Evizinizi Jazz Kulübüne Çevirecek 10 Rahatlatıcı Parça
Kabul edelim, bazen dünyanın gürültüsünü dışarıda bırakıp, kendimizi o dumanlı, loş ışıklı ve piyano seslerinin havada asılı kaldığı eski bir New York jazz kulübünde hayal etmekten başka hiçbir şey iyi gelmiyor.
Peki, o klas ve huzurlu atmosferi neden kendi salonunuza taşımıyoruz? Üstelik pijamalarınızı çıkarmanıza bile gerek yok!
1. Miles Davis – Blue in Green
Bu parça sadece bir şarkı değil, bir ruh hali. Kind of Blue albümünün o meşhur melankolisi evin her köşesine yayılırken, piyanonun ve trompetin arasındaki o sessiz diyalog seni alıp çok uzaklara götürecek.
2. Chet Baker – I Fall in Love Too Easily
Chet Baker’ın o yaralı, sanki her an ağlayacakmış gibi duran sesi... Eğer biraz efkarlıysan bu parça seni bitirir ama bir o kadar da sarıp sarmalar. 'Yine mi aşık olduk?' dedirtir insana.
3. Bill Evans Trio – Waltz for Debby
Piyano tınıları resmen evin içinde dans ediyor. Pazar sabahı, elinde en sevdiğin kupan, üzerinde hırkan... Bu şarkı o anın ta kendisi. Bill Evans’ın o zarif dünyasına mutlaka gir.
4. Duke Ellington & John Coltrane – In a Sentimental Mood
Saksafonun o kadife sesi var ya... Hani sanki biri gelmiş, omuzlarına yumuşacık bir battaniye örtmüş gibi hissettiriyor. Akşam yemeğinde arkadan kısık sesle çalmalık tam bir 'vibe' parçası.
5. Stan Getz & João Gilberto – Corcovado
Bossa Nova dediğin şey zaten huzurun diğer adı. Bu parça başladığında sanki evin penceresinden Rio de Janeiro’nun o sıcak rüzgarı içeri giriyor. Gözlerini kapat, kumsaldasın.
6. Nina Simone – Little Girl Blue
Nina teyze öyle bir piyano çalar ki, sanki seninle oturup dertleşiyor. Sesi zaten bambaşka bir dünya. Onun o dev mirasına bir selam çakmadan geçmeyelim.
7. Ella Fitzgerald & Louis Armstrong – Autumn in New York
Bu ikili bir araya gelince kötü bir şey çıkma ihtimali sıfır. Sesleri birbirine öyle bir yakışıyor ki, sanki eski bir dostunla oturmuş dertleşiyormuşsun gibi bir sıcaklık veriyor.
8. Dave Brubeck – Take Five
Ritmi biraz değişik gelebilir ama o saksafon girdiği an 'Hah, işte bu!' diyeceksin. Evin içinde hafif hafif tempo tutarken bulacaksın kendini. Brubeck Arşivi tam bir hazine.
9. Julie London – Cry Me a River
Biraz dramatik, biraz havalı... Julie London’ın o buğulu sesiyle evin atmosferi bir anda 50’lerin siyah-beyaz filmlerine dönüyor.
10. Blossom Dearie – "They Say It's Spring
Kapanışı o kadar tatlı yapıyoruz ki... Blossom’ın o çocuksu ve zarif sesiyle sanki bir Paris kafesinde oturmuş, baharın gelişini izliyormuşsun gibi hissedeceksin.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın