onedio
article/comments
article/share
Haberler
Mutluluk 101

etiket Mutluluk 101

Yeni bir yılın başlangıcında sanki mutluluk senelere bağlıymış gibi, o yıl bir öncekinden daha mutlu olup olamayacağımızı konuşuruz. Zihinlerimizde farklı kriterlere göre kendimizce bir görüş beyan ederiz. Peki kendimizce görüş beyan etmemizin ötesinde mantıklı argümanlara dayalı bir çerçeve çizebilir miyiz mutluluk konusuna?

Pelin Kesebir ve Ed Diener’in 2008 yılında yayınlanan “Mutluluğun Peşinde” başlıklı bilimsel makalesini zaman zaman okuyup ilham alırım. Bu yazıda makaleyi* özetleyerek size de ilham olmasını amaçladım. Makalede psikoloji alanına ilişkin sorulara nokta atışı cevaplar veriliyor ve ufkumuzu açıyor. Filozofların ve tarihin diğer büyük düşünürlerinin mutlulukla ilgili olarak gündeme getirdikleri önemli meseleler inceleniyor ve çağdaş psikoloji araştırmacılarının mutluluğun anlaşılmasına yaptıkları katkılar anlatılıyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Mutluluk üzerine önemli sorular…

Mutluluk üzerine önemli sorular…

Hayatta önemli olanın yalnızca yaşamak değil, iyi yaşamak olduğu düşüncesi büyük olasılıkla insanlık tarihi kadar eskidir. Çağlar boyunca filozoflar, salt varoluşun ötesine geçmenin ve arzu edilir bir yaşama ulaşmanın yolları üzerine, genel olarak aşağıdaki sorulardan hareketle durmaksızın düşünmüşlerdir. 

İnsanlar mutlu olabilir mi? 

Olabiliyorlarsa, mutlu olmak isterler mi? 

Hem mutlu olma yetisine hem de bu isteğe sahiplerse, kendileri ve başkaları için mutluluğu aramalılar mı?

Mutlu olabiliyor, istiyor ve mutlu olmaları gerekiyorsa, bu hedefi gerçekleştirmek için nasıl bir yol izlemeliler?

Mutluluğun kısa tarihi…

Yazarlar, Jim Holt’un Darrin M. McMahon tarafından kaleme alınan kitabına dair yazdığı incelemeden, mutluluğun tarihine dair şu eşleştirmeleri özetle aktarmışlardır:

Mutluluk = şans (Homeros dönemi)

Mutluluk = erdem (Klasik dönem)

Mutluluk = cennet (Orta Çağ)

Mutluluk = haz (Aydınlanma dönemi)

Mutluluk = sıcacık bir yavru köpek (Çağdaş dönem).

Eğer mutluluk tarihini bu kadar basit ve düzenli bir sınıflandırmaya indirgemek mümkün olsaydı, işimiz ne kadar da kolay olurdu. Oysa yüzyıllardır tartışılan mutluluk düşüncesi oldukça karmaşıktır. 

Demokritos; Mutlu bir yaşamın yalnızca elverişli bir kaderin ya da dış koşulların ürünü olmadığını, daha ziyade insanın zihinsel tutumuna bağlı olduğunu öne sürmüştür.

Aristoteles; mutluluğun insanın denetimi dışında olmadığını, en yüce erdemlere uygun bir yaşam sürmeye istekli olan herkes için gerçekleştirilebilir olduğunu savunmuştur.

Helenistik dönemde; iyi yaşama giden yolun hazcılık olduğunu ileri süren felsefe okulları ortaya çıkmıştır. Bu düşünce akımlarına göre, “Haz peşinde koşmayı hiçbir düşünce sınırlamamalıdır; çünkü haz dışında her şey önemsizdir ve erdem bunların içinde en az önemli olanıdır”.

Stoacı filozof Cicero; erdemin mutluluk verici gücünü o denli güçlü savunmuştur ki, erdeme sahip bir insanın işkence görürken bile mutlu olabileceğine olan inancını dile getirmiştir.

Orta Çağ’ın bazı filozofları; erdemli bir yaşamı iyi yaşam için vazgeçilmez görmüşler ancak yeterli bulmamışlardır. Mutluluk, dünyevi olmaktan çok manevi ve tinsel bir mesele hâline gelmiş; Tanrı’nın elinde bulunan ve ancak içten bir inanç ve ilahi lütuf yoluyla ulaşılabilen bir hedef olarak görülmüştür.

Aydınlanma Çağı’nda; mutluluk fikri daha seküler ve bu dünyaya ait bir nitelik kazanmıştır. Batı kültürlerinde, mutluluğa giden bir yol olarak ve hatta mutluluğun eşanlamlısı olarak hazza yapılan vurgu artmıştır. Bu değişimler, mutluluğu fayda ile özdeşleştiren ve faydanın da en yüksek hazdan türediğini savunan 19. yüzyılın faydacı felsefesinde belirgin biçimde görülmüştür.

Günümüz insanı ise, mutluluğu “iyi olmaktan çok, iyi hissetmek” olarak görmektedir.

İnsan mutlu olabilir mi?

İnsan mutlu olabilir mi?

Bu soruyu yanıtlamaya çalışan araştırmacılar, en başta ideal mutluluk ile fiilî (gerçek) mutluluk arasında bir ayrım yapmanın yararlı olacağı kanaatindedir. İdeal mutluluk, bütüncül ve kalıcı olan, yaşamın tamamına nüfuz eden bir mutluluk olarak tanımlanabilir. Kusursuz, saf ve süreklilik arz eden böylesi bir mutluluk, son derece yüksek ölçütlere sahiptir ve herhangi bir insanın erişiminin ötesinde olabilir. Bununla birlikte, insanların çoğunlukla olumlu duygular deneyimlemeleri ve yaşamlarından memnun olmaları yine de mümkündür. 

Yazarlara göre, bilimsel psikoloji, mutluluğun mümkün olup olmadığı meselesine iki temel soruya yanıt arayarak ışık tutabilir: İnsanlar kendilerini mutlu olarak tanımlar mı ve mutluluk uyum sağlayıcı, evrimsel açıdan mümkün bir olgu mudur? Dünya çapında yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular, ilk soruya verilen yanıtın olumlu olduğunu gösteriyor. 

Araştırmalar, insanların sürekli olarak coşku ya da vecd hâlinde olmalarının nadir olduğunu, ancak çoğu insanın zamanın büyük bölümünde mutlu olduğunu bildiriyor. İnsanların genel olarak hafif düzeylerde mutluluğa yatkın olduğu görülüyor.

Son dönemde psikolojide elde edilen bulgular, mutluluğun imkânsız bir insan hedefi ya da boş bir hayal olduğu yönündeki kötümser düşünceyi çürütüyor. Kötümser argümanlar ise, mutluluk arayışının zorunlu olarak kendi kendini boşa çıkaracağı ve insanların ne kadar çok çabalarlarsa mutluluktan o kadar uzaklaşacaklarını öne sürüyor.

Bir çalışmada, mutluluğun bilinçli biçimde peşinden koşmanın ve kişinin kendi mutluluğunu sürekli değerlendirmesinin, gerçekten de bireyin iyi oluşuna zarar verebileceği ortaya konulmuştur. Buna karşın, mutluluğu artırmaya yönelik müdahalelerin etkili olduğuna dair bulgular da mevcuttur. Kişilerin bilinçli olarak seçebilecekleri bazı etkinliklerin ya da yaşam tarzı değişikliklerinin —örneğin meditasyon yapmak ya da şükran duygusunu sıkça dile getirmek gibi— mutluluğu artırabileceği anlamına geliyor.

Derlediğimiz makalenin yazarları, mutluluğu “tek iyi” olarak düşünmenin yanlış ve tehlikeli olduğunu savunuyor. Mutluluk iyi yaşam için ne kadar gerekli ise, tek başına o kadar da yeterli değildir.

Nasıl Mutlu Olunur?

Nasıl Mutlu Olunur?

Başarı

Onlarca yıllık araştırma, mutluluğun esas olarak haz peşinde bitmek bilmeyen bir koşu olmadığını, bireyin değerlerinden türeyen hedefler doğrultusunda çaba göstermesi ve bu hedeflere doğru ilerleme kaydetmesiyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle anlam, amaç ve doyum duyguları, mutluluk konusunda çoğu zaman hazzın önüne geçer. Araştırmalar mizaç olarak mutlu olan ya da yapay biçimde mutlu bir ruh hâline sokulan bireylerin, doğru karar verme, özgün ve esnek düşünme gibi çeşitli görevlerde diğerlerinden daha başarılı olduğunu gösteriyor.

Sosyal İlişkiler ve Toplum Yanlısı Davranış

Mutluluğu, bencillik ve dünyayı karartan sorunlara karşı duyarsızlıkla özdeşleştiren görüşler bulunduğu gibi, insanlarda en iyi yönleri ortaya çıkardığını savunan görüşler de bulunur. Bireyleri daha sosyal, daha işbirlikçi ve hatta daha etik kıldığını savunan görüşlerdir bunlar. Kimi araştırmalar, yaşam doyumu daha yüksek kişilerin, başkalarına karşı daha genelleştirilmiş güven sergilediğini gösteriyor. Ayrıca, daha mutlu ülkeler, genelleştirilmiş güven, gönüllülük ve demokratik tutumlar açısından daha yüksek puanlara sahip. Buradan anlaşılan, mutluluk endeksi yükseldikçe iyiye yönelim artıyor.

Zenginlik

Araştırmalar, zenginlik ile mutluluk arasında anlamlı ve olumlu bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Gelirin mutluluk üzerindeki azalan etkisine dair görüşler bulunsa da, genel olarak yeterli miktarda paranın mutluluk için gerekli bir koşul olduğu, ancak tek başına yeterli olmadığı düşünülüyor.

Arkadaşlar ve Sosyal İlişkiler

Güncel bilimsel çalışmalar mutluluğun, iyi sosyal ilişkilerle güçlü biçimde bağlantılı olduğunu gösteriyor. Arkadaşlıkların sayısı ve daha da önemlisi niteliği mutlulukla olumlu yönde ilişkilidir; algılanan yalnızlık ise depresyonla güçlü biçimde bağlantılıdır. Bu ve benzeri bulgular ışığında iyi sosyal ilişkilerin mutluluğun belki de en önemli kaynağı olduğu söylenebilir. 

Din

Filozofların geçmiş dönemlerde söyledikleri birbirinden farklı görüşleri bir kenara bırakırsak, bugün çok sayıda çalışma, dinin insanları daha mutlu kıldığını söylüyor. Dini hizmetlere katılım, dini aidiyetin gücü, Tanrı ile ilişki ve dua, mutluluğa katkı sağlıyor. Bununla birlikte, mutluluk ile dini inanç ve uygulamalar arasındaki olumlu ilişkinin evrensel olmadığı belirtiliyor. Örneğin bazı ülkelerde dindar bireylerin daha düşük yaşam doyumuna sahip olduğu biliniyor.

Kişilik

Konu üzerine çalışan araştırmacılar, bireylerin insanlara ve olaylara tepki verme biçimlerindeki mizaç farklılıklarının, mutluluk düzeyleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu konusunda neredeyse hemfikirler. Araştırma sonuçları, bazı kişilik özelliklerinin (örneğin dışadönüklük) bireyleri olumlu duygulanım yaşamaya daha yatkın kıldığını, diğerlerinin (örneğin nevrotiklik) ise olumsuz duygulanıma yatkınlaştırdığını gösteriyor.

Sonuç yerine…

Bu köşenin yazarı olarak zihnimden süzülen sonucu şöyle ifade edebilirim; içinde yaşadığımız ekosistem içerisinde “yalnızca ben” düşüncesi, en azından uzun vadede kimseye bir şey kazandırmıyor. Başka insanlar, başka canlılar, doğa, dünya, evren bir bütünüz ve birbirimize ihtiyacımız var. Kendimizi aşan bakış açısı bizi daha “iyi” biri yapar. Bu da sanki daha anlamlı bir yaşam tatminiyle mutluluk getiriyor. 

Yararlanılan Kaynak

*Kesebir, P., & Diener, E. (2008). In pursuit of happiness: Empirical answers to philosophical questions. Perspectives on psychological science3(2), 117-125.

Not: Bu yazıda yararlanılan kaynaktaki veriler derlenerek aktarılmıştır. İçerikte başka kaynaklardan yapılan alıntılara ilişkin detaylı bilgiler için adı geçen çalışmalar incelenebilir. 

LinkedIn

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Sonsuz olasılıklara, gelişime ve dönüşüme inanır. Akademik olarak pazarlama iletişimi, tüketim ve yaratıcılık ekseninde insan davranışlarını inceleyen araştırmalar ve dersler yürütür. Marka iletişimi ve kurumsal iletişim alanlarında danışmanlık ve eğitmenlikleri kapsayan yolculuğunu sürdürmektedir.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam