onedio
Google Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey
19 Ağustos 2004'te Google, hisse başına 85 dolardan Nasdaq'ta işlem görmeye başladı. O zamandan bu yana da şirketin hisseleri değer kazanmaya devam ediyor. Şirket yaklaşık iki hafta sonra halka arzının 10. yıldönümünü kutlayacak. İşte Google hakkında bilmeyebileceğiniz 10 önemli nokta Şirket gelirlerinin çoğunu reklamlardan elde ediyor. Google'ın AdWords, AdSense ve Checkout ürünleri gelirlerin yaklaşık yüzde 90'ını oluşturuyor. Yakın çeyrekte şirket yaklaşık 16 milyar dolar gelir açıkladı. Bu gelirin çoğunluğu reklamlardan elde edildi. Silikon Vadisi'nde birçok kişi Google'ın halka arzı konusunda negatifti . Apple'ın ortak kurucularından Stephen Wozniak, Google'ın halka arzı öncesinde bu şirketin 'hisselerini almayacağını' söylemişti. Teknik sorunlar nedeniyle halka arz gecikmişti. Ayrıca ilk halka arz fiyatının 108 ila 135 dolar arasında gelmesi bekleniyordu ki bu bir teknoloji şirketi için astronomik bir rakam idi. Bu nedenle bazı yatırımcılar şirketin hızlı gelir büyümesinin yavaşlayacağından korkarak halka arza soğuk yaklaşmıştı. Google'ın ortak kurucuları Sergey Brin ve Larry Page hala şirketi kontrol ediyor. Google A sınıfı hisselerini 4 Nisan 2014'te ayırdı. Şirket bunun için yatırımcılara daha önce sahip oldukları A sınıfı her bir hisse karşılığı bir C sınıfı hisse verdi. Bu da şirketin o zaman 1000 doların üzerinde olan hisse fiyatını yarı yarıya indirerek küçük yatırımcıların bu hisseleri almasına olanak tanıdı. Ancak C sınıfı hisseleri oy hakkı vermediğinden Brin ve Page, şirkette azalan hisselerine rağmen Google'daki kontrollerini sürdürdü. Google'ın halka arzı sayesinde bin çalışan anında milyoner oldu. Google sayesinde milyoner olanların sayısını şu an kimse bilmiyor. Ancak şirketin ilk halka arzı sırasında bin çalışanın anında milyoner olduğu tahmin ediliyor. En azından kağıt üzerinde. Google, dünyanın ücra köşelerine de interneti taşımak istiyor. Şirket bunun için 180 adet yüksek kapasiteli uydu için 1 milyar dolardan fazla bir yatırım yapmayı planlıyor. Bu uydular geleneksel uydulara kıyasla daha alçak mesafede dünyanın etrafında dönecek ve boyutları da daha küçük olacak. Google'ın ilk ofisi garajda idi. Hewlett-Packard ve Apple gibi, Google'da Susan Wojcicki'nin Santa Margarita'daki garajında dünyaya geldi. Susan Wojcicki şu an YouTube'un başında. Şirket ofisini 1999 Şubat'ında büyüterek Palo Alto'daki ilk resmi yerine taşındı. Larry Page'in babası Carl Page bilgisayar bilimin öncülerinden birisidir. Carl Page, bilgisayar bilimi ve yapay zeka alanında öncü araştırmacılardan birisi. 1965 yılında yeni yeni oluşan bilgisayar bilimi alanında doktora yaptı. Daha sonra Michigan Üniversitesi'nde bilgisayar bilimi ile ilgili eğitim verdi. Google 60 trilyondan fazla web sayfasını endeksliyor. Ayrıca bu rakam her gün daha da büyüyor. 60 trilyon saniye 1.892.760 yıl yapıyor. Bu tarifi olmayan büyük bir rakam. Google'ın 90'larda nasıl olduğunu merak mı ediyorsunuz? Google'a 'Google in 1998' yazarak bir arama yapabilirsiniz. Böylece sayfanın ilk kurulduğu 1998'de nasıl göründüğünü görebilirsiniz. Bunun için buraya tıklayabilirsiniz. Google'ın ilk şirket köpeğinin ismi Yoshka. Bu köpek 1999 yılında Urs Holzle ile birlikte şirkete geldi. Holzle şu an Google'ın teknik altyapısından sorumlu başkan yardımcılığını yapıyor. Yoshka'nın ilk işi şirketin bahçesinde UPS'den gelen kuryeleri beklemekti.WSJ
Yapay Zeka İki Kişiden Birini İşsiz Bırakacak
Yapay zeka ve giderek aratan oranda robot kullanımı gelişmiş dünyada çalışma yaşamını tehdit etmeye başladı.Geçtiğimiz aylarda Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, teknolojinin ABD'de gelecek 10 ile 20 yıl içerisinde çalışanların yüzde 47'sini işsiz bırakacağını ortaya koymuştu. Aynı araştırmanın 28 AB ülkesi için yapılan hesaplamaları da teknolojinin yakın gelecekte çok sayıda kişiyi işsiz bırakacağını gösteriyor. London School of Economics (LSE) tarafından yapılan araştırmaya göre, gelecek 10 ile 20 yıl içerisinde teknoloji her iki Alman'dan birininin (yüzde 51,1) işsiz kalmasına neden olacak. Avrupa Birliği'nin lideri Almanya gibi Fransa da robotlaşmadan etkilenecek ülkeler arasında. Teknolojinin Fransa'da çalışanların yüzde 49, 5'ini işsiz bırakması bekleniyor. Araştırmaya göre İsveç'te yüzde 46,7, İngiltere'de yüzde 47,2, Portekiz'de yüzde 59, Romanya'da ise yüzde 61,9 oranında kişi teknolojik gelişme nedeniyle işsiz kalacak. Ahmet YILDIRIM - DORTMUND / DHA
Bir Yapay Zeka Turing Testini Geçmeyi Başardı
Eugene Goostman adlı bir yapay zeka, İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing tarafından geliştirilen Turing testini geçmeyi başardı. Turing testi, bir makinenin düşündüğünü söylemenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığını sorguluyor. Teste göre makine, gönüllü bir insanla birlikte, sorgulayıcının görüş alanının dışında bir yere saklanıyor. Sorgulayıcı ise yalnız soru sormak şartıyla hangisinin insan, hangisinin bilgisayar olduğunu saptamaya çalışıyor. Sorgulayıcının sorular ve daha önemlisi aldığı yanıtlar, tamamen ses gizlenerek, klavye ile yazılarak veya bir ekranda gösterilerek veriliyor. Sorgulayıcıya bu soru cevap oturumunda elde edilen bilgiler dışında hiçbir bilgi verilmiyor. Dizi halinde tekrarlanan testler sonucunda sorgulayıcı, tutarlı bir şekilde insanı saptayamadığı takdirde makine Turing testini geçemiyor. İşte Eugene Goostman isimli makine, bu denli zor olan Turing testini geçmeyi başardı. Bugün kadar testi geçmeyi başaran ilk yapay zeka olan Eugene Goostman, bilgisayar programcıları Rus Vladimir Veselov ve Ukraynalı Eugene Demchenko tarafından geliştirildi. Yazılım, 13 yaşındaki bir çocuğun kişiliğini taşıyor. Jüri üyeleri yukarıda yazıldığı gibi testi uyguluyor, sorular soruyor ve alınan cevaplara göre oy veriyor. Toplamda yüzde 30 ve üzerinde oy alan yapay zeka, testi geçmiş oluyor. Eugene Goostman ise yüzde 33 oranında oy alarak, juriyi 13 yaşında bir erkek çocuğu olduğuna inandırmayı başardı. Veselov, yazılımın karakterini geliştirmek için çok çalıştıklarını belirtti. Ancak bazı uzmanlar, Turing testinin ilk kez bir yapay zeka tarafından geçilmesinden kaygı duyduklarını belirtti. İngiltere Reading Üniversitesi profesörü Kevin Warwick ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Yapay zeka alanında Turing testinden daha ikonik ve tartışmalı bir dönüm noktası olamaz. Bir programın insanları bir başka insan, hatta başka bir şey olduğuna inandırabilmesi, siber suçlara karşı dikkat edilmesi gerektiği anlamını taşıyor.”Stuff
Duyguları Olan Robot Geliştirildi
Japon firması Softbank, yeni tanıttığı robotun bir insanın duygularına sahip olduğunu açıkladı. Softbank’in başkanı Masayoshi Son, “ İnsanlar, diğerlerini robot olarak tanımladılar, çünkü onların duyguları veya kalpleri yoktu. Ama insanlık tarihinde ilk kez biz duyguları ve kalbi olan bir robot sunuyoruz ” dedi. ‘ Pepper ‘ adı verilen robot ses tonunu, jest ve mimikleri analiz edebilmek için ‘ duygu yüklü bir motor ‘ ve bulut tabanlı bir yapay zeka kullanıyor.   Gelecek yıl satışa sunulacak Firma yekililerine göre, insanlar arkadaşları ya da aileleriyle nasıl iletişim kuruyorsa, Pepper’la de aynı şekilde anlaşabilecek. Firma, insanların etkileşimde bulunması için Pepper’ın prototiplerini bu haftasonundan itibaren mağazalarında sergileyecek. Pepper’in gelecek yıl satışa sunulması bekleniyor. Japonya, dünyanın bir numaralı robot piyasasına sahip. Giderek yaşlanan nüfusun robotlara olan talebi artırması beklenirken, ünlü Japon firmalarından Honda da bu talep doğrultusunda ev işlerine bakan bir robot geliştirmişti. Diken
Geleceğin Bilgisayarı Bulundu mu?
Kanadalı bir şirket, en az 10 yıl sonra geliştirilebileceği söylenen kuantum bilgisayarını icat ettiğini iddia ediyor. Kuantum fiziği prensipleriyle geliştirilen bilgisayarın içi uzay boşluğundan 150 kat daha soğuk. Bilgisayar bu sayede aşırı ısınma sorunu olmadan en karmaşık matematiksel denklemleri dahi çözme kapasitesine sahip. 15 milyon dolarlık sermaye ile kurulan Kanadalı D-Wave şirketinin geliştirdiği cihazın, bilgisayar dünyasında devrim niteliğinde olabileceği yorumları yapılıyor. Kuantum fiziğini temel alarak imal edilen bilgisayarda, atomların ve atomları oluşturan partiküllerin bileşimleri değiştirildi. Böylece geleneksel fizik kurallarının dışına çıktığı iddia edilen D-Wave cihazının aynı anda birden fazla karmaşık hesaplamayı yapabildiği söyleniyor. Ünlü bilimadamı Albert Einstein, bu tür bir cihazın geliştirilme ihtimali için 'Çok ileride olabilecek ürkütücü bir adım' yorumunu yapmıştı. D-Wave'in ürettiği telefon kulübesinden biraz daha büyük boyutlarındaki bilgisayarın meziyetleri henüz tam olarak bilinmese de, dünyanın önde gelen teknoloji firmaları ve kuruluşları şimdiden yeni bilgisayarı incelemek için siparişlerini verdi. Google ve ABD uzay araştırmaları enstitüsü NASA'nın yanı sıra, dev savunma sanayi firması Lockheed Martin'in de kuantum bilgisayarı için sipariş verdiği belirtildi. Uzun süredir devam eden kuantum bilgisayarı geliştirme çabaları bugüne kadar başarısız olmuş ve test edilen cihazların istenen düzeyde veri işlemesi sadece kısa süreler için gerçekleşebilmişti. Kanadalı D-Wave ise, önce kuantum bilgisayarını geliştirmek için projesini sundu, ardından da projeyi hayata geçirmek için yatırımcılardan finansman bulmak için yola çıktı. Amazon alışveriş sitesinin kurucusu ve sahibi Jeff Bezos ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA'in girişim sermayesi şirketi Q-Tel'in desteğiyle D-Wave, 100 milyon dolarlık kaynak toplamayı başardı. D-Wave'in CEO'su Vern Brownell amaçlarını şöyle anlatıyor: 'Yola çıkarken hedefimiz çok netti. Olabilecek en kısa zamanda ticari açıdan anlamlı tam kapasite çalışan bir kuantum bilgisayarı üretmek.' Şirketlere kuantum bilgisayarı teknolojisini sunmak istediklerini söyleyen Brownell, 'Böylece daha önce çözümü imkansız olan problemler çözülebilecek' dedi. Kuantum bilgisayarlarının bireysel kullanıcılar için olmadığı belirtiliyor. Ancak bu bilgisayarların şirketlere sunacağı fırsatlarla herkesin hayatında değişiklik yaratabilecek potansiyele sahip olduğu da vurgulanıyor. Google yeni bilgisayarı yapay zeka gelişimi alanında kullanmayı hedefliyor. Ses tanımlama veya kredi kartı sahtekârlığını tespit etme gibi karmaşık sorunların çözümünde kuantum bilgisayarlarının giderek daha sık devreye girmesi bekleniyor.
Reklam
Her Kadının Kesinlikle Hak Ettiği 11 İcat
Hanımlar bazen minik detaylar çok can sıkabilir, ama siz onlara takılmayın. Teknoloji bizim yanımızda ve eminiz aşağıda sıraladığımız tamamen önemsiz görünen ama hiç de öyle olmayan icatları teker teker önümüze getirecek. Geleceğe inancımız tam!
Reklam
Facebook Yüz Tanıma Teknolojisi DeepFace'i Duyurdu
Facebook’un yeni yapay zeka araştırma ekibi, yüz doğrulama yazılımlarında köşe taşı olacak bir gelişmeyi duyurdu. Söylediklerine göre Facebook’un yeni teknolojisi, yüz tanıma konusunda insan zekası seviyesine ulaşmış durumda. Yabancı birine ait iki ayrı fotoğrafı gösterdiğinizde, insanların yüzlerini doğru eşleştirme oranı yüzde 97,53. Facebook araştırmacılarının yeni geliştirdiği yazılımın aynı testteki skoru ise yüzde 97,25. Sonuç, ışık ya da kişinin doğrudan kameraya bakıp bakmıyor oluşu gibi varyasyonlardan etkilenmiyor. Yani Facebook’un yeni yazılımı, neredeyse, yüzleri sizin kadar iyi eşleştirebiliyor. Yeni yazılım, 4 bin kişiye ait 4 milyon adet yüz resminden oluşan ve bugüne kadar oluşturulan “en büyük veritabanı” kullanılarak eğitilmiş. Geliştirmeyle Facebook’un bugünkü teknolojisinin hata oranında yüzde 25 oranında azalma sağlanmış ve insan deneyimine bir hayli yaklaşılmış. Facebook araştırmacıları, ”DeepFace” adını verdikleri yeni yaklaşım sayesinde bir önceki yüz tanıma teknolojisine göre majör bir geliştirme sağlamış. Modern yüz tanıma teknolojilerinde konvansiyonel yaklaşım Tespit et => Birleştir=>Sun=> Sınıflandır aşamalarını takip ederek çalışıyor. Buna karşın, Facebook’un yeni yazılımı, birleştirme ve sunma aşamasını yeniden ele almış. Ve buraya 9 katmanlı derin bir nöral ağdan yüz sunumunu sağlayan 3 boyutlu yüz modellemesi eklenmiş. Bu derin ağ, 120 milyondan daha fazla sayıda parametre içeriyor. Facebook yazılımı Deeep Learning adı verilen yapay zeka teknolojilerine de yeni bir yaklaşım getirmesiyle de çok önemli bir gelişme olarak görülüyor. Deep Learning, yapay zekanın bir alanı ve uyarılmış nöron ağları kullanarak, büyük miktardaki veri içinden belirli kalıpları tanımayı öğrenebiliyor. Facebook’un yeni geliştirmesi, size bir portre fotoğrafının kime ait olduğunu söyleyemiyor, henüz değil. Ancak araştırmacılar yüz doğrulamak için kullandıkları bazı tekniklerin, yüz tanıma teknolojilerine de uyarlanabileceğini söylüyor. Webrazzi