onedio
article/comments
article/share
Haberler
Masalın Coğrafyası, Şehrin Hafızası: Kocaeli’nde “Düşler Atlası”

Masalın Coğrafyası, Şehrin Hafızası: Kocaeli’nde “Düşler Atlası”

Sanat bazen bir şehrin aynasıdır; bazen de henüz yüzleşmediği rüyası. Kocaeli, uzun yıllar boyunca üretim gücü, limanları ve endüstriyel dinamizmiyle anılan bir kent oldu. Ancak modern şehirler yalnızca fabrikalarla değil, hayal kurma kapasitesiyle de tanımlanır. İzmit Millet Bahçesi’nin kalbinde yükselen Kocaeli Sanat Galerisi, bu dönüşümün sembolik mekânlarından biri olarak, kentin kültürel belleğine yeni bir katman ekliyor.

Bu mekânda açılan “Binbir Gece Resimleri: Düşler Atlası” sergisi, yalnızca bir sanat etkinliği değil; bir şehir vizyonunun ifadesi, estetik bir yön tayini ve kültürel bir niyet beyanıdır. 

Sergi, masalsı anlatım geleneğini çağdaş sanatın diliyle buluşturarak izleyiciyi yalnızca görmeye değil, hatırlamaya ve yeniden düş kurmaya davet eder.

Masalın Yeniden Yazıldığı Yer

Masalın Yeniden Yazıldığı Yer

“Binbir Gece” anlatıları, insanlık tarihinin en güçlü metaforlarından biridir: hikâye anlatmanın hayatta kalmakla eşdeğer olduğu bir dünya. Bu sergide masal, egzotik bir süsleme olarak değil; zamanın katmanlarını açan bir anahtar olarak ele alınır. Renk tayfı, enstalasyon yaklaşımı ve disiplinler arası geçişler, masalı sabit bir metin olmaktan çıkarıp yaşayan bir deneyime dönüştürür.

Tuvaldeki lekeler, taşın yüzeyindeki pürüz, camın kırılgan ışığı ve ipeğin akışkan dokusu, izleyiciye şunu fısıldar: Masal, dışarıda anlatılan bir hikâye değil; insanın iç dünyasında tamamlanan bir yolculuktur. Bu nedenle “Düşler Atlası”, tek bir anlatıya değil, çoğul deneyimlere açılan bir harita gibidir.

Küratöryel Bir Zihin Haritası

Küratöryel Bir Zihin Haritası

Serginin küratörü Uğur Batı, iletişim bilimi, kültür çalışmaları ve estetik düşünce alanlarındaki birikimini bu sergide kavramsal bir omurgaya dönüştürüyor. Batı’nın yaklaşımı, sanat eserlerini yan yana getirmekten çok, aralarındaki görünmez bağları görünür kılmaya dayanıyor. Onun sıkça vurgulanan düşüncesi — sanatın görüneni tekrarlamadığı, görünür kıldığı — bu sergide mekânsal bir deneyime dönüşüyor.

Küratöryel dil, izleyiciyi edilgen bir gözlemci olmaktan çıkarıp anlatının parçası hâline getirir. Eserlerin yerleşimi, ışık kullanımı ve malzeme çeşitliliği, sergiyi bir galeriden çok bir düşünce alanına dönüştürür. Burada izleyici yalnızca bakmaz; eserlerle zihinsel bir müzakereye girer.

Sanatçıların Çoğul Dili

Sanatçıların Çoğul Dili

Sergide yer alan sanatçılar — Ferruh Karakaşlı, Halime Türkyılmaz, Melisa Özgür, Mustafa Günen, Pınar Tınç, Sebahattin Gündoğdu, Yasemen Latife Ayvaz ve baskı sanatçısı Hayrettin Sam — farklı disiplinlerden beslenen özgün yaklaşımlarıyla masal temasını yeniden yorumluyor. 

Ferruh Karakaşlı’nın yüzeyde katmanlaşan renkleri, zamanın tortularını anımsatır; Halime Türkyılmaz’ın figüratif göndermeleri, insanın masal içindeki varlığını sorgular. Melisa Özgür, ışık ve boşluk arasındaki gerilimle düş ile gerçek arasındaki sınırı belirsizleştirirken; Mustafa Günen’in kompozisyonları mekân algısını parçalayarak izleyiciyi yönsüz bir yolculuğa davet eder.

Pınar Tınç’ın renk paleti, duygusal hafızaya dokunan bir titreşim yaratırken; Sebahattin Gündoğdu’nun yüzeyle kurduğu ilişki, doğanın ve zamanın izlerini taşır. Yasemen Latife Ayvaz, formu minimal bir anlatı aracına dönüştürerek sessizliğin de bir hikâye anlatabileceğini gösterir. Hayrettin Sam’ın baskı teknikleri ise çoğaltılabilirlik ile özgünlük arasındaki gerilimi görünür kılar; masalın sözlü geleneğini görsel çoğullukla buluşturur.

Malzemenin Hafızası

Malzemenin Hafızası

Sergide kullanılan malzemeler — yağlıboya, taş, cam, ipek — yalnızca teknik tercihler değil; her biri ayrı bir hafıza taşıyıcısıdır. Taş, kadim zamanların sabrını; cam, kırılgan modernliği; ipek, Doğu’nun anlatı geleneğini; yağlıboya ise Batı resim tarihinin sürekliliğini hatırlatır. Bu malzemelerin bir araya gelişi, sergiyi kültürler arası bir diyalog alanına dönüştürür.

İzleyici, bir taş yüzeyine baktığında yalnızca formu değil, jeolojik zamanı hisseder. Camın ışığı kırma biçimi, gerçekliğin tek bir açıdan görülemeyeceğini hatırlatır. İpek, dokunduğu her yüzeye akışkan bir hikâye bırakır. Böylece malzeme, anlatının sessiz ama güçlü bir anlatıcısına dönüşür.

Kocaeli’nin Sanata Bakışı: Endüstriden Estetiğe

Kocaeli’nin Sanata Bakışı: Endüstriden Estetiğe

Kocaeli’nin kültürel dönüşümü, yalnızca bir sanat galerisi açmakla sınırlı değildir; bu, kent kimliğinin yeniden tanımlanma sürecidir. Endüstriyel üretimin merkezlerinden biri olan şehir, şimdi estetik üretimin de odağı olma yönünde adımlar atıyor. 

Kentin merkezinde konumlanan sanat galerisi, kamusal alan ile sanatı buluşturur. Bu buluşma, sanatı elit bir etkinlik olmaktan çıkarıp gündelik hayatın parçası hâline getirir. Millet Bahçesi’nde yürüyüş yapan bir aile, galerinin kapısından içeri girdiğinde, farkında olmadan bir estetik deneyimin parçası olur. Bu durum, sanatın demokratikleşmesi açısından önemli bir eşiğe işaret eder.

Kocaeli’nin sanata yaklaşımı, yerel hafızayı evrensel estetikle buluşturma çabasında da kendini gösterir. Sergide kente dair mekânsal ve tarihsel izlerin yer alması, sanatın yalnızca soyut bir düşünce değil, yaşanmışlıkların estetik bir kaydı olduğunu hatırlatır.

Bir Atlas Olarak Sergi

Bir Atlas Olarak Sergi

“Düşler Atlası”, adının ima ettiği gibi bir haritadır; ancak coğrafi değil, duygusal ve düşünsel bir harita. Her eser, izleyicinin iç dünyasında farklı bir koordinata karşılık gelir. Bu atlas, yön bulmak için değil; kaybolmayı göze almak için vardır. Çünkü sanat, çoğu zaman kesin cevaplar değil, verimli sorular üretir.

Bu sergi, Kocaeli’nin kültürel yolculuğunda önemli bir durak olarak okunabilir. Kentin kalbinde konumlanan bir galeride, masalların çağdaş yorumlarla yeniden hayat bulması, geçmiş ile gelecek arasında kurulan estetik bir köprü niteliğindedir.

Sonuçta “Binbir Gece Resimleri: Düşler Atlası”, yalnızca duvarlara asılmış eserlerden oluşmaz. O, kentin belleğine kazınan bir niyet, izleyicinin zihninde tamamlanan bir hikâye ve sanatın dönüştürücü gücüne dair güçlü bir hatırlatmadır.

Belki de bu yüzden sergiden ayrılan her ziyaretçi, yanında görünmez bir harita taşır: Kendi düşlerinin atlası.

Instagram

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın