Toplu Halde Delirdiğimizin Farkında mısınız?
Bir sabah uyanıyoruz.
Kahve yapmadan önce telefona bakıyoruz.
Daha yüzümüzü yıkamadan birine sinirlenmiş oluyoruz.
Henüz güne başlamadan üç felaket, iki linç, bir kriz, bir komplo, dört uzman yorumu ve beş tane “şok şok şok” görmüş oluyoruz.
Ve sonra “Neden bu kadar yorgunum?” diye soruyoruz.
Belki de sorun şu:
Biz artık bireysel olarak değil, toplu halde delirmeye başladık.
1. Sürekli Alarm Halindeyiz

Telefonlarımız birer panik sireni gibi çalışıyor.
Bildirim sesi = minik bir kalp çarpıntısı.
Her gün yeni bir kriz.
Ekonomik kriz.
İklim krizi.
Ahlak krizi.
Kriz krizi.
Sinir sistemimiz 7/24 açık.
Bedenimiz “kaç ya da savaş” modunda ama biz metrodayız.
Bu biyolojik olarak sürdürülebilir değil.
Ama biz sürdürüyoruz.
2. Herkes Uzman, Kimse Sorumlu Değil

Bir olay oluyor.
İki dakika sonra herkes hukukçu.
Beş dakika sonra herkes psikolog.
On dakika sonra herkes jeopolitik stratejist.
Ama kimse “Bilmiyorum” demiyor.
En tehlikelisi şu:
Artık bilgi değil, öfke paylaşılıyor.
Ve öfke çok hızlı bulaşıyor.
Toplumsal bir sinir krizi yaşıyoruz ama bunu “trend topic” sanıyoruz.
3. Linç Kültürü = Dijital Taşlama Töreni

Birini yükseltiyoruz.
Sonra aynı hızla gömüyoruz.
Bir cümle.
Bir ekran görüntüsü.
Bir bağlam hatası.
Ve infaz başlıyor.
İlginç olan şu:
Adalet sistemine güvenmeyen toplum, dijital meydanlarda anında idam yapıyor.
Bu delilik değil mi?
4. Sürekli Karşılaştırma, Sürekli Eksiklik

Herkes daha mutlu.
Herkes daha fit.
Herkes daha başarılı.
Herkes daha aşık.
Sadece biz yetersiziz.
Gerçek hayatın filtresi yok ama zihnimiz filtreli hayatları referans alıyor.
Bu da kolektif bir özgüven erozyonu yaratıyor.
5. Sürekli Tetikte, Sürekli Şüphede

Artık kimse kimseye güvenmiyor.
Herkes manipüle edildiğini düşünüyor.
Herkes bir şeylerin arkasında bir şey arıyor.
Paranoya ile bilinç arasındaki çizgi inceldi.
Ve biz buna “uyanış” demeyi tercih ediyoruz.
6. Peki Gerçekten Delirdik mi?

Belki klinik anlamda değil.
Ama duygusal olarak aşırı yüklenmiş,
sinir sistemi tükenmiş,
öfkeye bağımlı,
dopamin bağımlısı bir topluma dönüştük.
Sorun şu:
Bu hali normalleştirdik.
Sürekli stresli olmak = güçlü olmak sanıyoruz.
Sürekli tepki vermek = bilinçli olmak sanıyoruz.
Sürekli öfkeli olmak = ahlaklı olmak sanıyoruz.
Belki de asıl radikal hareket şudur:
Bir gün hiçbir şeye yorum yapmamak.
Bir gün hiçbir şeye sinirlenmemek.
Bir gün sadece sakin kalmak.
Belki devrim, zihinsel sessizliktir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

