onedio

çocuk istismarı Haberleri

çocuk istismarı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. çocuk istismarı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Vine'dan Cinsel İçerikli Videolara Yasaklama
Vine cinsel öğeler içeren içerikleri kaldırmayla ilgili içerik kurallarının değiştiğini bloğundan duyurdu. Uzun zamandır bu problemle uğraşan Vine’ın bu konuda ne kadar başarılı olacağı merak konusu olsa da App Store’da uygulamayı indirmek için minimum yaş sınırı 17. Kullanıcının istediği içeriği yükleyebildiği sosyal ağlarda bu konuda oluşan boşluk aslında sadece Vine’ın problemi değil. Yahoo da satın aldığı Tumblr’da bu tarz içerikleri kaldırmaya uğraşırken, Instagram’da bazı etiketlerde içerik göstermiyor. Facebook’ta bu konuda özellikle çocuk istismarı konusunda önemli adımlar atmıştı. Vine yayınladığı blog yazısında bu tip içeriklerin yüzde 1′in altında kullanıcı tarafından oluşturduğunu belirtmesine karşılık, bu içerikte ne kadar videonun olduğunu belirtmiyor. Değişikliklerin hemen uygulanacağını belirten şirket, ayrıca kullanıcılarından bu yöndeki içeriklerle ilgili geri bildirimde bulunmalarını istiyor.Twitter’da hazırlanan Vine’ın cinsel içerikleri ile ilgili sıkça sorulan sorular bölümünde konuyu daha detaylandıran Vine bu yönde kararlı görünüyor. Twitter’da, Instagram’da cinsel içeriklerin var olduğunu düşündüğümüzde tamamen bu yönlü içeriklerden temizlenemese de Vine bu adımla en azından bu algıdan kurtulmak istiyor. webrazzi
Hindistan'da Tecavüz Soruşturmasına Kast Engeli
Hindistan'da tecavüze uğrayıp öldürülen kızların yakınları, alt kasttan olmaları nedeniyle polisin kendilerine yardımcı olmadığını iddia etti. Hindistan'ın kuzeyindeki Uttar Pradeş eyaletinde iki kızın toplu tecavüze uğradıktan sonra ağaca asılarak öldürülmesiyle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Öldürülen kızlardan birinin babası, yardım istediği polislerin kendisiyle 'alay ettiğini' ve 'alt sınıftan olduğu' gerekçesiyle olayla ilgili araştırma yapmayı reddettiğini söyledi. Ailelerin verdiği bilgiye göre, 14 ve 16 yaşındaki kızlar kaybolduğunda polisler bölgede arama yapmayı reddetti. Olayın yaşandığı Katra Shahadatganj bölgesi halkı da, kast sisteminin sosyal meselelerde karşılarına büyük bir engel olarak çıktığı görüşünde. Kasabalılar ayrım yapan polis memurlarının yerine yeni görevliler atansa bile, kendilerine yönelik tutumun değişmeyeceği kanısında. Üst düzey polis yetkilisi Atul Saxena ise, ayrımcılık yaptığı iddia edilen polislerle ilgili 'kapsamlı bir soruşturma' başlatılacağını söyledi. Kast sisteminin polisin tavrını etkilemediğini ifade eden yetkili, 'Polis, bütün suçlulara eşit şekilde muamele etmekle yükümlüdür. Olayla ilgili herşeyin doğru şekilde yapıldığına emin olacağız' dedi. Küçük kızlara yönelik tecavüz ve cinayetle ilgili olarak şimdiye kadar biri polis üç kişi tutuklanmıştı. Anaokulunda tecavüz Hindistan'daki bir diğer cinsel istismar vakası da Yeni Delhi'de gerçekleşti. Bir anaokulunun sahibi ve yöneticisi, çocukların tecavüze uğradıkları yönünde şikayette bulunmalarının ardından tutuklandı. 52 ve 30 yaşındaki şüphelilerin çocuklara yönelik cinsel istismarı fotoğrafladığı ortaya çıktı. Hükümet destekli bir çocuk derneğinin yetkilisi olan Anuradha Sahasrabudhe, 28 öğrencinin bulunduğu anaokulunda yaşananlarla ilgili ' Korkunç bir vaka. Çocukların ifadeleri, istismarın çok uzun süredir yaşandığını gösteriyor. Üstelik de bu anlar fotoğraflanmış. Ve çocuklara dışkı yedirmek suretiyle eziyet edilmiş' dedi. Üç kurbandan biri çocuk Polis, anaokulunun 2002'den beri yasadışı olarak işletildiğinin ortaya çıktığını ifade etti. Hindistan'daki çocuk istismarı vakalarının büyük bir kısmı, ev, okul ve bakım tesislerinde meydana geliyor. Nisan 2013'te Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi'de, altı yaşında bir kız çocuğu tecavüz edildikten sonra boğazı kesilmiş halde bulunmuştu. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'na (UNICEF) göre, Hindistan’da tecavüze uğrayan üç kurbandan biri çocuk. Onbinlerce dava var Hindistan’da yalnızca çocuklara yönelik istismar değil; taciz ve tecavüz vakaları özellikle son yıllarda artmış durumda. Ulusal Suç Kayıtları Bürosu'nun istatistiklerine göre, ülkede her gün 20 kadın tecavüze uğruyor. 16 milyon insanın yaşadığı başkent Yeni Delhi ise en tehlikeli şehir. Kentte her 14 saatte bir cinsel suç işleniyor. BM'ye göre, kentteki kadınların yüzde 85'i saldırıya uğramaktan korkuyor. Onbinlerce tecavüz davası ise Hindistan mahkemelerinde görülmeyi bekliyor. Kaynak: Reuters ve BBC
Çocuk İstismarını Konu Alan Çarpıcı Bir Kısa Film: Zorundayım
Gökhan Oğuztimur'un istismar edilen çocuklar için çektiği Zorundayım adlı kısa filmde gönüllü çocuklar kamera karşısına geçti.Oyuncular; Dilenci çocuk , Böbreği alınan çocuk, Hırsız çocuk, Çöpçü çocuk, Gelin Çocuk, Molotofcu çocuk, Dayak yiyen çocuk , istismarın en önemli rollerini büyük bir titizlikle oynayarak izleyicilere gerçek hayatta çocukların başına gelen olayları anlattı. Aile bireyleri tarafından istismara maruz kalmış çocukların fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları diğer çocuklara göre iki kat daha fazla olup bu sorunlar intihar düşüncelerini ve girişimlerini de kapsıyor.Çocukların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı polis ve diğer yardım kuruluşlarından destek alamaması bu durumu daha da üstü kapalı hale getiriyor.Türkiye'de son bir yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 216.875 in üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Çekimleri bir hafta süren Zorundayım kısa filmi, sponsor desteği olmadan, Yönetmenin ,ekibin ve oyuncuların ücret talep etmediği bir Sosyal Sorumluluk Projesi olmuştur.KÜNYEOYUNCULARDİLENCİ ÇOCUK Beril ÇolaklarBÖBREĞİ ALINAN ÇOCUK Berkay DenizHIRSIZ ÇOCUK Ece KaradenizÇÖPÇÜ ÇOCUK Simay KaradenizGELİN ÇOCUK Öykü KayaMOLOTOFCU ÇOCUK Berkant KaradenizŞİDDET GÖREN ÇOCUK Canay YenilmezSENERYOEsra OğuztimurGÖRÜNTÜ YÖNETMENİYaşar TuranlıMAKYAJYaşar TuranlıYARDIMCI ASİSTANNeslişah KaynardağMÜZİK / KURGUGökhan OğuztimurFOTOĞRAF / FİLMGökhan OğuztimurYÖNETMENGökhan Oğuztimur
Çocuk Gelinler Üstüne Bir Roman
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre, Türkiye, çocuk gelinlere en çok rastlanan ülkeler sıralamasında yüzde 14 oranıyla ikinci sırada yer alıyor. İlk sıraları Batı-Doğu-Orta Afrika ülkeleri ile Güney Asya ülkeleri alıyor. Konunun birçok uzmanı 18 yaşın altındaki evliliklerin çocuk istismarı olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak, ülkemizde halen istismarın adı ‘evlendirme’ olarak doğal bir şey gibi lanse ediliyor.Çocuk gelinleri gezdiği, gördüğü ve yaşadığı yerlerden esinlenerek kaleme alan Ali Bayram, “13’ünde Kadın Olmak” romanı ile çocuk gelinlerin dramlarını gözler önüne seriyor. Romanının kahramanları, daha doğrusu mağdurları olan 13’ündeki ikizler, Helin ve Sıla da ağabeylerinin bir başkasının ölümüne neden olduğu insanların kanları karşılığında evlendiriliyor. Romanda çocuk gelin gerçeğine karşı direnen bir köy öğretmeninin de düzeni değiştirmeye çalışırken çarkın dişlilerinde öğütülerek yok edildiği anlatılıyor.Bayram’ın, görev yaptığı yerlerde yaşadığı töre gerçeğini romanına yansıtırken, “13’ünde Kadın Olmak” bizlere ‘insan’ olmanın sadece unvan olmadığını, bir felsefe olduğunu hatırlatmakla birlikte; namlunun soğukluğuyla, kurşunun kalbinize saplanması acısını yaşatıyor. Ne acı ki; çocuk gelinler insanlık dışı bir töreye kurban ediliyor.Yazar, bir röportajında “İki çocuk gelin, iki ayrı evde, insanlık dışı bir töreye kurban ediliyordu” diyor. Evet, anahtar kelime buydu aslında. İnsanlık dışı bir töre…Sizlere kusura bakmayın ama ‘güzel, keyifle okuyabileceğiniz bir roman’ gibi laflar edemeyeceğim. Şezlonga şöyle uzanırken, içkinizi böyle yudumlarken okuyabilirsiniz gibi pazarlama laflarına da hiç gerek yok. Romanın hedef kitlesi A + da değil ayrıca. Çünkü hedef kitlesi, empati yapabilen herkes. Biraz empati yapabilen ve kendi dışımızda da ne gibi hayatlar olduğunu bilmek isteyenler için etkileyici bir roman.Kaynak : Aycan Pırasalar Yengigün Gazetesi
'MİT Kişisel Verilere Yargı Denetimi Olmaksızın Ulaşabiliyor'
İnsan Hakları İzleme Örgütü raporuna göre, 'Hükümet internette ifade özgürlüğünü engellemeye yönelik yetkilerini genişletti ancak hükümeti denetleyebilecek bir mekanizma yok!'İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) “Türkiye'nin çevrimiçi (online) ifade özgürlüğü”ne yönelik hazırladığı raporda, “Son aylarda hükümet çevirimiçi içeriği sansürleme ve internet faaliyetlerini takip etme yetkilerini genişletti; bu yetkilerin kullanımını denetleyen bağımsız bir mekanizma ise yok” ifadelerine yer verdi.'Türkiye'nin iktidar partisi uyguladığı politikalara yöneltilen eleştirilere, internet sansürüne daha da hız vererek ve sosyal medya kullanıcıları hakkında davalar açarak yanıt verdi' değerlendirmesinde bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü internet araştırmacısı Cynthia Wong , “Türk Hükümeti'nin çevirimiçi haklara yönelik gerileme anlamına gelen bu yaklaşımını görmezden gelmemelidir” ifadesini kullandı.İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre “Türk Hükümeti'nin web sitelerini engellemekten ve sosyal medya kullanıcıları hakkında savcılık soruşturması ve kovuşturması açmaktan vazgeçmesi, Anayasa Mahkemesi'nin de, yeni MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) yasasındaki hak ihlali anlamına gelen düzenlemeleri iptal etmesi” gerekiyor.Türkiye’de engellenen site sayısının bilinmediğine işaret edilen raporda şu ifadelere yer verildi:“Son yıllarda, Türk makamları 5651 sayılı, son derece katı Internet yasasından aldıkları yetkiyle onbinlerce internet sitesine erişimi engellediler. Engellenen sitelerin kesin sayısı bilinmiyor çünkü Internet erişiminin engellenmesine yönelik hukuki ve idari usul ve süreçler saydam bir şekilde işlemiyorlar. Dahası, hükümetin geçtiğimiz Şubat ayında meclisten geçirdiği değişiklikler, bu yasada zaten varolan sansürleme yetkilerini daha da artırdı. Bu değişiklikler, bir web sitesinde yayınlanan bir paylaşımın, özel yaşamın gizliliği hakkını ihlal ettiğinin sadece iddia edilmesi durumunda bile, o web sitesine erişimin, yetkili makamlar tarafından herhangi bir mahkeme kararına gerek duymaksızın engellenmesine olanak tanıyor.Hükümet ayrıca sosyal medyayı da susturmaya çalıştı. Türk makamları 30 Mart yerel seçimleri öncesinde protesto gösterilerini örgütlemek ve reform çağrısında bulunmak için kullanılan Twitter ve You Tubegibi sitelere erişimi engellediler. Bu engellemeler, üst düzey devlet görevlileri arasında gerçekleşen bazı telefon görüşmelerinin sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna sızdırılması sonucu patlayan bir yolsuzluk skandalının hemen sonrasında vuku buldu.Bu topyekun engelleme, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, uluslararası camiada yaygın bir şekilde eleştirildi. Ancak o dönemde başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası camia ne derse desin, Twitter'ın ve diğer sosyal medya sitelerinin 'kökünü kurutacağına' yemin etti.Twitter ve You Tube'a erişim, Anayasa Mahkemesi tarafından, sırasıyla Nisan ve Haziran aylarında serbest bırakıldı. Anayasa Mahkemesi Twitter'a yönelik topyekun engellemenin bilgi edinme hakkına yönelik ciddi bir kısıtlama getirdiğini belirtti ve bu engellemenin yasadışı ve keyfi olduğu saptamasında bulundu. Ancak 2007'den bu yana You Tube ile birlikte başka bazı sosyal medya sitelerine de erişim uzun süreler boyunca engelleniyor.İster çevirimiçi olsun, ister çevrim dışı, özel yaşamın gizliliği hakkı da tehdit aldında. Türkiye, geçtiğimiz Nisan ayında yeni bir MİT yasası çıkardı. Bu yasa teşkilata mahrem verilerin, belgelerin ve her türden kişisel bilgilerin toplanması için çok geniş yetkiler veriyor.”“Yeni internet yasası ile özel yaşamın gizliliği hakkının zedelendiğini” savunan İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre “Yasa MİT’in kişisel verilere, yargı denetimi olmaksızın, sınırsızca ulaşmasına olanak tanıyor. Ayrıca toplanan verilerin muhafaza edilmesinin veya hükümetin bu verilere erişiminin kapsamını belirleyen açık ve net kısıtlar da yok. Yasa, ayrıca, teşkilatın yetkilerini istismar etmesi halinde, bu istismarı ortaya çıkartabilecek gazetecilerin hapisle cezalandırılmasını öngörürken, MİT personelini de hukuki soruşturma ve kovuşturmadan fiilen muaf tutuyor”.İnsan Hakları İzleme Örgütü, “Dinleme, izleme ve gözlemeye yönelik bu genişletilmiş yetkilerin, hak ihlalleri yapan soruşturma ve kovuşturmaları besleyebileceğini ve hukukun üstünlüğü ilkesini zayıflatabileceği” tezini sunuyor.İnsan Hakları İzleme Örgütü raporunda “Türk makamları, ayrıca, tekrar tekrar açılan savcılık soruşturmalarıyla, sosyal medya kullanıcılarının çevirimiçi paylaşımlarına karşı da, giderek artan ölçülerde kısıtlayıcı bir yaklaşım sergiliyorlar. Bu soruşturmalar, Türkiye'nin ifade özgürlüğünü korumak yönündeki yükümlülükleri ile çelişiyor. Örneğin, geçtiğimiz Şubat ayında 29 Kişi hakkında Twitter aracılığıyla isyan kışkırtıcılığı yapmak suçlamasıyla bir savcılık iddianamesi hazırlandı. Taksim Meydanı'ndaki Gezi Parkı'na inşaat yapılmasına ilişkin Hükümet planlarına karşı 2013 Mayısında yapılan gösterilerle bağlantılı olarak hazırlanan bu iddianamede, sanıklara yöneltilen suçlamalara kanıt olarak sunulanlar arasında, Gezi Parkı protestoları ile ilgili bilgi paylaşmak, acil yardım birimlerini çağırmak veya eylemciler için tıbbi yardım istemek amacıyla atılan tweetler de vardı” ifadelerine yer verdi.İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün “Türkiye'nin internet faaliyetlerini sınırlandırmak için yaptığı hamlelere” ilişkin raporu şöyle:Internet Sansürü5651 sayılı Internet Yasası internet ve diğer çevirimiçi servis sağlayıcılarını düzenlemek amacıyla 2007 yılında çıkartıldı. Yasa, yer vericileri yabancı ülkelerde bulunan web sitelerine erişimin, bu sitelerin şu sekiz kategori altında toplanan yasaklanmış içeriğe yer verdiklerinden kuşkulanılması halinde engellenmesini öngörüyor: Çocuk istismarı görüntüleri, uyuşturucu kullanımını kolaylaştıran içerikler, sağlığa zararlı maddelerin tedarikine yönelik içerikler, müstehcenlik, fuhuş siteleri, kumar siteleri, intiharı özendiren içerikler ve modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e karşı işlenen suçlar.Engelleme kararları mahkemeler tarafından verilebileceği gibi, tedbir amaçlı olarak savcılıklar veya Telekominikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından da verilebiliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna bağlı bir idari birim olan TİB'in görevi, engelleme kararlarını ve gözetleme izinlerini uygulamak ve Internet içeriğini izlemek.2007 yılından bu yana, bu yasa LGBT camiasının forumlarına, bağımsız medya sitelerine ve Kürt yanlısı yayın yapan haber sitelerine erişimi engellemek amacıyla kullanıldı (ki LGBT camiasının forumlarına yönelik engelleme sonradan, herhangi bir gerekçe gösterilmeden kaldırıldı). Kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriğe yer veren, YouTube, Twitter, Blogspot, Wordpress, Vimeo ve Google Groups gibi bir çok küresel web sitesi, yer verdikleri içeriğin sadece çok küçük bir kısmının engellenmesi gerektiği düşünülmüş olsa dahi, toptan kapatıldı.Bu uygulamalar, başta Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın medya özgürlüğü temsilciliği, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler düşünce ve ifade özgürlüğü özel raportörlüğü olmak üzere, uluslararası camiada defalarca eleştirildi. Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde yazdığı 2012 ilerleme raporunda,'web sitelerinin sık sık yasaklanması ciddi bir kaygı vesilesidir ve Internet yasasının değiştirilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur,' dendi.You Tube'a, web sitesi oluşturma ve yer verme hizmeti sunan Google Sites'a ve müzik sitesi Last.Fm'e erişimin Hükümet tarafından engellemesine karşı, Avrupa İnsan Hakları mahkemesine de beş ayrı bireysel başvuruda bulunuldu.AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), Aralık 2102'de, Ahmet Yıldırım'ın bireysel başvurusu üzerine, Google Sites'a erişimin topyekun engellenmesinin, ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. AİHMbu kararında, 5651 sayılı yasanın keyfi veya hak ihlallerine yol açabilecek engellemelere karşı yeterince koruma sağlamadığı bulgusuna ulaştı.Hükümet AİHM'in bu kararını büyük ölçüde görmezden geldi. Türkiye'de engellendiği rapor edilen siteleri izleyen Engelliweb adlı sivil toplum sitesinin verilerine göre, Ağustos 2014 itibariyle 50.000'nin üzerinde engellenmiş Web sitesi vardır ki bu sayı 2012'de engellendiği rapor edilen site sayısının iki mislidir.Internet yasasında 2014 yılında yapılan değişiklikler TİB'in yetkilerini genişletti. Bu değişiklikler, bir özel ya da tüzel kişinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği iddiasıyla başvurması, ya da bir içeriğin toplumun bazı üyelerine karşı ayrımcı veya kırıcı olduğunun düşünülmesi durumunda, TİB'e idari engelleme kararı verme yetkisi tanıdı. Internet hizmet sağlayıcıları, bir engelleme kararı ellerine ulaştıktan sonra, dört saat içinde belirli URL adreslerine erişimi engellemekle yükümlü kılındı. Bu tür engelleme kararlarının 48 saat içinde bir mahkeme tarafından gözden geçirilmesi zorunlu kılınmış olsa dahi, engelleme kararının hangi hallerde verilebileceğine ilişkin nedenler öylesine geniş ve belirsiz bir şekilde tanımlandı ki, yasanın hak ihlallerine yol açabilecek şekilde uygulanmasına ve yorumlanmasına olanak tanıyacak bir takdir hakkı doğdu.Buna ilaveten, bir URL adresine erişimi engellemek, bir sosyal medya sitesinin tümüne erişimi engellemekten daha hedef odaklı olmakla birlikte, bu tür engelleme bir Internet ağı üzerinden akan Internet içeriğinin incelenmesine olanak sağlayan 'deep packet inspection' (derin veri incelemesi) yönteminin daha çok kullanılması sonucunu doğurabilir. URL engellemesi için kullanılması gerekli olan bu tür veri inceleme yöntemleri, özel yaşamın gizliliği hakkının ihlali konusunda ciddi kaygılar doğuruyorlar, zira bu yöntemler Internet trafiğinin kitlesel olarak gözetlenmesine ve bu trafiğe yönelik muhtemel müdahalelere olanak tanıyorlar. Bazı medya raporlarında, Türkiye'de derin veri analizi yöntemlerinin çoktandır kullanıldığı belirtiliyor.Son olarak, hükümetin yayınlanmasını uygun bulmadığı içerikleri kaldırmaları için, Türk makamlarının Google ve Twitter'a yaptıkları başvurularda son yıllarda büyük bir artış yaşandı. Twitter'ın kamuoyuna açıkladığı rakamlara göre, Twitter'a 2014 yılının ilk yarısında 304 adet hesap ile ilgili olarak, toplam 186 içeriğin yayından kaldırılması başvurusu yapılmıştır ki, bu sayı 2013 yılının aynı dönemi için belirtilen 30 hesap ile ilgili yapılan toplam 7 başvurudan kat kat fazladır. Twitter bu başvuraların sadece %30'una kısmen ya da tamamen olumlu cevap verdi.Mart ayında Twitter bu engelleme kararlarına itiraz etmek amacıyla Türkiye'de dava açmış ve bu davaların ikisini kazanmıştır ki bunlardan biri eski bir hükümet görevlisini yolsuzlukla suçlayan bir hesabın kapatılması talebine ilişkindir.Türk yetkililer ayrıca, Twitter'dan vergi tahsil edebilmek için, ama bunun yanı sıra, bu şirketi yayınladığı içeriği sansürlemeye veya kullanıcılara ilişkin bilgileri vermeye daha kolay zorlayabilmek amacıyla, ondan Türkiye'de bir ofis açmasını da talep etti. Twitter Türkiye'de bir ofis açmayı planlamadığını belirtti.Gözetleme, Özel Yaşamın Gizliliği ve Kamuoyuna Hesap VerebilirlikMeclis 17 Nisan'da MİT'in yetkilerini genişletirken, hükümetin hesap verebilirliğini, medya özgürlüğünü ve özel yaşamın gizliliği hakkının kullanımını daraltan bir yasa çıkardı. 26 Nisan'da yürürlüğe giren Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair 6532 sayılı kanun, MİT'in faaliyetlerine ilişkin 1983 yılında çıkartılmış 2937 sayılı kanunda değişiklik yapıyor.Yeni yasa, MİT'e, bireyler hakkındaki mahrem bilgileri, belgeleri ve verileri kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalardan, arşivlerden, şirketlerden, diğer tüzel kişilerden ve hatta tüzel kişiliği haiz olmayan örgütlerden, mahkeme kararı olmaksızın toplayabilmesi için çok geniş yetkiler veriyor. Yasa talep edildiğinde bu bilgilerin MİT'e verilmesini zorunlu kılıyor ve diğer yasa, tüzük ve yönetmeliklerde aksine hükümler bulunması halinde, bu yasanın hükümlerinin geçerli olacağını belirtiyor. İstihbarat teşkilatının veri toplamaya yönelik taleplerini yerine getirmemek, hapisle cezalandırılabiliyor.Dahası yeni yasa, teşkilata, mahke kararı gerektiğini belirtmeksizin, 'telekomünikasyon kanallarından geçen dış istihbarat, millî savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplama' izni veriyor. Bu hüküm Internet trafiğinin veya cep telefonu mesajlarının kitlesel olarak izlenmesini mümkün kılabilir. Yeni yasa istihbarat teşkilatına, ayrıca yurtdışıyla yapılan telefon görüşmelerini, yabancıların yaptığı telefon görüşmlerini ve umumi telefonlardan yapılan görüşmeleri dinleme ve bu verileri çözümleme ve saklama yetkisi de veriyor.Yasada yapılan değişiklikler, aynı zamanda, hak ihlallerine yol açan izleme ve istihbarat toplama faaliyetlerini ortaya çıkarmayı bir suç olarak tanımlıyor ve izleme faaliyetleri sonucu toplanan iletişim bilgilerine ve verilere erişimi olan diğer kurum ve kuruluşların hesap verebilirliğini temelden zedeliyor. Yeni yasa istihbarat faaliyetleri ve MİT personeli hakkında kamuoyuna bilgi sızdıran kişilere verilebilecek azami cezayı artırıyor. Yasa, ayrıca, ilk defa, sızdırılan bilgileri 'radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla [y]ayımlayan, [y]ayan veya [a]çıklayan' gazeteci ve editörlerin de üç ila dokuz yıl arası hapisle cezalandırılmasını öngörüyor.Yasa ayrıca istihbarat görevlilerinin yargı önünde hesap vermesini daha da güçleştiriyor. Yasa, istihbarat personeline yönelik olarak bir şikayet veya ihbar söz konusu olduğunda, savcılığın MİT müsteşarlığına bilgi vermesini öngörüyor. İstihbarat biriminin, iddia edilen suistimalin MİT'in 'görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirtmesi veya belgelendirmesi hâlinde' savcılık soruşturması durduruluyor ve teşkilat personeli fiilen yasal dokunulmazlık kazanmış oluyor. Yani suistimal iddiaları karşısında savcıların re'sen soruşturma açma veya teşkilatın faaliyetlerini yargı denetimine tabi tutma yetkisi bulunmuyor. Yasada bulunan başka bir hüküm, MİT personelinin MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin tanıklık yapmasını büyük ölçüde engelliyor.Bu hükümler, birlikte değerlendirildiklerinde, istihbarat teşkilatını fiilen hukukun üstünde konumlandırıyorlar ve insan haklarını ihlal eden MİT çalışanlarının yargı önünde hesap vermesini engelliyorlar. Kendi faaliyetlerinin ne zaman soruşturulacağına ya da kovuşturulacağına, bu faaliyetlere ilişkin bilgileri kamuoyuna sızdıran kişilerin ve bilgileri yayınlayan gazeticilerin, bu bilgilerin yayınlanmasında meşru bir kamu çıkarı olsa dahi, cezalandırılıp cezalandırılmayacağına, yine teşkilatın kendisi karar veriyor.5651 sayılı Internet yasasında yapılan değişiklikler de, yer sağlayıcılara kişisel verileri muhafaza etme yükümlülüğü getirdiği için, özel yaşamın gizliliği hakkıyla ilgili kaygılar doğuruyor. Yapılan değişikler uyarınca yer sağlayıcılar, yer sağlama faaliyetlerine ilişkin iletişim trafiği verilerini muhafaza etmek ve talep edildiğinde TİB'e vermek zorundalar. Yapılan değişiklikler, bu tür talepler için bir mahkeme kararının sunulmasını ya da hukuki bir süreç işletilmesini öngörmüyorlar. Tüm verilerin ayırım gözetmeksizin, topyekun muhafaza edilmesini öngören bu değişiklikler, yasadan etkilenen ve büyük bir çoğunluğu hakkında bir suç veya kabahat kuşkusu bulunmayan çok sayıda bireyin özel yaşamlarının gizliliği hakkına müdahale edildiği anlamına geliyor.Anayasa mahkemesi, geçtiğimiz Temmuz ayında, Yeni MİT yasasını esastan görüşeceğini açıkladı. Mahkeme yeni yasanın hem MİT'e istismar edilmeye müsait gözetleme ve veri toplama yetkileri veren, hem de istihbarat personeline yasal dokunulmazlık sağlayan ve sızdırılan bilgileri yayınlayan gazeticiler için yüksek hapis cezaları getiren hükümlerini iptal etmeli.T24
Hıncal Uluç'un 'Çocuk İstismar'lı Fıkrasına Sosyal Medyadan Tepki
Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç’un bugün köşesinde  yer alan fıkraya tepki büyük oldu. 'Çocuk istismarı' içerdiği gerekçesiyle yoğun eleştirilerin hedefi olan Uluç'un 'Tebessüm' bölümüne  koyduğu fıkra şöyle:' İş adamı Uzak Doğu'ya gitmişti. Her zamanki Madamını aradı ve hoş birgece geçirmek istediğini söyledi. Gelen konuk otel odasının loş ışığında soyunup yatağa girmişti ki, bizimki kızın hayli genç olduğunu fark edip sordu. 'Kaç yaşındasın sen?.' '13' deyince, genç kız , adam yataktan fırlayıp pantolonuna davrandı. 'Hayrola' dedi genç kız.. 'Batıl itikatların mı var?.'İşte fıkraya sosyal medyadan gelen bazı tepkiler ...
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Kayseri’de kurulu bulunan ve Türkiye’nin en büyük mobilya fabrikalarından olan Boydak Holding'e bağlı 5 fabrikada çalışan binlerce işçi düşük ücrete ve 3 yıllık sözleşme dayatmasına isyan etti. Birkaç fabrikada başlayan iş bırakma eylemi holdingin diğer fabrikalarına da sıçradı
‘Pembe İnternet Kafe’ Geliyor
Geçtiğimiz yıl tartışılan ve sadece kadınların binebildiği pembe otobüs projesinden sonra şimdi de pembe internet kafeler geliyor. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında hazırlanan ‘kadınlara özel internet kafe’ projesinin örnekleri sadece İran ve Afganistan’da var.Sadece kadınların kullanabileceği ‘pembe otobüs’ projesi geçtiğimiz yıl gündeme gelmiş ve oldukça tepki toplamıştı. Şimdi de sadece kadınların girebileceği internet kafeler hayata geçirilmeye hazırlanıyor. Hürriyet'ten Ahmet Can'ın haberine göre Kalkınma Bakanlığı, 2015-2018 için Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında “İnternet Kafelerin Şartlarının İyileştirilmesi Eylemi” bulunuyor. Bu kapsamda internet kafeler için hazırlanan en dikkat çeken maddede, “İnternet kafelerin kullanımını teşvik etmek için kadınlara özel, 16 yaş altı çocuklara yönelik, sadece internet gibi farklı işletme modelleri değerlendirilecektir” deniliyor. Böylece kadınlar ve 16 yaş altı çocuklar için özel internet kafeler açılacak. Eylem planı kapsamından söz konusu maddenin olduğu grup 2015 yılında hayata geçirilecek.İran modeliKadınlara özel internet kafeler ilk olarak İran’da açıldı. 2007 yılında hayata geçirilen sadece kadınların girebildiği internet kafe işletmeleri dünyadan büyük tepki toplamıştı. İran Hükümeti tarafından Tahran’da açılan bu internet kafe için yetkililer, internet kafelerde erkeklerin porno içerikli sitelere girdiklerini ve bundan da kadınların rahatsız olduğunu öne sürmüştü. Kadınlara özel diğer bir internet kafe de 2012 yılında Afganistan’da açıldı. Afganistanlı bir grup kadın aktivist tarafından hayata geçirildi. Afganistan’da kadınların gidebileceği bir internet kafe olmadığını ifade eden grubun sözcüsü Sahar Gul, ülkedeki internet kafelerin nerdeyse hepsinin erkeklerle dolduğunu ve kadınların rahatlıkla internete giremediğini ifade etti. Her iki ülkede de kadınlara özel internet kafe işletmelerinin sayısı artmaya devam ediyor.Yıldız sistemiBilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı kapsamından internet kafelere önemli düzenlemeler yapılacak. İnternet kafe işletmecileri, uzmanlar tarafından belirlenen bir eğitim içeriği üzerinden sertifikalı eğitimlerden geçirilecek. Yapılan sınıflandırmanın ardından internet kafelerin, ihtiyaç olan bölgelerde kamu, yerel yönetimler veya STK’lar tarafından verilen yaygın bilişim eğitimleri için mekân olarak kullanılabilmesine yönelik tedbirler alınacak. Belirlenen standartları taşıyan internet kafeler, otellerde olduğu gibi yıldız sistemine göre puanlanacak. Bu yıldızlar, internet kafelerin aydınlatma, havalandırma, büyüklük, bilgisayarların donanım ve yazılım kapasitesi, engellilere uygunluk gibi kriterlere göre verilecek. Bu yıldızlar ise rahatlıkla görünecek şekilde müşterilerin bilgisine sunulacak. Ayrıca uzmanların katılımıyla oluşturulacak bir komisyon ile internet kafelerde oynanan oyunlara ilişkin izin ve yaş kriterleri belirlenecek ve gerekli tedbirler alınacak.Kadınların daha rahat kullanması amaçlanıyorSöz konusu strateji planının internet kafelerin kadınların rahatça kullanabilecekleri alana dönüştürmek ve teknolojiye erişimini kolaylaştırmanın bir yolu olduğunu ifade eden İstanbul İnternet Kafecileri Esnaf Odası (İİKO) Başkanı Metin Baltaoğlu, oda olarak bu araştırma ve çalışmalarının her evresinde yer aldıklarını söyledi. Baltaoğlu, “Devlet kadınlara özel internet kafeler açacakmış gibi düşünülebilir. Böyle bir şey yok. Devlet mevcut işletmecileri uyuşturucu, çocuk istismarı, ergen psikolojisi gibi ehemmiyet ihtiva eden konularda eğiterek ve akabinde teşvikler sunarak internet kafeleri geliştirmeyi ve girişimcilerin bu yönde yerler de açmalarını sağlamayı amaçlıyor. Ancak Sayın Bakanımız Fatma Şahin’in projesi olan bu çalışma kendisi bakanlıktan ayrılıktan sonra bekleme sürecine girdi. Bizde halen bekliyoruz” dedi.Rakamlarla Türkiye internet kafe sektörü22 bin | Toplam internet kafe sayısı1000 $ | İnternet kafelerdeki bilgisayarların değeri700 bin | İnternet kafelerdeki bilgisayar sayısı5 yıl | İnternet kafelerin bilgisayar değiştirme süresi364 milyon $ | İnternet kafelerin sektörü yaptığı pay2 milyar $ | İnternet kafe sektörünün büyüklüğü
'Türkiye'de 1 Milyon Çocuk İşçi Var, 1.3 Milyon Çocuk Okula Gitmiyor'
İstanbul Milletvekili Umut Oran’a göre, Türkiye’de 1 milyon dolayında çocuk işçi var. Çocuk istismarı, çocuklara şiddet ve çocuk gelinler olgusu yaşanıyor. Eğitime ayrılan kaynak yetersiz. 228.000 derslik açığı var, 50-60 çocuk bir sınıfta okuyor. Türkiye, matematik, fen ve okuma becerisinde OECD’de hep sınıfta kalıyor. TÜİK’in 2012 Çocuk İşgücü Anketine göre, Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki 15.3 milyon çocuğun yüzde 8.5’i, yani 1.3 milyon çocuk okula gitmiyor. Türkiye’de son13 yılda 127 çocuk işçi, iş kazalarında hayatını kaybetti.