Sokaklardan Efsaneye: DMX’in Müzik Yolculuğu
Hip hop tarihinin kalbine kazınan bir isim varsa o da DMX’tir. Onu sadece bir şarkıcı gibi görmek büyük haksızlık olur açıkçası. DMX başlı başına bir kültür, bir hayatta kalma tutkusudur. Sokaklardan gelen bir feryadı alıp milyonların diline çevirebilmiş, acıyı güç gibi göstermiş, öfkeyi hikayeye dönüştürebilmiş ender figürlerden biridir. Müzik yolculuğu inişlerle çıkışlarla, mücadelelerle, patlamalarla dolu. Ama o ne olursa olsun sahneye çıktığında herkesin içinden bir canavar uyandırmayı başarmıştır. Bu efsane ismin müzik yolculuğuna birlikte bakalım!
Ruff Ryders' Anthem
DMX’in hikayesi huzurla başlamadı aksine, çocukluk yılları sertliğin tam göbeğinde geçti. Ufacık yaşında evdeki şiddet, sokaktaki tehlike ve hayatta kalma kavgasıyla büyüdü. Müzik, ona bir kapıdan çok bir oksijen tüpü oldu.
Party Up
Kendi deyimiyle değil ama tam anlamıyla sesini yükselttikçe yaşamaya başladığını hissetti. Onun için rap sadece ritim ve söz değildi zira daha çok kendisini hayata bağlayan bir iç döküş biçimiydi. Bu yüzden performanslarında o çığlık gibi yükselen enerji boşuna değildi. Çocukluğundan kalan ateş hala içindeydi.
X Gon Give It To Ya
DMX’in çıkışını sıradan bir başarı grafiği gibi düşünmeyin. O, ilk büyük patlamasını birkaç kez düşerek, her defasında daha sert ayağa kalkarak yaşadı. Yeraltı sahnesinde öyle bir enerji yayıyordu ki insanlar daha ilk kıtada “bu adamın içinde bir fırtına var” diyordu. Müziği her zaman doğrudan, filtresiz ve acımasızdı. Çünkü onun hayatında yumuşatılmış bir gerçek yoktu.
Slippin
İlk albümleri çıktığında eleştirmenlerin söylediği tek bir ortak cümle vardı. Bu adam oyun oynamıyor! Ne sahne duruşu, ne ses tonu, ne de anlattığı hikayeler herhangi bir dönemin rap kalıplarına benzemiyordu. O tamamen kendi tarzını yaratmış, kendi fırtınasını koparmıştı.
Where The Hood At
DMX’i efsane yapan şey başarı grafiğinden ziyade o başarıya rağmen kaybolan karanlıkla mücadelesiydi. Zor bir çocukluk, hatalı çevreler, bağımlılık sorunları ve içsel çatışmalar… Bunların hepsi onun ruhunda derin yarıklar açtı. Ama bu yarıklardan büyüleyici bir ışık da sızıyordu.
Get At Me Dog
Şarkılarında duyduğumuz o sert havanın bir kısmı öfkeden, bir kısmı hayatta kalma arzusundan, büyük kısmı ise kendi acısıyla hesaplaşmasından geliyordu. Sahneye çıktığında herkes onda iki kişiyi görürdü, içindeki çocuk ve içindeki savaşçı. Bu ikisi arasındaki gerilim DMX’in müziğine benzersiz bir ham güç sağladı.
Stop Being Greedy
DMX hiçbir zaman süslenmiş videolarla, abartılı tanıtımlarla popüler olmadı. İnsanlar ona çünkü gerçek olduğu için bağlandı. Konserlerinde sahneye çıkmadan önce dua ederdi. Bu dua ritüeli tamamen içten gelen bir ihtiyaçtı. Hayranları onun kırılgan yanını da sert yanını da aynı anda görebiliyordu. İşte onu nesiller boyu unutulmaz yapan tam olarak buydu, çelişkileriyle, zaaflarıyla ve yaralarıyla sahici bir insan oluşu.
What These Bitches Want
DMX yalnızca müzikle yetinmedi, kamera önüne geçti. Onu bol aksiyonlu filmlerde görmek hayranlarını hiç şaşırtmadı çünkü enerjisi sinema için biçilmiş kaftandı. Onun ekranda yarattığı etki kelimenin tam anlamıyla çarpıcıydı. Kendine özgü sertlik, doğal karizma ve iri enerjisiyle sinemada da akılda kalıcı izler bıraktı. Fakat kalbi her zaman müzikte attı zira sahne ışığı altında anlatacak daha fazla hikayesi olduğuna inanıyordu.
How It’s Goin Down
DMX defalarca yere düştü ama kimsenin beklemediği bir şekilde her seferinde kalktı. Çünkü onun için yaşamak bile bir meydan okumaydı.
Damien
Mücadelesi bazen kazanıyor bazen kaybediyordu ama hikayesi asla sıradanlaşmıyordu. Bu yüzden ölümünden sonra bile insanlar onun şarkılarını açtığında sanki bir dostlarıyla konuşuyormuş gibi hissediyor. DMX bir şarkıcıdan çok daha fazlasıydı. O bir ruh haliydi, bir sokak sesi, bir öfke çığlığı, bir umut kırpıntısıydı. Müzik dünyası onun gibisini kolay kolay bir daha görmeyecek. Seni seviyoruz DMX, asla unutulmayacaksın!
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın