onedio
TÜBİTAK İddianamesi Kabul Edildi
TÜBİTAK'ta, 'usulsüz işe alım yapıldığı ve terör örgütüne para toplandığı' iddialarıyla 8 kişi hakkında hazırlanan iddianame mahmede kabul edildi. Mahkeme, tutuklu 3 sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını kararlaştırdı.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi TÜBİTAK'ta, 'usulsüz işe alım yapıldığı ve terör örgütüne para toplandığı' iddialarıyla 8 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Mahkeme, kabul kararıyla birlikte tutuklu 3 sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını kararlaştırdı.Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede İdris Aydın, Mehmet Ertaş, Sefer Yıldırım ve Recep Kanbay 'müşteki', Ali Veysel Tunç, Ersin Güçlü, Vedat Küçük, Mustafa Tatli, Vedat Babacan, Hüseyin Yavuz, Murat Gökşen ve Bekir Konya 'sanık' olarak gösterildi.İddianamede, mağdurların işe girmelerini sağlayan ve kod ismi kullanan kişilerin büyük bir kısmının TÜBİTAK çalışanı olduğu, 'Fethullah Gülen Cemaati adına toplantı yaptıkları ve toplantılarda zorla himmet adı altında para temin ettikleri' ileri sürüldü.'Himmet ödemeyen işten çıkarılır' iddiasıCemaat'e para sağlamak amacıyla kurban parası ile 2011, 2012, 2013'te mağdurların bankalara yatırılan maaşlarına karşılık promosyon amacıyla verilen 500'er liranın da  Cemaat adına toplandığı öne sürülen iddianamede, himmet paralarını mağdurların ödememesi halinde işten çıkartılmakta tehdit edildiği, ayrıca örgütün basın yayın kuruluşlarının çıkardığı gazete ve dergilere zorla abone yapıldığı savunuldu.Kurban bayramları öncesi örgüt tarafından müştekilerden 'kurban bedeli' adıyla para toplandığı, zekat, fitre, sadaka adı altında sürekli para talep edildiği belirtilen iddianamede, toplanan paraların örgütün yöneticilerine verilerek ekonomik kaynak sağlandığı ve terör örgütünün finansmanının temin edildiği kaydedildi.İddianamede, şüphelilerin 'icbar suretiyle birden fazla irtikap' ile 'terör örgütüne finans sağlamak' suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması talep edildi.3 sanık tahliye edildiAnkara, iddianamenin kabulüyle birlikte tensip tutanağını da hazırladı ve tutuklu sanıklardan Hüseyin Yavuz, Vedat Babacan ve Murat Gökçen'in tahliyelerine karar verdi. Bu sanıkların yurt dışına çıkışına yasak getirildi.Soruşturma kapsamında 6 kişi tutuklu bulunuyordu. Sanıklardan 2'si ise halen firari.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma çerçevesinde Ankara, İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Çanakkale'de eş zamanlı operasyon düzenlemişti.Operasyon kapsamında, şu ana kadar, hakkında gözaltı kararı çıkarılan çoğu TÜBİTAK'a bağlı Marmara Araştırma Merkezi (MAM) görevlisi 28 kişiden 17'si gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlardan 8'i tutuklanmıştı.AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Yazdığım gazetelerin manşetlerine karışma hakkını kendimde görmem, ama bağımsız biri olarak, tepki gösterme hakkımın olduğunu düşünüyorum. Bu meyanda, gazetemizin çarşamba günü “HDP dışardan desteğe sıcak” manşetini en az HDP’liler kadar yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. “En az HDP’liler kadar” diyorum, çünkü manşete konu olan Demirtaş’ın Adıyaman mitingi ertesinde, Cumhuriyet gazetesi ile yaptığı röportaj-sohbette ben de vardım. Yazdığım kısa izlenim yazısında da belirttim, Demirtaş ile yaptığımız yemekli görüşme sohbet havasında geçti; zaman zaman ikili sohbetlere daldık, belki o esnada Demirtaş’ın genel siyaset üzerine yaptığı yorumlardan manşete konu olan yorumu çıkarmak mümkün idi, bilemiyorum. Bence asıl önemli olan, sohbet içinden çıkan bu “izlenimin” manşete taşınması; kötü niyet söz konusu değilse de, unutmayalım ki “cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşenebilir”. Mevcut siyasi atmosfer dikkate alındığında böylesi bir “izlenim”in, HDP’ye yönelik kuşkucu bakışı pekiştireceği bilinmek gerekirdi.
Dağdan İndi CEO Oldu
Kuleli’den ABD’nin ünlü askeri akademisi West Point’e giden, mezun olup Güneydoğu dağlarından terörist kovalayan Teğmen Cem Hacıoğlu, şimdi ABD’nin en önemli gaz firmalarından birinin CEO’su.Hürriyet'in haberine göre, ABD’nin ünlü West Point askeri akademisini bitirdikten sonra elinde silahı ile Bingöl’de PKK’ya karşı savaşan Cem Hacıoğlu (47), Dünya Bankası’ndan iş teklifi alınca ABD’ye gitti. Hacıoğlu şu anda hızla büyüyen bir enerji firmasının CEO’su. Kuleli Askeri Lisesi son sınıfında okurken ABD’nin en ünlü devlet adamları ve komutanlarını yetiştiren West Point Askeri Akademisi’nin sınavlarına giren Cem Hacıoğlu, o yıllarda ABD ile imzalanan anlaşma gereği her yıl gönderilen tek öğrenci olmaya hak kazandı. West Point’te matematik ağırlıklı ekonomi ve inşaat mühedisliği okuyan Hacıoğlu, yaz aylarında Türkiye’ye dönmek yerine Dünya Bankası’nda staj yaptı. Genç teğmen, 1992 yılında Hürriyet’in de izlediği mezuniyet töreninde Amerikalı okul arkadaşlarıyla şapkasını havaya atarak piyade teğmen olarak Türk ordusuna katıldı.
Dünyanın En Güçlü 10 Mafyası
Listenin 10 numarasında İsrail Mafyası var. Dünyanın birçok bölgesine yayılmış bir mafyadır. Diğer mafyalardan farkları ülkelerin yönetimleriyle de bağlantılar içerisinde olmalarıdır. Özellikle Rus Yahudilerin organizasyonları gayet tehlikeli ve güçlüdür.
HomeKit Destekli İlk Akıllı Cihazlar Yolda
The Wall Street Journal ’ın haberine göre ilk HomeKit cihazları önümüzdeki ay satışa sunulacak. Uluslararası yayınlanan günlük finans ve haber gazetesinin Apple’a yakın kaynaklardan elde ettiği bilgide çok sayıda iş ortağının HomeKit cihazları piyasaya sürmek için Apple’a katıldığı yazıyor.
BDDK Başkanlığına Mehmet Ali Akben Atandı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanlığına, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurul Üyesi Mehmet Ali Akben atandı.Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararına göre, boş bulunan BDDK üyeliğine Mehmet Ali Akben getirildi ve Başkan olarak görevlendirildi.İstifa nedeniyle boşalan BDDK üyeliğine de kalan süreyi tamamlamak üzere Mustafa Korhan atandı.
Ali Babacan: 'Hukuk ile Demokrasi Ekmek ve Su Gibi Bir İhtiyaç'
Dün akşam 'Bâb-ı Ali Toplantıları'nda konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın, 'Eğer bir ülkede 'Demokrasi var, ancak hukuk konusunda sorunlar var' diyorsanız, işte o ülkede demokrasinin sıhhatli işlemesi bir süre sonra mümkün olmaz. Yargının, mutlaka ve mutlaka evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde, Anayasa, yasalar ve belki de daha önemlisi vicdan ile hareket etmesi gerekiyor. Yargı alanında ne kadar başarılı olursak demokrasimiz ve ekonomimiz o kadar güçlenecek. Eğer bu zayıf tablo devam ederse hem demokraside hem de ekonomide görmüş olduğumuz bu tabloyu bile gün gelir mumla arar duruma düşebiliriz. Bu kadar önemli. Hukuk ve demokrasi ekmek ve su gibi bir ihtiyaç' sözleri dikkat çekti.Ali Babacan, dün akşam Gayrettepe'deki Point Hotel'de düzenlenen geleneksel 'Bâb-ı Ali Toplantıları'nın bu ayki konuğu oldu. Babacan, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, dünyada baş gösteren 2008-2009 krizinden hızla çıkmasının en önemli sebeplerinden birinin, bankaların bünyesinin sağlam oluşundan kaynaklandığını vurguladı. Babacan, şöyle devam etti:“Aksi halde tek bir bankada dahi olabilecek bir zafiyet bütün sisteme bir gecede sirayet edebilir. Bir gece belli başlı bir banka takasında bir zafiyete uğrasın, ertesi günü bunun 10 bankaya, 15 bankaya anında etkilerini görürsün. Dolayısıyla, birbirleriyle kenetlenmiş tek bir bankanın dahi tüm sisteme zarar verebileceği bir yapıdır bankacılık. Bu noktada çok şükür sütun sağlam ve büyümemizi finans edecek bir yapımız var. Ama ileriye doğru dikkat etmemiz gereken bir husus var. O da şu: Bankalarımız şu anda 100 liralık mevduat topladıysa, 121 liralık kredi kullandırmış durumda. Peki, bu parayı nereden buldular diyeceksiniz. Yurtdışından borçlandılar. Ve biraz da kısa vadeli borçlandılar. Bununla ilgili biz düzenlemelerimizi son 3-4 ay içerisinde yaptık. Hem bankalarının mevduata ağırlık vererek finansmanlarını sağlamalarını hem de daha uzun vadeli yurtdışına borçlanmalarını sağlayacak düzenlemeleri yaptık. Ve onlar da sonuç vermeye başladı. Dolayısıyla, bu sağlam bünyenin korunması da çok çok önemli.'“HUKUKTAKİ TABLO BÖYLE DEVAM EDERSE...'Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:“Biz ekonomi alanında ne yaparsak yapalım, Türkiye için güzel şeyler yaptığımızı iddia edersek edelim, eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olmasıyla ilgili ciddi soru işaretleri oluştuysa, bu başlı başına bir problem. Bu ekonomimiz açısından da problem, demokrasimizin işleyişi açısından da problem. Demokrasi kuşkusuz yönetim şekillerinin en güzeli. Halkın kanaatlerinin, eğilimlerinin bir ülkenin nasıl yönetileceğine yansıdığı güzel bir yönetim modeli. Demokrasi hemen yanı başında sağlam bir hukuk ile ancak ayakta durabilir. Eğer bir ülkede 'Demokrasi var, ancak hukuk konusunda sorunlar var' diyorsanız, işte o ülkede demokrasinin sıhhatli işlemesi bir süre sonra mümkün olmaz. Eğer kurallar açık değilse, kurallar şeffaf değilse, kurallara uymayanlar ile alakalı yaptırımlar yeterince güçlü değilse, eğer ülkenin yargısı iyi işlemiyorsa, burada demokrasi zaafa uğrayabilir. Ekonomi üzerindeki etkilerini zaten iş dünyamız, günlük işlerde gayet güzel bunu hissediyor. Eğer davalar çok uzun sürüyorsa, bilirkişilik müessesesi ile ilgili ciddi sıkıntılar oluştuysa, kararlar tutarlı değilse, alt mahkeme ile üst mahkeme birbirinden tamamen farklı sonuçlara varabiliyorsa, bu iş dünyası açısından ve tabii ki ekonomi açısından son derece sıkıntılı bir tablo oluşturur. Yargının, mutlaka ve mutlaka evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde, Anayasa, yasalar ve belki de daha önemlisi vicdan ile hareket etmesi gerekiyor. Yasaların bir dili var, bir de ruhu var. Onun için vicdan faktörü çok çok önemli. Biz evrensel hukuk normlarını baz alan bir sistem arzu ediyoruz. Anayasamızın kolay, anlaşılır, sade bir anayasa olmasını arzu ediyoruz. Yasalarımızın kısa, öz ve anlaşılır olmasını arzu ediyoruz. Bunun yanında, yargı sisteminin hem bağımsız hem tarafsız işlemesi gerektiğini söylüyoruz. Tabii kolay bir alan değil. Yargı alanında ne kadar başarılı olursak demokrasimiz o kadar güçlenecek. Yargı alanında ne kadar başarılı olursak ekonomimiz de o kadar başarılı olacak. Eğer bu zayıf tablo devam ederse de, hem demokraside hem de ekonomide görmüş olduğumuz bu tabloyu bile mumla arar duruma geliriz. Bu kadar önemli. Su ve ekmek nasıl ihtiyaç ise, eğer refah diyorsak, demokrasi diyorsak, hukuk da aynen öyle bir ihtiyaç. Ekmek, su gibi ihtiyaç.'Mehmet AKTARAN / DHA
Turgay Kıran: "Hamzaoğlu'nun Yanında Olacağız"
Galatasaray’da başkan adayı Turgay Kıran, takımda kıymetli bir teknik direktör olduğunu belirterek, Hamza Hamzaoğlu'nun yanında olacaklarını belirtti.Sarı-kırmızılı kulüpte bugün divan toplantısı gerçekleşirken başkan adaylarından Turgay Kıran önemli açıklamalarda bulundu.“Dursun Özbek Çanakkale’de bir algı operasyonu yaptı” diyerek sözlerine başlayan Kıran, “Bu algı operasyonları artık son bulmalı. Bizde biat kültürü olmamalı. Biz sizlerin sayesinde oy güvenine göre buraya gelir ya oy alırız ya da almayız” diye konuştu.“HAR VURUP HARMAN SAVURMA DÖNEMİ BİTMİŞTİR”Ekonomik konuları çok iyi takip ettiklerinin altını çizen Kıran, “Çok farklı bir değişiklik olduğuna inanmıyoruz. 1 milyar Dolara yakın bir borç yükü var. 220 milyon Doları bankalara olan borcumuz. Bir kısmı da diğer borçlar. Bizim buraya gelme anlamında da bir sıcak paraya ihtiyacımız olacak. Bende Galatasaray’ın ekonomik durumunu çok yakından takip ettiğim için listeme 7 ekonomist isim aldım. Ekonomi konusunda kariyer sahibi insanlar bunlar. Bizim hesaplarımız; oraya geldiğimiz anda sıcak parayı nasıl karşılarız ve Galatasaray sermayesini nasıl düzlüğe çıkaracağımızı konuştuk. Borçları düzgün bir biçimde yapılandırmaya ve vadeyi düşürmeye çalışacağız. Galatasaray’ın marka değeri bilançoyla aktif değer olarak düşüyor. Fonlamayı çeşitlemeyi düşünüyoruz. Şu anda Çin ve Körfez sermayesine girmek adına uzun vadeli stratejiler yaparak iki önemli finans devi ile Galatasaray adına iş birliği yapmaya çalışıyoruz. Ön anlaşma yapılmış işler bunlar. Özellikle körfez sermayesinde 150 milyon Dolar gelir getirmeyi planlıyoruz. Bunları daha çok çeşitlendireceğiz. Har vurup harman savurma dönemi bitmiştir. Bunları yaparken bize bugüne kadar borçla borç yaparak yapılandırmaya çalıştıklarını gösterdiler. Hiçbir ürün üretmek adına çalışma yapılmadı bugüne kadar. 1,5 milyar Dolarlık ürün geliri sağlamaya çalışacağız. Riva’yı en kısa dönemde devreye geçirip genel kurulun izniyle birlikte, borçlandığımız parayı yaptığımız yatırımlarımızla beraber karar verip buradan gelir elde etmeyi düşünüyoruz. Bir arkadaş bize 6 adet çok büyük bir arazi getirip işletme sözü verdi. Buraya iş merkezi, tatil köyleri yapıp yatırım ortaklığına Çoşkun Yılmaz’ı ve Feyyaz Atik’i ayrıca Fethi Gürsoy gibi bu konunun uzmanları arkadaşlar, projeleriyle Galatasaray’ın gayrimenkullerini değerlendirmeye çalışacaklar” ifadelerini kullandı.“Devletle olan iş birliğimiz sonucunda alt yapı konusunda bize yatırım ortaklığı sunuldu” diyen Turgay Kıran, “Türkiye’de 7 çeşitli bölgede arazi teşvik ve fon ve yabancı fonlarda genç oyuncular yetiştirmek için ortaklık kuracağız. Bu kaynaktan gelecek paralar için de çalışmalar yapacağız” dedi.'ARENA'NIN ÜZERİ 4 AYDA KAPANACAK'Sarı-kırmızılı başkan adayı Turgay Kıran, “Burada başkan adaylarından Dursun Özbek, Ali Sami Yen İş merkezi projesinde de otel konusu ortaya çıktı. Biz buna inanmadığımızdan orayı Galatasaray’ın bir merkezi haline getirip arkadaşlar maçtan önce gelsin, eğlensin maça gitsin istiyoruz. Statta ise üst kapaması projesinde sevgili Adnan Öztürk bir proje hazırlatmış ve 7 milyon Dolar karşılığında çok şeffaf bir sistemle 4 ayda o stadın üstünün kapanması halledilecek. Bizde Arena konusunda devlet büyüklerimizle sıkıntımızı paylaşacağız. Oranın bir kompleks olmasını sağlamak amacıyla bir 10 bin kişilik basket salonu ve 3 bin kişilik voleybol ve fitness salonu kuracağız. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile bunları yapacağız” diyerek projelerini anlattı.Galatasaray futbol takımı hakkında da açıklamalar yapan Kıran, “Kıymetli bir teknik direktörümüz var takımımızda. Hem ekonomik hem de idari yönden başarılı bir teknik direktör Hamzaoğlu. Sanırım 3 maç sonra Galatasaray şampiyonluğunu ilan edecek. Hamza hocanın yanında olacağız ve onun yanına ise idari direktör diyeceğimiz Bülent Ünder’i getireceğiz. Sportif A.Ş’ye yönetimdeki arkadaşların ilişkisi olmamasını sağlayacağız. İsmini açıklayamayacağım iki tane çok değerli arkadaşı da buraya getireceğiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.Skorer
Nepal'de Can Kaybı Artıyor...
7,9’luk depremin ardından Nepal’de ölü sayısı 6 bini geçti. Morglarda yer kalmaması sebebiyle sağlık görevlilerine cesetlerin bir an önce yakılması emri verildi.Nepal'de 25 Nisan Cumartesi günü başkent Katmandu'nun 80 kilometre kuzeydoğusundaki Lamjung'da meydana gelen depremde ölü sayısı 6 bin 200’e ulaştı. Yaralı sayısı ise en az 13 bin 924.Yaklaşık 28 milyon insanın yaşadığı bölgede ölülerin muhafaza edilmesi giderek zorlaşıyor. Morgların kapasitesini aşması sebebiyle yetkililer cesetlerin bir an önce yakılması gerektiğini söyledi. Depremden kurtulanlar, yıkılan evlerinin molozları arasında kalan cesetlerden yayılan koku nedeniyle evlerine dönemiyorlar.Enformasyon Bakanı Minendra Rijal, yakınlarını kaybeden ailelere bin dolar ihtiyaç yardımı ile ölülerin yakılması için 400 dolar destek vereceklerini açıkladı.
Cep Telefonlarına İzinsiz SMS'ler 1 Mayıs'ta Bitiyor
Firmaların tüketiciye yönelik izinsiz (spam) SMS, elektronik posta gibi mesajları ile telefon aramalarını yasaklayan düzenleme 1 Mayıs’ta yürürlüğe giriyor. Düzenleme ile birlikte istenmeyen reklam mesajı ya da elektronik posta gönderen firmalara 50.000 liraya kadar para cezası gelecek.Ayrıca, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) taslak aşamasında olan düzenlemesine göre istenmeyen mesajların dağıtımı sağlayan GSM operatörlerine de yaptırım uygulanacak.DHA’nın sorularını yanıtlayan Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Neredeyse hepimiz günün 24 saat 365 gün bir takım reklam amaçlı mesajlar ve elektronik posta iletileri gönderiliyor. Taciz noktasına gelen bu mesajlar tüketiciyi bezdirmekteydi” dedi.Ağaoğlu, 1 Mayıs 2015 tarihinde yürürlüğe girecek olan elektronik ticaretin düzenlenmesine yönelik düzenleme ile ticari maksatlı reklam ve tanıtım mesajları gönderilmesi artık yasaklandığını ifade ederek, “Kanunla reklam mesajları ve e-postları vatandaşın tercihine bırakılıyor” dedi ve ekledi:“Reklam mesajı göndermek isteyen firmalar tüketicinin onayını almak için onlara hiç bir mali külfet yüklemeden, bu mesajları red edebilecekleri şekilde bildirimde bulunup izinlerini almak zorundalar. Tüketici onay vermediği takdirde yani sessiz kaldığında bu durum reklam mesajlarının gelmesine izin verildiği şeklinde algılanmayacak. En geç 3 iş günü zarfında söz konusu mesaj trafiği durdurulacak.”
Ahmet Nur Çebi'nin İhmali Pahalıya Patladı
Siyah-beyazlılarda profesyonellerin uyarısına rağmen, 2. Başkan Ahmet Nur Çebi, 15 Aralık 2013 tarihli iki çeki umursamadı, sonunda da çekin arkasına “karşılıksız” damgası vuruldu. Siyah-beyazlılar iki günle hem icralık oldu, hem de haciz geldi.Beşiktaş ile Aktif Reklam arasında yaşanan hukuk mücadelesinde, siyah-beyazlıların ihmali görülürken, 2. Başkan Ahmet Nur Çebi’nin ise olayların odağındaki isim olarak göze çarpması dikkat çekti.Şirketle 6 milyon 097 bin dolar olarak ödenmesi konusunda sulh protokolü yapan siyah-beyazlılar, 15 Aralık 2013 tarihli iki çeki geciktirdi. Mali konularda söz sahibi olan Çebi’nin, çeklerin karşılıksız damgası yemesine sessiz kaldığı ifade edildi. 15 Aralık 2013 tarihli çekler konusunda, kulüpte finans ve mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalışan Elif Kapoğlu’nun siyah-beyazlı yöneticiyi uyardığı belirtildi. Hatta 15 Aralık’ın pazar gününe denk gelmesi nedeniyle 16’ına sarkan biri 255, diğeri 160 bin dolarlık çeklerin bir gün sonra ödendiği ortaya çıktı.Koz verdilerSiyah-beyazlılar o gün Halk Faktoring’ten para beklerken, kurumun yönetim kurulunun toplanamamasından dolayı parayı bir gün geç gönderdiği ortaya çıktı. Bankaların mesaisinin bitmesine dakikalar kala Kapoğlu’nun, çekin protestoya uğrayacağı konusunda yönetimin tekrar dikkatini çektiği buna rağmen ödemenin geciktirildiği de ifade edildi.Biri tatilden, diğeri de siyah-beyazlılardan kaynaklanan iki gün gecikmenin faturası, Beşiktaş’a icra ve haciz olarak geri döndü. Aktif Reklam avukatları bunu koz olarak kullandı ve bugünlere gelindi.Başka ihtiyacınız!Hukukçuların, temyize gidilmesi yönündeki tavsiyesine Başkan Fikret Orman ve 2. Başkan Ahmet Nur Çebi’nin uymadığı da dikkat çeken diğer bir unsurdu.Aktif Reklam’ın haciz işleminin gerçekleştirildiği sırada, Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’nde bulunan Çebi’nin olaydan bilgisi olmadığı, haciz kamyonlarının fotoğrafını cep telefonundan gösterenlere de “Küçük şeyleri göremiyorum” diyerek bakmayı reddettiği öğrenildi.Ahmet Nur Çebi’nin, haciz yapıldığı gün 15.00 civarında da kulübün avukatlarıyla görüşerek, “Para dışında bir ihtiyacımız var mı?” diye sorduğu da ifade edildi.‘En iyi bildiği iş alacaklıları kovmak’Fikret Orman’ın ilk döneminde hukuk işlerinden sorumlu yönetici olan Levent Erdoğan, olayla ilgili ilginç açıklamalar yaptı.Erdoğan, “Sulh protokolü yapılırken de asla danışmadılar. Oysa benim işim bu... Öyle yanlış işler yaptılar ki, benim ‘hayır’ diyeceğimi bildikleri için anlaşmaları göstermediler. Mahkemeden Beşiktaş aleyhine 8.8 milyon dolar ödeme kararı çıktığında Fikret Orman ve Ahmet Nur Çebi’ye temyize gitmelerini söyledim. Ancak kaale alınmadı. O dönemde alacaklılarla ilgilenen 2. Başkan Ahmet Nur Çebi’ydi. Kendisinin en iyi bildiği iş zaten alacaklıyı kovmaktır” diye konuştu.Futbolarena
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
AK Parti bünyesinde Davutoğlu'nun başarısızlık sınırı olarak yüzde 45'in ya da 300 sandalyenin altı konuşulurken, yüzde 55-60 hedefini siyasetin aritmetiğiyle izah etmek çok zor; tabii sadece HDP değil, CHP ve MHP'nin de işleri sarpa sarmaya başlamazsa.Başbakan Ahmet Davutoğlu dün AK Parti’nin seçim kampanyasını başlattı.Dünyanın üzerimize geldiği şu günlerde “Dünya bizi alkışlıyor” gibi hamasi saptamaları ve Mehter Marşı gibi bir seçim şarkısı eşliğinde verilen –nostaljik ve tehlikeli- “Dünyada adaleti sağlamaya geliyoruz” vaatlerini zor da olsa günün heyecanına verelim.AK Parti internet sitesinde yer alan seçim bildirgesinde yazılı Kürt çözümü meselesinin Davutoğlu’nun ilan ettiği 100 madde arasında yer bulamaması, ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çok istediği başkanlık sisteminin önemli yer tutması ise dikkat çekiciydi.
CHP'nin Reklam Filmi İstanbul Mitinginde İzletildi: ‘Milletçe Alkışlıyoruz’
'Milletçe Alkışlıyoruz' sloganıyla hazırlanan reklam filmi meydanda izletildi.Reklam filminin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:Ülkemizdeki insani, ahlaki, siyasi, hukuki değerlerde meydana gelen yozlaşmayı milletçe alkışlıyoruz. Milletin milletliğini, devletin devletliğini tehdit eder boyutlara ulaşan yozlaşmayı milletçe alkışlıyoruz. Ülkemizde kol gezen yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik ve vicdansızlığı milletçe alkışlıyoruz. Ülkemizdeki, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan ekonomik adaletsizliği milletçe alkışlıyoruz. Ülkemizde hüküm süren kabadayılığı, zalimliği ve zorbalığı, baskıcılığı, yasakçılığı ve ayrımcılığı milletçe alkışlıyoruz. Ülkemizde, milletin polisle arasını açan, milletin hukukla arasını açan, milletin basınla arasını açan, milletin sporla, sanatla, kültürle, dinle, imanla arasını açan, milletin devletle arasını açan, en acısı, milletin milletle arasını açan zihniyeti milletçe alkışlıyoruz. Ülkemizi, başkanlık bahanesiyle despotluk bataklığına sürükleyenleri milletçe alkışlıyoruz. Sorumsuzluğu, savurganlığı, çıkarcılığı, zalimliği ve saldırganlığı milletçe alkışlıyoruz. Ülkemizi ‘yaşanmaz bir Türkiye’ haline getirenleri milletçe alkışlıyoruz. Hakka, hukuka ve ekonomiye, özgürlüğe, barışa ve adalete, laikliğe, demokrasiye ve Cumhuriyete zulmeden malum zihniyeti milletçe alkışlıyoruz. Bu alkış, kısa sürede, bir çığ gibi büyüyerek bütün ülkeye yayılacak toplumsal bir haykırıştır.
Trabzonspor Kulübü Eski Başkanı Atay Aktuğ: "Yargıtay'ın Kararıyla Bu Yönetim Düşmüştür"
Eski Trabzonspor Kulübü Başkanı Aktuğ, 'Yargıtay'ın kararından sonra yönetim kurulu düşmüş ve kongreyi yönetim kurulu yapamaz' dedi.Eski Trabzonspor Kulübü Başkanı Atay Aktuğ, Trabzonspor Yönetim Kurulu'nun görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin genel kurul kararını iptal eden yerel mahkeme kararının Yargıtay tarafından onanmasına ilişkin, 'Yargıtay'ın kararından sonra karar düzeltme yapılsın veya yapılmasın yönetim kurulu düşmüştür. Artık kongreyi yönetim kurulu yapamaz' dedi.Aktuğ, 1967 Trabzonlular Derneğince kentte bir otelde verilen kahvaltıda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Öncelikle kendisinin olası bir genel kurulda başkan adayı olmadığını belirten Aktuğ, Fenerbahçe otobüsüne yapılan silahlı saldırıya değindi.Saldırının kabul edilemez olduğunu belirten Aktuğ, 'Bu, provokatörler tarafından yapılmıştır' dedi.'Trabzonspor'u bu olaya bulaştırmamak lazım' diyen Aktuğ, şunları söyledi:'Türk futbolunda ilk defa bir kulübün futbol takımını taşıyan otobüse silahlı saldırı oluyor. Daha önce taşlı sopalı, döner bıçaklı saldırı olurdu ama silahlı saldırı ilk defa oldu. Çok tehlikeli bir olay. Gerçekten sayın Valimizin söylediği gibi provokasyonlardan biri olabilir. Çok fazla konuşmamak lazım. Hiç kimsenin de 'ben bu işi hallederim' dememesi lazım. Devlet, devletin polisi, savcısı, yargısı var. Bir an önce bu olayların faalini ortaya çıkarıp kapanması lazım. Federasyonun da bu konuda tedbirleri alması lazım.''KONGRENİN YAPILMASI LAZIM'Aktuğ, Trabzonspor Kulübü Yönetim Kurulu'nun görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin genel kurul kararını iptal eden yerel mahkeme kararının Yargıtay tarafından onanmasına ilişkin, 'Trabzonspor'un bir kongreye gitmesi lazım. Bu kongreye giderken de 'bu yönetim kurulu, kongre yapsın' diye gazeteler yazıyor. Ben hukukçu değilim ama yönetim düşmüş gibi görünüyor. Yargıtay'ın kararından sonra karar düzeltme yapılsın veya yapılmasın yönetim kurulu düşmüş, kongreyi artık yönetim kurulu da yapamaz. Ya eski divan kurulu yapacak, yürütecek, Trabzonspor'un başına gidecekler, kongre yapacaklar ya da söylendiği gibi kayyum atanacak. 'Kayyum atamak Trabzonspor için bir zafiyettir' gibi şeyler var, hayır, yanlış yapılmışsa doğru budur. Bu kongrenin yapılması lazım' değerlendirmesinde bulundu.Adaylığını açıklayan isimler olduğunu, mevcut başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun aday olduğunu söylediğini belirten Aktuğ, 'Herkes aday olabilir ama Trabzonspor mali açıdan çok zayıf durumdadır. Kongrede kim aday olacaksa olsun öncelikle finans durumuna, gelir gider durumuna bakacak. 300-400 trilyon açık varsa bunun kapatılması lazım. Onlar varken şampiyonluğa gidecek bir takım oluşturulamaz, futbolculara ödeme yapılamaz, yapsa bile borçlanılacaktır. Borçlandığında Sebatspor'un durumu var. Allah korusun öyle olmamalı' ifadesini kullanmalı.1967 Trabzonlular Derneği Başkanı Alaattin Hatayoğlu da daha önce İstanbul'da spora hizmet etmiş kişilerle, başkan adaylarıyla beraber olduklarını ve bunun 5'incisini Trabzon'da gerçekleştirdiklerini belirtti.Trabzonspor'un içinde bulunduğu sorunları anlatan ve yönetim kuruluna eleştirilerde bulunan Hatayoğlu, 'Bizim tek amacımız, Trabzonspor. Trabzonspor'a, Trabzon şehrine bordo-mavi renklere aşığız. Bizi bu etkinlikleri yaptırmaya, Trabzonspor adına konuşturmaya tek iten neden bu' dedi.Sampiy10
Gizemli Para Girişinde 17 Yılın Rekoru
Gizemli para girişi 17 yılın zirvesine ulaştı. Uzmanlar 'finansman girişinin normal kanallardan zayıfladığı dönemlerde para girişinin yükseldiğine dikkati çekti.Cari açık Şubat ayında 3,2 milyar dolar ile beklentilerin üzerinde gelirken, kaynağı belirsiz para giriş-çıkışını gösteren net hata noksan kalemi ise Şubat'ta 4.3 milyar dolar fazla vererek son 17 yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti.'FİNANSMAN GİRİŞİ NORMAL KANALLARDAN ZAYIFLADIĞINDA GÖZLENİYOR'Ayşe Ekin Gündüz'ün Uzman Para'da yer alan haberine göre, net hata noksan kalemindeki 4.2 milyar dolar fazla verilmesini değerlendiren Erste Securities İstanbul Baş Ekonomisti Nilüfer Sezgin, “Türkiye’de finansman girişlerinde normal kanalların zayıfladığı dönemlerde böyle bir net hata noksan kaleminde, yani kaynağı belirsiz para girişlerinde yükseliş gözlüyoruz. Bununla ilgili yapılmış net bir çalışma olmamakla beraber bazı tahminler yürütülüyor. Mesela yurt içinde yerleşiklerin kayıt dışında olduğu biliniyor, döviz girişinin kısıtlı olduğu dönemlerde de yurt dışındaki paralarını getirdikleri yönünde bir tahmin var. Bu tek başına kaynağı belirsiz girişleri ne derece açıklayabiliyor, onu bilmek zor.'ÇİFT YÖNLÜ ETKİSİ VAR'Öte yandan net hata noksan kaleminin yüksek olmasının iki yönlü etkisini de görüyoruz. Bir yandan Türkiye’nin standart dış finansman kanallarında zaman zaman yavaşlamalar olması sebebiyle bir kırılganlık olduğunu anlıyoruz, ancak diğer yandan da bu kaynağı belirsiz girişler sayesinde de ekonominin finanse edilmeye devam ettiğini, yani kağıt üstüne yansımayan ve ne olduğu tam da anlaşılamayan ek bir tampon olduğunu da gözlüyoruz“ dedi.'ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA TERS YÖNLÜ ÇIKIŞ OLABİLİR'Sezgin, net hata kalemindeki yükselişlerin yıl içerisinde genelde dengelendiğini de belirterek, önümüzdeki aylarda ters yönlü bir çıkış olabileceğini de sözlerine ekledi.Net hata noktan kalemindeki 4.8 milyar dolar ile Temmuz 2013'te de rekor kırmış ancak bu rakam daha sonra revize edilerek 2.1 milyar dolar olarak belirtilmişti. O dönemde bu artışın kaynağının varlık barışı olduğu görüşüne yer verilmişti.
En İyi Master Sıralamasında Tanınan 7 Polonyalı Üniversite
- Finans ve Muhasebe Yüksek Lisans Programı (1.sırada__)– Ekonomi Kurslar (1.sırada)– Executive MBA ve MBA Yarı Zamanlı Kategorisi (1.sırada)– Uluslararası Yönetim (5.sırada)– İş ve Ticaret Hukuku (1.sırada)– Kamu Yönetimi (2.sırada)– Yönetim Kursları (4.sırada)