Meclis, İmralı Tutanaklarını Yayımladı:''Türkiye'yi Kendi Devletim Olarak Görüyorum''
TBMM, üç milletvekilinin ziyaret ettiği İmralı Adası’ndaki görüşmenin tam tutanaklarını yayımladı. Öcalan, İmralı notlarında, 'başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı'na olmak üzere işleyebileceğini, Bahçeli'nin de söylediği gibi kendisi için iletişim kanallarının açılması gerektiğini, Sayın Bahçeli'nin boşuna umut hakkı ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini' ifadelerini kullandı.
Görüşmeden iki ay sonra tutanaklar yayımlandı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız; 24 Kasım 2025'te Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu temsilen İmralı Adası'na giderek PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşmüştü.
TBMM, görüşmeden iki ay sonra İmralı’daki toplantının tam tutanaklarını “İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı” başlığıyla resmi sitesinde yayımladı.
Öcalan, "umut hakkı" konusunda ilk kez konuştu.

Tutanakta bu bölüm şu ifadelerle yer aldı:
'Sayın Bahçeli'nin kendisinin 'Eğer imkanlar tanınırsa ben devlete hizmet etmeye hazırım' sözünü hatırlatıp, 'buyurun' demesi, hatta gerekirse umut hakkı da dahil olmak üzere DEM Parti grup toplantısında konuşmasını istemesinin' tarihi olduğunu,
Sözünün arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,'
Darbe mekanizması uyarısı da yapan Öcalan'ın sözleri tutanağa şu şekilde geçirildi:
'Başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı'na olmak üzere işleyebileceğini, Sayın Devlet Bahçeli'nin de konuşmalarında buna değindiğini,'
Öcalan "şehit ailelerinin hassasiyeti" konusunun hatırlatılması üzerine de yanıt verdi.

Tutanakta Yayman'ın sorusu üzerine yer alan bölüm şu şekilde katırlara girdi:
'(Hüseyin Yayman şehit ailelerinin hassasiyeti ile geldiklerini belirtmesi üzerine) Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini,
Türkiye'de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşmaları ve doğru yerden kapıyı aralamayı başarmaları halinde büyük bir talih kapısının açılacağını, hem de bölgeyi yeniden belirleyeceğini,'
"Siyasete Ülkü Ocaklarında başladım"

'Öncelikle Kürt sorununun bin yıllık bir sorun olduğunu, bu sorunun 3 aşamasının bulunduğunu, bu kapsamda konjonktürel sürecin dikkate alınması gerektiğini,
Tarihte yapılan büyük hatayı Feti (Yıldız) Bey'in de ideolojisini de gözeterek anlatmak istediğini,
Kendisinin Ankara'da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu, siyasete orada başladığını,
Kürt sorununun devlet katından siyasi kata geçtiğini, bu ciddi sorunu şimdi siyasiler ile tartışacağını ve bunu çok önemsediğini,'
"Ninem Türkmen kökenliydi"

Öcalan, Türkmenlere de geniş yer verdiği konuşmada ninesinin Türkmen olduğunu söyledi:
'Ninesinin Türkmen kökenli olduğunu,
Selçuklu Sultanı Sancar'ın kendisine başkent olarak Med devletinin eski başkenti olan Hamedan'ı seçtiğini,'
"Türksüz Kür, Kürtsüz Türk olmaz" sözünü Atatürk üzerinden bir örnekle açıkladı:

'Bu coğrafyada 'Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk'ün yaşamayacağını' anladığını,
Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te başarılı olmasında Silvan'da bulunan Mervani Emirliği ve Ahlat'ta bulunan Kürt Emirliği ile anlaşarak onlardan destek alması olduğunu, bunu da Osman Turan'ın yazmış olduğu kitapta okuduğunu,
Malazgirt'in Kürtlerin de yaygın olarak savaştığı bir zafer olduğunu, Anadolu'nun kapısının Türklere açıldığının söylendiğini ancak Fırat'a kadar Şanlıurfa, Malatya'ya genişlediğini ve bunun Kürtlerin nefes almasını sağladığını,
Atatürk'ün Beyazıt'taki aşiret beyine 'Eğer bu savaşta birbirimizle savaşırsak ne Kürdistan ne Türkiye kalır, ikisi de kaybeder' dediğini, birlik dışında bir kurtuluş yolu olmadığını, sonrasında savaşın kazanıldığını ve Kürt katkısının göz ardı edilemeyeceğini,'
Öcalan "Türkiye'yi kendi devleti olarak gördüğünü" söyledi.

'Türkiye'yi artık kendi devleti olarak gördüğünü, kendisinin Türkiye'nin demokratik Cumhuriyet olmasını istediğini,
Demokratik Cumhuriyet'in inşası konusunda AK Parti'nin ciddi adımlar attığını,
Kendisinin Kürt kültürünü Cumhuriyet'e dahil etmek istediğini, bunun bir zenginlik olduğunu, bunun başka türlü yorumlanmamasını istediğini,'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın
Şuursuz olarak görüyorum, ülkem adına üzülüyorum hala besliyorlar bu şeyleri 🤢
Alsın tutanakları bir taraflarına monte etsinler. Yakışır.
Bahçeli koltuğunu verir beraber oturursunuz sıra sıra ülkü ocaklarında başlamışsın bide tamamdır en has adamı olursun…