Meadville, Pensilvanya'dan yükselen efsanevi bir yıldız: Sharon Vonne Stone, 10 Mart 1958'de dünyaya geldi. Bir fabrika işçisi baba ve muhasebeci annenin dört çocuğundan ikincisi olarak mütevazı bir ailede büyüse de, sıra dışı zekasıyla genç yaşta adından söz ettirdi. 154'lük IQ'suyla dikkat çeken Stone, henüz 15 yaşındayken Edinboro Üniversitesi'ne burslu kabul edildi. Yaratıcı yazarlık ve güzel sanatlar eğitimi alırken katıldığı yerel güzellik yarışmaları, onu modellik dünyasına taşıdı. Kısa süre sonra üniversiteyi bırakarak New York'a taşındı ve prestijli Ford Modellik Ajansı ile anlaşarak 1970'lerin sonu ve 80'lerin başında başarılı bir model kariyeri inşa etti; ancak gerçek tutkusu her zaman oyunculuktu.
Sinema perdesindeki ilk adımlarını Woody Allen'ın "Stardust Memories" (1980) filmindeki diyalogsuz, küçük bir rolle attı. 1980'ler boyunca "Irreconcilable Differences" (1984) ve "Police Academy 4: Citizens on Patrol" (1987) gibi yapımlarda ve çeşitli dizilerde edindiği tecrübeler, onun büyük çıkışına zemin hazırladı. Kariyerindeki ilk önemli dönüm noktası, Paul Verhoeven'ın yönettiği ve Arnold Schwarzenegger ile başrolü paylaştığı 1990 yapımı bilimkurgu aksiyon klasiği "Gerçeğe Çağrı" (Total Recall) oldu. Bu filmdeki performansı, Hollywood'un dikkatini üzerine çekti.
Ancak Sharon Stone'u dünya çapında bir süperstara ve popüler kültür ikonuna dönüştüren rol, yine Paul Verhoeven imzalı 1992 yapımı erotik gerilim "Temel İçgüdü" (Basic Instinct) ile geldi. Filmde canlandırdığı zeki, manipülatif ve baştan çıkarıcı yazar Catherine Tramell karakteri, sinema tarihinin en unutulmaz "femme fatale" figürlerinden biri olarak tarihe geçti. Özellikle filmdeki cesur performansı ve meşhur sorgu sahnesi, onu bir gecede dünyanın en çok konuşulan kadın oyuncusu yaptı ve bu rolüyle ilk Altın Küre adaylığını kazandı.
"Temel İçgüdü"nün ardından gelen şöhreti, "Sliver" (1993) ve "Uzman" (The Specialist) (1994) gibi gişe başarılarıyla pekiştirdi. Ancak Stone'un sadece bir Hollywood yıldızı olmadığını, aynı zamanda derinlikli bir drama oyuncusu olduğunu kanıtladığı an, Martin Scorsese'nin yönettiği 1995 yapımı epik suç draması "Casino" ile geldi. Bu filmde hayat verdiği hırslı ve trajik Ginger McKenna Rothstein rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Altın Küre Ödülü'nü kucakladı ve prestijli Akademi Ödülü'ne (Oscar) aday gösterildi.
2001 yılında yaşadığı ve hayatını tehdit eden beyin kanaması, kariyerine uzun bir ara vermesine neden oldu. Ancak inanılmaz bir azimle sağlığına kavuşan Stone, sinemaya ve televizyona güçlü bir dönüş yaparak "Kırık Çiçekler" (Broken Flowers) (2005) gibi bağımsız yapımlarda ve "The Practice" (2004) dizisindeki konuk rolüyle Emmy Ödülü kazanarak yeteneğini yeniden sergiledi. Sonraki yıllarda "Bobby" (2006), "Lovelace" (2013) ve "The Disaster Artist" (2017) gibi filmlerin yanı sıra "Mosaic" (2018) ve "Ratched" (2020) gibi dikkat çekici televizyon projelerinde de yer aldı. Oyunculuğunun yanı sıra, uzun yıllardır HIV/AIDS araştırmaları için yürüttüğü aktivist çalışmalarıyla da tanınan Stone, bu alandaki katkılarından dolayı çok sayıda insani yardım ödülüne layık görülmüş, sınırsız yeteneği ve kararlılığıyla tüm dünyaya ilham vermeye devam etmiştir.