90’lar Queens Sokaklarında Bir Gezinti: Nas Özel Seçkisi
90’lar New York’u gri betonun, yangın merdivenlerinin ve köşe başında freestyle atan gençlerin çağını yaşarken; Queensbridge’den çıkan bir ses rap müziği edebiyat kürsüsüne taşıdı. O ses, mahalle kroniklerini Shakespeare ciddiyetiyle, sokak jargonunu ansiklopedi netliğiyle birleştiren bir kalemdi. Bugün Queens sokaklarında kısa bir yürüyüşe çıkıyoruz ama rehberimiz harita değil, Nas’ın dizeleri. Listemiz bir dönemin şehir sosyolojisi, siyah kimlik inşası ve hip-hop estetiğinin olgunlaşma hikayesi. Hem eğlenelim hem de Queens’in taşına toprağına kulak verelim!
NY State of Mind
Prodüksiyonda DJ Premier var ve daha ilk saniyede sisli bir metro istasyonuna ışınlanıyorsunuz. Nas bu şarkıyı tek seferde, hatasız kaydetmiş. 20 yaşında bir MC’nin böylesine kompleks iç uyakları tek nefeste okuması hala ders niteliğinde. Nas, sokak hayatının paranoyasını ve hayatta kalma refleksini merkeze koyuyor.
The World Is Yours
Pete Rock’ın piyanolu altyapısı umutlu ama melankolik bir ton taşıyor. Başlık, Scarface filmindeki meşhur repliğe gönderme yapıyor. Fakat Nas’ın yorumu bir gangster fantezisinden ziyade kendi kaderini yazma iradesi. 90’larda rapte yükselmenin yolu çoğu zaman sokaktan kurtulmaktı. Nas ise kurtulmak kadar anlatmanın da peşinde. Klipte Queensbridge binalarının önünde çekilen sahneler, mahalleyi bir karakter gibi konumlandırıyor.
It Ain’t Hard to Tell
Michael Jackson’ın Human Nature sample’ı üzerine kurulu bu parça teknik şov gibi. Flow değişimleri, iç uyaklar ve referanslar zincir reaksiyon yaratıyor. Nas burada özgüvenini açıkça sergilerken kibirli bir ton kullanmaktan özellikle kaçınıyor.
Memory Lane (Sittin' in da Park)
DJ Premier yine direksiyonda. Bu kez nostalji sosu bol. Queensbridge’de kaybettiklerini, çocukluk arkadaşlarını, hayalleri anlatıyor. Şarkı bir anı defteri gibi açılıyor. 90’lar rap’inde sertlik ön plandayken Nas duygusal hafızayı merkeze alan bir MC. Bu da onu dönemdaşlarından ayıran önemli bir detay haline geliyor.
If I Ruled the World (Imagine That)
Nas'ın eşlikçisi bu şarkıda Lauryn Hill. Hapishane sisteminden ırk eşitsizliğine kadar pek çok sosyal meseleye değiniyor. 90’ların ortasında rap artık daha politik bir zemine kayarken Nas, hayal gücünü toplumsal eleştiriyle harmanlamış. Eklemek lazım ki şarkı Nas’ın ana akımda geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan dönüm noktalarından biri oldu.
Street Dreams
Doğu Yakası ile Batı Yakası arasındaki gerilim döneminde çıkan şarkı, mafyatik estetiği öne çıkartıyor. Prodüksiyon daha parlak, daha ticari bir tonda. Nas’ın kariyerinde “underground bilge” ile “mainstream yıldız” arasındaki dengeyi aradığı bir dönemi temsil ediyor. Eleştirmenler bu albüm için ikiye bölünmüştü ama Nas zamanla her iki dünyayı da ustalıkla yönetmeyi öğrendi.
Nas Is Like
Metaforlar, benzetmeler, referanslar bir sözlük gibi akıp gidiyor. Rap yazım teknikleri üzerine atölye yapmak isteyenler için canlı ders niteliğinde. Eğitim verilir!
Represent
Sokak kültüründe represent kelimesi yalnızca temsil etmek değil, kimliğini savunmak anlamına da geliyor. Nas bu şarkıda mahalle kimliğini bir gurur nişanesi gibi taşıyor.
Life’s a Bitch
AZ’nin verse’ü efsanevi kabul ediliyor. Genç yaşta ölüm korkusu, geçicilik hissi ve hırs bir arada.AZ bu şarkıyla büyük bir çıkış yakaladı ve hip-hop tarihine adını yazdırdı. Nas, meslektaşlarına kapı açan bir rapçi.
Affirmative Action
The Firm projesinden çıkan şarkımız kolektif anlamda güç gösterisinde bulunuyor. 90’ların ortasında rap’te “organized crime” estetiği ciddi bir trend olmuştu. Nas da bu akımın entelektüel yüzlerinden biri olarak projede yer aldı.
I Gave You Power
Belki de Nas'ın en yaratıcı işlerinden biri. Şarkı bir silahın ağzından anlatılıyor. Bu perspektif 90’lar için cesur bir deneydi. Nas, nesneye bilinç yükleyerek şiddetin döngüsünü sorguluyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın