onedio
article/comments
article/share
Haberler
Bir Jestin Anatomisi: Çiçeklerin Sessiz Dili

Bir Jestin Anatomisi: Çiçeklerin Sessiz Dili

Jest dediğimiz şey sandığımız kadar basit değildir. Dışarıdan küçük görünür; bir buket çiçek, bir kutu hediye, bir not, bir kapı aralığında bırakılmış bir paket. Ama her jestin bir niyeti, bir tonu, bir arka planı vardır. Ve bazen en küçük görünen hareket, en çok şeyi anlatır.

8 Mart yaklaşınca çiçekler yeniden konuşulmaya başlar. Kimileri için romantik bir gelenektir, kimileri için tartışmalı bir sembol. Çiçek göndermek yeterli midir, değil midir; anlamlı mıdır, değil midir? Her yıl aynı sorular sorulur. Belki de mesele çiçek değildir. Mesele, gönderilen şeyin gerçekten düşünülmüş olup olmadığıdır. Gelin, bir jestin anatomisini birlikte inceleyelim.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Bir Jest Nerede Başlar?

Bir jest, gönder butonuna basıldığında başlamaz. Kapı çaldığında da değil. Bir jest, daha önce başlar. Birini gerçekten düşündüğünüz o anda. “Ne göndersem?” sorusundan önce gelen,

“Ne söylemek istiyorum?” sorusunda başlar.

Takvim hatırlattığı için değil, bir durup bakma ihtiyacı hissettiğiniz için başlar. Birini bir kategoriye yerleştirmek için değil, onu bulunduğu yerde görmek için başlar.

Bu yüzden 8 Mart’ta gönderilen çiçeğin anlamı, türünden önce niyetinde saklıdır.

Beyaz mı, mor mu, papatya mı… Asıl soru şudur: Bu çiçek hangi cümlenin yerine geçiyor? İşye, jest tam olarak o cümlede başlar.

Bir Niyetin Biçim Aldığı Yer

Her niyet bir biçim arar. Söylenmek istenen şey, çoğu zaman tek başına havada kalır; bir şeye tutunmak ister. Çünkü bazı duygular doğrudan söylenmez. Söylendiğinde eksik kalır, yüzeyde kalır ya da sıradanlaşır. Bu yüzden insanlar kelimelerin yerine bazen bir nesne seçer.

Bir teşekkür, bir takdir, bir “yanındayım” hissi… Bunların her biri bir biçim bulduğunda görünür hâle gelir. 8 Mart’ta bu biçimlerden biri çoğu zaman çiçektir. Ama çiçek burada süs değildir; düşüncenin taşıyıcısıdır. Asıl yükü o değil, arkasındaki niyet taşır.

Ve tam bu noktada çiçek, bir nesne olmaktan çıkıp bir dile dönüşür. Hangi çiçeğin hangi duyguyu taşıdığını anlamak için çiçeklerin sembolik anlamlarına bakmak yeterli. Bu konuda hazırlanmış kapsamlı bir çiçekler listesi, seçim yaparken düşündüğünüzden daha fazla ipucu verebilir.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Çiçeğin Dili

Bir çiçek tek başına bir kalıbı temsil etmek zorunda değildir. Ne kırılganlığı ne zarafeti ne de bir rolü. Doğru seçildiğinde yalnızca bir niyeti taşır: “Seni görüyorum.”

Beyaz bir gül gösterişten çok saygıyı çağrıştırır. Büyük romantik cümleler kurmaz; daha çok sade bir teşekkür gibidir. Lilyum bulunduğu ortamda ağırbaşlı bir duruş sergiler; dikkat çekmek için değil, varlığıyla fark edilmek için oradadır. Mor orkide uzun süre kalır; ertesi gün solup unutulmaz. Masanın üzerinde haftalarca durur ve her bakıldığında bir düşünceyi hatırlatır. Papatya ise daha başka bir yerde durur. Büyük anlamlar yüklenmez ona, belki de bu yüzden en samimi olanıdır. Lale ise nettir; dramatik değildir ama kendini saklamaz.

Çiçekler aslında konuşmaz; biz onların yerine konuşuruz. Onları nasıl seçtiğimiz, ne söylemek istediğimizi ele verir.

Bağın Tonu

Jestler de ilişkiler gibi çeşitlidir. Anneye gönderilen bir çiçekle, bir iş arkadaşınıza gönderilen çiçek aynı değildir. En yakın arkadaşınıza seçtiğiniz buketle, hayatınızı paylaştığınız kişiye seçtiğiniz aynı cümleyi kurmaz. Anneler için seçilen sade bir aranjman çoğu zaman büyük sıfatlardan daha anlamlıdır. “Fedakâr” demekten çok, “emeğini görüyorum” demektir.

İş hayatında yan yana üretip mücadele ettiğiniz birine gönderilen mor orkide, “duruşunu fark ediyorum” anlamına gelebilir. Sevgiliye gönderilen kırmızı gülün yanına eklenen beyaz bir gül, tutkunun yanına saygıyı koyar. En yakın arkadaşa gönderilen papatya ise cümle kurmaz; sadece yan yana olmayı hatırlatır.

Kendine Bırakılan Not

Belki de en az konuşulan şey şudur: Bazen jest başkasına değil, kendine yapılır. Masaya bırakılan tek bir çiçek, “Ben de buradayım” demenin sessiz bir yoludur. Bir çiçek dünyayı değiştirmez. Eşitsizlikleri ortadan kaldırmaz. Yılların emeğini tek başına karşılamaz. Ama bir şeyi yapabilir: Görmezden gelmemeyi seçtiğinizi gösterir. Bazen bir not bırakmak, uzun bir konuşmadan daha etkilidir.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Zamanın Payı

8 Mart’ta çiçek göndermek bir zorunluluk değildir. Ama düşünülmüş bir jest, bir niyetin görünür hâlidir. Ve niyet çoğu zaman nesneden daha önemlidir.

Hızlı Çiçek burada yalnızca teslimatı yapan bir araçtır. Asıl olan, seçilen çiçeğin hangi cümlenin yerine geçtiğidir. O cümle samimiyse, zamanında ulaştığında anlam kazanır.

Bir jestin anatomisi budur: Küçük görünür, ama içi doludur.

Aslında belki de 8 Mart’ın kendisi de böyledir. Takvimde bir gün gibi görünür ama herkes için aynı anlama gelmez. Kimisi için bir teşekkürdür, kimisi için bir hatırlatma, kimisi için bir muhasebe. Ama her hâlükârda bir durma anıdır. Hızlı geçen günlerin içinde, birine gerçekten bakmak için verilen kısa bir mola. Bir mücadelenin görünen yüzü. 

Bir çiçek o molayı görünür kılabilir. Çünkü bazen en güçlü cümleler yüksek sesle söylenmez; masanın üzerinde sessizce durur. Bir orkide haftalarca kalır, bir beyaz gül birkaç gün sonra solar ama bıraktığı düşünce kalır. O yüzden belki de mesele çiçeğin ömrü değil, niyetin kalıcılığıdır. Ve niyet zamanında ulaştığında, küçük görünen şeylerin aslında ne kadar büyük olabildiğini hatırlarız.

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın