E-Posta Inbox ile Akıllanıyor
Televizyon, saat ve telefon derken e-postalar da akıllandı. Google'ın yeni servisi Inbox, kullanıcının yerine düşünüyor, gelen mesajları grupluyor ve önerilerde bulunuyor. İşte Gmail'in yerine gelecek olan yeni e-posta deneyimi Inbox.Google'ın artık arayüzü eskiyen ve özellikleri demode kalmaya başlayan Gmail e-posta servisinin yerine geçecek olan Inbox bir süre önce duyuruldu. Firmanın 'sizin için çalışan gelen kutusu' mottosu ile duyurduğu servis gerçekten de bizim için çalışıyor. Henüz emekleme döneminde olsa da Inbox ilerde yapabilecekleri konusunda ipuçları da veriyor.Sosyal ağları günlük hayatla entegre eden, yapay zekası ile kullanıcıya akıl veren ve yeni bir boyuta taşıma iddiasında olan Inbox temelde bir e-posta servisi. Yeni servis aynı anda hem mobil uygulama hem de tarayıcı üzerinden kullanılabiliyor. Bazı özellikleri Türkiye'de kullanılamıyor olsa da Inbox ilk bakışta vaad ettiklerini yerine getiriyor. Yine de alması gereken çok yol var. Servisin hem mobil hem de tarayıcı bazlı kullanımı birbirine çok benziyor. Hatta neredeyse her iki arayüz de aynı şekilde tasarlanmış ve aynı deneyimi sunuyor diyebiliriz. Yeni servisi birkaç gün kullanıp belli başlı özelliklerini sizler için araştırdık.Sadece davetiye ile kullanılabiliyorInbox şimdilik sadece davetiye mantığı ile kullanılabiliyor. Gmail adresi olanlar Google'a e-posta gönderip sıraya giriyorlar. Yeni servisi kullanmak için inbox@google.com adresine (yine bir Gmail adresi kullanarak) boş bir e-posta göndermek gerekiyor. Ardından Google'ın davetiye göndermesi için beklemek gerekiyor. Inbox'ı kullanmanın bir diğer yolu ise davetiye almış birinden davetiye talep etmek. Google, yeni servisi kullanan kişilere üç adet davetiye hakkı veriyor. Böyle birini bulabilirseniz Inbox'ı kullanmaya anında başlayabiliyorsunuz.Sadece yeni bir arayüz değilInbox'a sadece Gmail'in yeni arayüzü olarak bakmamak gerekiyor. Bir kere Inbox etiket mantığını bir üst seviyeye taşıyor. Gmail'de de var olan bu mantık yapay zeka ile işbirliği içinde çalışıyordu. Bu etiket mantığı Inbox'ta bir adım öteye taşınmış. Hazır gelen bu etiketler arasında Travel, Finans ve Social gibi seçenekler bulunuyor.Etiket mantığı gelen e-postaları otomatik olarak içeriğiyle ilgili kelimenin etiketiyle eşleştirme sistemiyle çalışıyor. Genelde başarılı olan bu sistem Inbox'ta daha da iyi çalışıyor. Etiketleri Ayarlar bölümünden istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz. Yeniden tanımlamak ya da tanımlanmış etiketleri değiştirmek kullanıcının elinde.İşaretleme mantığıNormalde Gmail'de bulunmayan işaretleme (Pin) mantığı Inbox'ta önemli bir yer tutuyor. Üst menüde bulunan bu özellik yardımı ile bir hatırlatıcı tanımlayarak bunu işaretleyebiliyorsunuz. İsterseniz sadece işaretlerinizi görecek şekilde gösterim de ayarlayabiliyorsunuz. Bu hatırlatıcı 'Ahmet'i ara' ya da 'Ayşe ile görüş' gibi bir metin olabiliyor.Yeni e-posta gönderme tuşuEkranın sağ altında bulunan kırmızı + işaretine tıklayarak e-posta oluşturabiliyorsunuz. Yine buradan Hatırlatıcı da ekleyebiliyorsunuz. Burada sıklıkla e-posta gönderdiğiniz kişiler otomatik olarak çıkıyor.TemizlemeInbox'ta ister tek tek isterseniz bütün mesajları temizleyebiliyorsunuz. Sweep adı verilen bu işlem anasayfanın üst kısmında bulunan bir işarete tıklayarak yapılıyor. Ayrıca tek tek gelen e-postaları da anasayfada görünmeyecek şekilde temizlemek mümkün oluyor.ErtelemeInbox'ın bir diğer ilginç özelliği ise 'Erteleme' fonksiyonu. Kullanıcı isterse bir e-postayı belli bir tarihe ve saate kadar erteleyebiliyor. Bu sayede o an uygun değilseniz daha sonra hatırlatma sağlayabiliyorsunuz.Aslında Inbox'ın kabiliyetleri bu kadarla sınırlı değil. Ancak Inbox ile entegre çalışan Google Now uygulaması resmi olarak Türkiye'de desteklenmediği için tavsiyelerde bulunmak, en yakın restoranı önermek ya da uçak bileti için alternatif siteleri getirmek gibi işlemler şimdilik yapılamıyor.Bazı eksiklikler varInbox her ne kadar Gmail'e göre daha modern bir arayüze sahip olsa da birçok anlamda ondan eksik yanları var. Örneğin e-postalardaki ekli dosyalar toplu olarak indirilemiyor. Ayrıca yeni e-posta tanımlama, filtreleme ve benzeri özellikler, Inbox üzerinden kullanılamıyor.Yapay zekanın kullanıcı yerine karar veriyor olması ve e-postaları otomatik olarak etiketlemesi bazı kullanıcıların hoşuna gitmeyebilir. Her ne kadar bu düzenlemeleri yaparken kullanıcı algoritmayı yönlendirebiliyor olsa da bu yönlendirmenin işe yaramadığı durumlar can sıkabilir.Neden Inbox?Uzun vadede Gmail'in yerini almasına kesin gözle bakılan Inbox'un geliştirme amaçlarından biri Google'ın diğer servislerine entegrasyonu sağlamak. Mevcut Gmail ile bunu yapmak çok kolay olmadığı gibi eski tasarım ve anlayışla da yapmak mümkün görünmüyor. Ayrıca her firma gibi gelirlerini artırmak isteyen Google, Inbox ile yeni gelir kapıları açmayı hedefliyor. Bunlar arasında sunulacak tavsiyelere reklam almak ya da reklam alınan şirketlere yönlendirmek gibi seçenekler de bulunabilir.Şimdilik kısıtlı bir kitle tarafından dünya çapında (içinde Türkiye de var) kullanılan Inbox, toplanan geri bildirimlerle önümüzdeki yıllarda gelişimini tamamlayıp Gmail'in yerini alarak farklı bir e-posta deneyimi sunmaya çalışacak.Kaynak: Al Jazeera
Tesla'nın Başındaki İsimden İlginç Açıklama
Kendini park eden ve sürücüsüz hareket edilebilen araçların arkasındaki şirket Tesla’nın başındaki isim Elon Musk, yapay zekanın sahip olduğu potansiyelin kendisini ürküttüğünü söyledi. MIT’nin düzenlediği bir sempozyumda konuşan Musk, “Yapay zeka ile bir nevi şeytan çağırmış gibi oluyoruz. Hani hikayelerde pentagramlarla, kutsal su ile şeytanı çağırıp kontrol edebileceğini düşünenler olur da işler beklediği gibi gitmez ya..” diye konuştu. Musk geçtiğimiz Haziran ayında yapay zeka ile uğraşan firmalara bu teknolojiyi izleyebilmek için yatırım yaptığını açıklamıştı. Ardından Ağustos ayında attığı bir tweette yapay zekanın nükleer silahlardan daha tehlikeli olduğunu savunmuştu. Birkaç hafta önce de şakayla karışık bir şekilde spam ile savaşmak için görevlendirilmiş yapay zekanın spamı bitirmenin en iyi yolunun insanları yok etmek olacağını düşünebileceğini dile getirmişti. Musk son yaptığı açıklamanın devamında “aptalca bir şey yapmadığımızdan emin olmak için ulusal veya uluslararası düzeyde denetlemeler yapmak gerekebilir” dedi.
Meraklısına Özel, Zamanda Yolculuk Konusunu İşlemiş 45 Film
07 Kasım 2014 günü vizyona girecek olan Christopher Nolan filmi Interstellar'ı bekleye dururken zaman yolculuğu temasını tam anlamıyla irdeleyen bir film listesi yapalım dedik. IMDb puanları baz alınarak sıralanmış ve film bilgileri turkcealtyazi.org dan derlenmiştir.
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta dram, bilim-kurgu, aksiyon ve romantik komedi türünde 5 film vizyona girecek.'Ölümcül Oyun'Başrollerinde Kate Hudson, James Franco ve Anna Friel'in bulunduğu 'Ölümcül Oyun' izleyici ile buluşacak.Marcus Sakey'in aynı adlı kitabından beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Henrik Ruben Genz var.Gerilim türündeki filmde, senelerce tüm maddi birikimlerini çocuk tedavisi için kullanan ve maddi anlamda zor günlerden geçen Tom ve Anna çifti, ölü bulunan kiracılarının apartman dairesinde buldukları parayı borçları için kullanma konusunda tereddüt etmez. Ne var ki bu karar, adım adım belaya bulaşma süreçlerini tetikleyen ilk adım olur.'Evrim'Johnny Depp, Rebecca Hall, Paul Bettany, Cillian Murphy ve Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman'ın oynadığı 'Evrim' bilim-kurgu meraklılarını sinema salonlarına çekmeye aday.Filmin yönetmenliğini 'Kara Şövalye', 'Başlangıç', 'Kara Şövalye Yükseliyor' gibi başarılı yapımların ünlü yönetmeni Wally Pfister üstleniyor.Bilim-kurgu rollerinde pek oynamayan Johnny Depp'in başrolünde olduğu filmin senaryosu Jack Paglen'e ait. Dr. Will Caster rolünde izleyici karşısına çıkan Depp, insan duygularının etkilendiği tüm bilgiler ve hareketlerin bir bilgisayar tarafından da yapılabilmesi için yapay zeka çalışmaları yapan ünlü bir bilim adamını canlandırıyor. Radikal grupların bir numaralı hedefi haline gelen Caster, bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will’in beynini gelişmiş bir süper bilgisayara entegre eder. Fakat terörist grup, Will'in hala hayatta olduğunu fark edince super-bilgisayarı yok etmek için harekete geçer.'Kayıp Kız'Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris ile Tyler Perry’nin oynadığı 'Kayıp Kız' filminin yönetmen koltuğunda David Fincher var.Fincher'ın, satış rekorları kıran Gillian Flynn'in gerilim romanından beyaz perdeye uyarladığı film, modern medya kültürümüzdeki güvenilmez sözler ve kaçınılmaz aldatmalar arasındaki bir Amerikan evliliğini konu alıyor.Hikayenin merkezindeki çift, eski bir New Yorklu yazar olan Nick ve karısı 'havalı kız' Amy. Beşinci evlilik yıldönümlerinde Amy kaybolur ve evlilikleri bir gizeme dönüşür. Nick, şüphe uyandırıcı davranışları yüzünden bir numaralı şüpheli olur. Amy ise ölü ya da diri bulunmak üzere ilham arayışındaki dünyanın gözleri önünde medya çılgınlığının övülen malzemesi haline gelir.'Sihirli Ay Işığı'Woody Allen'ın yönettiği ve Emma Stone, Colin Firth ile Marcia Gay Harden’ın oynadığı 'Sihirli Ay Işığı' romantik komedi türünde bir film.1920'lerin Güney Fransa kıyılarında geçen film, usta bir sihirbaz tarafından sahtekarlıkla suçlanan bir medyumun öyküsünü anlatıyor. Hikayenin 1920’lerde geçmesinin yarattığı romantizm ve Fransa’nın güneyindeki yerlerin ışıl ışıl görüntüsü, filme doğal bir sihir katıyor.'Seçilmiş'Jeff Bridges, Meryl Streep, Brenton Thwaites, Alexander Skarsgard, Katie Holmes ile Taylor Swift'in oynadığı 'Seçilmiş' rahat ve mutluluk dolu bir dünyada yaşayan genç bir adam olan Jonas’ın (Brenton Thwaites) etrafında dönüyor.'Gerçeği arayan özgürlüğü bulur' sloganıyla yola çıkılan yapımın yönetmen koltuğunda 'Ajan Salt', 'Dead Calm', 'Tehlikeli Oyunlar', 'Açık Tehlike' ve 'Kemik Koleksiyoncusu' gibi filmlerin yönetmeni Phillip Noyce var.Fantastik ve bilim-kurgu türündeki film, Lois Lowry’nin aynı adı taşıyan genç yetişkin romanından uyarlama. 1994’te 'Newberry Madalyası' kazanan roman, dünya çapında 10 milyondan fazla satmıştı.Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Qualcomm Yapay Zekayı Telefonlara Getirecek
Gelecekte üretilecek akıllı telefonlarda obje veya yüz tanıma için taklit nöronlar içeren özel donanımlar bulunabilir.Qualcomm’dan Charles Bergan, MIT Technology Review’in EmTech konferansında yaptığı sunumda gelecekteki telefonların neyin fotoğrafını çektiğinizi anlayacağını ya da yüzünüzü tanıyacağını açıkladı. Bergan’ın takımı bu hedefi gerçekleştirmek için yapay zeka alanındaki yeni ve çok güçlü bir yaklaşım olan ‘ derin öğrenme ’ metodunu kullanıyorlar.Akıllı telefonların kamera uygulamaları çeşitli sahneler için ayrı modlar sunarak bu sahnelerde çekilen fotoğrafın en kaliteli şekilde çıkmasını sağlayabiliyorlar. Qualcomm ise bu farklı sahneleri otomatik olarak tanıyan bir uygulama geliştirdi. Bu, gelecekte telefonların internet üzerinde veri alış verişi yapmadan kendilerini ayarlayabileceğini gösteriyor. Bergan, aynı yaklaşımın bir fotoğrafı çekmek için en uygun anı yakalamada kullanılabileceğini de söyledi.Ek olarak bir geliştirdikleri yüz tanımlama uygulaması da tanıtan Bergan, programın yüzünü kötü ışıkta ve titrek bir şekilde çekilmiş fotoğrafına rağmen tanıyabildiğini gösterdi.Her iki uygulama da ‘ derin öğrenme ’ tekniği kullanılarak üretilmiş ve örneğin sahne tanıma programında taklit nöronlar binlerce sahne fotoğrafı gösterilerek eğitilmiş.Bergan, Qualcomm’un böyle bir projeyi üretmesinin bir sebebinin de mobil cihaz üreticilerinin daha akıllı kamera talepleri olduğunu belirtti. Şirket daha önce devreleri nöron şeklinde dizilmiş ‘ neuromorphic ’ çiplerle bazı testler yapmıştı. Ancak bu teknoloji hala araştırma safhasında bulunuyor.Görünen o ki Qualcomm sadece frekans ve işlemci gücüne dayanan ürünlerin de ötesine geçerek işlemci gücünün çok daha verimli ve anlamlı kullanılmasına yönelik bir ürün stratejisi izleyecek. Bu durum daha önce ele aldığımız “ Görüntü algılama teknolojileri neden önemli?” başlıklı yazımız ile paralel şekilde değerlendirildiğinde, gelecek yıllarda karşılaşacağımız uygulama ve ürünlerin takip edeceği yol için bize bir harita sağlayabilir.TechInside Haber Merkezi kullanıcısı geçmişi olmayan ama geleceği parlak sanal bir hesaptır.Donanım Haber
The Grid ile Web Site Tasarımını Yapay Zekaya Emanet Etmek Mümkün
Son dönemde “kendi web siteni kendin oluştur” söylemiyle hareket eden pek çok girişim gördük. Aralarından bazıları başarılı olurken, bazıları ise klon girişimler olarak hafızalarımızdan dahi silindi.The Grid adlı girişim de bu alanda yepyeni bir söylemle ortaya çıkmış durumda. Tek satır kod yazmadan, sadece görsel olarak kendi web sitenizi kendiniz oluşturabiliyorsunuz. Ancak The Grid’in bazı ek özellikleri var ki, işte bunlar girişimin en ayrıştırıcı ve çekici olduğunu söyleyebileceğimiz özellikleri.The Grid, daha önce de belirttiğim gibi tek satır dahi kod bilgisine ihtiyacınız olmadan web sitesini tasarlayabilmenizi sağlıyor. Eklediğiniz fotoğraflar ve vermek istediğiniz mesaja göre, akıllı bir şekilde kullanmanız gereken renkleri sizin içi seçiyor.Hazır template’lerin dışına çıkmanızı sağlıyor ve otomotikleştirilmiş A/B testlerini sizin için yapıyor. Kısacası The Grid sayesinde web sitenizi akıllı bir yapay zeka ile beraber dizayn etmiş oluyorsunuz. The Grid’in söylemi de zaten en az bir sosyal ağ kullanmak kadar kolay olması.San Francisco’da 2010 yılında çalışmaya başlayan ekip, geçtiğimiz yıl Kickstarter kampanyasından 115 bin dolar para toplamayı başarmış. Ayrıca The Grid, 3.1 milyon dolarlık bir tohum yatırım aldığını da açıkladı. Aslında hiç fena gitmemiş Kickstarter kampanyaları, 4 yıldır bu girişim üstünde çalışıyor olmaları bir girişim olarak onların inandıkları şeyden vazgeçmedikleri anlamına geliyor gibi gözüküyor.Sistem şu anda yıllık 96 dolarlık bir bedelle, “kurucu üyelerini” topluyor. Sistemi ön siparişle 96 dolar ödeyerek alarak kurucu üye oluyorsunuz. Kısacası, The Grid kitle fonlama kampanyasına devam ediyor ve üyelerini şimdiden topluyor. 