onedio
article/comments
article/share
Haberler
Gerçekliğin Gölgesinde Bir Tuzak: Gaslighting

etiket Gerçekliğin Gölgesinde Bir Tuzak: Gaslighting

Gündelik yaşamın koşuşturmacasında, bazen kendimizi bir labirentin içinde, çıkış kapısını ararken buluruz. Ancak bu labirent fiziksel duvarlardan değil, zihnimize ekilen şüphe tohumlarından inşa edilmiştir. Özel hayatımızda, ikili ilişkilerimizde, sosyal medyanın parıltılı dünyasında, yönetim kademelerinde ve hatta tıbbi muayene odalarında maruz kaldığımız bu sinsi durumun adı: Gaslighting.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Kökenlerden Bugüne: Gaz Lambasının İsli Işığı

Kökenlerden Bugüne: Gaz Lambasının İsli Işığı

Kavramın etimolojik yolculuğuna baktığımızda, karşımıza fiziksel bir aydınlatma aracı olan 'gas-light' (gaz lambası) çıkıyor. Ancak bu terimin psikoloji literatürüne girişi, teknik bir gereksinimden ziyade sanatsal bir anlatıya dayanır. Kavram adını, Patrick Hamilton tarafından 1938 yılında kaleme alınan ve bir erkeğin (manipülatörün) ortamdaki gaz lambasını hafifçe kısmasıyla eşinin bunu fark etmesi, fark ettiğinde de 'Hayır, sen yanılıyorsun, ışık aynı kısılmadı' diyerek kadının kendi algılarından şüphe duymasını sağlayarak eşini sistematik manipülasyonlarla akıl sağlığını yitirdiğine ikna etmeye çalışmasını konu alan “Gaz Lambası” (Gaslight) isimli tiyatro oyunundan almıştır. Daha sonra bu tiyatro oyunu 1944 yılında Ingrid Bergman’ın başrolünde olduğu sinema uyarlamasıyla kitlelere ulaşmıştır. Bu kavram git gide o kadar çok yaygınlaşmıştır ki Merriam-Webster sözlüğü bu terimi (Gaslighting) 2022 yılında 'Yılın Kelimesi' olarak seçmiştir. Yılın kelimesi olarak seçilmesi kavramın sadece bireysel ilişkilerde değil, dezenformasyonun arttığı dijital çağda toplumsal bir fenomen haline geldiğinin bir tescili niteliğindedir.

Algı Yönetiminin Karanlık Yüzü ve Bilimsel Anatomisi

Halk arasında 'algı yönetimi' olarak basitleştirilse de, gaslighting aslında çok daha derin bir psikolojik istismar türüdür. Klinik psikolojide bu durum, narsistik istismar döngüsünün en güçlü silahı olarak kabul edilir. Gaslighting; bir bireyin, karşısındakinin duygularını, düşüncelerini ve en önemlisi gerçeklik algısını bilinçli ya da bilinçsiz şekilde kontrol etme çabasıdır.

American Psychological Association (APA) verilerine göre, gaslighting süreci kurbanın özgüvenini yavaş yavaş aşındıran üç temel aşamadan oluşur:

  • İnkâr ve Şaşkınlık: Mağdur, manipülatörün sunduğu çarpık gerçeklik karşısında şaşırır ama hala kendi belleğine güvenir.

  • Savunma: Mağdur, kendi gerçeğini kanıtlamak için enerji harcar, kanıtlar sunar ama manipülatör tarafından her seferinde 'hayalperest' veya 'aşırı duygusal' olmakla suçlanır.

  • Depresyon ve Kabulleniş: Mağdur artık kendi algılarına güvenmeyi bırakır. 'Ben hatalıyım, o haklı' diyerek manipülatöre tam bir bilişsel bağımlılık geliştirir.

Güncel Araştırmalar: Modern Dünyada Gaslighting İstatistikleri

Güncel Araştırmalar: Modern Dünyada Gaslighting İstatistikleri

Son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, bu manipülasyonun boyutlarını ürkütücü bir şekilde gözler önüne sermektedir:

  • İş Yerinde Yaygınlık: MHR tarafından 2023 yılında yapılan bir araştırma, her 10 çalışandan 6’sının iş yerinde en az bir kez gaslighting’e maruz kaldığını ortaya koymuştur.

  • Tıbbi Gaslighting (Medical Gaslighting): 2022'de yayınlanan bir sağlık raporu, kadınların fiziksel semptomlarının erkeklere oranla %30 daha fazla 'psikolojik' veya 'stres' olarak etiketlendiğini gösteriyor. Bu, hastanın kendi bedeninden gelen sinyallere olan güvenini sarsan kurumsal bir manipülasyondur.

  • Cinsiyet Rolleri: Araştırmalar, gaslighting'in cinsiyetten bağımsız olduğunu ancak kadınların toplumsal 'duygusallık' stereotipileri nedeniyle bu manipülasyona karşı daha savunmasız bırakıldığını vurgulamaktadır.

Gaslighting ile ilgili dünya çapında birçok vakanın olduğunu görmekteyiz. Bunlardan birisi Elizabeth Anne Holmes tarafından yaratılan Theranos Skandalıdır. Theranos skandalı aynı zamanda dünyanın en büyük biyoteknoloji dolandırıcılıklarından birisidir. 19 yaşında ve 2003 yılında Holmes tarafından kurulan Theranos şirketi sadece parmak ucundan iğneyle alınan az miktarda bir kan ile çalışan bir kan testi kiti geliştirdiklerini ve kan testinde devrim yaptıklarını iddia ediyorlardı. Oysa alında kan analizleri kendi küçük kitlerinde değil, Siemens'in geliştirdiği büyük makinelerde gerçekleştiriyorlardı. Yarattığı algı ve manipülasyon (Gaslighting) sayesinde Elizabeth Anne Holmes kısa sürede birçok yatırımcıdan topladığı paralarla Theranos’u 9 milyar dolarlık bir şirkete dönüştürmüştür. Amerika’nın en ünlü finans, iş ve ekonomi dergilerinden biri olana Forbes 2015 yılında Elizabeth Anne Holmes’u en genç ve kendi servetini kendisi yaratmış en zengin kadın milyarder olarak ilan etmişti. Ancak gerçek ortaya çıktığında yine Amerika’nın en ünlü finans, iş ve ekonomi dergilerinden biri olana Fortune bu sefer Elizabeth Anne Holmes’u dünyanın en çok hayal kırıklığına uğratan kişisi olarak listeye eklemiştir. Oysa o dönemde bazı bilim adamları Elizabeth Holmes’un teknolojisinin çalışmadığını söylemiştir. Ancak Holmes ve ona inanan yatırımcılar kolektif biçimde bu bilim insanlarını ve onlar gibi düşünen çalışanları 'vizyonsuzluk' ve 'matematik bilmemekle' suçlayarak, birçok manipülatif belgelerle ve araştırmalarla susturmuşlardır. Çalışanları kendi yaptıkları araştırma ve deneylerin sonucundan şüphe eder hale getirmiş, itiraz edenler ise 'şirket kültürüne zarar veren sorunlu tipler' olarak yaftalamıştır. 

Diğer ünlü bir Gaslighting vakası da dünyaca ünlü tenisçi Serena Williams’ın yaşadıklarıdır. Williams, Oscar partisine giderken nefes almakta zorluk çektiğini fark etti. Fizyoterapistinin yoğun ısrarı üzerine hastaneye gitmek zorunda kaldı. Hastaneye gittiğinde nefes darlığının sebebinin doğumdan sonra yaşadığı durumdan kaynaklı bir kan pıhtısı (emboli) olduğunu fark etmiş ve bu yönde yetkililerden tıbbi müdahale istemiştir. Ancak sağlık personeli Williams’ı 'doğum sonrası kaygı' yaşadığına ve kendisinin iddia ettiği gibi bir durumun olmadığına, tamamen psikolojik bir durum olduğuna ikna etmeye çalışmış, onun kan pıhtısı (emboli) ile ilgili tedavi talebini reddetmiştir. Williams, kendi bedenini tanıdığını ve rahatsızlığının kaynağını bildiğinde ısrarcı olunca yapılan kontroller sonucunda her iki akciğerinde de birkaç kan pıhtısı olduğu görüldü. Bu teşhis eğer İki gün daha geç konulsaydı hayatını ya da kariyerini kaybedebilirdi. Bu vaka, 'Tıbbi Gaslighting' kavramının literatürdeki en bilindik örneklerinden biridir.

Peki, gaslighting etkisinde olduğumuzu nasıl anlarız?

Burada bakmamız ve bilmemiz gereken şeyler Gaslighting’in belirtilerini gösterip göstermediğimizi kontrol etmektir. Buna göre alarm çanlarını çalmalı ya da çalmamalıyız.

İlişkilerinizi (özel, profesyonel veya sosyal) bir laboratuvar titizliğiyle incelediğinizde, aşağıdaki soruların yanıtları size gaslighting'in ayak seslerini ele vererek tanımlamanızı sağlayabilir.

  • Sürekli Özür Dileme: Haklı olduğunuz konularda bile barışı sağlamak için kendinizi özür dilerken mi buluyorsunuz?

  • Gerçeği Sorgulama: 'Ben mi yanlış anladım?', 'Acaba o an orada değil miydim?' gibi cümleler zihninizde dönüp duruyor mu?

  • Karar Felci: En basit kararları bile (hangi yemeği yiyeceğiniz gibi) tek başınıza almaktan korkuyor, manipülatörün onayını mı bekliyorsunuz?

  • Yalnızlaşma: Manipülatörünüzün 'Arkadaşların seni kıskanıyor' veya 'Ailen seni anlamıyor' gibi telkinleriyle çevrenizden koptunuz mu?

Fizyolojik ve Nörolojik Olarak Hangi Tahribatlara Neden Olur?

Gaslighting sadece bir 'akıl oyunu' olmayıp, aynı zamanda fiziksel bir yıkımdır. Sürekli manipülasyona maruz kalmak, beynin amigdala (korku merkezi) bölgesini aşırı duyarlı hale getirir. Bu durumdaki bir bireyde:

  • Kronik Kortizol Yüksekliği: Bağışıklık sistemi çöker, kalp hastalıkları riski artar.

  • Bilişsel Disonans: Beyin, iki zıt bilgi (kendi gördüğü gerçek ve manipülatörün yalanı) arasında kaldığında yoğun bir zihinsel yorgunluk ve 'beyin sisi' yaşar.

  • Anhedoni: Kişinin eskiden keyif aldığı aktivitelerden zevk alamaması, öz saygının tamamen yitirilmesiyle başlar.

Bu saydığımız olumsuz durumların yarattığı tahribat kalıcı yıkımlara neden olabilmektedir.

Gaslihting’den Korunma Yolları: Işığı Yeniden Yakmak ve Sınır Çizmek

Gaslihting’den Korunma Yolları: Işığı Yeniden Yakmak ve Sınır Çizmek

Gaslighting’ten korunmak ve kurtulmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Bu ancak ve ancak kendinizi bilme ile mümkün olabilmektedir.  Kurtulmak, korunmaya göre daha zor ve kompleks bir durumdur. Çünkü kurtulma gayretinde olan kişi gaslighting’in etkisi altındadır ve bu nedenle kurbanın 'akıl yürütme' mekanizması hasar gördüğünden doğru çalışamamaktadır. Ancak şu adımlar hayati önem taşır:

  • Dijital ve Fiziksel Kayıtlar: Manipülatör 'Ben öyle demedim' dediğinde, kendinize yazdığınız notlara veya mesaj geçmişine bakmak, 'Ben delirmedim' demenizi sağlar.

  • Sosyalleşme ve Referans Grupları: Manipülatörün ulaşamadığı güvenli alanlar (terapist, eski dostlar, güvenilir aile üyeleri) oluşturun. Onlar sizin 'gerçeklik çapanız' olacaktır.

  • Tartışmayı Reddetmek: Bir gaslighter ile mantık zemininde tartışamazsınız. 'Gerçekler konusundaki algılarımız farklı ve bu konuyu daha fazla tartışmayacağım' diyerek diyaloğu bitirmek en güçlü silahtır.

  • Profesyonel Destek: Bu bir kişilik çatışması değil, bir travma sürecidir. Özellikle eğitimcilerin ve yöneticilerin bu konuda farkındalık eğitimi alması, kurumsal gaslighting'in önlenmesinde kritiktir.

Sonuç: Kendi Işığınıza Güvenin

Gaslighting, ruhun üzerine çöken ve gerçekleri görmenizi engelleyen gri bir sis olup, sizin neyin gerçek neyin kurgu olduğunu görmenizi engeller. Bu sinsi yöntem, bir insanın en temel hakkı olan 'kendi olma ve kendi deneyimine güvenme' hakkını elinden almaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, hiçbir manipülatör sizin rızanız ve teslimiyetiniz olmadan zihninize giremez ve zihninize tamamen hükmedemez. İnsan zihni yapısı gereği, hayatta kalma ve gerçeği bulma konusunda muazzam bir genetik kodlara sahip olup, bu sayede kolayca uyumsama göstermektedir. Bu nedenle sizin gaslighting’e (manipülasyona) maruz bırakacak kişinin bunu sistematik ve sürekli yapması gereklidir. Eğer bir ilişkide kendinizi sürekli bir 'savunma makamı' gibi hissediyorsanız, eğer aynadaki yansımanız size yabancı gelmeye başladıysa ve en küçük başarılarınız bile size bir 'hata' gibi sunuluyorsa, orada bir 'gaz lambası' sönmek üzeredir. Kendinizi yetersiz, hatalı veya 'kararsız' hissetmenize yol açan o ses, sizin öz benliğinizin sesi değil; üzerinize dikilmiş eğreti bir kimliğin yıkıcı yankısıdır.

Gerçeklik, bir başkasının onayına, yorumuna veya manipülatif lütfuna muhtaç bir olgu değildir. Hakikat, siz onu hissettiğiniz, tanıklık ettiğiniz ve sağduyunuzla onayladığınız sürece oradadır. Işıkları karartanlara, kelimeleri bükenlere ve hatıralarınızı yeniden yazmaya kalkanlara inat; kendi algınıza, hafızanıza ve en önemlisi sarsılmaz öz değerinize sahip çıkın. Zifiri karanlığı dağıtacak olan, bir başkasının size uzatacağı mum değil, sizin kendi varlığınızdan yükselen o sönmek bilmeyen hakikat meşalesidir. Kendi ışığınıza ve kendi gerçeğinize güvenin ki o ışık, sizi ne labirente soksun ne de labirentteyseniz size orada bıraksın. Unutmayın ışığınız rehberinizdir.

Artık görmedim, duymadım, bilmiyorum DEMEYİN…

Instagram

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam