NASA Jüpiter'in Uydusunu İnceleyecek
Kamera ve radarlardan manyetik alan ölçerlere kadar bir dizi araç Jüpiter’in uydusu Europa’ya gönderilecek. NASA, uyduda yaşam izleri araştıracak.NASA'dan yapılan açıklamada, Europa'ya dokuz araç gereç gönderileceği ve bunlar arasında radarlar, manyetik alan ölçer ve kameralar bulunduğu bildirildi.Bu araçlarla, bilim insanlarının tahmin ettiği gibi gerçekten Europa'nın buzlu yüzeyinin altında okyanus olup olmadığı incelenecek.Araçların 2020 civarında gönderileceği bildirildi.
Taksim Dayanışması'ndan 'Gezi'nin 2. Yılı' Açıklaması: Her Yerdeyiz
Taksim Dayanışma platformu tarafından, Gezi Parkı protestolarının 2. yıldönümü nedeniyle yapılan 'Her Yerdeyiz' başlıklı açıklamada, 'Gezi süreci bitmiş bir süreç değil, hala devam eden bir süreçtir' denildi.Taksim Dayanışması, Gezi Parkı protestolarının 2. yıldönümü nedeniyle basın açıklaması düzenledi. Karaköy'deki TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi'ndeki basın açıklamasını Taksim Dayanışması adına Ali Çerkezoğlu ve Mücella Yapıcı yaptı.
The Verge’ün Sahibi Vox Media, Recode’u Satın Aldı
Bünyesinde The Verge’ü barındıran Vox Media, 2 yıl önce kurulan Recode’u satın aldığını duyurdu. Bundan 2 yıl önce Wall Street Journal ve All Things D’den ayrılan Kara Swisher ve Walt Mossberg tarafından kurulan Recode, internet ve teknoloji dünyasından iş haberleri sunuyordu.Vox Media, 2014 yılının sonunda General Atlantic‘ten 46,5 milyon dolar yatırım almıştı. The Verge, son 1 yılda stratejisini değiştirmiş sadece teknoloji değil, eğlence, bilim ve ulaşım gibi konularda da haberler yapmaya başlamıştı. Bu değişimi daha önce Mashable da yaşamış ve herkese hitap etmek amacıyla çıktıkları yolda trafiklerini de artırmıştı.Vox Media’nın Recode satın almasıyla birlikte The Verge’ün de yepyeni bir düzene geçtiğini de belirtelim. Recode aynı bugün olduğu gibi teknoloji ve internet dünyasının iş tarafından bakmaya devam ederken, Recode’un ürün inceleme ekipleri The Verge’de devam edecek. Bu da The Verge’ün bugünkünden de güçlü bir şekilde yola devam edeceğini kanıtlıyor.Nisan ayında 24,5 milyon kişi tarafından ziyaret edilen The Verge, video izlenme ve ziyaretçi sayısını de artırmaya devam etmek istiyor. Yaptığı açıklamayla birlikte video ekibinin sayısını ikiye katlamayı planlayan The Verge’de bundan böyle daha çok video içerik görmeye de başlayacağız gibi gözüküyor.Vox Media’nın, Recode.net için ne kadar ücret ödediği ise kamuoyuna açıklanmadı.Webrazzi
Reklam
Güneş'ten 300 Trilyon Kat Daha Parlak Galaksi Keşfedildi
NASA, Güneş’ten 300 trilyon kat daha parlak bir galaksi keşfettiklerini kendi sayfası üzerinden duyurdu. NASA’nın Geniş Açılı Kızılötesi Araştırma Kaşifi (WISE Spacecraft) tarafından keşfedilen galaksinin en parlak galaksi olduğu belirtiliyor.19 gök adadan oluşan “ Aşırı parlak kızıl ötesi galaksiler ” kategorisine eklendiği ifade edilen galaksinin, evrenin oluşmasından çok kısa bir süre sonra oluştuğu söyleniyor. Galaksinin nasıl bu kadar parlak olduğunu ise NASA JPL’de görev yapan bilim insanlarından Chao-Wei Tsai, kara deliğin büyüklüğüyle alakalı olabileceğini belirtiyor. Kara delikler büyüdükçe galaksilerin parlaklığının artığını belirten NASA, dönüş hızından dolayı da bu galaksinin oldukça parlak olabileceğini ifade ediliyor.
9 Madde ile Tarihin Utanç Dolu Deneyi: Küçük Albert'a Ne Oldu?
etiket
Davranışçı psikolog John B. Watson, sahada yaptığı araştırmalarda insanın korkularının sonradan kazanıldığına dair bir gözlem yapınca, bu tezini araştırma laboratuvarına taşıma kararı verir. Denek olarak ise belki de seçilebilecek en kötü kişiyi seçer: 8 aylık olan Küçük Albert...
Reklam
Çukurova'nın Tozunu Yutmuş, Tarihe Damga Vuran 10 Şahsiyet
Adana ve Çukurova bölgesi eski devirlerden beri bir yerleşim merkezi olmuştur. Tarihi belgelerde Kilikya olarak geçen Çukurova'dan, Boğazköy'den çıkarılan Hitit yazılı levhalarında, Uru Adania (Adana ülkesi) diye sözedilmektedir.Gezgin coğrafyacı Strabon, antik çağlarda Kilikya olarak bilinen bölgeden, 'Coracesion'dan (Alanya), Kilikya-Suriye kapısına kadar uzanan Küçük Asya'nın güneydoğu kıyıları.' diye sözeder. Herodot, bölgenin Hypachoea diye adlandırıldığını, Fenikeli Age-nor'un oğullarından Cilix'in buraya gelip yerleştiğini ve onun adından dolayı bölgenin Kilikya adını aldığını nakleder. Fakat Kilikya adı ilk kez, Asur yazıtlarında Chilakka olarak görülmüştür. Bu nedenle bugün Kilikya adının Asur kaynaklarında özellikle Dağlık Kilikya için kullanılan Chilakka kelimesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Aynı Asur kaynaklarında Ovalık Kilikya ise Que olarak adlandırılmaktadır.Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında ulaşımı sağlayan Gülek ve Sertavul (Kilikya kapıları) ile Belen (Suriye kapısı) gibi önemli geçitler nedeniyle stratejik önem taşıyan bölgenin doğu ve batı kesimleri yeryüzü şekilleri bakımından farklı özellikler gösterir. Bu nedenledir ki Hellenler, batı kesimini Cilicia Tracheia (Dağlık Kilikya), doğu kesimini Cilicia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak anmışlardır. Romalılar ise Dağlık Kilikya'ya Cilicia Aspera, Ovalık Kilikya'ya Cilicia Campestris adını vermişlerdir. Dağlık Kilikya kabaca, Alanya ile Mersin arasında kalan, Ovalık Kilikya ise Mersin'den İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan kesimlerdir. İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir. Günümüzde Dağlık Kilikya Taşeli yarımadası, Ovalık Kilikya ise Çukurova olarak adlandırılır.Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ukurovaAyrıca Adana'nın tarihçesi 3.000 yıl kadar öncesine dayanmaktadır; bölgedeki arkeolojik bulgular Paleolitik Çağ'a değin uzanan insan yerleşkelerini gün yüzüne çıkarmıştır. Arkeologların taş bir duvar ve bir şehir merkezi buldukları Tepebağ Höyüğü Neolitik Çağ'da inşa edilmiştir. Adana Çukurova bölgesindeki en eski şehir olarak düşünülmektedir. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin deltasında verimli sulak arazide kurulu Adana'nın tarihi, coğrafi konumu nedeni ile M.Ö. 6000 yıllarına dek uzanmaktadır. Adana, Antik Kilikya Bölgesi'nin en önemli şehirlerinden birisidir. Hititler'den Osmanlı'ya, gelmiş geçmiş birçok medeniyetlerin beşiğidir. Yaygın görüşe göre Adana, adını Yunan mitolojisine göre Gök tanrısı Uranus'un oğlu Adanus 'dan almıştır. Ancak bu konuda başka muhtelif görüşler de ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu yarımadasının en köklü uygarlıklarından biri olan Hititlerin kaya kitabelerinde rastlanmaktadır. Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö. 1650 yıllara tarihlenen bir Hitit tabletinde, Adana havalisinden Uru Adania yani Adana bölgesi olarak bahsedilmektedir. Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/AdanaBu kadar eski bir bölgede sayısız ünlü isim gelip geçmiştir.
Audi Doğal Kaynaklardan ”E-Benzin” Üretti
Audi sentetik yakıt üretme çalışmalarına tam gaz devam ediyor. Kısa bir süre önce sadece su ve karbondioksit kullanarak dizel yakıt üreten şirket, bir tarihi ilke daha imza attı. Alman otomobil devi sülfürsüz petrolsüz sentetik benzin üretmeyi başardı .Global Bioenergies işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında, yenilenebilir biyoyakıt kaynakları kullanılarak gazlı izobutan üretildi. Saflaştırma işleminden geçirilen bu madde daha sonra sıvı izooktana, 100 oktan değerinde temiz benzine çevrildi. Yakıt kalitesini artırmak için ek madde olarak kullanılan izooktan aynı zamanda tek başına bir yakıt olarak da kullanılabiliyor. Audi elde ettikleri yakıtın son halini “e-benzin” olarak tanımlıyor. Zira bu yakıt ne sülfür ne de benzen içeriyor. Üstüne üstlük tamamen doğal kaynaklardan oluşuyor.
Reklam
Antik Dünya Hakkında Yanlış Bilinen 10 Şey
Londra her ne kadar bugün çok kültürlülüğü ile bilinse de, hepimizin zihninde yüzlerce yıl önce Britanya yarımadasında zencilerin olmadığına yönelik bir önyargı var. Bu önyargı bayağı yanlış çıktı. Reading Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma Britanya'da 1800 yıldır zencilerin ikamet etmekte olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre Romalılar tarafından kurulan York şehri temelde Kuzey Afrikalıların yaşadığı çok kültürlü bir şehirdi. İsa''dan sonra 208 yılında Libya kökenli Septimus Severus bu şehri kurmuş ölene kadar da Roma İmparatorluğu'nu buradan yönetmişti. Bu tarihten sonra da Britanya'da Afrika kökenlilerin toplulukları yaşamaya devam etmiş, kendi kültürlerini ve varlıklarını sürdürmüştü. Yani Britanya asla sadece beyazların yaşadığı bir ada olmadı, neredeyse medeni yaşamın başlangıcından itibaren hep çok kültürlüydü.
Dil Yuvarlama ve Çok Üstünde Durulmayan Diğer 5 Garip Genetik Özellik
Dilinizi yuvarlayabiliyor musunuz? Cevabınız evet ise; siz de büyük bir çoğunluğun parçasısınız. Dünya üzerindeki insanların %65-81 lik kısmı, bu ilginç, gayri ihtiyari yapılan yeteneğe sahip. Peki nasıl oluyor da bazılarımız yapabilirken bazılarımız bunu yapamıyor? En bilinen cevap, ilkokulda öğrendiğimiz üzere genetik. Eğer ebeveynlerinizden birinden bu baskın geni devraldıysanız, siz de bu kalıtsal yetenekle doğdunuz demektir. Diğer bir deyişle dil kıvıramıyordanız, sorumlular anne ve babanızdan başkası değil.Delaware Üniversitesi' nden biyoloji profesörü John H. McDonald' a göre, eğer bu söylem doğru olsaydı, ikisinde de bu genetik özellik bulunmayan anne ve babanın, çocukları da dil kıvıramayacaktı. Profesöre göre hem öğretmenler hem de ders kitapları , bu konuyu yıllardır oldukça basitleştirerek anlatıyor. Bilim adamı Alfred Sturtevant tarafından ortaya atılan bu genetik teori, 1940 lı yıllara dayanıyor. 1950 lerin başında, biri bu özelliğe sahip diğeri ise sahip olmayan ikizlerin olduğunu belirten McDonald, bunun tamamen genetik olmadığını net bir şekilde belirtiyor: '' Bugün bile, öğrencilerime genetik bir özellik olan dil yuvarlamayı kaçınız yapabiliyor diye sorduğumda, çoğu elini kaldırıyor. ''Gerçek ise biraz daha karmaşık. McDonald, bazı durumlarda, çevresel faktörlerin de rol oynağını söylüyor. Yetiştirme ve doğanın karşı karşıya olduğu bu durumda, bazı insanlar genetik bağlarını kırarak, kendilerine bu gizli sanatı öğretebiliyorlar. Diğer durumlarda da ana rahminde olduğu gibi gelişiminizdeki bir tuhaflık olabiliyor.Peki öyleyse bu söylenti neden devam ediyor? Profesör, bunu sadece bir odayı inceleyerek deney yapmaya benzetiyor. Ona göre ders kitapları ve laboratuvar eşliğinde devam eden bu efsane, biyoloji eğitiminde gerçekten utanç kaynağı. Birçok öğrenci bunu ciddiye alıp annesi ve babasını gözleyecek, hatta içlerinden birinin kendi ebeveyni olmadığnı bile düşünebilecek.Dil yuvarlamanın sadece genetik bir faktöre bağlı olmadığını belirten McDonald, sizin için buna benzer birkaç örnek veriyor.
Reklam
3D Filmler Beyni Geliştiriyor
İngiltere'de yapılan bir araştırma 3 boyutlu filmlerle ilgili bazı enteresan bilgileri su yüzüne çıkardı. Beyne zararlı olduğu iddia edilen 3D filmler, meğerse beyni geliştiriyormuşGünümüzde vizyona giren filmlerin bir çoğunda artık üç boyut opsiyonu da mevcut. Özellikle Hollywood yapımı olarak tabi ettiğimiz filmlerin hemen hemen hepsinin üç boyutlu olarak vizyona girmesine artık alıştık. Sinema severlerin de bileceği üzere üç boyutlu filmler iki şekilde karşımıza çıkıyor. Birincisi 3D kameralarla çekilen ve üç boyut hissini daha iyi yaşamamızı sağlayan filmler, ikincisi ise normal kameralarla çekilip, sonradan çeşitli programlar vasıtasıyla 3D formatına çevrilen filmler. Genelde sonradan 3D formatına çevrilen filmlerde, üç boyut olayı alt yazının ön tarafa çıkmasından ibaret olsa da, 3D kameralarla çekilen filmlerde gerçek üç boyut hissini yaşayabiliyoruz. Tabi ki bu durum ister istemez gözümüzün yorulmasına hatta zaman zaman başımızın ağrımasına bile neden olabiliyor.
Biyo-Teknolojinin Son Harikası: Düşünce Gücüyle Kontrol Edilen Biyonik Bacak
Teknolojinin çıkış noktası, hayatı bizler için daha yaşanabilir hale getirmesi, her şeyi olduğundan daha basit şekilde hallettmemizi sağlamasıdır. Bu bağlamda da sağlık konusunda ciddi adımlar atılıyor son yıllarda. Engelli vatandaşlarımız için üretilen düşünce gücüyle kontrol edilebilen biyonik bacak, bu gelişmelerin en sonuncusu.
Reklam
İnsanlık Tarihinin Bilinen En Büyük 10 Patlaması
Yok etmeye yatkın doğamız, tarihimizde birçok felaketin başlıca nedeni olarak sayılabilir. Fakat 10 tanesi var ki, diğer tüm patlamalardan çok daha etkili olmuş, daha doğrusu gerçekleştiği yere çok daha fazla zarar vermiş, çok daha fazla insanın canına mal olmuştur...
11 Madde ile Hayatı 'Akıl Oyunları' Filmine Konu Olan Nobel Ödüllü Matematikçi John Nash
etiket
Akıl Oyunları adlı filmde hayatı beyaz perdeye aktarılan Nobel ödüllü matematikçi John Nash ve eşi Alicia, bindikleri taksinin kaza yapması sonucu hayatını kaybetti. John Nash 86, eşi ise 81 yaşındaydı. Polis, olayın taksinin sollama yaparken şoförün kontrolü kaybederek korkuluklara çarpması sonucu meydana geldiğini bildirdi. Nash 1994'te Oyun Teorisiyle Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanmıştı.
9 Maddede Matematikçi John Nash’in Ünlü Oyun Teorisi
Üzücü bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden, Nobel ödüllü matematikçi John Nash, Akıl Oyunları filmine de konu olan ünlü Oyun Teorisi ile sadece matematikte değil; hayatın birçok noktasında çığır açmıştı.
Reklam