2015 yılının Sonbahar aylarında yayınlanacağı söylenen The Grid’in, açılışı sonrasında aylık bedelinin ise 25 dolar olacağı belirtiliyor.Yatırımcılar arasında, WordPress’e tema üreten Elegant Themes’in kurucusu Nick Roach, Facebook VP’si Greg Badros ve eski Disney Interactive Başkanı Johh Pleasants’ın da bulunduğunu belirtelim.Webrazzi
Amelia: İnsan Gibi Düşünebilen Sanal Asistan
Amelia insanların ne sorduğunu, nasıl hissettiğini anlayabilen bir sanal asistan. Yapay zekayı kullanan birçok akıllı makineden farklı olarak Amelia, insan davranışını taklit etmek yerine insanın düşünme biçimini anlamak üzerine kurgulanmış.İlk olarak WSJ yazarı Christopher Mims’in dikkat çektiği Amelia’nın becerileri dışında, radarımıza girmesinin bir diğer nedeni Baş Mimarı’nın Türkiye’den bir isim olması. Amelia’nın yapımcısı olan IPSoft şirketinde gelişmekte olan teknolojilerden sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Ergun Ekici, IPSoft’a 2001 yılında katılmış.1998 yılında kurulan IPSoft, bugün Asya Pasifik’ten Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor ve dokuz ülkede ofisleri bulunuyor. Kurumlara yönelik IT çözümleri sunan şirket, otonom ve bilişsel teknolojilere odaklanıyor. IPSoft’un karşılaştığı vakaların yüzde 56’sını insan müdahalesine gerek olmadan “akıllı makine”leri sayesinde çözümlediği belirtiliyot şirket tarafından. IBM gibi devlerle rekabet ettiği söylenen IPSoft, Cisco, Accenture, Cygate gibi şirketlerle birlikte çalışıyor.Diğer taraftan bilişsel teknolojiler alanında çığır açmak isteyen şirket, bunun için Amelia’yı geliştirmeye devam ediyor. Ekici’nin yönetimindeki ekip, Amelia’yı sadece yüksek bir IQ’su olan bir makine olarak değil aynı zamanda gelişmiş bir duygusal zekaya (EQ) sahip bir asistan olarak tasarlamış.İnsan, daha doğrusu çocuk gibi eğitilmesi gereken Amelia sizden öğreniyor ve zekası siz onu kullandıkça gelişiyor. Düşünce süreci ise özetle birkaç adımı takip ediyor: Amelia’ya bir soru sorduğunuzda soruyu anlarsa cevap veriyor. Cevabı verebilirse, çözümü bulmak için süreci başlatıyor. Cevabı veremiyorsa web’de arıyor. Web’de aradığı yanıtı bulamazsa soruyu bir insana -çalışma arkadaşına- yöneltiyor. Çalışma arkadaşının bu soruya nasıl yanıt verdiğini gözlemleyen Amelia, bu davranış biçiminden öğreniyor ve bilgiyi saklıyor, gelecekte kullanmak üzere.Bağlamsal filtreler kullanılan Amelia, farklı biçimde söylenen ancak aynı anlama gelen cümleleri algılayabiliyor. Yani ona anlatmak istediğiniz şeyi, belirli bir kalıp kullanmanız için sizi zorlamıyor.Şu anda metin merkezli bir arayüz kullanan Amelia, farklı dillerde sorulara cevap verebiliyor ve dil öğrenebiliyor. Öncelikle kurumsal pazarı hedefleyen bu sanal asistanın ilk etapta çağrı merkezlerinde kullanılabileceği düşünülüyor. IPSoft’un farklı endüstrilerdeki müşterileri halihazırda Amelia’yı bu konuda test ediyor. Amaç, Amelia’ya doğru cevabı vermesi konusunda tutarlı olmayı öğretmek. Yani gelen her çağrıda müşterinin doğru cevabı alabilmesini sağlamak.Amelia’nın, henüz “Her” filminde görebildiğimiz, yapay zeka tabanlı işletim sistemi Samantha’ya gerçek hayatta en çok yaklaşan şey olduğu söyleniyor. Ergun Ekici, filmdeki gibi herkesin aşık olabileceği bir işletim sistemini geliştirmenin arefesinde olduklarını belirtiyor. Bunun çok uzun zaman almayacağını da.Webrazzi
Google En Güçlü Kuantum Bilgisayarı Yapacak
Google, en üstün işlemci gücüne sahip kuantum bilgisayarı geliştirmek için özel bir araştırma grubuyla ortaklık kurdu. Google'ın amacı atom altı parçacıkları kullanarak bilgisayar teknolojisinde devrim yapmak.Google'ın Kuantum Yapay Zeka (Quantum AI) ekibi, University of California, Santa Barbara (UCSB) araştırmacılarıyla bir araya gelerek en gelişmiş kuantum bilgisayarı üretmeyi amaçlıyor. Quantum AI ekibinin başında yer alan Hartmut Neven, blog sayfasında yaptığı açıklamada amaçlarının, 'süper iletken teknolojilere dayanan yeni kuantum bilgi işlemcileri tasarlamak ve inşa etmek olduğunu' belirtti.Kuantum bilgisayarlar atom altı parçacıkların özelliklerini kullanarak geleneksel bilgisayarlara kıyasla milyonlarca kat hızlı işlem yapabilme özelliğine sahip. Kuantum bilgisayarlar, geleneksel bilgisayarların yerine getirdiği 0 ve 1'den oluşan ikili kod yerine kuantum bitleri (kubits) kullanıyor. Kuantum mekaniklerine dayanan kubitler, eşzamanlı işlem kapasitesini ciddi ölçüde artırıyor.Computer World sitesinin haberine göre, 'süperpozisyon' adı verilen bu özellik, bilgisayar teknolojisinde devrim yaratacak olan terimi temsil ediyor. UCSB tarafından yapılan açıklamada, süperpozisyon bilginin saklanacağı atom veya elektronun eşzamanlı olarak tüm kuramsal durumlarda var olabilmesini sağlıyor. Böylece, kuantum bilgisayarların paralel olarak çok sayıda işlemi aynı zamanda gerçekleştirmesi amaçlanıyor.UCSB ekibinin başında yer alan John Martinis, başında yer aldığı Martinis Group ile kısa süre önce kuantum araştırmalarındaki başarılarından ötürü London Prize ile ödüllendirildi.D-Wave yol gösterecekGoogle, 2013 yılında kuantum bilgisayar geliştiren D-Wave Systems'in 15 milyon dolarlık D-Wave 2 bilgisayarını satın almış ve bilgisayarın tasarımı üzerinden kendi çalışmalarını başlatmıştı.The Verge sitesinin verdiği bilgiye göre, Google Ekim ayında kuantum bilgisayarlarda etkinliği artıracak önemli bir keşfe imza attı. Öte yandan, Science dergisinde Nisan ayında yayınlanan araştırmada, D-Wave 2'nin geleneksel bilgisayar teknolojisinden çok ileri olmadığı belirtildi. Makalede, bilgisayarın kuantum gücüne sahip olmasına rağmen geleneksel bilgisayarların ötesine gidecek potansiyeli gösteremediği ifade edildi.Wall Street Journal'a göre, Google-UCSB oraklığının ilk amacı, D-Wave'in de yardımını alarak D-Wave 2'yi 1000 kubitlik bir işlemciyle geliştirmek.Çalışmalar hızla sürüyorABD'nin büyük yatırım yaptığı kuantum araştırmalarında önemli bir gelişme Şubat 2013'te yaşanmış ve Utah Üniversitesi iletkenlik özelliği yüksek ilk organik materyali ürettiklerini açıklamıştı.Almanya’nın Max Planck Kuantum Optik Ensitütüsü araştırmacıları ise Nisan 2012'de ilk kuantum iletişim ağının prototipini geliştirerek 'kuantum internet' için ilk adımı atmıştı.Kaynak: Al Jazeera
2013'ün Sinema İçin Harika Bir Yıl Olduğunu Gösteren 17 Film
İyiden iyiye yaşlanmakta olan alkolik baba Woody Grant, piyangodan büyük ödülü kazandığını öğrenerek ödülünü almak için Montana'dan Nebraska'ya doğru uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verir. Ailesinden kimse söylediklerini ciddiye almasa da yirmili yaşlardaki oğlu pek de istemeyerek bu yolculuk esnasında babasının yanında yer almaya karar verir. Sideways ve The Descendants filmlerinin senaryolarıyla iki Oscar ödülü kazanan yönetmen Alexander Payne'in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerini Bruce Dern, Bob Odenkirk ve Will Forte paylaşıyor.
Akıl Dolu Hikâyeleriyle İzleyenleri Hayretler İçinde Bırakan Birbirinden Başarılı 42 Film
http://www.imdb.com/title/tt0212720/ Belirsiz bir gelecekte insanoğlu, dünyanın çoğunun sular altında kaldığı bir yeryüzünde yaşamaya çalışırken, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yapay zekalı robotlar üretir. David, madde ve mana olarak tam bir insan gibi donatılmış bir robottur. Sevmeye programlanmış olan ilk çocuk robot David, o sırada hasta olmasından dolayı tedavisi bulunana kadar çocukları dondurulmuş bir aile tarafından deneme süreci olarak evlat edinilir. David, yaşadığı aile ortamında evlatlığın gerektirdiği sevgi ve bakımı kapsayarak giderek çiftin çocukları haline gelmesine rağmen, umulmadık olaylar Robot David için hayatı imkansız bir duruma sokar.
Google'dan 'Yapay Zeka' Hamlesi
Google, iPhone'larda kullanılan şehir kılavuzu uygulaması Jetpac'i geliştiren ekibi transfer etti. Jetpac, gelişmiş derin öğrenme yazılımlarıyla Google'ın dijital hizmetlerine katkıda bulunacak. Google, Instagram'da paylaşılan mekan fotoğraflarından yararlanarak şehir kılavuzu hizmeti sunan Jetpac'in satın alındığını duyurdu. The Next Web'in haberine göre, uygulama birkaç gün içinde App Store'dan kaldırılacak, hizmete sunulan destek ise 15 Eylül'de sona erecek. Jetpac uygulamasının derin öğrenme yazılımı, kullanıcıların Instagram fotoğraflarını analiz ederek şehirlerdeki işyeri ve diğer mekanların tespitini yapabiliyordu. MIT Technology Review'da verilen bilgiye göre, yazılım bir mekana giden insanların turist veya köpek seven insanlar olup olmadığı gibi özellikleri belirleyebiliyor. Ayrıca, mekanın popülerliği de fotoğraf analizlerinden tespit ediliyor. Uygulama, bıyıklı erkek veya kareli gömlek sayısına göre belli mekanların yerlerini bile bulabiliyor. Google araştırmacılarından Geoffrey Hinton'ın da geliştirilmesinde katkıda bulunduğu Jetpac yazılımının, yapılan satın alımla bir nevi doğduğu yere döndüğü kabul ediliyor. Jetpac ile Google Now uygulamanız seçeceğiniz tarzlara sahip bölgelerde girdiğinizde alarm vermeye bile başlayabilir. Kaynak: Al Jazeera
IBM Beyni Taklit Eden İşlemci Üretti
IBM, insan beyninin mimarisini taklit eden bilgisayar işlemcisi geliştirdi. 1 milyon elektronik sinir içeren TrueNorth adındaki çip, beyin gibi algılayabilen işlemcilerin geliştirilmesi adına çok önemli bir adım olarak görülüyor. IBM'in dünya genelindeki 12 laboratuvarından oluşan Ar-Ge birimi IBM Research, insan beynine en çok benzeyen bilgisayar işlemcisini üretmeyi başardı. TrueNorth adı verilen çip, 1 milyon programlanabilir sinir, 4 bin 96 bireysel nörosinaptik çekirdek ve 5.4 milyon transistör içeriyor. İnsan beynini taklit etmesi için geliştirilen işlemci, sahip olduğu milyonlarca transistöre rağmen sadece 72 miliwatt gücünde enerji harcıyor. Science dergisinde yayımlanan araştırmayla duyurulan TrueNorth, birbirine bağlı transistör ağıyla insan beyninin karmaşık sinir ağını model alıyor. Çip, bu sayede beyin gibi algılama özelliği kazanıyor. New York Times'ın haberine göre, TrueNorth'un sahip olduğu elektronik sinirler, ışık gibi verileri belli bir eşik değerini geçtikleri zaman fark etme ve birbirlerinden ayırt etme özelliğine sahip. Programlanabilir sinirler, veriyi desenlere içinde organize ederek ışığın parlaklığının artması, renginin veya şeklinin değişmesi gibi değişimleri fark edebiliyor. Bu özelliği, işlemcinin bir videoda yer alan insan hareketlerini algılayabilmesini sağlıyor. Örneğin, bir kadınının cüzdanını çıkartması hareketini insan beyni bilinçli düşünce olmaksının algılayabilirken, günümüzde robotlar ve bilgisayarlar bu hareketleri yorumlayamıyor. TrueNorth, taklit ettiği yapısıyla, beyin gibi yorum yapabilen ilk işlemci olabilir. Tartışmaları beraberinde getirdi ExtremeTech sitesinin verdiği bilgiye göre, Samsung'un 28 nanometre yongaları kullanılarak üretilen TrueNorth, watt başına saniyede 400 milyar sinaptik işlem yapabiliyor. Bu miktar, TrueNorth'a kadar geliştirilen beyin mimarisi taşıyan modern işlemcilerden 176 bin kat daha etkin. Modern bir silikon işlemci, evrendeki en gelişmiş bilgisayar olarak kabul edilen ve toplam enerji tüketimi 20 watt olan insan beynine kıyasla milyonlarca kat daha fazla enerji harcıyor. IBM'in, TrueNorth ile insan beyni gibi çalışan ilk bilgisayar işlemcisine giden yolda önemli bir adım attığı kabul ediliyor. New York Times'a konuşan Facebook yapay zeka araştırmaları direktörü Yann LeCun ise IBM'in günümüzün en hızlı işlemcilerini geçebileceği konusunda şüpheli olduğunu belirtti. LeCun, 'TrueNorth'un birçok açıdan limitli olduğunu ve performansının görüldüğü kadar yüksek olduğunu sanmadığını' belirtti. LeCun, makine öğrenimi alanında TrueNorth'un etki yapabileceğini düşünmediğini ifade etti. Salk Enstitüsü Bilgisayımsal Sinirbilim Laboratuvarı'ndan Terrence T. Sejnowski ise TrueNorth'un uzun bir gelişim süreci geçireceğini ancak bir gün akıllı telefonlara eklenebilecek bir teknoloji haline geleceğini savundu. İki amaca hizmet edecek TrueNorth, Pentagon'un Ar-Ge kurumu DARPA tarafından desteklenen SyNAPSE programı kapsamında geliştirildi. Programın direktörü Gill PRatt, DARPA'nın makine öğrenimi çalışmalarıyla iki amacı olduğunu belirtti. İlk olarak askeri drone'ları otomatik hale getirmek istediklerini söyleyen Pratt, böylece kontrol etmesi için yeterli insan bulunmayan verilerle baş edebileceklerini belirtti. İkinci amaç ise beynin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için bilim insanlarının laboratuvarlarda kullanabileceği yeni bir teknoloji geliştirmek olarak açıklandı. IBM'in ilk başarısı değil IBM, insan beyni gibi çalışan işlemci konusunda yaptığı çalışmalarda ilk önemli başarıyı Kasım 2012'de göstermiş ve en büyük beyin simülasyonunun oluşturulduğunu açıklamıştı. DARPA'nın desteklediği projede, 10 milyar sinir hücresi ve 100 trilyon sinaps kullanılarak bilinen en büyük beyin simülasyonu hazırlamıştı. IBM, Mart 2013'te ise silikon çiplerden çok daha etkin olacak yeni nesil transistör geliştirildiğini açıklamıştı. Al Jazeera
9 Durumda Türkiye'de Yazılım Sektörü ve Eğitim Durumu
Bir yazılım geliştirici olmam ve kendi işimde çalışamamamla yazıya başlıyorum. Kendi işimde çalışamıyorum çünkü ülkemizin yazılım sektörü ne tam yerine oturdu ne de zihniyetimiz değişti çok şükür.Neyse lafı fazla uzatmayalım resimlerle anlatıma geçelim...