutlu olmak istiyoruz. Bunun onlarca yolu var. Ama mutlu olmanın bir yolu var ki becerebilene aşk olsun. Hem bir şeye kızacak, reddedecek yani tepki göstereceksiniz hem de bu sizi rahatsız etmeyecek. Kimileri bu rahatsızlığa vicdan diyor, kimileri kafa sesi, kimi de kalıp (temel) inanç… Adının bir önemi yok, mühim olan bize göre olmayana sınır koyduktan sonra yatıp uyuyabilecek kadar rahat olmak.
Reklam
Eylem Acar Yazio: Lazer Epilasyon ile İlgili Merak Edilenler
etiket
Lazer (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) ışını belirli bir dalga boyunda olup aynı doğrultuda giden birbirinden bağımsız ışın demetidir. Bu ışık demeti lazer cihazları sayesinde deri üzerine düşürülür ve açığa çıkan ısı enerjisi esas olarak kılları etkiler. Aktif fazdaki (Anagen faz) kılların içerdiği melanin (kıl ve deriye rengini veren madde) lazer ışını tarafından seçilir ve bu ışığı emen kıl iletken görevi görerek, ısıya dönüşen ışık enerjisini boylu boyunca ilerleterek kıl köküne ulaştırır. Amaç kılları ve bunları besleyen hücreleri tahrip etmek, bu şekilde kıl üretimini en aza indirmek ya da tamamen yok etmektir. 
Mehmet Ali Deniz Yazio: Yeniliğin Kısır Döngüsü
etiket
İnsanın ayarlarına baktığımızda sahip olduğumuz bütün sistemlerin sınırlılıklarını görmeye başlarız. Kas gücümüzün sınırları, yiyebileceklerimizin sınırları, gidebileceğiniz en uzun mesafe, boyumuz, boyutumuz hep birtakım sınırlar içerisindedir. İşte bu sınırlar vücudumuzun normal olarak alışkın olduğu her şeyi içerir.
Reklam