Yüz tanıma teknolojileri her yerde yaygınlaşırken, son geliştirilen infrared tarama teknolojisiyle kişilerin termal ısı imzaları (termal fotoğrafları) ve standart fotoğrafları eşleştiriliyor. Yani bir başka deyişle, artık karanlıkta da insanları tanımak mümkün.Normal bir kameradaki görüntü ile infrared kameradaki görüntü arasında çok düşük bir bağlantı var. Buna ilave olarak şayet söz konusu kişi koşuyorsa ya da kişinin ateşi varsa infrared görüntü yine değişiyor. Bu sebeplerle, bu teknoloji için çözülmesi gereken problem oldukça ilginçleşiyor. İşte bu noktada, nöral ağlar ve derin öğrenme teknolojileri devreye giriyor.Nöral ağlar biyolojiden ilham alınarak yapılmış, takip edinilen verilerden öğrenmeyi sağlayan, bir programlama paradigması. Derin öğrenme ise nöral ağlarda öğrenme için kullanılan güçlü birtakım teknikleri içeriyor. Nöral ağlar ve derin öğrenme günümüzde görüntü tanıma, ses tanıma ve doğal dil işleme de birçok soruna en iyi çözümü sunuyor.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi (NASA) bugün bir ilki daha başardı. Dünya'dan görüntülenmesi mümkün olmayan Ay'ın karanlık yüzeyini görüntülemeyi başaran NASA, inanılmaz görüntülere ulaştı.
Ülkemizde neden bilim insanı yetişmiyor sorusuna verilebilecek en güzel cevap bu videoda gizli. Kardeşimiz öyle güzel bir yoldan gidiyor ki belki de ilerde insanlığı uzaya taşıyacak ama gelin görün ki burası Türkiye...
İnternet'in kuşkusuz en büyük özelliklerinden birisi de o ünlü mitleri/efsaneleri/yalanları. Yıllardır pek çok yalan, dolan hikayeyi bizlere yedirmeye çalışan internetten işte şimdi intikam zamanı. İşte yıllar geçse de ölmeyen/bitmeyen internette dolaşan 10 yalan!Not: Eğer sizin de aklınıza böyle mitler geliyorsa, çekinmeyin yazın yorumlara!
Youtube'da brusspup isimli kanalda 'Bilim ve İllüzyon Videoları' sloganı ile birbirinden ilginç deneyler yayınlıyorlar. Onlardan bir tanesi de 'Ateşle Yapılabilecek 10 İlginç Deney!'
Bu tabir birçoklarının yaşantısına Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Hürrem Sultan rolüyle tanıdığımız Meryem Uzerli ile girdi diyebiliriz sanırım. Fakat kazın ayağı maalesef öyle değil. Tükenmişlik Sendromu birçok şeyi bir kenara bırakıp, hayatınıza tekrardan çeki düzen vermenizi gerektirecek düzeyde ciddi bir problem..Özellikle bizim ülkemizde olduğu gibi kendi ideallerinizi yaşamanıza asla izin verilmeyen bir çevrede yetişenlerin dikkat etmesi gereken bir sendrom..
Amerikalı elektrokimya mühendisi Libb Thims, tüm zamanların en zeki 40 insanını bir listede topladı. Thims, ilk olarak IQ seviyeleri 200'ün üzerinde olan insanları merak edip araştırmaya başlamış. Ne kadar tartışmalı gözükse ve kesin olmasa bile, IQ seviyesi 130'un üzerinde olanlar üstün zekalı olarak gösteriliyor. Listeye şu an yaşamayan insanları da dahil etmek isteyen Thims, Cox adı verilen ve kişilerin her 10 yılda başardıkları şeyler ile IQ tahmini yapılan bir metot kullanmış. Tabii ki Thims'in oluşturduğu bu liste oldukça öznel ve belli bir sıraya göre gitmiyor, ama yine de bakılmaya değer! İşte tüm zamanların en zeki 40 insanı!
Man About Town (Şehrin Adamı)Jack Giamoro son derece zengin ve başarılı bir menajerdir. Los Angeles’da kayda değer bir kariyere sahiptir. Ancak bir gün gelir ve hayat onu sınar. İlk olarak karısının, kendisini bir müşterisi ile aldattığını öğrenir. Ardından bir talihsizlik sonucu kendi özelini yazdığı günlüğü, dişli bir muhabirin eline geçer. Yitirmekte olduğu şeylere sahip çıkmak adına attığı adımlar, ne yazık ki Jack’i hatalar silsilesine sürükler. Aile, sadakat, özgüven ve rekabet gibi konulara odaklanan bu dramatik komedi, özgün bir bakış açısı ile perdeye aktırılmış görünüyor.IMDb 5,6
Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekibin Çin’de yaşayan yaklaşık 500.000 kişi ile yaptığı araştırmaya göre, her gün acılı yemekler yiyenler diğerlerine oranla daha uzun yaşıyorlar.
Erken baba olanların orta yaşta çeşitli sağlık sorunları nedeniyle ölme riskinin daha fazla olabileceği belirlendi.Finlandiya'daki Helsinki Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırmasına 30 binden fazla erkek katıldı. Katılımcıların sağlık, eğitim durumu gibi kriterler göz önüne alındığında baba olma yaşını inceleyen bilim adamları, araştırmanın yapıldığı 20 yılda 22-24 yaşında ilk çocuğu dünyaya gelen babaların ölüm riskinin yüzde 14 fazla olduğu sonucuna vardı.Araştırmada, 30-44 yaşında ilk kez babalığı tadanların ise orta yaşta ölme riskinin, 25'inde birinci çocuğunu kucağına alanlardan yüzde 25 az olduğu ortaya çıktı.En fazla risk altındakilerin yüzde 26 ile 22 yaşında ilk çocuğu doğanların olduğu belirtildi.Araştırmanın yapıldığı dönemde 20 erkekten 1'i yaşamını yitirdi. Başlıca ölüm nedeninin yüzde 21 ile kalp hastalıkları, yüzde 16 ile aşırı alkol tüketimi olduğu saptandı.Bilim adamları, orta yaşta ölüm riskinin artmasına genç babalığın getirdiği ve başa çıkmakta zorlanılan stresin yol açtığı sağlık problemlerinden kaynaklandığını vurguladı.Araştırmaya imza atanlarda Dr. Elina Einio, 'Sonuçların ailenin taleplerini yerine getirmekle boğuşurken psikolojik ve ekonomik baskı altında kalan genç babaların sağlıklarına dikkat etmesi gerek' ifadesini kullandı.Araştırmanın sonuçları 'Journal of Epidemiology and Community Health' dergisinde yayımlandı.AA
Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan ünlü iktisatçı Daron Acemoğlu, 'Türkiye kendisini yenilemeli ve üretimi artırıcı yapısal reformlara hız vererek hukukun egemenliğini güçlendirmeli' dedi. Çözüm süreci hakkında da konuşan Acemoğlu, 'Çözüm sürecinin bitmesi politik sistem ve ekonomi için felaket olur' değerlendirmesinde bulundu.Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Ekonomi Profesörü Acemoğlu, 'RePEc' (Research Papers in Economics) tarafından kuruluşa üye 2 bin 223 ekonomist içerisinde ilk sırada gösterilmişti.“Türkiye kendisini yenilemeli'Batılı bilim çevrelerince gelecekte ekonomi alanında Nobel alabilecek isimler arasında gösterilen Acemoğlu, Türk ekonomisinin temellerinde güçlendirici değişikliklerin yapılması çağrısında bulunarak, 'Ekonominin tekrar ayağa kalkması için değişiklik kaçınılmaz. Türkiye kendisini yenilemeli ve üretimi artırıcı yapısal reformlara hız vererek hukukun egemenliğini güçlendirmeli' ifadelerini kullandı.'Hepimizin Merkez Bankası'nın bağımsızlığını desteklemesi gerekiyor' ifadesini kullanan Acemoğlu, Merkez Bankası'nın bağımsızlığını kaybetmesi halinde bunun Türkiye'deki ekonomik kurumların geleceği için de olumsuz etkilere sahip olabileceğinin altını çizdi.“Çözüm sürecinin bitmesi felaket olur ”Merkez Bankası'nın faiz politikasını da değerlendiren Acemoğlu, 'Bence yabancı yatırımcıların aklında olacak şey faiz koridoru değil. Genel ekonomik ve politik belirsizlik ve bunların getirdiği dengesizlik yabancı yatırımcıların cesaretini kıran temel unsurlar arasında' dedi.Çözüm sürecinin devam ettirilmesi gerektiğine işaret eden Acemoğlu, 'Çözüm sürecinin bitmesi politik sistem ve ekonomi için felaket olur. Öte yandan DAEŞ, tabi ki tüm bölge ve artan bir şekilde Türkiye için çok büyük bir problem'dedi.“Avrupa iç patlamaya gidiyor”Acemoğlu, Avrupa ekonomisinin olası bir iç patlamaya doğru ilerlediği uyarısında bulundu ve şöyle dedi: 'Henüz Avrupa'daki krizin sonunu gördüğümüzü düşünmüyorum. Avrupalı politika yapıcıları halen devasa bir problemin üzerine yara bandı yapıştırmaya çalışıyor' .Avrupa ekonomisinin yapısal bir entegrasyon sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirten Acemoğlu, 'Yunanistan'daki durumun Avrupa'nın geri kalanı için büyük sonuçları olacak. Avrupa Parlamentosu ve AB Komisyonu'nun Yunan politikacıların kararları üzerinde sadece dolaylı bir etkisi var. Avrupalı büyük kurumların bu berbat durumlarına kayırmacı politikalarını eklediğinizde, önümüze bizi bekleyen bir iç patlama çıkıyor' ifadelerini kullandı.'Yunanistan semptomlardan sadece birisi'Avrupa'da sorunun kurumsal temelde olduğuna dikkati çeken Acemoğlu, 'Avrupa'nın asıl problemi kurumsal ve Yunanistan bunun semptomlarından sadece birisi. Uzmanların çoğu Avrupa için çıkış yolunun daha güçlü bir mali ve bankacılık birliğinden ya da parasal entegrasyona son verilmesinden geçtiğini düşünüyor, fakat genel olarak etkili mali ve bankacılık entegrasyonunun politik entegrasyon olmadan yapılamayacağı düşüncesi daha az kabul görüyor. Yunanistan'daki sorun politik entegrasyonun olmamasından kaynaklanıyor' dedi.Uluslararası kariyerinde Türkiye'ye dair merakının da rol oynadığına işaret eden Acemoğlu, 'Türk ekonomisini ve politik problemlerini anlamaya karşı ilgim beni ekonomiye çekti. Türkiye'de yetiştirilmem farklı perspektifler geliştirmemi, çözülemez görülen sorunları anlamaya çalışma tutkusunu kazanmamı sağladı' ifadesini kullandı.“FED’in faiz artışı sorun yaratabilir”Brezilya ve Rusya'nın da içerisinde bulunduğu gelişmekte olan ekonomilerin uzun süre düşük faiz oranları ve yüksek emtia fiyatlarından fayda sağladığının altını çizen Acemoğlu, 'Emtia fiyatlarındaki düşüşle birlikte şimdiden ekonomik anlamda zor bir sürece girdiler. ABD'de faiz oranının artması bu ülkeler için durumu daha da zorlaştıracak, fakat Avrupa'da devam eden ekonomik çalkantı genişlemeci para politikası döneminin uzamasına neden olabilir' dedi.Acemoğlu, 'Türkiye de dahil olmak üzere, birçok gelişmekte olan ekonomi şu anda düşük enerji fiyatlarından ve devam eden düşük küresel faiz oranlarından faydalanıyor. Aynı zamanda bu ülkeler ABD'nin faiz artışından en olumsuz etkilenebilecek ekonomiler arasında yer alabilir' dedi.Türkiye ekonomisinin son dönemde iyi bir görünüm sergilemediğini belirten Acemoğlu, 'Ekonomi büyüyemiyor ve özel yatırımlar genel anlamda zayıf. Ekonomi zayıf olmasına rağmen kamu talebi yönlü büyüme söz konusu.Kamunun ekonomide artan rolü, yükselen enfasyon, yüksek cari açık bu durumun göstergesi.Tüm bunlar şaşırtıcı değil. Bir ekonominin büyümesi ekonomik kurumlarıyla doğrudan ilişkilidir.Türkiye'de son birkaç yıl içerisinde gerek kurumlar, gerek yasal sistem, gerekse yolsuzluk sicili kötüleşti' değerlendirmesinde bulundu.Acemoğlu kimdir?1967 İstanbul doğumlu Acemoğlu, Galatasaray Lisesi'nden okuduktan sonra eğitimine yurt dışında devam etti. Kısa süre önce Bilkent Üniversitesi'nin fahri doktora unvanına layık gördüğü Acemoğlu, 2013'te de 'T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü almıştı.Tüm dünyada ekonomi çevrelerinde James Robinson ile birlikte yazdığı 'Ulusların Düşüşü' adlı kitabıyla ses getiren Acemoğlu'nun adı, Nobel Ekonomi Ödülü adayları arasında geçiyor.AA
Canlılığın ilk olarak nerede ve nasıl başladığıyla ilgili çeşitli teoriler bilim insanları tarafından yıllardır araştırılıyor. İlk canlılığın çamurlu su ortamında basit moleküllerin bir araya gelmesiyle başlamış olabileceğini destekleyen yeni bir çalışma, Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde yapıldı.Gaia Dergi'de yer alan habere göre, Angewandte Chemie International Edition dergisinin 15 Temmuz tarihli sayısında yer alan araştırma sonuçları, polipeptid adı verilen basit organik moleküllerin çamurlu suyun kuruyup tekrar nemlendiği döngüler sonucunda oluşabildiğini destekliyor.Araştırma sonucunda Dünya’nın erken dönemlerinde var olan amino asitler ve hidroksi asitlerin birbirini izleyen ıslak ve kuru dönemlerin sonucunda birleşip polipeptidleri oluşturmuş olabileceği belirtiliyor.
3D yazıcıyla üretilen ürünler artık hayatımızın bir parçası haline gelmeye başladı. İstenen her türlü nesneyi 3D yazıcılar vasıtasıyla üretmek mümkün oluyor. Son olarak sağlık ekipmanları alanında da kullanılmaya başlanan bu cihazlar ile yakın zamanda ilaçların da bu şekilde üretilmesi olanaklı hale gelecek. Amerika’da ilk kez 3D yazıcıyla üretilen bir ilaç devlet tarafından onay aldı ve seri üretime geçilmesine izin verildi .
Magnus etkisini basitçe futbol topunun nasıl faso aldığı şeklinde açıklayabiliriz. Daha önce de bir baraj üzerinden atılan topun iki versiyonu şeklinde bir video izlemiştik. Birisi düz bir şekilde atılan top ve ikincisi ise az faso verilerek atılan top şeklindeydi. Ve faso verilen topun yer çekimi ile birlikte yere yaklaşırken ki hareketi bizleri baya bir etkilemişti. Burada da yine aynı şekilde faso verilen topun bulutların üzerinden düşerken ki hareketini izleyeceğiz.
İnsan vücudu o kadar karmaşık bir sistem ki, binlerce yıllık tıbbi bilgiye ve tecrübeye rağmen, hala doktorları ve araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. O yüzden bize çok sıradan görünen vücut parçalarımız ya da fonksiyonlarımızda bile çok ilginç ve beklenmedik şeyler saklı olabilir. İşte bunlardan bazıları...
Her sabah erkenden kalkıp yine de on dakika da olsa işe geç mi kalıyorsunuz? Bu çoğu insan için standart bir durum. Kaidelere riayet etmeme gibi bir durum söz konusu değil, bizzat kendiniz için farklı bir kural oluşturulmasını da beklemiyorsunuz; çünkü siz böylesiniz.Erkenden kalkıp kahvaltı yapıyorsunuz, haberlere göz atıyorsunuz, duş alıp giyiniyorsunuz. Sonra saate göz atıp ''Daha çok var.'' düşüncesiyle bir anda dalıveriyorsunuz. Kendinize geldiğinizde ise artık çok geç; işe ucu ucuna yetişeceksiniz. Daha doğrusu birkaç dakika geç kalacaksınız. Pek çok kişinin karşı karşıya kaldığı bu durumda, yalnız başınıza olduğunuzu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.