Düğün Salonları Açıldı Mı? Düğünler Yapılabiliyor Mu?
Koronavirüs sebebiyle en çok zarar gören işletmelerin başında da düğün salonları geliyor. Pandemi sebebiyle düğünler uzun süredir yapılamıyor. İçişleri Bakanlığı, tam kapanma sonrası 1 Haziran’a kadar yürürlükte olacak yasakları geçtiğimiz günlerde açıklamıştı. Evlenmeyi bekleyen çiftler, düğün salonlarının açılıp açılmadığını merak ediyor. İşte bakanlığın genelgesinde düğün salonlarıyla ilgili kısım…
Özgür Akın Yazio: Geleceğin En Önemli 10 Teknolojisi
Yapay zekâ, insansı robotlar, sanal gerçeklik, uzay yolculukları… Bilim, sağlık, üretim, eğitim ve sosyal yaşam gibi birçok alanda devrim niteliğinde teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Öyle ki ancak film senaryolarında görebildiğimiz olayların günümüzde gerçeğe dönüştüğünü gözlemliyoruz. Teknoloji asla yerinde durmuyor sürekli değişiyor, adapte oluyor, ilerliyor ve çoğu zaman imkânsız görünen gelişmeler hızlıca hayatımıza giriyor. Bu durum önümüzdeki 10 yılın, son 10 yıldan çok daha fazla teknolojik değişim içereceği anlamına geliyor. İşte yakın geleceğimizde hayatımızda köklü değişiklik yapacak 10 teknoloji:
Kafe ve Restoranlara Avrupa Modeli: Bahçesi Olan Açılsın
1 Haziran'a kadar sadece paket servisle açılmalarına izin verilen kafe ve restoranlar Avrupa modeli istiyor: Bahçesi olanlar açılsın, olmayanlar kaldırıma masa atsın. İşte kafe ve restoranlarda kademeli normalleşme süreci içerisinde gündeme gelen rahatlama formülü.
Yerli Koronavirüs Aşısı, Faz-3'te Sinovac ile Yarışacak
Türkiye'de koronavirüse karşı ilaç ve aşı çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda geliştirilen yerli aşılar arasında insan deneylerine ilk başlanan ve Faz-1 ile Faz-2 aşaması tamamlanan Covid-19 aşısının Faz-3 aşamasında plasebo (boş aşı) yerine Sinovac aşısı kullanılacak. Böylece, Kayseri Erciyes Üniversitesi'nce (ERÜ) koronavirüse karşı geliştirilen yerli aşının etkinliğinin yanında Çin aşısına göre de koruyuculuğu karşılaştırılmış olacak. Prof. Dr. Mehmet Ceyhan da, 'Biz neticede Sinovac benzeri bir inaktif aşı yapıyoruz. Başka bir inaktif aşı ile karşılaştırmak kabul edilebilir bir yöntem'' ifadelerini kullandı.
Burçak Yüce Yazio: Kudüs Aynadır Görene
Aynaları hepimiz biliriz değil mi?Her gün en az bir kere karşısına geçer, zahiri görüntümüze bakarak kendimize çekidüzen verir, güne öyle hazırlanırız. Yeri gelir görüntümüzden hoşnut olur, zaman zaman da yılların yorgunluğunu taşıyan izlerimiz hüzünlendirir bizleri.Elbette aynaları sadece kendimizi görmek için kullanmayız. Optik aletlerin içlerinde de mevcuttur mesela. Gözle görülemeyecek küçüklükteki şeyleri incelememize olanak tanıyan mikroskoptaki aynalar, varlığından bihaber olduğumuz mikroskobik canlıları görmemizi sağlar. Veya yansıtmalı teleskoptaki aynalar cisimlerin büyüyen görüntülerinin gözümüze ulaşmasına yardımcı olarak uzayın derinliklerindeki yıldızları, gezegenleri, uyduları bizlere yakın eder. Peki, aynaların içyapısını, yansıtıcı özelliğini nasıl kazandığını merak ettik mi hiç?Bir aynanın yolculuğu üzerindeki camın mineralsiz su ile yıkanmasıyla başlar. Çünkü suyun üzerindeki ufacık bir mineral bile camın yüzeyine zarar vererek kalitesini düşürür. Sonra sırlama dediğimiz yöntemle camın arka yüzeyi ilk olarak birinci metal ardından ikinci metal olan gümüşle kaplanır. Sırlanarak yansıtma özelliği kazanan aynalar akabinde fırınlanır ve birkaç aşamanın ardından kesimi yapılarak karşımıza gelir.Şimdi Kudüs kelam edilirken aynaya ne hacet diyebilirsiniz.3 yıl önce Kudüs ziyaretim sonrası evime dönüp görünmeyeni görünür kılan aynaya ilk baktığım an karşımda bana bakan kişinin giderken son bir kez aynaya bakan kişiyle aynı siluette olmadığını fark etmiştim. Değişmiştim sanki; değiştirmişti beni kutsal toprakların havası, suyu, dağı, taşı, toprağı…Kudüs kendi naif haliyle ruhuma hitap ederek görünmeyeni ortaya çıkarmıştı sanki. Ya da ben öyle görmek, öyle inanmak istiyordum… Ziyaretimi çok geciktirmiş olduğumu ne yazık ki ancak oralara vardığımda anladım. Her günümü dolu dolu geçirmek istememdeki telaş sanıyorum biraz da bundan dolayıydı. Tel Aviv hava limanına iner inmez grubumuzla Yafa şehrine varmak üzere yola koyulduk. Vardığımızda önce alabildiğine uzanan bir sahil şeridine yaklaştık. Hz. Yunus peygamberin kavmini terk etme mecburiyetinde kalarak denize açıldığı sahili gördüğümü öğrenmekle hüzünlendim. Gökyüzünün ve denizin birbirine karışan maviliğinde yüzüme esen ılık rüzgârın mis kokusunu içime çekerken balina tarafından yutulan Yunus peygamberin pişmanlıkla Yaradan’dan affını isteyişindeki mahcubiyeti de çektim içime. Her dalga sesinde üzüldüm! Sonra affedilişi geldi aklıma, mutlu oldum bu sefer de. Nihayetinde tövbesi kabul edilmiş, onu yutan balina kendisini sağ salim kıyıya ulaştırmıştı. Güneş ötelerden göz kırparken bizler devam ettik sırlı yolculuğumuza. Devamında bizi daha nelerin beklediğini bilemeden…Yafa şehrini gezerken Osmanlı izlerini görmek evimizde hissettirdi. Ecdadımızın geçmişte buraları nasıl sahiplendiğini bıraktıkları eserlerle keşfettik. Şehri daha bir güzelleştiren camileri, çeşmeleri, saat kulelerini gördükçe göğsümüz kabardı. O eserlerle gelecek nesillere, bizlere verdikleri mesajları anlamaya gayret ettik. Her biri Osmanlının yüzyıllar boyu ayakta durabilme nedeniydi sanki. Biz, üzerimize emanet edilen bu mübarek şehre sahip çıktığımızda hayatımızdaki yansımaları da verdiğimiz değer ölçüsünde güzelleşiyordu. Yüzümüzü Kudüs’e döndükçe o da tüm güler yüzüyle, sıcacık selamlıyordu bizi.
'Meleklerin Bacaklarına Bakıyor' Fetvasıyla Rasathanesi Yıkılan, İcatlarıyla Batı'ya Örnek Olan Astronom: Takiyüddin
Bilimde rüzgarın Batı'nın ardında olduğu modern yılları unutun, 15. yüzyıl ve öncesinde Batı, Osmanlı kaynaklarını kendi dillerine çevirip, bilimi tam anlamıyla bir adım geriden takip ediyordu. Bu parıltılı dönemin sonunu hazırlayan belli başlı olaylar olmakla birlikte, bunlar arasında en önemlilerinden 'Takiyüddin Vakası' astronomide dünyaya yön verecek gelişmeleri akla hayale sığmayacak sebeplerle yerle yeksan edildiğini gösterir.Gelin, bilim tarihimizde bir yolculuğa çıkalım.