Kendini Değersiz Hisseden Kadınların Yaptığı Korkunç Hatalar
Belki önünüze bu konuyla ilgili onlarca yazı, sosyal medyada klişe olmuş viral cümleler ya da parmağını havada sallayarak “onu geri kazanmanın 5 yolu” gibi saçma sapan sözde stratejik oyun taktikleri veren ablaların videoları düşmüştür.
Kendinizi değersiz hissettirildiğiniz bir ilişki yaşayıp; “Şimdi ona nasıl güzel, donanımlı, akıllı… vs. bir kadını kaybettiğini göstereceğim” gibi saplantılı bir ruh hâline büründüyseniz, eyvahlar olsun! Size kötü bir haberim var: Bununla ilgili yaptığınız her hamle sizi güçlü değil, komik bir duruma düşürür.
Çünkü değersizlik hissiyle yapılan hiçbir hareket zarif durmaz. Ne kadar “akıllıca” planlanmış olursa olsun, alttan alta bir şey fısıldar: Onaylanmak istiyorum.
“Bak ben nasıl her gece eğleniyorum” gönderileri

Elbette eğlenin, elbette bunu sosyal medyada paylaşın; buna kimsenin itirazı yok. Ancak mesele eğlenmek değil, kanıtlamaya çalışmak.
Her gece atılan story’ler, her mekânda çekilen kahkahalı fotoğraflar bir noktadan sonra neşe değil, çaresizlik kokar. Çünkü gerçekten mutlu olan bir insanın aklı, o anı başkasına ispatlamaya çalışmakla meşgul değildir.
Mutluluk yaşanır; duyurulmaz. Eğlence, karşı tarafa “bak sensiz de harikayım” mesajı vermek için yapıldığında anlamını yitirir ve kişiyi güçlü değil, daha kırılgan gösterir.
Sürekli göndermeli mesajlar yayınlamak
Offf! En sakil duranlardan biri de budur.
“Sen beni kaybetmeyi göze aldıysan, ben seni silmeyi şeref sayarım.”
“Gerçek bir adam; dürüstlüğü okyanuslara taşır, çıkarları kıyıda bırakır.”
Bu kamyon arkası cümlelerle hedef alınan kişi aslında bellidir ama sonuç yine aynıdır: Kendi değerini bir kat daha düşürmek.
Burada unutulan en önemli şey şudur: Zaten size değer vermeyen bir adamın bu gönderileri okuyacağını varsaymak. Oysa olan tam olarak şudur; kendiniz çalar, kendiniz söylersiniz. Karşı taraf çoktan hayatına devam ederken siz hâlâ onun zihnine girmeye çalışırsınız.
“Ben onsuz yapamam”dan “ona kendimi ispatlayacağım”a savrulmak
İlişki bittikten sonra yaşanan değersizlik hissi çoğu zaman iki uç arasında gidip gelir. Bir gün “Onsuz yapamam” derken, ertesi gün “Ona neyi kaybettiğini göstereceğim” moduna girilir.
Oysa bu iki ruh hâli de aynı yerden beslenir: Onay ihtiyacı.
Birini pişman etmek, geri döndürmek ya da kendine hayran bırakmak için yapılan her hamle, insanı kendi merkezinden uzaklaştırır. Güç, birinin sizi seçmesini sağlamakta değil; sizi seçmese bile ayakta kalabilmektedir.
Kendini sürekli açıklama ihtiyacı

Neden ayrıldığınızı, ne kadar haklı olduğunuzu, ilişkiye ne kadar emek verdiğinizi (ki emek, ancak olgunlaşmış ilişkiler için söz konusudur), aslında ne kadar iyi bir kadın olduğunuzu herkese anlatma telaşı…
Oysa kendinden emin bir insanın savunmaya ihtiyacı yoktur. Sizi gerçekten tanıyanlar zaten bilir. Diğerlerinin fikri ise hayatınızın dümeninde olmamalıdır.
Sürekli kendini anlatmaya çalışmak, farkında olmadan “Beni görün, beni anlayın” demenin başka bir yoludur.
Kendini tutamayıp taciz boyutuna varan mesajlar ya da aramalar yapmak
Ayrılığın ardından gelen o dayanılmaz dürtü… “Son bir kez yazayım”, “Bir kez daha arasam ne olur ki?” diye başlayan iç konuşmalar çoğu zaman sınır ihlaline dönüşür.
Cevap gelmeyen mesajların üstüne atılan yenileri, açılmayan aramaların ardından gelen ısrarcı çağrılar, gecenin bir vakti hırçınlıkla yazılan “Bunu bana nasıl yaparsın!” cümleleri…
Ne yazık ki bu noktadan sonra yapılan şey ne sevgiyle ne de özlemle açıklanabilir; bu düpedüz kendine saygıyı yitirmektir. Karşı tarafın suskunluğu zaten bir cevaptır. Israr, ilgiyi geri getirmez; aksine kişiyi gözünde daha da küçültür.
Bir kadının yapabileceği en güçlü hamle, yazmamak, aramamak ve kendini geri çekebilmektir. Çünkü bazen susmak; atılabilecek en net, en vakur cümledir.
Ve gelelim asıl meseleye…
Bazen insan, istenmediğini kabullenmekten korkar. Çünkü bu, egoyu incitir. Ama gerçek güç tam da burada başlar. Herkes, herkes için doğru kişi değildir. Birinin sizi seçmemesi, sizin değersiz olduğunuz anlamına gelmez; sadece uyumsuz olduğunuz anlamına gelir.
İstenmemeyi kabullendiğinizde; kendinizle kavga etmeyi bırakırsınız. “Neyi eksik yaptım?” sorusunun yerini “Ben buyum” cümlesi alır. İşte o noktada kendinizle barışırsınız.
Sizi seçmeyen birinin ardından kendinizi yıpratmayı bıraktığınızda, içinizdeki sesi duymaya başlarsınız. Ve o ses size şunu söyler: “Ben yeterliyim.”
Kendiyle barışan bir kadın, kimseyi geri kazanmak için çabalamaz. O, kendini kaybetmediği yerden yoluna devam eder. Sessizce, vakurca ve çok daha güçlü…
Çünkü bazen hayata devam etmek, verilebilecek en net cevaptır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

